Son Dakika
|
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Yaklaşık 7 yılın ardından ABD-Venezuela arasında yolcu uçuşları yeniden başladı
Kosova'da halk, 7 Haziran'da erken genel seçimler için sandık başına gidecek
Parası çalınan askerin imdadına taksi şoförü yetişti
Bayraklı Belediyesi’nde memurların hak arayışı sürüyor
Siirt’te heyelan: Minibüs mahsur kaldı
Mabel Matiz’e 3 yıla kadar hapis talebi
Trendyol Süper Lig’de 32. hafta heyecanı
EKONOMİ
Yalova OSB’de 112 Acil hizmeti başladı
30 Nisan 2026 Perşembe - 22:40:46
Yalova Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde Sağlık Bakanlığı’na bağlı Çiftlikköy 3 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu hizmete girdi 4 doktor ve 8 sağlık personelinden oluşan 12 kişilik uzman kadrosuyla görev yapan istasyon, tam donanımlı ambulansları ile 7/24 hizmet vererek bölgedeki acil sağlık müdahale kapasitesini önemli ölçüde arttıracak. OSB yönetimi; insan sağlığını her zaman öncelikli gördüklerini vurgularken, sanayi bölgelerinde yaşanabilecek iş kazaları, trafik kazaları ve ani sağlık durumlarında hızlı müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet verecek şekilde konumlanan istasyonun, donanımlı ambulansları ve ileri tıbbi ekipmanlarıyla müdahale süresini en aza indirerek riskleri azaltacağı ifade edildi. Açıklamada ayrıca, güçlü bir sanayi altyapısının ancak sağlıklı ve güvende hisseden bir çalışma ortamıyla mümkün olabileceği belirtilirken, gerçekleştirilen bu yatırımın sosyal sorumluluk anlayışının somut bir yansıması olduğu vurgulandı. OSB, yalnızca üretim odaklı değil, aynı zamanda insan odaklı bir gelişim modeli benimsediğine dikkat çekti. Bu yatırımla yalnızca sanayi üretiminin sürdürülebilirliğine değil, aynı zamanda bölge halkının sağlık güvencesine de doğrudan katkı sağlanacak. OSB içerisinde konumlanan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu; Taşköprü, Laledere, Kılıç, Dereköy, Kabaklı, Denizçalı, Ahmediye, İlyasköy, Çukurköy, Burhaniye, Sermayecik, Aktoprak, Çavuşköyü, Örencik ve Fevziye olmak üzere toplam 15 yerleşim yeri ile birlikte İstanbul-İzmir Otoyolu’nda bölgeye yakın noktalara da hizmet veriyor. Böylece, yalnızca OSB sınırları içinde değil, geniş bir coğrafyada yaşayan vatandaşlar için de hızlı ve etkin sağlık hizmetine erişim sağlanıyor. Yalova Makine İhtisas OSB yönetimi, insan sağlığını ve yaşam kalitesini önceleyen yatırımlarla bölgeye değer katmaya, sanayi ile toplum arasında güçlü bir bağ kurmaya kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.
30 Nisan 2026 Perşembe - 22:25
Silifke’de sezonun ilk üzümü hasat edildi, kilosu 600 TL’den ihraç edildi
Mersin’in Silifke ilçesinde sezonun ilk örtü altı üzüm hasadı gerçekleştirildi. Atakent Mahallesi’nde üretici Mustafa Sak’a ait 6 dönümlük seradan toplanan Yalova incisi cinsi üzümler, kilosu 600 liradan Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine ihraç edildi. Silifke’de yılın ilk üzüm hasadı Atakent Mahallesi’nde yapıldı. Örtü altında yetiştirilen üzümlerin kesimine başlanırken üretici Mustafa Sak, sezonun bereketli geçmesini temenni etti. Hasat sırasında açıklamalarda bulunan Sak, "Silifke’de üzümde ilk hasadı gerçekleştirdik. Hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum" dedi. 6 dönümlük serasında üretim yaptığını belirten Sak, yaklaşık 17 ton rekolte beklediklerini ifade ederek, "Örtü altı üzüm yetiştiriciliği yapıyorum. Bu yıl 6 dönümden 17 ton ürün bekliyoruz. Türkiye’de ilk hasat burada yapılıyor. Ürünlerimiz iç piyasanın yanı sıra Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Fiyatlardan memnunuz" diye konuştu. Ziraat Mühendisi Deniz Gürbüz ise turfanda üzüm üretiminde Mersin’in önemli bir merkez olduğunu belirterek, "Turfanda üzüm denildiğinde Silifke, Erdemli ve Mezitli ilçeleri öne çıkıyor. Önceleri küçük alanlarda yapılan üretim, bugün Mersin genelinde yaklaşık 2 bin 500 dönüme ulaştı. Yıllık üretim ise 8-10 bin ton civarında. Ürünler Rusya başta olmak üzere Arap ülkeleri ve kısmen Avrupa’ya ihraç ediliyor" dedi. Gürbüz, iç piyasada üreticiden 300-350 TL’ye çıkan üzümün tüketiciye 500-600 TL arasında ulaştığını, ihracatta ise kilogram fiyatının 600 TL’ye kadar çıktığını kaydetti. Öte yandan Silifke’de üzüm üretiminin özellikle Uzuncaburç Mahallesi ile Göksu Vadisi’ndeki Keben, Sabak, Karakaya, Kargıcak, Evkafçiftliği, Gündüzler ve Kepez mahallelerinde yoğun olarak yapıldığı bildirildi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 22:04
Silifke’de sezonun ilk üzümü hasat edildi, kilosu 600 TL’den ihraç edildi
Mersin’in Silifke ilçesinde sezonun ilk örtü altı üzüm hasadı gerçekleştirildi. Atakent Mahallesi’nde üretici Mustafa Sak’a ait 6 dönümlük seradan toplanan Yalova incisi cinsi üzümler, kilosu 600 liradan Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine ihraç edildi. Silifke’de yılın ilk üzüm hasadı Atakent Mahallesi’nde yapıldı. Örtü altında yetiştirilen üzümlerin kesimine başlanırken üretici Mustafa Sak, sezonun bereketli geçmesini temenni etti. Hasat sırasında açıklamalarda bulunan Sak, "Silifke’de üzümde ilk hasadı gerçekleştirdik. Hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum" dedi. 6 dönümlük serasında üretim yaptığını belirten Sak, yaklaşık 17 ton rekolte beklediklerini ifade ederek, "Örtü altı üzüm yetiştiriciliği yapıyorum. Bu yıl 6 dönümden 17 ton ürün bekliyoruz. Türkiye’de ilk hasat burada yapılıyor. Ürünlerimiz iç piyasanın yanı sıra Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Fiyatlardan memnunuz" diye konuştu. Ziraat Mühendisi Deniz Gürbüz ise turfanda üzüm üretiminde Mersin’in önemli bir merkez olduğunu belirterek, "Turfanda üzüm denildiğinde Silifke, Erdemli ve Mezitli ilçeleri öne çıkıyor. Önceleri küçük alanlarda yapılan üretim, bugün Mersin genelinde yaklaşık 2 bin 500 dönüme ulaştı. Yıllık üretim ise 8-10 bin ton civarında. Ürünler Rusya başta olmak üzere Arap ülkeleri ve kısmen Avrupa’ya ihraç ediliyor" dedi. Gürbüz, fiyatlara da değinerek, iç piyasada üreticiden 300-350 TL’ye çıkan üzümün tüketiciye 500-600 TL arasında ulaştığını, ihracatta ise kilogram fiyatının 600 TL’ye kadar çıktığını kaydetti. Öte yandan Silifke’de üzüm üretiminin özellikle Uzuncaburç Mahallesi ile Göksu Vadisi’ndeki Keben, Sabak, Karakaya, Kargıcak, Evkafçiftliği, Gündüzler ve Kepez mahallelerinde yoğun olarak yapıldığı bildirildi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 21:12
