EKONOMİ
Bakan Kacır: ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ 08 Mayıs 2026 Cuma - 22:56:57 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Turkcell’in hayata geçirdiği ‘Yarının Teknoloji Liderleri’ proje yarışmasında ödül töreninde konuştu. Kacır, ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir’’ dedi. Turkcell’in, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği "Yarının Teknoloji Liderleri" proje yarışmasının ödül töreni Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de üniversitelilere yönelik proje yarışması olan "Yarının Teknoloji Liderleri"nde birinci olan SIGNIFY projesi 1 milyon TL, ikinci MEMOVISION projesi 800 bin TL, üçüncü SMELLCONTROL projesi ise 600 bin TL ile ödüllendirildi. Ayrıca jüri tarafından belirlenen CYBERKIDS, ENERATICS ve KAZAI projelerine de 300 bin TL’lik para ödülü takdim edildi. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, ‘‘Türkiye’nin teknoloji alanında elde ettiği kazanımlar, kendine has bir ekosistem inşasını ve kendine has bir teknoloji geliştirme yolculuğunu da ifade ediyor. Kendine has bir ekosistem dediğimizde aslında çok bileşenli bir yapıdan bahsediyoruz. Altyapılarıyla, üniversiteleriyle, araştırma merkezleriyle, laboratuvarlarıyla, teknoparklarıyla, yazılımcılarıyla ve elbette girişimcileriyle adeta bir sinir ağında ortaklaşa çalışan inovasyon zekası Türkiye’nin teknoloji ekosistemi. Bu zeka dünyada parmakla gösterilen başarılara imza atıyor" dedi. Türkiye’de teknoloji ve inovasyona yapılan yatırımlara ilişkin de bilgi veren Bakan Kacır, ‘‘Türkiye son 23 yılda araştırma, geliştirme ve inovasyona daha önceki dönemlerle mukayese edildiğinde çok daha fazla kaynak ayırıyor. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolardı. Şimdi Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 20 milyar dolar. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin 29 bin Ar-Ge insan kaynağı vardı. Şimdi Türkiye’de 311 bin Ar-Ge insan kaynağı var. 23 yıl önce Türkiye milli gelirinin yüzde 0,5’ini Ar-Ge’ye ayırmaktaydı. Şimdi milli gelirimizin yaklaşık yüzde 1,5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerine ayırıyoruz. İtalya gibi, İspanya gibi ülkelerle milli gelirimizden Ar-Ge ayırdığımız pay çok yakın seviyelerde. Türkiye bugün 114 teknoparkında 13 bin teknoloji girişiminin inovasyon yaptığı bir ülke. Türkiye bugün özel sektörde bin 700’den fazla Ar-Ge ve tasarım merkezine sahip bir ülke’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Teknoloji girişimlerinin sermayesinin maddi olmadığını vurgulayan Kacır, ‘‘Borçlanma enstrümanları yani daha yaygın kullandığımız haliyle krediler, çoğunlukla sizin sunacağınız teminatlar karşılığında size verilir. Yani bir kredi talep ettiğinizde çoğunlukla o krediyi geri ödeyememeniz halinde hangi teminatlarla borcunuzu karşılayabileceğiniz, daha açık ifadesiyle tapunuzun, araba ruhsatınızın olup olmadığı sorulur. Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir. Teknoloji girişimlerinin büyümesini sağlayacak olanlar borçlanma değil, sermaye yatırımları, sermaye ortaklıklarıdır’’ diye konuştu. ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı’’ Türkiye’de teknoloji girişimlerine yapılan girişim sermayesi yatırımlarını büyütmeye çalıştıklarını söyleyen Kacır, ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı. Bir önceki beş yılda bu tutar 550 milyon dolardı. Ondan önceki beş yılda bu tutar 280 milyon dolardı. Yani katlanarak büyüyen bir yatırım ölçeğinden bahsediyoruz. Bu ölçeğin büyümesi için pek çok tedbir alıyoruz. Bir yandan kamu kaynaklarını girişim sermayesi fonlarına yönlendiriyoruz. Fonların fonu mekanizmaları kuruyoruz. Eş finansman mekanizmaları kuruyoruz. Kamunun bir lirasını özel sektör üç lira, beş lira eklesin ve Türkiye’nin teknoloji girişimleri yatırım ortaklıklarıyla büyüsün istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Turkcell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insan için faydaya dönüştürmek" Törenin açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini desteklemek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan projenin önemine işaret ederek şunları söyledi: "Turkcell olarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna 30 yıldan uzun süredir öncülük ediyoruz. Bu yolculukta Turkcell’i Türkiye’nin teknoloji lideri yapan en temel yaklaşım ise ‘Teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek’. Bizim için teknoloji; insanın hayatına dokunduğunda, bir ihtiyaca cevap verdiğinde ya da bir gencimizin önünde yeni bir kapı açtığında gerçek anlamını buluyor. Yarının Teknoloji Liderleri Proje Yarışması da bu anlayışın somutlaşmış hali. Gençlerimizden aldığımız motivasyonla bu yıl yarışmanın kapsamını daha da genişlettik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de projemizi açtık. 71 ilden 161 üniversitenin katılımıyla toplam 829 proje yarıştı. Yarının Teknoloji Lideri olmak için geliştirilen projelerin sayısı geçen yılın iki katını aştı. Bu başarının arkasında güçlü bir ekosistem var. Devletimizin ortaya koyduğu vizyon, sağladığı destek ve açtığı alan, gençlerimizin yolunu açıyor. Kamu, üniversite ve özel sektörün aynı hedefte buluştuğu bu yapı, ülkemizin teknoloji yolculuğuna hız kazandırıyor." "Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Konuşmasında gençlere de seslenen Genel Müdür Koç, "Bir fikre sahip çıkmak, yarına sahip çıkmaktır. Bu cesaretin, herhangi bir ödülden daha değerli olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yalnızca ödül alanlar değil; fikrinin peşinden gitme cesareti gösteren herkes bu yarışmanın kazananıdır. Ortaya koyduğunuz her fikir, yazdığınız her bir kod, bu ülkenin güçlü yarınlarına atılmış birer imzadır. Bundan böyle de sizlerin yanında olmaya ve ‘Turkcell ile Yarınlar Senin!’ demeye devam edeceğiz. Ödül almaya hak kazanan arkadaşlarımızı, finale kalan 12 ekibi ve başvuru yapan her bir gencimizi yürekten kutluyorum. Bu vesileyle vizyonlarıyla bu sürece yön veren Sayın Bakanımıza ve devletimizin değerli temsilcilerine saygılarımı sunuyorum. Ayrıca İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Erkan Durdu liderliğinde İnsan Kaynakları ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, kıymetli jürimize ve üniversitelerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Yarının teknoloji liderlerinin geliştirdiği projeler Yarışmada birincilik ödülünü "Signify" projesi kazandı. Proje, işitme engelli bireylerin bankacılık ve sağlık gibi temel hizmetlerde tercümana bağımlı kalmamalarını hedefliyor. Signify, mahremiyet ve iletişim kopukluğunu, yapay zekâ destekli çift yönlü anlık çeviri ile ortadan kaldırmayı sağlıyor. İkinciliği ise dijital reklamcılıkta içeriklerin etkisini ölçmek için kullanılan kampanya sonrası yöntemlerin maliyetli ve yavaş olması sorununa çözüm getiren "MEMOVISION" kazandı. "Smellcontrol" projesi ise üçüncülük ödülünü kazandı. Endüstriyel tesisler ve kentsel alanlardaki gaz sızıntıları ile uçucu organik bileşiklerin (VOC) geleneksel yöntemlerle ayırt edilememesi sorununu, çoklu gaz karışımlarını eş zamanlı analiz ederek çözmeyi amaçlıyor. İlk 3’ün yanı sıra 300’er bin TL para ödülüne layık görülen projeler ise şunlar oldu: "Sosyal Okuryazarlılık" ödülüne "Cyberkids" projesi layık görüldü. Proje, internet kullanım yaşının düşmesiyle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, veri ihlalleri ve oltalama (phishing) gibi tehditleri, çocukların bilişsel seviyesine uygun oyunlaştırılmış yöntemlerle önlemeyi amaçlıyor. "Sürdürülebilir Gelecek" ödülünü "ENERATICS" projesi aldı. Eneratics, veri merkezlerinde enerji maliyeti ve karbon ayak izini düşürmek için IT iş yükü, soğutma (HVAC) ve batarya sistemlerini koordine eden gerçek zamanlı bir enerji orkestrasyon katmanı sunuyor. "Ölçeklenme Potansiyeli" ödülünün sahibi "KazAI" projesi oldu. Yarışmaya katılan ve trafik kazaları sonrası manuel yürütülen ve haftalar sürebilen hasar tespiti, kusur oranı belirleme ve maliyet hesaplama süreçlerini dijitalleştirerek, operasyonel yükü ortadan kaldırmayı hedefliyor.
08 Mayıs 2026 Cuma - 20:47 Bakan Yumaklı: "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" dedi. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "Bereketin, emeğin ve üretimin şehri Yalova her ne kadar yüzü ölçümü açısından en küçük ilimiz de olsa üretim gücü, üretim kapasitesi, üretim iradesi açısından bizlerin son derece memnun olduğu bir şehir açıkçası. Bugün İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni vesilesiyle bir aradayız. Değerli kardeşlerim bu kapsamda çiftçilerimize sera damlama sulama sistemi ve sebze fideleri temin ediyoruz. TAKE projesi olarak adlandırdığımız bu proje aslında ülkemizin dört bir tarafında 81 ilinde, hangi ilimizde uygulanıyorsa o ilin kendi özellikleri, dinamikleri açısından veya üretim gücü açısından neler önemliyse neyi öne çıkarmak istiyorsak bu anlamda uyguladığımız çok da başarılı giden bir proje. Bugün inşallah Yalova’nın bitkisel üretim altyapısını güçlendirecek olan bu temin töreniyle beraber çiftçi kardeşlerimize, üreticilerimize bunları vermiş olacağız" diye konuştu. Tarımın sadece ekonomik faaliyet değil aynı zamanda bir milletin bağımsızlığını ifade eden bir husus olduğunu anlatan Yumaklı, şöyle konuştu: "Tarımın sofradaki ekmeğin güvencesi olması şehirlerin huzuru olması kırsalın umudu olması yarının da temeli olması işte bizi bu düşünceye sevk ediyor. Eğer bir ülke toprağına sahip çıkıyorsa kendi insanlarının gıda ihtiyacını karşılayabiliyorsa hatta bunun da ötesinde buradan ülkesi için bir ekonomik fayda sağlayabiliyorsa ki bu konuda biliyorsunuz ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa’da birinci dünyada da ilk on ülke arasında. Bugün artık dünyada stratejik güç toprağını koruyan suyunu verimli kullanan ve üretimini sürdürülebilir halde tutan veya bunu getirebilen ülkelerin elinde. Hepimiz takip ediyoruz iklim krizleri var. Bölgemizde başta olmak üzere birçok jeopolitik kriz var, problem var. Ülkeler arasında çatışma var. Kargaşa var. Yani aklınıza ne gelirse gıda arz güvenliği açısından yani bir ülkenin insanlarının ya biz acaba gıdamızı temin edebilir miyiz endişesini oluşturacak olan ne varsa şu anda dünyada onları yaşıyoruz hepimiz görüyoruz. Bu sebeple tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım." "Bundan sonraki en büyük gündemimiz su" Bakan Yumaklı, maliyetleri azaltan ve verimi artıran projeleri hayata geçirdiklerini dile getirerek, "Modern üretim teknikleri bu açıdan son derece önemli. Yani en basitinden en zoruna kadar tarımsal üretim açısından ne gerekiyorsa bütün bunları temin etmek kararlılığındayız. Yalova Marmara’nın incesi. Bununla da kalmıyor örtü altı üretimin süs bitkisi özellikle ve katma değerli tarımında bir merkez haline gelmiş durumda. Bugünlerde özellikle bilinçli bir üretimin bilinçli bir çiftçiliğin yapıldığı bu ilimizde arkadaşlarımızın farklı projelerle tekrar üreticimizin, çiftçimizin yanında olmaya devam edeceğini söylemek istiyorum. 5 bin 400 dekar alanda süs bitkisi üretiliyor. 3 bin 200 dekar alanda da örtü altı sebze yetiştiriliyor. Peki bugün ne olacak? Yaklaşık 46 ton sera örtüsü ve 130 dekarlık alan yeniden üretime katılmış olacak. Yüz yetmiş bine aşkın sebze fidesi toprakla buluşmuş olacak. 650 rulo damlama sulama hortumu suyu israf etmeden o can suyunu toprağa taşımış olacak. Ben üç gün önce beşinci İstanbul Su Forumundaydım. Dünyanın çok farklı yerlerinden bakanlar, akademisyenler, teknik ekipler geldi. Herkesin dilinde şu var. Bundan sonraki en büyük gündemimiz su. Damlasını adeta hesabını yapacak şekilde kullanmak zorundayız. Eğer biraz hafızalarımızı tazelersek 2023 yılında saygıdeğer Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde biz su verimliliği seferberliği başlattık. Tabii daha sonra hemen birkaç gün sonrasında maalesef ki o asrın felaketi deprem sebebiyle bir ara vermek zorunda kaldık. Hiçbir zaman için bu projemizden vazgeçmedik. Şimdi tekrar ülkemizdeki her bir damla suyun çoğunluğunu kullanan, tarıma doğru, verimli bir şekilde üretime gitmesi işte endüstride kullanımı, evde kullanımının en verimli, en olabilecek iyi halde gerçekleşmesini sağlamak üzere çalışıyoruz, çabalıyoruz. Suyun sadece bir kaynak olmadığını geleceğin en kıymetli bir metası olduğunu da bu sebeple tekraren ifade etmek istiyorum" dedi. Konuşmanın ardından Bakan Yumaklı, çiftçilere desteklenen malzeme ve fidelerin dağıtımını gerçekleştirdi. Programa Vali Ahmet Hamdi Usta, AK Parti Genel Başkanı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Yalova Milletvekilli Meliha Akyol, Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa İlmeç ve çiftçiler de katıldı.
