EKONOMİ
17 Mayıs 2026 Pazar - 23:01 Isparta’da elma piyasasında stok iddialarına yanıt Isparta’da soğuk hava depolarında bekleyen elmalarla ilgili gündeme gelen "stokçuluk" iddiaları üzerine İl Tarım ve Orman Müdürlüğü açıklama yaptı. İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Tuğrul, depolardaki ürünlerin rutin satış süreci içinde olduğunu belirterek, "Isparta’da bu sezon ekim ayında yaklaşık 800 bin ton elma hasadı gerçekleştirildi. Bunun 507 bin tonu soğuk hava depolarında muhafaza altına alındı. Şu anda bu ürünlerin yalnızca yüzde 8-9’luk kısmı depolarda kalmış olup, ekim ayından bu yana yaklaşık yüzde 90’ı satılmıştır. İlde elma stokçuluğu değil, normal ve rutin bir satış sürecinin devam ettiği görülmektedir" dedi. Isparta’da geçtiğimiz günlerde soğuk hava depolarında bekleyen yaklaşık 50 bin ton elmanın alıcı beklemeye devam etmesi, kamuoyunda üretici ve tüccarın stok yaptığı yönünde tartışmalara neden oldu. Konuya ilişkin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden açıklama geldi. İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Tuğrul, bu sezon Isparta’da ekim ayında yaklaşık 800 bin ton elma hasadı gerçekleştirildiğini, bunun 507 bin tonunun atmosfer kontrollü soğuk hava depolarında muhafaza altına alındığını ifade etti. Tuğrul, depolardaki ürünlerin yalnızca yüzde 8-9’luk kısmının kaldığını ve bu ürünlerin de hazirana kadar kademeli şekilde satışa sunulmasının beklendiğini aktardı. "Ekim ayında hasat edilen ürün hava deposunda muhafaza edilerek yıl içerisinde satılıyor" Tuğrul, "Isparta elmacılığın ağırlıkta olduğu bir il. Yıllık ortalama 1 milyon ton civarında elma üretimiyle Türkiye’de en ön sırada yer alıyoruz. Geçen yıl don olayları nedeniyle yaklaşık 800 bin ton civarında üretim gerçekleşti. Bunun 507 bin tonu soğuk hava depolarında muhafaza altına alındı. Ekim ayında hasat edilen ürün yıl boyunca satışa sunuluyor. Yıllık ortalama 800 bin ile 1 milyon ton arasında olan üretimin yaklaşık 500 bin tonu, il genelindeki 116 soğuk hava deposunda muhafaza edilerek yıl içerisinde satılıyor" dedi. "Elmada stokçuluk değil, rutin satış sürüyor" Tuğrul, son günlerde gündeme gelen elmada stokçuluk iddialarına ilişkin, "507 bin ton elmanın şu anda yalnızca yüzde 8-9’luk kısmı depolarda kaldı. Bu da 15 Haziran’a kadar satılmaya devam ediyor. Atmosfer kontrollü soğuk hava depolarında ise satışlar haziran sonu, hatta temmuz ayına kadar sürüyor. Ekim ayından bu zamana kadar ürünün yüzde 90’ı satıldı. Geriye kalan ürün ise söylendiği gibi tüccara değil, üreticiye ait elma. Geçtiğimiz hafta yaptığımız tespitlerde depodaki ürünün sadece yüzde 32’sinin tüccara, geri kalan kısmının ise üreticiye ait olduğunu belirledik. Dolayısıyla ilde elma stokçuluğu değil, normal rutin bir satışın devam ettiği görülmektedir" açıklamasını yaptı. "Elma fiyatlarında maliyetler etkili oluyor" Elmaların soğuk hava depolarına kasalarla girdiğini ve yıl boyunca bu şekilde muhafaza edildiğini belirten Tuğrul, "Ürünler birinci kalite, ikinci kalite, üçüncü kalite ve meysu olarak ayrılıyor. Bir kısmı da meyve suyu fabrikalarına gidiyor. Elma fiyatlarında zaman zaman artış oluyor. Geçen yıl sezon ortasında fiyat yaklaşık 45 lira civarındaydı. Bunun içerisinde ikinci ve üçüncü kalite ürünler de bulunuyor. Bozulan elmalarla birlikte maliyetler 45 liranın çok daha üzerine çıkıyor. Paketleme ve benzeri maliyetler eklendiğinde fiyatlar giderek yükseliyor. Dolayısıyla buradaki 45 liralık fiyatla karşılaştırma yapmak şu an çok yerinde değil. Bazı yerlerde elmanın 100 lira olması, ürünün işlenmesiyle ilgili. Bu süreçte stokçuluk veya yüksek kâr söz konusu değil. Şu anda bununla ilgili piyasa araştırmalarını zaten kontrol altında tutuyoruz" şeklinde konuştu. Bu yıl elma rekoltesinde 1 milyon ton beklentisi Bu yıl elma rekoltesinin 1 milyon tonun üzerine çıkmasını beklediklerini dile getiren Tuğrul, "Geçen yıl don olaylarından çok etkilenmedik ancak lokal olarak etkilenen bölgeler nedeniyle üretim 800-850 bin ton civarında gerçekleşti. Bu sene ise 1 milyon ton üzeri bir beklentimiz var" dedi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 22:53 TZOB Başkanı Bayraktar: "TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şanlıurfa’da önceki hafta "süper hücre" fırtınasının vurduğu Birecik ve Bozova ilçelerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar, "TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 3 Mayıs’ta meydana gelen "süper hücre" fırtınasının hasara neden olduğu Şanlıurfa’nın Birecik ilçesine bağlı kırsal Mezra Mahallesi ile Bozova ilçesine bağlı kırsal Pirhalil Konaklı Mahallesi’nde incelemelerde bulundu. Ziyarette Birecik Tüm Muhtarlar Derneği Başkanı Hüseyin Özateş, "Özellikle bu afetten en çok çiftçilerimiz etkilenmiştir. Fıstık ağaçlarında büyük hasar oluşmuştur" dedi. Bağlarbaşı Mahallesi Muhtarı Mehmet Öztürk, "Gördüğünüz gibi süper hücrenin vurduğu zarar, fıstıklar zaten iki yıldır mahsul vermiyordu, şimdi de gelecek iki yıl, gelecek yıla da zarar verdi. Çiftçilerimiz perişan durumda. Gelecek yılın karagözleri bile açtı" ifadelerini kullandı. Mezra Mahallesi’nde çiftçilik yapan Hanifi Görenler, "Bu hale gelen fıstık yaklaşık 2-3 yıl içerisinde hiç verim vermeyecek durumda. Karagözler gitmiş, dallarda yaralanmalar olmuş" şeklinde konuştu. Birecik Ziraat Odası Başkanı Abdulcelil Arıcı, "Şimdi burada 3 Mayıs tarihinde gelen doğal afetten dolayı 2 bin 910 çiftçimiz zarar görmüş, 3 mahallemizde zarar var. Yaklaşık 210 bin dekarda hasar tespit ettik. Durum bundan ibaret. Yüzde 20 ile yüzde 90 arasında hasar var" dedi. Meydan Mahallesi Muhtarı Kazım Özateş, "İlçemizde yaşanan doğal afet sonrası fıstık ağaçlarımızda zarar meydana gelmiştir. Meyve ağaçlarımız, sebze alanlarımız kullanılamaz hale gelmiştir" diye konuştu. Çiftçilerin zararının karşılanması için gerekli girişimler yapılacak Ziyaretinde çiftçilerle görüşen Şemsi Bayraktar, yaşanan felaketin boyutunun büyük olduğunu belirtti. Bayraktar, "Urfa’da doğal afet gören çiftçilerimizi ziyaret etme imkanımız oldu. Çiftçilerimizi dinleme imkanımız oldu. Bu afetler devam edecek gibi de görünüyor. Geçen sene yaklaşık bin 11 afet yaşadık, yani bu önemli bir rakam. Başta kuraklık ve don olmak üzere her türlü afeti gördük. Bu sene de aşırı yağışlar devam ediyor. Bu aşırı yağışlar sonucunda da sel felaketleriyle karşı karşıyayız. Tarım alanlarını su basıyor. Geçen sene don felaketini çok geniş şekilde yaşadık ama yine bazı illerde don felaketi yaşıyoruz. Geçen hafta ben Iğdır’daydım. Don felaketi maalesef geniş alanda ürünlerimize zarar verdi. Bu gölgelerde, Antep ve Urfa’da gördüğümüz gibi dolu felaketi ve son yıllarda da çok artış gösteren hortum felaketiyle karşı karşıyayız. Bunlar da tarımsal üretime zarar veriyor. Burada TARSİM kapsamında olan üreticilerimize TARSİM belli oranlarda yardımlarda bulunacak ama TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var. Çiftçimiz de haklı olarak bize ’Hem örgütlerimizi hem de devletimizi böyle bir zamanda yanımızda görmemiz lazım’ diyorlar. Fevkalade haklılar. Tabii bir de örgütler olarak buradayız. Ben de Ziraat Odaları Genel Başkanı olarak bütün afet bölgelerinde bulunmaya çalışıyorum. Gördüklerimizi de, çiftçilerimizin taleplerini de başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere ilgili bakanlara intikal ettiriyoruz. İnşallah bu afetten zarar gören çiftçilerimize yardım alırız, onların borçlarının yapılandırılmasını sağlarız" diye konuştu.
HasTavuk’tan Dünya Yumurta Günü’nde renkli etkinlik
09 Ekim 2025 Perşembe - 10:15 HasTavuk’tan Dünya Yumurta Günü’nde renkli etkinlik Her yıl Ekim ayının ikinci Cuma günü kutlanan Dünya Yumurta Günü, bu yıl da renkli etkinliklere sahne oldu. Kanatlı sektörünün öncü firmalarından HasTavuk, bu özel gün kapsamında okul öncesi çocuklara özel bir etkinlik düzenledi. HasTavuk çocukların sağlığını ön planda tutarak geleceğe yatırım yapmaya devam ediyor. Firma, bu tür sosyal sorumluluk projeleriyle hem beslenme bilincini artırmayı hem de çocukların gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor. Etkinlikte çocuklara özel olarak hazırlanan tavuk yumurtaları, minik ellerde adeta birer sanat eserine dönüştü. Kimi yumurtasını boyadı, kimi üzerine adını yazdı, kimi de çizdiği resimlerle yumurtalara hayat verdi. Hayallerin şekil bulduğu bu etkinlikte, doğanın armağanı olan yumurtalar çocukların hayal dünyası ile renklendi. Etkinlikten renkli kareler, çocukların hayal gücünü ve neşesini gözler önüne serdi. Dünya Yumurta Günü’nde yumurtalar sadece besleyici değil, aynı zamanda eğlenceli birer sanat malzemesi oldu. "Hayal kurmayı ve üretmeyi teşvik ediyoruz" HasTavuk Kurumsal İletişim Müdürü Bircan Özkan, etkinliğe dair yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Hayal kurmayı, öğrenmeyi, üretmeyi, dayanışmayı ve birlik beraberlik içinde olmayı amaçladığımız bu etkinlikle, Dünya Yumurta Günü’ne dair farkındalık oluşturmak istedik. Çocuğunun sağlıklı beslenmesini ve gelişimini önemseyen tüm annelere sesleniyoruz: Zihinsel ve bedensel gelişim için çocuklarımızın protein tüketimine dikkat edelim. Anne sütünden sonra en değerli besin olan yumurtayı öğünlerden eksik etmeyelim. Her yaşta günde en az bir yumurta tüketelim."
16. etap Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı hibe sözleşmeleri imzalandı
09 Ekim 2025 Perşembe - 10:12 16. etap Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı hibe sözleşmeleri imzalandı Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programının 16. etabı kapsamında, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yatırıma alınan projelerin sahipleriyle hibe sözleşmeleri imzalandı. Program çerçevesinde toplam 29 projenin tamamlanmasının ardından 210,6 milyon lira tutarında hibe ödemesi yapılması planlanıyor. 16. Etap Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında 2025 yılı başvuru döneminde yapılan başvurulardan Merkez Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirme neticesinde altyapı yatırımları konusunda 6, ekonomik yatırımlar konusunda 23 proje kabul edilerek toplamda 29 projeye hibe desteği sağlanacak. Diyarbakır’daki bu 29 projenin toplam yatırım tutarı 421.2 milyon lira olurken, bu yatırımlar için 210.6 milyon lira tutarında yüzde 50 hibe olarak tahsis edildi. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında Diyarbakır’da 2006 - 2024 yılları arasında 15 etapta, 214 proje uygulanarak toplam 214.5 milyon lira (güncellenmiş tutarla 835 milyon 806 bin 347 lira 22 kuruş) hibe desteği verilerek 2 bin 412 kişiye istihdam imkanı sağlanarak, bu projelerle kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi entegrasyonunun sağlanması, tarımsal pazarlama altyapısının geliştirilmesi, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması, tarımsal faaliyetler için geliştirilen yeni teknolojilerin üreticiler tarafından kullanımının yaygınlaştırılması amaçlandı. Hibe sözleşmelerinin imzalanmasının ardından yatırımlarını tamamlayan proje sahipleri, program kapsamında hibe desteğinden yararlanabilecek.
Gayrisafi Milli Hasıla 2024 yılında 44 trilyon 44 milyar 657 milyon 144 bin TL oldu
09 Ekim 2025 Perşembe - 10:07 Gayrisafi Milli Hasıla 2024 yılında 44 trilyon 44 milyar 657 milyon 144 bin TL oldu Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 64,3 artarak 44 trilyon 44 milyar 657 milyon 144 bin TL oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Kurumsal Sektör Hesapları verisini açıkladı. Buna göre, GSMH 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 64,3 artarak 44 trilyon 44 milyar 657 milyon 144 bin TL oldu. Mali olmayan şirketlerin 2024 yılı katma değer içindeki payı yüzde 59,4 oldu Mali olmayan şirketler, toplam ekonomide oluşturlan katma değere en fazla katkıyı yapan sektör oldu. Mali olmayan şirketlerin toplam katma değer içindeki payı 2024 yılında yüzde 59,4 olarak gerçekleşti. Bu sektörü sırasıyla hanehalkı ve hanehalkına hizmet veren kar amacı olmayan kuruluşlar (HHKOK) ile genel devlet takip etti. Toplam gayrisafi tasarrufun Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı 2024 yılında yüzde 30,1 oldu Toplam gayrisafi tasarrufun GSYH’ye oranı 2024 yılında toplam ekonomi için yüzde 30,1 oldu. Bu oran mali olmayan şirketler için yüzde 18,9 hanehalkı için yüzde 6,9 mali şirketler için yüzde 2,7 ve genel devlet için yüzde 1,5 oldu. Gayrisafi hanehalkı tasarruf oranı 2024 yılı için yüzde 11,3 oldu Hanehalkı tasarrufunun harcanabilir gelire oranı olarak tanımlanan tasarruf oranı, 2023 yılında yüzde 11,8 iken 2024 yılında yüzde 11,3 oldu. Net borç verme/net borç alma işleminin GSYH’ye oranı toplam ekonomi için 2024 yılında yüzde -0,7 oldu Toplam ekonomi 2023 yılında GSYH’nin yüzde 2,8 ile net borç alan pozisyondayken, 2024 yılında yüzde 0,7 ile net borç alan pozisyonda oldu.
Diyarbakır OSB’de 23 bin kişi istihdam ediliyor
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:48 Diyarbakır OSB’de 23 bin kişi istihdam ediliyor Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan, bölgede şu an 370 işletmenin aktif olduğunu ve 23 bin kişinin istihdam edildiğini söyledi. Fidan, son yıllarda Organize Sanayi Bölgesinin hem istihdam hem üretim kapasitesi açısından ciddi bir ivme yakaladığına değindi. Tekstilden gıdaya, plastikten metal sanayine kadar çok farklı sektörlerin OSB’de üretim yaptığını belirten Fidan, şu anda 370 işletmenin aktif durumda olduğunu ve yaklaşık 23 bin kişiye istihdam sağlandığını dile getirdi. Fidan, ’’Ancak bütün bu çabayı, bütün bu emeği zora sokan sorunlarımız var. Üretim yapmak istiyoruz ama finansman kanalları tıkanmış durumda. Son dönemde sanayicilerimizin en çok yakındığı konu, bankaların kredi politikaları. Sanayici bugün yatırım yapmak istiyor, işletmesini büyütmek istiyor ama bankalar önüne adeta duvar örüyor. Krediye ulaşmak neredeyse imkansız hale geldi. Biz üreticiler olarak bankalardan ekstra bir imtiyaz istemiyoruz. Tek talebimiz, üreten kesime nefes aldıracak finansman modellerinin geliştirilmesi. Çünkü üretim zincirinin her halkası şu anda tıkanmış durumda. Sermaye akışı olmayınca yatırım planları erteleniyor, yeni istihdam oluşturamıyoruz. Bölgedeki bazı bankalar, sanayiciyle reel ilişki kurmak yerine teminat, ipotek ve yüksek faiz şartlarıyla adeta üretimi cezalandırıyor. Oysa üretim, bu ülkenin en temel çıkış kapısıdır. Bizim bölgemiz gibi gelişmekte olan yerlerde sanayiye kredi değil, güven ve teşvik gerekir’’ dedi. ’’Bankalar üretimi desteklemeli’’ Devletin üreticiye özel destek mekanizmalarını devreye almasının büyük önem taşıdığına vurgu yapan Fidan, şöyle devam etti: ’’Üreten kesime yönelik uzun vadeli, düşük faizli finansman modelleri, enerji desteği, yatırım ve istihdam teşvikleri üreticinin nefes almasını sağlayacaktır. Özellikle tekstil sektörü son dönemde büyük bir darboğaz yaşıyor. Daha önce Türkiye’nin doğu illerinde fason üretim yapan birçok firma, Mısır ve Bangladeş gibi ülkelere yönelmiş durumda. Bu kayış, Diyarbakır’daki tekstil atölyeleri ve işletmeler için ciddi bir soruna neden oluyor. Oysa bölgesel pazarlar arasında lojistik olarak en avantajlı nokta Diyarbakır. Bu potansiyeli değerlendirmek için devletin hem iç pazarda hem dış ticarette bölge sanayicisini desteklemesi gerekiyor. Bu desteklerin içinde üreticiye özel devlet teşviklerinin yer alması gerekiyor. Vergi indirimi, enerji maliyetlerinde düzenleme, ihracat desteği ve AR-GE yatırımlarına yönelik teşvikler bölgedeki üretimi güçlendirecektir. Biz artık şunu açıkça söylemek zorundayız: Türkiye’nin doğusu sadece tüketen değil, üreten bir ekonomi haline gelmek istiyor. Diyarbakır OSB olarak biz buna hazırız. Genişleme alanlarımız tamamlandı, yeni yatırımlar sırada bekliyor. Fakat bu potansiyeli gerçeğe dönüştürecek şey, finansman, enerji ve pazar erişimi sorunlarının çözülmesidir. Bankalar üretimi desteklemeli, kamu kurumları bölgesel dengesizlikleri gözetmeli, yatırımcıya güven veren bir iklim oluşturulmalı. Bizim tek isteğimiz, üretenin cezalandırılmadığı, emeğin değer gördüğü bir ekonomi. Evet, sorunlarımız büyük finansmana erişemiyoruz, enerji maliyetleri yüksek, pazarda rekabet sert. Ama bütün bunlara rağmen Diyarbakır’daki sanayici üretimden vazgeçmiyor. Sabah erkenden fabrikasının kapısını açıyor, işçisinin maaşını ödüyor, ihracat yapıyor, üretmeye devam ediyor. Çünkü biz biliyoruz ki üretim, bir kentin onurudur. Sanayici pes ederse, şehir de umudunu kaybeder. Bugün Diyarbakır sanayicisi, bu zor dönemde ayakta durarak aslında bir direnç hikayesi yazıyor. Biz üretmeye devam ettikçe, bu şehir büyümeye devam edecek. Bizim bölgemizde üretim yapmak kolay değil, ama imkansız da değil. Altyapımız güçleniyor, genişleme alanlarımız hazır, yeni yatırımlar sırada bekliyor. Yeter ki üreticinin önündeki engeller kaldırılsın bankalar sanayiciyi müşteri değil, ortak olarak görsün, devlet bölgesel teşvik sistemini adil hale getirsin, üreticiye özel devlet destekleri kalıcı hale getirilsin, enerji ve ulaşım maliyetlerinde düzenleme yapılsın. Diyarbakır sanayisi bu destekleri aldığı anda, sadece bölgeye değil, Türkiye’nin üretim gücüne de büyük katkı sağlayacak potansiyele sahip. Bizim mücadelemiz sadece sanayiyle ilgili değil, aynı zamanda geleceğe dair bir inanç mücadelesi. Bu şehirde, bütün zorluklara rağmen üretim yapmak, aslında umut üretmektir. İşte bu yüzden, sanayici bu ülkenin en sessiz ama en güçlü kahramanıdır. Bizim çağrımız net üretimden, istihdamdan, emekten yana olan herkes Diyarbakır’ın sanayicisinin yanında durmalı. Çünkü biz, yıkılmayan, yılmayan, üretmeye devam eden bir şehiriz.’’
OYAK, İSKEN Enerji’nin yüzde 100’üne sahip oldu
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:46 OYAK, İSKEN Enerji’nin yüzde 100’üne sahip oldu Almanya merkezli Steag Power GmbH’nin yüzde 51 hissesini satın alan OYAK, Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 3’ünü tek başına gerçekleştiren İSKEN’de tam kontrol sahibi oldu. Almanya merkezli Steag Power GmbH’nin yüzde 51 hissesini satın alan OYAK, İSKEN-Sugözü Enerji Santrali’nde tam kontrol sahibi oldu. 2025 yılının Temmuz ayında varılan mutabakatın ardından resmi imzalar, OYAK Enerji Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Yılmaz ve İSKEN Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Doğan’ın katılımıyla Madrid’de düzenlenen törende atıldı. Steag Power GmbH’nin yüzde 51 hissesini devretmesinin ardından İSKEN’in yanı sıra liman ve elleçleme faaliyetlerini yürüten şirket de tamamen OYAK’ın kontrolüne geçti. Enerji güvenliğini yalnızca bir yatırım alanı olarak değil, Türkiye’nin geleceğine karşı üstlenilmiş bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade eden OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, "Steag Power GmbH’nin yüzde 51 hissesini satın alarak İSKEN Enerji’de tam kontrolü sağlamamız bu konuya bakışımızın somut yansımasıdır. Türkiye’nin elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 3’ünü tek başına gerçekleştiren tesis, ülkemizin enerji arz güvenliğinde kritik bir rol üstleniyor. Bu stratejik adım, yalnızca bugünün değil, yarının enerjisini de güvence altına alma kararlılığımızın güçlü bir göstergesi" dedi. Şirketin enerji yatırımlarının Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle doğrudan örtüştüğünü vurgulayan Yalçıntaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Enerji, ekonomik bağımsızlığın ve sanayinin sürdürülebilirliğinin temel unsuru. Biz bu alanda sadece üretim kapasitemizi artırmayı değil, aynı zamanda çevresel ve teknolojik dönüşümü destekleyen, uzun vadeli bir değer zinciri oluşturmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin artan enerji talebine güvenilir, verimli ve çevreye duyarlı çözümlerle cevap vermeyi önceliklendiriyoruz." Türkiye’nin Akdeniz sahilindeki enerji üssü Yapılan açıklamaya göre, İskenderun Dörtyol sahilinde 1360 MW kurulu güç ile faaliyetlerini sürdüren İSKEN Enerji, yıllık 9 milyar kilovatsaat ortalama üretimi ile Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin yüzde 3’ünü tek başına gerçekleştiriyor. Şirketin santral sahasında ayrıca 27 MW gücünde güneş enerji santrali bulunuyor. Alt yüklenicilerle birlikte bin kişinin istihdam edildiği İSKEN Enerji, hem bölgenin hem de Türkiye’nin ekonomisine önemli katkılar sağlıyor.
İTO Başkanı Avdagiç’ten 2026’da "ithalat hedefi" koyma önerisi
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:41 İTO Başkanı Avdagiç’ten 2026’da "ithalat hedefi" koyma önerisi İTO Başkanı Şekib Avdagiç, "Dış ticaret açığını küçültmek zorundayız, büyütme lüksümüz yok. Burada sadece ithalat, ihracat rakamını takip ederek gerçekçi bir resim çizmemiz mümkün değil. 2026’ya geçerken Türkiye olarak ithalat hedefi de koymalıyız" dedi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, gazetecilere yaptığı açıklamada iş dünyasının gündemindeki konuları değerlendirdi. Avdagiç, mal ihracatındaki açığın 85-90 milyar dolar mertebesinde olmasını beklediklerini belirterek, "Bence en dikkat etmemiz gereken konu bu. Yani Türkiye’nin son 150 yıldır dış ticaret açığını kapatamaması. Başımıza ne geldiyse bundan dolayı geldi. Bizim ihracatımız, ithalatımızın 85 milyar dolar altında olduğu için ihracatımızı yüzde 10, ithalatımızı da yüzde 7 artırdığımız zaman mutlak değeri olarak ikisi de aynı artıyor" dedi. Avdagiç, mal dış ticareti açığının bir kısmının hizmet ihracatıyla kapatıldığını vurgulayarak, "Hizmet ihracatı bu sene bazı sektörlerdeki olumsuzluklara rağmen belli bir seviyede gidiyor. Cumhurbaşkanımızın 3 Ocak 2025’te mal ve hizmet ihracatı ile ilgili verdiği hedeflere ulaşacağız. Buradaki trende göre, olağanüstü dış konjoktürel bir durum olmazsa bu hedefe ulaşacağız" diye konuştu. "Dış ticaret açığını büyütme lüksümüz yok" Şekib Avdagiç, 2026’ya geçerken ihracatta olduğu gibi ithalatla ilgili de hedefler koyulması ve bunların takip edilmesi gerektiğini kaydetti. Avdagiç, şunları söyledi: "Dış ticaret açığını küçültmek zorundayız, büyütme lüksümüz yok. Burada sadece ithalat, ihracat rakamını takip ederek gerçekçi bir resim çizmemiz mümkün değil. 2026’ya geçerken Türkiye olarak ithalat hedefi de koymalıyız. Türkiye’nin ithalat ve ihracat rakamları hem mal hem de hizmet ticareti tarafında elbette çok yakın takip ediliyor. Ticaret Bakanımız Ömer Bolat her sunumunda mal ihracatını, mal ithalatını, hizmet ihracatını, hizmet ithalatını ortaya koyuyor. Bizim, ihracat için hedeflerimiz var ama ithalat için koyduğumuz bir hedef yok. İthal ettiğimiz ürünlerin bir kısmını nasıl yurt içinde üretiriz de ithalatımızı aşağıya doğru çekeriz, bu yaklaşımı önceleyen bir süreci gündeme getirmemiz gerekiyor. Mesela Türkiye plastik sektöründe senelerdir plastik hammaddesi konusunda bir yatırım yapamadı. Birçok çalışmalar, teşvikler var ama Türkiye’nin toplam plastik hammadde ihtiyacının yurt içindeki tedariki yüzde 15’in altına düştü." "Krediye ulaşma konusu, şu anda kredi maliyetinden de daha önemli bir konu" Avdagiç, İstanbul iş dünyasının amasız, fakatsız, lakinsiz enflasyonun düşürülmesi gerektiği konusunda mutabık olduğunu, ancak piyasa yansımaları konusunda beklentilerinin karşılanmasını talep ettiklerini söyledi. Avdagiç, bu beklentiler arasında en önemlisinin özellikle KOBİ’lere yönelik kredi tahsislerinin kredi kısıtlamaları dışında bırakılması olduğunu kaydetti. Bununla ilgili alınmış bazı kararlar olduğunu belirten Avdagiç, "Bankalar, bu çerçevenin kendilerini zorladığını ifade ederek KOBİ’lere yeterli kredi plase edemiyorlar. Krediye ulaşma konusu, şu anda kredi maliyetinden de daha önemli bir konu" dedi. Avdagiç, ikinci konunun da Merkez Bankası’nın referans faiziyle ticari kredi faiz arasındaki makas olduğunu kaydetti. Avdagiç, şöyle devam etti: "Bankalar, mevduatlarının yüzde 60’ını TL olarak bulundurma mecburiyetinden dolayı çok agresif bir şekilde TL mevduata hücum ediyorlar. Bu da TL mevduat toplarken bankaların maliyetini yükseltiyor. Bankalar da maliyet yükseldiği için kredi maliyetlerini otomatik olarak yükseltmek zorunda kalıyorlar. Dolayısıyla bu konu, şu anda sadece bankaların düzenleyebileceği bir konu değil. Neticede empati de yapmak lazım. Siz şu anda hala yüzde 47-48 ile mevduat topluyorsanız, bunu kaçla satacaksınız? Bu anlamda o oranların da gözden geçirilmesinde fayda var. Keskin ve sert kuralların hepsi bir arada olunca sistemde ciddi bir daralma ortaya çıkıyor." "Türkiye döviz bazında pahalı hale geldi" Avdagiç, "Almanya’da Anuga Gıda Fuarı’nda bakliyat ihracatçısı büyük bir firmamızla detaylı bir görüşme yaptık. ‘Ben, ihtiyacımın tamamını yurt içindeki üreticiden karşılayıp, işleyerek ihracat yapıyordum. Şu anda ihracatımın yüzde 80’ini, yurt dışından tedarik ettiğim ürünleri Türkiye’de işleyip paketleyerek gerçekleştiriyorum’ diyor. Bir katma değer muhakkak oluşuyor ama Türkiye, döviz bazında baktığınız zaman bu anlamda pahalı hale geldi. Dengeyi kaybetmememiz gerekiyor" diye konuştu. Avdagiç, gastronomi fiyatlarının aksine, İstanbul’daki otel fiyatlarının Avrupa ölçeğine göre hala çok ucuz olduğunu söyledi. Avdagiç, "Avrupa’da bir kasabadaki 3 yıldızlı otel fiyatına İstanbul’da 5 yıldızlı otelde kalabilirsiniz. Otel fiyatlarında hala bir toparlanma olmadı" ifadelerini kullandı. "2033’e kadar filosunu 813 uçağa çıkarma planlaması yapan THY, tabii ki Boeing’den uçak alacak" Türk Hava Yolları’nın Boeing ile yaptığı uçak satın alım anlaşmasına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Şekib Avdagiç, "Boeing yeni bir konu değil. Türk Hava Yolları’nın zaten şu anda Boeing’den ciddi bir siparişi var. 2033 yılına kadar filosunu 813 uçağa çıkarma planlaması yapan Türk Hava Yolları, tabii ki Boeing’den uçak alacak. Burada bir filoyu büyütme, bir de filoyu yenileme süreci var. Filonuzu büyütürken elinizdeki eski uçakları da elden çıkarıp, bunları yeni uçaklarla yenilemeniz gerekiyor. Üç sebepten dolayı hem yakıt tasarrufu hem yolcu memnuniyeti hem bakım maliyetinin azaltılması ve işletme maliyetlerinin düşürülmesinden dolayı filonuzu yeniliyorsunuz. Çünkü önemli rakipleriniz var. Avrupa’da ilk defa geçen sene toplam uçuşların içindeki low-cost’ların payı yüzde 50’yi geçti. Bütün bunların içinde Türk Hava Yolları bu kadar başarılı bir ivme yakalayıp büyürken bu tartışmaların haklı hiçbir tarafı olamaz" dedi. Avdagiç, Boeing’in Türkiye’den daha fazla parça satın almasının mümkün olup olmadığına yönelik bir soruya şu yanıtı verdi: "Boeing, Türkiye’den belli oranlarda parça alıyor. TUSAŞ bu konuda ciddi şekilde hem Boeing’in hem Airbus’un tedarikçisi. Bunun dışında Türkiye’den alım yaptığı başka özel sektör firmaları da var. Bunların sayısını artırmamız lazım. Boeing’in de Airbus’ın da yazılı olmayan bir kuralı vardır. Parça alma konusunda sertifiye olmuş, mertebe olarak da 100 milyon dolarlık büyüklüğü olan şirketlerle çalışmayı tercih ediyorlar. Bu süzgeci koyduğumuz zaman bizim çok değil, bir elin parmağı kadar az sayıda firmamız var. Yani biraz özeleştiri yapmamız lazım. Bizim bu alanda yetkin firma sayımızı artırmamız gerekiyor. Boeing’de ve Airbus’ta problem aramaktan ziyade, kapasite artışı ve sertifikasyon ile yetkin firma oluşturma konusundaki gayretimizi artırmamız lazım." "ABD ile dengeyi sağlamak için elimize koz geçti" Avdagiç, ABD ile yapılan LNG satın alım anlaşması yapılması konusunda da şunları söyledi: "Türkiye, halihazırda bir LNG ithalatçısı. Mevcut bir yerden LNG alacağız, bir de Amerika’dan alacak değiliz ki. Biz bunu ‘replace’ ediyoruz, yani yerine koyuyoruz. Değişen dünya dengelerine bağlı olarak enerji tedarik kaynaklarımızı çeşitlendiriyoruz. Ben pozitif gözle bakıyorum. Boeing, zaten paketin içinde olan, ‘loop’un (döngünün) içinde olan bir alım. LNG, burada yeni bir şey. ABD ile çok hızlı bir şekilde dengeyi sağlamak için bizim elimize bir koz geçti. Ben, Amerikan makamlarının bize uyguladıkları birtakım vergilerle ilgili daha avantajlı bir statü kazanmamız için elimize bir koz geçtiğini düşünüyorum. Trump, şu anda ticaret dengesi Amerika’nın aleyhine olanlara, çok ciddi vergi oranları koyuyor. Hızlıca bir iyileşme ve geri çekim olmasını bekliyoruz. Bu konuda Ticaret Bakanlığımız da çalışıyor. Dolayısıyla ben bunu ABD ile ticaretimizi büyütme konusunda bir fırsat olarak görüyorum. Tabii çok çalışmamız lazım. Kimse altın tabakta ben size satıyorum, ben de sizden alacağım demiyor. Ama bir fırsat penceresi açıldığını düşünüyorum." "Bütün yorumlar Almanya’ya ne kadar Togg gelirse satılacağı yönünde" Son dönemde Almanya’ya birkaç ziyaret yaptığını belirten Avdagiç, Togg’un Almanya’da çok ciddi bir imaj oluşturduğunu kaydetti. Avdagiç, şöyle devam etti: "Yorumlarda subjektif davranabilirsiniz ama Togg’un aldığı 5 yıldız çok objektif bir kriterdir. Togg, müthiş dayanıklı bir otomobil. Hani Volvo’nun bir imajı vardır ya, emin olun Togg onun üstünde. Şu anda Togg ile ilgili bir pozitif algı oluştu. Dolayısıyla Togg, Almanya’da herkesin öngördüğünün ötesinde büyük bir heyecanla bekleniyor. Bütün yorumlar Almanya’ya ne kadar Togg gelirse satılacağı yönünde. Bu konuda konuştuğum herkesten aldığım yorumlar bu istikamette."
Modifiye traktörler Bursa Tarım Fuarı’nın ilgi odağı oldu
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:40 Modifiye traktörler Bursa Tarım Fuarı’nın ilgi odağı oldu Bursa’da düzenlenen Bursa Tarım Fuarı’nda sergilenen fiyatları 1,5 milyon ila 6 milyon arasında değişen modifiye traktörler, çiftçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Bursa Tarım Fuarı Bursa Fuar Merkezi’nde açıldı. Teknolojik ürünler, tarım makine ve ekipmanları, drone, yapay zeka ürünleri, ilaçlama aparatları, biçerdöverler ve traktörlerin sergilendiği fuar, büyük bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Fiyatları 750 bin ile 9 milyon lira arasında değişen traktörlerin bulunduğu fuarda, Konya ve Sivaslı çiftçilerin modifiye traktörleri ilgi odağı oldu. Çiftçilerin yakından incelediği bazılarının "Bunları tarlaya çamura toprağa nasıl sokacaksın yazık" diyerek ilgiyle izlediği modifiye traktörler, 1,5 ila 6 milyon lira arasında değişen fiyatlarıyla dikkati çekti. Türkiye’de benzeri yok Konyalı 17 yaşındaki çiftçi Serdar Koçin, küçüklüğünden bu yana tarımın içinde olduğunu belirterek, ailesiyle buğday, arpa, kimyon, anason ve nohut ürettiklerini anlattı. Gençlerin şehre gitmeyi arzulamasını anlamadığını belirten Koçin, şöyle konuştu: "Ben toprakla, tarımla, üretimle uğraşmayı, traktörle tarla işlemeyi, kırsalı, köyü çok seviyorum. Herkes otomobiline modifiye yaptırıyor ben de traktörüme uygulamak istedim. Çift krom egzoz ekledim. Normalde rengi kırmızıydı ben karbon yaptım siyaha renge dönüştürdüm. Güçlendirilmiş motor var. 200 bin liradan fazla harcadım. Türkiye’de benzeri yok. Bana göre 6 milyon lira değeri var ama traktörümden bu paraya ayrılır mıyım bilmiyorum." Sivaslı çiftçinin Pikachu tasarımlı traktörü Sivaslı çiftçi Soner Cengi ise pancar ve ayçiçeği ürettiğini anlatarak, "Modifiye traktörümde birçok özellik bulunuyor. Çift tepe lambası, çakarlı led, iç özel aydınlatma, hava kompresörü, yangın tüpleri, hırsızlara karşı özel koruma sistemi, egzozdan alev atmayı sağlayan LPG tankı gibi birçok ilave var. 1,5 milyon lira fiyat biçtim traktörüme" dedi. Sivas’tan gelen çiftçi Nihat Kaya ise şeker pancarı ürettiğini ifade ederek, "2021 model traktörüm. Sivas’ta pancar hasadı sürüyor. Pancar sökümü yapıp fuara geldim. Rengi kırmızıydı modifiye traktörümün sarı yaptık ve pikachu resimleriyle donattık. Pikachu tasarımlı modifiye uyguladık. Çocuklar da çok sevdi bu traktörü. Otomatik dümenleme sistemi, ses sistemi ve diğer ilave özelliklerle 1,5 milyon liralık bir traktör oldu" diye konuştu. AgroGreen Bursa Tarım Fuarı, 11 Ekim’e kadar gezilebilecek.
Tescilli Kuytucak narında hasat başladı
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:35 Tescilli Kuytucak narında hasat başladı Adana’nın Kozan ilçesinde 900 rakımda yetişen ve lezzeti tescillenen Kuytucak narında hasat başladı. Bu yıl nisan ayında yaşanan don olayı nedeniyle rekolteni ciddi oranda düştüğü ifade edildi. Kozan’ın Kuytucak ve Karanebili Mahalleleri’nde yetişen, ince kabuğu, iri taneleri ve kendine has aromasıyla bilinen Kuytucak narı, 3 yıl önce coğrafi işaret alarak bölgenin tescilli ürünleri arasında yer aldı. Bu yıl yaklaşık 10 gün sürecek hasat, zorlu yamaçlardaki bahçelerde başladı. Geçen yıl dalında 20 TL’den alıcı bulan nar, bu yıl 70-80 TL arasında satıldı. Nisan ayında yaşanan zirai don nedeniyle rekolte kaybı yaşanmasından kaynaklı hasadın bahçelerde kısa sürdüğü ifade edildi. Ata topraklarından geleceğe taşınan Kuytucak narında geçen yıl 15 ton ürün alınan bahçelerde bu sezon ancak yarım ton civarında hasat edilmesi kaybı gözler önüne serdi. Karanebili Mahallesi’nden Ali Ağluç, köyde yalnızca nar değil, birçok üründe de rekolte kaybı yaşandığını söyledi. Ağluç, "Bu yıl tadımlık kadar az ürün var. Hasat başlar başlamaz bitecek gibi. Her yıl 15 ton verim aldığımız bahçede bu yıl 500 kilo zor toplarız. Geçen yıl 20-25 TL’den sattığımız nar bu yıl 5 katına çıksa da ürün yok. Kuytucak narı ince kabuklu, aromalı ve tatlı olduğu için tescillendi. Savruk suyunun ve doğal kar sularının beslediği bu narlar, bu yıl nisan ayındaki don nedeniyle yandı. Bu yıl incir, kiraz, ceviz ve pelit bölgemizde hiç yok. Zeytinde ise yüzde 50 rekolte kaybı var" dedi.
Şanlıurfa’da pamuk koruma altında
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:33 Şanlıurfa’da pamuk koruma altında Şanlıurfa’nın en önemli tarım ürünlerinden biri olan pamuğun kalitesinin ve verimliliğinin korunması amacıyla Şanlıurfa Valiliği tarafından 22 maddelik genel emir yayınladı. Pamuğun Türkiye’deki üretim lideri olan Şanlıurfa’da kalitenin korunması ve verimliliğin arttırılması amacıyla 22 maddelik genel emir yayımlandı. Genel emir, pamuk toplama makinaları ile yapılan hasatta tarladaki pamuğun zamanında, en az ürün ve kalite kaybı ile tekniğine uygun olarak hasat edilmesini sağlamak ve çırçırlama, depolama işlemleri kapsamında çırçır ve prese fabrikalarında usulüne uygun iş, işlemlerin yerine getirilmesini temin ederek ürün kaybını önlemek amacıyla yayınlandı. Genel Emir ile ilgili bir değerlendirmede bulunan Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, "Bu önemli stratejik ürünün değer kaybına uğramadan, kalitesini kaybetmeden satışa sunulması büyük önem taşıyor. Bunun için de kaliteyi koruma ve denetim komisyonlarını en hızlı şekilde oluşturarak kontrol ve denetimle yükümlü olan bütün kuruluşlarımız en yüksek sayıda denetim personeli ile bugünden itibaren sahaya çıkarak denetimlerine başlayacaklar. Genel Emir çerçevesinde uygulayıcı bütün kuruluşlarımız bu hassasiyetle hareket ederek, yapılacak çalışma ve denetimler bizzat benim ve ilgili kurum yöneticilerinin yakın takibinde olacak. Genel Emir kararının üreticilerimize ve bütün pamuk sektörüne hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Vali Şıldak ayrıca kaymakamlıklar ve belediyeler tarafından üreticilere duyurulacak olan Genel Emir’de belirlenen kuralların oluşturulacak denetim ekipleriyle eksiksiz ve tavizsiz bir şekilde denetleneceğini, tespit edilen aykırılıklara müdahale edilerek idari yaptırım uygulanacağını da sözlerine ekledi.
Bafra Ovası’nda 100 bin dekarlık alanda kışlık sebze ekimi başladı
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:14 Bafra Ovası’nda 100 bin dekarlık alanda kışlık sebze ekimi başladı Samsun’un Bafra Ovası’nda yazlık sebze sezonunun tamamlanmasının ardından, yaklaşık 100 bin dekarlık alanda kışlık sebze ekimi gerçekleştirildi. Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, karnabahardan ıspanağa kadar birçok ürünün toprakla buluştuğunu belirterek, üretimin denetim altında ve bilinçli şekilde sürdüğünü ifade etti. Bafra Ovası’nda yazlık sebze hasadının sona erdiğini söyleyen Tosuner, "2025 sezonu yazlık sebzede bitiyor. Çeltik hariç ürünlerimizde sezon tamamlandı. Şimdi ikinci kuşakta arpa, buğday ekimi devam ediyor. Aynı zamanda yaklaşık 100 bin dekar alanda kışlık sebze ekimi yapılıyor" dedi. Karnabahardan marula, tarlalardan sofralara Kışlık sebze üretimi kapsamında, karnabahar, brokoli, beyaz lahana, ıspanak, marul ve pırasa gibi ürünler tarlalara ekildi. Tosuner, gübre kullanımının da bilinçli yapıldığını vurgulayarak, "Kalite ve lezzeti bozulmadan üretim yapıyoruz. Her şey denetim altında," ifadelerini kullandı. Ocak 2026’dan itibaren makul fiyatlarla pazarda Tosuner, kışlık sebzelerin 2026 yılı Ocak ayından itibaren daha makul fiyatlarla ve günlük taze olarak pazarlarda yerini alacağını belirterek, "Bugün tarladan toplanan ürün, akşam sevk edilip sabah İstanbul, Ankara, Van, Diyarbakır gibi illerdeki hallere ulaşıyor" şeklinde konuştu. İhracat da devam ediyor Bafra Ovası’nda yetiştirilen ürünlerin sadece iç pazarda değil, Gürcistan ve Ukrayna gibi ülkelere de ihraç edildiğini belirten Tosuner, "Biz üretim bölgesiyiz. Üretiyoruz, üretiyoruz, üretiyoruz" sözleriyle Bafra’nın tarım potansiyeline dikkat çekti.