Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
İngiltere’de istifa eden eski bakandan Başbakan Starmer ile rekabet çağrısı
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
EKONOMİ
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:12:49
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı
Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:11
Kuzey Ege zeytinyağında ortak akıl Ayvalık’ta buluştu
AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını tartıştı. "Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk" başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi" Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık Zeytinyağı’nın önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, "Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir" dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. "Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli" diye konuştu. "Premium marka oluşturmadan dünya raflarına giremeyiz" Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, "Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor Biz QR kod uygulamamız ile bunu gerçekleştirdik. Tüketicimizin ve markalarımızın hizmetine sunduk " dedi. Ayvalık’ta şu anda 33 markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, "Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz" ifadelerini kullandı. "Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak" Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu "zeytinyağının bankacılık sistemi" olarak tanımlayarak şunları söyledi: "Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak." Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. "Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek" dedi. Körfez’den Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, "Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak" dedi. "Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz" Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, "Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik" diye konuştu. "Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor" Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. "Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız" diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. "Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz" Körfez’de kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun dünyada sayılı örneklerden biri olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, "Dünyada lisanslı zeytinyağı deposu konusunda örnek çok az. Biz ilklerden biri olmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak" dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:48
Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temeli atıldı
Samsun Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temel atma töreni yoğun katılımla gerçekleştirildi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel tarımla uğraşan ailelere nefes aldıracak Atakum Belediyesi Tarım Tesisini hayata geçiriyor. Alanlı Mahallesi 3379. Cadde’nin bulunduğu mevkide inşa edilecek tesisin temel atma töreni, CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Hayvancılıkla uğraşan ailelere yem kırma hizmeti sunacak tesiste, tohum eleme makinası ile çiftçinin daha kaliteli tohuma ulaşması ve birim alanda alınan verimin artırılması hedefleniyor. "Üreticiye geniş hizmet" 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü içeren haftada düzenlenen tören yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda konuşma yapan Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, "Belediyecilik yalnızca yol, kaldırım, park yapmak değildir. Belediyecilik, bu görevleri yaparken vatandaşın geçimine, üretimine, sofrasına ve emeğine de dokunabilmektir. 