Vodafone Business ve Google’dan iş birliği
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:37 Vodafone Business ve Google’dan iş birliği Vodafone Business, Google Workspace iş birliğiyle hem KOBİ’lerin dijitalleşme sürecini hızlandırıyor hem de iş maliyetlerini düşürerek daha avantajlı bir çalışma ortamı sunuyor. Ofis ortamındaki tüm belgeleri tek bir ekosistemde birleştiren Google Workspace; bulut tabanlı, güvenli ve üretkenliği artıran bir çalışma ortamı sunuyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, Google ile gerçekleştirdikleri bu iş birliğiyle KOBİ’lere maliyet avantajlı, hızlı ve güvenli bir çalışma fırsatı sağladıklarını söyledi. Vodafone Business, Google ile yaptığı iş birliği kapsamında Google Workspace (GWS) paketini portföyüne ekleyerek satışa sundu. Böylece küçük ve orta ölçekli işletmeler, masaüstü uygulaması indirmeye gerek kalmadan tarayıcı üzerinden erişilebilen, bulut tabanlı ve iş birliğini kolaylaştıran bir çalışma deneyimine kavuşuyor. Günümüzde çalışanların yüzde 64’ü yetersiz iş birliği araçları nedeniyle haftada en az üç saat kaybettiklerini belirtiyor, yüzde 75’i ‘üretkenlik mi yaratıcılık mı’ ikileminde kaldıklarını ve yüzde 47’si de üretici potansiyellerini zaman eksikliği nedeniyle kullanamadıklarını belirtiyor. Bu da küresel ölçekte 1.9 trilyon dolarlık verimlilik kaybına yol açıyor. Google Workspace, tüm bu kayıpları azaltarak işletmelere zaman, verimlilik ve güvenlik avantajı sağlıyor. GWS’te; belgeler, toplantılar, e-postalar ve sohbetler tek bir ekosistemde birleştiği için zamandan tasarruf ediliyor. Herhangi ek bir maliyet getirmeyen Gemini AI entegrasyonu sayesinde tekrarlayan işler otomatikleştiriyor ve çalışanlar üretici, stratejik görevlere daha fazla odaklanabiliyor. Kullanıcı verileri, reklam ve diğer başka araçlar için kullanılmadığı için sistem, yüzde 99.9 güvenlik garantisi sağlıyor. Dolayısıyla Vodafone Business üzerinden güvenlik, üretkenlik ve maliyet avantajı birlikte sunuluyor. "KOBİ’lere güvenli ve düşük maliyetli bir iş ortamı sunuyoruz" Küçük ve orta ölçekli işletmelerin dijital dönüşümünde en önemli ihtiyaçlardan birinin güvenli, kolay erişilebilir ve üretkenliği artıran çözümler olduğunu belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, iş birliğiyle ilgili "Google Workspace’i Vodafone Business portföyüne ekleyerek işletmelere tek bir noktadan güvenilir bir dijital çalışma ortamı ve maliyet avantajını bir arada sunuyoruz. Amacımız, müşterimiz olan KOBİ’lerin zaman kaybını azaltmak, işlerini kolaylaştırmak ve dijitalleşme yolculuklarında onlara en yakın iş ortağı olmak. Google Workspace, kullanıcı dostu arayüzü, mobil ve masaüstü cihazlardan kolay erişim imkânı ve reklam amaçlı veri kullanılmayan güvenli altyapısıyla yeni nesil çalışma alışkanlıklarına uygun bir çözüm sunuyor. Vodafone Business müşterileri, bu yeni platformu kullanarak hem verimliliklerini artırabilecek hem de çalışan memnuniyetini güçlendirebilecek" dedi.
Bu deniz hattı, Uzak Doğu’yu Doğu Marmara’ya doğrudan bağlıyor
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:31 Bu deniz hattı, Uzak Doğu’yu Doğu Marmara’ya doğrudan bağlıyor DP World Evyap Körfez Limanı, Asya taşımacılığın önde gelen isimlerinden Wan Hai Lines’ın servisi FM1 (Uzak Doğu–Akdeniz Hizmeti 1) hattına ev sahipliği yaptı. Uzak Doğu’yu Doğu Marmara’ya doğrudan bağlayan bu hat, bölgedeki rota sürelerini önemli ölçüde kısaltarak ticaretin daha hızlı ve verimli ilerlemesini hedefliyor. FM1 olarak bilinen bu hizmet, Süveyş Kanalı üzerinden Çin, Güneydoğu Asya ve Doğu Akdeniz ve Marmara’daki limanlar arasında doğrudan nakliye bağlantıları sağlayarak bu rotalarda daha hızlı transit süreleri sunacak. Hat kapsamındaki ilk gemi Wan Hai 513, DP World Evyap Körfez Limanı’na ilk uğrağını gerçekleştirdi. FM1 hattı, Wan Hai Lines’ın Avrupa limanlarına doğrudan bağlantı sağlayan ikinci rotası olma özelliğini taşıyor ve bu yönüyle şirketin küresel ağında stratejik bir konumda yer alıyor. FM1 hattının, 4.300 ile 6.500 konteyner taşıyabilen gemilerle haftalık olarak DP World terminalini ziyaret etmesi bekleniyor. Merkezi Tayvan’da bulunan Wan Hai Lines, Asya ticarette öncü deniz taşımacılığı şirketlerinden biri olarak, bugün dünyanın en büyük 11. konteyner hattı konumunda bulunuyor. DP World ve Wan Hai Lines arasındaki bu yeni iş birliği, Uzak Doğu – Doğu Akdeniz hattında kesintisiz bağlantılar sunarak bölgesel ticaretin sürekliliğine katkı sağlamayı amaçlıyor. Açıklamalarda bulunan DP World Doğu Avrupa İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Kris Adams, "Wan Hai Lines’ı Doğu Avrupa ağımıza dahil etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Körfez terminalimiz, Türkiye’yi küresel ticaret rotalarına bağlamada stratejik bir rol oynuyor. FM1 hizmetinin eklenmesi, bağlantısını daha da güçlendiriyor ve DP World’ün bu bölgedeki konumunu sağlamlaştırıyor" dedi.
Türkiye turizmde zirveye yürüyor: 62 milyon ziyaretçi, 61 milyar dolar gelir
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:22 Türkiye turizmde zirveye yürüyor: 62 milyon ziyaretçi, 61 milyar dolar gelir Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin 2024 yılında 62,3 milyon ziyaretçiyi ağırladığını ve 61,1 milyar dolar turizm geliri elde ettiğini açıkladı. Bakan Ersoy, İstanbul’da düzenlenen 18. Verona Avrasya Ekonomi Forumu’nda yaptığı konuşmada 2024 yılında Türkiye’nin 62,3 milyon ziyaretçiyi ağırladığını ve 61,1 milyar dolar turizm geliri elde ettiğini açıklayarak, bu rakamların her yıl kendi rekorunu kırdığını söyledi. Bu yılın ilk verilerinin de hedeflerin yakalanacağını gösterdiğini ifade eden Ersoy, elde edilen başarının yalnızca Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasıyla açıklanamayacağını belirterek, "Bu başarıda ülkemizin son yıllarda ve özellikle pandeminin ardından tanıtım stratejileri ile güvenli ve sürdürülebilir turizm konularında sarf ettiği yoğun çabanın haklı bir getirisi olmuştur" dedi. TGA stratejik hedeflerde kilit rol üstleniyor Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) Bakanlık tarafından belirlenen turizm strateji ve politikaları doğrultusunda Türkiye’nin turizm hedeflerine ulaşmasına, turizm imkanlarının dünyada tanıtılmasına ve pazarlanmasına ilişkin stratejiler geliştirerek, her mecrada ve tüm dünyada başarılı tanıtım faaliyetleri yürüttüğünü aktaran Ersoy, Güvenli Turizm Sertifikası ile Sürdürülebilir Turizm Belgesi’ne sahip konaklama tesisleri ve turizm işletmelerinin, gece müzeciliği ve ‘Geleceğe Miras’ projesi kapsamında tüm yıla yayılan kazı ve restorasyon çalışmaları gibi uygulamaların sektöre büyük katkı sunduğunu ifade etti. Stratejik bir yaklaşım ve kurumsal sahiplenme ihtiyacına dikkati çeken Ersoy, bu noktada ‘sürdürülebilir turizm’ anlayışının önem kazandığını vurguladı. Sürdürülebilir turizmin doğal kaynakların korunmasından atıkların azaltılmasına, kültürel ve sosyal çeşitliliğin muhafazasından yerel toplumun sürece dahil edilmesine kadar geniş bir hedef yelpazesi sunduğunu belirten Ersoy, turizm faaliyetlerinin yalnızca ekonomik kazanç değil, çevreye, doğaya ve insana saygılı bir kalite anlayışıyla yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye yabancı ziyaretçi ağırlayan 5 ülke arasında 2024 yılı verilerine göre uluslararası turizm hareketliliğinin 1,5 milyar seviyesine ulaştığını ve bu hareketliliğin 747 milyonunun Avrupa’da, 316 milyonunun ise Asya’da gerçekleştiğini ifade eden Bakan Ersoy, Türkiye’nin bu veriler ışığında Fransa, İspanya ve İtalya gibi ülkelerle birlikte dünyada en fazla yabancı ziyaretçi ağırlayan ilk 5 ülke arasında yer aldığını belirtti. Bakan Ersoy, dünya üzerinde hem çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yapmış hem de doğal ve beşeri şartları sayesinde mevcut tüm turizm çeşitlerinin rahatlıkla hayata geçirilebildiği ülke sayısının oldukça az olduğuna dikkati çekerek, Türkiye’nin bu alandaki ayrıcalıklı konumunu vurguladı. Türkiye alternatif turizm türlerinde de güçlü bir aktör Deniz turizminin yanı sıra termal turizm, kış sporları, doğa turizmi, dalış ve eko turizm, kongre, fuar ve düğün turizmi, kruvaziyer ve yat turizmi, golf turizmi ve inanç turizmi gibi birçok alternatif alanda da Türkiye’nin çok geniş ve eşsiz imkanlara sahip olduğunu belirten Ersoy, bu çeşitliliğin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle entegre biçimde geliştirildiğini ifade etti. "Turizm herkes için bir haktır" Turizmin ekonomik katkılarının yanı sıra kültürel ve sosyal yönünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Ersoy, "Turizmin sadece bir kesim ve zümre değil, tüm insanlar için bir hak ve gereklilik olduğu gerçeği önem kazanmaktadır. Çünkü kültürlerarası diyalog, toplumsal ve sosyal yakınlaşma, ancak tüm grup ve sınıfların turizme dahil olmasıyla mümkün olabilmektedir" diye konuştu. "Turizm, doğru yönetildiğinde kalkınmanın itici gücüdür Türkiye’nin turizmde elde ettiği bilgi, birikim ve deneyimi Avrasyalı paydaşlarla her platformda paylaşmaktan memnuniyet duyduklarını kaydeden Ersoy, "Sonuç itibarıyla turizm, bilinçli bir şekilde uygulandığında ne yerel ekonomiye ve çevreye zarar verecek bir etken, ne de sosyal ve kültürel değerleri bozacak bir kirlilik haline gelecek, ekonomik kalkınmanın arkasındaki en önemli itici güçlerden biri olma işlevini artırarak devam ettirecektir" şeklinde konuştu. 18. Verona Avrasya Ekonomi Forumu, bu yıl ‘New Energy for New Economic Realities’ temasıyla Avrasya ülkeleri arasında ekonomi, enerji, ulaşım, dijital teknoloji, tarım, finans ve turizm alanlarında iş birliğini geliştirmek amacıyla düzenleniyor.
