ASAYİŞ - 27 Nisan 2026 Pazartesi 10:27

Baba Mahir Yılmaz: "Oğlumun bir mezarı olsun, en azından gidip bir Fatiha okuyalım"

A
A
A
Baba Mahir Yılmaz: "Oğlumun bir mezarı olsun, en azından gidip bir Fatiha okuyalım"

Elazığ’da üzerinden 3,5 yıl yıl geçen kayıp kuzenler davasında, baba Mahir Yılmaz, "Oğlumun kaybolmasının üzerinden 3,5 yıl geçti. Oğlumun bir mezarı olsun, en azından gidip bir Fatiha okuyalım. İçimiz biraz rahatlasın" dedi.


Edinilen bilgiye göre, Elazığ’ın Kovancılar ilçesinde yaşayan 26 yaşındaki Mustafa Yılmaz, 21 yaşındaki N.N.Y.’yi kaçırmasının ardından ikili evlendi. Olay sonrası Yılmaz ailesi ile karşı taraf arasında gerginlikler yaşanmaya başlandı. Ardından Mustafa Yılmaz, 22 Ocak 2023 tarihinde ortadan kayboldu. Mustafa Yılmaz’ın kaybolmasının ardından kuzeni Onur Yılmaz da ondan bir gün sonra kayıplara karıştı. Ailenin ifadelerinin ardından Elazığ Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince 02.02.2023 tarihinde operasyon düzenlendi. Kovancılar ilçesi Sürekli köyünde şüphelilere yönelik düzenlenen operasyonda aralarında kayınbabanın da bulunduğu 12 kişi gözaltına alınmış ve 5 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.



"Daraltılmış baz raporunun ardından 2,5 yıl sonra operasyon"


Ardından ortada ceset bulunmadığı için dava açılamamış ve cezaevindekiler de serbest bırakılmıştı. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine uzman ekip çağırıldı ve çalışma yapıldı. Daraltılmış baz raporunun ardından geçen yıl yeniden düğmeye basıldı. 16.09.2025 günü İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından yeniden operasyon düzenlendi. Operasyonda 12 şüpheli gözaltına alındı. İşlemlerinin ardından 4 şüpheli serbest bırakılırken 8 şüpheli Palu Adliyesi’ne sevk edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan duruşma sonucu 3 şüpheli şahıs adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, 5 şüpheli ise yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi.


Davanın açılması ve mahkemenin görülmesi için dosyanın Yargıtay’da olduğu bildirildi. Yılmaz ailesi ise Tunceli’deki Gülistan Doku olayının ardından ümitlendi. Oğlunun cesedinin halen bulunmadığını dile getiren baba Mahir Yılmaz, "Devletin gücü herkese ve her şeye yetiyor. Adalet Bakanımız Akın Gürlek gerçekten bu konu üzerinde duruyor. Bize de yardım etmesini rica ediyoruz" dedi.



"Gülistan Doku olayıyla birlikte bizim içimize bir umut ışığı doğmuştur"


Oğlunun bir mezarını olmasını isteyen baba Mahir Yılmaz, "Oğlumun, kaçırılması ve öldürülmesi üzerinden 3,5 yıl oldu. Halen cesedi bulunamadı. Aklımızı ve sağlığımızı kaybettik. Tunceli’de ki Gülistan Doku olayıyla birlikte bizim içimize bir umut ışığı doğmuştur. Adalet bakanlığının bu konuya el atmasını rica ediyorum. Oğlumun kaybolması 3,5 yıl oldu. Kovancılar ilçesinde kırsal kesimde cesedi saklanmıştır. Halen bulunamadı ve 5 kişi halen tutuklu. 3 kişi yurt dışında firarda. Bunlar hakkında kırmızı bülten çıkartılmasını ve yargılanmasını rica ediyorum. Oğlumun bir mezarı olsun, en azından üzerine gidip bir Fatiha okuyalım. İçimiz en azından biraz rahatlasın. Adalet Bakanımız gerçekten bu konu üzerinde duruyor" diye konuştu.



Baba Mahir Yılmaz: "Oğlumun bir mezarı olsun, en azından gidip bir Fatiha okuyalım"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır PKU hastalarına düşük proteinli gıda desteği Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin PKU hastalarına yönelik başlattığı düşük proteinli gıda kolisi desteği, yaşam boyu süren zorlu bir hastalıkla mücadele eden vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştırırken, sınırlı ve pahalı ürünlere erişim sorununu azaltarak ailelerin ekonomik yükünü hafifletiyor. Büyükşehir Belediyesinin PKU hastalarına yönelik başlattığı gıda kolisi desteği, yalnızca bir yardım değil, yaşam boyu süren zorlu bir hastalıkla mücadele eden aileler için önemli bir dayanışma örneğini oluşturuyor. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, düşük proteinli gıdalara erişimde güçlük yaşayan Fenilketonüri (PKU) hastalarına yönelik gıda kolisi desteği sağladı. Bu destekle PKU hastalarının günlük yaşamını kolaylaştırmak ve ailelerin ekonomik yükünü hafifletmek amaçlanıyor. PKU hastalarına ulaşıldı PKU hastalığıyla mücadele eden vatandaşların en büyük sorunlarından biri olan "pahalı ve sınırlı gıdaya erişim" engelini aşmak için Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı çalışma başlattı. Bu kapsamda Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü, Diyarbakır’da bir ilki gerçekleştirerek çölyak hastalarının ardından PKU hastalarına da ulaşarak gıda kolisi desteğinde bulunuyor. Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürü Sevda Erdem Ateş, projenin PKU hastalarının yaşam kalitesini artırmayı hedeflediğini belirterek, özel beslenme gerektiren hastalıklarda vatandaşların yanında olmaya devam edeceklerini vurguladı. Daha önce çölyak hastalarına yönelik başarılı bir çalışma yürüttüklerini hatırlatan Ateş, "Bu desteğin ardından şimdi de PKU hastalığıyla mücadele eden vatandaşların yanındayız" dedi. ‘’Sağlık hakkı çerçevesinde desteğimiz sürecek’’ PKU hastalığı hakkında bilgi veren Ateş, hastalığın ömür boyu özel diyet gerektirdiğini hatırlatarak, "Bu çalışmayı ilk olarak geçen yıl aralık ayında başlattık. Şimdi ikinci etapla devam ediyoruz. Silvan, Ergani ve Sur gibi ilçelerde yaşayan hastalarımıza da ulaştık. PKU hastalarıyla birlikte Tirozinemi ve Akçaağaç şurubu gibi hastalıklarla mücadele eden vatandaşlarımıza, özel diyet gerektiren bu kolileri hazırladık. Sağlık hakkı çerçevesinde bu kolileri belirli periyotlarla dağıtmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Destekten faydalanan Merve Akalan, düşük proteinli gıdalara ulaşmanın oldukça zor olduğunu belirterek belediyenin desteğinin kendileri için büyük bir kolaylık sağladığını söyledi. İki çocuğunun PKU hastası olduğunu ifade eden Akalan, "Çocuklarım 10 ve 5 yaşında. Bu ürünleri çoğu zaman bulamıyoruz, bulduğumuzda da çok pahalı oluyor. Bu yüzden zaman zaman aç kaldıkları bile oluyor. Bu desteğin sürmesini istiyoruz" şeklinde konuştu. İki PKU hastası çocuğun babası Yılmaz İptaş ise yaklaşık 17 yıldır bu hastalıkla mücadele ettiklerini belirtti. Daha önce böyle bir destekten haberdar olmadıklarını dile getiren İptaş, belediye ekiplerinin kendilerine ulaşmasıyla destekten faydalanmaya başladıklarını söyledi. İptaş, "Her iki çocuğum da PKU hastası. Bu hastalığı çocuklarım doğduktan sonra öğrendik. O günden bu yana hem psikolojik hem de ekonomik olarak zorlu bir süreçten geçiyoruz. Bu tür destekler bizim için çok kıymetli. Özellikle ürünlerin temin edilmesi oldukça zor. Belediyemizin bu desteği hem bizim hem de bizim gibi aileler için gerçekten büyük bir katkı" ifadelerini kullandı. Fenilketonüri (PKU), proteinli gıdalarda bulunan "fenilalanin" adlı amino asidin vücutta yeterince parçalanamaması sonucu ortaya çıkan kalıtsal bir metabolizma hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde veya diyetine dikkat edilmediğinde bu madde kanda birikerek beyin gelişimini olumsuz etkileyebilir ve kalıcı hasarlara yol açabilir. PKU hastaları için en temel tedavi yöntemi, ömür boyu süren düşük proteinli ve özel içerikli bir diyet uygulamasıdır. Et, süt ürünleri, yumurta ve baklagiller gibi birçok temel gıda tüketilemez ya da çok sınırlı tüketilir. Bu durum hem beslenme düzenini zorlaştırır hem de günlük yaşamı ciddi şekilde etkiler. Hastalığın en büyük zorluklarından biri ise uygun ürünlere erişimin kısıtlı ve maliyetinin yüksek olmasıdır. Düşük proteinli özel ürünler çoğu zaman sınırlı noktalarda bulunur ve aile bütçesine ciddi bir yük getirir. Özellikle çocuk hastalar için bu durum hem fiziksel gelişim hem de sosyal yaşam açısından ek zorluklar doğuruyor.
Kocaeli Banka kredisi olmadan mülk edinme imkanı Memur ve sağlık çalışanlarının ev ve araç gibi temel ihtiyaçlarına faizsiz ve banka kredisiz ulaşabilmesi amacıyla HEKİMSEN tarafından ortak yatırıma dayalı yeni bir iktisadi sistem hayata geçiriliyor. Toplu alımlar ve hazine ihaleleriyle maliyetlerin düşürülmesinin hedeflendiği sistemden tüm memurlar yararlanabilecek. Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları Kamu Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası (HEKİMSEN) tarafından planlanan bu yapıyla, üyeler bireysel gelirleriyle ulaşmakta zorlandıkları ev ve araç gibi temel ihtiyaçlara daha kolay erişebilecek. Bu kapsamda ortak yatırım modeli oluşturulması, toplu filo alımları yapılması ve maliyetlerin düşürülmesi için çeşitli ekonomik projelerin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Sistem içinde hazine arazileri ve kamu ihaleleri gibi alanlarda ortak girişimlerle yatırımlar yapılarak, elde edilecek kazanç ise üyeler arasında paylaştırılacak. Ayrıca bu yapının banka kredilerine bağımlı olmayan alternatif finans modeli olarak kurgulanırken, böylece yüksek faiz ve maliyet baskısı olmadan daha erişilebilir ekonomik imkanlar sunulacak. Yapının genişletilerek konfederasyon çatısı altında daha büyük bir ekonomik organizasyona dönüştürülmesi de planlar arasında yer alıyor. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, bu süreçte söz konusu iktisadi yapı için başvuruların alınmaya başladığını ve yoğun talep oluştuğunu da açıkladı. "İnsanlar maaşlarıyla ev ve araç sahibi olamıyor" Konuyu detaylandıran HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Memur kesiminin devletten alınan maaşlarının bir haddi var. Sözleşmeli olarak çalışmıyorsanız bununla ilgili çok büyük kazanç elde edemezsiniz. Sözleşmeli de olsanız yine bunu salt maaşınızla yapamıyorsunuz. Örneğin emekliliği gelmiş ama emekli olamayan meslektaşlarım var. Türkiye’de hekimlerin ortalama ömrü 60 yaş civarında. Hekimler topluma göre bilimsel olarak daha erken ölüyor. Birçok meslektaşımızın evi yok, ikinci el arabası var, o da 10-15 yaşında. İnsanlar maaşlarıyla ev ve araç sahibi olamıyor. Bir ev almak istediğinizde, inşaatı bitmiş şekilde aldığınızda neredeyse maliyetinin iki katına alıyorsunuz. Arsadan girseniz bile ucuza alamıyorsunuz" dedi. "Nerede kazanç sağlayacak bir alan varsa ortak olacağız" Kurban, daha önce kurdukları motorlu taşıtlar şirketi aracılığıyla filo alımları yaparak üyelere uygun fiyatlı araç temin ettiklerini hatırlatarak, şunları kaydetti: "Filo alımları yaparak üyelerimize araç temin ettik. Bunu çok uygun fiyatlara yaptık ve ciddi indirimler sağladık. Bu süreçte hem iş birliği yaptığımız şirketler kazandı hem de üyelerimiz kazandı. Bundan sonraki süreçte iktisadi yapımızla ilgili toplantı yaptık. Bugün itibarıyla iktisadi yapımız kuruluyor. Bundan sonraki süreçte hazine arazisi ihalelerine girerek üyelerimizle birlikte projeler yapacağız. Kongre merkezli otel yatırımları da planlıyoruz. Yani nerede kazanç sağlayacak bir alan varsa HEKİMSEN camiası olarak orada olacağız, ortak olacağız." "Üyelerimiz banka kredisi kullanmadan ev ve araç sahibi olacak" Banka kredilerindeki yüksek kar ve faiz oranlarına işaret eden Kurban, insanları borçlandırmadan çözüm üretmeyi amaçladıklarını vurguladı. Kurban, "Şu anda bu yapımıza ciddi bir talep var. Amacımız temiz ticaret yapmaktır. Nerede akılcı yatırım varsa oraya gireceğiz ve üyelerimiz banka kredisi kullanmadan ev ve araç sahibi olacak. Bu çok önemli çünkü insanları borçlandırmadan çözüm üretmek istiyoruz. Bankaların uyguladığı kar oranları yüksek ama mevcut ekonomik şartlarda bu sistem böyle işliyor. Biz ise şunu söylüyoruz; birlik olursak alım gücümüz artar. Alt alta yazıldığımızda birey olarak küçük kalırız ama yan yana geldiğimizde binler oluruz" ifadelerini kullandı. "Konfederasyonumuz üyesi sendikalar ve üyelerimiz bütün bu faydalardan istifade edecek" Sisteme sadece hekimlerin değil, tüm memurların dahil edilebileceğini ve ilerleyen süreçte borsaya açılarak hisse senedi satışı da yapmayı planladıklarını aktaran Kurban, "Bizimle beraber olan herkes kazanç sağlayacak. Bizim şahsi beklentimiz yok. Biz sadece hak aramıyoruz. Aynı zamanda çözüm üretmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar hangi sendika yasa taslağı hazırlamış? Biz iki yıl boyunca onca engelleme girişimi içinde yüzlerce toplantı yaptık, hazırladığımız kanun tasarısına tüm uzmanlar ’Mükemmel olmuş’ dediler. Basit bir çalıştay ürünü değildir ve emin olun başka ülkelerde bu çalışmayı kullanacaklardır. Bilişimde de lider sendikayız. Cep aplikasyonumuzun hala bir örneği yok. Hadem adlı acil tıp programımızın ilk versiyonu yayınlandı. Yakında bunun dışında Tus sınavına hazırlık, canlı forum gibi bölümler eklenecek. Bu proje aynı zamanda bir milli projedir. Hukukta da lider yapıyız. Avukatlarımızla da gurur duyuyoruz. Konfederasyonumuz üyesi sendikalar ve üyelerimiz bütün bu faydalardan istifade edecek. Amacımız sadece bir sendikal yapı değil, aynı zamanda üyelerimizin ekonomik anlamda da güçlenmesini sağlayacak daha kapsayıcı bir sistem kurmaktır" diye konuştu.