2025 yılı verilerine göre Atakum’da 160 bin dekardan fazla tarım arazimiz bulunuyor. Ne yazık ki bu arazilerin önemli bir kısmı bugün kullanılmıyor ya da tarım dışı kalmış durumda. Biz Atakum Belediyesi olarak, girdi maliyetlerinin, tohumun, gübrenin, mazotun üreticiyi zorladığı böyle bir dönemde çiftçimize sadece ’kolay gelsin’ deyip kenara çekilemeyiz. Elimizdeki imkânları üreticimizin hizmetine sunmak zorundayız. Temelini atacağımız Tarım Tesisi de bu anlayışımızın bir ürünüdür. Bu tesisle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız için yem kırma hizmeti vereceğiz. Tohum eleme makinamızla çiftçimizin daha kaliteli tohuma ulaşmasına katkı sağlayacağız. Fındık üreticilerimiz için kurutma makinamızı sezonda hizmete alacağız. Ayrıca fındık kırma, kavurma ve paketleme bölümlerinden oluşacak işleme tesisimizi de hayata geçirmek istiyoruz. Çünkü üreticimizin ürünü yalnızca dalından toplandığı haliyle değil, işlenmiş ve değer kazanmış haliyle de kazanç sağlamalı. Çiftçimizin emeğinden çok daha fazlasını kazanmasını istiyoruz" dedi. "Yeni projeler kapıda" Başkan Türkel daha önce üreticilere fide ve fidan desteği sunduklarını belirterek, " Ata tohumu çalışmalarımızı, kanatlı aşılama hizmetlerimizi ve yem desteklerimizi sürdüreceğiz. Ayrıca Türkiye Belediyeler Birliği’nin desteğiyle kuracağımız sebze fidesi serasında üreteceğimiz fideleri vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtacağız. Böylece hem üretimi teşvik edecek hem de aile ekonomilerine katkı sunacağız. Atakum Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğümüz ve Atakum Kent Konseyi proje ekipleri çalışmalarıyla İncesu Mahallesi’nde bulunan hayvan çiftliğimizde Bafra sakızı ırkı damızlık koyun üretimine başlıyoruz. Bu üretim çiftliğimizde çiftçilerimize ekonomik fiyatla damızlık sağlıklı koyunlar vermeyi amaçlıyoruz. Üretirsek başarırız, üretirsek kalkınırız" diye konuştu. "Faiz yükünde kurtuluyoruz" Başkan Türkel kentte en iyi hizmeti sunmak için kesintisiz çalışma sürdürdüklerini vurgulayarak, "Atakum’da çok uzun zamandır var olan yol sorunlarını biliyoruz. Taş parke tesisimiz maksimum kapasitede üretim sağlıyor. Fen işleri müdürlüğümüz ise günde ortalama 700 metrekare taş döşüyor. Ama yol sorunu o kadar büyük ki kendimiz üreterek sorunları bitiremeyeceğimizi biliyoruz. 2024 Ağustos ayında SGK’nın belediyelere iller bankası üzerinden yapmış olduğu kesintiler ve faizler nedeniyle çok zor günlerden geçiyoruz. Bürokratlarımız ile yapmış olduğumuz çalışmalarla eğitim araştırma ek bina ve taşınmazların devri ile ortalama borcumuzun yarısı kapatılıyor, diğer yarısınıda taksitlendirerek faiz yükünden kurtuluyoruz. Bununla birlikte hem personelimizin alacak sorununu çözmüş olacağız, hem de Atakumda yol sorun olmaktan çıkacak. Fen işleri müdürlüğümüz yapmış olduğu İhaleler ile 180 bin metre kare parke, 150 km sathi kaplama, 7500 metre kare asfalt yama için bismillah diyoruz" şeklinde konuştu. Programda konuşan CHP Grup Başkan Vekili Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın, "Bugün, Atakum Belediyesi Tarım Tesisinin açılışındayız. Bu son derece önemli bir adımdır. Hem belediye başkanımızı, hem belediye çalışanlarını, emekçilerimizi, tüm kardeşlerimizi gönülden kutluyorum. Emeklerinize sağlık. Çiftçi buradan kapasitesi ve sayısı artan makineleri belirli zamanda alarak tarlasını işleyebilmeli. O halde ortak makine parkını burada hayata geçirebilmeliyiz. Kaliteli tohumunu, yemini burada temin edebilmeli ki yükselen fiyatlara karşı çiftçimizi koruyabilmeliyiz. Atakum Belediyemizi bu güzel açılışından dolayı kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
15 Mayıs 2026 Cuma- 12:53
Savunma sanayinde Sivas üs oluyor
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 09:41
Tüccarların depo oyunu: Elmalar depolandı, ucuza satılmak istenmiyor
3
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:11
Aziziye Belediyesi’nden hayvancılık atılımı
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 16:18
Turgutlu’da 3 bin tonluk asfalt hamlesi
5
14 Mayıs 2026 Perşembe- 16:16
Muğla’nın ihracatı Nisan ayında artış gösterdi
14 Ekim 2025 Salı - 15:33
Şirketlerin markalaşması ve kurumsallaşması için imzalar atıldı
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası üyelerinin markalaşma ve kurumsallaşma alanlarında bilgi ve becerilerini artırarak, bölgesel kalkınma ve dış ticaret kapasitesine doğrudan katkı sağlamayı hedefleyen projenin imzaları atıldı. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ile Fırat Kalkınma Ajansı (FKA) arasında TSO üyeleri için E İhracat, E Ticaret, Markalaşma Eğitimi ve Danışmanlık Projesi protokolü imzalandı. "Uluslararası pazarda rekabet gücümüz artacak" Protokol programında konuşan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, "Ticaret ve Sanayi Odası olarak en önemsediğimiz konuların başında eğitim faaliyetleri geliyor. Son 7 yılda pandemi ve depremlere rağmen üyelerimize yönelik 300’ü aşkın eğitim, konferans, seminer ve çalıştaylar gerçekleştirdik. Deprem nedeniyle ara verdiğimiz eğitim çalışmalarını hızlandırıyoruz. Fırat Kalkınma Ajansı ile birlikte yürüteceğimiz projenin protokolünü imzalıyoruz. Proje, üyelerimizin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmayı, kurumsal yapılarını güçlendirmeyi ve markalaşma süreçlerine rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Özellikle ihracat ve ithalat faaliyetlerine henüz başlamamış veya sürdürülebilir hale getirememiş üyelerimiz ile kadın ve genç girişimciler hedeflenmiştir" dedi. "FKA ile proje üretmeye devam edeceğiz" Projeye önemli katkılan sunan FKA ekibine de teşekkür eden Başkan Sadıkoğlu, "Projemizin hayata geçmesinde emeği olan FKA Genel Sekreteri Mehmet Şirin Beye teşekkür ediyorum. Odamızla her daim istişare halinde ve ilimizin kalkınmasına yönelik projelerimize destek oluyor. Kalkınma ajansları kurulduğu günden bu yana illerin kalkınmasına ciddi katkılar sunuyor. TSO olarak biz de FKA ile daima istişare halindeyiz ve üyelerimizle şehrimizin gelişimi için çeşitli projeleri hayata geçiriyoruz. Genel sekreterimiz nezdinde tüm ekibine katkıları için teşekkür ediyorum" diye konuştu. "TSO ile ilimizin kalkınması için ciddi iş birliği halindeyiz" FKA Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak da, "FKA olarak yerel kalkınma ve bölgesel gelişme için faaliyetler yürütüyoruz. Malatya TSO ile ilimizin kalkınması için çok ciddi iş birliği halindeyiz. Malatya KOBİ’leri için E İhracat, E Ticaret ve Markalaşma Eğitimi ve Danışmanlık Projesi ile firmalarımızın küresel pazarda kendilerine yer etmeleri için eğitim desteği sağlıyoruz. Projemiz Malatya’mız için hayırlı olsun" dedi. Sadıkoğlu ve Budancamanak, yapılan açıklamaların ardından Malatya KOBİ’leri için E İhracat, E Ticaret ve Markalaşma Eğitimi ve Danışmanlık Projesinin protokolünü imzaladılar. Proje; Malatya’daki KOBİ’lerin dijital ihracat, markalaşma ve kurumsallaşma alanlarında bilgi ve becerilerini artırarak, bölgesel kalkınma ve dış ticaret kapasitesine doğrudan katkı sağlamayı hedefleyen, kapsamlı bir eğitim-danışmanlık girişimidir.
14 Ekim 2025 Salı - 15:22
Seven Seas Voyager, Bodrum’a geldi
Muğla’nın Bodrum ilçesine gelen "Seven Seas Voyager" adlı yolcu gemisi, toplam 674 yolcu getirdi. Merkezi ABD’nin Florida’da eyaletinde bulunan Regent Seven Seas Cruises adlı firmanın yolcu gemilerinden biri olan Seven Seas Voyager, sabah saatlerinde Kos Adası’ndan Bodrum’a geldi. 2001 yılında İtalya’da üretilen Bahamalar bayraklı 206 metre boyunda, 29 metre genişliğinde ve 56 metre yüksekliğindeki gemi, 706 yolcuyu misafir edebiliyor. Her odasında balkonu bulunan kruvaziyer, misafirlerine lüks bir tatil imkanı sunuyor. Seven Seas Voyager adlı geminin bugünkü ziyaretinde çoğunluğu Amerikalı olmak üzere toplam 674 yolcu ile 447 personel bulunuyor. Geminin Bodrum’dan sonra Kuşadası Limanı’na hareket edeceği belirtildi.
14 Ekim 2025 Salı - 15:13
Türk Telekom’dan 5G hologram ile canlı basın toplantısı
Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, 16 Ekim’de gerçekleştirilecek 5G frekans ihalesi öncesinde değerlendirmelerini, 5G aracılığıyla gerçekleştirilen canlı hologram teknolojisiyle düzenlenen bir basın toplantısında paylaştı. "Güçlü fiber altyapıyı 5G’nin temel taşı olarak konumlandırmak ve 5G’ye en hazır operatör olma vizyonumuzu sürdürmek istiyoruz" diyen Önal, "5G için kritik öneme sahip baz istasyonlarının fiberle bağlanması konusunda yüzde 55’lik bir orana ulaştık. Bugün gelinen noktada, 5G için tüm hazırlıklarımızı tamamladık ve iletişimin her döneminde olduğu gibi 5G çağının da öncüsü olacağız" ifadelerini kullandı.
14 Ekim 2025 Salı - 15:10
Otomobillerde kış bakımı, büyük masrafların önüne geçiyor
SAMSUN (İHA) – Kış mevsimine kısa bir süre kala sanayide bakım sıraları oluşmaya başladı. Ustalar, kış bakımı yapılmayan araçlarda motor arızası yaşanabileceği ve bu arızaların tamiri için ise 150 bin TL’ye yakın masraf çıkabileceğini söyledi. Binek otomobillerdeki büyük masrafların önüne geçmek düzenli bakımla mümkün olabiliyor. Uzmanlar, düzenli bakım yapılan araçların daha az arızalandığını ifade ederken, bakımsız kullanılan araçlarda ise büyük masraflar meydana gelebiliyor. Samsun’da sanayide oto tamiri işiyle uğraşan ustalar kış bakımının önemine değinerek, bakım yapılmayan araçlarda motor arızası yaşanabileceğine dikkat çekti. "Motorun ömrünü uzatmak için kış bakımı şart" Yıllardır sanayide oto tamir ve bakımı yapan usta Adem Bodur, "Kış bakımı çok önemli bir konu. Aracın hem yakıt tüketimini hem de ömrünü etkiler. Motorun ömrünü uzatmak için de kış bakımı şart. Bakımlı araçların kış bakımı kolay ancak bakımsız arabaların kış bakımları zahmetli. Bakımsız araçların motorlarında aşınma meydana gelebilir. Kış bakım masrafları araca göre değişse de 5-6 bin TL civarında yapılabilir. Bu bakım yapılmazsa çok büyük masraflar da ortaya çıkabilir. Bugün bir motor arızası 100-150 bin TL’ye kadar çıkabilir. Bir nevi kış bakımı yaptırılarak 140 bin TL güvence altına alınabilir" dedi. "Yaz-kış araçların antifrizle kullanılması gerekiyor" Antifrizin motor için çok önemli olduğunu ve yaz-kış demeden her mevsim kullanılmasının çok önemli olduğunu dile getiren usta Murat Küçük ise, "Bakımsız araçlar motor arızasına kadar hasar alabilir. Hortum patlar, tekleme yapar ve birçok sorun meydana gelebilir. Şu anda biz 7-10 bin TL arasında tam bakım yapıyoruz. Bir motor tamiri ise 100-150 bin TL arasında değişiyor. Kışın kar lastiğinin kullanılmaması kaporta zararlarını meydana getiriyor. Yağ bakımı düzgün yapılmadıysa o da sıkıntı oluşturuyor. Antifriz kullanımı da çok önemli. Aracın aktarma bağlantılarında kesinlikle pas olmaması gerekiyor. Radyatörde pas olmaması gerekiyor. Pas olursa ve antifriz kullanılmazsa radyatör patlayabilir. Yaz aylarında antifriz kullanmama gibi bir alışkanlık var. Tamamen yanlış bir uygulama. Yaz-kış araçlarda antifriz kesinlikle olmalı" diye konuştu.
14 Ekim 2025 Salı - 15:02
Aydın’da yılın son koordinasyon kurulu toplantısı yapıldı
Aydın’da 2025 yılının son İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı gerçekleştirilirken, en çok harcama yapan kurumlar belli oldu. Aydın İl Koordinasyon Kurulu’nun 2025 yılı 4. Dönem Toplantısı, Aydın Valisi Yakup Canbolat başkanlığında gerçekleştirildi. Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıda, 2025 yılı içerisinde yapılan yatırımlar değerlendirilirken, 2026 yılındaki projeler de görüşüldü. Aydın genelinde 2025 yılında uygulanan 381 projeden 69 adedinin tamamlandığını ifade eden Aydın Valisi Yakup Canbolat, geriye kalan 312 adet projenin de 196 adedinin devam ettiğini, 14 adedinin ihale aşamasında olduğunu, 102 adedinin ise çeşitli nedenlerden dolayı başlanamadığını belirtti. İl genelinde uygulanan projelerin genel toplamında toplam proje tutarının 73 milyar 307 milyon 827 bin TL, önceki yıllar harcaması 21 milyar 869 milyon 514 bin TL, 2025 yılı ödeneği 14 milyar 710 milyon 832 bin TL olduğunu sözlerine ekleyen Vali Canbolat, 2025 yılı harcamasının ise 9 milyar 487 milyon 134 bin TL olduğunu, toplam harcama tutarının ise 31 milyar 356 milyon 649 bin TL olduğunu açıkladı. Yatırımcı kuruluşlarca 2025 yılı ödeneğinin sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise ilk 3’te yer alan sektörler sıralamasıyla Diğer Kamu Hizmetleri-Sosyal 6 milyar 29 milyon 311 bin TL harcamayla 1. sırada, Sağlık 2 milyar 144 milyon 97 bin TL ile 2. sırada, Konut sektörü ise 1 milyar 766 milyon 201 bin TL harcamayla 3. sırada yer aldı. Kurumlar bazında toplam harcama tutarlarına bakıldığında ise DSİ 21. Bölge Müdürlüğü 8 milyar 917 milyon 853 bin TL harcamayla 1. sırada, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü 8 milyar 441 milyon 551 bin TL harcamayla 2. sırada, Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü ise 3 milyar 786 milyon 607 bin TL harcamayla 3. sırada yer aldı. "Birlik, beraberlik ve dayanışma içinde çalışacağız" Yatırımların gerçekleşmesi konusunda çalışma gösteren tüm kurumlara teşekkür eden Vali Canbolat, hedefe ulaşmak için birlik beraberlik içinde çalışılacağına dikkat çekerek "Her zaman olduğu gibi yatırımlarımızın gerçekleşmesinde, halkımıza hizmet verilmesinde ilimizdeki kamu ve özel sektör kurumlarının birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde çalışacaklarına, program hedeflerine mutlaka ulaşacaklarına inanıyorum. Önemli bir sorun ve darboğazla karşılaşıldığında mutlaka ilgili kurumların diyalog halinde, iyi niyetli ve çözüm odaklı olarak davranmalarını, çözülemeyen herhangi bir sorun olduğu takdirde en kısa sürede Valiliğimize bildirmelerini istiyorum. İlimizin gelişmesi ve kalkınmasında çaba gösteren, çalışan tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum" dedi. Vali Canbolat’ın açılış konuşmasının ardından kurum temsilcileri, kurumlarıyla ilgili yatırımlarda gelinen son noktaya ilişkin sunum gerçekleştirdi.
14 Ekim 2025 Salı - 14:55
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sosyal konutların bir kısmını vatandaşlarımıza uygun şartlarla kiralayacak bilhassa dar gelirli ailelerimize rahat bir nefes aldıracağız."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sosyal konutların bir kısmını vatandaşlarımıza uygun şartlarla kiralayacak bilhassa dar gelirli ailelerimize rahat bir nefes aldıracağız."
14 Ekim 2025 Salı - 14:54
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yüzyılın Konut Projesi adını verdiğimiz bu çalışmayla 81 ilimizde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yüzyılın Konut Projesi adını verdiğimiz bu çalışmayla 81 ilimizde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz."
14 Ekim 2025 Salı - 14:52
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hala yüksek seyreden kiralar ve konut fiyatları ile ilgili de çok önemli bir projeyi hayata geçiriyoruz. Bundan böyle kira konusunda işin planlamasını devlet yapacak."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hala yüksek seyreden kiralar ve konut fiyatları ile ilgili de çok önemli bir projeyi hayata geçiriyoruz. Bundan böyle kira konusunda işin planlamasını devlet yapacak."
14 Ekim 2025 Salı - 14:49
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Şüphesiz önümüzde kat etmemiz gereken daha çok mesafe var. Bizim birinci önceliğimiz hayat pahalılığı sorununu kökten çözmektir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Şüphesiz önümüzde kat etmemiz gereken daha çok mesafe var. Bizim birinci önceliğimiz hayat pahalılığı sorununu kökten çözmektir."
14 Ekim 2025 Salı - 14:30
Saniyede 40 litre arıtma yapacak olan tesis ile su ihtiyacı karşılanacak
Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından Kabadüz ilçesinde yapımı devam eden ve saniyede 40 litre suyu arıtacak olan tesis, Çambaşı Yaylası ve çevresindeki alanların içme suyu sorununu çözüme kavuşturacak. 30 milyon TL’ye tamamlanacak olan tesis ayrıca uzaktan kontrol edilecek. Büyükşehir Belediyesi OSKİ Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen Çambaşı Yaylası ve Çevresi içme suyu arıtma tesisi inşaatı yükseliyor. Çambaşı Yaylası ve çevresinin içme suyu ihtiyacını karşılayacak olan tesis 30 milyon TL’ye tamamlanacak. Yapılan tesisi yerinde inceleyen Başkan Hilmi Güler, OSKİ Genel Müdürü Murat Us ve diğer yetkililerden çalışma ile ilgili olarak bilgi aldı. Tamamlandığında saniyede 40 Litre suyun arıtılacağı tesis günümüz teknolojisine uygun, dünya standartlarında inşa ediliyor. Son teknolojik alt ve üstyapının kullanıldığı tesis merkezi, scada sistemi ile uzaktan kontrol edilebilecek. Bu sistem ile bulanık verileri anlık ölçüm yapılacak. Ayrıca otomatik kimyasal dozajlama ile arıtım yapılabilecek.
14 Ekim 2025 Salı - 14:25
Diyarbakır ipeği masaya yatırıldı
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) İdaresi Başkanlığı tarafından düzenlenen Diyarbakır İpeği Strateji Buluşması Çalıştayı gerçekleştirildi. Bir otelde düzenlenen toplantının açılışında konuşan Vali Murat Zorluoğlu, Diyarbakır’ın tarihsel, kültürel ve ekonomik zenginliğine vurgu yaparak, çalıştayın ortak akılla yürütülecek stratejik bir sürecin başlangıcı olduğunu ifade etti. Vali Zorluoğlu konuşmasında, Diyarbakır’ın ipek üretiminde önemli bir geçmişe sahip olduğunu belirterek şöyle konuştu: ’’Diyarbakır İpeği Strateji Buluşması, şehrimizin ipek böcekçiliği alanında ufkunu açacak, bu sektörü yeni bir düzeye taşıyacak sonuçlar üretecektir. Bugün kamu, özel sektör ve sivil toplumun temsilcileriyle aynı masa etrafında bir araya gelmemiz, Diyarbakır ipeğinin yeniden markalaşması için önemli bir adımdır.’’ Vali Zorluoğlu konuşmasında ayrıca Diyarbakır’ın binlerce yıllık geçmişine vurgu yaparak, "Diyarbakır’ın bilinen tarihi binlerce yıl öncesine uzanıyor. Bu topraklar, birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Asur’dan Roma’ya, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar birçok uygarlığın izleri bugün hala surlarımızda ve Hevsel Bahçelerinde görülebiliyor" dedi. Vali Zorluoğlu, kentin turizm potansiyeline dikkat çekerek, Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağının UNESCO Kalıcı Miras Listesi adaylığı sürecinin Diyarbakır için tarihi bir kazanım olacağını vurguladı. Şehrin son dönemdeki gelişim ivmesine dikkat çeken Vali Zorluoğlu, Diyarbakır’ın artık hem güvenli hem de üretken bir şehir olduğunu dile getirerek, ’’Bugün Diyarbakır’da turizm konuşuluyor, üretim konuşuluyor, sanayi ve tarım konuşuluyor. Silvan Barajı’ndan Kulp’taki ipekböcekçiliğine kadar her alanda kentimiz kalkınmanın eşiğinde. Önümüzdeki yılların Diyarbakır için çok daha parlak olacağına inanıyorum’’ diye konuştu. GAP İdaresi Başkanı Hasan Maral ise konuşmasında, Diyarbakır’ın sahip olduğu ipek geleneğini yeniden canlandırmanın bölgesel kalkınma açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Maral, "GAP Bölge Kalkınma İdaresi olarak temel amacımız, halkın gelir ve yaşam düzeyini yükseltmek, bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmaktır. Bu hedef doğrultusunda, sahada yürüttüğümüz model, ölçeklenebilir ve tekrarlanabilir projelerle çalışmalarımıza devam ediyoruz’’ şeklinde konuştu. Katılımcıların katkılarıyla yürütülen çalıştayda, Diyarbakır ipeğinin markalaşması, üretim kapasitesinin artırılması, istihdam imkanlarının genişletilmesi ve uluslararası pazarlarda görünür hâle gelmesi için stratejik planlamalar ele alındı.
14 Ekim 2025 Salı - 14:12
Doğu ve orta Avrupa alım heyeti, Denizli’de ihracatçılarla buluştu
Doğu ve orta Avrupa alım heyeti programı kapsamında, ev tekstili sektöründe faaliyet gösteren 30 Denizlili firma, 5 farklı ülkeden gelen 22 yabancı firma temsilcisiyle bir araya geldi. DENİB’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen Doğu ve Orta Avrupa Alım Heyeti Programı, Denizli’nin ihracat potansiyelini artırmak, hedef pazarlarda kalıcı ticari ilişkiler kurmak ve Türk ev tekstilinin küresel rekabet gücünü pekiştirmek amacıyla düzenleniyor. Gerçekleştirilen ikili iş görüşmeleri ile yeni ticari bağlantıların kurulması ve uzun vadeli iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Etkinliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Denizli’nin Orta Avrupa’daki mağazalarda artık kendi markalarıyla satış yapabildiğini vurgulayarak, kentin ev tekstili ihracatındaki lider konumuna dikkat çekti. Memişoğlu; "Denizli, tekstil ve özellikle ev tekstili sektöründe üretim gücü, yenilikçi tasarımları ve kaliteli ürünleriyle hem Türkiye’nin hem de Dünya’nın en güçlü üretim merkezlerinden biri konumunda. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz program, Doğu ve Orta Avrupa ülkeleriyle olan ticari ilişkilerimizi daha da ileriye taşımak açısından büyük önem taşıyor. Ülkemizden dünyaya ihraç edilen her beş havludan dördü, her on bornozdan yedisi ve her on nevresimden altısı Denizli’de üretiliyor. Ev tekstili olarak baktığımızda ise Denizli olarak Türkiye’nin toplam ev tekstili ihracatının yaklaşık yarısını gerçekleştiriyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu programla, Doğu ve Orta Avrupa ülkeleriyle olan ticari ilişkilerimizi güçlendirmeyi, yeni pazarlarda daha kalıcı bir şekilde yer almayı hedefliyoruz. Denizli’nin üretim gücünü ve tasarım kabiliyetini bu pazarlarda daha görünür kılmak istiyoruz." Başkan Hüseyin Memişoğlu, sürdürülebilir ihracat artışı için bu tür etkinliklerin önemine de değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Ev tekstili sektöründe markalaşma, tasarım ve yenilikçilik artık olmazsa olmaz hale geldi. Biz de bu doğrultuda ihracatçılarımıza yeni iş fırsatları sunan organizasyonlara öncülük ediyoruz. Alım heyeti programlarımız, firmalarımızın doğrudan yabancı alıcılarla bir araya gelmesini sağlayarak ticareti daha etkin ve verimli hale getiriyor. Önümüzdeki dönemde benzer etkinliklerle ihracatçılarımızı farklı pazarlarda da desteklemeye devam edeceğiz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder