EKONOMİ
17 Mayıs 2026 Pazar - 12:46 Avrupa fırsatları üniversite öğrencileriyle buluştu Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) çatısı altında faaliyet gösteren Bursa AB Bilgi Merkezi, Avrupa Günü kapsamında gençleri Avrupa fırsatlarıyla buluşturdu. Gürsu Belediyesi iş birliğinde Mudanya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen "Kampüsten Avrupa’ya: Proje Yolculuğunuz Başlıyor" etkinliğine Mudanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kesik, Mudanya Üniversitesi Erasmus Koordinatörü Dr. Fatih Yavuz, Gürsu Belediyesi AB ve Dış İlişkiler Koordinatörü ve Eurodesk Proje Müdürü Bilal Demir ile çok sayıda öğrenci katıldı. Programda Erasmus+ ve Avrupa Dayanışma Programı başta olmak üzere gençlere yönelik Avrupa fırsatları, proje başvuru süreçleri, proje yazımı, fikir geliştirme ve uluslararası hareketlilik imkanları hakkında bilgi paylaşımında bulunuldu. Etkinlikte ayrıca üniversite öğrencisi Furkan Emir de AB projelerine ilişkin deneyimlerini paylaştı. Mudanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kesik, Erasmus+ programının öğrenciler ve eğitim kurumları için önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, programların daha aktif kullanılması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Kesik, "Erasmus+ gerçekten çok kıymetli ve etkisi yüksek bir program. Öğrencilerimizin eğitim hayatları boyunca en az bir kez bu programlardan yararlanmaya çalışmalarını tavsiye ediyorum. Kısa ya da uzun dönemli her deneyim; farklı kültürleri tanıma, yeni insanlarla iletişim kurma ve dünyaya daha geniş bir perspektiften bakma imkanı sağlıyor. Bu noktada üniversitelerin, STK’ların, BTSO gibi güçlü kurumların ve paydaşlarımızın da sunduğu imkanların gençlerimizin uluslararası fırsatlara erişiminde önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum" dedi. Mudanya Üniversitesi Erasmus+ Koordinatörü Fatih Yavuz, etkinliğin hem öğrenciler hem de kurumlar için önemini değerlendirerek, "Üniversite eğitimi tamamlanmadan önce öğrencilerimizin mutlaka Avrupa Birliği projelerinden yararlanmasının, yurt dışı deneyimi kazanmasının ve uluslararası bir bakış açısı geliştirmesinin çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Bu tür programlar, gençlerimizin yalnızca akademik gelişimine değil aynı zamanda kişisel gelişimine, özgüvenine ve uluslararası network oluşturmasına önemli katkılar sağlıyor. Bu program kapsamında yalnızca öğrencilerimize yönelik hareketlilik imkanlarını değil; aynı zamanda kurumlarımızın farklı faaliyet alanlarında yararlanabiliyor. Proje süreçlerinin tüm öğrencilerimiz için verimli ve ilham verici bir rehber olmasını temenni ediyorum" dedi. Gürsu Belediyesi AB ve Dış İlişkiler Koordinatörü ve Eurodesk Proje Müdürü Bilal Demir, "Gençlik Fırsatları" başlıklı sunumunda öğrencilere Erasmus+, Avrupa Dayanışma Programı, gençlik değişimleri ve staj imkanları gibi Avrupa fırsatları hakkında bilgiler aktardı. Gençlerin Avrupa projelerine hangi yollarla dahil olabilecekleri, proje fikirlerini nasıl geliştirebilecekleri ve başvuru süreçlerinde nelere dikkat etmeleri gerektiği konularına değinen Demir, "Avrupa Birliği programları, gençlere uluslararası hareketlilik imkanı sunmanın dışında onları günümüz dünyasının ihtiyaçlarına cevap veren proje fikirleri geliştirmeye de teşvik ediyor. Proje süreçlerine erken dönemde dahil olan gençler hem kişisel gelişimleri hem de kariyer yolculukları açısından büyük kazanım sağlıyor. diye konuştu. 2021-2027 döneminde Avrupa Birliği proje programlarının dört temel önceliğinin öne çıktığını belirten Demir, "Bugün Avrupa Birliği projelerinde dijital kapsayıcılık ve dijital dönüşüm, dahil etme ve çeşitlilik, çevre ve sürdürülebilirlik ile demokratik yaşama katılım başlıkları önemli bir çerçeve oluşturuyor. Bu alanlarda doğru kurgulanmış her proje fikri, gençler için yeni bir deneyim, güçlü bir iş ağı ve Avrupa ile daha yakın temas kurma konusunda öncelik anlamına geliyor" ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği projelerine ilişkin deneyimlerini katılımcılarla paylaşan üniversite öğrencisi Furkan Emir, bugüne kadar çeşitli projeler hazırladıklarını, hibe desteği aldıklarını ve bu desteklerle farklı çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Emir, özellikle yeşil gelecek, sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm odağında projeler geliştirdiklerini belirterek, "Okul öncesi dönemden lise çağına kadar farklı yaş gruplarındaki çocuk ve gençlere yönelik eğitimler düzenledik. Çeşitli firmalarla ve fabrikalarla görüşmeler gerçekleştirdik. Fabrikalardan çıkan atıkların nasıl değerlendirilebileceği, bu ürünlerin nasıl geri dönüştürülebileceği ve yeniden kullanılabileceği konusunda çocuklarla birlikte uygulamalı çalışmalar yaptık. Bu süreçte uluslararası anlamda hem güçlü bir iletişim ağı oluşturduk hem de yeni fırsatların kapısını araladık" dedi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:59 ADASO Başkanı Kıvanç: "Teknolojik devrim yaşanıyor" Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, küresel ölçekte büyük bir teknolojik devrim yaşandığına dikkat çekerek sanayicilerin ve iş insanlarının bu dönüşüme öncülük etmesi gerektiğini belirtti. Adana Sanayi Odası (ADASO) Adana Sanayi Odası Sakıp Sabancı Toplantı Salonu’nda düzenlenen "Vergi Denetiminde Dijital Dönüşüm ve İŞKUR İstihdam Teşvikleri Bilgilendirme Toplantısı" iş dünyası temsilcileri yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda; vergi denetim süreçlerinde devreye alınan yeni dijital uygulamalar, yapay zeka destekli denetim mekanizmaları, artan cezai yaptırımlar ve işletmelerin rekabet gücünü artıracak İŞKUR istihdam destekleri detaylı bir şekilde ele alındı. "Dijitalleşme bir tercih değil, zorunluluktur" Toplantının açılış konuşmasını yapan Kıvanç, küresel ölçekte büyük bir teknolojik devrim yaşandığına dikkat çekerek sanayicilerin ve iş insanlarının bu dönüşüme öncülük etmesi gerektiğini belirtti. Kıvanç, şöyle devam etti: "Artık sadece üretim bantlarımızda değil, mali süreçlerimizde ve kamu ile olan ilişkilerimizde de dijitalleşme bir tercih değil, zorunluluktur. Teknolojinin getirdiği şeffaflık ve hız, iş süreçlerimizi kolaylaştırırken bizlere yeni sorumluluklar yüklüyor. Ekonomik sürdürülebilirliğin en temel taşlarından biri de istihdamdır. İŞKUR tarafından sağlanan güncel teşvikler, işletmelerimizin rekabet gücünü artırmak adına hayati öneme sahip. Bugün burada uzmanlardan alınacak bilgiler, işletmelerimizin gelecekteki yol haritası için birer mihenk taşı olacaktır." Etkinliğe Adana Defterdarı Ahmet Balıkcı, Vergi Denetim Kurulu Adana Denetim Daire Başkanı Mesut Kesmen, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Ahmet Karaveli, Vergi Denetim Kurulu Adana Denetim Daire Başkan Yardımcısı Melih Akcan ve çok sayıda iş adamı katıldı.
Aksa Doğalgaz, kombi ve baca bakımına dikkat çekti
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:19 Aksa Doğalgaz, kombi ve baca bakımına dikkat çekti Doğal gaz doğru kullanıldığında en güvenli yakıtların başında geliyor. Yaşama konfor kazandırıyor, aile bütçesine katkı sağlıyor. Türkiye’nin önde gelen dağıtım şirketlerinden Aksa Doğalgaz, doğal gazın güvenli ve verimli kullanımı için kombi ve baca bakımının gerekliliğine dikkat çekti. Doğal gaz, evlerin her odasını eşit bir şekilde ısıtıyor, mutfakta "Tüp bitti, yemek yarıda kaldı" sorununu ortadan kaldırırken, sıcak suya erişimi kesintisiz hale getiriyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) haziran ayı sektör raporuna göre Türkiye’de 22 milyondan fazla olan doğal gaz abonesi, tüm bu avantajların keyfini çıkarıyor. 29 il merkezi, 339 ilçe ve beldede doğal gaz dağıtım hizmeti veren Aksa Doğalgaz da hem güvenli ve tasarruflu kullanım için kombi ile baca bakımının önemine işaret etti. Güvenli ısınma için kış gelmeden baca bağlantılarınızın sızdırmazlığını kontrol edin Kış gelmeden önce kombi ve baca bakımlarının mutlaka yaptırılması gerekiyor. Çünkü düzenli bakım yapılan kombiler hem daha uzun ömürlü oluyor hem de yaşam alanlarını daha verimli ısıtıyor. Esnek bağlantıların kontrol edilmesi ve varsa ömrünü tamamlamış fleksilerin yenilenmesi ise fark edilmesi zor gaz sızıntılarının önüne geçilerek can ve mal güvenliği açısından oluşabilecek tehlikeleri ortadan kaldırıyor. Kombi ve baca sistemine yalnızca yetkili kişilerin müdahale etmesi gerektiğinin altını çizen şirket, özellikle kombilerin kapalı balkon veya teras gibi alanlarda bulunması halinde, bacalarının mutlaka dışarıya kadar uzatılmasının zorunluğu olduğunu hassasiyetle hatırlattı. "Baca bağlantıları açılmamalı, sızdırma yapmamalı ve gözle düzenli olarak kontrol edilmeli" açıklamasında bulunan şirket, güvenli kullanım için bu ayrıntıların ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Kapalı alanlarda mutlaka havalandırma menfezi bulunması da bir diğer önemli konu. Özellikle rüzgârlı ve fırtınalı havalarda bu menfezlerin kapatılmaması, karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı ciddi bir güvenlik önlemi olarak öne çıkıyor. Bakımlı kombi, doğru ve tasarruflu tüketim demek Kombi bakımının sadece güvenlik açısından değil, aynı zamanda tasarruf açısından da önemli olduğunu belirten Aksa Doğalgaz, düzenli bakım sayesinde doğal gaz tüketiminin azaldığını ifade etti. Bakımı yapılmayan kombiler, istenen ısıyı sağlamak için daha fazla enerji harcıyor. Bu da hem enerji israfına hem de faturaların yükselmesine neden oluyor. Periyodik bakım sayesinde kombide oluşabilecek arızalar önceden tespit edilip gideriliyor. Bu da ileride ortaya çıkabilecek büyük tamir masraflarının önüne geçilmesini sağlıyor. Kombisini değiştirmek isteyen kullanıcıların ise bu işlemi mutlaka dağıtım şirketinin bilgisi dâhilinde, sertifikalı firmalar aracılığıyla yapmaları gerekiyor. Aksi halde, standartlara uymayan uygulamalar ciddi güvenlik risklerine yol açabiliyor.
Tarlada traktör savaşta silah
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:49 Tarlada traktör savaşta silah Türk mühendislerce üretilen uzaktan kumandalı tarım makinesi, tarlada çiftçinin dostu savaşta düşmanın korkulu rüyası olacak. Traktörler ve teknolojik ürünlerin sergilendiği Bursa Tarım Fuarı’nda uzaktan kumandalı tarım makinesi genç yaşlı tüm çiftçilerin ve alım heyetlerinin ilgisini çekti. Tarlada traktörün yapabildiği birçok şeyi rahatlıkla başarabilen bu makine, savaş alanında silah olarak kullanılabiliyor, sağlıkta hasta taşımada, belediyelerde ise park ve bahçe temizliğinde değerlendirilebiliyor. Yıllardır savunma sanayisine üretim yapan ve son 2 yıldır tarım sektörüne de giren Ankara merkezli firmanın Ar-Ge Mühendisi Mahmut Bedirhan Arslan, bu ürünün tamamen Türk mühendisler tarafından tasarlandığını söyledi. En küçük parçasına kadar üretiminin de yerli olduğunu vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: "Tasarım ve üretimini kendi fabrikamızda yaptık. Tarlada traktörün yapabildiği herşeyi yapabiliyor. Önündeki askı kollarına herşey bağlanabiliyor. Belediyeler süpürge, kar küreme aparatı bağlayabiliyor. Park ve bahçelerde gübreleme yapabiliyorlar. Arkasında bir tona yakın ağırlık askıları var. Önünde de bir tona yakın ağırlık kaldırabilirler. Tarla işleri için ne isterseniz bağlayın." Ürettiği güç traktörden çok fazla Arslan, paletli olan ürünlerinin boyutu ve gücü doğrultusunda 40-50 beygirgücündeki bir traktörün yapabildiğini kolaylıkla gerçekleştirebildiğini belirterek, "60 beyirlik bir traktör kabaca 280 nm tork üretir. Bizim sistemizde iki hidromotor kullanıyoruz. Biz bunda 2600 NM gibi tork alıyoruz. Benzinli motorla pompamızı besliyoruz, hidrolik sistemimizi  kollarını çalıştırıyoruz." dedi. Tarlada tarım makinesi olarak saatte 6 kilometre hızla gidebildiğini dile getiren Arslan, "Kumanda da hız kademeleri var. İleri ve geri aynı hızda gidebiliyor. Oturduğunuz yerden tarlanızı kumandayla işleyebilirsiniz" ifadesini kullandı. Savaşta silah Firma olarak halen savunma sanayisine de üretimlerinin bulunduğunu aktaran Arslan, şunları söyledi: "Bir iki yıldır tarım sektörüne farklı projelerde giriş yaptık. Bizim önceliğimiz yürüyüş takımları. Bunun yürüyüşü kumanda kontrollerini yapabildikten sonra üzerine silah da bağlanabilir. Arkasına römork takarak yük, sedye bağlayarak hasta taşıyabilirsiniz. Kameralı modeli de var. Hayvancılıkta da kullanılabiliyor. Bunu ve küçük modelimiz, hayvancılıkta ahırları süpürmek, kümesleri temizlemek ve gübre taşımak için kullanılabilir." Arslan, yeni tasarım ürünlerini ilk kez Bursa’da görücüye çıkardıklarını belirterek, "Üretilmiş haliyle ilk kez çiftçi karşısına çıktık. Çok ilgi gördük. Fuara özel 1 milyon liralık satış fiyatıyla anlaşmalar da yaptık. Yurt dışından gelenlerle görüştük bizimle çalışmak isteyenler var. Fuar bizim adımıza çok verimli geçti" diye konuştu.
Hayvan gübresiyle 40 kilograma ulaşan kabaklarını taşımakta zorlandı
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:47 Hayvan gübresiyle 40 kilograma ulaşan kabaklarını taşımakta zorlandı Bahçesindeki kabakları hasat ederken ikisinin 40 kilograma ulaştığını gören çiftçi, mutluluktan iri kabaklarıyla konuştu, onları elleriye okşayarak sevdi. Meyve bahçesinin bir kısmında kendi tüketeceği kadar fasulye, biber, domates ve bal kabağı yetiştiren çiftçi Yurdagül Çavdar, ekimde soğukların etkili olmasıyla bahçesindeki son ürünleri toplamaya gitti. Bal kabaklarını iki haftadır görmeyen Çavdar, yaprakları kaldırdığında 40 kilograma ulaşan 2 kabak görünce mutlu oldu. Elleriyle kabaklarını seven ve onlarla konuşan Çavdar, "Kabaklarım nasıl olmuş böyle; maşallah. Otların arasına da saklanmışlar. Torunum kadar olmuş." dedi. Bu kadar büyümesi için damla sulama ve hayvan gübresi dışında bir çabasının olmadığını dile getiren Çavdar, "Hayvan gübresi kullandım. Hayvan gübresinin yaptığını hiçbir gübre yapmaz. Hayvan gübresinin yerini kimyasallar tutar mı? Bir de yerini sevdi herhalde bu kadar büyüdü. Bir kişi kaldıramaz bu kabağı" diye konuştu. Çavdar, kabağı bıçakla parçalara ayırmanın zor olacağını belirterek, önce testere ile böleceklerini sonra bıçakla daha küçük parçalara ayıracaklarını söyledi. Bal kabağının şifalı gücü İçerdiği A, C ve E vitaminleriyle adeta bir besin deposu olan bal kabağı, bağışıklık sistemini destekleyerek vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor, kalp sağlığını düzenliyor ve kanser riskini azaltmaya yardımcı oluyor. Sonbahar ve kış aylarının vazgeçilmez lezzetlerinden olan bal kabağı, taşıdığı yüksek besin değerleri sayesinde sağlık açısından pek çok fayda sunuyor. Bal kabağı meyvesi, özellikle A, C ve E vitaminleri açısından zengin bir kaynak olup, düzenli tüketildiğinde vücut fonksiyonlarına önemli katkılarda bulunuyor.
Kilisli genç usta, sabun üretimini 4. kuşak usta olarak sürdürüyor
12 Ekim 2025 Pazar - 15:38 Kilisli genç usta, sabun üretimini 4. kuşak usta olarak sürdürüyor Osmanlı döneminden bu yana sürdürülen sabun üretimini 4. kuşak olarak devam ettiren 26 yaşındaki Abdulmecit Teksabuncu, Kilis’te ürettiği doğal sabunları dünyanın farklı ülkelerine gönderiyor. Kilis’te yaşayan 26 yaşındaki Abdulmecit Teksabuncu, babasının dedesinin başlattığı sabun üretimini 4. kuşak nesil olarak sürdürmeye devam ediyor. Halep’te 1920 yılında babasının dedesinin başlattığı sabun üretimini, dedesi ve babasının ardından 4. kuşak olarak kendisinin sürdürdüğünü söyleyen Teksabuncu, Kilis’te ürettikleri doğal sabunları Türkiye’nin dört bir yanına satarken, Orta Doğu, Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerine de ihraç ediliyor. "Sabun üretimi Halep’te başlamış, biz bu işi bugün Kilis’te sürdürüyoruz’’ Doğal sabun üretimini yıllardır aralıksız devam ettirdiklerini belirten Abdulmecit Teksabuncu, "Bu iş bizimle birlikte 4. kuşağa ulaştı. Babamın dedesine ’Halepli Mehmet Efendi’ derlerdi. Sabun üretimi Halep’te başlamış, biz bu işi bugün Kilis’te sürdürüyoruz. Sabun üretimi el emeği isteyen bir iş. Formül oluşturma, üretim aşamaları ve kalite kontrol çok önemli. Bu yüzden sabır, dikkat ve titizlik şart. Ayrıca ekip çalışması da bu işin olmazsa olmazı" dedi. "Zeytinyağından ürettiğimiz doğal sıvı sabun üzerine denemeler yapıyoruz" Sıvı sabun üretimi üzerine Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını da belirten Teksabuncu, "Sabun işi yapan sıvı sabun da yapabilir ama biz doğal olmayan hiçbir sürece sıcak bakmıyoruz. Zeytinyağından ürettiğimiz doğal sıvı sabun üzerine denemeler yapıyoruz. Henüz piyasaya sürmedik ancak çalışmalarımız devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Çin ve Senegal gibi ülkelerde de sabunlarımız tercih ediliyor" Kilis’te üretilen sabunların yurt dışına da gönderildiğini ifade eden Teksabuncu, "Ürünlerimiz Orta Doğu’da özellikle Irak, İran ve Suriye’ye gidiyor. Avrupa’da ise İtalya, Hollanda ve Almanya’ya ihracatımız oldu. Çin ve Senegal gibi ülkelerde de sabunlarımız tercih ediliyor" dedi. "Sabun üretimi bir anlamda sanattır" Sabun üretiminin hem kimyasal hem de sanatsal bir yönü bulunduğunu belirten Teksabuncu, "Bu işi yapmak isteyenlere eğitim almalarını, araştırmaktan ve denemekten korkmamalarını tavsiye ederim. Kendi markasını kurmak isteyenler için pazarlama ve girişimcilik büyük avantaj sağlıyor. En önemlisi, yaptıkları işi severek yapmalarıdır. Çünkü sabun üretimi bir anlamda sanattır" diye konuştu.
Antalya’da yaz sezonu turizmcilerin beklentilerini karşıladı
12 Ekim 2025 Pazar - 15:35 Antalya’da yaz sezonu turizmcilerin beklentilerini karşıladı Manavgat-Side Turistik Otelciler Birliği (MASTOB) Başkanı Zafer Süral, 2025 turizm sezonunun beklentilerin altında başladığını ancak temmuz ayı itibariyle büyük bir ivme kazandığını belirterek, "Sezon genel olarak beklentileri karşıladı" dedi. Turizmin başkenti Antalya’da 2025 yılı sezonunun güçlü geçtiğini belirten MASTOB Başkanı Zafer Süral, eylül ayı itibarıyla kente gelen turist sayısının 14 milyonu aştığını söyledi. Antalya’ya gelen turistlerin üçte birinin Manavgat’ta konakladığını belirten Süral, "Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy 65 milyon turist, 65 milyar dolar hedefini ortaya koymuştu. Antalya ve Manavgat olarak üzerimize düşeni yaptık diyebilirim" dedi. Temmuz ayının 10’una kadar beklenenin altında bir hareketlilik yaşandığını aktaran Süral, "10 Temmuz’dan sonra tam anlamıyla bir patlama oldu. Eylül sonu itibarıyla 14 milyon turiste ulaştık, hedefimiz 17 milyon. Türkiye genelinde 60 milyon turist hedefleniyor, bunun 17 milyonunu Antalya tek başına getiriyor. Manavgat olarak Antalya’ya gelen turistlerin yüzde 30’unu ağırlamamız gurur verici" ifadelerini kullandı. "Bu yıl sezon uzun olacak" Ekim ayı itibarıyla hava şartlarının elverişli olduğunu ve turistlerin tatillerine devam ettiğini belirten Süral, "Rus ve Avrupa acenteleri ekim ayında ek uçaklar koyuyor. Kasım sonuna kadar sezonun rahat bir şekilde süreceğini öngörüyoruz" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür eden Süral, "Bakanımızın Side’de başlattığı gece müzeciliği ve tarihi aydınlatma projeleri turizme büyük katkı sağladı. Bu yatırımlar sezonun uzamasına da etki etti. Artık sadece deniz, kum, güneş değil; tarih de turist çekiyor" diye konuştu. "Personel sorununu çözmenin yolu turizmi 12 aya yaymak" Süral, turizm sektöründe personel sıkıntısının en önemli sorunlardan biri haline geldiğini vurgulayarak, "Sezonun kısa olması temel etken. Ancak turizmi 12 aya yayabilirsek bu sorun kendiliğinden çözülecektir. Şimdilik yapılması gereken personel için konforlu lojmanlar ve sosyal alanlar inşa etmek. Biz otelciler artık sadece tesis değil, personelimiz için otel standartlarında lojmanlar da yapıyoruz" dedi.
Denizli narı İsrail narının önüne geçti
12 Ekim 2025 Pazar - 15:32 Denizli narı İsrail narının önüne geçti 25 dekar alanda yapılan üretim ile Türkiye’nin 5’inci nar deposu olan Denizli’de 2025 yılının ilk ihracatı yapıldı. Dekarda yaklaşık 2 ton verim alınan narda bu yıl 60 bin ton rekolte beklenirken, Denizli narının kalite açısından İsrail narını da geride bıraktığı belirtildi. Denizli’nin Pamukkale ilçesi Irlıganlı Mahallesi’nde başlayan nar hasadıyla birlikte Denizli’den Avrupa’ya 2025 yılının ilk nar ihracatı gerçekleşti. Üretici Mevlüt Erarslan’a ait işletmede gerçekleştirilen etkinliğine Vali Ömer Faruk Coşkun, Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut, İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mevlüt Dirim, kurum, kuruluş ve STK temsilcileri ile üreticiler katıldı. Nar üretim alanını yerinde inceleyen Vali Coşkun, üretim süreci hakkında yetkililerden bilgi alarak bugün gerçekleştirilen ihracatın ve nar hasadının bütün çiftçilerimize hayırlı ve bereketli olmasını diledi. Ziyarette üretim yöntemleri, pazarlama stratejileri ve ihracat süreçlerine dair değerlendirmeler yapıldı. 2025 yılında yaklaşık 60 bin ton nar rekoltesi bekleniyor Türkiye, dünya genelinde nar üretiminde önemli bir konumda bulunurken, Denizli ise bu alanda dikkat çeken illerden arasında yer alıyor. Denizli; geniş tarım arazileri, uygun iklim şartları ve artan iç-dış pazar talepleri sayesinde nar üretimini hızla artırıyor. Ege Bölgesi’nde 2’nci, Türkiye genelinde ise 5’inci sırada yer alan Denizli’de toplam 25 bin dekarlık alanda nar yetiştiriliyor. Ortalama bu yıl dekara 1,8-2 ton verimle 2025 yılında yaklaşık 60 bin ton nar rekoltesi bekleniyor. Nar üretimi özellikle başta, Pamukkale, Buldan, Güney ve Sarayköy ilçelerinde ağırlıklı üretilerek, Pamukkale ilçesi ise mikroklima özelliği sayesinde hicaz narında öne çıkıyor. Yüksek kalite, tat, aroma ve uzun raf ömrü gibi avantajlarıyla Pamukkale narı, ihracatçılar tarafından yoğun ilgi görüyor. Ürünlerin büyük kısmı birinci kalite olarak doğrudan ihraç edilirken, kalan kısmı ise meyve suyu sanayisinde değerlendiriliyor. Üretilen narların yüzde 80’i ihracata gidiyor Denizli’de üretilen narlar, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın belirlediği entegre mücadele, iyi tarım uygulamaları ve sürdürülebilir üretim projeleri kapsamında yetiştiriliyor. İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün sahadaki denetimleri sayesinde üreticiler, insan sağlığına zarar vermeyen, çevreye duyarlı, izlenebilir tarım teknikleriyle üretim yapıyor. Hijyenik şartlarda ambalajlanan narların yaklaşık yüzde 80’i Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere Rusya ve Kanada’ya ihraç ediliyor. "Denizli narı İsrail narının önüne geçti" Pamukkale’nin erkenci nar üretiminde merkez konumunda olduğunu belirten üretici Mevlüt Erarslan, "Nar ve ayva başlıca ürünlerimiz. Soğuk hava depomuzdan ihracat yaparak ülkemize ekonomik katkı sağlıyoruz. Bölgemizde üretilen turfanda nar; aroması, lezzeti ve dayanıklılığı açısından oldukça öne çıkıyor. Bu yıl yapılan analizlerde 18.7 brix değeri ile bölgemiz narı, kalite açısından İsrail narının önüne geçti. Tarım İl Müdürlüğü’nün sağladığı teknik destekle analiz garantili üretim yapabiliyoruz. Başta Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, İsveç ve İsviçre olmak üzere ihracat sevkiyatlarımız başladı. Ülkemiz ve bölgemiz adına hayırlı olmasını diliyorum" dedi.