ALTSO Başkanı Erdem: "Vergi affı ile borçlar yapılandırılmalı, finansmana erişim kolaylaşmalı"
Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Eray Erdem, yerel ve küresel gelişmelerin etkisiyle son yıllarda ciddi bir daralma ve mali baskı altında kalan turizm sektörü için finansman, vergi ve mevzuat alanlarında acil düzenleme çağrısı yaptı. Geçtiğimiz günlerde ALTSO Meclis Toplantısı’na katılan Antalya Vergi Dairesi Başkanı İlhan Karayılan ile de sektörün bu taleplerini paylaştıklarını belirten Erdem, turizmin Türkiye ekonomisi için stratejik önemine dikkat çekti. Turizm sektörünün doğrudan döviz girdisi sağlayan bir alan olduğunu belirten Erdem, "Turizmciler fiilen hizmet ihracatı yapıyor. Ülkemize döviz kazandıran bu sektörün, ihracatçı statüsünde değerlendirilmesi gerekiyor. Bu sayede turizmciler Eximbank kredileri, vergi avantajları ve teşviklerden yararlanabilir" diye konuştu. Rekabet gücünün artırılması için bu adımın kritik olduğunu söyleyen Erdem, buna ilave olarak Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, "İhracat ve üretimi desteklemek amacıyla kurumlar vergisinde, normal ihracatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 25’ten yüzde 14’e indirileceğini, üretici ihracatçılarda ise oranın yüzde 9’a kadar düşeceği" yönündeki açıklamasına atıfta bulunarak, "Turizmcilerin de ihracatçı sayılarak bu haklardan yararlandırılmasını talep ettiklerini" dedi. "Vergi affı ile borçlar yapılandırılmalı, finansmana erişim kolaylaşmalı" Pandemi sonrasında toparlanma sürecinde artan maliyetler ve düşen kârlılık nedeniyle birçok işletmenin borç yükü altında olduğunu belirten Erdem, turizm sektörüne özel borç yapılandırma paketleri hazırlanması gerektiğini dile getirdi. Sektörün vergi affı beklentisi de olduğuna da işaret eden Erdem, ayrıca bu yıl uygulamaya giren "Yeni Yangın Yönetmeliği" gibi benzer uygulamalar nedeniyle uygun faizli ve uzun vadeli kredi imkânlarının sağlanmasının sektöre nefes aldıracağını söyledi. Erdem, aksi halde küçük ve orta ölçekli işletmelerin ayakta kalmakta zorlanacağını ifade etti. "KDV uygulamalarındaki çelişkiler giderilmeli" Bölgenin ağırlıklı olarak konaklama, yeme-içme işletmelerinden oluştuğuna dikkat çeken ALTSO Başkanı, "Turizm işletmeleri satın aldıkları alkollü içeceklerde ödedikleri yüzde 20 KDV’yi mahsup edemiyor. Bu durum da işletmeler üzerinde çifte yük oluşturuyor. Genel giderden düşen bu masrafın KDV üzerinden mahsup edilmemesi genel vergi uygulamalarına da uygun bir yöntem değil" dedi. Bununla beraber bölgede ve turizm merkezlerinde hizmet üretildiğini, genellikle konaklama ve yeme-içme işletmelerinin bulunduğunu yineleyen Başkan Erdem, "Gıda alışlarında da yüzde 1 olan KDV girdi maliyetlerimiz satışta yüzde 10 olarak değerlendiriliyor. Turizmci zaten ağır yük altında. Bu yüzde 9’luk KDV farkı da yine işletmelerimizin üzerinde artı bir yük olarak kalıyor" diyerek bu gibi uygulamaların yatırımcı lehine düzeltilmesi gerektiğini belirtti. "Cirodan vergi alınmamalı" Artan maliyetler ve kur baskısı nedeniyle sektörde kârlılığın düştüğünü ancak vergi yükünün artarak devam ettiğini ifade eden Erdem, ciro üzerinden alınan vergilerin işletmeleri zorladığını kaydetti. Erdem, "Kazanç üzerinden vergi alınması gerekirken, ciro (hasılat) üzerinden alınan yükler özellikle düşük marjla çalışan turizmcileri ciddi şekilde etkiliyor. Örneğin konaklama ve yeme içme tesislerinde yüzde 2 oranında Konaklama Vergisi ile binde 5 oranında Turizm Katkı payı ciro üzerinden hesaplanıyor. Bu oran çok düşük karlarla çalışan işletmelerde büyük gelir kayıplarına sebep oluyor. Hasılat bir kazanç olarak görülmemeli. Hasılattan alınan vergilerin rakamları küçük gibi görünse de kazanca yansıdığı zaman çok büyük çarpan etkisi oluşturuyor. Verginin sadece kazanç üzerinden alınması gerekir. Bu rakamları milyonlarla hesapladığımız zaman çok ağır bir yük ile karşı karşıya kalıyoruz. Vergide asıl olan elde edilen kazanç üzerinden alınmasıdır. Ciro üzerinden alınan verginin kaldırılmasını talep ediyoruz" dedi. "Ecrimisil harçları YDO ve Tüfe’ye göre çok fahiş artıyor" ALTSO Başkanı ayrıca ecrimisil nedeniyle alınan yüksek harç oranlarına da dikkat çektiği açıklamasında, "2026 yeniden değerlendirme oranı yüzde 25,49, son açıklanan enflasyon oranı ise 32,82 iken Ecrimisil harçlarının bu oranlara göre fahiş oranda artması da turizmci için büyük bir yüktür. Bir yandan devlet desteği bekleyen turizmciye kira artış oranlarının neredeyse 7-8 katı oranında artışla karşı karşıya bırakılması zor günler geçiren sektörün belini büküyor. Artışların açıklanan yeniden değerlendirme ve enflasyon oranlarını aşmaması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi. Başkan Erdem, turizm sektörünün sürdürülebilirliği için atılacak adımların yalnızca işletmeleri değil, bölge ekonomisini ve istihdamı da doğrudan etkileyeceğini belirterek, "Turizm, Türkiye’nin en önemli döviz kaynaklarından biridir. Bu sektörü güçlendirmek, ülke ekonomisini güçlendirmektir" çağrısı yaptı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
27 Nisan 2026 Pazartesi- 14:25
Edremit ve Havran’ın coğrafi işaretli değerleri görücüye çıktı
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 11:29
Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Fidan: "İstihdamdaki hedefimiz 55 bine ulaşmak"
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Sakarya Gaz Sahası’ndan bugüne kadar 6 milyar metreküp doğal gaz üretildi
4
28 Nisan 2026 Salı- 12:43
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Teknik Bilimler MYO öğrencilerinden sektörel çıkarma
5
29 Nisan 2026 Çarşamba- 14:58
Bakan Işıkhan: "Emekli ikramiyelerinin erken ödenmesi için çalışma yapabiliriz"