ING Mobil’de yatırım fonksiyonları yenilendi
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:15 ING Mobil’de yatırım fonksiyonları yenilendi Yenilenen ING Mobil yatırım fonksiyonlarıyla kullanıcılar, yatırım fonlarını dijitalden kolayca yönetebiliyor, fonları karşılaştırabiliyor ve takip listeleri oluşturarak favori fonlarının performanslarını izleyebiliyor. Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketleri ile iş birliği yapan banka, ayrıca her yatırım tarzına uygun geniş bir fon yelpazesi sunduğunu duyurdu. Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olma hedefiyle ilerleyen ING, yatırım dünyasındaki dijital yeniliklerle müşterilerine daha zahmetsiz ve esnek bir deneyim sunuyor. Yapılan açıklamaya göre, yenilenen ING Mobil yatırım fonksiyonlarıyla kullanıcılar, yatırım fonlarını dijitalden kolayca yönetebiliyor, fonları karşılaştırarak veri odaklı karar verebiliyor ve takip listeleri oluşturarak favori fonlarının kısa ve uzun dönem performanslarını izleyebiliyor. ING Mobil ile yatırım fonları uçtan uca dijital olarak yönetiliyor Açıklamaya göre, yatırımcılar fonların dönemsel performansını, risk seviyelerini ve varlık dağılımlarını tek ekrandan inceleyebiliyor; farklı fonların belirli bir dönemdeki getirilerini USD, EUR ve Altın ile karşılaştırabiliyor. "Fon Getiri Karşılaştır" özelliğiyle yatırımcılar, seçtikleri fonların performansını grafik üzerinden kıyaslayarak kolaylıkla yatırım kararı verebiliyor. "Fon Portföyüm Getiri Detayları" sekmesiyle geçmiş alımların fiyatı, getiri oranı, kar/zarar tutarı ve stopaj bilgilerini takip edebiliyor. Yatırımcılar portföylerindeki fonların performanslarını detaylı bir şekilde izlerken, her bir alım işlemine ait stopaj bilgisi sayesinde vergi planlamalarını da etkin şekilde yönetebiliyor. Aynı zamanda, kendilerine özel "Takip Listeleri" oluşturarak favori fonlarının kısa ve uzun dönem performanslarını izleyebiliyor. Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketleri Ak Portföy, Garanti Portföy, TEB Portföy, Yapı Kredi Portföy ve Türkiye’nin en büyük bağımsız portföy yönetim şirketlerinden Azimut Portföy ile iş birliği yapan ING, her yatırım tarzına uygun geniş bir fon yelpazesi sunuyor. Z kuşağına özel yatırım fonu olan GNZ - Ak Portföy ING Z Kuşağı Fon Sepeti Özel Fonu’nu da hayata geçiren banka, bu yenilikle genç müşterilerinin tasarruf bilincini artırmayı amaçlıyor. 1996-2012 doğumlu genç yatırımcılar için tasarlanan GNZ Fon teknoloji, yapay zekâ, sosyal medya, temiz enerji ve sürdürülebilirlik gibi Z kuşağının değer verdiği alanlara yatırım yapıyor. Ek olarak, ING’ye özel para piyasası fonları, esnek işlem saati avantajıyla kısa vadeli birikimlerin yönetimini kolaylaştırıyor. Mobil uygulama üzerinden TEFAS’ta işlem gören tüm fonlara erişim sağlanıyor ve Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketleriyle yapılan iş birlikleri, farklı yatırım stratejilerine uygun seçenekler sunuyor. Üstelik yatırımcılar TEFAS fonlarında alım-satım emirlerini haftanın her günü ve günün her saati verilebiliyor. ’’ Müşteri odaklı ve yenilikçi yaklaşımımızla yatırım alanında değer üretmeye devam edeceğiz ’’ Üstün müşteri deneyimini önceliklendirdiklerini aktaran ING Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Tuğçe Bora Kılıç, "Yenilenen ING Mobil yatırım fonksiyonlarımız ile yatırımcıların bilgiye hızlı erişimini, fon karşılaştırmalarını kolayca yapabilmesini ve fonların işlem saatlerini beklemeden diledikleri anda emir iletmelerini sağlayarak yatırım sürecini daha kolay hale getiriyoruz. Aynı zamanda GNZ fonu gibi yenilikçi ürünlerimizle de farklı segmentlere özel çözümler sunuyoruz. Banka olarak güçlü dijital altyapımız ve geniş fon yelpazemiz sayesinde yatırım fonlarımızın büyüklüğünü, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 51 artırdık. Müşteri ihtiyaçlarını doğru anlayan, yenilikleri hızla hayata geçiren ve dijital deneyimi sürekli geliştiren yaklaşımımızla yatırım alanında değer üretmeye devam edeceğiz" dedi.
Bakan Ersoy: "Turizmde başarının sırrı güvenli, sürdürülebilir turizm ve etkili tanıtım"
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:11 Bakan Ersoy: "Turizmde başarının sırrı güvenli, sürdürülebilir turizm ve etkili tanıtım" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Türkiye’nin turizmdeki başarısında son yıllarda tanıtım stratejileri ile güvenli ve sürdürülebilir turizm konularında sarf ettiği yoğun çabanın haklı bir getirisi olmuştur" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul’da düzenlenen 18’inci Verona Avrasya Ekonomi Forumu’na katılarak, Türkiye’nin turizmde elde ettiği başarıları ve geleceğe yönelik politikalarını anlattı. Bakan Ersoy forumda yaptığı konuşmada, 2024 yılında Türkiye’nin 62,3 milyon ziyaretçiyi ağırladığını ve 61,1 milyar dolar turizm geliri elde ettiğini açıklayarak, bu rakamların her yıl kendi rekorunu kırdığını söyledi. "Turizmde başarının sırrı güvenli, sürdürülebilir turizm ve etkili tanıtım" 2025’in ilk verilerinin de hedeflerin yakalanacağını gösterdiğini ifade eden Ersoy, elde edilen başarının yalnızca Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasıyla açıklanamayacağını belirterek, "Bu başarıda, ülkemizin son yıllarda ve özellikle pandeminin ardından tanıtım stratejileri ile güvenli ve sürdürülebilir turizm konularında sarf ettiği yoğun çabanın haklı bir getirisi olmuştur" dedi. "TGA, stratejik hedeflerde kilit rol üstleniyor" 2019 yılında kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın, (TGA) Bakanlık tarafından belirlenen turizm strateji ve politikaları doğrultusunda; Türkiye’nin turizm hedeflerine ulaşmasına, turizm olanaklarının dünyada tanıtılmasına ve pazarlanmasına ilişkin stratejiler geliştirerek, her mecrada ve tüm dünyada başarılı tanıtım faaliyetleri yürüttüğünü aktaran Ersoy, Güvenli Turizm Sertifikası ile Sürdürülebilir Turizm Belgesi’ne sahip konaklama tesisleri ve turizm işletmelerinin; gece müzeciliği ve "Geleceğe Miras" projesi kapsamında tüm yıla yayılan kazı ve restorasyon çalışmaları gibi uygulamalarla sektöre büyük katkı sunduğunu ifade etti. "Sürdürülebilir turizm artık zorunluluktur" Çok boyutlu yapısı ve geniş etki alanıyla bireysel çabalarla yönetilmesi mümkün olmayan turizm sektöründe, stratejik bir yaklaşım ve kurumsal sahiplenme ihtiyacına dikkat çeken Ersoy, bu noktada "sürdürülebilir turizm" anlayışının önem kazandığını vurguladı. Sürdürülebilir turizmin; doğal kaynakların korunmasından atıkların azaltılmasına, kültürel ve sosyal çeşitliliğin muhafazasından yerel toplumun sürece dahil edilmesine kadar geniş bir hedef yelpazesi sunduğunu belirten Ersoy, turizm faaliyetlerinin yalnızca ekonomik kazanç değil, çevreye, doğaya ve insana saygılı bir kalite anlayışıyla yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Kültürel ve turistik değerlerin gelecek kuşaklara bozulmadan hatta geliştirilerek aktarılmasının temel ilke olması gerektiğini kaydeden Ersoy, sürdürülebilirlik yaklaşımının tüm sektör bileşenleriyle birlikte benimsenmesinin önemine dikkat çekti. 2024 yılı dünya turizm verilerine göre, uluslararası turizm hareketliliği 1,5 milyar seviyesine ulaştı. Bu hareketliliğin 747 milyonu Avrupa’da, 316 milyonu ise Asya’da gerçekleşti. Bakan Ersoy, Türkiye’nin bu veriler ışığında Fransa, İspanya ve İtalya gibi ülkelerle birlikte dünyada en fazla yabancı ziyaretçi ağırlayan ilk 5 ülke arasında yer aldığını belirtti. Bakan Ersoy, dünya üzerinde hem çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yapmış hem de doğal ve beşerî koşulları sayesinde mevcut tüm turizm çeşitlerinin rahatlıkla hayata geçirilebildiği ülke sayısının oldukça az olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin bu alandaki ayrıcalıklı konumunu vurguladı. Deniz turizminin yanı sıra termal turizm, kış sporları, doğa turizmi, dalış ve eko turizm, kongre, fuar ve düğün turizmi, kruvaziyer ve yat turizmi, golf turizmi ve inanç turizmi gibi birçok alternatif alanda da Türkiye’nin çok geniş ve eşsiz imkanlara sahip olduğunu belirten Ersoy, bu çeşitliliğin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle entegre biçimde geliştirildiğini ifade etti. Artan gelir düzeyi, ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve insanların yeni yerler görme arzusu doğrultusunda en hızlı büyüyen sektörlerden biri hâline gelen turizmin, sadece konaklama ve ulaşım değil, yaklaşık 38 farklı sektörü doğrudan ve dolaylı olarak etkilediğini kaydeden Ersoy, bu yapının ülkelerin dikkatini daha fazla turizm yatırımlarına yönelttiğini vurguladı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin, ekonomik darboğazların aşılması sürecinde turizmi stratejik bir çıkış alanı olarak değerlendirdiğine işaret eden Ersoy, artan talep doğrultusunda yapılan harcamaların, sadece turizm sektöründe değil, bu sektöre bağlı tüm üretim alanlarında da önemli gelir kapıları oluşturduğunu söyledi. "Turizm herkes için bir haktır" Turizmin ekonomik katkılarının yanı sıra kültürel ve sosyal yönünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Ersoy, "Turizmin sadece bir kesim ve zümre değil, tüm insanlar için bir hak ve gereklilik olduğu gerçeği önem kazanmaktadır. Çünkü kültürlerarası diyalog, toplumsal ve sosyal yakınlaşma, ancak tüm grup ve sınıfların turizme dahil olmasıyla mümkün olabilmektedir" dedi. Kültürel etkileşimi artıran ve halklar arası anlayışı güçlendiren turizmin, toplumlar arası köprü kuran bir araç olduğunu vurgulayan Ersoy, sürdürülebilir ve kapsayıcı turizm anlayışının gelecekte çok daha fazla önem kazanacağını belirtti. Ersoy, turizm stratejisinin en önemli unsurlarından birinin tanıtım politikaları olduğuna dikkat çekerek, ülkelerin eğitim düzeyi, gelir dağılımı ve demografik yapısı gözetilerek, farklı gelir gruplarına hitap edecek şekilde tatil ve seyahat programlarının geliştirilmesinin gerekliliğini vurguladı. Türkiye’nin yalnızca bilinen yönleriyle değil, az tanınan bölgeleri ve potansiyel destinasyonlarıyla da tanıtılması gerektiğini ifade eden Ersoy, alternatif turizm türlerinin geliştirilerek cazip yeni varış noktaları ve güzergâhlar oluşturulmasının önemine işaret etti. Ersoy, turizm hareketliliğinin yılın tamamına yayılmasının da sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu söyledi. Ersoy, ülkelerin turizm tanıtımında imaj yönetimi ve hedef kitle analizinin stratejik bir öncelik haline geldiğini belirterek, ülkenin hangi turist profiline hitap ettiğinin doğru tespit edilmesinin önemine vurgu yaptı. Türkiye’nin turizm alanındaki olumlu gelişmelerinin ve sahip olduğu zenginliklerin her mecrada dünya kamuoyuyla paylaşılmasının da sürdürülebilir başarının bir parçası olduğunu dile getirdi. "Turizm, doğru yönetildiğinde kalkınmanın itici gücüdür" "Sonuç itibarıyla turizm, bilinçli bir şekilde uygulandığında ne yerel ekonomiye ve çevreye zarar verecek bir etken, ne de sosyal ve kültürel değerleri bozacak bir kirlilik haline gelecek, ekonomik kalkınmanın arkasındaki en önemli itici güçlerden biri olma işlevini artırarak devam ettirecektir." diyen Ersoy, Türkiye’nin turizmde elde ettiği bilgi, birikim ve deneyimi Avrasyalı paydaşlarla her platformda paylaşmaktan memnuniyet duyduklarını kaydetti. Turizmin barış, kardeşlik ve hoşgörü temelinde birleştirici bir güç olduğuna işaret eden Ersoy, bu gücün sürdürülebilirlik ilkeleriyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
