EKONOMİ
19 Mayıs 2026 Salı - 16:10 Dünya ev tekstili sektörü HOMETEX’te buluştu Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı ev tekstili organizasyonları arasında yer alan HOMETEX 2026 Ev Tekstili Fuarı, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TETSİAD) ev sahipliğinde, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenen fuarın açılışı Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, protokol üyeleriyle ve sektör temsilcileriyle birlikte gerçekleştirildi. 11 holde yaklaşık 200 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen fuarda, 600’e yakın firma ürünlerini ve yeni koleksiyonlarını sergiliyor. Fuar kapsamında yüzlerce yabancı firma temsilcisi yeni ticaret bağlantıları için HOMETEX’i ziyaret ederken, alım heyeti kapsamında da 45 ülkeden gelen 250’ye yakın iş insanı Türk firmalarıyla iş görüşmeleri gerçekleştiriyor. Bolat: "Türkiye fuarcılıkta küresel merkez haline geldi" Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, fuarın açılışında yaptığı konuşmada, HOMETEX’in 33 yıllık geçmişiyle dünyanın önde gelen uluslararası fuar organizasyonlarından biri olduğunu söyledi. Türkiye’nin artık fuarcılıkta ve uluslararası ticarette güçlü merkezlerden biri haline geldiğini belirten Bolat, "Geçmişte sektör Frankfurt’a giderdi. Bugün Türkiye uluslararası ticaretin ve fuarcılığın merkezlerinden biri haline geldi. HOMETEX de bu başarının en güzel örneklerinden biri olarak kayda geçecektir. TETSİAD’ı ve KFA Fuarcılık firmamızı bu önemli organizasyon için kutluyorum" dedi. Bakan Bolat, tekstil ve konfeksiyon sektörünün Türkiye ekonomisi için stratejik değer taşıdığını vurgulayarak, Türkiye’nin bu alanda 211 ülkeye ihracat yaptığını kaydetti. Türkiye’nin tekstil ve konfeksiyon ihracatında dünyada 7’nci, Avrupa Birliği’nde ise 3’üncü sırada yer aldığını ifade eden Bolat, "Ev tekstilinde Türkiye Avrupa birincisi, dünyada 5’inci konumdadır" diye konuştu. "Müşterilerin ilk adresi türkiye" Bakan Bolat, HOMETEX’in prestijli fuar kapsamına alındığını ve firma başına destek miktarının yükseltildiğini bildirdi. Ticaret Bakanlığı’nın alım heyetleri, UR-GE projeleri, fuar destekleri, marka programları ve tanıtım destekleriyle sektörün yanında olduğunu dile getiren Bolat, küresel ticarette yaşanan zorluklara rağmen Türkiye’nin üretim, tedarik ve lojistik gücüyle öne çıktığını söyledi. Ömer Bolat, "Kriz dönemlerinde uluslararası müşterilerin ilk döndüğü adres yine Türkiye oluyor" değerlendirmesinde bulundu. Şahinler: "HOMETEX sektörümüzün dünyaya verdiği güçlü mesajdır" TETSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şahinler, HOMETEX’in Türk ev tekstili sektörünün üretim kapasitesini, tasarım vizyonunu, ihracat gücünü ve küresel rekabet yetkinliğini dünyaya gösterdiğini söyledi. Şahinler, "HOMETEX sektörümüzün dünyaya verdiği güçlü bir mesaj haline gelmiştir. Yakın coğrafyamızdaki savaşlara ve küresel ekonomideki kırılmalara rağmen fuarımız katılım gücünü korumuştur" dedi. Bu yıl fuarın 11 holde, yaklaşık 200 bin metrekarelik alanda, 600’e yakın katılımcı firmayla düzenlendiğini belirten Şahinler, 45 ülkeden 250’den fazla iş insanının alım heyeti kapsamında firmalarla buluşturulduğunu ifade etti. Şahinler, ev tekstili sektörünün geleceğinde dijitalleşme, yapay zeka, sürdürülebilirlik ve tasarım odaklı üretimin belirleyici olacağını kaydetti. TETSİAD’ın bu doğrultuda HomeTex.org platformunu hayata geçirdiğini aktaran Şahinler, "HomeTex.org ile üreticileri, markaları, tasarımcıları ve global alıcıları aynı dijital ekosistemde buluşturmayı hedefliyoruz." ifadelerini kullandı. Şahinler, platformun firmalara kendilerini dünyaya tanıtma ve profesyonel alıcılarla 7/24 iletişim kurma imkanı sağlayacağını belirtti. TETSİAD Başkanı Şahinler ayrıca ev tekstil sektörüne destekleri için de Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’a teşekkür etti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, HOMETEX’in Türkiye’de fuarcılık kültürünün gelişmesine önemli katkılar sunan köklü organizasyonlardan biri olduğunu söyledi. İbrahim Burkay, tekstil ve konfeksiyon sektörünün 30 milyar dolara yaklaşan ihracatıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif alanları arasında yer aldığını belirtti. Türkiye’nin son yıllarda üretim, ihracat ve teknoloji alanlarında önemli hamleler gerçekleştirdiğini ifade eden Burkay, özel sektörün bu dönüşümde güçlü bir sorumluluk üstlendiğini kaydetti. Aynı zamanda KFA Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı da olan İbrahim Burkay, Türkiye’nin ev tekstilinde trendlerin belirlendiği önemli merkezlerden biri haline geldiğini vurgulayarak, "Ev tekstili sektörümüz 3 milyar doların üzerindeki ihracatıyla tekstil ve konfeksiyonun en güçlü ürün gruplarından birini oluşturuyor. HOMETEX’te firmalarımız yeni koleksiyonlarını dünyanın dört bir yanından gelen alıcılarla buluşturuyor. Bu fuar, sektörümüzün tasarım kabiliyetini, üretim kalitesini ve ihracat vizyonunu dünyaya gösteren güçlü bir vitrindir" diye konuştu. KFA Fuarcılık’ın HOMETEX başta olmak üzere uluslararası ölçekte önemli organizasyonlara imza attığını belirten Burkay, Ticaret Bakanlığı’nın prestijli fuar desteklerinin sektör açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Başkan Burkay, Bakanlık destekleriyle gerçekleştirilen alım heyetlerinin sektöre yeni ticaret kapıları açtığını belirterek, "600’e yakın firmamızın katıldığı bu organizasyonun üretimimize, ihracatımıza ve ülke ekonomimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Destekleri için Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat’a ve bakanlık bürokratlarımıza teşekkürlerimizi sunuyorum" dedi. "Türkiye kalite ve katma değerde farkını ortaya koyuyor" İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Öksüz, Türkiye’nin dünya ev tekstili ihracatında 5’inci sırada yer aldığını, Avrupa’nın ise en büyük ev tekstili üreticisi konumunda bulunduğunu söyledi. Öksüz, Avrupa’nın dünya genelinden yaptığı ithalatta ortalama birim fiyatın 6,2 euro seviyesinde olduğunu, Türkiye’den yaptığı ithalatta ise bu rakamın 9,7 euroya ulaştığını belirtti. Öksüz, "Bu tablo Türkiye’nin kalite, katma değer ve rekabet üstünlüğünü açık şekilde ortaya koyuyor" dedi. Küresel talep daralması ve maliyet artışlarına rağmen sektörün üretmeye, istihdam sağlamaya ve dünya pazarlarındaki güçlü duruşunu korumaya devam ettiğini ifade eden Öksüz, Ticaret Bakanlığı destekleriyle düzenlenen alım heyetlerinin sektör için önemli fırsatlar oluşturduğunu söyledi. "Tekstil Türkiye ekonomisinin temel direklerinden biri" İstanbul Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Mehmet Develioğlu, HOMETEX’in 33 yıldır sektörün en önemli buluşma noktalarından biri olduğunu söyledi. Develioğlu, tekstil sektörünü Türkiye’nin dünyaya açılan en güçlü kapılarından biri olarak nitelendirdi. Sektörün maliyet baskıları, kur dengesi ve enerji giderleri gibi zorluklarla karşı karşıya bulunduğunu belirten Develioğlu, "Tekstil ve hazır giyim sektörümüz yüksek istihdam kapasitesi ve ihracat gücüyle Türkiye ekonomisinin temel direklerinden biri olmaya devam ediyor" dedi. Develioğlu, HOMETEX’in sektörün küresel rekabet gücünü ortaya koyduğunu belirterek, fuarın katılımcı firmalar için verimli geçmesini diledi. Konuşmaların ardından Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve protokol üyeleri fuarın açılış kurdelesini kesti. Protokol üyeleri daha sonra fuarda stant açan firmaların stantlarını gezdi.
19 Mayıs 2026 Salı - 15:45 Ata tohumu Karaköy salatalığında hasat başladı Adana’nın İmamoğlu ilçesinde atalık tohumla yetiştirilen ve geçmişte adına festivaller düzenlenen Karaköy salatalığında hasat başladı. Lezzeti ve aromasıyla bilinen salatalık, üreticiler tarafından Türk bayraklı çadırlarda Adana-Kozan kara yolunda hem milli birlikteliği yaşatıyor hem de doğrudan tüketiciye ulaştırılıyor. İmamoğlu ilçesinde yaklaşık 200 dönüm alanda üretimi yapılan Karaköy salatalığı, ocak ayında toprakla buluşuyor, mart ayında hasadı başlıyor ve haziran ayına kadar sürüyor. Bölge halkının yoğun ilgi gösterdiği salatalık, tarlada 10 liradan alıcı bulurken pazarda ve tezgahlarda 30-40 liraya kadar satılıyor. Üreticilerden Şemra Şimşek, Karaköy salatalığının geçmişte festivallere konu olduğunu belirterek, üretimin atalarından miras kaldığını söyledi. Şimşek, "Atalarımızdan kalan bir meslek bu. Ocak ayında seralara ekiyoruz. Çocuğumuz gibi bakıyoruz. Güneş çıktığında açacaksın, yağmur yağdığında çiğ değdirmeyeceksin. Bu bizim atalarımızın yerli salatalığı. Dolapta 15 gün hiçbir şey olmadan dayanır. İnsanlar serayı görerek gelip çamurlu haliyle alıyor" dedi. Tarlada ürünün 10 liradan satıldığını ifade eden Şimşek, "Tezgahta şu an 30 liraya satıyoruz. Tezgahta sattığımız ürünle işçinin parasını çıkarıyoruz. Bu yıl yağışlardan dolayı rekolte düşük. Eskiden adına festivaller yapılırdı. Belediye başkanları gelir, en lezzetli salatalığı yetiştirene çeyrek altın verilirdi" diye konuştu.
19 Mayıs 2026 Salı - 15:44 Kamuda "eşit işe eşit ücret" talebi ALKON Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Uçar, kamuda aynı işi yapmalarına rağmen statü farkı nedeniyle işçi ve memur arasında oluşan maaş uçurumuna tepki gösterdi. Adalet ve Liyakat Konfederasyonu (ALKON) Genel Başkan Yardımcısı ve Demokrat Büro Çalışanları Sendikası (Debsen) Teşkilat Sekreteri Yusuf Uçar, kamuda görev yapan personeller arasındaki ücret adaletsizliğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Devlet kurumlarında güvenlik görevlisi başta olmak üzere birçok unvanda statü farkından kaynaklı maaş uçurumları oluştuğunu ifade eden Yusuf Uçar, "Statüleri ne olursa olsun personellerimiz aynı nizamiyede beklemekte, aynı devriyeyi atmakta ve aynı risklere göğüs germektedir. Ancak bugün gelinen noktada, işçi statüsündeki personel ile memur statüsündeki personel arasında uçurum boyutuna ulaşan bir maaş dengesizliği ortaya çıkmıştır. Aynı kulübede nöbet tutan, aynı riski paylaşan çalışanlar arasında oluşturulan bu makas, çalışma barışını kökünden zedelemektedir" dedi. Sendika ve konfederasyon olarak duruşlarının net olduğunu belirten Uçar, amaçlarının işçi maaşlarının düşürülmesi olmadığını, aksine tüm emekçilerin refah içinde yaşamasını savunduklarını söyledi. Ancak üniversite mezunu, 657 sayılı kanuna tabi devlet memurlarının haklarının geride kaldığına dikkat çeken Uçar, "’Eşit işe eşit ücret’ anayasal bir ilkedir. İşçi personelin maaşlarının; yıllarca dirsek çürütmüş, üniversite mezunu olmuş devlet memuru olan güvenlik personelinden fersah fersah yüksek olması kabul edilemez. Bu durum memurumuzun çalışma motivasyonunu ve devlete olan aidiyet duygusunu yok etmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Maaşlar ivedilikle iyileştirilmelidir" Destek personeli, iklimlendirme personeli, itfaiye, sağlık hizmetleri, büro yönetimi, teknik hizmetler (tekniker/teknisyen) ve ulaştırma gibi teknik ve idari birimlerde çalışan sözleşmeli ve kadrolu personellerin de aynı sistemin mağduru olduğunu söyleyen Uçar, unvan ve statülerin emeği değersizleştirme aracı olarak kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi. Yetkili mercilere çağrıda bulunan Yusuf Uçar, çözüm önerilerini şu maddelerle sıraladı: "Maaşlar ivedilikle iyileştirilmelidir. Memur statüsündeki güvenlik ve destek personelinin maaşları, yapılan işin niteliği, riski ve sorumluluğu göz önüne alınarak derhal yukarı çekilmelidir. Tazminat ve ek ödemeler tanımlanmalıdır. Aradaki bu derin ücret farkı, ek ödemeler veya acilen yürürlüğe sokulacak güvenlik ve destek hizmetleri tazminatı gibi düzenlemelerle telafi edilmelidir. Eğitim ve liyakat ödüllendirilmelidir. Eğitimi ve niteliğiyle öne çıkan memurun emeğini değersizleştiren bu çarpık sisteme son verilmelidir. İmtiyaz değil, adalet istiyoruz. Bizler kimseden bir imtiyaz ya da lütuf beklemiyoruz; bizler yalnızca adalet istiyoruz. Memurumuzun cebindeki yangın sönene ve emeğinin tam karşılığı verilene kadar meydanlarda, masalarda ve her platformda mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz."
Murzioğlu’ndan KOSGEB programına başvuru çağrısı
03 Ekim 2025 Cuma - 15:55 Murzioğlu’ndan KOSGEB programına başvuru çağrısı Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, KOSGEB Girişimci Destek Programı İş Geliştirme Desteği 3. dönem başvuruları başladığını belirterek, şartlara uyan KOBİ’lerin 1.5 milyon TL üst limit destek verilen programdan yararlanmaya davet etti. Samsun TSO Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, "KOSGEB Girişimcilerini Seçiyor" mottosuyla 2024’te güncellenen "Girişimci Destek Programı İş Geliştirme Desteği"nde, resmen başlayan 2025 yılı 3’üncü dönem başvuru süreci hakkında açıklamada bulundu. Başkan Murzioğlu, 31 Ekim tarihine kadar devam edecek başvurular sonrasında şartları uyan KOBİ’lere 1.5 milyon TL’ye kadar destek sağlanacağını duyurdu. Program büyük ilgi gördü Destek programıyla girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirmeleri ve mevcut işletmelerini büyütmelerinin hedeflendiğini kaydeden Murzioğlu, "Bu programın 2025 yılının ilk iki döneminde büyük bir ilgi gördüğünü biliyoruz. Girişimci Destek Programı İş Geliştirme Desteği, girişimcilere; 1.5 milyon TL üst limit dahilinde yüzde 80 destek oranıyla geri ödemeli finansman sağlıyor. Girişimcinin genç, kadın, engelli, gazi veya birinci dereceden şehit yakını olması durumunda destek üst limiti 150 bin TL daha artırılıyor. Destek kapsamında, işletmelerin personel giderleri, makine-teçhizat ve kalıp giderleri, yazılım giderleri ve hizmet alımı giderleri karşılanıyor" dedi. Başvurulan 31 Ekim tarihinde sona erecek Açıklamasında desteklenecek sektörler ve değerlendirme süreci hakkında da bilgi veren Murzioğlu, programdan; ‘imalat’, ‘telekomünikasyon’, ‘bilgisayar programlama, danışmanlık ve ilgili faaliyetler’, ‘bilişim alt yapısı, veri işleme, barındırma ve diğer bilgi hizmeti faaliyetleri’ ile ‘bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetleri’ sektörlerinde faaliyet gösteren işletmelerin faydalanabileceğini söyledi. Başvuruların, sektörlere göre belirlenen kurullarda KOSGEB personeli, öğretim elemanları ve bağımsız sektör temsilcileri tarafından değerlendirileceğini belirten Murzioğlu, "Değerlendirme sonucunda ülke genelinde ilk 1000 ve kendi ilinde ilk altıya giren başvurular jüri değerlendirmesine alınıyor. Jüri ve kurul değerlendirmeleri sonucunda oluşan puanların ortalamasıyla yapılan sıralamada, ülke genelinde ilk 500 ve kendi ilinde ilk üçe giren projeler desteklenmeye hak kazanıyor. 2025 yılı 3’üncü dönem başvuruları, 31 Ekim 2025 tarihinde sona erecek. Geri ödemeli destekler için faiz veya komisyon uygulanmayacak olup, geri ödemeler 36 aylık program süresi sonunda başlayacak. Şartlara uyan üyelerimizi programa başvurmalarını bekliyoruz. Girişimcilerimizin bu fırsattan en iyi şekilde yararlanacağına inanıyorum" diye konuştu.
"Pandemiden sonra teknoloji girişimlerine yapılan yatırımlar yıllık 1 milyar doların üzerine çıktı"
03 Ekim 2025 Cuma - 15:52 "Pandemiden sonra teknoloji girişimlerine yapılan yatırımlar yıllık 1 milyar doların üzerine çıktı" Son yıllarda Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin hızla geliştiğini ifade eden Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, "Her şeyden önce erken aşama girişim yatırımlarında ciddi bir artış söz konusu. 2010-2019 yılları arasında erken aşama teknoloji girişimlerine yapılan yatırımlar yıllık ortalama 100 milyon dolar civarındayken, pandemiden sonra bu rakam 1 milyar doların üzerine çıktı" dedi. Dünyanın prestijli girişimcilik platformlarından Slush, ilk kez İstanbul’da Slush’D etkinliğini gerçekleştirdi. Etkinlik, yerel girişimlerle küresel yatırımcıları buluşturarak Türkiye girişimcilik ekosisteminin uluslararası görünürlüğünü artırdı. Düzenlenen etkinliğe Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, konuşmacı olarak katıldı. Daha önce Slush’ın Helsinki’deki etkinliklerine de katıldıklarını ifade eden Dağlıoğlu, bu organizasyonun İstanbul’da girişimcileri bir araya getirmesinden memnuniyet duyduklarını söyledi. "Türkiye’de gençler geliştirdikleri ürün ve projelerle yeteneklerini ortaya koyuyor" Türkiye’nin teknolojik gelişmelerini ve inovasyonlarını yakından takip ettiğini belirten Dağlıoğlu, "Türkiye, nüfusu itibarıyla büyük bir ülke. Bu da yeni bir ürün veya hizmeti piyasaya sunmak için çok elverişli bir ortam sağlıyor. Şirketler, ürünlerini gelişmiş bir pazarda test edebiliyor. Türkiye, dijitalleşme ve teknolojiye ilişkin uluslararası endekslerde her zaman üst sıralarda yer alıyor. Ülkemizde güçlü bir bankacılık sektörü ve sağlam bir dijital altyapı mevcut. Bu da birçok teknoloji şirketinin burada büyümesine olanak tanıyor. Türkiye’de gençler geliştirdikleri ürün ve projelerle yeteneklerini ortaya koyuyor. 10-15 yıl öncesiyle kıyaslandığında Türkiye’de bu alanda büyük bir dönüşüm yaşandı. Geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye gelen büyük teknoloji markalarını gördük. Bu, bence en önemli gelişmelerden biri. Ancak Türkiye’de daha fazla teknoloji şirketini görmek istiyoruz" şeklinde konuştu. "Teknoloji girişimlerine yapılan yatırımlar 1 milyar doların üzerine çıktı" Son yıllarda Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin hızla geliştiğini ifade eden Dağlıoğlu, "Her şeyden önce erken aşama girişim yatırımlarında ciddi bir artış söz konusu. 2010-2019 yılları arasında erken aşama teknoloji girişimlerine yapılan yatırımlar yıllık ortalama 100 milyon dolar civarındayken, pandemiden sonra bu rakam 1 milyar doların üzerine çıktı. Bu büyük değişimi anlayabilmek için ekosistemin tüm paydaşlarına da dikkatle bakmak gerekiyor. 10-15 yıl önce hızlandırıcı programlar, kuluçka merkezleri, melek yatırım ağları ve risk sermayesi fonlarının sayısı oldukça sınırlıydı. Bugün ise bu aktörleri tek bir grafikte bile göstermek zor. Yani artık devasa bir girişimcilik ekosistemimiz var" ifadelerini kullandı. "Teknoloji ve bilişim bölümlerine gençler yoğun ilgi gösteriyor" Türkiye’deki teknoloji girişimlerine yapılan yatırımların artmasının cesaret verici olduğunu vurgulayan Dağlıoğlu, "Tüm bu yatırımlar, Türkiye’nin imalat, hizmet, Ar-Ge ve lojistik gibi alanlarda bölgesel bir merkez haline geldiğini gösteriyor. Aynı şekilde start-up ekosistemi açısından da Türkiye, bölgesel bir merkez konumuna ulaştı. Bu başarıda tüm paydaşlarımızın önemli katkısı var. Ülkedeki kamu ve özel üniversitelerdeki teknoloji ve bilişim bölümlerine gençler yoğun ilgi gösteriyor. Bunun girişimcilik kültürünün gelişmesi açısından da önemli bir rol oynuyor" dedi.
DSO Sanayi Yönetişim Masası ’Pınarkent’ gündemiyle toplandı
03 Ekim 2025 Cuma - 14:38 DSO Sanayi Yönetişim Masası ’Pınarkent’ gündemiyle toplandı Denizli Sanayi Odası (DSO) ve Denizli Büyükşehir Belediyesi (DBB) iş birliğiyle oluşturulan Sanayi Yönetişim Masası, Pınarkent bölgesinde faaliyetlerini sürdüren sanayicilerle bir araya geldi. Yaklaşık 20 sanayicinin katıldığı toplantıda firmaların yaşadığı altyapı, ulaşım, enerji ve çevre sorunları bütün yönleriyle ele alınarak çözüm önerileri geliştirildi. Denizli Sanayi Odası ve Denizli Büyükşehir Belediyesi (DBB) arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında oluşturulan DSO-DBB Sanayi Yönetişim Masasının ilk toplantısında alınan kararlar doğrultusunda DSO üyeleriyle toplantılar başladı. Denizli Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde, Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu’nun öncülüğünde gerçekleştirilen Pınarkent Bölgesi Sanayicilerle İstişare Toplantısına DSO Meclisi ve Masa Danışma Kurulu Üyesi Yavuz Perçin ve Genel Sekreter Dr. Sezgi Akbaş katılırken, DBB adına Fen İşleri Daire Başkanı Nuriye Çevni ve Ulaşım Daire Başkanı Cem Bağcı; DESKİ adına İçme Suyu ve Kullanma Suyu Daire Başkanı Tuncay Koca ve Yatırım ve İnşaat Daire Başkanı Engin Demirci katıldı. Yaklaşık 20 sanayicinin görüşlerini paylaştığı toplantıda, OSB dışında faaliyet gösteren firmaların altyapı, ulaşım, enerji ve çevre başta olmak üzere yaşadığı sorunlar bütün yönleriyle ele alındı. Başkan Kasapoğlu: "Elimizi taşın altına koymalıyız" Toplantıda OSB dışı bölgelerde sanayicilerin yaşadığı altyapı problemleri, bu bölgelerde yaşanan su, ulaşım ve çevre sorunları masaya yatırıldı. Başkan Selim Kasapoğlu, Denizli sanayisinin uzun yıllardır özellikle Pınarkent, Hacıeyüplü ve Bozburun olmak üzere altyapı sorunları giderilmemiş bölgelerde yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Kasapoğlu, "Büyükşehir Belediyemizin bu konularda aksiyon alabilmek ve ilgili Kurumlarla istişarelerde destek sağlayabilmek adına koyduğu katkıyı önemsiyoruz. Denizli’nin "Sanayi Şehri" hüviyetini korumasında ve güçlendirmesinde bütün paydaşların kendi yetki ve sorumlulukları çerçevesinde elini taşın altına koyacağına inanıyoruz. Bu iş birliği kültürünü büyütmek Sanayi Yönetişim Masasının birincil amacıdır." şeklinde konuştu. Yol, Kanalizasyon ve Kavşak Sorunları Masada Toplantıda söz alan DSO Meclis Üyesi Yavuz Perçin ise Pınarkent bölgesinin yol ve kanalizasyon sorunlarını vurguladı. Özellikle Pınarkent girişinde yer alan kavşağın ıslahı ve kanalizasyon sorununun çözümü konusunda dile getirilen önerilerin derlenmesine, konuların Pamukkale Belediyesiyle ve Karayolları Bölge Müdürlüğüyle Kasım ayında gerçekleştirilmesi planlanan AYKOME (Altyapı Koordinasyon Merkezi) toplantısı öncesinde görüşülmesine karar verildi. Sanayicilerin dile getirdiği diğer önemli gündem başlıkları arasında doğalgaz, elektrik, telekomünikasyon, arıtma ve GES yatırımlarında kapasite artırımı konuları öne çıktı. Bölgedeki mevcut altyapının sanayi faaliyetlerinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı, bu nedenle orta ve uzun vadeli yatırım planlamalarına ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. "Sanayimizin geleceği için ortak akılla hareket etmeliyiz" Toplantı bitiminde görüşleri sorulan Başkan Selim Kasapoğlu, "Denizli Sanayi Odası olarak; şehrimizin sanayi altyapısını güçlendirecek, sanayimizi daha organize hale getirecek, üretimi ve lojistiği destekleyecek çalışmaların takipçisi olmaya devam ediyoruz. Ancak her planı kısa, orta ve uzun vade üzerinden ayrıştırmalıyız. İlçelerimizin kalkınmasında rol oynayan ve mevcut girişimlerimizle daha fazla sorumluluk sahibi olacak OSB’lerimizin yanında, yıllar içinde şehir merkezine yakın konumlanmış üye firmalarımızın sorunlarının giderilmesi için de uğraş veriyoruz. Sanayimizin geleceği için ortak akılla hareket etmeli, çözüm odaklı iş birliğimizi büyütmeliyiz. Denizli sanayisine ve kentin sürdürülebilir kalkınmasına değer katacak bu önemli toplantıda alınan kararların hayırlı olmasını diliyor, toplantıya katılan değerli Denizli Büyükşehir Belediyesi ve DESKİ heyetine teşekkürlerimizi sunuyoruz" dedi.
Denizli ihracatı Eylül’de 393 milyon dolar oldu
03 Ekim 2025 Cuma - 14:25 Denizli ihracatı Eylül’de 393 milyon dolar oldu DENİZLİ (İHA) – Denizli Eylül ayı ihracatı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 0,7 azalışla 393 milyon dolar oldu. Eylül ayı ihracat rakamları açıklandı. Açıklanan rakamlara göre, ülke ihracatı Eylülde yüzde 3 artışla 22,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Denizli ihracatı da Eylül ayında yüzde 0,7 azalışla 393 milyon dolar oldu. Denizli İhracatçılar Birliği’nce kayda alınan ihracat ise yüzde 0,9 azalışla 304 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocak-Eylül döneminde ise Denizli ihracatı yüzde 7,1 artışla 3 milyar 494 milyon dolar olarak gerçekleşti. 9 ayda yakalanan başarılı ivmenin Denizli’nin üretim gücü ve sektörel çeşitliliğinin en somut göstergesi olduğuna dikkat çeken DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, "İhracatçılarımız, değişen küresel şartlara gösterdikleri esnek ve yenilikçi yaklaşımlarla şehrimizin dünya ticaretindeki yerini daha da güçlendiriyor. Denizli’nin adını uluslararası pazarlarda gururla taşıyan tüm ihracatçılarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. İlimizin tekstil-konfeksiyon ihracatı yüzde 5,5 azalışla 116 milyon dolar, elektrik-elektronik ihracatı yüzde 14,2 artışla 94 milyon dolar, demir-demir dışı metaller ihracatı yüzde 11,4 artışla 58 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 9 azalışla 26 milyon dolar, madencilik ihracatı yüzde 6 artışla 25 milyon dolar oldu. Eylül ayında makine ihracatının yüzde 52 artışla dikkat çeken sektör olduğunu söyleyebiliriz" dedi. Ülke Sıralamasında Zirve İngiltere’nin Aylık bazda Almanya’nın yeniden ikinci sıraya yükseldiğini belirten Memişoğlu, "İlimiz ihracatında lider konumda olan İngiltere’ye ihracatımız eylül ayında yüzde 3,6 artışla 53 milyon dolar olarak kaydedildi. İlimiz ihracatında ikinci sırada olan Almanya’ya ihracatımız yüzde 0,4 artışla 32,69 milyon dolar oldu. Üçüncü sırada yer alan ABD’ye ihracatımız yüzde 11,2 azalışla 32,68 milyon dolar olurken, ardından gelen İtalya’ya olan ihracatımız yüzde 0,8 artışla 31,3 milyon dolar oldu. İlimiz ihracatında beşinci sıraya yükselen Mısır’a ihracatımız ise yüzde 79,4 artışla 19 milyon dolar olarak gerçekleşti" ifadelerini kullandı. "Denizli, Türkiye ihracatından pozitif ayrışıyor" Denizli’de ilk çeyrekte yüzde 6.2, ikinci çeyrekte ise yüzde 7.8 artış kaydedildiğini kaydeden Memişoğlu, "Eylül ayı itibarıyla üçüncü çeyreği de tamamlamış bulunuyoruz. Ocak-Eylül döneminde ihracatımız yüzde 7,1 artışla 3 milyar 494 milyon dolara ulaşarak üçüncü çeyrekte de istikrarını korudu. Aylık bazda değerlendirildiğinde, Ocak, Mart ve Ağustos aylarında Türkiye genelinde 8. sıraya yükselmemiz; Mart, Mayıs, Temmuz ve Ağustos aylarında 400 milyon dolar barajını aşmamız, Denizli ihracatının gücünü açıkça ortaya koyuyor. İstikrarlı büyümemiz, güçlü sektör yapımız ve zengin ürün çeşitliliğimiz ile 2025 yılı için belirlediğimiz 4,7 milyar dolarlık hedefe ulaşacağımıza inanıyorum" şeklinde konuştu.
Köylü kadınlar 200 yıldır bu pazarda buluşuyor
03 Ekim 2025 Cuma - 14:22 Köylü kadınlar 200 yıldır bu pazarda buluşuyor Bartın’da köylü kadınlar, yaklaşık 200 yıldır kendi ürettikleri hayvansal ürünlerle meyve ve sebzeleri Galla Pazarı’nda müşterileriyle buluşturuyor. 200 yıldır kent merkezinde kurulan pazarda mesai ise şafak vaktinden önce başlıyor. Bartın’ın kırsalında yaşayan üretici kadınlar, 200 yıldır kent merkezinde kurulan Galla Pazarı’nda buluşuyor. Yöre insanının şivesiyle "Galla Pazarı" olarak ifade edilen ’kadınlar pazarı’, her hafta salı, cuma ve pazar günleri hizmet veriyor. Gece yarısından sonra kocaları, çocukları ya da yakınlarıyla evlerinden çıkan kadınlar, şafak vakti ulaştıkları kent merkezindeki kapalı pazar alanlarında tezgahlarını açıyor. Sezon boyu büyük emek harcayan kadınlar, el emeği, göz nuru ürünleri, sabahın erken saatlerinde geldikleri pazar yerlerinde görücüye çıkarıyor. Kadın üreticiler, taze taze ürünleri açtıkları tezgahların başında saatlerce bekleyerek müşterilerine ulaştırıyor. Gece 02.30 ile 04.00 saatleri arasında pazar alanına gelen kadınlar, sabah saatlerinde 06.00’ya kadar tezgahlarını yerleştirerek, müşterilerini bekliyor. Gün boyu ürünlerini satmanın mücadelesinde olan esnaftan ürünlerini erken bitirenler, akşam saat 19.00 gibi evlerine dönerken, bitiremeyenler ise saat 22.00’a kadar müşteri bekliyor. Kadın üreticiler haftanın 3 günü buluştuğu ve yöresel şivede "Gala Pazarı" olarak ifade edilen pazar yerinde, 2 asırdır hem ekonomik hayata hem de sosyal hayata büyük destek sağlıyor. Galla Pazarı’nın tarihçesi 17. yüzyılın ortalarında Bartın’a uğrayan Evliya Çelebi, cumartesi günleri pazar kurulduğundan bahsetmiştir. 18. yüzyılın başlarında Uluslu İbrahim Hamdi tarafından kaleme alınan Atlas adlı eserde de, cumartesi günleri kurulduğu dile getirilen pazar daha sonraları gelenekselleşerek salı ve cuma günleri Galla Pazarı olarak kurulmaya başlanmıştır. Yaklaşık 200 yıldır varlığını sürdüren Galla Pazarı’nın kuruluşu, Osmanlı döneminde işsizlik nedeniyle ormancılık faaliyetleri için erkeklerin evlerinden ayrılması ve evin iç işlerinin yanı sıra, tarla ve bahçe işlerini kadınların üstlenmesiyle başlamıştır. Ürettikleri ürünleri kendi pazarlamak ve aracıyı ortadan kaldırmak için köylerde veya kasaba içinde bağı, bahçesi, hayvanı olan ev kadınları, kendi yiyeceğinden artırdıkları ürünleri en yakın pazar olan Bartın Pazarı’nda satıp evlerinde olmayan maddeleri alma yolunu seçmişlerdir. Ürettikleri ürünleri doldurdukları küfeleri sırtlanan kadınların sokak sokak dolaşarak ürünleri satmak istemesiyle çıkan alışveriş kültürüyle başlayan ticaret kültürü, pazar alanı olarak günümüze kadar ulaştı.
Köylü kadınlar 200 yıldır bu pazarda buluşuyor
03 Ekim 2025 Cuma - 14:14 Köylü kadınlar 200 yıldır bu pazarda buluşuyor Bartın’da köylü kadınlar, yaklaşık 20ü yıldır kendi ürettikleri hayvansal ürünler ile meyve ve sebzeleri, Galla Pazarı’nda müşterileri ile buluşturuyor. 200 yıldır kent merkezinde kurulan pazarda mesai ise şafak vaktinden önce başlıyor. Bartın’ın kırsalında yaşayan üretci kadınlar, 200 yıldır kent merkezimde kurulan Galla Pazarı’nda buluşuyor. Yöre imsanın şivesiyle "Galla Pazarı" olarak ifade edilen Kadınlar Pazarı her hafta Salı, Cuma ve Pazar günleri hizmet veriyor. Gece yarısından sonra evlerinden kocaları, çocukları yada yakınları ile evlerinden çıkan kadınlar, şafak vakti ulaştıkları kent merkezindeki kapalı pazar alanlarında tezgahlarını açıyor. Sezon boyu büyük emek harcayan kadınlar, el emeği, göz nuru ürünleri, sabahın erken saatlerinde geldikleri pazar yerlerinde görücüye çıkarıyor. Ladın üreticiler, taze taze ürünleri açtıkları tezgahların başında saatlerce bekleyerek müşterilerine ulaştırıyor. Gece 02:30 ile 04:00 saatlerinde arasında pazar alanına gelen kadınlar, sabah saatlerinde 06:00’ya kadar tezgahlarını yerleştirerek, müşterilerini bekliyor. Gün boyu ürünlerini satmanın mücadelesinde olan esnaflardan ürünlerini erken bitirenler, aksam saat 19:00 gibi evlerine dönerken bitiremeyenler ise saat 22:0’ye kadar müşteri bekliyor. Kadın ürüteticiler haftanın 3 gün buluştuğu ve yöresel şivede "Gala Pazarı" olarak ifade edilen pazar yeri, 2 asırdır hem ekonomik hayata hem de sosyal hayata büyük destek sağlıyor. Galla Pazarı’nın tarihçesi 17. yüzyılın ortalarında Bartın’a uğrayan Evliya Çelebi, Cumartesi günleri pazar kurulduğundan bahsetmiştir. 18. Yüzyılın başlarında Uluslu İbrahim Hamdi tarafından kaleme alınan Atlas adlı eserde de Cumartesi günleri kurulduğu dile getirilen pazar daha sonraları gelenekselleşerek Salı ve Cuma günleri Galla Bazarı olarak kurulmaya başlanmıştır. Yaklaşık 200 yıldır varlığını sürdüren Galla Bazarı’nın kuruluşu, Osmanlı döneminde işsizlik nedeniyle ormancılık faaliyetleri için erkeklerin evlerinden ayrılması ve evin iç işlerinin yanı sıra, tarla ve bahçe işlerini kadınların üstlenmesiyle başlamıştır. Ürettikleri ürünleri kendi pazarlamak ve aracıyı ortadan kaldırmak için köylerde veya kasaba içinde bağı, bahçesi, hayvanı olan ev kadınları kendi yiyeceğinden artırdıkları ürünleri, en yakın pazar olan Bartın Pazarı’nda satıp evlerinde olmayan maddeleri alma yolunu seçmişlerdir. Ürettikleri ürünleri doldurdukları küfeleri sırtlanan kadınların sokak sokak dolaşarak ürünleri satmak istemesiyle çıkan alış veriş kültürü ile başlayan ticaret kültürü kurulan pazar alanı ile günümüze kadar ulaştı.
Garanti BBVA Emeklilik’e, Smart-i Awards’tan dijital dönüşüm ödülü
03 Ekim 2025 Cuma - 12:50 Garanti BBVA Emeklilik’e, Smart-i Awards’tan dijital dönüşüm ödülü Garanti BBVA Emeklilik, Prim İadeli Hayat Sigortası ürününü Garanti BBVA Mobil üzerinden satışa sundu. Kurum, bu projesiyle Smart-i Awards’ta Dijital Dönüşüm kategorisinde gümüş ödüle layık görüldü. Garanti BBVA Emeklilik, sigorta sektörünün prestijli ödüllerinden biri olan Smart-i Awards’ta Dijital Dönüşüm kategorisinde gümüş ödüle layık görüldü. Yapılan açıklamaya göre, sektörde ilklerden birine imza atan kurum, poliçe süresi boyunca vefat teminatı ile finansal güvence sağlarken; sigorta süresi sonunda ise ödenen primleri yaşam teminatı ile Amerikan Doları’na endeksli olarak iade etme özelliğiyle dikkat çeken Prim İadeli Hayat Sigortası ürününü dijital kanal üzerinden müşterileriyle buluşturan ilk kurumlardan oldu. Dijital satış kolaylığı sunan bu yenilikçi ürün tasarımı sayesinde müşteriler artık hayat sigortasına hızlı, pratik ve güvenilir bir şekilde erişebiliyor. Konu hakkında değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Emeklilik Genel Müdürü Gökhan Koca, "Kurum olarak dünyada hızla ilerleyen dijitalleşme adımlarını yakından takip ediyor, ülkemizde ve sektörümüzde en güncel teknolojileri müşterilerimizle buluşturmak için çalışıyoruz. Prim İadeli Hayat Sigortası ürünümüzü mobil uygulama aracılığıyla sunarak sigorta sektöründe dijitalleşmeye öncülük etmenin gururunu yaşıyoruz. Müşteri deneyimini geliştiren ve sigortacılıkta erişilebilirliği artıran bu yenilikçi adımımızın Smart-i Awards’ta ödüllendirilmesi, teknoloji odaklı hizmet anlayışımızın sektörde oluşturduğu değerin de tescili niteliğinde oldu. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum" dedi.
Otomotiv ihracatı eylülde yüzde 10 artarak 3 milyar doları geçti
03 Ekim 2025 Cuma - 12:33 Otomotiv ihracatı eylülde yüzde 10 artarak 3 milyar doları geçti Türkiye’nin genel sekreterlik bazında en fazla ihracat yapan ikinci birliği olan Uludağ İhracatçı Birliklerinin (UİB) 2025 yılı eylül ayı ihracatı, 3 milyar 899 milyon 100 bin dolar olarak gerçekleşti. UİB’in açıkladığı 2025 eylül ayı ihracat rakamlarına göre, aylık ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10 artışla 3,9 milyar dolara çıkarken, yılın 9 aylık ihracat tutarı da yüzde 12,5’lik artışla 31 milyar 514 milyon 150 bin dolara yükseldi. UİB Koordinatör Başkanı Baran Çelik, "Uludağ İhracatçı Birlikleri olarak değerli üyelerimizin de gayretli çalışmalarıyla eylül ayında da ihracatımızı artırmaya devam ettik. Global ekonomide yaşanan olumsuzluklara rağmen ihracata yönelik faaliyetlerimize aralıksız devam ediyoruz. Yılı yine rekorla kapatmayı hedefliyoruz" ifadesini kullandı. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliğinin (OİB) eylül ayında ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,7 oranında artarak 3 milyar 259 milyon 885 bin dolar olarak gerçekleşirken, yılın 9 aylık dönemindeki ihracat toplamı da yüzde 14,7’lik artışla 26 milyar 695 milyon 989 bin dolara ulaştı. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB), eylül ayında 99 milyon 960 bin dolar ihracata imza attı. UTİB’in Ocak-Eylül dönemi ihracatı ise 908 milyon 573 bin dolar olarak gerçekleşti. Eylül ayı ihracatı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2’lİk artışla 68 milyon 116 bin dolar olan Uludağ Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğinin (UHKİB) 9 aylık ihracatı toplamı ise 666 milyon 23 bin dolar seviyelerinde gerçekleşti. Eylül ayında 23 milyon 590 bin dolar ihracat yapan Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliğinin (UMSMİB), bu yılın 9 aylık dönemindeki ihracatı ise 219 milyon 667 bin dolar düzeyinde gerçekleşti. Eylül ayında 30 milyon 117 bin dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), 9 aylık dönemde toplam 142 milyon 998 bin dolarlık dış satışa imza attı.
"Turizmde sürdürülebilirliği yenilikle sağlayacağız"
03 Ekim 2025 Cuma - 12:21 "Turizmde sürdürülebilirliği yenilikle sağlayacağız" İstanbul Turizm Fuarı kapsamında düzenlenen oturumlarda Türk turizmin sorunları ve geleceği masaya yatırıldı. Sektör temsilcileri, maliyet artışları ve döviz kuru baskısı altında yeni bir denge arayışına girdiklerini belirttiler. Cornelia Diamond Golf Resort & Spa Genel Müdürü Zafer Alkaya, İstanbul Turizm Fuarı kapsamında düzenlenen ‘2025 Sezon Değerlendirmesi, 2026 Beklentiler’ oturumunda yaptığı konuşmada sektörün yeni bir denge arayışında olduğunu söyledi. Alkaya, "2025 sezonunun her açıdan sınayıcı oldu ancak aynı zamanda sektöre yeni fırsatlar sundu. Maliyetlerle kur arasına sıkıştığımız bir dönem geçiriyoruz. Karlılık oranları düşük seyrediyor. Fakat bu tablo bize farklılaşma, katma değer üretme ve hizmet modellerimizi yeniden tanımlama zorunluluğunu da hatırlatıyor" dedi. Alkaya, son dönemde müşterilerin rezervasyon kararlarını daha kısa vadede verdiğini belirterek, "Turizmin sürdürülebilirliği için erken rezervasyonu cazip hale getirecek yeni adımlar atmalıyız. Erken rezervasyonun avantajlarını tekrar gündeme taşıyabilirsek hem misafirler hem işletmeler daha sağlıklı bir sezon planlaması yapabilir" değerlendirmesinde bulundu. Her şey dahil sisteminin Türkiye turizminin markalaşmasında büyük payı olduğunu hatırlatan Alkaya, modelin artık yeni nesil beklentilerle desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Her şey dahil ruhunu koruyarak, içeriği yenilikçi hizmetlerle zenginleştirmeli, kişiselleştirilmiş deneyimler sunmalıyız. Hedefimiz yalnızca sayıyı artırmak değil, kişi başı gelirleri yükseltecek nitelikli büyümeyi sağlamak olmalı" dedi. Zafer Alkaya ayrıca sektörün en önemli sorunlarından biri olarak nitelikli iş gücüne dikkat çekti. Yerli personelin turizme yönelmesi için mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve çalışma koşullarının cazip hale getirilmesi gerektiğini dile getirdi.