17 Kasım 2025 Pazartesi - 15:31
İpsala Pirinci Avrupa Birliği’nde tescil edildi
Edirne’nin İpsala Ovası’nda yetişen İpsala Pirinci, Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaretle tescil edilerek resmen koruma altına alındı. Türkiye’nin AB’de tescillenen ürün sayısı 42’ye yükselirken, bu listeye İpsala Pirinci de dâhil oldu. İpsala Kaymakamı Ömer Sevgili, gelişmeyi kamuoyuna duyurarak, sürecin ilçe ve bölge açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Kaymakam Sevgili, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "İpsala Pirinci’nin Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaret tescili almış olmasını büyük bir gurur ve memnuniyetle kamuoyuna duyuruyorum. ‘İpsala Pirinci Dünyada Birinci’ sloganımızın uluslararası alanda da karşılık bulması, ilçemizin tarımsal üretimindeki kalite anlayışının ve uzun soluklu emeğin bir sonucudur. Bu tescille birlikte Türkiye’nin Avrupa Birliği’ndeki coğrafi işaretli ürün sayısı 42’ye ulaşmış, İpsala Pirinci de bu değerli listeye adını yazdırmıştır. Tescil sürecinde katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara, üreticilerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İpsala’mızın tarımsal üretimdeki marka değerini daha da ileriye taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz." AB tescilinin, İpsala Pirinci’nin uluslararası alanda tanınırlığını artırması ve bölgedeki üreticilere ekonomik katkı sağlaması bekleniyor.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 15:26
TÜRSAB Başkan Adayı Hacıalioğlu’ndan "Kriterli yeşil pasaport" vizyonu
TÜRSAB Başkan Adayı Mehmet Nezih Hacıalioğlu, acentalara uluslararası rekabette güç kazandıracak kriterli yeşil pasaport modeli ve kolay vize destek projelerini seçim sonrası hemen hayata geçireceklerini açıkladı. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan Adayı Mehmet Nezih Hacıalioğlu, 130’dan fazla ülkeye vizesiz seyahat imkânı sunan yeşil pasaport uygulamasından seyahat acentalarının da yararlanabilmesi için kapsamlı bir çalışma başlatacaklarını duyurdu. Türkiye’nin 2024 yılında 61 milyar dolar turizm geliri elde ettiğini hatırlatan Hacıalioğlu, acentaların hizmet ihracatçısı olarak ülke ekonomisinde önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. "Acentalar yeşil pasaportla Türkiye’yi dünyada çok daha güçlü temsil edecek" Hacıalioğlu, "Amacımız sektörümüzün önündeki engelleri kaldırmak ve uluslararası rekabet gücünü artırmak. Yeşil pasaport uygulamasını doğru kriterlerle hayata geçirmek için 24 Kasım itibariyle çalışmalara başlayacağız. Acentalar yeşil pasaportla Türkiye’yi dünyada çok daha güçlü temsil edecek" dedi. Mevcut yönetimin birçok konuda eksik kaldığını ifade eden Hacıalioğlu, "Turizmde her adımda emeği olan seyahat acentalarının gücünü ve önemini kamuoyuna doğru şekilde göstereceğiz. Kavga etmeden, iletişimi sürekli kılarak ve güçlü bir lobi faaliyetiyle üyelerimizin taleplerinin takipçisi olacağız" diye konuştu. "TÜRSAB üyeleri için kriterli bir yeşil pasaport sistemi hazırlayacağız" Yeşil pasaportun tüm üyelere otomatik olarak verilemeyeceğini belirten Hacıalioğlu, sistemin belirli kriterler doğrultusunda işlemesi gerektiğini söyledi. "14 bin olan üye sayımız bir anda yüz binlere çıkabilir. Doğru olmayan söylemlerle değil, doğru modelle bu talepte bulunmamız gerekiyor" diyen Hacıalioğlu, En az 5 yıllık aktif acenta geçmişi, Belirli sayıda istihdam sağlama, Yıllık en az 500 bin dolarlık ciroya ulaşma, Sürdürülebilirlik ve performans puanları gibi objektif ölçütler" oluşturulacak kriterlere ilişkin bilgilerini paylaştı. Hacıalioğlu, bu kriterleri karşılayan TÜRSAB üyeleri için yeşil pasaport başvurusunu mümkün kılacak güçlü bir süreç yöneteceklerini belirtti. "Acentalar için Kolay Vize projemiz hazır" Yeşil pasaport çalışmalarına ek olarak vize süreçlerinin iyileştirilmesi için kapsamlı bir yol haritası hazırladıklarını belirten Hacıalioğlu, vize belirsizliklerinin turizme zarar verdiğini söyledi. "Vizeyi veren kurum biz değiliz fakat doğru kriterlerle, düzenli temaslarla ve güçlü bir lobiyle önemli adımlar atacağız. Başkan seçildiğimizde acentalarımız vize sürecinde asla yalnız bırakılmayacak" dedi. Kolay vize destek projesinin detayları Konsolosluklarla özel randevu kontenjanı görüşmeleri: Grup başvurularında kolaylık, yoğun ülkelerde hızlandırılmış süreç talepleri. Uluslararası lobi faaliyetleri: Vize yoğunluğu yaşanan ülkelerde acentaların ihtiyaçlarına uygun diplomatik girişimler. Vize uzmanlığı eğitim programı: Evrak hazırlama, güncel prosedürler, red gerekçeleri ve Schengen uygulamaları üzerine kapsamlı eğitimler. Kültür ve MICE grupları için özel vize randevu şartları üzerine görüşme ve lobi çalışmaları. Hacıalioğlu, seçim sonrası tüm projeleri hızlı şekilde hayata geçireceklerini ve TÜRSAB üyelerinin uluslararası arenada daha güçlü temsil edilmesi için kararlılıkla çalışacaklarını ifade etti.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 15:24
İş Bankası’nın "Çiftçilerin Gücüne Güç Katan İmece Kart" kampanyasında kazananlar belli oldu
Türkiye İş Bankası tarafından tarım alanında sürdürülebilir üretime destek kapsamında ikincisi düzenlenen "Çiftçilerin Gücüne Güç Katan İmece Kart Kampanyası"nda kazananlar belli oldu. Bu yılın traktörleri Kırıkkale, Şanlıurfa, Konya, Diyarbakır’a gitti. 4 adet traktör, 3 adet akıllı dron ve 5 adet otomatik dümenleme makinesinin sunulduğu kampanyada kazananlar hediyelerini düzenlenen törenle birlikte teslim aldı. İş Bankası tarafından hayata geçirilen ve 30 Eylül tarihinde sona eren "Çiftçilerin Gücüne Güç Katan İmece Kart Kampanyası" kapsamında 100 bini aşkın çiftçi çekiliş hakkı kazandı. 20 Ekim’de yapılan çekilişle birlikte 4 adet traktör, 3 adet akıllı dron ve 5 adet otomatik dümenleme makinesi sahiplerini buldu. Traktörler Kırıkkale, Şanlıurfa, Konya ve Diyarbakır’daki çiftçilere ulaştı. Bu yıl 2’ncisi düzenlenen ve Türkiye’nin dört bir yanından binlerce üreticiyi buluşturan kampanya ile İş Bankası, tarımda sürdürülebilir üretim ve finansman desteği adına çiftçilerin yanında olmaya devam ediyor. "Tarımı desteklemeyi bir milli görev olarak görüyoruz" İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit, önceki yıl İş Bankası’nın 100. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle başlattıkları kampanyayı bu yıl da sürdürmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Tarım sektörünün pek çok zorlukla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Yiğit; tarımın gelişimi için ekosistemin tüm paydaşlarının sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Tarımın yalnızca gıda arzı sağlamakla kalmadığının; bağlantılı olduğu pek çok sektörün gelişimi, istihdam ve kırsal refah için de kritik öneme sahip olduğunun altını çizen Umut Yiğit, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Çiftçi ve üreticilerimizden bu kampanyaya büyük bir teveccüh gördük, 100 binin üzerinde bir katılım söz konusu. Biz de her zaman için üreticimizi ve tarımı desteklemeyi bir milli görev olarak görüyoruz. Gıda konusunda yeterlilik bir ülkenin en önemli güçlerinden biridir ve bu noktada tarım, sürdürülebilir bir gelecek için kritik öneme sahip. Biz de tarım, teknoloji ve finansı buluşturan yenilikçi çözümlerimizle üreticilerimizi destekliyoruz. Şubat ve nisan aylarındaki zirai donda ne yazık ki milyonlarca ton rekolte kaybımız var. Bunların önüne geçebilmek için yalnız finans değil teknoloji ve eğitim tarafında da pek çok uygulamayı hayata geçiriyoruz. Ziraat fakültelerinde okuyan öğrencilerimizi çiftçilerimizle buluşturarak sahada aynı dili konuşabilmeleri için destek oluyor ve onlara istihdam sağlıyoruz. Ülkemizin verimli ovalarında açtığımız 56 adet Tarım İhtisas Şubesiyle üreticilerimize finansmanın yanı sıra, teknik bilgi ve okuryazarlık desteği de vererek yol arkadaşı oluyoruz. Toprağa emek veren, üretimle nefes alan çiftçilerimizi desteklemeye, daha yeşil ve daha güçlü bir tarım geleceği için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz." "Tarımda teknolojinin tabana yayılması için çalışmayı sürdüreceğiz" Türkiye İş Bankası’nın tarım odaklı teknoloji iştiraki İmeceMobil’in Genel Müdürü İlker Mehmet Sağlam ise, tarımda teknolojinin önemine dikkat çekerek kampanyada tarımda verimliliği artıracak teknolojileri önceliklendirdiklerini söyledi. Sağlam, "Bu yıl sektörümüz ve çiftçilerimiz oldukça zor bir sezon geçirdi. Yeni nesil traktörler, zirai dronlar, ve otomatik dümenleme cihazlarıyla teknolojinin tabana yayılması amacımızı burada da gerçekleştirmeye çalıştık. Talihlilerimizin ülkenin dört bir yanından üreticilerimizden oluşmasından çok mutluyum. Bu hem coğrafi açıdan teknolojilerin yayılmasını hem de ürün deseni anlamında çeşitlilik oluşturmamızı sağlıyor" şeklinde konuştu. İmeceMobil uygulaması üzerinden çiftçilerin hava durumu takibi, uydu destekli sulama önerileri, gübreleme takvimi ve tarım finansmanı gibi çözümlere kolayca erişebildiğini hatırlatan Sağlam, teknolojinin tabana yayılmasını sağlamak ve üreticilerin işlerini kolaylaştırmak için çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti. "Bu zor dönemde İmece Kart çiftçinin imdadına yetişti, çiftçi nefes aldı" Çiftçilerin Gücüne Güç Katan İmece Kart Kampanyası’nda Kırıkkale’den traktör kazanan Abdullah Öztürk, çiftçiye verdiği desteklerden dolayı İş Bankası’na teşekkürlerini iletti. Öztürk, "Bugün burada çok güzel bir ambiyans yaşandı, ben de Kırıkkale’yi ve Orta Anadolu’yu temsilen bu traktörü aldım. Çiftçinin bu zor gününde yanında olduğu için İş Bankası’na ve İmece Kart’a çok teşekkür ediyorum. Çiftçi özellikle son yıllarda yaşanan zirai dondan çok etkilendi, dolayısıyla 85 milyon da bundan etkilendi. Kuraklıktan dolayı emtia fiyatları çok yükseldi, buna bağlı olarak akaryakıt, girdi, gübre ve ilaç fiyatları da çok yükseldi. Bu zor dönemde İmece Kart çiftçinin imdadına yetişti. Ödemeleri 120 güne kadar esnettiği için çiftçi nefes aldı ve girdilerini daha kolay kullanabilir hale geldi. Aynı bir kamu bankası gibi karlılığı düşünmeden bu ortamı bize sağladığı için İş Bankası’na teşekkür ederim" dedi.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 15:17
Başkan Öztürk: "Üretim kadar bilgi ve strateji de rekabette belirleyici"
Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, üretim kadar bilgi, strateji ve rehberliğin de ekonomik rekabetin belirleyici unsurları arasında yer aldığını söyledi. Konya Ticaret Odası’nda (KTO)’nda Meslek Komiteleri ile istişare toplantıları devam ediyor. Sektörlerin sorunlarının ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı istişare toplantıları kapsamında son olarak KTO 28. Genel Müşavirlik ve Danışmanlık Hizmetleri Meslek Komitesi ile istişarelerde bulunuldu. KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen istişare toplantısında sektör temsilcilerine söz verilerek sektörün sorunları ve sektörün geleceğine dönük öneriler ele alındı. Şehitlerimizin acısını yürekten paylaşıyoruz Toplantıda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait C130 tipi askeri kargo uçağının Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşmesi sonucu Konyalı Hava İkmal Astsubay Kıdemli Çavuş Ahmet Yasir Kuyucu’nun da aralarında bulunduğu 20 kahraman Mehmetçiğin şehit olmasından duyduğu üzüntüyü paylaşarak; "Şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize baş sağlığı ve sabır diliyorum. Bu menfur hadisenin aydınlatılması ve uçağımızın düşme sebebiyle ilgili gerekli adımların atılması adına devletimizin tüm kurumlarıyla üzerine düşeni yapacağına inanıyorum. Bu üzücü hadisenin acısı henüz tazeliğini koruyorken Orman Genel Müdürlüğü’ne ait yangın söndürme uçağının bakım için gittiği Hırvatistan’da düşmesi sonucu da pilotumuz şehit oldu. Şehit pilotumuza da Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı. İstişare toplantıları KTO’ya yön veriyor Konya Ticaret Odası olarak Konya iş aleminin sorunlarını çözmek adına istişareye büyük önem verdiklerini belirten Başkan Öztürk, bu çerçevede yürüttükleri meslek komiteleri istişare toplantılarının oldukça verimli geçtiğini söyledi. Önümüzdeki süreçte istişare toplantılarının süreceğini vurgulayan Başkan Öztürk sözlerine şöyle devam etti: "Meslek Komiteleri İstişare Toplantıları dizisini, üyelerimizin katkı ve ilgisiyle kesintisiz olarak sürdürüyoruz. Her toplantıda sektörlerimizin nabzını tutuyor, sorunları ve çözüm önerilerini birlikte değerlendiriyoruz. Odamız bünyesinde 70 meslek komitesi bulunuyor. Bu komitelerimiz içerisindeki sektörlerimizin farklı, kendi dinamikleri doğrultusunda sorunları, talepleri oluyor. Dolayısı ile komitelerimizle yapmış olduğumuz bu istişare toplantılarının, sektörlerimizin geleceği adına oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu toplantılarda ortaya çıkan görüşler, odamızın raporlarına, temsil faaliyetlerine ve politika önerilerine yön veriyor." Sektör, iş aleminin stratejik aklı konumunda Danışmanlık ve müşavirlik hizmetlerinin günümüz ekonomisine büyük katkı sağladığını hatırlatan Başkan Öztürk, bu anlamda sektörün gelişiminin büyük önem taşıdığını dile getirdi. İşletmelerin bu sektörü iyi değerlendirmesinin önemine değinen Başkan Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık üretim kadar bilgi, strateji ve rehberlik de ekonomik rekabetin belirleyici unsurları arasında yer alıyor. İşletmelerin kurumsal yapılarını güçlendirmesi, ihracat süreçlerini yönetmesi, finansal risklerini kontrol altına alması, dijitalleşme adımlarını planlaması sizin gibi profesyonellerin katkılarıyla mümkün olmaktadır. Şehrimizin de danışmanlık ve müşavirlik alanında oldukça güçlü olduğunu ve ekonomimize hem doğrudan istihdam hem de yüksek katma değer sağladığını vurgulamak isterim. Bu kapsamda sektörümüz yalnızca hizmet sunan bir alan değil; aynı zamanda KOBİ’lerimizin yol göstericisi, sanayimizin stratejik akıl ortağı konumundadır. İşletmelerimizin sürdürülebilirliğine ve yenilenme adımlarına büyük katkı sağlayan sektörümüzün daha iyi noktalara gelmesi, oldukça kıymetli. Bu bakımdan görüş ve önerilerinizi özellikle önemsiyoruz." Komite adına konuşan KTO 28. Genel Müşavirlik ve Danışmanlık Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Mustafa Başoda da, toplantıdan dolayı KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk ve Yönetim Kurulu Üyelerine teşekkür ederek, komite olarak sektörlerinin gelişimine katkı sağlamak için çalıştıklarını söyledi. Konuşmaların ardından KO üyelerine söz verilerek talep ve önerileri dinlendi.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 15:08
Büyükşehir, Fethiye otogarını baştan sona yeniliyor
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Fethiye Şehirlerarası Otobüs Terminalini uzun bir hukuk mücadelesinden sonra devralarak daha kaliteli hizmet sunabilmek için başlattığı yenileme çalışmalarına devam ediyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi, Fethiye Şehirlerarası Otobüs Terminalinde devraldığı günden bu yana birçok birimin koordinasyonuyla altyapıdan çevre düzenlemesine, güvenlikten yolcu konforuna kadar pek çok alanda önemli iyileştirmeler gerçekleştirdi. Büyükşehir Belediyesi’nin koordineli çalışmalarıyla Fethiye Şehirlerarası Otobüs Terminali, hem yolcular hem de terminal esnafı için daha güvenli ve konforlu bir yapıya doğru hızla dönüşüyor. Altyapı ve güvenlik yenilendi Terminalde internet, kamera ve elektrik hatlarında büyük ölçüde yenileme yapıldı. İnternet ve kamera altyapısı tamamen elden geçirilirken, yaklaşık 36 adet güvenlik kamerasının montajı tamamlandı. Güvenlik ofisine canlı izleme monitörü yerleştirildi ve terminal giriş çıkışlarında bariyer sistemleri yenilendi. Turnike alanı tel örgüyle kapatılarak güvenli hale getirildi, açıkta bulunan elektrik kabloları beton ve pano içerisine alınarak riskler ortadan kaldırıldı. Terminaldeki bazı noktalarda kırık mazgallar yenilendi, X-Ray alanında düzenleme yapılarak beton zemin seramikle kaplandı. Güvenlik personeli eğitimlerinin ardından personelin sertifikalandırma süreci başlatıldı. Kapsamlı yapısal ve çevresel düzenlemeler yapıldı Ekiplerin koordineli çalışmasıyla terminal genelinde çok sayıda yapısal düzenleme yapıldı. Peron sayısı 9’dan 13’e çıkarıldı, bozuk kaldırımlar yenilendi, kilit parke döşemeleri gerçekleştirildi. Terminal otoparkında yaya yolu çizgileri, yönlendirme levhaları ve acil toplanma alanı işaretlemeleri yapıldı. Depolama alanında bozuk zeminler iş makineleriyle iyileştirildi; terminal içindeki kırık ve çamurlu bölgeler doldurularak düzenlendi. Yolcu konforu için yeni düzenlemeler Yolcu bekleme salonu, mescit ve bebek bakım odasında tamirat ve boya çalışmaları tamamlandı; klima montajları yapılarak bu alanlar modern bir görünüme kavuşturuldu. Ayrıca yeşil alan planlaması yapılarak peyzaj çalışmaları tamamlandı. Terminalde kesintisiz şekilde devam eden yenileme çalışmaları sayesinde hem işletme verimliliği arttı hem de yolcu ve terminal esnafının kullanım şartları iyileştirildi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanı Süleyman Özdemir, terminalde devam eden çalışmalara ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Muğla Büyükşehir Belediyemize ait Fethiye Otogarı’nı 2024 yılında teslim aldıktan sonra ivedilikle yenileme çalışmalarına başladık. Önce İlgili Bakanlıktan T1 yetki belgemizi aldık. Sonrasında Bebek Bakım Odası, Yolcu Bekleme Salonu, X-Ray Cihazı bunları yaparak vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Ayrıca otogarımızda bulunan tuvaletleri yenileyerek vatandaşlarımızın hizmetine ücretsiz olarak sunduk. Otogarımızın tek giriş ve çıkış noktasını belirledik ve otogardaki güvenliği sağlamış bulunmaktayız. Ayrıca otogarımızın genelinde bakım, onarım ve peyzaj çalışmalarımızı da tamamladık. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın talimatları doğrultusunda yenileme çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Fethiye’nin, Muğla’nın önemli turizm merkezlerinden birisi olması nedeniyle terminalin hem yolculara, hem de esnafa güven veren, konforlu ve çağın ihtiyaçlarına cevap veren bir yapıya kavuşmasının önemli olduğunu, terminali devraldıktan sonra başlattıkları çalışmaların yalnızca fiziki bir yenileme değil; aynı zamanda vatandaşların kent içi ve şehirlerarası ulaşımda kendini güvende hissettiği, rahatça hizmet alabildiği bir ortamı oluşturma çabası olduğunu açıkladı.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 14:55
"Çalışan sağlığı, kurumsal başarının teminatı"
Şirketler, kurumsal sağlık sigortaları ile çalışanlarına özel sağlık hizmetlerine hızlı erişim, etkili tedavi imkânı ve yüksek memnuniyet sağlıyor. Kurumların en değerli varlıkları kuşkusuz çalışanları. Çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığını korumak ise şirketlerin en önemli görevlerinden biri. Bu gereklilik artık sadece bir yan hak değil; şirketlerin verimliliği, itibarı ve sürdürülebilirliği açısından da stratejik bir konu haline geldi. Brooklyn Sigorta & Reasürans Brokerliği A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Selin Pehlivan, "Kurumsal sağlık sigortası, bir mali koruma aracı olmanın ötesinde; kurum kültürünü güçlendiren, çalışan bağlılığını artıran bir yönetim politikasıdır. Biz de her kurumun yapısına, bütçesine ve vizyonuna uygun sağlık planları geliştiriyoruz" dedi. Kurumlara özel sağlık sigortası Kurumsal sağlık sigortalarının, şirketlerin çalışanlarına özel sağlık hizmetlerine hızlı erişim, etkili tedavi imkânı ve yüksek memnuniyet sağladığını vurgulayan Pehlivan, "Her şirketin dinamiği farklı. Biz, insan kaynakları politikası ve çalışan profiline göre poliçeyi yeniden kurguluyoruz. Böylece kurumun sağlık yatırımı, çalışan bağlılığına doğrudan katkı sağlıyor" dedi. Kurumsal tamamlayıcı sağlık sigortası SGK’lı çalışanlara yönelik kurumsal tamamlayıcı sağlık sigortalarının, işletmelere yüksek fayda ve düşük maliyet dengesi sunduğunun altını çizen Pehlivan, SGK anlaşmalı özel hastanelerde fark ücretini karşılayan bu sistemin, şirketlerin çalışan memnuniyetini artırırken, bütçe yönetimini de kolaylaştırdığını ifade etti. Pehlivan, "Tamamlayıcı sağlık sigortası, özellikle geniş ekiplere sahip kurumlar için en rasyonel çözümlerden biri. Şirketler hem çalışanına değer veriyor hem de sağlık giderlerini planlı hale getiriyor" diye konuştu.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 14:43
Nefes kredisinin kredi hacmi 50 milyar liraya yükseltildi
Siirt Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Yönetim Kurulu Başkanı Güven Kuzu, TOBB Nefes Kredisinin üçüncü paketinde önemli bir genişleme yapıldığını belirterek, toplam kredi hacminin 25 milyar liradan 50 milyar liraya yükseltildiğini duyurdu. Ekonomik dalgalanmaların işletmeler üzerindeki baskısını azaltmayı hedefleyen Nefes Kredisinin, düşük faiz oranları ve uygun geri ödeme şartlarıyla KOBİ’ler için önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Kuzu, özellikle finansmana erişimde zorluk yaşayan işletmelerin bu paketle ciddi bir rahatlama sağlayacağını vurguladı. STSO olarak üyelerin ihtiyaçlarını yakından izlediklerini Kuzu, ekonomik canlılığın korunması ve işletmelerin ayakta kalması için finansmana erişimin kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Kuzu, "Bu kapsamda yaptığımız girişimlerin sonuçlanmış olmasından memnuniyet duyuyoruz. Üyelerimiz için önemli bir imkan daha sağlanmış oldu" dedi. Yeni kredi paketi kapsamında başvuruların 19 Kasım Çarşamba günü başlayacağını belirten Kuzu, başvuru süreçlerinin belirlenen bankalar üzerinden yürütüleceğini ve STSO’nun üyelerine gerekli yönlendirmeleri yapmayı sürdüreceğini ifade etti. Nefes Kredisi sürecine katkılarından dolayı TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür eden Kuzu, tüm STSO üyelerini bu finansman desteğinden yararlanmaya davet etti. Başvurular, TOBB’a bağlı oda ve borsa üyesi işletmelere açık olacak. 19 Kasım 2025’te başlayacak başvurularda her işletme en fazla 1,5 milyon lira kredi kullanabilecek. Kredi, 6 ay anapara ödemesiz olmak üzere toplamda 36 aya kadar vadelendirilecek. 24 aya kadar yüzde 33, 24 ay üzeri için yüzde 32 faiz oranı uygulanacak. STSO, üyelerinin sürdürülebilir büyümesini desteklemek amacıyla bu finansman fırsatını yakından takip edeceklerini açıkladı.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 14:36
Türk Eğitim-Sen: "Öğretim üyelerinin erken emeklilik süreci hakkında YÖK’e yazı gönderdik"
Türk Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, öğretim üyelerinin yaş haddinden emeklilik sürecine ilişkin yaşanacak sorunlara dikkat çekerek Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) resmî yazı gönderdiklerini açıkladı. 1 Temmuz 2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7033 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda yapılan düzenleme gereği öğretim üyelerinin görevle ilişiğinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 67 olarak belirlenmişti. Halihazırda yürürlükte olan Geçici 55. madde, belirli devlet üniversitelerinde öğretim üyelerinin 75 yaşına kadar istihdam edilebilmesine imkân tanıyordu. Ancak bu geçici düzenleme 31 Aralık 2025 tarihinde sona erecek. Türk Eğitim-Sen’den gönderilen yazıda, mevcut düzenleme ile 67 yaşını doldurmuş çalışanların yaş haddinden emekli olmalarının 2025-2026 eğitim yılında çok sayıda programda ders, danışmanlık, yürütülen TÜBİTAK-AB projeleri, sağlık ve mühendislikte klinik-saha hizmetleri gibi yapılan tüm iş ve işlemlerde aksamalara neden olacağı belirtildi. YÖK’e gönderildiği belirtilen yazıda şu ifadelere yer verildi: "Nitelikli insan kaynağının korunması, eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin aksamaması, akreditasyon ve kalite güvencesi gerekliliklerinin sürdürülebilmesi, Eğitim-öğretim ve araştırmanın sürekliliği gibi birçok husus göz önünde bulundurularak hali hazırda yaş sınırı nedeni ile emekli olmak durumunda olan çalışanların mağduriyetinin engellenmesi ve kamu yararının gözetilmesi için gerekli tedbirlerin alınması adına eğitim sendikaları başta olmak üzere sürecin bütün tarafları ile birlikte planlanarak, TBMM nezdinde girişimde bulunulması ancak süreç sonuçlanıncaya dek Geçici 55/2’nin 31.12.2030’a uzatılması yönündeki geçiş tedbirinin ilgili Bakanlıklar ve Komisyonlarla koordinasyon içinde desteklenmesini arz ederiz."
17 Kasım 2025 Pazartesi - 14:02
Çalışanlar performans değerlendirmenin zam ve terfi kararları için yapıldığını düşünüyor
Çalışanların yetkinliklerini, iş süreçlerine katkılarını ve gelişim alanlarını bütüncül biçimde ele alıp geri bildirim vermek üzere belirli periyotlarda yapılan performans değerlendirme konusunda anket düzenlendi. 598 kişinin katılımıyla düzenlenen ankete göre, çalışanların yüzde 66’sı performans değerlendirme sürecinin ağırlıklı olarak zam ve terfi kararları için yapıldığını, her iki çalışandan biri de performans değerlendirmelerinde kıdemlilerin daha avantajlı olduğunu düşünüyor. Özellikle kurumsal şirketlerdeki insan kaynakları süreçlerinin önemli bir parçası olan performans değerlendirme, düzenli ve şeffaf bir şekilde yapıldığında hem şirket kültürünü güçlendiriyor hem de çalışanların kariyer yolculuğunu destekliyor. Ancak uygulamadaki amaç ile çalışanların bu süreci nasıl değerlendirdiği farklılık gösterebiliyor. İnsan kaynakları platformu Kolay İK’nın LinkedIn üzerinden yaptığı anket, çalışanların performans değerlendirmeye yönelik bakış açılarını ortaya koydu. Çalışanların performans değerlendirmeyi gelişim odaklı görmüyor Ankete katılanların yüzde 66’sı şirketlerinde yapılan performans değerlendirmenin amacının terfi ve zam kararları olduğunu söyledi. Bunu yüzde 19 ile hedeflerle uyumu ölçmek, yüzde 8 ile çalışan bağlılığını artırmak, yüzde 7 ile de eğitim ve gelişim planı oluşturmak izledi. Maaş ve terfi konusunda performans değerlendirme belirleyici Çalışanlara göre performans değerlendirmedeki sonuçlar özellikle maaş artışı ve terfi kararlarının alınmasında önemli bir role sahip. Her 100 çalışandan 21’i performans değerlendirmenin maaş artışı ve terfi kararlarında yüzde 100 etkili, 30’u ise kısmen etkili olduğunu ifade etti. Performans değerlendirmenin bu kararın alınmasında düşük bir paya sahip olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 25, hiç etkili olmadığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 24 oldu. Kıdemlilerin daha avantajlı olduğu düşünülüyor Ankette, performans değerlendirmede kıdemin etkisinin olup olmadığı da soruldu. Çalışanların yüzde 50’si, yani her iki çalışandan biri kıdemlilerin avantajlı olduğunu belirtirken yüzde 25’i yeni çalışanların avantajlı olduğunu, yüzde 25’i ise kıdemin bu süreci etkilemediğini savundu. "Ödül-ceza mekanizması gibi görülüyor" Kolay İK COO’su Tunca Üçer, çalışanların performans değerlendirmeyi gelişim odaklı bir araçtan ziyade ödül-ceza mekanizması olarak gördüğünü söyledi. Bu yaklaşımın uzun vadeli bir gelişim kültürü oluşturmayı zorlaştırdığını vurgulayan Üçer şöyle devam etti: "Performans değerlendirmenin asıl amacı, çalışanların güçlü yönlerini ortaya çıkarmak, gelişim alanlarını netleştirmek ve sürdürülebilir bir geri bildirim kültürü inşa etmek olmalı. Ancak eğitim ve gelişim planlamasının yüzde 7 gibi düşük bir oranda kalması, çalışanların bu sürecin gelişimlerini yeterince desteklemediğini düşündüklerini ortaya koyuyor. Öte yandan çalışanlar, performans sistemlerinin kritik kararlara yeterince yansımadığını ifade ediyor. Bu da süreçlerin güvenilirliği ve şeffaflığına dair algıyı zayıflatıyor. Terfi-kıdem ilişkisine yaklaşımları ise performans değerlendirmelerinde fırsat eşitliği beklediklerine işaret ediyor. Şirketler performans değerlendirmelerini karar süreçleriyle daha görünür biçimde ilişkilendirdiğinde hem güven hem bağlılık artacaktır."
