Son Dakika
|
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisinde tahliyeler başladı
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Letonya Savunma Bakanı Spruds, petrol tesislerine düşen İHA’lar nedeniyle istifa etti
İngiltere’den Tristan da Cunha’ya hantavirüs müdahalesi kapsamında paraşütlü sevkiyat
Akışkan balistik koruma sistemleri çelik yeleklerin yerini alacak
Emine Erdoğan, Belçika Kraliçesi Mathilde ile bir araya geldi
İstanbul’da güneşi gören sahile koştu
Pakistan’da karakola bombalı saldırı: 12 ölü, 2 yaralı
Belçika Kraliçesi Mathilde, Türkiye’de
EKONOMİ
DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Kerkük temasları olumlu geçti
10 Mayıs 2026 Pazar - 17:59:33
DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, T.C. Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan’ın başkanlığındaki heyet kapsamında Kerkük’te çeşitli temaslarda bulunduklarını belirterek, Kerkük’ün ekonomik potansiyelinin Türk özel sektörü tarafından yakından takip edildiğini ifade etti. Kerkük’e yeni atanan Valisi Mehmet Seman Ağa’yı resmi ziyaretle başlayan program, Kerkük Ticaret Odası ve özel sektör temsilcileriyle gerçekleştirilen toplantılar ile devam etti. Programın ardından değerlendirmelerde bulunan Acar, Türkiye ile Irak arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişiminde özel sektörün belirleyici rol oynadığını vurguladı. Acar, "Kerkük, enerji, tarım, lojistik, sanayi ve ticaret alanlarında önemli fırsatlar barındıran stratejik şehirlerden biridir. Türk firmaları, Irak’ın yeniden imar ve kalkınma sürecine katkı sunmaya hazırdır. Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantıda da karşılıklı yatırım imkanları, ticari iş birlikleri ve sektör bazlı fırsatlar ele alınmıştır" dedi. Toplantıya katılan Türk iş heyetinin, inşaat ve altyapı, sağlık ve medikal, taşımacılık ve lojistik, depolama ve antrepo hizmetleri, yapı malzemeleri, finans, bankacılık, tarım ve seracılık gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren firmalardan oluştuğunu belirten Acar, Kerkük ile Türk özel sektörü arasında doğrudan temasların artırılmasının önemine dikkat çekti. Türkiye ile Irak arasındaki ticaret hacmini daha ileri seviyelere taşımak için yoğun şekilde çalıştıklarını ifade eden Acar, Kalkınma Yolu Projesi’nin de bölgesel ticaret ve lojistik açısından önemli fırsatlar oluşturduğunu kaydetti. Acar ayrıca, iş dünyasının daha etkin hareket edebilmesi adına vize süreçleri, ödeme sistemleri, gümrük uygulamaları ve taşımacılık alanlarında yaşanan sorunların çözümünün önem taşıdığını belirterek, DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi olarak bu konuları ilgili makamlarla sürekli gündemde tuttuklarını ifade etti. Gerçekleştirilen temasların Türkiye ile Irak arasındaki ekonomik iş birliklerine katkı sağlaması bekleniyor.
10 Mayıs 2026 Pazar - 17:31
Seyyid Mücevherat 3’üncü şubesini hizmete açtı
Gaziantep kuyumculuk ve mücevherat sektörünün köklü firmalarından Seyyid Mücevherat’ın 3. şubesi düzenlenen görkemli bir törenle hizmete açıldı. Gaziantep’in en gözde mekanlarının yer aldığı Naci Topçuoğlu Bulvarı üzerinde açılan Seyyid Mücevherat’ın açılış törenine DEİK Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı ve Altunkaya Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mahsum Altunkaya, Acarsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selim Acar, MAREV Başkanı Abdulkerim Aslan, KATODER Başkanı Sabiha Gül ve Yönetim Kurulu Üyeleri, sevilen sanatçı Bülent Serttaş, Gaziantep iş, STK ve siyaset dünyasının seçkin isimleri ile kalabalık bir davetli topluluğu katıldı. "Güven ve kalite önceliğimizdir" Büyük ilgi gören açılışın ardından davetliler Seyyid Mücevherat’ın üçüncü şubesini dolaşarak, ürünler ve verilen hizmet hakkında mağaza yetkililerinden bilgi aldı. Seyyid Mücevherat Yönetim Kurulu Başkanı Nusrettin Kılıç, açılışın ardından yaptığı açıklamada, açılış törenine katılan tüm davetlilere teşekkür ederek, "Seyyid Mücevherat olarak Gaziantep’te 1988 yılından bu yana sektörde hizmet veriyoruz. Bizim için kalite ve güven her zaman önceliğimiz olmuştur. Gaziantep çok hızlı gelişen bir şehirdir. Biz de bu gelişmeye paralel olarak hizmet ağımızı genişletiyoruz. Üçüncü şubemizle hizmet halkasına yeni bir halka eklemenin mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. "Marka yolculuğumuz devam ediyor" Seyyid Mücevherat Yönetim Kurulu Başkanı Nusrettin Kılıç, yeni şubenin marka yolculuğunda önemli bir adım olduğunu belirterek, "1988 yılından bu yana Gaziantep başta olmak üzere çevre illerdeki vatandaşlarımıza güvenilir, kaliteli ve yenilikçi hizmet sunmanın gururunu yaşıyoruz. Üçüncü şubemizi açarak hem istihdama katkı sağlamayı hem de müşterilerimize daha kolay ulaşmayı amaçladık" diye konuştu. SEKTÖRÜN KÖKLÜ MARKASI Kentte kuyumculuk sektörünün köklü markalarından biri olarak faaliyetlerini sürdüren Seyyid Mücevherat, yeni yatırımıyla hem hizmet ağını genişletti hem de istihdama katkı sağladı. Modern mağaza konsepti, şık vitrin tasarımı ve zengin ürün çeşitliliğiyle dikkat çeken üçüncü şube; altın, pırlanta, mücevher ve özel tasarım ürünlerden oluşan geniş koleksiyonuyla her zevke ve her bütçeye hitap ediyor. Seyyid Mücevherat’ın Naci Topçuoğlu Bulvarı’nda hizmete giren üçüncü şubesinin, merkezi konumu, modern mimarisi ve zengin ürün seçenekleriyle Gazianteplilerin yeni alışveriş noktalarından biri olması hedefleniyor.
10 Mayıs 2026 Pazar - 16:13
Yaşlı Destek Programı’na başvurular başladı
ANKARA (İHA) Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaşlıların korunması ve desteklenmesi amacıyla belediyeler tarafından hazırlanacak projelerin değerlendirileceği Yaşlı Destek Programı’na (YADES 2026) başvuruların alınmaya başladığını açıkladı. Bakan Göktaş yaptığı yazılı açıklamada, yaşlı nüfus oranının yüzde 11,1’e yükseldiği Türkiye’de yaşlılara sunulan hizmetlerin sayısının artırılması ve ihtiyaçlara göre çeşitlendirilmesi amacıyla çalışmalara devam ettiklerini belirtti. Bu kapsamda Bakanlıkça aile temelli, aktif ve sağlıklı yaşlanmanın desteklenmesi politikasını YADES aracılığıyla sürdürdüklerini aktaran Göktaş, "Yaşlılarımıza yönelik hizmetlerin sunumunda kurum bakımının yanı sıra evde bakım ve gündüz bakım gibi koruyucu-önleyici alternatif hizmet modellerini de yaygınlaştırıyoruz. Ayrıca yaşlılarımızın ve yakınlarının öncelikli tercihi olan gündüz bakım ile evde bakım destek hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik projeler yürütüyoruz." ifadelerini kullandı. 123 proje ile 164 bin 144 yaşlı vatandaşımıza ulaştık Göktaş, 2016 yılından bu yana uygulanan YADES ile 65 yaş üstü vatandaşların hayatını kolaylaştırdıklarını vurgulayarak, proje kapsamında bakıma ve psikososyal desteğe ihtiyaç duyan yaşlılarımızın, kendi yaşam alanlarından ayrılmadan gerekli hizmetlere ulaşabildiklerini bildirdi. Göktaş, şunları kaydetti: "YADES kapsamında son 10 yılda sağladığımız toplam finansman desteği 105,6 milyon lirayı buldu. Bu süreçte 86 farklı belediyemizde yürütülen 123 projeyle 108 bin 851 hanede 164 bin 144 yaşlı vatandaşımıza ulaştık. Yaşlılarımızın korunması, desteklenmesi ve yaşamlarının kolaylaştırılması amacıyla belediyeler tarafından hazırlanacak yeni projelerin değerlendirileceği YADES 2026 başvuruları alınmaya başladı. Bu yıl YADES projeleri için 50 milyon lira ödenek ayırdık." Projeler için son teslim tarihi 26 Haziran Belediyelerin; Bakanlığın Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün internet sitesinde yer alan "YADES Proje Başvuru Formu"nu doldurarak proje taslaklarıyla birlikte valiliklere başvuruda bulunabildiğini bildiren Göktaş, onaylanan projelerin belediyeler tarafından uygulanacağını, denetimlerin ise valilikler aracılığıyla yürütüleceğini aktardı. Göktaş, programa başvuracak belediyelerin hazırlayacakları proje tekliflerini 26 Haziran’a kadar valiliklere teslim etmesi gerektiğini ifade etti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 16:08
Manisa Kitap Fuarı’na Büyükşehir’den ücretsiz ulaşım desteği
Manisa Büyükşehir Belediyesi, Atatürk Kent Parkı’nda düzenlenen 9. Manisa Kitap Fuarı’na vatandaşların kolay ulaşabilmesi için şehir merkezi, üniversite kampüsü ve ilçelerden ücretsiz ulaşım hizmeti başlattı. Manisa Büyükşehir Belediyesi ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen 9. Manisa Kitap Fuarı, kitapseverleri ağırlamaya devam ederken, Manisa Büyükşehir Belediyesi de fuar alanına ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla ücretsiz ulaşım desteği sağlıyor. Manisa’nın kültürel hayatında önemli bir yere sahip olan Kitap Fuarı’na vatandaşların, öğrencilerin ve kitapseverlerin yoğun katılım göstermesi amacıyla ulaşım planlaması yapan Büyükşehir Belediyesi, Atatürk Kent Parkı’ndaki fuar alanına erişimi kolaylaştırdı. Eğitime ve gençlerin kitaba erişimine önem veren Manisa Büyükşehir Belediyesi, okul yönetimleri ve öğretmenlerden gelen talepleri Çözmer (Çözüm Merkezi) üzerinden toplayarak özel ulaşım planı oluşturdu. Yapılan planlama kapsamında öğrencilerin toplu halde güvenli şekilde fuar alanına ulaştırılması sağlandı. Üniversite öğrencilerinin de fuara rahat ulaşabilmesi amacıyla kooperatif otobüsleriyle iş birliği yapılarak kampüs ile Atatürk Kent Parkı arasında her saat başı karşılıklı ring seferleri başlatıldı. Şehir merkeziyle sınırlı kalmayan uygulama kapsamında, ilçelerden gelen ulaşım talepleri de değerlendirilerek fuar alanına ücretsiz araç kaldırıldığı belirtildi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, tüm vatandaşların kültür etkinliğine katılım sağlayabilmesi için ulaşım desteği sunduklarını ifade ederek, "Kitabın ve yazarın şehre dokunduğu bu özel etkinlikte, ulaşım desteğimizle her bir vatandaşımızın Atatürk Kent Parkı’ndaki bu kültür şölenine ortak olmasını hedefliyoruz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 09:58
Ağrı Dağı eteklerinde kurulan strafor fabrikasına sağlanan 20 milyonluk devlet desteğiyle üretim arttı
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 10:37
Diyarbakır’da tandırda çömlek böreği
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:56
Didim Belediyesi’nin doğal ürünleri vatandaşla buluşuyor
4
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 20:17
Büyükşehir’den Halk Ege Et’de Anneler Günü indirimi
5
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 20:06
Bakan Işıkhan duyurdu: Doğum izni 16 haftadan 24 haftaya çıkarıldı
23 Ekim 2025 Perşembe - 18:46
Akbank, yıl ilk 9 ayında ekonomiye 2 trilyon 224 milyar TL kredi sağladı
Akbank, Türk ekonomisine 2025’in ilk 9 ayında 2 trilyon 224 milyar TL kredi desteği sağladığını duyurdu. Akbank, üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Banka, Türk ekonomisine 2025’in ilk 9 ayında 2 trilyon 224 milyar TL kredi desteği sağladı. Bankanın 2025 yılı üçüncü çeyrek finansal performansı üzerine değerlendirmede bulunan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, "Üçüncü çeyrek, küresel belirsizliklerin devam ettiği ancak yurt içinde finansal istikrarın güç kazandığı bir dönem olarak öne çıktı. Enflasyondaki düşüş eğilimi ve azalan dalgalanmalarla birlikte başlayan faiz indirimleri, ekonomide yeniden normalleşme sürecinin önünü açtı. Akbank bu dönemde de Türk ekonomisine desteğini kararlılıkla sürdürdü" dedi. "2025’in ilk 9 ayında ekonomimize 2 trilyon 224 milyar TL kredi desteği sağladık" Gür, açıklamalarına şöyle devam etti: "2025’in ilk 9 ayında ekonomimize sağladığımız kredi desteğini 1 trilyon 747 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplam 2 trilyon 224 milyar TL seviyesine çıkardık. Toplam mevduatımız 2 trilyon 27 milyar TL’ye, aktiflerimiz ise 3 trilyon 231 milyar TL’ye ulaştı. Yüzde 19,3 düzeyindeki güçlü konsolide sermaye yeterlilik oranımızla, reel sektörün büyümesine ve gelişmesine destek olmayı sürdürdük. Bankamız 2025 yılının ilk dokuz ayında 9 milyar 658 milyon TL vergi gideri sonrası 38 milyar 908 milyon TL konsolide net kâr elde etti. Başarılı performansları için çalışma arkadaşlarıma ve bizlere duydukları güven için başta müşterilerimiz olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim."
23 Ekim 2025 Perşembe - 17:01
Batı Akdeniz’e yapılacak 13,7 Milyar TL’yi aşan yatırım için başvuru bilgilendirme toplantısı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı Çağrısı başvuru süreci tamamlandı. Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan TR61 Bölgesi’nden 31 yatırımcı; toplam 13,7 milyar TL’den fazla yatırım hacmi ve bin 611 kişilik istihdam hedefiyle başvurusunu gerçekleştirdi. Hedeflenen istihdamın 787 kişisinin Antalya ilinde, 499 kişisinin Isparta ilinde, 325 kişinin Burdur ilinde gerçekleşmesi öngörülüyor. Bakan Kacır: "Yerel kalkınma için devrim niteliğinde bir adım" Yerel Kalkınma Hamlesi Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliği, bölgesel kalkınmanın hızlandırılması, iller arası gelişmişlik farklarının azaltılması ve yerel kaynakların ekonomiye kazandırılması vizyonuyla 9 Temmuz 2025 tarihli ve 32566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, programı duyururken, 81 ilin potansiyelini harekete geçirmek amacıyla atılan bu adımı "Yerel kalkınma için devrim niteliğinde bir adım" olarak nitelendirmişti. Bakan Kacır, 81 il için toplamda 324 öncelikli yatırım konusunun belirlendiğini ve bu sayede tüm yurtta topyekûn bir kalkınma hamlesinin hızlandırılacağını vurgulamıştı. Batı Akdeniz Bölgesi’nde Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) eliyle yürütülen program kapsamında Ajans yatırımcılara yönelik geniş kapsamlı tanıtım ve rehberlik faaliyetleri yürüttü. BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler nezaretinde düzenlenen toplantılarda programın sunduğu yatırım fırsatları, destek mekanizmaları ve iller için belirlenen öncelikli yatırım konuları ayrıntılı şekilde tanıtıldı. Program kapsamında illerin mevcut potansiyelleri ve stratejik ihtiyaçları dikkate alınarak her il için özel dört yatırım konusu ilan edilmişti. Bu kapsamda Antalya’da yüksek katma değerli ürün üretimine odaklanıldı. Sporcu Sağlığı ve Performans Merkezi, Katma Değeri Yüksek Tıbbi ve Aromatik Bitkisel Ürünlerin Üretimi, Mikroalg Tabanlı Omega-3 ve Biyogübre Üretimi ve Organik Sera Atıklarından Selüloz ve/veya Mikrobiyal Gübre Üretim Tesisi yatırım konuları yer alıyor. Isparta için ise geleneksel tarımsal ürünlerin ve sağlık turizmi potansiyelinin değerlendirilmesi hedefliyor. Belirlenen yatırım konuları; Geriatri Turizmi Merkezi, Gül ve Diğer Tıbbi ve Aromatik Bitki Özlerinden Katma Değerli Kozmetik Ürünler Üretim Tesisi, Mantar Kompostu Üretim Tesisi ve Meyve ve Atıklarından Katma Değerli Ürünler Üretimi (Meyve tozu/granül, pektin, selüloz, hemiselüloz vb.) olarak belirlendi. Burdur’da entegre sanayi ve hayvancılık vurgusu temelinde stratejik konular belirlendi. Desteklenen yatırım konuları içinde; Asgari 1000 baş yüksek genetik kapasiteli entegre damızlık büyükbaş hayvan yetiştiriciliği, mermer atıkları mikronize öğütme tesisi, modüler mobilya ve otel/ofis mobilyaları üretimi ve çapraz lamine ahşap üretim tesisi yatırımları bulunuyor. Değerlendirme kriterleri ve zorunlu belgeler açıklandı BAKA tarafından çevrimiçi olarak düzenlenen Kesin Başvuru Bilgilendirme Toplantısı’nda, projelerin desteklenmeye hak kazanması için sunulması gereken kritik belgeler ve projelerin tabi tutulacağı kapsamlı değerlendirme kriterleri yatırımcılarla paylaşıldı. Projeler, teknik incelemenin ardından yaklaşık 18 kritere göre değerlendirilecek. Bu süreçte yalnızca finansal yeterlilik değil, aynı zamanda ulusal ve yerel stratejik hedeflerle uyum da önem taşıyor. Değerlendirmede projelerin yerel kalkınmaya katkısı, yeni fırsatlar ve sektörel çeşitlilik oluşturma potansiyeli, dış ticaret açığını azaltma ve ithalat bağımlılığını düşürme etkisi dikkate alınıyor. Ayrıca, yüksek katma değerli ve yenilikçi üretim yapan, Ar-Ge’yi teşvik eden ve yeni nesil teknolojiler kullanan yatırımlar öncelikli olarak değerlendiriliyor. Yereldeki mevcut fiziki ve sosyal kaynakları etkin biçimde kullanan, ihracat, istihdam ve üretim kapasitesi yüksek projeler ise performans açısından daha avantajlı konumda bulunuyor. Destek almaya hak kazanan projeler için yatırım teşvik belgesi düzenlenecek ve bu yatırımlar vergi indirimi, sigorta primi desteği ve benzeri devlet yardımlarından yararlandırılacak. Program, yerelden küresele sürdürülebilir büyüme hedefine katkı sunmayı amaçlıyor.
23 Ekim 2025 Perşembe - 16:49
OKA ve Samsun iş dünyasından Ankara’da yatırım ve iş birliği temasları
Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Samsun Yatırım Destek Ofisi (YDO) ile Samsun Sanayici ve İş İnsanları Derneği (SAMSİAD) iş birliğinde, Ankara’da kamu kurumları, iş dünyası temsilcileri ve yatırımcılarla bir dizi verimli görüşme gerçekleştirildi. Ziyaretlerin ilk durağı Kadın İşveren ve Sanayiciler Derneği (KAİSDER) oldu. Görüşmede, SAMSİAD ve KAİSDER arasında yürütülebilecek ortak çalışmalar, kadın girişimciliğini güçlendirmeye yönelik iş birliği fırsatları ve kalkınma ajanslarının bu süreçlerdeki destekleyici rolleri ele alındı. Program kapsamında ayrıca, merkezi Ankara’da bulunan ve kökeni Samsun’a dayanan bir şirket de ziyaret edildi. Tarım, sanayi, turizm, inşaat ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteren firmanın Samsun’daki yeni yatırım planları ve bölgesel kalkınmaya sağlayacağı katkılar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ziyareti Şirket temasının ardından heyet, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Zeynel Kılınç’ı makamında ziyaret etti. Görüşmede Samsun’daki yabancı yatırım süreçleri, SAMSİAD’ın olası katkıları, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı sonuçları ve Yatırım ve Finans Ofisi’nin Samsun’a yapacağı olası ziyaret gündeme geldi. TBMM’de Samsun milletvekilleriyle buluşma Programın son durağında heyet, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Samsun milletvekillerini ziyaret etti. Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve Samsun Milletvekili Dr. Mehmet Muş başta olmak üzere milletvekilleriyle yapılan görüşmelerde; Samsun iş dünyasının beklentileri, kentin ekonomik gelişmeleri, yeni sanayi alanları ve ulaşım altyapı projeleri değerlendirildi. Ankara’da gerçekleştirilen bu temasların, kamu-özel sektör iş birliğini güçlendirmeye ve Samsun’un yatırım potansiyelini artırmaya yönelik olarak önümüzdeki dönemde de sürdürülmesi planlanıyor.
23 Ekim 2025 Perşembe - 16:47
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "MEB ile imzalanacak anlaşmayla tarım alanındaki 30 meslek lisesini Ticaret Borsalarımızla eşleştireceğiz"
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıkıoğlu, "Milli Eğitim Bakanlığımız ile TOBB arasında bugün imzalanacak olan bu iş birliğiyle çeşitli illerde tarım alanındaki 30 meslek lisesini Ticaret Borsalarımız ve Ticaret ve Sanayi Odalarımızla eşleştireceğiz" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında Tarım Sektörüne Yönelik Mesleki ve Teknik Eğitim İş Birliği Protokolü imzalandı. Protokol kapsamında tarım alanında eğitim gören öğrencilerin uygulamalı eğitim imkanlarının artırılması, mesleki ve teknik eğitim kurumları ile tarım sektörünün entegrasyonunun güçlendirilmesinin amaçlandığı, ayrıca tarım teknolojileri, hayvancılık, bitkisel üretim ve gıda işleme alanlarında nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesinin hedeflendiği belirtildi. "Tarım sektörümüzde tekniker ve teknisyenlere büyük ihtiyaç vardır" İmza töreninde konuşan TOBB Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıkıoğlu, tarımın bir ülkenin sadece gıda güvenliğini sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda istihdam sağladığını, bölgesel kalkınmayı beslediğini, dış ticaret dengesine katkı yaptığını ve döngüsel ekonominin temelini oluşturduğunu vurguladı. Gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretimin ülke güvenliğinin temel unsurlarından olduğuna dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, "Tarımın önemini, kendine yetebilen ülke olmanın önemini, pandemide, etrafımızdaki çatışma ortamlarında bir kez daha hep beraber anladık. Gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim artık sadece çiftçinin değil, ülke güvenliğinin de temel unsurları arasında yer almaktadır. Ancak tarımın potansiyelini tam olarak hayata geçirmek için en kritik eksiklerinden birisi nitelikli insan kaynağıdır. Ülkemizde maalesef köylerde, çiftliklerde çocuk sesi kalmadı" dedi. Tarım sektöründe tekniker ve teknisyenlere büyük ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, "Tarım sektöründe modern tarım tekniklerini bilen, gıda teknolojileri ve laboratuvar uygulamalarına hakim, hayvancılıkta bakım ve sağlığı profesyonelce yürütebilen tekniker, teknisyenlere büyük ihtiyaç vardır. Bir tarafta üretimin teknolojik dönüşümü hızlanırken, diğer taraftan da sahada uygulayacak, bakımını yapacak ve yenilikleri uygulamaya koyacak ara eleman açığı devam etmektedir. Bu boşluk, verimlilik, kalite, rekabet gücümüzü doğrudan etkilemekte; gençlerimiz için sürdürülebilir istihdam fırsatlarının önünde bir bariyer oluşturmaktadır. İşte tam da bu nedenlerle bu protokolün önemi büyüktür" diye konuştu. "MEB ile imzalanacak anlaşmayla tarım alanındaki 30 meslek lisesini Ticaret Borsalarımızla eşleştireceğiz" Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakanımızın liderliğinde Milli Eğitim Bakanlığımız ile TOBB arasında bugün imzalanacak olan bu iş birliğiyle çeşitli illerde tarım alanında 30 meslek lisesini Ticaret Borsalarımız ve Ticaret ve Sanayi Odalarımızla eşleştireceğiz. Tarım meslek liselerimiz, öğrencilere hem teorik bilgiyi hem de gerçek üretim ortamlarında uygulama deneyimi verecek. Dolayısıyla mezun olduklarında doğrudan üretim süreçlerine katılabilecek, işletmelerin aradığı nitelikte eleman haline geleceklerdir. TOBB olarak bizler, 367 oda-borsa ve 2 milyon üyemizle ülkemizin iş dünyasını temsil etmekteyiz. Bu gücü, mesleki eğitimin güçlendirilmesi için seferber ediyoruz. Mesleki eğitimi güçlendirmek, sadece eğitim politikası değil, aynı zamanda kritik bir ekonomik ve kalkınma stratejisidir. Milli Eğitim Bakanlığı, TOBB ve TOBB ETÜ ile birlikte başlattığımız bu model sayesinde mesleki eğitim ile reel sektörü birbirine entegre etmiştik, şimdi de yeni dinamik bir eğitim modeline geçtik. Tarım artık teknoloji ile buluşmuş, katma değer oluşturan, inovasyon ve girişimcilik fırsatları barındıran bir sektördür." Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in de katıldığı törende konuşmaların ardından işbirliği protokolü imzalandı. Programın ardından Bakan Tekin ve eğitim sektörünün temsilcilerinin katılımıyla TOBB Türkiye Eğitim Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda eğitim sektöründeki sorunlar ve mevcut sorunların çözümü için öneriler masaya yatırıldı.
23 Ekim 2025 Perşembe - 16:06
Coğrafi işaret tescilli ‘Akkuş Şeker Fasulyesi’nde hasat başladı
Ordu’nun Akkuş ilçesinde coğrafi işaret tescilli Akkuş Şeker Fasulyesi’nin 5. hasadı gerçekleştirildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Akkuş Ziraat Odası Başkanlığı iş birliğinde, ilçenin Gökçebayır Mahallesi’nde ‘Akkuş Şeker Fasulyesi 5’inci Hasat Töreni’ düzenlendi. Törende üreticiler, bereketli bir sezonun mutluluğunu yaşadı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, törende yaptığı konuşmada, Akkuş Fasulyesi’nin Ordu için önemli bir marka değeri taşıdığını belirterek, "Akkuş Fasulyesi Allah’ın bizlere bağışladığı büyük bir lütuf. Kaliteden taviz vermeden üretim yapmak önemli. Diğer fasulyelerden farklı olduğunu kurduğumuz tesisle bilimsel olarak ortaya çıkaracağız. Sulama konusunda sıkıntı yok, siz yeter ki üretin. Satamadığınız durumda belediye olarak biz satın alacağız" dedi. İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, 200 dekarla başlayan üretim alanının desteklerle 12 bin dekara ulaştığını ifade ederek, Akkuş fasulyesinin aroması ve kolay pişmesiyle yüksek katma değerli bir ürün haline geldiğini söyledi. Akkuş Ziraat Odası Başkanı Ahmet Kaya ise ilçede geleneksel hale gelen hasat törenlerinin bu yıl 5’ncisini düzenlediklerini belirterek, "Organik tarım çalışmalarımız 2015 yılında başladı. DOKAP ve Valiliğimiz desteğiyle üreticilerimize 400 ton organik gübre dağıttık. Hasatta en büyük sorun olan kapsülden ayırma işlemi için fasulye patozu alımı yaptık. Artık ürünler kısa sürede pazara hazır hale geliyor" dedi. Kaya ayrıca, DOKAP destekli 28 milyon TL bütçeli sulama projesinin hayata geçmesiyle üretim alanlarının 18 bin 500 dekara, toplam üretimin ise 2 bin tona ulaşacağını söyledi. Program kapsamında, ‘Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi’ çerçevesinde desteklenen üretim alanlarında temsili hasat yapıldı. DOKAP iş birliğiyle alınan Fasulye Ayıklama Makinesi’nde fasulyenin kapsülden ayrılması da gerçekleştirildi. Hasat törenine, Akkuş Kaymakam Vekili Çaybaşı Kaymakamı Volkan Oral, Akkuş Belediye Başkanı İsa Demirci, DOKAP Başkan Yardımcısı Tolgahan Köken ve üreticiler de katıldı.
23 Ekim 2025 Perşembe - 16:00
Serada sebzeden gerberaya: Üretim çeşitliliği dikkat çekiyor
Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy, Süleymanpaşa ilçesi Otmanlı Mahallesi’nde sebze ve kesme çiçek üretimi yapan çiftçiyi ziyaret etti. İl Müdürlüğü teknik personeliyle birlikte gerçekleştirilen ziyarette, TAKE Projesi kapsamında verilen kışlık sebze fideleri olan karnabahar, lahana ve kıvırcık ile kesme çiçeklerden gerbera üretimi incelendi. Teknik ekip, üreticiye hastalık ve zararlılarla mücadele ile yetiştiricilik konularında bilgilendirmelerde bulundu. Üreticiyle bir süre sohbet eden İl Müdürü Mehmet Aksoy, "İlimizde sebze yetiştiriciliğinin yanı sıra kesme çiçekçiliğin yapılıyor olması diğer üreticilerimize örnek olacaktır. Üretimde karşılaştığınız sorunları çözmek için her zaman yanınızdayız. İl ve İlçe Müdürlüklerimizle birlikte üretimi ve üreticilerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Üreticilerimize bol mahsullü, bol bereketli ve kazançlı bir üretim sezonu diliyoruz" dedi.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:47
İTO Başkanı Avdagiç’ten ‘faiz indirimi’ açıklaması
Merkez Bankası’nın faiz indirimi değerlendiren İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "TCMB’nin politika faizinde indirim döngüsünün devam etmesi, iş dünyasının finansal açıdan önünü görmesi adına olumlu bir adım. Bilhassa KOBİ’lerin finansman maliyetlerindeki artışlara set çekilmesi ve faizlerdeki düşüş kadar krediye erişimin artırılmasının piyasayı rahatlatacağına inanıyoruz" dedi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 100 baz puan düşürerek yüzde 39,5’e çekmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Şekib Avdagiç, iş dünyasının bu indirimin ticari hayata yansıması için kredi düzenlemelerinin gözden geçirilmesinin ve KOBİ kredilerinde trendin yukarı yönlü çevrilmesinin beklentisi içinde olduklarını kaydetti. "Yatırımlara kredi desteğinin artırılması gerektiğine inanıyoruz" TCMB’nin bugün politika faizini 100 baz puan indirmesinin, alınacak diğer tedbirlerle birlikte KOBİ kredilerinde trendi yukarı yönlü çevirmesine ihtiyaç olduğunu kaydeden Avdagiç, "Yatırımlara kredi desteğinin artırılması gerektiğine inanıyoruz" ifadesini kullandı. Faiz indirim döngüsünün devam etmesinin, iş dünyasının finansal açıdan önünü görmesi adına olumlu bir adım olduğunu belirten Avdagiç, şunları söyledi: "Bilhassa KOBİ’lerin finansman maliyetlerindeki artışlara set çekilmesi ve faizlerdeki düşüş kadar krediye erişimin artırılmasının piyasayı rahatlatacağına inanıyoruz. Burada oluşturulacak denge önem taşıyor. Zira enflasyonda yukarı yönlü harekete neden olabilecek gelişmelere fırsat vermememiz gerekiyor. Yıllık enflasyondaki düşüş eğiliminin kesintisiz sürmesini vazgeçilmez önemde görüyoruz. Biliyoruz ki krediler arttıkça, dolayısıyla yatırımlar yükseldikçe ülke olarak daha çok ürettikçe hem faiz hem enflasyon arzu edilen seviyelere gerileyecektir."
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:33
Aslanapa doğalgaza kavuşuyor
Kütahya’nın Aslanapa ilçesinde Doğalgaz CNG İstasyonu ile birlikte ilçede doğalgazda sona yaklaşıldığı, ana hatta test gazı dolum işleminin başarıyla tamamlandığı bildirildi. İlçede 17 Nisan 2025 tarihinde temeli atılan, kurban kesilerek ve dualar edilerek başlatılan çalışmalar sonucunda, Aslanapa Doğalgaz CNG İstasyonu ile birlikte ilçede doğalgazda sona yaklaşıldı. Ana hatta test gazı dolumu başarıyla tamamlanırken, doğalgaz abonelikleri yüzde 95 oranında tamamlandı. Kalan abonelik işlemleri de hız devam ediyor.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:31
Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır
MARS’ın Ipsos Türkiye işbirliğiyle gerçekleştirdiği neobankacılık araştırması, dijital dönüşümün hem finans dünyasındaki, hem de insan hayatındaki etkilerini gözler önüne serdi. Türkiye temsili 12 bölgeden, 750 kişinin katılımıyla yapılan araştırma; mobil bankacılık kullanımından güven algısına, ürün tercihinden neobankacılık bilinirliğine kadar çok sayıda önemli veri ve içgörü sundu. Araştırma yaş kırılımında farklılıkları ortaya çıkardı. Finansal alışkanlıkların hızla değiştiği günümüzde, dijitalleşmenin bankacılık üzerindeki etkisini ortaya koyan önemli bir araştırmaya imza atıldı. MARS ve Ipsos Türkiye işbirliğiyle gerçekleştirilen araştırma, Türkiye temsili 12 bölgeden, 18-54 yaş aralığında ve ABC1C2 sosyo-ekonomik gruplarından 750 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırma, bireylerin finansal işlemlerini nasıl gerçekleştirdiğini, dijital kanallara yönelimin ne düzeyde olduğunu ve özellikle son dönemde öne çıkan "Neobankacılık" kavramına yönelik farkındalık ve yaklaşımı kapsamlı şekilde analiz etti. Araştırmada öne çıkan başlıklar şu şekilde: "Türkiye’nin yüzde 89’u dijital bankacılık kullanıyor Araştırmaya göre, Türkiye’de yukarıdaki hedef kitle tanımına giren her 10 kişiden 9’u finansal işlemlerini en çok mobil veya internet bankacılığı üzerinden gerçekleştiriyor. Mobil uygulamalar ve dijital platformlar, kullanıcıların yalnızca zamanla yarıştığı değil; aynı zamanda güven, hız ve maliyet avantajı aradığı temel finansal çözüm noktalarına dönüşmüş ve şube-çağrı merkezlerini geride bırakmış durumda. Aktif bankacılık kullananların yüzde 89’u dijital bankacılığı tercih ederken, geleneksel şubeler (yüzde 8) ve çağrı merkezleri (yüzde 3) ise daha az tercih edilen seçenekler arasında yer alıyor. Dijital bankacılığı en çok tercih eden yaş grubu, yüzde 93 kullanım oranı ile 35-44 yaş. Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise kullanıcıların bankacılık ürünleri konusundaki çeşitliliği. Katılımcılar ortalama 4,2 farklı finansal ürün veya hizmet kullanıyor. Bu sayı; İstanbul, Ankara ve İzmir toplamına bakıldığında ortalama 4,6’ya kadar yükseliyor. Kredi kartı ve banka kartları, kullanılan ürünler arasında yüzde 62 ile en yaygın olanlar. Yaş ve sosyo-ekonomik statü yükseldikçe, kullanılan ürün sayısının da arttığı gözlemleniyor. Finans kurumu tercihinde güven her şeyden önce geliyor Araştırma, finans sektöründe güvenin hala vazgeçilmez bir kriter olduğunu da ortaya koyuyor. Katılımcıların finans kurumu seçiminde ilk tercih ettikleri unsurların başında yüzde 18 oran ile "güvenilirlik" geliyor. Güven algısını, maaş hesabının aynı kurumda bulunması (yüzde 11) ve bankanın indirim, kampanya ve ayrıcalıklar sunması (yüzde 9) takip ediyor. Özellikle 45-54 yaş aralığındaki kullanıcılar için, maaşın yattığı banka sadece bir ödeme noktası değil, aynı zamanda güvenin ve sürekliliğin sembolü. Bu yaş grubundaki kullanıcılar, riskten uzak durma eğilimleriyle, yıllardır çalıştıkları ve gelir akışlarını yönettikleri kurumları değiştirmekte daha temkinli davranıyor. Finansal istikrarı ve alışkanlıklarını ön planda tutan bu kesim için "maaş hesabı" sadece pratik bir tercih değil, aynı zamanda bir güvence anlamına geliyor. Bu yaş grubundaki kullanıcılar, finansal kararlarında alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı kalıyor. Gençler için banka fiziksel değil Genç kullanıcılar ise bambaşka bir profil çiziliyor. Gençlerin, finansal beklentileri daha değişken, dinamik ve beklentisi yüksek. Bu grup için bankacılık hizmetlerinde hız, kullanıcı dostu uygulamalar ve veri güvenliği en önemli ihtiyaçlar arasında. Öyle ki, bu yaş grubunun büyük bölümü için bir bankanın fiziksel varlığı artık belirleyici değil. Dijital deneyimin kesintisiz, hızlı ve düşük maliyetli olması yeterli. Araştırmaya göre, geleneksel bankacılık hizmetlerinde kullanıcıların en çok şikayetçi olduğu konuların başında yüzde 15 ile kredi ve mevduat faiz oranlarının yüksekliği geliyor. Bunu yüzde 14 oranıyla çeşitli işlem ücretleri ve masraflar takip ediyor. Özellikle 45 yaş ve üzeri kullanıcılar, bu tür finansal maliyetleri daha fazla önemserken; 18-24 yaş aralığındaki genç kullanıcılar için en büyük memnuniyetsizlik kaynaklarından biri, bankacılık ürün başvurularında karşılaştıkları yüksek red oranları. İstanbul, Ankara ve İzmir’de yaşayan kullanıcılar ise işlem yavaşlığı ve uzun bekleme sürelerinden, diğer illerde yaşayanlara kıyasla daha fazla şikayetçi. Yaş, bölge ve sosyo-ekonomik statü farklılıkları, bankacılık deneyiminde öne çıkan sorunların da kişiselleştiğini gösteriyor. Kullanıcıların finansal hizmetlerde ihtiyaç duydukları unsurlar da yaş gruplarına göre farklılık gösteriyor. İşlemlerin hızlı gerçekleşmesi ve kişisel verilerin güvenli şekilde korunması, 18-34 yaş aralığındaki kullanıcılar için ön plandayken; 45 yaş üzeri grupta "yıllık kart aidatlarının kaldırılması" talepleri öne çıkıyor. Bu yaş grubu için her yıl düzenli olarak alınan kart ücretleri hala önemli bir memnuniyetsizlik nedeni. Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de son yıllarda dünya genelinde yükselen bir trend olan "neobankacılık" kavramına dair toplumsal farkındalık düzeyi oldu. Katılımcıların yüzde 63’ü neobankacılığı daha önce hiç duymadığını belirtirken, yalnızca yüzde 12’si bu konuda bilgi sahibi olduğunu ifade etti. Yani her 10 kişiden 6’sı için kavram hala yabancı. Katılımcılara neobankacılık tanımı yapıldıktan sonra, yüzde 76’sı bu modelin kendisine uygun olabileceğini söylüyor. Özellikle erkek kullanıcılar, AB sosyo-ekonomik statü grubu ve büyükşehirlerde yaşayanlar neobankacılığa daha sıcak bakıyor. Kullanıcıların bu yeni nesil bankacılık modeline ilgi göstermesinin temel sebepleri ise pratiklik (yüzde 48), işlemlerin hızlı yapılabilmesi (yüzde 45) ve düşük işlem masrafları (yüzde 44). 45 yaş üzerindeki kullanıcılar içinse bu masrafların düşüklüğü daha kritik bir tercih sebebi. Yine de, geleneksel bankacılıktan vazgeçemeyen, dijital çözümlere mesafeli yaklaşan önemli bir kitle de var. Özellikle 45-54 yaş grubu, alıştığı bankayı değiştirmek istemediğini belirtiyor. Bu yaş grubunun yüzde 38’i, dijitalleşmeye direnç göstermesinin başlıca nedeni olarak "geleneksel bankamla devam etmek istiyorum" ifadesini kullanıyor. Ayrıca bu kullanıcıların dijital araçlara olan aşinalığının düşük olması da, geçiş sürecini yavaşlatıyor. Tüm bunlar sonucunda araştırma, her 5 kişiden 1’inin mevcut bankasındaki ana hesabını tamamen bir neobankaya taşımaya hazır olduğunu, her 10 kişiden 6’sının ise bu fikre olumlu yaklaştığını ortaya koyuyor. Kadınlar, daha düşük sosyo-ekonomik statü grupları ve 45 yaş üzeri kullanıcılar bu konuda daha temkinli dururken; erkekler ve AB statüsündeki katılımcılar, dijital bankacılığa geçişte öncü konumda." "Geleneksel bankalar, kullanıcıları neobankalara hazırladı" Araştırma ile ilgili görüşlerini aktaran MARS Kurucu Ortağı Emrah Kaya, "Ipsos ile bu araştırmayı yapmaktaki temel amacımız, Türkiye’de hızla dijitalleşen finansal davranışları, kullanıcıların değişen beklentilerini ve neobankacılık gibi yeni nesil modellerin toplumdaki karşılığını objektif verilerle ortaya koymaktı. Elde ettiğimiz sonuçlar, dijital bankacılığın artık sadece gençlerin değil, geniş bir yaş aralığının günlük finansal rutininde merkezde yer aldığını açıkça gösteriyor. Ancak aynı zamanda, güven faktörünün hala her yaş grubunda belirleyici olduğunu ve özellikle orta yaş ve üstü kişilerde geleneksel alışkanlıkların kolay kolay terk edilmediğini de görüyoruz. Neobankacılık kavramı Batı toplumlarında hızla benimseniyor; bizim toplumumuzda tam anlamıyla yerleşmiş değil, fakat araştırma potansiyelin yüksek olduğunu bize gösterdi. Bu potansiyelin oluşmasında, geleneksel bankaların son yıllarda dijital kanallara yaptığı yatırımların önemli bir etkisi oldu. Mobil bankacılık uygulamaları ve internet şubeleri aracılığıyla kullanıcılar dijital finansal işlemlere alıştı; bu da onları, tamamen dijital işleyen neobankacılık modellerine daha açık ve hazır hale getirdi. Başka bir deyişle, geleneksel bankaların dijitalleşme hamleleri kullanıcıları neobankalara hazırladı. Bugün her dört kişiden üçü bu modele olumlu bakıyor. Geleneksel bankacılığa nazaran masraf ve komisyonlar açısından daha avantajlı olması, tüm bankacılık ihtiyaçlarını tek bir yerde toplaması, işlem süreçlerinin hızlı ve pratik ilerlemesi gibi avantajlar neobankacılığı cazip kılıyor. Özellikle dijital okuryazarlığı yüksek kullanıcılar için bu model, klasik bankacılığın sunduğu deneyimin ötesine geçiyor. Ayrıca neobankacılık, geleneksel bankalarda sunulmayan düşük komisyonlu işlemler, anında sanal kart, bütçe yönetimi ve premium hizmetler gibi ayrıcalıklı dijital ürün ve hizmetlere erişim imkanı sunuyor" dedi. Ipsos Türkiye Stratejik Araştırmalar Bölüm Lideri ve İcra Kurulu Üyesi Beste Yıldız ise "MARS için gerçekleştirdiğimiz araştırma, neobankacılık kavramının Türkiye’de henüz geniş kitlelere ulaşmamış olduğunu gösterdi. Neobankacılık, finansal/bankacılık işlemi yapan her 10 kişinin 6’sı tarafından hiç duyulmamış bir kavram. Diğer yandan, kavramın ne olduğu açıklandıktan sonra her 4 kişiden 3’ünün neobankacılığa pozitif yaklaştığını belirtmesi, büyük bir potansiyele işaret ediyor. Özellikle erkekler, 35-44 yaş grubu ve üst sosyo-ekonomik statü grubunun neobankacılık için daha yüksek potansiyele sahip gruplar olduğunu görüyoruz. Bu potansiyeli doğru değerlendirmek için bilinirliği artırmak ve güven inşa etmek öncelikli alanlar olarak ortaya çıkıyor. Güvenin yanı sıra hız, kolaylık ve düşük maliyet, temel değer önerileri olarak ön plana çıkartılmalı" dedi.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:28
Kars’ta Eylül ayında 52 bin 845 kişi uçtu
Kars Harakani Havalimanı’nın 2025 yılı Eylül ayına ait hava yolu uçak, yolcu ve yük istatistikleri açıklandı. Buna göre; Kars Harakani Havalimanı’nda Eylül ayında, iç hat yolcu trafiği 52 bin 845 oldu. Eylül ayında Kars Harakani Havalimanı’na iniş-kalkış yapan uçak trafiği 314 olurken, 466 ton yük taşındı. 2025’İn ilk 9 ayında ise Kars Harakani Havalimanı’nda hizmet verilen yolcu 458 bin 385, uçak trafiği 2 bin 829 ve 4 bin 203 ton ise yük taşındı.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:25
Eskişehir’den Avrupa’ya Açılan Kapı: KOBİ’ler için Sürdürülebilir Büyüme ve AB Fırsatları etkinliği
"Eskişehir’den Avrupa’ya Açılan Kapı: KOBİ’ler için Sürdürülebilir Büyüme ve AB Fırsatları" etkinliği, Belçika Ticaret Heyeti’nin katılımıyla Eskişehir Sanayi Odası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Çağrı Özeçoğlu, Belçika’nın Ankara Büyükelçiliği Misyon Şefi Christophe Lechat, Brüksel Bölgesi Ekonomi ve Ticaret Ataşesi Stefano Missir di Lusignano, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’ndan Ela Yazıcı İnan, sanayiciler, akademisyenler ve basın mensupları katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın artık yalnızca Avrupa’nın değil, tüm dünyanın sanayi politikalarını yeniden şekillendiren bir yol haritası olduğunu vurguladı. Kesikbaş, "Yeşil dönüşüm, sadece çevreyi korumak değil; rekabet gücümüzü artırmak, yeni pazarlara daha güçlü açılmak anlamına geliyor. Eskişehir sanayisi bu dönüşümü fırsata çevirecek güç, vizyon ve kararlılığa sahiptir." dedi. Kesikbaş, Eskişehir Sanayi Odası’nın Model Fabrika ve Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi aracılığıyla sanayicilere verimlilik, dijitalleşme, enerji verimliliği ve karbon ayak izi hesaplama konularında rehberlik ettiğini belirtti. Bu çalışmaların, firmaların Avrupa pazarında daha rekabetçi hale gelmesini sağladığını ifade etti. Kesikbaş konuşmasını, "Birlikte çalışarak, birlikte öğrenerek, birlikte dönüşeceğiz." sözleriyle sonlandırdı. Programda ayrıca Avrupa Birliği’nin sanayi politikaları, Yeşil Mutabakat sürecinde Türk şirketlerini bekleyen fırsatlar, dijital ürün pasaportu uygulamaları ve firma başarı hikâyeleri de paylaşıldı. Etkinlik, firmalar arası iş görüşmeleriyle tamamlandı.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:13
Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi
İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No’lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle "Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi"ne ev sahipliği yaptı. Yayıncılık sektörünün önde gelen temsilcilerini, akademisyenleri ve kamu yöneticilerini bir araya getiren zirvede, yapay zekânın sektöre kazandırdığı imkanların yanı sıra etik, fikrî mülkiyet ve insan emeğinin korunmasına yönelik riskler masaya yatırıldı. Zirvede "teknolojiyi anlamlandıran" bir yayıncılık kültürünün geleceği şekillendireceği görüşü öne çıktı. İstanbul Ticaret Üniversitesi; İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No’lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi düzenledi. Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce’de gerçekleştirilen zirve, yayıncılık sektörünün geleceğini insan-merkezli bir bakışla tartışmaya açtı. İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken’in de katıldığı zirvenin açılış konuşmaları İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, İTO 32 No’lu Basım-Yayın Meslek Komitesi Başkanı Halil Çelik, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Başkanı M. Burhan Genç tarafından yapıldı. Bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan’ın Açılış Oturumu konuşmasını yaptığı zirveye, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Genel Sekreteri Erdal Cesar, Basın Yayım Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karagüllüoğlu, MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Basım, Yayın ve Medya Sektör Kurulu Başkanı Sadettin Budak, Anadolu Ajansı Yayınlar Müdürü Oğuz Karakaş, yayınevleri yöneticileri, basın mensupları, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Ortak vurgu: "İnsan emeği ve etik çerçeve" Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Kuralay, konuşmasında dijitalleşme ve yapay zekânın en çok etkilediği alanlardan birinin yayıncılık olduğunu belirterek teknolojinin yalnızca bir araç değil, aynı zamanda kendi kültürünü de beraberinde getirdiğini vurguladı. Dr. Kuralay, kağıt kitapların hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü, Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki yoğun ilgiden bunun açıkça görüldüğünü ifade etti. Dr. Kuralay, "Ben yazılarımı yazarken yapay zekâya sormuyorum, çünkü o zaman yazı artık bana ait olmaz" diyerek teknolojinin insan emeği ve kültürel değerlerle dengeli biçimde kullanılmasının önemine dikkat çekti. "Görmezden gelinemez" Rektör Prof. Dr. Şimşek de yapay zekânın matematiksel bir zemin üzerinde yükselen "düşünmeyi kolaylaştırıcı bir yöntem" olduğunu belirterek, yayıncılık alanının bu dönüşümü görmezden gelemeyeceğini söyledi. Prof. Dr. Şimşek, üniversitenin akademik kadrosu ve imkânlarıyla bu tartışmaya katkı vermekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Münir Üstün ise yapay zekânın "bilgiyi üretme ve aktarma biçimimizi" yeniden şekillendirdiğini söyleyerek, verimlilik ve erişim kadar etik ilkeler ile fikrî hakların korunmasının da tartışmanın merkezinde kalması gerektiğini kaydetti. Burhan Genç de yapay zekâyı "nükleer enerjiye benzer çift yönlü bir güç" olarak tanımlayarak, etik-hukuki sınırların şirketler eliyle hızla geliştirilen bu teknolojide kamusal dengeyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Halil Çelik ise yayıncılığın yalnızca bir üretim hattı değil, "kültür aktarımının kalbi" olduğunun altını çizerek, yapay zekânın sektöre getirdiği hız ve kolaylığın yanında "insan eliyle üretilenin değeri nasıl korunacak?" sorusunu gündeme taşıdı. Açılış oturumu: "Yapay zekâ çağında insan kalmak" Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi’nin açılış oturumu ise İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri (İng.) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öykü İyigün’ün moderatörlüğünde, bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan’ın konuşmasıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sinan Canan, yapay zekânın özünde insanın ürettiği dil, bilgi ve kültürel birikim bulunduğunu vurguladı. "Yapay zekâ, insan sözünden türeyen bir teknolojidir; yeni olanı söyleyemez, sadece var olanı yeniden biçimlendirir" ifadeleriyle konuşmasına başlayan Prof. Dr. Canan, üreticiliğin hızla üretmek değil, söylenmemiş olanı kurabilme cesareti olduğunu belirtti. Günümüz dijital dünyasının insan psikolojisinin zaaflarını hedef alarak dikkati bir meta haline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Canan, bu çağda bireyin kendi farkındalığını koruyabilmesi için bilinçli bir duruşa sahip olması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Canan, teknolojiyi insanı yükselten bir araç olarak kullanmanın kültürel bir olgunluk gerektirdiğini ifade etti. Oturum, insanın kendi gündemini belirleyebildiği, dilini zenginleştirdiği ve teknolojiyi anlamlandırabildiği sürece çağın en güçlü öznesi olabileceği mesajıyla sona erdi. 1. Oturum - Çocuk yayıncılığı ve çizerlik Zirvenin Çocuk Yayıncılığı ve Çizerlik başlıklı ilk oturumu, Doç. Dr. İlker Köse moderatörlüğünde yapıldı. Oturumda Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nden Dr. Melike Palsü Kurt, İllüstratörler Platformu Kurucu Başkanı Nurgül Şenefe, Zürafa Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Adem Kaya ve Çocuk kitabı yazarı Ahmet Melih Karauğuz, çocuk yayıncılığı ile çizerliğin yapay zekâ çağında nasıl konumlanması gerektiğini; fırsatları, riskleri ve etik sınırlarıyla tartıştı. Kurt, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’ne atıfla "yapay zekâ bilincinin" çocuklukta başlaması gerektiğini vurguladı. Ekran süresi tartışmalarının tek başına yeterli olmadığını, asıl meselenin algoritmik farkındalık, etik ve siber güvenlik olduğunu söyledi. Kurumun çocuklara yönelik uzay ve yapay zekâ temalı projelerinden örnekler paylaşan Kurt, "Kodlamayı tek başına bir hedef değil, analitik düşünme ve problem çözme kültürünün parçası olarak görmek zorundayız" dedi. İkinci konuşmacı Şenefe ise üretken yapay zekânın üretici sektörlerde "hak ihlali ve şeffaflık" sorunlarını büyüttüğünü belirtti. Eğitim ve toplumsal bilinç olmadan kullanıcıların "yönetilen tüketicilere" dönüşebileceği uyarısında bulunan Şenefe, veri madenciliği süreçlerinin telif ve insan hakları boyutuyla ele alınmasını, şeffaf eğitim verisi, izin ve ücretlendirme ilkelerinin netleşmesini istedi. Kaya ise büyük uluslararası yayınevlerinin çocuk kitaplarında yapay zekâ üretimini sınırlayan politikalarına dikkat çekti. Metin başlığı bulma, dil düzeltme gibi yardımcı işlevlerde fayda görürken, sanatsal üretim ve pedagojik denetimin insanın sorumluluğunda kalması gerektiğini vurgulayan Kaya, e-kitabın basılı kitabı bitirmediğini hatırlatarak "Amaç hızlı üretim değil, iyi eser üretmektir" mesajı verdi. Şair Abdürrahim Karakoç’un Mihriban şiirinden örnek veren, yapay zekanın insana yönelik tüm tehditlerine rağmen, "Lambada titreyen alev üşüyor" ifadesindeki duyguyu hiçbir zaman veremeyeceğini hatırlattı. Oturumun son konuşmacısı Karauğuz da yapay zekâyı "sanatın yerine geçen değil, asistan" bir araç olarak konumlandırdı. Yapay zekânın taslak, sahne kurgusu ve görsel oluşturma gibi aşamalarda süreyi kısaltabileceğini; asıl katma değerin ise yayıncılıkta veri analitiği gibi alanlarda ortaya çıkacağını belirten Karauğuz, Türkiye’de yayıncılığın düşük kârlılık ve verimsizlik sorunlarına da değinerek teknolojinin akıllı kullanımını önerdi. 2. Oturum: Edisyon ve çeviri Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen "Edisyon ve Çeviri" oturumunda Kronik Kitap Proje Editörü M. Murtaza Özeren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Yayınları Müdürü Halil İbrahim Binici, Epona Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Dr. Sedat Demir, 29 Mayıs Üniversitesi’nden Mütercim ve Tercümanlık Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Öner katıldı. Özeren, çevirmenlerin bireysel olarak kullandığı üçüncü taraf yapay zekâ araçlarının sektörü "kontrolsüz" bıraktığını belirterek yayıncıların kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş çeviri-edisyon motorlarına yatırım yapması çağrısı yaptı. Özeren, "Yapay zekâ ‘özne’ değil bir araç. Bu nedenle yayınevleri bünyesinde yapay zekâ operatörleri istihdam edilmeli, editör ve çevirmenlere sistemli eğitim verilmeli. Araç doğru kurgulanır ve denetlenirse mesleği bitirmez, tersine nitelikli editör ve çevirmenin değerini artırır" dedi. Binici de büyük akademik yayınevlerinde editoryal ajanların kullanılmaya başlandığını, ilk çıktıları kısa sürede görüleceğini söyledi. Türkiye’de YÖK’ün 2024’te yayımladığı yapay zekâ etik çerçevesini hatırlatan Binici, üniversite yayıncılığının öncülüğünde tüm sektöre yayılan ortak bir etik kullanım rehberi hazırlanmasını önerdi. Dr. Demir ise yapay zekânın yayıncılıkta kaçınılmaz bir ortak olacağını ancak kurmaca ve şiirde üslup, kişisel deneyimin yerini alamayacağını vurguladı. Telif ve düzenleme alanında bağlayıcı kurallar gerektiğini belirten Dr. Demir, "Klişe kurguyu makine kurar; fakat travmayı, birikimi hâlâ yazar kurar" ifadesini kullandı. Son konuşmacı Prof. Dr. Öner de konuşmasında Can Yücel ve Shakespeare üzerinden yaptığı sınıf içi deneyleri paylaştı. ChatGPT’nin İngilizce şiirsel formları taklit ederken uyak ve ritimde zaman zaman başarılı sonuçlar verdiğini; ancak Türkçeye geçtiğinde hece ölçüsü, akıcılık ve anlam katmanlarında bariz hatalar ürettiğini anlattı. Prof. Dr. Öner, bu bulguların insan çevirmenin estetik kararları ve dili içerden sezme yeteneğinin yerini şimdilik tutmadığını gösterdiğini söyledi. 3. Oturum: Eğitim yayıncılığı ve pazarlama İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal moderatörlüğünde düzenlenen Eğitim Yayıncılığı ve Pazarlama oturumda ise Marka Uzmanı-Yazar Ömer Şengüler, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kaleci, Kastamonu Üniversitesi Yapay Zekâ Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer ve UK Danışmanlık Kurucusu Dr. Umut Köksal konuşmacı olarak katıldı. Şengüler konuşmasında bilgiye erişimin hızlanmasıyla yayınevlerinin yalnızca basım yapan kurumlardan içerik küratörlüğüne evrileceğini söyledi. Okur tercihlerinde belirleyici unsurun yayıncının marka güveni olacağını vurgulayan Şengüler, kişilerin ve kurumların ‘dijital ikizleri’nin şimdiden üretilebildiğini, bu nedenle seçici ve rehberlik eden yayıncılık yaklaşımının öne çıkacağını belirtti. Dr. Kaleci de yapay zekâ entegrasyonundan en yüksek verimi akademik yayıncılığın aldığını ifade etti. Dr. Kaleci, ön inceleme, dil-kaynak kontrolü, intihal ve referans güncelliği gibi editoryal adımların otomasyonu sayesinde süreçlerin haftalara indiğini anlattı. Açık erişim ve yaşayan yayın gibi yeni formatların yükseldiğini söyleyen Dr. Kaleci, buna paralel etik ihlaller ve sahte yayıncılık risklerine karşı daha sıkı denetim çağrısı yaptı. Prof. Dr. Kamer ise teknolojik dönüşümün meslekleri yok etmekten çok rolleri dönüştürdüğünü vurguladı. Prof. Dr. Kamer, eğitim yayıncılığında yapay zekânın özetleme, görselleştirme ve içerik sıralama gibi işlerde asistan olduğunu; nihai içeriklerin pedagojik uygunluk, etik ve seviye açısından insan editörlerce doğrulanması gerektiğini belirtti. Son konuşmacı Dr. Köksal da eğitim yayıncılığında başarının veri analitiği-yapay zekâ birlikteliğine dayandığını söyledi. Dr. Köksal, okurun sayfa/dakika bazlı okuma alışkanlıkları, terk noktaları ve geri dönüş oranlarının makine öğrenmesi ile anlamlandırıldığını; böylece kişiye özel içerik önerileri, bölge ve kitle bazlı satış öngörüleri, stok ve baskı planlamasında optimizasyon yapılabildiğini aktardı. 4. Oturum: Telif hakları Son oturum, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker moderatörlüğünde gerçekleşti. Konuşmacılar Kültür ve Turizm Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Belgelendirme Daire Başkanı Dr. Belgin Aslan, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Genel Sekreteri Av. Arb. Melahat Boran ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Av. Doç. Dr. Cahit Suluk oldu. İlk konuşmacı Dr. Aslan, küresel düzeyde yapay zekâ düzenlemelerinin hızla yayıldığını, özellikle AB Yapay Zekâ Tüzüğü’nün yayınevlerine yeni yükümlülükler getirdiğini ifade etti. Bu tüzüğün genel amaçlı yapay zekâ sistemlerine veri kaynağı açıklama, telif uyum politikası ve model eğitimi şeffaflığı şartı getirdiğini belirten Dr. Aslan, Türkiye’de yapay zekâya özgü bir yasa bulunmamakla birlikte, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun hâlen geçerli temel dayanak olduğunu söyledi. Av. Boran da yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde telifli yayınların kaçınılmaz veri kaynağı olduğunu belirterek, çözümün toplu lisanslama ve şeffaflık ilkelerinde yattığını söyledi. Av. Boran, Meta, OpenAI davalarından örneklerle, korsan içerikle model eğitiminin uluslararası yargıda artık ihlâl sayıldığını ifade etti. Av. Doç. Dr. Suluk ise telif hukukunun sanayi çağında doğan bir teşvik ve tekel sistemi olduğunu hatırlatarak, yapay zekâ çağında karşılaşılan üç temel sorun alanını sıraladı: eğitim verilerinin kullanımı, üretilen çıktılar üzerindeki hakların korunması ve taklit ya da işleme sorunları. Klasik telif anlayışının geniş bir koruma sunduğunu ancak model eğitiminde izinsiz veri kullanımının ihlâl riskini artırdığını belirten Dr. Suluk, çıktılara eser statüsü verilmemesi gerektiğini vurguladı. Dr. Suluk, dünya genelinde benimsenen yaklaşımın, "eser sahibinin insan olduğu, yapay zekânın ise yalnızca bir araç olarak değerlendirildiği" yönünde olduğunu ifade etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder