EĞİTİM
Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokuluna "Makine" programı açıldı 29 Nisan 2026 Çarşamba - 18:02:25 Bartın Üniversitesi (BARÜ) bünyesindeki Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokuluna "Makine" ön lisans programının açılması Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylandı. Bartın Üniversitesi (BARÜ) bünyesinde sanayi sektörünün nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokuluna yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu doğrultuda Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu bünyesinde "Makine" ön lisans programının açılması Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından uygun bulundu. Gençlerin istihdamına ve geleceğin mesleklerine odaklanılan BARÜ’de, sektörün nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanmasına yönelik önemli bir adım daha atılmış oldu. Makine programı, Makine ve Metal Teknolojileri Bölümü altında eğitim-öğretim faaliyetini sürdürecek. BARÜ, sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda sektörle uyumlu eğitim programlarını artırmaya yönelik çalışmalarına devam edecek. Programın onaylanmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, "Bartın Üniversitesi olarak öğrencilerimizin bilgi, beceri ve yetkinliklerinin sanayi ve iş dünyasının ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesini hedefleniyoruz. Bu kapsamda sektörün ihtiyaçları doğrultusunda eğitim alanlarımızı sürekli geliştiriyoruz. Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulundaki bölüm sayımızı artırmaya devam edeceğiz. Yenilikçi ve uygulamalı eğitim odaklı çalışmalarımıza verdikleri destek dolayısıyla YÖK Başkanımız Prof. Dr. Sayın Erol Özvar ve YÖK üyelerimize teşekkür ediyorum" dedi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 16:48 Iğdır’da "Ehlibeyt alimleri buluşması" düzenlendi Iğdır Valiliği ile Iğdır Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "Ehlibeyt Alimleri Buluşması", Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in katılımıyla gerçekleştirildi. Programda birlik, kardeşlik ve hoşgörü vurgusu öne çıktı. Kadim medeniyetlerin buluşma noktası olan Iğdır’da önemli bir programa imza atıldı. Iğdır Valiliği ve Iğdır Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "Ehlibeyt Alimleri Buluşması", geniş katılımla gerçekleştirildi. Iğdır Üniversitesi Karaağaç Kampüsü 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonunda düzenlenen program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ve Kur’an’ı Kerim tilaveti ile devam etti. Konuşmalarda, Iğdır’ın tarih boyunca farklı kültür ve inançların bir arada huzur içinde yaşadığı önemli şehirlerden biri olduğuna dikkat çekilerek, bu hoşgörü ikliminin korunmasının önemine değinildi. Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel Iğdır’ın kültürel ve inançsal zenginliğine değinerek; "Kadim medeniyetlerin kesişim noktasında yer alan Iğdır, tarih boyunca barındırdığı kültürel ve inançsal zenginliğiyle daima müstesna bir şehir olmuştur. Bu topraklar, farklılıkların bir ayrışma sebebi değil; aksine bir arada yaşamanın, birbirini anlamanın ve birlikte zenginleşmenin bir imkanı olarak görüldüğü nadide coğrafyalardan biridir. Yüzyıllar boyunca pek çok kültürün huzur içinde kök saldığı bu aziz şehir, bugün de aynı hoşgörü iklimini sinesinde taşımakta ve bu kadim mirası gelecek nesillere büyük bir titizlikle aktarmaktadır." dedi. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin ise, "Bugün Ehlibeyt alimleri buluşması vesilesiyle bir araya gelmemiz, ortak değerlerimize sahip çıkma ve aramızdaki kardeşlik köprülerini tahkim etme iradesidir. Özellikle aramızda bulunan Caferî kardeşlerimize "hoş geldiniz" demek istiyorum. Sizlerin Ehlibeyt inancını yaşatma konusundaki hassasiyetiniz, sadakatiniz ve bu mirası nesiller boyu dimdik ayakta tutma azminiz, toplumsal zenginliğimizin en kıymetli parçasıdır. Bizler, Ehlibeyt’in bir gemi olduğuna ve ona binenlerin kurtuluşa ereceğine inanan; bu düsturla yola çıkan insanlar olarak, kültürel farklılıkların bir ayrışma değil, birer rahmet vesilesi olduğunu belirtmek isterim" dedi. Soru-cevap şeklinde devam eden buluşmada Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ersin, vatandaşlardan gelen soruları alarak var olan sorunları tespit edeceklerini ve bunu bakanlık vasıtasıyla Cumhurbaşkanına ileteceklerini söyledi.
MSKÜ’de öğrenci çalıştayı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 10:13 MSKÜ’de öğrenci çalıştayı MSKÜ’de, Genç Kalite Topluluğu tarafından Öğrenci Çalıştayı düzenlendi. Çalıştayda, kampüs yaşamı ve akademik süreçler masaya yatırıldı. Her fakülteden öğrencilerin katıldığı çalıştayda, öğrencilerin üniversiteye dair fikirlerini ifade edebildiği verimli bir platform oluşturulurken, kampüs yaşamı ve akademik süreçler masaya yatırıldı. Daha iyi bir eğitim süreci için çalıştayda bir araya gelen öğrenciler, ortak sorunlara çözüm aradı. Gruplar halinde fikirlerini paylaşan öğrenciler, eğitim müfredatı, eğitimin işleniş şekli, Erasmus, staj imkanları, spor faaliyetleri, öğrenci toplulukları ve imkanları, kütüphane, kantin ve Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığının imkanları ve işleyişi gibi birçok konuyu ele aldı. Öğrenciler, sorunlarını üniversite yönetimiyle paylaştı MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hatice Hicret Görgülü ve daire başkanlarıyla birlikte çalıştaya katılarak öğrencilerle bir araya geldi. "Rektör-Öğrenci Buluşması" gerçekleştirilen çalıştayda, öğrenciler, üniversite yönetimiyle doğrudan iletişim kurarak sorularını ilettiler ve önerilerini paylaştılar. Öğrencilerin sorunlarını bire bir dinleyen Rektör Prof. Kaçar, sorunların çözüm önerileri hakkında fikir alışverişi yaptı. MSKÜ, öğrencilerin üniversite yaşamına katılımını artıran ve sorunlara yönelik yapıcı bir zemin oluşturan bu tür çalıştaylarla; öğrencilerin akademik ve sosyal yaşamlarını iyileştirmeyi, üniversite politikalarının öğrenci odaklı biçimde şekillendirmeyi ve yükseköğretimde katılımcı yönetim anlayışını güçlendirerek kalite kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyor.
İzmir’de gençleri bağımlılığa karşı koruyacak ’Sağlıklı Yaşam Ligi’ başlıyor
26 Nisan 2026 Pazar - 16:17 İzmir’de gençleri bağımlılığa karşı koruyacak ’Sağlıklı Yaşam Ligi’ başlıyor Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle gençleri bağımlılık risklerinden korumayı hedefleyen ’Yeşilay Sağlıklı Yaşam Ligi’ projesinin pilot uygulamaları başlıyor. İki kurumun hayata geçirdiği bu projeyle gençlere teorik bilginin ötesinde kalıcı yaşam alışkanlıkları kazandırılması hedefleniyor. Geleneksel bağımlılık önleme çalışmalarının aksine gençlerin günlük yaşamına doğrudan dokunan proje; sorumluluk, hareket ve dijital denge temaları üzerine kuruluyor. 2026 yılı Nisan ayında başlayacak olan süreçte, her sınıf bir takım, her öğretmen ise bir takım koçu olarak konumlandırılacak. Bu sayede okul ikliminde koruyucu bir ekosistem oluşturulması ve öğrencilerin ’Sağlıklı Yaşam Elçisi’ rolü üstlenmesi amaçlanıyor. Öğrenciler farklı seviyelerde görevler yapacak Sorumluluk ve İyilik Hali, Sağlıklı Yaşamda Hareket, YeşilFest ve Geleceğe İz Bırak temaları altında yürütülecek olan süreçte sınıflar kolay, orta ve zor seviyelerde görevler gerçekleştirecek. Yapılan çalışmalar fotoğraf, video ve veli onay formlarıyla kayıt altına alınacak. Değerlendirme sürecinde yalnızca başarı değil, öğrencilerin gösterdiği çaba, devamlılık ve sorumluluk düzeyi de göz önünde bulundurulacak. Yetkililer, projenin düzenli hareket, sağlıklı uyku, dengeli beslenme, dijital denge ve aidiyet duygusu gibi temel yaşam becerilerini güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti. Süreç 3 aşamada tamamlanacak Projenin sahadaki etkisinin 3 aşamada ortaya çıkması bekleniyor. Nisan ve mayıs aylarındaki ilk aşamada pilot okullardaki takımlar sürece katılacak. Öğrencilerin kazandığı alışkanlıkların, aile katılımı ve ev etkinlikleriyle mahallelere kadar uzanması hedefleniyor. İkinci aşama olan mayıs ve haziran döneminde ise okul birincileri il düzeyinde yarışacak. Takımlar bu süreçte özgün projeler geliştirerek toplumsal farkındalık çalışmalarına imza atacak. Haziran ayındaki kapanış programında il birincisi açıklanarak proje çıktıları kamuoyuyla paylaşılacak. Veliler sürecin aktif bir parçası olacak Üçüncü aşamada uzun vadeli hedeflere odaklanılarak, elde edilen veriler doğrultusunda modelin yeni eğitim öğretim yılından itibaren tüm okullara yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Proje sadece öğrenci ve öğretmenlerle sınırlı kalmayıp velileri de sürecin aktif bir parçası haline getiriyor. Haftalık aile katılım formları, evde uygulanabilecek görevler ve dijital detoks saatleriyle okulda kazanılan alışkanlıkların aile ortamında da sürdürülmesi sağlanacak. Uzmanlar, kalıcı davranış değişikliğinin ancak günlük yaşamın içinde deneyimlenerek sağlanabileceğine dikkat çekti. "Eğitim camiası bu çalışmanın en büyük gücüdür" İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, bağımlılıkla mücadelenin günümüzde giderek daha kritik bir önem taşıdığını ve bu alanda yürütülen eğitim temelli çalışmaların belirleyici bir rol üstlendiğini vurguladı. Pilot okulların titizlikle seçildiğini kaydeden Yahşi, "Süreç güçlü bir ekip yapısıyla başlatıldı. Proje yalnızca İzmir ölçeğinde kalmayacak, ilerleyen süreçte Türkiye genelinde yaygınlaştırılabilecek örnek bir uygulama olma potansiyeli taşıyor. Tüm paydaşların sürece aktif katkı sunması çok önemli. Eğitim camiası bu çalışmanın en büyük gücüdür" dedi.
Mesleki tecrübelerini aday öğretmenlerle paylaştı
26 Nisan 2026 Pazar - 15:38 Mesleki tecrübelerini aday öğretmenlerle paylaştı Milli Eğitim Akademisi Sivas Eğitim ve Uygulama Merkezi tarafından aday öğretmenlere yönelik "Akademi’de Kültür ve Sanat Uygulamaları, Tecrübe Paylaşımı" programı düzenlendi. Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezinde düzenlenen programa İl Milli Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan ile aday öğretmenler katıldı. Programda konuşan Erdoğan, öğretmenlik mesleğinin yalnızca akademik bilgi aktarımından ibaret olmadığını, aynı zamanda kültür ve sanatla beslenen çok yönlü bir gelişim süreci olduğunu vurguladı. Okul öncesi eğitimin önemine değinen Erdoğan, bu dönemin çocukların bilişsel, duygusal, sosyal ve dil gelişimlerinin temellerinin atıldığı en kritik evre olduğunu ifade etti. Okul öncesi eğitimin, çocukların öğrenmeye karşı olumlu tutum geliştirmelerinde belirleyici rol oynadığını belirten Erdoğan, erken yaşta kazanılan alışkanlıkların ve değerlerin bireyin tüm yaşamını şekillendirdiğini dile getirdi. Bu süreçte öğretmenlerin rehberlik rolünün büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, okul öncesi öğretmenlerinin yalnızca bilgi aktaran değil çocukların merak duygusunu besleyen, keşfetmeye yönlendiren ve bireysel farklılıklarını gözeterek gelişimlerini destekleyen bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini ifade etti. Meslek hayatı boyunca edindiği tecrübeleri aktaran Erdoğan, öğretmenlik mesleğinin sorumluluklarına dikkat çekti.
Geleceğin öğretmenlerine "Ses Hijyeni Eğitimi"
26 Nisan 2026 Pazar - 13:16 Geleceğin öğretmenlerine "Ses Hijyeni Eğitimi" Anadolu Üniversitesi’nde öğrenci kulüplerince, "Öğretmen Olacağım, Peki Sesim Buna Hazır Mı?" başlıklı Ses Hijyeni semineri düzenlendi. Anadolu Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri Koordinatörlüğü’ne bağlı Anadolu Matematik Kulübü, Psikoloji ve Yaşam Kulübü ve Eğitim Fakültesi öğrenci topluluğu tarafından düzenlenen, "Öğretmen Olacağım, Peki Sesim Buna Hazır Mı?" başlıklı Ses Hijyeni semineri, Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Dünya Ses Günü kapsamında düzenlenen seminerde Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim elemanı Arş. Gör. Dr. Tuğçe Nergiz konuşmacı olarak yer aldı. Geleceğin öğretmen adaylarına meslek hayatlarında seslerini nasıl korumaları gerektiği ve doğru ses kullanımının incelikleri anlatıldı. "Sert boğaz temizleme sesi tetikliyor" Yanlış alışkanlıkların sesi nasıl etkilediğini anlatan Arş. Gör. Dr. Tuğçe Nergiz şu uyarılarda bulundu: "Sert boğaz temizleme davranışı aslında sesinizi doğrudan tetikleyen ve ona zarar veren bir alışkanlıktır. Yanlış alışkanlıkların ses telleriniz üzerindeki etkisini şöyle düşünebilirsiniz, öksürmek ya da o meşhur sert boğaz temizleme hareketini yapmak, ses kıvrımlarınız için aslında birer travmadır. Normal ve sağlıklı bir konuşma sırasında ses kıvrımları birbirine sakin ve yumuşak bir şekilde temas ederken siz öksürdüğünüzde veya o sert temizleme hareketini yaptığınızda, bu kıvrımlar bir anda birbirine çok sert bir biçimde çarpar. Bu mekanik çarpışmanın oluşturacağı tahrişi engellemek için çok basit ama etkili bir yöntem var. Bu rahatsız edici hissi gidermek için boğazınızı zorlamak yerine bir yudum su içmeyi veya sadece kuvvetlice yutkunmayı deneyin, bu sayede o bölgeyi tahriş etmeden doğal bir