ANFAŞ’ta iki fuar tek çatı altında aynı anda kapılarını açacak
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:50 ANFAŞ’ta iki fuar tek çatı altında aynı anda kapılarını açacak Konaklama ve ağırlama ekipmanları sektörünün en geniş kapsamlı buluşma noktası 36. Uluslararası Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları İhtisas Fuarı (Anfaş Hotel Equipment) ile gıda ve içecek sektörünün turizmle buluşma noktası 32. Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı (Anfaş Food Product), 06-09 Ocak 2026 tarihlerinde Antalya’da Anfaş Fuar ve Kongre Merkezi’nde, sektör profesyonellerine aynı anda kapılarını açacak. Türkiye’nin en köklü iki ihtisas fuarı, konaklama ve ağırlama ekipmanları sektörüyle gıda ve içecek sektörlerinin tüm tedarik zincirini tek bir ortak platformda buluşturuyor. Otel, restoran, kafe, zincir market ve catering profesyonelleri; misafir deneyimini oluşturan tüm unsurları aynı çatı altında keşfedecek. Endüstriyel mutfak ve konaklama ekipmanlarından iç tasarım çözümlerine, gıda ve içecek ürünlerinden soğuk zincir, lojistik ve ambalaj teknolojilerine uzanan 360 kapsamlı bir ürün ve hizmet ekosistemi dört gün boyunca ziyaretçilerle buluşacak. ANFAŞ Fuarcılık’ın ev sahipliğinde, TT Global Fuarcılık iş birliği ile düzenlenecek organizasyon; ulusal ve uluslararası satın almacılar, yatırımcılar, otel ve restoran zincirleriyle tedarikçiler arasında güçlü ticaret köprüleri kurmayı hedefliyor. TT Global Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Arslan, fuarların Türkiye turizmi ve ilgili sektörler için stratejik bir platform oluşturduğunu belirterek, konaklama ve ağırlama ekipmanları sektörüyle gıda ve içecek sektörlerini uluslararası arenada buluşturacak bu organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Konaklama ve ağırlama ekipmanları sektörüyle gıda ve içecek sektörlerinin gelecek vizyonunu belirleyen inovasyonlar, sürdürülebilirlik çözümleri ve teknoloji odaklı yeni iş modelleri ziyaretçilerin odağında olacak. Ocak ayında kapılarını açacak olan bu iki fuar; Türkiye’nin küresel marka değerine katkı sağlayarak yeni yatırımların, ihracat bağlantılarının ve uluslararası iş birliklerinin önünü açmayı amaçlıyor.
Manisa’da 25 bin 500 kişinin ehliyeti geçersiz olacak
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:41 Manisa’da 25 bin 500 kişinin ehliyeti geçersiz olacak Manisa’da 25 bin 500 kişinin eski tip ehliyeti 31 Ekim’de geçersiz olacak. 15 liraya yapılan yenileme işlemi 1 Kasım’dan sonra 7 bin 438 liraya yükselecek. Eski tip sürücü belgesi kullanan Manisa’daki 25 bin 500 kişinin ehliyeti 31 Ekim 2025 tarihinden itibaren geçersiz hale gelecek. Yenileme işlemini bu tarihe kadar yapmayan sürücüler, 1 Kasım’dan itibaren 7 bin 438 lira ücret ödemek zorunda kalacak. Manisa genelinde 25 bin 500 kişinin halen eski tip ehliyet kullandığı belirtilirken, yurt genelinde ise 1 milyon 886 bin 619 kişinin ehliyetini henüz yenilemediği bildirildi. Bu kişilerden bazılarının yaş veya sağlık nedenleriyle yenileme işlemi yaptırmadığı ifade edildi. Manisa’da nüfusun yüzde 38,8’i ehliyet sahibi 2024 verilerine göre 1 milyon 475 bin 353 nüfusa sahip Manisa’da, 572 bin 426 kişi sürücü belgesi sahibi. Bu rakam, nüfusun yüzde 38,8’ine denk geliyor. Yenileme ücreti Kasım’da 7 bin 438 liraya çıkacak Eski tip sürücü belgelerini yenilemek isteyen vatandaşlar 31 Ekim’e kadar yalnızca 15 lira ödeyerek yeni tip ehliyet alabilecek. Ancak 1 Kasım itibarıyla bu ücret B sınıfı sürücüler için 7 bin 438 lira 60 kuruşa çıkacak. A, A1, A2 ve F sınıfı eski tip ehliyet sahipleri 3 bin 643 lira 10 kuruş, B1, BE, C1, C1E, C, CE, D1, D1E, D, DE, G ve M sınıfı ehliyet sahipleri ise 11 bin 235 lira 60 kuruş ödemek zorunda kalacak. Daha önce ek süre tanınmıştı Eski tip ehliyetlerin yeni tip sürücü belgeleriyle değiştirilmesi için tanınan süre daha önce 31 Temmuz 2025’te sona erecekti. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemeyle bu süre 31 Ekim 2025 tarihine kadar uzatılmıştı. Nüfus müdürlüklerine yapılacak başvurularda yenileme bedeli sadece 15 lira. Ancak bu süreyi kaçıranlar 1 Kasım’dan sonra 7 bin 438 lira ödemek zorunda kalacak. Ehliyetini yenilemeyen sürücülerin ehliyetleri geçersiz sayılacak ve trafiğe ehliyetsiz çıkmaktan haklarında işlem yapılacak. Ehliyet yenileme başvuruları, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün randevu.nvi.gov.tr adresinden veya ALO 199 çağrı merkezi üzerinden alınan randevularla il ve ilçe nüfus müdürlüklerinde yapılıyor.
Garanti BBVA’nın yılın ilk 9 ayında net kârı 84 milyar 473 milyon 850 bin TL oldu
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:37 Garanti BBVA’nın yılın ilk 9 ayında net kârı 84 milyar 473 milyon 850 bin TL oldu Garanti Bankası, 30 Eylül 2025 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 9 ayında net kârı 84 milyar 473 milyon 850 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 207 milyar 80 milyon 704 bin TL seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 30 Eylül 2025 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 9 ayında, net kârı 84 milyar 473 milyon 850 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 207 milyar 80 milyon 704 bin TL seviyesinde gerçekleşirken, ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 3 trilyon 227 milyar 622 milyon 852 bin TL oldu. Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı, yüzde 69,1 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı, yılın ilk 9 ayında yüzde 38,7 büyüme ile 2 trilyon 907 milyar 826 milyon 740 bin TL oldu. Güçlü sermaye odağını koruyan bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,3, özkaynak kârlılığı yüzde 30,9, aktif kârlılığı ise yüzde 3,1 seviyelerinde gerçekleşti. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten şunları söyledi: "Üçüncü çeyrek, para politikasında dezenflasyon hedefiyle uyumlu bir normalleşme sürecinin başladığı bir dönemdi. Politika faizinde toplam 550 baz puanlık indirimin gerçekleştiği bu çeyrekte, Eylül ayı TL mevduat maliyetlerinin, regülasyon kaynaklı uygulamaların da daha sınırlı bir şekilde aşağı geldiğini gözlemledik. Mevcut ekonomik koşullar, fiyatlama ve bilanço yönetiminde yüksek bir disiplin gerektirirken, Garanti BBVA olarak etkin fiyatlama stratejimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımızla kârlılıkta fark oluşturmayı sürdürdük." Akten, bankanın 3. çeyrek performansını şu sözlerle değerlendirdi: "3.çeyrekte aktif bilanço yönetimimizle marjlarımızı etkin biçimde yönettik; TL kredilerde aldığımız pazar payı ile liderliğimizi pekiştirirdik. Müşterilerin ‘ana bankası’ olduğumuzun bir göstergesi olan mevduat tabanımızı da güçlendirmeye devam ediyoruz. Mevduat kompozisyonunda Türk lirası lehine dönüşüm son yıllarda önemli bir ivme kazandı; bu dönemde sektör, artan fonlama maliyetlerini ve düzenleyici otoritelerin tanımladığı hedefleri birlikte yönetebilmek için yoğun bir çaba gösterdi. Maliyetlerin bu kadar ön planda olduğu bir dönemde, vadesiz mevduatların önemini de bir kez daha görmüş olduk ve toplam içindeki vadesiz mevduat bazımız yüzde 43 seviyesine ulaştı. Bu başarıda Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına kişiselleştirilmiş çözüm önerileri sunmak amacıyla, tüm ürün ve süreçlerimizi müşterilerimizin gözüyle yeniden tasarlamamızın payı büyük. Bu yaklaşım, finansal performansımızın ardındaki asıl itici gücü oluşturuyor. Böylece güçlü bilanço disiplinimizi, müşteri deneyimi, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme ekseninde bütünleştiriyor; uzun vadeli değer oluşturma hedefimizde istikrarlı biçimde ilerliyoruz." Garanti BBVA’nın dijitalleşme vizyonu hakkında bilgi veren Akten, sözlerine şöyle devam etti: "Dijitalleşmeyi yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, aynı zamanda sürdürülebilir değer oluşumunun stratejik bir aracı olarak görüyoruz. KOBİ ve ticari segmentte, uzaktan ilişki yönetimini merkeze alan ‘KOBİ Bankacım Yanımda’ hizmet modelimizle sektörde öncü bir adım attık. Bireysel tarafta ise 3 milyon TL’ye kadar olan kredilerde tamamen dijital başvuru ve kullandırım süreçlerimizle müşterilerimize hız, kolaylık ve erişilebilirlik sağlıyoruz." Dış finansman tarafındaki başarılı işlemlere de değinen Akten sözlerini şöyle sürdürdü: "Ekim ayında 700 milyon dolarlık yeni Basel III uyumlu sermaye benzeri tahvil ihracımızı başarıyla tamamladık. Son iki yılda gerçekleştirdiğimiz dört işlemle toplamda 2,45 milyar dolarlık sermaye benzeri kredi büyüklüğüne ulaşarak sektörde bu alandaki en yüksek tutara sahip banka olduk. Yüksek yatırımcı talebiyle tamamlanan bu işlemler, yalnızca sağlam sermaye yapımızın değil, aynı zamanda uluslararası piyasalarda Türkiye’ye ve bankamıza duyulan güvenin açık bir göstergesi." Akten, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Zorlu piyasa koşullarına rağmen kararlılıkla ilerliyor, dijitalleşmeden sürdürülebilirliğe her alanda değer oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde de TL odaklı dengeli büyümemizi sürdürerek, müşterilerimizle birlikte ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlamaya devam edeceğiz. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve bize güvenen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." Hesap dönemine ait faaliyet sonuçlarına ilişkin özet finansal bilgiler şu şekilde: "Ortalama aktif kârlılığı yüzde 3.1 oldu. Ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 30.9 seviyesinde gerçekleşti. Ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 3 trilyon 227 milyar 622 milyon 852 bin TL oldu. Toplam canlı krediler, TL krediler ve YP krediler pazar payları sırasıyla yüzde 11.3, yüzde 12.6 ve yüzde 8.7 seviyesinde gerçekleşti. Yılbaşından bu yana toplam müşteri mevduatları yüzde 38.7 büyüdü ve pazar payı yüzde 10.4 seviyesine geldi. Vadesiz müşteri mevduatların, toplam müşteri mevduatları içindeki payı yüzde 40 olarak gerçekleşti. Sermaye yeterlilik oranı yüzde 12.16 olan yasal limitlerin üzerinde yüzde 16.3 seviyesinde gerçekleşti. Donuk alacak oranı yüzde 2.8 seviyesinde gerçekleşti."
Sanayi sektörü nihai enerji tüketimi toplam 1 milyon 717 bin 368 terajul oldu
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:08 Sanayi sektörü nihai enerji tüketimi toplam 1 milyon 717 bin 368 terajul oldu Sanayi Sektörü Nihai Enerji Tüketim Araştırması sonuçlarına göre; sanayi sektöründe 2024 yılında nihai enerji tüketimi 1 milyon 717 bin 368 terajul oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024 yılı Sanayi Sektörü Nihai Enerji Tüketim İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, Sanayi Sektörü Nihai Enerji Tüketim Araştırması sonuçlarına göre; sanayi sektöründe 2024 yılında nihai enerji tüketimi 1 milyon 717 bin 368 terajul oldu. Alt sektörler itibariyle nihai enerji tüketiminde en büyük payı, yüzde 28,8 ile "diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı" sektörü aldı. Bu sektörü sırasıyla, yüzde 22,7 ile "ana metal sanayii"; yüzde 10,9 ile "gıda ürünleri imalatı" ve yüzde 7,4 ile "tekstil ürünlerinin imalatı" sektörleri takip etti. "Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı" sektörünün nihai enerji tüketimindeki payı yüzde 6,2 olurken "inşaat" sektörünün payı yüzde 4,8 olarak gerçekleşti. Elektrik, 485 bin 163 terajul ile en çok tüketilen enerji kaynağı oldu Sanayi sektöründe enerji kaynaklarının paylarına göre; yüzde 28,3 ile elektrik, yüzde 23,6 ile doğal gaz, yüzde 22,6 ile katı fosil yakıtlar ve yüzde 14,0 ile petrol ürünleri nihai enerji tüketiminde en çok tüketilen enerji kaynakları oldu. Alt sektörler itibariyle enerji tüketiminin en yoğun olduğu "diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı" sektöründe ise en çok tüketilen enerji kaynağı yüzde 32,7 ile petrol ürünleri oldu. Bu sektörde, petrol ürünlerini yüzde 27,5 ile katı fosil yakıtlar, yüzde 18,2 ile doğal gaz ve yüzde 12,7 ile elektrik takip etti.