EKONOMİ
"Antalya Markaları Kongresi" başladı 29 Nisan 2026 Çarşamba - 21:03:58 Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) organizasyonuyla, bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Antalya Markaları Kongresi başladı. Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) Başkanı Güldal Siğinç, açılış konuşmasına Antalya Markaları Kongresi henüz daha fikir aşamasındayken verdiği destekle gerçekleşmesine büyük katkıda bulunan merhum ATSO Başkanı Ali Bahar’ı anarak başladı. Siğinç, "Bu kongre sayesinde, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitim gören 30 öğrenciye, TEV aracılığı ile burs imkanı sağlandığına dikkat çekti. Siğinç , "Antalya’nın ticari dehasını ve marka gücünü harmanlayarak yarınlarını hep birlikte inşa edeceğiz, buradan yeni kapılar aralanacak, yeni ufuklar doğacak" dedi. Antalya ekonomisi önemli markalara sahip Antalya Markaları Kongresi’nin daha köklü ve kurumsal bir yapıya kavuştuğunu ifade eden Vali Hulusi Şahin, "Antalya’nın insanı çalışkan ve girişimci; bir ekonomide ihtiyaç duyulan en önemli unsurların hepsini bünyesinde barındırıyor. Antalya’da hem bölgesel hem ulusal, hatta küresel markalar ortaya çıktı. Antalya ekonomisi, Türkiye’nin en büyük ekonomilerinden biri; dünyada da özellikle bazı sektörlerde hatırı sayılır ekonomilerden biri hâline geldi. Bunu nasıl devam ettireceğiz ve nasıl daha da büyüyeceğiz? Öncelikle bunu başaranlardan bu başarı hikâyelerini almamız lazım. Bu tecrübelerin yanında, yeni kurumsal hamleler yaptıysalar onları da öğrenmemiz lazım. En kıymetli şey bilgidir. O bilginin de tecrübelerle ortaya çıkması gerekir. Gençlerimiz önemli başarı hikâyelerini bu kongre sayesinde dinleyecek, öğrenecek ve istifade edecek. Düzenlenen bu kongreyi bu açıdan çok kıymetli buluyorum" dedi. "İmmüterapi ve yenilikçi tedavi yöntemleriyle sağlıkta marka" Memorial Sağlık Grubu Antalya ve Göztepe Onkoloji Merkezi Kurucu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, tıbbi onkoloji alanındaki uzmanlığı; özellikle meme, baş-boyun ve jinekolojik kanserler üzerine yürüttüğü çalışmalarıyla tanınan Özdoğan İmmünoterapi ve yenilikçi tedavi yöntemleri ile kanserle ilgili istatiksel bilgiler vererek bu alanda sürdürdükleri çalışmalardan bahsetti. "Hayalimiz turizmde geniş bir yelpazede hizmet verecek markaydı" Corendon Grubu Kurucu Ortağı, Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer ise Hollanda’da tur operatörlüğüyle başlayan girişimcilik yolculuğunu, havacılık ve turizm sektörüne nasıl açıldıklarını, sonrasında Corendon Airlines’ın global bir markaya dönüşümünün hikayesini anlattı. Girişimciliğinin ilk yıllarındaki hayalinin turizmde geniş bir yelpazede hizmet verecek bir marka ortaya çıkarmak olduğunu ifade eden Karaer, bugün havayolu, tur operatörlüğü ve otelcilik alanlarında uluslararası ölçekte faaliyet gösteren güçlü bir turizm ekosistemine ulaşmalarının sırrının "iyi hizmet" olduğunu söyledi. Karaer, "Turizm sektöründe iyi ürünler ortaya çıkardığımızı düşünüyorum. Markamızı yurtdışında anlatabilmek için sosyal sorumluluk projeleri ve spor sponsorluklar yapıyoruz. Böylece hem uluslararası alanda doğru ifade etme fırsatı buluyoruz hem de Türkiye markasına katkıda bulunmuş oluyoruz" dedi. Kongrede Antalya’nın önde gelen markaları başarı hikayelerini anlatırken sanatçı kimliğinin yanı sıra araştırmacı ve kültür elçisi yönüyle de öne çıkan Türk Halk Müziği’nin sevilen isimlerinden Sümer Ezgü ise hikayesinin memleketin hikayesi olduğunu söyleyerek, "Çevremde enstrüman çalanlara özenerek müziğe adım attım. Yıllara yayılan sanat hayatımda; derlemeleri, sahne performansları ve televizyon programlarıyla kültürel değerlerin korunmasına ve yaşatılmasına katkı sağladım. Biz sadece türkü söylemiyor, biz bir şeyler anlatıyoruz. Sanat daima yaşama ışık tutan bir olgudur. Sanat, insanları birleştirir" diyerek konuşmasını tamamladı. Kongrede Antalya’nın öne çıkar markalarının başarı hikayeleri paylaşıldı. Antalya’nın değerlerine vefa oturumu Kongrenin ilk gününün finali "İz Bırakan Hikayelerle Şehre Dokunanlar" başlıklı Antalya Değerlerine Vefa Oturumu ile yapıldı. AHİD Genel Sekreteri Gazeteci, Editör ve Halkla İlişkiler Uzmanı Aysen Ovalı Binbir’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Nadire Konuk ve Selçuk Akıltopu konuk olarak yer aldı. Antalya için çok büyük girişimlerde bulunmuş, Antalyaspor’un da Kurucu Başkanı olan ve Antalya milletvekilliği de yapmış Atilla Vehbi Konuk’un kızı Nadire KonuK, Antalyaspor’un kuruluş hikayesini anlattı. Antalya’nın mimari ve kültürel hafızasında derin izler bırakmış isimlerinden, ilk diplomalı Mimar Tarık Akıltopu’nun oğlu Selçuk Akıltopu ise babasının kent için yaptıklarını dile getirdi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:47 Manisa’da 131 bin dekarlık alanda domates mesaisi Türkiye’nin önemli bitkisel üretim merkezlerinden biri olan Manisa’da, hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte domates fidelerinin dikim mesaisi başladı. İl genelinde 131 bin dekar alanda gerçekleştirilecek üretimin ilk mahsullerinin Haziran ayında hasat edilmesi planlanıyor. Manisa’nın verimli ovalarında Nisan ayı ile birlikte çiftçiler tarlalara inerken, domates fidesi dikim çalışmaları Şehzadeler ilçesinde yoğunlaştı. Şehzadeler ilçesine bağlı Yeni Harmandalı Mahallesi’nde gerçekleştirilen dikim çalışmalarını yerinde inceleyen Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan, üreticilerle bir araya gelerek yeni sezonun başlangıcını yaptı. Salçalık üretimde Türkiye ikincisi Manisa’nın salçalık domates üretiminde stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan İl Müdürü Karayılan, kentin bu alanda Türkiye genelinde ikinci sırada yer aldığını hatırlattı. Karayılan, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerini paylaşarak şu ifadeleri kullandı: "Manisa, salçalık domates üretiminde ülke genelinde ikinci sırada yer almaktadır. İlimizde ÇKS kayıtlarına göre yaklaşık 7 bin 500 üreticimiz 131 bin dekar alanda domates dikimi gerçekleştiriyor. 25 bin dekar alanda da sofralık domates yetiştiriciliği yapılmaktadır. Geri kalan alanda salçalık ve kurutmalık domates yetiştiriciliği gerçekleştirilmektedir. Yeni üretim sezonunun üreticilerimize hayırlı olmasını temenni ediyor, mahsulü bol ve bereketli bir yıl diliyorum." Çalışmalara; İl Müdürü Mehmet Karayılan’ın yanı sıra İl Müdür Yardımcısı Ali Gök, şube müdürleri, ilçe müdürü, konu sorumlusu teknik personel ve çok sayıda üretici katıldı. Haziran ayı itibarıyla başlaması beklenen hasat dönemiyle birlikte Manisa domatesinin hem iç piyasada hem de sanayideki yerini alması hedefleniyor.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:22 Garanti BBVA’nın yılın ilk 3 ayında net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 31 Mart 2026 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 3 ayında, net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 783 milyar 750 milyon 292 bin TL seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 31 Mart 2026 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 3 ayında, net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 783 milyar 750 milyon 292 bin TL seviyesinde gerçekleşirken, ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 3 trilyon 566 milyar 251 milyon 702 bin TL oldu. Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı yüzde 66 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı yılın ilk 3 ayında yüzde 0,5 büyüme ile 3 trilyon 160 milyar 943 milyon 617 bin TL oldu. Güçlü sermaye odağını koruyan bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,2, özkaynak kârlılığı yüzde 30,3, aktif kârlılığı ise yüzde 2,9 seviyelerinde gerçekleşti. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten şunları söyledi: "2026 yılına, jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu belirsizliklerin, karar alma süreçlerinde hız ve çevikliği daha da kritik hale getirdiği bir ortamda başladık. Finansal piyasalarda artan riskten kaçınma eğiliminin yanı sıra enerji başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükseliş, küresel ölçekte daha zayıf büyüme ve enflasyonist baskıları beraberinde getiriyor. Bu dönemde, Merkez Bankası, enflasyonla mücadelede temkinli politika duruşunu sürdürüyor. Artan dış finansman ihtiyacı ve bunun kur üzerindeki potansiyel etkisiyle, finansal istikrara daha fazla öncelik verilen bir yapı görüyoruz. Mart başında yaşanan gelişmelerle birlikte sektörde fonlama maliyetlerinde yükselişler gözlemledik. Bu artışın, özellikle ikinci çeyrekte daha görünür olmasını bekliyoruz. Bununla birlikte, güçlü bilanço yapımız ve ilk çeyrekte beklentilerin üzerinde gerçekleşen performansımız sayesinde bu süreci etkin şekilde yönetme kapasitesine sahibiz. 2026 yılının ilk çeyreğinde toplam aktiflerimiz 5 trilyon TL’ye yaklaştı ve bunun yüzde 56’sını krediler oluşturuyor. Kredilerdeki sağlam duruşumuz devam ederken; güçlü vadesiz mevduat tabanımız, dijital kanallarda oluşturduğumuz müşteri değeri ve etkin sermaye yönetimimiz sayesinde sektörde pozitif ayrışmayı sürdürdük. Geniş müşteri tabanımız ve güçlü pazar konumumuz, bu performansı sürdürülebilir kılan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu süreçte marjlardaki iyileşmenin katkısıyla özsermaye kârlılığımızı yüzde 30 seviyesinde tutmayı başardık. Bu performansımızın temelinde, müşteri deneyimini stratejik bir öncelik olarak ele alan ve bunu veriye dayalı karar süreçleriyle destekleyen yaklaşımımız yer alıyor." Bankanın stratejik önceliklerine değinen Akten sözlerini şöyle sürdürdü: "Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımız doğrultusunda, müşteri deneyimini yalnızca temas anlarıyla sınırlamıyor; karar alma süreçlerinden ürün tasarımına kadar her aşamada işimizin merkezine alıyoruz. Müşteriyi dinlemek ve anlamak en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor. Bu doğrultuda müşterilerimizle etkileşimimizin en yoğun olduğu kanalımız Garanti BBVA Mobil’de memnuniyet anketleri gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda 18 milyon aktif mobil müşterimizin yüzde 90’ına ulaştık ve müşterilerimizden 2 milyon geri bildirim aldık. Hiper kişiselleştirilmiş hizmet yaklaşımımızla müşterilerimizin günlük 20 milyon aksiyonunu takip ediyor, bu verileri yapay zekâ ile analiz ederek hızlı ve etkili aksiyonlara dönüştürüyoruz. Günlük 10 milyon müşterimizin ihtiyaçlarını anlık olarak anlayıp doğru çözümler sunabiliyoruz. Üretken yapay zekâ ile yeniden tasarladığımız dijital asistanımız Ugi ise bugün yaklaşık 200 farklı konuda müşterilerimize destek sunuyor." Akten, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda yanlarında yer alıyor, ana bankaları olma rolümüzü güçlendiriyoruz. Risk-getiri dengesini gözeten, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir alanlara odaklanan büyüme anlayışımızla yolumuza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türk lirası odaklı, dengeli büyümemizi sürdürerek ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz. Bu başarıda emeği geçen çalışma arkadaşlarıma ve bize güvenen tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim."
29 Nisan 2026 Çarşamba - 17:26 Samsun’da istihdamda yol haritası çizildi Samsun Valiliği koordinasyonunda gerçekleştirilen İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu’nun 2026 yılı ikinci olağan toplantısında, iş gücü piyasasına yön verecek kritik başlıklar ele alındı. Samsun Limanı’nda düzenlenen toplantıya Vali Orhan Tavlı başkanlık etti. Toplantıda yılın ilk çeyreğine ilişkin istihdam verileri kurul üyeleriyle paylaşılırken, geri dönüş eğilim anketi sonuçları üzerinden iş gücü hareketliliği detaylı şekilde değerlendirildi. Organize sanayi bölgelerinde ihtiyaç duyulan nitelikli eleman profillerine yönelik analizler öne çıkarken, 2026 yılı İşgücü Piyasası Araştırması hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Eğitim-istihdam uyumunu güçlendirmeye yönelik adımların da masaya yatırıldığı toplantıda, yılın eğitim politikalarına yön verecek İşgücü Eğitim Planı güncellendi. Ayrıca 8-9 Nisan tarihlerinde düzenlenen Orta Karadeniz Kariyer Fuarı’nın çıktıları değerlendirilirken, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yürüttüğü çalışmalar da gündeme alındı. Toplantı öncesinde Vali Tavlı, Samsun Limanı’ndaki faaliyetler hakkında yetkililerden bilgi aldı. Kamu, üniversite ve özel sektör iş birliğinin vurgulandığı toplantıda, bölgenin istihdam yapısını güçlendirecek çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi. Toplantıya Vali Yardımcısı Vekili Enver Hakan Zengince, Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Samsun Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan, İŞKUR İl Müdürü Gökhan Dürümlü ile kamu, özel sektör ve sivil toplum temsilcileri katıldı.
Net UYP açığı Eylül ayında 327,1 milyar dolar oldu
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:24 Net UYP açığı Eylül ayında 327,1 milyar dolar oldu Türkiye’nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla eksi 327,1 milyar ABD doları oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı Eylül ayı Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri’ni açıkladı. Buna göre, Türkiye’nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla eksi 327,1 milyar ABD doları oldu. Eylül ayı itibarıyla Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, bir önceki çeyreğe göre yüzde 8,2 oranında artışla 395,5 milyar ABD doları, yükümlülükleri ise yüzde 3,1 oranında artışla 722,6 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Rezerv varlıklar, 1,8 milyar ABD doları artarak 180,1 milyar ABD doları ile tarihsel olarak en yüksek değere ulaştı. Varlık kalemleri bir önceki çeyreğe göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 3,8 oranında artarak 72,5 milyar ABD doları ve diğer yatırımlar kalemi ise yüzde 2,3 oranında azalarak 138,1 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bankaların yabancı para efektif ve mevduat varlıkları yüzde 9,3 oranında azalarak 42,7 milyar ABD doları oldu. Yükümlülükler altındaki portföy yatırımları alt kalemlerinden Genel Hükümet’in DİBS yükümlülükleri, yüzde 30,1 oranında artarak 15,7 milyar ABD doları oldu. Yükümlülükler alt kalemleri bir önceki çeyreğe göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,7 oranında artışla 213,7 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Portföy yatırımları kalemi yüzde 12,1 oranında artarak 130,8 milyar ABD doları ve diğer yatırımlar kalemi yüzde 0,5 oranında artarak 378,1 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti.
Eti Gübre: "Türkiye’nin DAP gübresi ihtiyacını karşılayacak kapasitedeyiz"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:16 Eti Gübre: "Türkiye’nin DAP gübresi ihtiyacını karşılayacak kapasitedeyiz" Antalya’da 36 ülkeden 725 firmanın katıldığı Growtech Antalya Tarım Fuarı’nda sektör paydaşları bir araya geldi. Bakır üretimi sırasında ortaya çıkan yan ürünleri gübreye dönüştürerek Türk tarımına katkı sunan Eti Gübre, fuarda stant açan firmalar arasında yer aldı. Eti Gübre Satış ve Pazarlama Direktörü Kürşat Akın, "Türkiye’nin DAP gübre ihtiyacının tamamını karşılayabilecek üretim kapasitesine sahibiz" dedi. Antalya’da bu yıl 24’üncüsü düzenlenen Growtech Antalya Tarım Fuarı, 36 ülkeden 725 firmanın katılımıyla kapılarını açtı. ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleşen fuar, 18-21 Kasım tarihlerinde tarım sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiriyor. Tarım teknolojileri, bitki besleme, tohumculuk ve sulama sistemlerinin sergilendiği fuarda, bakır üretiminden çıkan yan ürünleri ekonomiye kazandırmak amacıyla kurulan Eti Gübre de yer aldı. "Rekabetçi fiyatlarda üretim yapıyoruz" Eti Gübre Satış ve Pazarlama Direktörü Kürşat Akın, şirketin kuruluş amacı, üretim kapasitesi ve sektöre sağladığı katkılara ilişkin açıklamalarda bulundu. Akın, Eti Gübre’nin 2019 yılında Mardin Mazıdağı’nda üretime başladığını belirterek şunları söyledi: "Eti Gübre 2019 yılında Mardin Mazıdağı’ndaki fosfat madenini değerlendirmek ve Eti Bakır’ın üretmiş olduğu sülfürik asidi daha faydalı bir ham maddeden mamul maddeye çevirmek amacıyla kuruldu. Mardin Mazıdağı’ndaki tesisimizin kapasitesi 400 bin ton. DAP eşleniyor olarak da 800 bin ton civarında NPK gübresi üretme kapasitesine sahip." Akın, Samsun’da 300 milyon dolarlık yatırımla devreye alınan tesisin de aynı kapasiteye sahip olduğunu ifade ederek, "Üretim kapasitemizle, Türkiye’nin yaklaşık olarak 650 bin ton civarındaki DAP ihtiyacını tamamını karşılayacak durumdayız. Dolayısıyla, üretmiş olduğumuz gübrenin hammaddesi bize ait olduğu için entegre bir tesis yapısına sahibiz. Bu sayede yurt dışıyla mukayese edildiğinde daha rekabetçi fiyatlarda üretim yapıyoruz. Böylece hem tarımın sürdürülebilirliği için gereğini yerine getiriyoruz hem de ithalatı azaltarak döviz çıkışını engellemiş oluyoruz" şeklinde konuştu. "Yeni bir tesis ya da kapasite artışı gündemimizde yok" Mevcut kapasitenin Türkiye’nin ihtiyacını karşılaması nedeniyle yeni bir tesis ya da kapasite artışının gündemlerinde olmadığını belirten Akın, önceliklerinin Türk çiftçisinin ihtiyacını karşılamak olduğunu söyledi. Tarım ve Ticaret bakanlıklarının izinleri kapsamında gübre sezonu dışındaki ürün birikimlerini ihracata yönlendirdiklerini belirten Akın, "Amerika’dan Hindistan’a kadar satışlarımız oldu. Eti Bakır’ın ürettiği sülfürik asidi gübre formuna dönüştürerek çevreye büyük bir fayda sağlıyoruz. Hem bitki besin maddesi üretiyoruz hem de bir atığı mamule çevirerek ekonomiye kazandırıyoruz" dedi. Gübre tedarikinin geçmişte Kuzey Afrika ülkeleri ve Rusya’dan yapıldığını hatırlatan Akın, Eti Gübre’nin sektöre girmesiyle tedarik süreçlerinin kolaylaştığını ve çiftçinin ürüne daha istikrarlı fiyatlarla ulaşabildiğini belirterek, "Ürünün devamlılığı ve piyasada bulunurluğu çiftçinin uygun fiyata ürüne ulaşmasını sağlıyor. Kendi enerjimizi üretmemiz de maliyetler açısından daha verimli çalışmamıza imkân veriyor" diye konuştu. Ar-Ge çalışmalarının sürdüğünü belirten Akın, verimli üretim için toprak analizi yapılmasının önemine değinerek sözlerini şöyle tamamladı: "Gübre kullanmak önemlidir. Zaman zaman pahalı görülebilir ancak toprak analizi yapılarak toprağın ve bitkinin ihtiyacı olan gübrenin tüketilmesi çok önemli. Toprak analizi yapılmasını tavsiye ediyorum."
TESK Başkanı Palandöken: "Kaçak tütün ve tütün mamulleri ticareti, devletimizin vergi gelirlerinde yaklaşık 120 milyar liralık kayba neden oluyor"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 10:12 TESK Başkanı Palandöken: "Kaçak tütün ve tütün mamulleri ticareti, devletimizin vergi gelirlerinde yaklaşık 120 milyar liralık kayba neden oluyor" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Kaçak tütün ve tütün mamulleri ticareti, devletimizin vergi gelirlerinde yaklaşık 120 milyar liralık kayba neden oluyor. Bunun yanında çoğunluğu bakkal ve büfelerden oluşan 150 bin esnaf, haksız rekabet nedeniyle ciddi gelir kaybı yaşıyor" dedi. TESK Başkanı Bendevi Palandöken, kaçak tütün ticaretinin devleti 120 milyar liralık kayba uğrattığını belirterek, bu durumun önüne geçilmesi gerektiğini kaydetti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen ‘Yasa Dışı Tütün Mamulü Ticareti ile Mücadele Konferansı’nda yasa dışı tütün ticaretinin ekonomiye ve küçük esnafa verdiği zararı gündeme taşıyan Palandöken, "Kaçak tütün mamulleri hem devletin vergi gelirlerini azaltan hem de esnafı haksız rekabete mahkum eden bir sorun. Kaçak ürünlerin piyasaya sürülmesi, esnafımızın yasal zeminde yaptığı ticareti sekteye uğratırken, illegal yollarla ülkeye sokulan ürünlerden dolayı devletimiz önemli vergi kayıpları yaşıyor. Üstelik bu durum, hem kamu kaynaklarının erimesine hem de işletmelerin artan mali yükler karşısında ayakta kalmakta zorlanmasına yol açıyor. Bu nedenle denetimlerin güçlendirilmesi, kayıt dışı üretim ve satışın engellenmesi ve mevzuatın daha caydırıcı hale getirilmesi hayati önem taşıyor" dedi. "Denetim mekanizmasının daha etkin ve yaygın şekilde çalışması şart" Yasa dışı tütün mamullerinin Türkiye ekonomisine verdiği zararın her geçen yıl büyüdüğünü belirten Palandöken, "Kaçak tütün ve tütün mamulleri ticareti, devletimizin vergi gelirlerinde yaklaşık 120 milyar liralık kayba neden oluyor. Bunun yanında çoğunluğu bakkal ve büfelerden oluşan 150 bin esnaf, haksız rekabet nedeniyle ciddi gelir kaybı yaşıyor. Yasal olarak satışı mümkün olmayan bazı tütün mamulleri yurtdışından kaçak yollarla ülkeye giriyor. Aracılar büyük kazanç sağlarken, esnafımız yüzde 2-5 gibi düşük karlarla ayakta kalmaya çalışıyor. Bugün pazarın yaklaşık yüzde 7’sini kaçak sigaralar oluştururken, vergisiz açık tütün ve doldurulmuş makaronla birlikte bu oran yüzde 20’ye kadar çıkıyor. Bu tablo, yasa dışı ticaretin ulaştığı tehlikeli boyutu göstermekte ve doğrudan esnafın ekmeğiyle oynamaktadır. Denetim mekanizması daha etkin ve yaygın şekilde çalışması şart. Sahada yürütülen denetimler elbette çok önemlidir ancak bu sürecin etkili olabilmesi için cezaların daha caydırıcı hale getirilmesi ve kontrol mekanizmalarının sürekli, sistemli ve güçlü şekilde uygulanması gerekiyor. Yasa dışı ticaret yalnızca esnafı değil, kamuyu, tüketiciyi ve ekonominin tamamını ilgilendiriyor. Bu nedenle hem kamuoyunun bilinçlendirilmesi hem de mevzuatın güçlendirilmesi kritik önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki illegal yollarla ülkeye giren ürünler yalnızca vergi kaybına neden olmuyor, aynı zamanda tüketicilerin sağlığını da ciddi şekilde tehdit ediyor" ifadelerini kullandı.
Adana’nın hurmalı köyü, açık fabrikaya dönüştü
19 Kasım 2025 Çarşamba - 09:37 Adana’nın hurmalı köyü, açık fabrikaya dönüştü Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden Adana’nın Kozan ilçesinde, 120 haneli Minnetli köyü sakinleri hurma üretimi ile ev ve ülke ekonomisine katkı sunuyor. Köyde 7’den 70’e herkes, imece usulüyle hasat ve hurma kurutma işlemlerini gerçekleştirerek, cennet hurması sezonunda mahalleyi adeta açık hava fabrikasına dönüştürdü. Türkiye’nin yaş cennet hurması (Trabzon hurması) üretiminin yaklaşık yüzde 20’sini, kuru hurma üretiminin ise yüzde 50’sini tek başına karşılayan Kozan’ın Minnetli Mahallesi, tam anlamıyla bir üretim üssüne dönüştü. İki yıl önce 5.4 büyüklüğündeki depremi yaşayan ve öncesinde büyük bir orman yangınından etkilenen mahalle, devlet desteği ve dayanışma ile yaralarını sararak üretimde yeniden öncü olmayı başardı. Bu yıl don nedeniyle Trabzon hurması rekoltesinde düşüş yaşansa da mahallede yıllık yaklaşık 5 bin ton yaş hurma üretimi gerçekleştirildi. Hasat dönemiyle birlikte mahalle yeniden açık hava fabrikasına dönüştü. Ata gelenekleri devam ediyor Mahallede hurma hasadı ve kurutma işlemleri ata geleneklerine uygun şekilde imece usulüyle yürütülüyor. Evlerin damları hurma kurutma tesisine dönüşürken, tüm mahalle el birliğiyle üretime katkı sağlıyor. Mahalle sakinlerinden Havvane Uzun, uzun yıllardır hurma soyduklarını belirterek, "Zevkli ve keyifli bir iş. Yılda bir kez 20 gün boyunca uğraşıyoruz. Bugün yeğenime hurma soymaya yardıma geldim" dedi. Yöre sakinlerinden Şevket Uzun ise "Köyümüz açısından çok iyi bir gelir kaynağı. Deprem ve yangın bölgesi olsak da bir imtihandan geçiyoruz. Daha önce köyün bir geçim kaynağı yoktu. Şu an ise çok güzel bir gelir kapısı oluştu" diye konuştu. Hurmanın imece usulü işlendiğini anlatan gençlerden Elif Uzun, "Köyümüzün geçim kaynağı hâline geldi. Ekonomi açısından ekstra bir kapı açtı. Memnunuz" ifadelerini kullandı. "Herkes üretime katılıyor" Minnetli Mahallesi Muhtarı İzzet İnce, 500 rakımlı mahallede yoğun şekilde cennet hurması üretimi yaptıklarını söyledi. İnce, "Pandemi, orman yangını ve deprem sonrası halkımız hayata bağlı ve mücadeleci. Önceden hurmayı yaş olarak satıyorduk, şimdi kendimiz işleyerek pazara sunuyoruz. Şu an dalında kilogramı 30–35 TL iken, işlenip kurutulduğunda kilosu 400–500 TL’ye satılıyor. 120 haneli mahallemizde hemen hemen herkes üretim yapıyor. Don olayı olmadan önce yıllık 5 bin ton üretim vardı, bu yıl biraz düştü ama yine de köyümüz için güzel bir gelir kaynağı. Kozan merkezde de hurma oluyor ama rakım yüksek olunca kalite farklı oluyor" şeklinde konuştu. Hasat yapan Gülay İnce de "46 yaşındayım. Hurma topluyorum, hem kurutuyorum hem topluyorum. Köyümüzün kalkınması için komşularla imece usulü çalışıyoruz. Getirisi güzel. Bu yıl önceki yıllara göre biraz geride ama köyümüz hurma sayesinde kalkınıyor" diyerek bilgi verdi.
Zirai don, Samsun’u fındık üretiminde zirveye taşıdı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 09:36 Zirai don, Samsun’u fındık üretiminde zirveye taşıdı Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, Türkiye genelinde etkili olan zirai donun özellikle yüksek rakımlı bahçelerdeki fındık üretimini olumsuz etkilediğini söyledi. Yılmaz, don olayından diğer illere göre daha az etkilenen Samsun’un bu yıl 90 bin ton fındık üreterek tarihinde ilk kez Ordu’yu geçip "Türkiye’nin en çok fındık üreten ili" olduğunu vurguladı. Bu yıl Türkiye genelinde etkili olan zirai don ve doğal afetler, özellikle yüksek rakımlı fındık bahçelerinde ciddi kayıplara yol açtı. Yüksek kesimlerde kayıp oranı artarken, düşük rakımlı alanlarda zarar daha sınırlı kaldı. Ordu ve Giresun’da rekolte kaybının çok yüksek olması, Samsun’un ise don olayından daha az etkilenmesiyle birlikte Samsun fındık üretiminde tarihinde ilk kez Türkiye’de 1. sıraya yükseldi. Yaklaşık 250 bin ton fındık üreten Ordu’nun rekoltesi don nedeniyle 60 bin tona düşerken, Samsun’da bu yıl yaklaşık 90 bin ton fındık üretildi. Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, zirai don nedeniyle bu yıl en çok fındık üretiminin Samsun’da yapıldığının altını çizdi. "Bu yıl en çok fındık üretilen il Samsun oldu" Zirai don olayından diğer illere göre daha az etkilenen Samsun’un bu nedenle yılı en çok fındık üreten il olarak kapattığını ifade eden Kemal Yılmaz, "Türkiye’de fındık üretiminin çok büyük bir kısmını Ordu ilimiz karşılıyordu. Bu sene illerimizde yaşanan bir doğal afet sonucu fındık üretimi de bundan olumsuz anlamda önemli oranda etkilendi. Ordu’da bu sene fındık rekoltesi 60 bin ton civarında gerçekleşti. Normalde Ordu’da yıllık 200-250 bin ton fındık üretiliyordu. Samsun ise 125 bin hektar fındık alanı ile Türkiye’de fındık üretiminde söz sahibi illerden bir tanesi. Yıllarca ikinci sırada geliyordu. Zirai don nedeniyle bu sene Ordu’da fındık üretiminin ciddi manada azalması, Samsun’un zirai don olayından az etkilenmesi nedeniyle fındıkta rekolte bakımından Samsun Ordu’yu geçti. Samsun’da 2025 yılı rekoltesi 90 bin ton olarak gerçekleşti. Bu sene için Samsun’da üretilen 90 bin ton fındıkla fındık üreten iller içerisinde en yüksek fındık üretiminin gerçekleştiği ili Samsun oldu. Bu durumun Türkiye genelinde etkili olan zirai don hadisesinden dolayı olduğunu da belirtmek gerekiyor" dedi.