rahatlama sağlarsınız. Ayrıca yanlış nefes kullanımı ve kendimizi zorlayarak konuşmak larenks (gırtlak) kaslarını ekstra çalıştırarak nodül gibi iyi huylu lezyonların oluşmasına zemin hazırlar." "Gürültülü ortam, zorlu ses üretimi demektir" Gürültülü mekanların ses şiddeti üzerindeki etkisine değinen Arş. Gör. Dr. Nergiz, "Gürültülü bir ortamda konuşmak, otomatik olarak ses şiddetinizi artırmanız anlamına gelir. Bu da normal bir ses üretiminden çıkıp ‘zorlu bir ses üretimine’ geçmeniz demektir. Sesimizi korumak için kendimize şefkat göstermeli, kontrolsüz bağırmalardan ve sesimizi zorlayacak taklitlerden kaçınmalıyız. Gürültülü bir ortamda konuşmanın, ortamdaki ses perdesini aşmak adına kişinin kendi ses şiddetini otomatik ve istemsizce artırması anlamına gelir. Aynı zamanda bu durum, ses mekanizmasının biyolojik sınırlarını zorlayarak normal üretim sürecinden ‘zorlu bir ses üretimine’ geçilmesine neden olur. Zorlu ses üretimi sırasında ses kıvrımları birbirine normalden çok daha sert bir biçimde çarpmaktadır. Bu durum ses tellerinin doğal dalgalanma hareketini bozarak seste kabalaşma, çatallaşma ve boyun bölgesinde kronik ağrılara yol açabilmektedir" dedi. Seminer, katılımcıların merak ettikleri soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Tanpınar’ın eseri psikoloji perspektifinden ele alındı
26 Nisan 2026 Pazar - 12:22 Tanpınar’ın eseri psikoloji perspektifinden ele alındı Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından "Lambalar, Aynalar, Kadehler: Abdullah Efendi’nin Rüyaları" konulu seminer düzenlendi. "Edebiyat Fakültesi Seminerleri" kapsamında Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Klinik Psikolog Efe Deredam’ın yer aldığı seminere, Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aslı Aslan öncelikle olmak üzere akademisyenler katıldı. Seminerde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Abdullah Efendi’nin Rüyaları adlı eserinden hareketle insan psikolojisi ele alındı. Tanpınar’ın insanın iç dünyasını ele alan bir yazar olduğunu vurgulayan Arş. Gör. Klinik Psikolog Efe Deredam, Abdullah Efendi karakteri üzerinden psikolojik çözümlemelerde bulundu. Eserde geçen "lambalar, aynalar ve kadehler" metaforları üzerinden insanın ruhsallığını değerlendiren Deredam lambaların "İd"i (alt benliği), kadehlerin "Ego"yu (benliği) ve aynaların ise "Süperego"yu (üst benliği) temsil ettiğini belirtti. Bu üçlü akışın sürekli etkileşim içinde olduğunu ifade eden Arş. Gör. Deredam, hikayede yaşanan çatışmaların benlik olarak ortaklara işaret edildiğini dile getirdi. "Ruhsallık denge eşi" Tanpınar’ın Abdullah Efendi’yi "Kendi içinde yaşama alışmış biri" olarak tanımladığını aktaran Arş. Gör. Deredam, karakterin içsel çatışmalarının eserinde adım adım ortaya çıktığını söyledi. Abdullah Efendi’nin toplumsal hayata girmekten çekindiğini ve bastırdığı ilgilerle mücadele ettiğini Deredam, bu durumun katı bir süperego baskısından kaynaklandığını ifade etti. Sigmund Freud’un"Yas ve Melankoli" metnine de değinen Deredam "Gölge egonun üzerine düşer" ifadesiyle benliğin kendi içinde çatıştığını vurguladı. Abdullah Efendi’nin gerçekliğin algısının zayıflığını ve rüyalarını gerçek olarak deneyimlemeye devam eden Arş. Gör. Klinik Psikolog Deredam, bunun benlik parçalılığı ve gerçeklik ilişkisinin kopmasına işaret ettiğini söyledi. Seminer, kadınların sorularının yanıtlandığı bölümün ardından sona erdi.