EĞİTİM
Uluslararası 34. İletişim Fakülteleri Dekanlar Konseyi Toplantısı Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde gerçekleştirildi 10 Mayıs 2026 Pazar - 15:36:42 Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ), Uluslararası 34. İletişim Fakülteleri Dekanlar Konseyi (İLDEK) Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. 7-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenen toplantıda; iletişim fakültelerinin kalite ve akreditasyon süreçleri, akademi-sektör iş birlikleri, yapay zeka çağında iletişim eğitimi ve medya alanındaki dönüşümler ele alındı. HKÜ Hukuk Amfi’de başlayan program; HKÜ ve İletişim Fakültesi tanıtım filmlerinin gösterimiyle açıldı. Açılış konuşmasında HKÜ Rektör Vekili ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, 34. İLDEK Toplantısı’nın üniversitede gerçekleştirilmesini son derece kıymetli bulduğunu belirterek, "Farklı üniversitelerden gelen dekanlarımızın, akademisyenlerimizin, sektör temsilcilerimizin ve karar alıcı kurumlarımızın aynı masa etrafında buluşması; iletişim eğitiminin ortak sorunlarına daha güçlü çözümler üretmemize katkı sağlayacaktır. Bu toplantı yalnızca mevcut sorunları konuştuğumuz, çözüm aradığımız bir kurul değil; aynı zamanda geleceğe dair ortak bir yol haritası oluşturduğumuz verimli bir akademik buluşma platformdur ve bu biz iletişimciler için son derece önemlidir" dedi. Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocabıçak’ın da katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, Kocabıçak, akreditasyon için uzun vadeli vizyonların oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Televizyon İzleme Araştırmaları Kurumu (TİAK) ve İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD) Yönetim Kurulu Üyesi Dursun Güleryüz ise, 34’üncüsü gerçekleştirilen İLDEK Toplantıları’nın, iletişim fakültelerinin müfredatlarında yaşanan değişimlere çözüm araması ve sektörle iş birliğini güçlendirmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Basın İlan Kurumu Gaziantep Bölge Müdürü Arda Aşkın, öğrencilerin Basın İş Kanunu kapsamında kendilerine tanınan özlük haklarını henüz okul sıralarındayken öğrenip benimsemelerinin, meslek hayatlarında karşılaşabilecekleri güçlükler karşısında önemli bir destek sağlayacağını ifade etti. İLDEK Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gilman Senem Gençtürk Hızal ise yalnızca sorunları tespit etmekle kalmayacaklarını; iletişim eğitimine yön verecek birçok kararı ortak akıl çerçevesinde birlikte değerlendireceklerini ifade etti. Üç günlük programda iletişim eğitiminin geleceği ele alındı Üç gün süren 34. İLDEK Toplantısı kapsamında, "Akademi-Sektör Etkileşimleri", "Yapay Zeka ve Medyada İçerik Üretimi: Etik, Fırsatlar ve Riskler", "İletişim Fakültelerinin Kalite ve Akreditasyon Süreçleri", "Kurum Bilgilendirme Çalıştayı" ve "Bilim İletişim Ofislerimizin Gündemi: Yeni Meslekler ve Yükseköğretimdeki Büyük Kontenjan Dönüşümü" başlıklı panel ve oturumlar gerçekleştirildi. Programda ayrıca "İletişim Fakültelerinin Sorunları ve Çözüm Önerileri" başlığı altında staj uygulamaları, müfredat dönüşümü, yapay zekâ, gazetecilik eğitimi, altyapı ve akademik kadro konuları ele alındı. Toplantı, yeni İLDEK Yürütme Kurulu’nun belirlenmesi, HKÜ’nün Bey Mahallesi’ndeki Bilim İletişimi Ofisi’ndeki sergi açılışı, kampüs gezisi, Gaziantep şehir turu ve kültür gezisiyle sona erdi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 15:24 BTÜ Polonya-Türkiye Rektörler Forumu’nda yerini aldı Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) II. Polonya-Türkiye Rektörler Forumu’na katıldı. Forum süresince Polonya üniversiteleriyle ortak araştırma projeleri, öğrenci ve akademisyen hareketliliği ile mühendislik ve teknoloji alanlarında iş birliği fırsatları değerlendirilirken, imzalanan protokollerle yeni ortaklıkların temeli atıldı. BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sinan Uyanık, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar başkanlığındaki Türkiye Akademik Heyeti ile birlikte II. Polonya - Türkiye Rektörler Forumu’na katıldı. Gdansk Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen forumda, Türk ve Polonyalı yükseköğretim temsilcileri arasında akademik iş birlikleri, Ar-Ge kapasitesi ve bilimsel hareketlilik konuları ele alındı. Forum kapsamında gerçekleştirilen "Polonya ve Türkiye’deki Teknik Üniversitelerde Dual-Use (çift kullanımlı) Teknolojilerin Geliştirilmesi" başlıklı panelde konuşan Rektör Prof. Dr. Naci Çağlar, BTÜ’nün çift kullanım teknolojilerindeki rolünü; nitelikli insan kaynağı yetiştirme, savunma ve havacılık sanayii ile ortak Ar-Ge çalışmaları yürütme ve bölgesel inovasyon ekosistemi oluşturma başlıkları altında anlattı. Rektör Çağlar, savunma sanayii ile yürütülen iş birlikleri, Teknoloji Transfer Ofisi, Bursateknopark ve girişimcilik ekosisteminin üniversitenin araştırma kapasitesini güçlendirdiğini ifade etti. 2027 yılında hayata geçirmeyi planladıkları uzay ve havacılık temalı teknopark ile Bursa’da sürdürülebilir bir havacılık ve savunma ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti. Forum kapsamında Polonya üniversiteleriyle ikili temaslarda da bulunan BTÜ heyeti, Gdansk Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Krzysztof Wilde ve Bialystok Üniversitesi Rektörü Prof. Mariusz Popawski ile iş birliği protokolleri imzaladı. İmzalanan anlaşmalar kapsamında mühendislik, sürdürülebilir teknolojiler, dijital dönüşüm ve uluslararası araştırma alanlarında ortak projeler, öğrenci-akademisyen hareketliliği ve bilimsel iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Rektör Prof. Dr. Naci Çağlar, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar öncülüğünde yürütülen uluslararasılaşma vizyonunun Türk yükseköğretiminin küresel akademik görünürlüğüne önemli katkı sunduğunu belirterek, forumun Türkiye ile Polonya arasında güçlü akademik ortaklıkların kurulmasına ve bilimsel hareketliliğin artmasına önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade etti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 15:14 Anadolu Üniversitesinden Engelliler Haftasında engelsiz vizyon Mayıs 10-16 tarihleri arasında dünya genelinde eş zamanlı olarak kutlanan Engelliler Haftası, engelli bireylerin toplumsal yaşama eşit ve etkin katılımını desteklemeyi ve bu alanda farkındalık oluşturmayı amaçlayan önemli bir dönem olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi de özel eğitim alanındaki akademik birikimi ve kapsayıcı eğitim vizyonuyla dikkat çekiyor. Fakülte Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, Engelliler Haftası nedeniyle yaptığı değerlendirmelerde engelliliğin yalnızca bireysel bir durum değil aynı zamanda toplumsal erişilebilirlik ve farkındalıkla doğrudan ilişkili bir konu olduğuna dikkat çekerek eğitimden istihdama kadar uzanan süreçte kritik çözüm alanlarına vurgu yaptı. Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken engelli birey kavramını açıklayarak özel bireylerin de kendi içinde ikiye ayrıldığını şu sözlerle belirtti: "Engelli birey; doğum öncesi, doğum anı veya doğum sonrasında bireyin farklı nedenlerden kaynaklı olarak bilişsel, motor gelişimi veya dil ve konuşma dediğimiz iletişim, sosyal-duygusal gelişim alanında yaşadığı ve tipik gelişim, yani normalde toplumda yaşayan bireylerin deneyimlediği gelişimsel süreçlerde birtakım farklılıklar yaşayan bireylerdir. Bu farklılıkların da yaşam içerisinde eğitim gibi farklı ve diğer toplumsal ortamlarda düzenlemeleri zorunlu kılan bir durum olarak adlandırabiliriz. Bunun iki boyutu var. Birinci boyutu tipik gelişimden olumsuz anlamda etkilenme, özürlülük durumu. Yani zedelenme, zedelenmenin yetersizliğe dönmesi, yetersizliğin de engele dönmesi. Diğer boyutu da üstün zekâ, üstün yetenek boyutu." Toplumun neredeyse yarısı etkileniyor Türkiye’deki engelli bireylerin sayısına dikkat çeken Prof. Dr. Diken bu sayının dolaylı olarak daha da yüksek olduğunu şu ifadelerle anlattı: "Türkiye nüfusuna baktığınız zaman yaklaşık 10 milyon civarında bir engelli kitlesinden bahsediliyor. Bu bireylerin anne, baba ve en az bir kardeşini de ekleyince sayıyı dört ile çarpmamız gerekiyor. Böylece toplumda yaklaşık 40 milyonluk bir kitlenin bu durumdan doğrudan etkilendiğini görüyoruz. Bu da aslında nüfusumuzun yarısı demek." "Ciddi bir toplumsal farkındalık gerekiyor" Engelliliğin her an herkesin başına gelebileceğini ve bu durumun toplumsal bir sorumluluk olduğunu belirten Prof. Dr. İbrahim Halil Diken konuşmasına şöyle devam etti: "Herhangi bir kaza veya travma, normal işlevini sürdüren bireyi işlevsiz hale getirebiliyor belli alanlarda. Bu da ciddi bir toplumsal farkındalığı gerektiriyor. Yıllardır da 10-16 Mayıs haftası Engelliler Haftası adı altında bu gruba yönelik farkındalık, empati oluşturma çalışmaları yapılıyor. Biz, sağlıklı bireylerin de bu ihtiyaçlara sahip olabilecek duruma gelebileceğinin farkındalığını oluşturarak toplumsal yaşam kalitesine odaklanmaya yönelik etkinlikler düzenleneniyor." Öğretmenler kapsayıcı bir programla yetişiyor Anadolu Üniversitesinin öğretmen yetiştirme konusundaki vizyonuna dikkat çeken Prof. Dr. Diken kapsayıcılığa şöyle vurgu yaptı: "Biz Eğitim Fakültesi olarak alana, Türkiye’ye öğretmen yetiştiriyoruz. Bu öğretmenleri topluma kapsayıcı bakmaları açısından gerek programlarımızdaki dersler gerek yaptığımız etkinlikler ve çalışmalarla daha bilinçli, daha empati sahibi, çocuklara ve öğrencilere kapsayıcı bakan bireyler boyutunda hazırlamaya çalışıyoruz." Türkiye’de iki temel sorun öne çıkıyor Prof. Dr. Diken açıklamalarında özel eğitim alanındaki sorunlara da parmak bastı. Türkiye’de özel eğitim alanında çözüm bekleyen iki ana sorunu belirten Prof. Dr. Diken şunları söyledi: "Özellikle iki temel konu çok önemli Türkiye’de. Birincisi erken müdahaleye ilişkin; yani 0-6 yaşa yönelik özellikle bir modelimizin olmaması, bir sistem sorununun olması. Diğer önemli nokta da istihdam sorunu. Yani okulu bitirdikten sonra bu engelli topluma katkı, kendi üretkenliklerini gerçekleştirme bağlamında işe yerleştirme, iş bulma ve işte devam etme gibi iki temel konu büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor." Temel çaba daha bilinçli öğretmenler Anadolu Üniversitesinde yetişen geleceğin öğretmenlerine değinen Prof. Dr. Diken, üniversitedeki programların donanımlarını anlatırken "Programlarımızın içerisinde öğretmen adaylarımız için engelli bireyleri ve onların ailelerini daha iyi anlamak, eğitsel ihtiyaçlarını daha doğru karşılamak boyutunda derslerimiz, stajlarımız ve uygulama alanlarımız söz konusu. Dolayısıyla bunları yaparak aslında öğretmen adaylarımızı daha bilinçli, daha empati kuran, bireysel farklılıklara dikkat eden öğretmenler olarak yetiştirme çabası içerisindeyiz" dedi. "Teknoloji araç olursa işimiz kolaylaşır" Dijital araçlar ve yapay zekâ başta olmak üzere yaşanan teknolojik gelişmeler özel eğitim alanında da birçok yeniliğin kapısını aralıyor. Teknolojinin özel eğitimdeki yerini "araç" ve "amaç" dengesi üzerinden yorumlayan Prof. Dr. Diken şunları söyledi: "Teknoloji şu an hepimizin elinde olan bir araç. Bunu bir araç olarak kullandığınız zaman çocuğun veya bireyin bireysel ihtiyaçları temelinde o araçtan ne kadar üst düzeyde yararlanabilirsek o kadar sağlıklı olacak, işimiz kolaylaşacak. Bunu bir araç olarak, yaptığımız iş neyse o iş içerisinde yararlanabileceğimiz, bilimsel bilgiyi o araç üzerinden elde edip hayata geçirmemiz gereken bir durum olarak düşünüyorum." Aile ile iş birliği özel eğitimde kritik öneme sahip Özel eğitimde aile ile yapılan iş birliğinin çok kıymetli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Diken bu noktadaki ihtiyacın altını şöyle çizdi: "Aileyi merkeze almamız gerekiyor. Tüm dünyadaki en önemli paradigma değişimi de aile merkezli özel eğitim uygulamaları yani ailenin bizim odağımızda olduğu. Çocuğun aile içinde öğrendiğini düşünerek özellikle erken çocuklukta buna odaklanmak gerekiyor. Aileyle iş birliğinde sadece kâğıt üzerinde bir iş birliğine değil, onunla gerçekten var olan sorunlarına çözüm üretecek mekanizmaları oluşturacak süreçlere ihtiyaç var." Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Diken toplumdaki engelli kavramının aslında yine toplumun kendisi tarafından inşa edildiğini belirtti ve bu konuyu verdiği bir asansör örneği ile şöyle açıkladı: "Engelli terimini oluşturan şey aslında toplumun bireysel farklılıkları olan bireylere sunduğu imkânlarla ilişkili. Burada 3 kavramı açıklamak gerekiyor. Zedelenme yetersizliğe yol açıyor yetersizlik ise engele yol açabiliyor. Tekerlekli sandalyedesiniz, buraya geldiniz. Asansörümüz yoksa, binaya erişiminiz yoksa, sizin o tekerlekli sandalyede olmanız size bir engel teşkil etmiyor, bizim bu binayı size uygun hale getirmememizden kaynaklanıyor. Toplum tekerlekli sandalye ile sizin erişilebilirliğinize imkân vermiyorsa o zaman aslında sizin durumunuzu engelli hale getiren siz değilsiniz; toplum, devlet veya ilgili kurumlar ve yapılardır. Bu açıdan engellilik toplumsal bir durum." Anadolu Üniversitesi özel eğitimde öne çıkıyor Anadolu Üniversitesinin özel eğitim alanındaki başarılarına ve otoritesine vurguda bulunan Prof. Dr. Diken üniversitenin öne çıktığı noktaları şöyle belirtti: "Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesiyle, Eğitim Fakültesiyle, İÇEM’iyle, DİLKOM’uyla, ÜYEP’iyle, Engelliler Entegre Yüksekokulu, Engelliler Araştırma Enstitüsü ve diğer lisans programları ile kümülatif olarak toplumda bireysel farklılıkları ön planda tutan, bunu bir toplumsal hizmet olarak kendine şiar edinmiş bir üniversite. Bu bağlamda dezavantajlı bireylere sunulan hizmetler boyutunda YÖK’ün ilk Üstün Başarı Ödülü’nü Anadolu Üniversitesi, bu saydığım hizmetleri kümülatif olarak sunan bir yapı olarak kazandı." Engelliler Haftası ilham verici etkinliklerle geçecek Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında birçok ilham verici ve farkındalık odaklı etkinlik düzenleyecek. Prof. Dr. Diken ise düzenlenecek etkinlikleri şöyle müjdeledi: "5 gün süren bu haftada her güne bir etkinliğimiz var. Örneğin 11 Mayıs Pazartesi günü öğrenci yemekhanesinin önünde empati istasyonlarımız olacak, orada bir görme engellinin bakış açısıyla hayatı deneyimleyeceksiniz. Bir tekerlekli sandalye ile nasıl hareket edeceğinizi deneyimleyeceksiniz. Bu haftayı empati için tasarladık. Diğer günlerde de başarı hikâyeleri koymak istedik. Örneğin Cuma günü çok önemli bir etkinliğimiz var; kollarını küçüklükten kaybetmiş ve ağzıyla müthiş derecede resimler yapan Ressam Yusuf Akgün’ün hikâyesi ve resim sergisi. Amacımız bu toplumsal farkındalığı başarı hikâyeleriyle destekleyerek ortaya koymak."
10 Mayıs 2026 Pazar - 14:17 Marmara Üniversitesi’nde dikkat çeken sempozyum: "İnsan anlaşılmadığında şiddete yöneliyor" Marmara Üniversitesi bünyesinde düzenlenen "Eğitim ve Rehberlikte Enneagram" temalı sempozyumda, son yıllarda okullarda artış gösteren şiddet olayları, akran zorbalığı, dikkat eksikliği ve iletişim problemleri ele alındı. Uzmanlar, empati ve farkındalık temelli yaklaşımların eğitim ortamlarında olumlu etkiler oluşturabileceğine dikkat çekti. Marmara Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen sempozyumda eğitimciler, psikolojik danışmanlar, akademisyenler ve katılımcılar bir araya geldi. Programda özellikle çocukların mizaca dayalı olarak anlaşılmasının, aile içi iletişimden okul ortamına kadar birçok alanda önemli katkılar sunduğu ifade edildi. Eğitimde yaşanan davranış problemleri, öfke kontrolü, dijital bağımlılık ve dikkat eksikliği gibi konular da sempozyumun ana başlıkları arasında yer aldı. "Kendi duygu ve davranışlarımızı keşfetmek ilişkilerde daha sağlıklı iletişim kurulmasına katkı sağlıyor" İsmail Acarkan, bireyin hem kendisini hem de karşısındaki insanı doğru anlamasının ilişkiler açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Enneagram kişiyi genellemelerden uzaklaştırıyor. Her bireyin doğuştan gelen farklı mizaç özellikleri olduğunu ortaya koyuyor. Kendi duygu ve davranışlarımızı anlamak, bizi tetikleyen korku ve motivasyonları keşfetmek ilişkilerde daha sağlıklı iletişim kurulmasına katkı sağlıyor" dedi. Ömer Yanartaş ise dikkat eksikliği ve hiperaktivite problemlerinin son yıllarda ciddi şekilde arttığını ifade ederek, "Enneagram kişilerin dikkatini yönetmesi, duygularını kontrol edebilmesi ve dürtülerini dengelemesi açısından önemli katkılar sağlayabiliyor. Özellikle farkındalık gelişiminde destekleyici bir sistem olarak değerlendiriyoruz" diye konuştu. "Kişi kendisini anlaşılmış hissetmediğinde bunu agresif tavırlarla gösterebiliyor" Muammer Küçük Yazıcı da şiddet ve zorbalık davranışlarının çoğu zaman psikolojik tatminsizlik sonucu ortaya çıktığını belirterek, "Her bireyin mizacı farklı olduğu için problemli davranışların nedenleri de farklıdır. Çocuk ya da yetişkin, kişi kendisini anlaşılmış hissetmediğinde bunu agresif tavırlarla gösterebiliyor. Mizaç merkezli iletişim sayesinde bu tür davranışların azalabileceğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Ekrem Özden ise enneagramın kariyer planlaması üzerindeki etkilerine değinerek, "Mizaç bilgisi tek başına meslek seçimini belirlemez ancak kişinin güçlü yönlerini fark etmesinde önemli bir rehber olabilir. İş yaşamında ve insan ilişkilerinde bu farkındalık ciddi katkılar sağlayabiliyor" ifadelerini kullandı. "Çocukları ve eşleri anlamaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Sempozyuma katılan Ali İhsan Kaya da çocukların eğitim süreçlerinde mizaç merkezli yaklaşımın önemine dikkat çekerek, "Çocukların akademik başarısı ve yaşadığı problemler açısından bu yaklaşımın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Burada daha derin bilgiler edinme fırsatı bulduk" dedi. Katılımcılardan Narin Devrim Emre ise özellikle dijital çağda aile içi iletişimin önem kazandığını ifade ederek, "Çocukları ve eşleri anlamaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Enneagramın öfke kontrolü ve iletişim problemlerinin çözümünde önemli katkılar sunduğunu düşünüyorum" ifadelerine yer verdi. Sempozyumda uzmanlar tarafından eğitimde güvenli ortamların güçlendirilmesi, empati kültürünün yaygınlaştırılması ve farkındalık temelli rehberlik çalışmalarının artırılması gerektiği vurgulandı.
Umre için ter döktüler
13 Nisan 2026 Pazartesi - 09:07 Umre için ter döktüler Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Türkiye genelinde lise ve üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen umre ödüllü bilgi yarışması, Erzurum’da yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Şehrin 20 ilçesinde eş zamanlı olarak düzenlenen yarışmada gençler, kutsal topraklara gidebilmek için ter döktü. Erzurum İl Müftülüğü ev sahipliğinde düzenlenen yarışma, gençlerin milli ve manevi değerlerle buluşmasını sağlamak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınları ile tanışmalarına vesile olmak amacıyla tertip edildi. Yarışma süreci, Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı’ndan Latif Aykut’un katılımı ve İl Müftü Yardımcısı Dr. Sebahattin Erdoğan’ın titiz koordinatörlüğünde yürütüldü. Erzurum genelindeki sınav merkezlerini ziyaret eden yetkililer, öğrencilerin heyecanına ortak oldu. Erzurum’un merkez ilçelerinden en uzak köylerine kadar 20 ilçenin tamamında lise ve üniversite kategorilerinde binlerce öğrenci sınava katıldı. Gençlerin Hz. Peygamber’in hayatı, temel dini bilgiler ve ahlaki değerler konusundaki bilgilerini ölçen yarışma, tam bir "bilgi şöleni" havasında geçti. Yarışma sonucunda dereceye giren öğrenciler, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından umre ziyareti ile ödüllendirilecek. Sonuçların açıklanmasının ardından başarılı olan gençler, hayalini kurdukları kutsal topraklara gitme imkânı bulacak. İl Müftülüğü, yarışmaya katılan tüm öğrencilere, destek veren öğretmenlere ve velilere teşekkürlerini ileterek bu tür gençlik projelerinin artarak devam edeceğini vurguladı.
Balıkesirli öğrenciler yaşlıları sevindirdi
13 Nisan 2026 Pazartesi - 08:13 Balıkesirli öğrenciler yaşlıları sevindirdi Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, bir grup öğrenci, öğretmenlerinin eşliğinde Kenan Sucuoğlu Huzurevini ziyaret ederken, yaşlıları sevindirdi. Huzurevi Müdürü Fatma Cantekinler tarafından karşılanan öğrenciler, yaşlıların ellerini öptü, sohbet etti. Burhaniye’de İlim Yayma Cemiyeti Marifet Okulu öğrencileri, öğretmenleri Sacide Dallıbudak’ın öncülüğünde Kenan Sucuoğlu Huzurevini ziyaret etti. Huzurevinde kalan 28 yaşlının ellerini öpen sohbet eden öğrenciler yaşlıları sevindirdi. Ziyaretin çok önemli olduğunu kaydeden Müdür Fatma Cantekinler, öğrencilerle öğretmenlerine teşekkür etti. Ziyarete katılan öğrenciler de mutluluklarını dile getirdi. Ziyaretlerinin devam edeceğini kaydeden öğretmen Sacide Dallıbudak," Marifet Okulu olarak ziyaretlerimiz devam ederken, bu günde yaşlılarımızı ziyaret edelim istedik. Öğrencilerimiz yaşlılarımızla sohbet ettiler. Çok yararlı oldu. Çocuklarımızla gezilerimize devam ediyoruz" dedi. Öğrencilerden Ebrar Karakocalı da, " Huzurevine geldik. Yaşlıların dualarını aldık. Bizde mutlu olduk. Yaşlılarımıza sahip çıkalım" dedi. Elif Öztürk ise, " Burada yaşlılara sahip çıkmamız gerektiğini öğrendik. Onlara şefkat göstermemiz lazım. Bizde mutlu olduk" dedi. Öğrenciler ve öğretmenlerine teşekkür eden Kenan Sucuoğlu Huzurevi Müdürü Fatma Cantekinler de, "Bir huzurevinde çocukları görmek çok güzel. Her yaşta misafirin bizim için kıymeti var. Bizim misafirlerimiz onlarla oturup sohbet edince tazeleniyorlar. Herkesi bekliyoruz. Her şekilde gelebilirsiniz. Onların gönlünü yapmak mutlu etmek çok önemli. Bekliyoruz" dedi.
Mersin’de görme engelli öğrenciye ücretsiz eğitim desteği
12 Nisan 2026 Pazar - 15:43 Mersin’de görme engelli öğrenciye ücretsiz eğitim desteği Mersin Büyükşehir Belediyesinin eğitim alanındaki sosyal destek politikaları, başarı hikayeleriyle karşılık bulmaya devam ediyor. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren ücretsiz Eğitim ve Öğretimi Destekleme Kurs Merkezleri, hem öğrencilerin geleceğine katkı sunuyor hem de aile bütçesine destek sağlıyor. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in sıkça vurguladığı ’eğitimde fırsat eşitliği’ ilkesi doğrultusunda hizmet veren kurs merkezleri, özellikle dezavantajlı öğrenciler için önemli bir fırsat sunuyor. Bu kapsamda görme engelli 12. sınıf öğrencisi Adile Nisa Bakır’ın azmi ve elde ettiği ilerleme, verilen desteğin somut örneklerinden biri oldu. Eğitimde engel tanımadı Görme engelli olan Adile Nisa Bakır, lise son sınıfa geçtiğinde eğitim desteği almak için özel dershanelere başvurdu ancak kabul edilmedi. Yaşadığı zorlukların ardından öğretmenlerinin yönlendirmesiyle daha önce aynı kurs merkezinden faydalanarak üniversiteyi kazanan bir öğrenciden ilham alan Bakır, Silifke’de bulunan Mersin Büyükşehir Belediyesi Kurs Merkezine başvurdu. Kursa kabul edilen Bakır, muaf olmadığı derslerin tamamında birebir eğitim desteği almaya başladı. Bu süreçte hem akademik hem de moral anlamında destek gören öğrenci, üniversite sınavına hazırlığını sürdürüyor. "Öğrencimize özel anlatım yapıyoruz" Kurs Merkezi Sorumlusu Avni Yalçın, öğrencilerin hayallerine ulaşmaları için her türlü desteği verdiklerini belirterek, "Adile Nisa çok azimli bir öğrenci. Coğrafya, Türkçe, edebiyat, matematik, inkılap tarihi ve felsefe derslerinde kendisine destek sağlıyoruz. Başkanımızın ‘eğitimde fırsat eşitliği’ ilkesi doğrultusunda öğrencilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz" dedi. Matematik Öğretmeni Burçin Göke ise derslerin öğrencinin ihtiyacına göre şekillendirildiğini ifade ederek, "Matematik dersinde birebir ilerliyoruz. Öğrencimizin anlayabileceği şekilde sözel anlatım yapıyoruz ve ÖSYM soruları üzerinden sınava hazırlıyoruz. Güzel bir sonuç bekliyoruz" diye konuştu. "Burada her türlü imkan var" Kurs merkezinde gördüğü ilgiden memnun olduğunu dile getiren Adile Nisa Bakır, "Nasıl ilerleyeceğimi bilemezken burayı keşfettim. Çok sıcak karşılandım. Şu an eğitimime burada devam ediyorum. Öğretmenler çok ilgili. Kaynak, deneme sınavı ve diğer imkânlar açısından her şey düşünülmüş" ifadelerini kullandı. Ailesi de memnun Adile Nisa’nın annesi Sevim Bakır ise süreçte yaşadıkları zorluklara değinerek, "Özel gereksinimli bir çocuğunuz varsa destek bulmak çok zor. Ama burada öğretmenler kızımla birebir ilgileniyor. Böyle bir imkan olmasaydı çok zorlanırdık. Kızım adeta özel kurs gibi eğitim alıyor" şeklinde konuştu.
GKV’nin altın kulaçları başarıdan başarıya koşuyor
12 Nisan 2026 Pazar - 14:46 GKV’nin altın kulaçları başarıdan başarıya koşuyor Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları öğrencileri akademik başarılarını sosyal, kültürel ve sportif başarılarla sürdürmeye devam ediyor. Son olarak Okullar Arası Yüzme İl Şampiyonası Minik A-B Kızlar / Erkekler Müsabakalarında adeta derece ve madalyalara el koydular. Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve Okul Sporları tarafından Gaziantep’te gerçekleştirilen Okullar Arası Yüzme İl Şampiyonası Minik A-B Kızlar / Erkekler Müsabakaları sonucunda Gaziantep Kolej Vakfı Özel İlkokulu öğrencileri kendi yaş ve kategorilerinde birçok başarıya imza attı. Yarışmaya katılan GKV Özel İlkokulu öğrencilerinden Elif Naz Bozgeyik, Kelebek Stilde İl 1’incisi, Erva Kavsara, Sırtüstü Stilde İl 2’ncisi ve Serbest Stilde İl 4’üncüsü oldu. GKV Özel İlkokulu Minik B Kızlar Takımı ise İl 3’üncüsü olmayı başardı. Yine aynı yarışmada Ege Açıkkol, Kurbağa Stilde İl 2’ncisi oldu. Minik A Karışık Bayrak Yarışlarında okul takı İl 4’üncüsü olarak yarışmaları tamamladı. GKV Özel İlkokulu adına yarışmaya katılan öğrencilerden Elif Naz Bozgeyik, Erva Kavsara, İrem Deniz Badur, Ela Deren Bozdoğan, Hande Satı Kalender, Duru Koçuşağı, Sevgi Şaş, Neslişah Akıncı, Kafkas Göktürk Talaslı, Kaan Şaş, Deniz Poyraz Çelik, Göktürk Erinmez, Aslan Tattan, Yiğit Toprak Duruğa, Ege Açıkkol, Alp Gürel, Mehmet Alp Çinpolat ve Alp Hosrafoğlu müsabakalarda okullarını başarıyla temsil etti. Sporcuları elde ettikleri başarılardan dolayı kutlayan GKV Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel "Elde edilen başarılarda emeği geçen öğrenci ve öğretmenlerimizi kutlar bundan sonraki spor ve eğitim-öğretim yaşamlarında başarılarının devamını dileriz" diye konuştu.
Kontrol edilemeyen sınav kaygısı öğrencilerde fiziksel ve zihinsel etkilere sebep oluyor
12 Nisan 2026 Pazar - 12:31 Kontrol edilemeyen sınav kaygısı öğrencilerde fiziksel ve zihinsel etkilere sebep oluyor Kepez Belediyesi Antalya Bilim Merkezi’nde öğrencilerin ve ailelerin katılımıyla "Sınav Kaygısı" başlıklı bir söyleşi düzenledi. Söyleşide, sınav sürecinde öğrencilerde ve ailelerde ortaya çıkan kaygının nedenleri, etkileri ve bu sürecin sağlıklı bir şekilde nasıl yönetilebileceği anlatıldı. Kepez Belediyesi’nin düzenlediği Bilim Kafe etkinliklerinde bu hafta ‘Sınav Kaygısı’ konuşuldu. Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi (PDRUAM) Müdürü Prof.Dr. Tuğba Sarı, deneyimlerini öğrenciler ve aileleriyle paylaştı. Moderatörlüğünü Av. Ayşe Evrim Zeybek Akçay’ın üstlendiği söyleşide, sınav sürecine ilişkin deneyimler aktarılarak, katılımcıların soruları yanıtlandı. Söyleşide sınav kaygısının temelinde "korku" duygusunun yer aldığı ifade edilirken, bu duygunun insanın doğasında bulunduğu ve doğru düzeyde olduğunda bireyi motive edici bir işlev gördüğü vurgulandı. Kaygının tamamen olumsuz bir durum olmadığını, aksine orta düzeyde yaşandığında performansı artırabileceği belirtildi. Fiziksel ve zihinsel etkiler oluşturuyor Kontrol edilemeyen ve aşırı düzeye çıkan kaygının öğrencilerde fiziksel ve zihinsel etkiler oluşturduğuna dikkat çekildiği söyleşide, bu durumun nefes darlığı, donma hissi, odaklanma güçlüğü ve performans düşüklüğü gibi sonuçlara yol açabileceği ifade edildi. Sınav kaygısının en önemli nedenlerinden birinin, sınavın "hayatın tek belirleyicisi" olarak algılanması olduğuna değinilen söyleşide, öğrencilerin kendilerini "başarısızlık ve değersizlik" düşünce kalıplarına kaptırmalarının kaygıyı artırdığı belirtildi. Sınavın önemli bir süreç olduğu ancak hayatın tek belirleyicisi olmadığı vurgulandı. Ailelerin yaklaşımının da öğrencilerin kaygı düzeyinde önemli rol oynadığı ifade edilirken, iyi niyetle yapılan baskı veya aşırı beklentinin zaman zaman olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Sevgi, güven ve kabul temelli bir yaklaşım Çocuklarla kurulan iletişimde sevgi, güven ve kabul temelli bir yaklaşımın önemine dikkat çekildiği söyleşide ailelerin çocuklarının ilgi ve yeteneklerini dikkate alarak yönlendirme yapması gerektiği, tek bir meslek veya hedefe zorlamanın öğrenciler üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi. Sağlıklı iletişimin ve ortak karar alma süreçlerinin kaygıyı azaltmada etkili olduğu ifade edildi. Program, sınav sürecinin yalnızca bireysel değil; öğrenci, aile ve eğitimcilerin birlikte yürüttüğü ortak bir süreç olduğu vurgusuyla sona erdi.
MAREV’de Arslan güven tazeledi
12 Nisan 2026 Pazar - 11:58 MAREV’de Arslan güven tazeledi Gaziantep’in en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Mardinliler Eğitim ve Dayanışma Vakfı Gaziantep Şubesi’nde genel kurul heyecanı yaşandı. Tek liste ile gidilen seçimde, mevcut Başkan Abdülkerim Arslan yeniden Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilerek güven tazeledi. Gaziantep’te yaşayan Mardinlilerin yardımlaşma, dayanışma ve eğitim odağındaki buluşma noktası olan MAREV Gaziantep Şubesi, Olağan Genel Kurulu’nu bugün gerçekleştirdi. Altunkaya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mahsum Altunkaya’nın yanı sıra bölgenin önde gelen iş insanları, sanayiciler ve vakıf üyelerinin katılımıyla düzenlenen kongrede, Divan Başkanlığını Mehmet Emin Türk yaparken divan üyeliklerini de Hadi Çelik ve Hüseyin Pak yaptı. Kongrede MAREV’in geçmiş dönem faaliyetleri ibra edilirken gelecek projeksiyonu da üyelerle paylaşıldı. "Eğitim önceliğimiz olmaya devam edecek" Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından üyelere teşekkür eden Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkerim Arslan, MAREV’in misyonuna vurgu yaptı. Arslan, yaptığı konuşmada, "Vakfımız, kurulduğu günden bu yana ’doğduğu kent ile doyduğu kent’ arasında sarsılmaz bir köprü olmuştur. Bizim en büyük yatırımımız insana ve eğitime yapılan yatırımdır. Yeni dönemde de üniversite öğrencilerimize sağladığımız bursları artırmak ve gençlerimizin Gaziantep sanayisi ile entegrasyonunu sağlamak için var gücümüzle çalışacağız. Bizlere bu onurlu görevi yeniden layık gören tüm üyelerimize şükranlarımı sunuyorum" dedi. Sosyal ve kültürel projeler hız kesmeyecek Genel kurulda, vakfın sadece eğitimle sınırlı kalmayıp Mardin’in kadim kültürünü Gaziantep’te yaşatmaya yönelik projelerine de değinildi. Yeni yönetim döneminde; sosyal yardımlaşma ağının genişletilmesi, kültürel etkinliklerin çeşitlendirilmesi ve Gaziantep’in sosyal dokusuna sunulan katkıların artırılması hedefleniyor. Abdülkerim Arslan başkanlığındaki yeni yönetim kurulunda Hasan Erol, Yılmaz Aktürk, Abdulbaki Çelik, Osman Şimşek, Hilali Hacımustafaoğlu, Abdulkadir Gümüş, Abdulhalim Ünverdi ve Murat Güven yer aldı. Kongre, yeni yönetim kurulunun toplu fotoğraf çekimi ve tebriklerin kabulüyle sona erdi.