17 Kasım 2025 Pazartesi - 13:57
Samsun’da balık fiyatlarında son durum
Samsun Büyükşehir Belediyesi Balık Hali’nde tezgâhlar çeşit bakımından zengin olsa da fiyatlar sezon ortasında beklenenin üzerinde seyrediyor. Tezgâhlarda en uygun balık kilogramı 100 TL’den satılan hamsi olurken diğer balık türlerinde rakamlar vatandaşın bütçesini zorluyor. Balık halinde levrek 600 TL, mezgit 500 TL, barbun 500 TL, sargan 400 TL, çupra 500 TL ve somon 300 TL’den alıcı buluyor. Balıkçılar, fiyatların yüksek görünmesine rağmen ürünlerin taze olduğunu belirterek havaların düzelmesiyle balığın daha bol çıkmasını ve fiyatların düşmesini beklediklerini ifade etti. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği hamsinin satışlarda öne çıktığını söyleyen esnaf, şu sıralar en çok hamsi sattıklarını dile getirdi.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 13:32
Bursa kestane şekeri AB’den coğrafi işaret tescili aldı
Bursa Kestane Şekeri, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) girişimleriyle Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret tescili aldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, "Bursa Kestane Şekeri’mizin adını dünyaya taşıması; üreticilerimize, ticaretimize ve ihracatımıza önemli katkılar sağlayacak. Kentimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. BTSO, Bursa’nın geleneksel lezzetlerini uluslararası ölçekte markalaştırmak amacıyla coğrafi işaret tescil çalışmalarını sürdürüyor. Bugüne kadar yurt içinde yedi farklı ürünün tescil sürecine öncülük eden BTSO, AB’den coğrafi işaret tescili alınması konusunda da önemli ilerlemeler kaydetti. Yapılan çalışmalar sonucunda Bursa Siyah İnciri, Gemlik Zeytini ve Bursa Şeftalisi’nin ardından Bursa Kestane Şekeri de kentin AB’den tescil alan dördüncü ürünü oldu. Bursa kestane şekeri tescillendi BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın coğrafi yapısı, tarımsal üretimi, tarihi ve kültürel çeşitliliği ile geleneksel ürünler bakımından Türkiye’nin en zengin şehirlerinden biri olduğunu belirtti. Sahip oldukları değerleri koruyarak gelecek nesillere aktarmayı hedeflediklerini ifade eden Burkay, "Bu doğrultuda şehrimize özgü geleneksel ve yöresel ürünler için coğrafi işaret tescili alma çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bursa Kestane Şekeri için yürüttüğümüz Avrupa Birliği Coğrafi İşaret Tescil sürecini başarıyla tamamladık. AB Komisyonu, yaptığımız başvuruyu uygun bularak resmi tescili gerçekleştirdi. Bu tescil, kestane şekerinin kökeni, üretim yöntemi ve kültürel bağlarıyla Bursa’ya ait olduğunu tüm dünyaya belgelemiştir" dedi. Coğrafi işaret tescilinin yerel üreticiye ve ülke ekonomisine önemli katma değer sağlayacağını vurgulayan Burkay, "Bu tescil, kestane şekerinin doğru şartlarda üretilmesini güvence altına alırken, ulusal ve uluslararası tanıtımını da güçlendirecek. Bursa Kestane Şekeri’mizin dünya çapında bilinirliğinin artması, üreticilerimize, ticaretimize ve ihracatımıza önemli katkılar sunacaktır. Kentimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. Bursa Kestane Şekeri, kestane meyvesinin kabuklarının soyulup şurup içinde pişirilerek şekerlendirilmesiyle elde edilen geleneksel bir üründür. Bursa’da 1900’lü yılların başından bu yana meşhur Şekerciler Çarşısı’nda kestane şekeri üretimi yapılmaktadır. O dönemlerde Ankara’dan Bursa’ya gelen heyetlerin dönüşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kestane şekeri götürdükleri de bilinmektedir. Uzun yıllar boyunca kestane şekerinin üretim merkezi Bursa, AB tescili ile bunu belgelemiş oldu.
17 Kasım 2025 Pazartesi - 13:32
Nefes Kredisi iki katına çıkarıldı, ilk 6 ay ödeme yok
KOBİ’lere finansman desteği için başlatılan ikinci TOBB Nefes Kredisi paketi, yoğun talep üzerine 25 milyar liradan 50 milyar liraya çıkarıldı. Başvurular 19 Kasım’da başlıyor. KOBİ’lerin uygun şartlarla finansmana erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen TOBB Nefes Kredisi, iş dünyasından gelen yoğun talep üzerine iki katına çıkarıldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Kredi Garanti Fonu (KGF) ve bankaların işbirliğiyle yürütülen kredinin hacmi 25 milyar liradan 50 milyar liraya yükseltildi. İş dünyasının yoğun talebi sonrasında TOBB’un girişimleri sonucu artırılan Nefes Kredisi’ne başvurular 19 Kasım Çarşamba itibariyle başlayacak. Krediye TOBB’a bağlı tüm Oda-Borsa üyesi işletmeler başvurabilecek. İşletmeler, TOBB Nefes Kredisi başvurularını Halkbank, Vakıfbank, Ziraat Bankası, Denizbank, Garanti Bankası, Akbank, Yap Kredi ve Ziraat Katılım şubelerine yapabilecek. Artırılan kredi hacminde mevcut koşullar aynen devam edecek. Bir firma azami 1,5 milyon lira kredi kullanabilecek. Krediler, 6 ay anapara ödemesiz şekilde azami 36 ay vadeli olacak. Kredi, 24 aya kadar yüzde 33, 24 ay üzerinde ise yüzde 32 faizle kullandırılacak. Temmuz ayında verilen ilk TOBB Nefes Kredisi ile 23 bin 515 firmaya 30 milyar lira destek sağlanmıştı. Böylece TOBB Nefes Kredisi ile bu yıl KOBİ’lere sağlanan toplam destek 80 milyar Türk Lirası’na ulaşmış olacak. Konu üzerine açıklamalarda bulunan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, KOBİ’lerin yaşadığı en büyük sıkıntının finansmana erişim olduğunu belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Sürekli vurguladığım en önemli problem finansmana erişim. Özellikle KOBİ kredilerine uygulanan büyüme sınırı krediye erişimi zorlaştırıyor. Böyle bir dönemde KOBİ’lerimize destek olmak için yeni bir kaynak oluşturduk. TOBB, Kredi Garanti Fonu ve Bankalar güç birliği yaptık. Amacımız zor günlerde KOBİ’lerimizin yanında durup çarkların dönmesini sağlamak. Temmuz ayında birinci Nefes Kredisi’ni hayata geçirdik. KOBİ’lerimize 30 milyar lira destek sağladık. İkinci Nefes Kredisi’ne ise 2 Ekim tarihinde başladık. Bu paketten şu an itibariyle 20 bin civarında firmamız yararlandı. 25 milyar Türk Lirası büyüklüğündeki kredi hacmi dolmak üzere. Oda-Borsa Başkanlarımız ve iş dünyamızdan gelen yoğun talep üzerine kredi tutarının artırılması yönündeki beklentimizi ilgili makamlara ilettik. Yaptığımız girişimler sonucu kredi hacmi 50 Milyar Türk Lirası’na yükseltildi. Böylece sadece 2025 yılı içerisinde TOBB Nefes Kredisi ile KOBİ’lere sağladığımız destek 80 milyar Türk Lirası’na ulaşmış olacak. Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen’e ve katılan tüm banka yöneticilerine verdikleri destek ve katkılardan dolayı teşekkür ediyorum. KOBİ’lerimizin doğru zamanda ve uygun maliyetlerle finansmana ulaşması; daha fazla yatırım, üretim, istihdam ve ihracat, dolayısıyla daha güçlü bir ekonomi demektir" Bir firmanın azami olarak 1,5 milyon lira kredi kullanabileceği TOBB Nefes Kredisi’ne TOBB’a bağlı Oda-Borsa üyesi işletmeler başvurabilecek. Krediler, 6 ay anapara ödemesiz şekilde azami 36 ay vadeli olacak. Kredi, 24 aya kadar yüzde 33, 24 ay üzeri yüzde 32 faizle kullandırılacak.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder