EKONOMİ
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:22 Bakan Bolat: "‘AB menşei’ şartının gümrük birliği çerçevesinde ilke olarak ülkemizi de kapsaması ticari ilişkilerimiz açısından önemli" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "‘AB menşei’ şartının gümrük birliği çerçevesinde ilke olarak ülkemizi de kapsamasını sağlayan yasal zeminin Sanayi Hızlandırma Yasası ile teyit edilmiş olması, ticari ilişkilerimiz açısından önemli bir adım teşkil etmektedir" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Birliği ile son dönemde karşılıklı anlayış temelinde ekonomik ve ticari konulardaki yürütülen yoğun ve yapıcı diplomasi trafiğinin olumlu sonuçlar vermesinden memnuniyet duyduğunu belirtti. Bolat paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Bunun son örneği olarak, AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü ve bugün taslağı yayımlanan Sanayi Hızlandırma Yasası ve ‘AB Ürünü-Made in EU’ politikası çerçevesinde, yakın diyaloğumuzun sonucunda Türkiye ile mevcut Gümrük Birliğinin anılan politika çerçevesi içinde tanınması, her iki tarafın yatırımları ve girişimlerinin devamlılığı ve Avrupa değer zincirlerinin rekabetçiliği açısından olumlu ve yapıcı bir karar olmuştur. AB ile gerçekleştirilen istişareler neticesinde, son yayımlanan taslakta ‘AB menşei’ şartının gümrük birliği çerçevesinde ilke olarak ülkemizi de kapsamasını sağlayan yasal zeminin Sanayi Hızlandırma Yasası ile teyit edilmiş olması, ticari ilişkilerimiz açısından önemli bir adım teşkil etmektedir. Türkiye, başta otomotiv sektörü olmak üzere birçok kritik ürün grubunda Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz ve güvenilir bir parçasıdır. Bu gelişmenin, Türkiye ile AB arasındaki sektörel entegrasyonu daha da derinleştirmesi, değer zincirlerimizin yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandırması beklenmektedir. Önümüzdeki dönemde mütekabiliyet esasına dayalı olarak kamu alımları piyasalarında karşılıklı açılımın sağlanması, bağlantısallık (connectivity) ve yeşil dönüşüm gibi vizyoner alanlarda AB ile yakın temasımızı kararlılıkla sürdürmeye ve ekonomik ortaklığımızı derinleştirerek daha da güçlendirmeye devam edeceğiz."
2. el araç pazarında ‘16 yaş ve üzeri’ devrimi
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:53 2. el araç pazarında ‘16 yaş ve üzeri’ devrimi Quick Finans ev sahipliğinde gerçekleşen ‘2. El Oto’nun Yıldızları Çalıştay ve Ödül Programı’nda, kredi engelini aşan ‘16 yaş ve üzeri’ hamlesi ve Ticaret Bakanlığı’nın 2. el oto pazarına yönelik projeleri katılanlardan büyük ilgi gördü. ‘Türkiye Otomotiv Pazarını 2. El Belirler’ mottosuyla Türkiye’nin ilk 2. El Oto Zirvesi’nde ve takiben Ankara ve İzmir Bölge Çalıştaylarında bir araya gelen 2. El oto ekosistemi, bu kez 6-8 Şubat tarihleri arasında Kıbrıs’ta düzenlenen organizasyonda bir araya geldi. Quick Finans’ın ev sahipliğindeki programda 2. el otomotiv ticaretinde güven, dijitalleşme ve finansman modelleri tüm yönleriyle ele alındı. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, grubun 2017 yılında Quick Sigorta ile başlayan yolculuğunun bugün finansal bir ekosisteme dönüştüğünü vurguladı. Dünyadaki örneklerin aksine Türkiye’de sistemin önce bankalar üzerinden kurulduğuna dikkati çeken Yaşar, holding olarak bu yapıyı sigorta ve fon oluşturan şirketlerle entegre bir hale getirdiklerini belirtti. Grubun temel amacının iş ortaklarıyla rekabete girmek değil, acenteleri ve bayileri birer ‘finansal market’ haline getirmek olduğunu ifade eden Yaşar, bu modelin detaylarını paylaştı. Sadece sigorta veya kredi ile sınırlı kalmayıp gayrimenkulden mobiliteye kadar grubun ürettiği tüm enstrümanların satışında acentelere rol verileceğini belirten Yaşar, bu sayede iş ortaklarının bütünleşik hizmet sunan merkezlere dönüşeceğini kaydetti. Koruma açığına karşı KASKONOMİQ ve birikim odaklı ‘Lüküs Hayat’ Sektördeki koruma açığına yönelik çözümlere değinen Yaşar, Türkiye’deki araçların yüzde 75’inin kaskosuz olduğu gerçeğinden hareketle geliştirilen KASKONOMİQ ürününün önemine değindi. Sigorta şirketlerinin genellikle belirli yaşın üzerindeki araçları sistem dışı bıraktığını hatırlatan Yaşar, KASKONOMİQ ile riskin tamamını üzerinde taşıyan vatandaşlara, trafik sigortası primlerine yakın bedellerle muafiyetli bir koruma sağladıklarını aktardı. Özellikle gençlerin otomobile erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurgulanan Lüküs Hayat Sigortası hakkında da bilgi veren Yaşar, bu ürünün döviz bazlı bir birikim modeli sunduğunu belirtti. Belirli bir birikim seviyesine ulaşan kullanıcılara grup bünyesindeki QCAR Mobilite üzerinden tek taraflı bir taahhütle otomobil alma garantisi verdiklerini ifade eden Yaşar, sigortanın bu yönüyle bir hayat planlama aracına dönüştüğünü vurguladı. Mobilite ve gayrimenkulde sigorta güvencesi Ekosistemin mobilite ayağında QCAR Mobilite ile yıllık 200 bin gün ikame kiralama hacmine ulaştıklarını belirten Yaşar, 2026 yılı hedeflerinin 81 ilin tamamında hizmet ağını canlandırmak olduğunu söyledi. İnşaat sektöründe ise müteahhitlikten ziyade ‘gayrimenkul geliştirme’ odaklı ilerlediklerini ifade eden Yaşar, bina tamamlama sigortasının önemine dikkati çekti. İstanbul Kurtköy’deki Quick Residence projesinin Türkiye’de temelden itibaren yüzde 100 teslim garantili ve sigorta korumalı nadir projelerden biri olduğunu hatırlatan Yaşar, bu projelerin aynı zamanda acenteler için yeni birer komisyon geliri kapısı olacağını da sözlerine ekledi. Pazarda 16 yaş ve üzeri devrimi ve satış rekorlarındaki servet etkisi 2. el oto ekosistemini tüm paydaşları ile kapsayacak iş modelleri ile sahiplenme ve iş birlikleri ile grubun gücünü katarak gelişimine katkı sunma vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Quick Finans Genel Müdürü Nihat Karadağ ise, 2. el pazarının sıfır araç pazarının 8 ila 10 katı büyüklüğünde devasa bir ekosistem olduğunu belirterek, son 3 yılda pazarda yaşanan rekorlar serisinin temel dinamiklerinin elektrikli araçlarda çağın dönüşümü ile SUV araçlarla gelen teknoloji dönüşümü ve reel fiyatlarda düşüş olduğunu, ‘altın fiyatlarındaki artışa bağlı servet etkisi’nin de arz esnekliği olan otomotiv sektöründe talebe yansıdığını vurguladı. Finansmana erişimdeki engellerin aşılmasına yönelik olarak devrim niteliğindeki bir gelişmeyi de paylaşan Karadağ, bankacılık ve finans sektöründe uygulanan 15 yaş sınırıyla kredi dışı kalan araç parkı için Quick Finans’ın, Quick Sigorta’dan Kaskonomiq ile sigortalı 16 yaş ve üzeri araçlara kredi vermeye başlayacağını duyurdu. Karadağ, bu ay itibarıyla hayata geçecek bu modelin finansa ve araca erişilebilirliği artırarak pazarın büyümesine ciddi katkı sağlayacağını belirtti. Kredi dışı kalan 6,5 milyon araç için yeni finansman modeli Finansmana erişimde sektördeki en büyük bariyerlerden biri olan ‘yaş sınırı’ konusuna çözüm getirdiklerini müjdeleyen Karadağ, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’deki 33,6 milyonluk araç parkının yüzde 37’si 16 yaş ve üzeri araçlardan oluşuyor. Bu grup büyük ölçüde kredi imkanlarından yoksun. Quick Finans olarak bu ay itibarıyla 16 yaş ve üzeri araçlara kredi vermeye başlayacağız. Yaş sınırıyla kredilendirme dışı kalan yaklaşık 6,5 milyonluk araç parkı, bu hamleyle sisteme dahil olacak. Bu model sadece satış hacmini değil, yaygın bir şekilde uygulanan takas sistemine de katkı sağlayarak pazarın sürdürülebilir ve istikrarlı gelişimini de destekleyecektir." Sektörel trendlerde SUV ve elektrikli araç dominasyonu Pazarın segment bazlı dikkat çeken dönüşüm ve trendlerine de değinen Karadağ, hibrit ve elektrikli araç satışlarının son 3 yılda yüzde 576 gibi rekor bir büyüme sergilediğini, SUV modellerin pazar payının ise yüzde 61,9 seviyesine ulaştığını aktardı. Tüketici tercihlerindeki bu radikal dönüşümün finansman ihtiyaçlarını da çeşitlendirdiğini belirten Karadağ, Quick Finans olarak her ay yayınladıkları 2. El Oto Raporu ile bu verilerin analiz ve yorumlarını şeffaf bir şekilde sektörle paylaşarak, piyasaya ışık tutmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Ekspertizde Merkezi Bilgi Sistemi hakkında bilgi verildi Toplantıda konuşan Ticaret Bakanlığı Otomotiv Ticareti Daire Başkanı Özgür Karacaoğlu da Bakanlığın piyasayı şeffaf ve adil hale getirme stratejilerini aktararak, ‘Merkezi Ekspertiz Bilgi Sistemi’ projesi ile ilgili gelişmeleri anlattı. Ayrıca kayıt dışılıkla mücadele kapsamında ‘Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’ne değinen Karacaoğlu, bu düzenlemelerin temel gayesinin dürüst çalışan kayıtlı işletmelerin haklarını korumak olduğunu ifade etti.
Başkan Tatık’tan tütün firmalarına ’Alım takvimi açıklayın’ çağrısı
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:38 Başkan Tatık’tan tütün firmalarına ’Alım takvimi açıklayın’ çağrısı Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, 2025 sezonunda üretilen ve Kasım ayında kolilenerek satışa hazır hale getirilen tütünlerin hâlâ firmalar tarafından alınmadığını belirterek üreticilerin ekonomik olarak zor durumda bırakıldığını söyledi. Bölgedeki kredi borcunun 100 milyon TL’yi aştığı ifade edildi. Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, tütün firmalarının 2025 sezonunda üretilen tütünleri henüz satın almamasına tepki gösterdi. Kasım ayında kolilenerek satışa hazır hale getirilen ürünlerin hâlâ alıcı bulamaması nedeniyle üreticilerin ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşadığını belirten Tatık, firmalara net bir alım takvimi açıklamaları çağrısında bulundu. Tütün üretiminin aylar süren yoğun emek ve maliyet gerektiren bir süreç olduğunu vurgulayan Başkan Tatık, "Tütün üretimi, aylar süren ağır bir emeğin ve alın terinin ürünüdür. Fidesinden hasadına, kurutmasından tavlanıp kolilere konmasına kadar üretici bir sezon boyunca borçlanarak çalışır. 2025 Kasım ayında kolilenmiş tütünler; bir sezonluk emeğin tamamlanmış, satışa hazır hale gelmiş halidir" dedi. Geçtiğimiz yıl tütünlerin yılbaşına kadar firmalar tarafından satın alındığını hatırlatan Tatık, bu yıl ise henüz hiçbir alım yapılmadığını belirterek, "Tüccarlar aracılığıyla ‘yılbaşında alınacak’ bilgisi verilmiş, fakat ortada resmi bir takvim ve net bir güvence oluşmamıştır. Şubat ayının ortasına gelmiş bulunuyoruz. 2026 yılı üretimi için hazırlıkların başlaması gerekirken, üreticimiz hala geçen yılın mahsulünü satamamıştır. Bu belirsizlik, yeni sezon üretimini de riske atmaktadır" ifadelerini kullandı. Bölgedeki üreticilerin büyük bir borç yükü altında olduğunu da dile getiren Tatık, "Üreticilerimizden gelen bilgilere göre yalnızca Tavas, Kale ve Beyağaç bölgesindeki kredi borcu 100 milyon TL’nin üzerindedir. Köylümüz; gübresini, ilacını, mazotunu borçla almış, aylarca emek vermiş, ancak bugün tonlarca tütün elinde satın alınmayı beklemektedir. Bu durum açık bir mağduriyettir" dedi. Tütün üreticisinin yalnız olmadığını vurgulayan Başkan Tatık, yetkililere ve firmalara çağrıda bulunarak şunları kaydetti: "Aylarca alın teri döken çiftçimizin emeği sahipsiz değildir. Yetkilileri ve ilgili firmaları, bir an önce net bir alım takvimi açıklamaya ve üreticimizin mağduriyetini giderecek adımları atmaya davet ediyoruz. Biz, üreticimizin yanındayız. Bu topraklarda alın terinin karşılığı mutlaka verilmelidir."
RE-SEED Projesi GSO’da konuşuldu
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:34 RE-SEED Projesi GSO’da konuşuldu Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ev sahipliğinde, Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GİZ) tarafından hayata geçirilen "Türkiye’nin Depremden Etkilenen Bölgelerinde Sürdürülebilir İstihdam ve Sosyoekonomik Kalkınma Projesi (RE-SEED)" ikinci değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, GİZ Türkiye Ülke Direktörü Robert Künne, Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği Ekonomi Bölümü Başkanı Stefanie Seedig, Avrupa Birliği Delegasyonu İnsan ve Sosyal Gelişim Bölümü Başkanı Esther Bouma, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan, GSO Genel Sekreteri Yusuf İzzettin İymen ile yerel ve uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, "GİZ ile uzun yıllara dayanan iş birliğimiz, bizim için sadece bir proje ortaklığı değil; Gaziantep sanayisinin güncel ihtiyaçlarına her cephede yanıt verebilen stratejik bir yol arkadaşlığıdır. Biz bu yolculukta sizlerle birlikte çok yönlü bir başarı hikayesi yazdık. 2019’da sanayimizin ’can suyu’ olan mavi yakalı iş gücünü yetiştirirken, diğer yandan 2021’de Avrupa ile ticaretimizin geleceği olan ’yeşil dönüşüm’ vizyonunu birlikte kurguladık. Bugün ise 2025 Aralık ayında başlayan ve sanayicimizin üzerindeki yasal ve mali yükleri hafifleten ’mesleki yeterlilik’ projemizle yine sahadayız. İş birliğimiz; en temel iş gücü ihtiyacından en stratejik vizyon çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede devam etmektedir. Bu vizyoner iş birliğinin artarak devam etmesi dileğiyle, destekleriniz için teşekkür ediyor, bu özel toplantının da bu kapsamda yeni iş birliklerine pencere açacağını umut ediyoruz’’ diye konuştu. Depremden etkilenen bölgelerde ekonomik toparlanmayı desteklemek, sürdürülebilir istihdam imkanlarını artırmak ve sosyoekonomik kalkınmayı güçlendirmek amacıyla yürütülen proje kapsamında düzenlenen toplantıda, mevcut çalışmalar ve geleceğe yönelik planlamalar ele alındı. Programda, yerel ekonomilerin yeniden canlandırılması, üretim kapasitesinin artırılması, istihdamın desteklenmesi ve bölgesel kalkınma süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik başlıklar değerlendirildi. Toplantıda ayrıca kamu kurumları, yerel yönetimler, sanayi temsilcileri ve ilgili paydaşlar arasında iş birliğinin geliştirilmesi, ortak projelerin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir kalkınma odaklı uygulamaların artırılması konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde yerel aktörlerin rolünün güçlendirilmesi ve bölgesel dayanıklılığın artırılmasına yönelik çalışmaların önemi vurgulandı. Farklı kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılım sağladığı toplantı, bilgi ve deneyim paylaşımının ardından iş birliği imkanlarının değerlendirilmesiyle sona erdi.
Heimtextil 2026 değerlendirme toplantısı DSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:06 Heimtextil 2026 değerlendirme toplantısı DSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi Heimtextil 2026 Değerlendirme Toplantısı, Denizli Sanayi Odası (DSO) ev sahipliği ve Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) iş birliği ile fuara katılan sanayicilerin katılımlarıyla M. Feridun Alpat Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu ve DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu’nun öncülüğünde düzenlenen ev tekstil sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan ve Denizli’den 57 firmanın katıldığı Heimtextil 2026 Fuarı’nın ardından gerçekleştirilen toplantıda, fuara ilişkin durumları paylaşılırken sektörün mevcut durumu ve geleceğine yönelik önemli değerlendirmeler yapıldı. "2026’nın 2025’ten daha kötü olmasını beklemiyoruz" Toplantının açılışında konuşan Başkan Kasapoğlu, 2025 yılının sektör açısından son yılların en zorlu dönemlerinden biri olduğunu belirterek, "Veriler de sahadaki gözlemlerimiz de 2025’in sektörel anlamda en kötü yıl olduğunu gösteriyor. Ancak 2026’nın daha kötü olmayacağı yönünde bir beklentimiz var. İSO Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) tekstil verisinin 31 ay sonra yeniden 50 eşik değerinin üzerine çıkmasını da sektörün dayanıklılığı açısından umut verici bir gelişme olarak görüyoruz" dedi. Uygulanan dezenflasyon politikalarının özellikle emek yoğun sektörleri etkilediğini vurgulayan Başkan Selim Kasapoğlu, tekstil ve hazır giyimin bu süreçten en fazla etkilenen alanların başında geldiğini ifade etti. Buna rağmen Denizli’nin, diğer illere kıyasla daha dirençli bir performans sergilediğini belirten Kasapoğlu, "Takipteki alacaklar ve karşılıksız çekler açısından Türkiye ortalamasının altındayız. Bu tablo, firmalarımızın güçlü yapısını ortaya koyuyor" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıda istihdam verilerine de değinen Başkan Kasapoğlu, Denizli’de toplam istihdamda yatay bir seyir görülse de imalat sanayinde ve özellikle tekstil sektöründe son üç yıllık dönemde ciddi kayıplar yaşandığını belirtti. Son yıllarda tekstil ve hazır giyim sektöründe hem Denizli’de hem de Türkiye genelinde önemli ölçüde istihdam daralması yaşandığını ve kadın istihdamındaki düşüşün de dikkat çekici boyutta olduğunu vurgulayarak bu düşüşün sadece ekonomik değil, sosyal açıdan da endişe verici olduğunu aktardı. Dünya tekstil ve hazır giyim ticaretindeki büyümeye dikkat çeken Kasapoğlu, "Dünya tekstil ihracatı artarken, Türkiye’nin gerilemesi rekabet gücümüz açısından önemli bir uyarı niteliğinde. Üretim maliyetlerimizin yükselmesi nedeniyle fiyat rekabetinde zorlanıyoruz. Türkiye üretim anlamında pahalı bir ülke haline geldi" dedi. Öte yandan, dünya genelinde tekstil imalatının 2024 yılında yüzde 2 artmasının ardından 2025 yılında yüzde 6 artış göstermesinin sektörün küresel potansiyelini ortaya koyduğu belirtilerek, Türkiye’nin bu büyümeden daha güçlü pay alabilmesi için yapısal adımların atılması gerektiği ifade edildi. Sektörün ayakta kalabilmesi için istihdam ve ihracat desteklerinin artırılması gerektiğini belirten Kasapoğlu, 2026 yılında tüm firmaları kapsayacak şekilde istihdam desteğinin yükseltileceğini, Oda olarak ilgili Bakanlıklar ve kurumlar nezdinde girişimlerin sürdüğünü ifade etti. Avrupa pazarındaki rekabetin arttığına dikkat çeken Kasapoğlu, firmaların alternatif pazarlara yönelmesinin önemine değindi. Amerika’nın dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olduğunu hatırlatan Kasapoğlu, Denizli ihracatında da ABD’nin üst sıralarda yer aldığını belirterek, Amerika pazarında daha etkin olunması için sektör olarak stratejik adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Hüseyin Memişoğlu: "2026’nın ikinci yarısında daha dengeli bir süreç bekliyoruz" DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu ise 2025 yılının finansmana erişim zorlukları, küresel ekonomik şartlar ve ABD’nin uyguladığı ilave tarifeler nedeniyle sektör açısından oldukça zorlu geçtiğini belirtti. 2026’da dengelerin daha yerine oturmasını temenni ettiklerini ifade eden Memişoğlu, yılın ilk yarısında temkinli bir sürecin devam edeceğini, ikinci yarıda ise enflasyondaki gelişmelere bağlı olarak daha öngörülebilir ve istikrarlı bir tablo oluşmasının beklendiğini dile getirdi. Fuara katılan firma sayısının korunmasının önemine dikkat çeken Başkan Memişoğlu, Heimtextil için önemli bir bütçe ayrıldığını ve devlet desteklerinden azami ölçüde yararlanılması gerektiğini vurgulayarak, 2026’nın sektör adına daha olumlu bir yıl olması temennisinde bulundu. Heimtextil 2026’ya katılan sanayicilerden fuar değerlendirmesi Heimtextil 2026 Fuarı’nın genel olarak nitelikli görüşmeler açısından verimli geçtiğini ifade eden sektör temsilcileri, ziyaretçi sayısında sınırlı bir düşüş gözlemlense de görüşmelerin kalitesinin arttığını dile getirdi. İstanbul’daki fuarların son yıllarda güç kazandığına da dikkat çekilen toplantıda, Türkiye’nin fuarcılıkta daha güçlü bir konuma gelmesi için yeni ve büyük ölçekli fuar alanlarına ihtiyaç olduğu vurgulandı. Toplantının sonunda Başkan Kasapoğlu, sektör temsilcilerinin talep ve önerilerinin ilgili platformlarda dile getirilmeye devam edeceğini belirterek, "Zor bir dönemden geçiyoruz ancak birlikte hareket ederek bu süreci aşacağımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Başkan Sütcü "AOSB tek yürek"
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:37 Başkan Sütcü "AOSB tek yürek" Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, genel kurulun yüzde 93,5 gibi rekor bir katılım oranıyla gerçekleştiğine değinerek bunun AOSB’nin birlik ruhunu ortaya koyduğunu söyledi. Sütçü, AOSB 20. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın ardından sanayicilere teşekkür mesajı yayımladı. Sütcü, mesajında, genel kurulun yüzde 93,5 gibi rekor bir katılım oranıyla gerçekleştiğini hatırlatarak bunun AOSB’nin birlik ruhunu ortaya koyduğunu söyledi. Sütcü, "Bu muazzam katılım seviyesi, AOSB’nin sadece bir sanayi bölgesi değil; ortak akıl ve dayanışma ile yönetilen dev bir aile olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır" dedi. 4 yıllık dönem için görev yapacak arkadaşların seçildiğini belirten Sütcü, "Şahsıma ve arkadaşlarımıza gösterdiğiniz sarsılmaz güven için her birinize en içten şükranlarımı sunuyorum. Bu seçim sonucu bizim için sadece bir görev yetkisi değil; omuzlarımızda taşıdığımız, sorumluluğu yüksek ve bir o kadar da onurlu bir emanettir. Bugün AOSB güçlü ise bu, her bir sanayicimizin emeği, alın teri ve kararlı duruşu sayesindedir. Seçim süreci geride kalmıştır, şimdi tek hedefimiz birlikte üretmek ve ortak geleceğimizi inşa etmektir" dedi. Sütcü, "Bizim lügatimizde ‘öteki’ yoktur; sadece ‘biz’ ve ‘AOSB’ vardır" diyerek sandığa yansıyan her fikrin yeni dönemin yol haritasının temel taşı olacağını vurguladı. Yeni dönemdeki yönetim anlayışına değinen Sütcü, ihtiyaçlara hızlı, bürokrasiden uzak ve sonuç odaklı çözümler sunmaya devam edeceklerini belirtti. Seçim sürecinde paylaşılan tüm projelerin hayata geçirileceğine değinen Sütcü," Seçim süresince sizlerle paylaştığımız projeleri birer birer hayata geçireceğiz. Evimizden daha çok vakit geçirdiğimiz OSB’mizin kurumsal yapısını güçlendirmek ve marka değeri yüksek bir sanayi ekosistemi oluşturmak temel önceliğimiz olacaktır. Yeni dönemin bölgemize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Birliğimiz daim, yolumuz açık olsun" diyerek sözlerini tamamladı.
Başkent’te moda günleri başladı
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:36 Başkent’te moda günleri başladı Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, ATO’nun da katkılarıyla 4’üncü kez kapılarını açan ‘Ankara Hazır Giyim ve Moda Günleri-Ankara Capıtal Of Fashıon (COF26)’nın açılış programında konuştu. ATO Başkanı Baran, ATO’nun da katkılarıyla, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD) öncülüğünde ATO Congresium’da dördüncü kez kapılarını açan ‘Ankara Hazır Giyim ve Moda Günleri- Capital of Fashion- COF’26’nin açılış programına katılarak bir konuşma yaptı. Hazır giyim, tekstil ve moda sektörünün önde gelen markalarını Başkent’te buluşturan etkinliğin açılış programında, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Faruk Köylüoğlu ile Ankara Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı aynı zamanda ATO’nun 2 No’lu Konfeksiyon, Hazır Giyim, Triko Meslek Komitesi Meclis Üyesi Hayati Akbaba da konuşma gerçekleştirdi. "Yurt dışına çıkış, uzun vadede ciddi riskleri beraberinde getiriyor" Baran, son dönemde küresel rekabet, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle, özellikle hazır giyim ve tekstil sektörünün üretimini yurt dışına kaydırdığına dikkati çekerek, "Bu süreçte bazı firmalar, maliyet avantajı nedeniyle üretimlerini yurt dışına taşımayı tercih etti. Yurt dışına çıkış, her ne kadar kısa vadede maliyet avantajı gibi görünse de uzun vadede ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Üretim süreçlerinin kontrolünün zorlaşması, kalite standartlarının sürdürülebilirliği, teslim sürelerinde yaşanabilecek aksaklıklar, tedarik zincirinin kırılganlaşması, bu risklerin başında geliyor. Öte yandan içerde de istihdam ve üretim gücü olumsuz etkileniyor" diye konuştu. Türkiye’de üretimine devam eden firmaların, ülke ekonomisine sağladığı katkıya da değinen Baran, "Tüm zorluklara rağmen ülkemizde üretimine devam eden çok sayıda firmamız var. Bu firmalar, istihdama, ihracata ve ülkemizin sanayi altyapısına katkı sağlıyor. Sergiledikleri kararlılık, sektörümüzün geleceği açısından son derece kıymetli" dedi. "20 bin firmamızın Mısır’da 4 miyar dolarlık yatırımı var" Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği organizasyonu ile Mısır’da bulunduklarını kaydederek, "Yaklaşık 20 bin firmamızın Mısır’da 4 miyar dolarlık yatırımı var. Ancak şimdilerde de Mısır’dan Tunus’a doğru bir yatırım kayması olduğunun haberlerini alıyoruz" şeklinde konuştu. ATO Başkanı Baran hazır giyim ve moda sektörünün ekonomideki önemine dikkati çekerek, "Hazır giyim ve moda; yüksek katma değer üreten, istihdam sağlayan, ihracat gücü yüksek ve ülke ekonomimizin lokomotif sektörlerinden biri durumunda" ifadelerini kullandı. Baran, sektörün tasarımdan üretime, markalaşmadan perakendeye uzanan geniş yapısıyla yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir değer de ürettiğini de kaydetti. "Küresel rekabette önemli bir avantaja sahibiz" Türkiye’nin hazır giyim ve tekstilde dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri durumunda olduğunu vurgulayan Baran, "Hızlı teslimat kabiliyeti, kaliteli üretim altyapısı, nitelikli iş gücü ve güçlü tedarik zinciriyle küresel rekabette önemli bir avantaja sahibiz. Ankara da bu güçlü yapının önemli merkezlerinden biri" açıklamasında bulundu. Ankara’nın bu birikiminin yüzyıllar öncesinde Ankara keçisinin tiftiğiyle dokunan sof kumaşına dayandığını belirten Baran, sof kumaşının o dönemde çok sayıda ülkeye ihraç edildiğini ve kent ekonomisini ayakta tutan bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Baran, Cumhuriyet ile birlikte Ankara’nın modernleşmenin olduğu kadar hazır giyim ve modanın da vitrini olmaya devam ettiğini belirterek, "Başkentimiz bugün de üretim kapasitesi, girişimcilik kültürü ve yetişmiş insan kaynağıyla sektörümüze ciddi katkı sunuyor" dedi. Etkinliğin sektör temsilcilerini bir araya getiren, yeni iş birliklerine zemin hazırlayan ve yerli markaların görünürlüğünü artıran önemli bir organizasyon olduğunu ifade eden Baran, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yeşil üretim, markalaşma ve ihracat odaklı büyüme başlıkları açısından bu tür buluşmaları önemsediklerini söyledi. Konuşmasında markalaşmanın önemine de değinen Baran, Ankara Ticaret Odası tarafından beşincisi düzenlenecek ‘Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın 24-25 Nisan tarihlerinde ATO Congresium’da gerçekleştirileceğini belirterek, sektör temsilcilerini etkinliğe davet etti. Programda ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, Gürcistan’ın Ankara Büyükelçisi Archil Kalandia, ATO’nun 2 No’lu Konfeksiyon, Hazır Giyim, Triko Meslek Komitesi ile 17 No’lu Tekstil, Tuhafiye, Mefruşat Meslek Komitesi üyeleri, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği üyeleri ve sektör temsilcileri yer aldı. Açılış programının ardından ATO Başkanı Baran, stantları ziyaret etti. Programda ayrıca Ankara Olgunlaşma Enstitüsü tarafından ‘Renk Renk Anadolu Koleksiyonu’ defilesi de gerçekleştirildi. 11 Şubat’ta kapılarını açan etkinlik 13 Şubat’a kadar ATO Congresium’da devam edecek.
Mikro ölçekli işletmelere yönelik ’Pera’ uygulaması kullanıma sunuldu
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:08 Mikro ölçekli işletmelere yönelik ’Pera’ uygulaması kullanıma sunuldu Logo Yazılım, perakende sektöründe faaliyet gösteren mikro ölçekli işletmelere yönelik geliştirdiği Pera’yı kullanıma sundu. Yüz yüze satışın yanı sıra e-ticaretin de tek uygulama üzerinden yönetilmesini sağlayan uygulama; kullanıcı dostu arayüzüyle stok takibi, ödeme ve raporlama işlemlerini kolaylaştırıyor. Yerli iş yazılımı şirketi Logo Yazılım, perakende sektörüne yönelik geliştirdiği bulut tabanlı yeni uygulaması Pera ile mikro ölçekli işletmelerin hayatını kolaylaştırıyor. Yapılan açıklamaya göre, kullanıcı dostu arayüze sahip uygulama, yüz yüze hızlı satış ve e-ticaret işlemlerinin tek uygulama üzerinden yönetilmesine olanak sağlıyor. Vergi mevzuatına tam uyumlu uygulama; mikro işletmelerin güncel fiyat takibi yapabilmesi, kişiselleştirilmiş raporlara ulaşabilmesi ve yaygın Ödeme Kaydedici Cihazlar (ÖKC) ile entegre şekilde çalışabilmesini sağlıyor. 7 milyondan fazla hazır barkodlu ürün ve yapay zekâ ürün görselleştirilmesi gibi özelliklerle müşteri deneyimini farklılaştırıyor. ’’Perakendede dijitalleşmeyi daha geniş bir tabana yayacak uygulama’’ Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğundaki rollerini vurgulayan Logo Grup CEO’su M. Buğra Koyuncu, ’’Mikro ölçekli işletmelerin dijitalleşmesi, yalnızca işletmelerin rekabet gücünü artırmakla kalmıyor; aynı zamanda ekonomimizin sürdürülebilir büyümesi ve dinamizminin korunması açısından da kritik bir rol üstleniyor. Bu nedenle Türkiye’nin en büyük yerli iş yazılımı şirketi olarak dijitalleşmeyi geniş bir tabana yaymak için yeni bir uygulamayı daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bugüne dek ağırlıklı olarak büyük ölçekli perakende şirketleriyle edindiğimiz derin sektörel deneyimi, doğrudan mikro işletmeler için geliştirdiğimiz Pera’ya taşıdık" dedi. İşlemler sadeleşiyor, verimlilik artıyor Logo Grup Büyüme Projeleri Direktörü Okan Şafak ise, "Bulut tabanlı Pera, omnichannel satış senaryolarına uyumlu yapısı ve kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi özellikleriyle, işletmelerin hem verimliliğini hem de hizmet kalitesini artıracak. İşletmelerin tüm operasyonel işlemlerini tek bir uygulama üzerinden yönetebilmesine olanak tanıyarak operasyonel sadelik ve verimlilik sağlıyoruz. Mobil cihazlar ve kasa ekranları üzerinden erişim sunan uygulama, satışa dair tüm raporları otomatik olarak oluşturuyor. Uygulama ayrıca, işletmelerin kullandıkları e-ticaret sistemleriyle de entegre çalışabiliyor. On binlerce ürün, dakikalar içerisinde uygulamaya yüklenip satışa başlanabiliyor" ifadelerini kullandı. İşletmelerin operasyonel iş yükü azalıyor, müşteri ilişkileri güçleniyor Açıklamaya göre, yeni uygulama işletmelerin satışlarını, siparişlerini ve analizlerini takip etmelerine olanak tanıyarak analizler ve raporlama araçları aracılığıyla performanslarını ölçmelerine yardımcı oluyor. Mikro ölçekli işletmeler, dijitalleşme yolunda güvenli bir adım atma imkânına sahip oluyor. İşletmeye zaman kazandırırken müşteri ilişkilerini güçlendiriyor. Market, şarküteri, kırtasiye, petshop, butik, self servis kafe gibi tek ya da birkaç şubeli işletmelerin günlük iş yükünü azaltıyor. Yüz yüze ve e-ticaret satış senaryolarına uyumlu olan uygulama, ayrıca etkinlik, stant, festival gibi geçici satış noktalarında da mobil özelliği ile kullanım kolaylığı sağlıyor.