ÇEVRE - 17 Temmuz 2024 Çarşamba 11:09

3 bin dönüme domates eken üretici halka seslendi: ’’Gelin tarladan 8 liraya alın’’

A
A
A

Elazığ’da 3 bin dönüm alana domates eken Erhan Arıkboğan, hasada başladı. Pazarda fiyatların 25 ile 30 lira arasında olduğunu dile getiren Arıkboğan, vatandaşlara seslenerek, ’’Gelin tarladan 8 liraya alın’’ dedi.

Elazığ’a 20 kilometre uzaklıkta bulunan Alatarla köyünde 3 bin dönüm alana domates eken Erhan Arıkboğan, hasada başladı. Yüzlerce işçiyle hasat yapan Arıkboğan, tonlarca domatesi yurtiçi ve dışına göndererek ekonomiye can veriyor. Arıkboğan ihracatın yanı sıra tarlasını Elazığlı vatandaşlara da açıyor. Domates fiyatlarının pazarda 25 ile 30 lira arasında değiştiğini dile getiren Arıkboğan, vatandaşlara seslenerek, ’’Gelin elinizle tarlada toplayın 8 liraya alın’’ diye konuştu. Durumdan haberdar olan bazı vatandaşlar ise hasadın ilk gününde giderek tarladan elleriyle domates topladı.

’’Gelsinler burada ucuza ev kendileri toplayıp gitsinler’’

Üretici Erhan Arıkboğan, ’’İlk hasadımıza başladık. 3 bin dönümde domates ektik. İlk hasadımızı da iki gün içinde çıkaracağız. Görüldüğü üzere aileler buraya gelebiliyor. Kendileri topluyorlar. Manavdan veya başka yerden pahalı alacaklarına gelip burada tarladan alsınlar. Manavda domatesin kilosunu 25 liraya alıyorlar. Buraya gelip kendi elleriyle 8- 9 liraya alabilirler. 200 liraya 4-5 kilogram domates alacaklarına gelip o parayla 2-3 kasa domates alabilirler. Bizim amacımız, milletimize ve ülkemize faydalı olmak. Burada 30’a yakın aile var. Hasada başladığımızda 700 bazen de 900 kişi burada çalışıyor. Elazığ halkı, fırsatçılara bakmasın. Gelsinler burada ucuza ev kendileri toplayıp gitsinler. 8 liraya domates almak varken neden 30-40 liraya alıyorlar. Bizim iki sıkıntımız var. Biri içme suyu diğeri de şebeke sorunu var. Bir kişi rahatsızlandığında telefonumuzun şebekesi çekmiyor. Yetkililerden tek isteğimiz budur’’ şeklinde konuştu.

’’Domatesin kilosu 30 liraydı, biz burada kilosunu 8 liraya aldık’’

Tarlaya gelerek domates alan Aydın Karaduman, ’’Şehirden buraya geldik. Kentte domatesin kilosu 30 liraydı, biz burada kilosunu 8 liraya aldık. Evimizin ihtiyacını karşılamak için topladık. Domatesler hem organik hem de lezzetli. Herkesin gelmesini de tavsiye ederim. Tarla sahibi de müsaade ediyor, gelip rahat bir şekilde domates toplayabilirler” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Geometriden Hikmete’ sergisi Fatih’te kapılarını açtı Fatih Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Geometriden Hikmete’ adlı küfi yazı sergisi sanatseverlerin katılımıyla açıldı. Sergide konuşan Prof. Dr. Şahin Uçar, "İslam medeniyeti eseriyle karşılaşan herkesin gözüne ilk çarpan şey küfi yazı oluyordu. Küfi, kutsal kelamın yazıyla sembolize edilmiş hâli olduğu için bir nevi mukaddesat olarak kabul edilmiştir. Tıpkı Herakleitos’un ‘logos’ anlayışında olduğu gibi ya da Hristiyanların Hz. İsa için ‘Kelimetullah’ demesi gibi. Biz de Kur’an-ı Kerim’i, Cebrail vasıtasıyla iletilmiş Allah kelamı olarak görüyoruz. Bu bakımdan küfi, kutsal kelamın vücut bulmuş ve yazıyla sembolleştirilmiş halidir" dedi. Dün akşam saatlerinde Nusret Çolpan Sanat Galerisi’nde düzenlenen ‘Geometriden Hikmete’ adlı küfi yazı sergisinde, Prof. Dr. Şahin Uçar’ın hazırladığı eserler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Geometrik desenler ve renkli motiflerle hazırlanan küfi yazı eserleri büyük ilgi gördü. Açılışa Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, sanatçı ve davetliler katıldı. Fatih Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, geleneksel sanatların önemine dikkat çekildi. Sergiyi gezen ziyaretçiler eserleri incelerken, Geometriden Hikmete sergisi, sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Sergi 15 Haziran tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. "İslam şahsiyetini, kimliğini, hürriyetini ortaya koyan eser oldu küfi" İlk eserini Seyyid Bey’in atölyesinde "Nokta-i Kurra" deseniyle yaptığını söyleyen Prof. Dr. Şahin Uçar, "Seyyid Bey’in de çok hoşuna gitmişti, arşivinde bir kopyası vardır. Onu, 1970 yılında Peyami Safa’nın sanat ve edebiyat kitaplarının kapağına bastılar. Daha sonra 1973’te Aydın Bolak için meşhur besmeleyi yazdım. Arkadaşlar, burada onun hikayesini de konuşun. O besmele sayesinde beni üniversiteye paleografya ve epigrafi uzmanı olarak tayin ettiler. Yani o eserin böyle bir fazileti de vardır. Paleografya ve epigrafi uzmanıyken, burada göreceğiniz Fatiha’yı yazdım. Şimdi o Fatiha’nın ya da benim yazdığım diğer kufilerin bir farkı var. Bazı hattat arkadaşlar bu işi anlamıyorlar. Küfi yazıyı basit bir grafik eser zannediyorlar. Aslında küfi, mukaddes kelamın vücut bulmuş hâlidir. Çünkü küfi ile sadece Kur’an yazılırdı. Altı asır boyunca yalnızca küfi yazı kullanıldı. Çünkü diğer hat çeşitleri henüz ortaya çıkmamıştı. Abbasilerin son dönemlerinde diğer hatlar ancak teşekkül etmeye başladı. Bu altı asır boyunca insanlar binalara ya ‘Allah’, ya ‘Muhammed’ ya da bir ayet yazıyordu. Hatta elbiselerin üzerine bile yazılmıştır. Küfi, İslam şahsiyetini, kimliğini ve hürriyetini ortaya koyan bir eser olmuştur. İslam’ın en parlak devirleri boyunca da küfi kullanılmaya devam etti. Çünkü diğer yazı türleri henüz ortaya çıkmamıştı. İslam medeniyeti denildiğinde her yerde göze çarpan unsur küfi oluyordu; elbiselerden kıyafetlere, günlük eşyalardan binalara, kubbelere ve minarelere kadar her yere yazılıyordu. Bu nedenle bir İslam medeniyeti eseriyle karşılaşan herkesin gözüne ilk çarpan şey küfi yazı oluyordu. Küfi, kutsal kelamın yazıyla sembolize edilmiş hali olduğu için bir nevi mukaddesat olarak kabul edilmiştir. Tıpkı Herakleitos’un ‘logos’ anlayışında olduğu gibi ya da Hristiyanların Hz. İsa için ‘Kelimetullah’ demesi gibi. Biz de Kur’an-ı Kerim’i, Cebrail vasıtasıyla iletilmiş Allah kelamı olarak görüyoruz. Bu bakımdan küfi, kutsal kelamın vücut bulmuş ve yazıyla sembolleştirilmiş halidir" dedi. "O da bu tarihe kayıt düşen insanlardan bir tanesi" Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, "Hocamızı tebrik ediyorum. Sayıları gittikçe azalan hocalarımızdan birkaçı şu an burada yer alıyor. Beşir Hocam da anlattı. O da bu tarihe kayıt düşen insanlardan bir tanesi işte. İskender Hocam burada. O da bu tarihe kayıt düşen insanlardan bir tanesi. Süpü Hocam burada. Bunların her birisi gelecekte isimleri, boşlukları hissedilecek olan insanlardır. Bugün bu vesileyle hocamızı tebrik ediyorum. Burayı eserleriyle ve kendisi de gelerek şereflendirdiği için kendisine teşekkür ediyorum. Serginin hazırlanmasında emeği geçen çalışma arkadaşlarıma ve teşrifleriyle bizleri onurlandıran siz kıymetli misafirlerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.