GÜNDEM - 16 Haziran 2025 Pazartesi 17:29

Elazığ’da Kırım Tatar Türk Halkı Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na fahri doktora verildi

A
A
A
Elazığ’da Kırım Tatar Türk Halkı Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na fahri doktora verildi

Elazığ’da Fırat Üniversitesi tarafından Kırım Tatar Türk Halkı Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na fahri doktora verildi.


Elazığ’da Fırat Üniversitesi Senatosu tarafından Kırım Tatar Türk Halkı Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na fahri doktora verildi. Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirilen program saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Programa, Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Milliyetçi Hareket Partisi Elazığ Milletvekili Semih Işıkver, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Ukrayna Ankara Büyükelçisi Neriman Celal, STK temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.


Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu’nun Türk dünyasının bilge şahsiyetlerinden birisi olduğunu aktaran Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, "Kırım bizim yarayan ve kanayan yaralarımızdan birisidir. 1945’de büyük sürgünle birlikte vagonlara doldurularak gönderilen yollarda hayatını kaybeden hem Ahıska’da hem de Kırım’da pek çok soydaşımız, ruhları şad mekanları cennet olsun. Kırım çok uzun yıllardır kangren halinde devam ediyor. O dönemde 1989 yılında bundan bir yıl sonra Sovyetler Birliği demir perde ortadan kalkacak denilseydi, hiç birimiz inanmazdık ama bir yıl sonra nelerin ortaya çıktığını gördük. Bugün yaklaşık 300 milyona yaklaşan nüfusuyla Türk dünyası her geçen gün, birliği, beraberliği ve kardeşliğiyle ilgili çok muazzam adımlar atmaktadır. Bu anlamda da Elazığ’ımızda Türk dünyası için simge bir şahsiyet olarak sizleri misafir etmekten onur duyuyoruz. Hem üniversitemize hem de Belediyemize fahri hemşerilik ve doktora payelerinden dolayı da ayrıca teşekkür ediyorum. Dünya Türk’ün adaletini ve cihan hakimiyeti ile ilgili yaklaşımını er geç ne kadar kıymetli bir şey olduğunu anlayacaktır. Türkiye’nin güçlü olmadığı bir dünyanın ne kadar zalimane geçeceğini maalesef bugün gerek Ortadoğu’da gerekse de diğer alanlarda her defasında test ediyor ve karşılaşıyoruz. Umuyoruz ki ülkemiz özellikle Türkiye yüzyılı girişimiyle önümüzdeki yüzyıla çok daha güçlü, emin ve çok daha kararlı adımlarla devam edecektir. Şuan da gerek Rusya-Ukrayna arasında gerek İsrail-İran arasındaki çatışmalarda dünyada sadece barışı dillendiren tek bir ülke var. O da Cumhurbaşkanımızın riyasetinde ülkemizdir. İnşallah bunlar yankılanır ve dünya sağ duyuyu tekrar kazanır diyorum" dedi.



Kırım’da yaşanan sürgünlerin ve gözyaşlarının bitmediğini görüyoruz’’


Kırım Tatar Türkleri lideri Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu’nun aralarında olduğunu belirten Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, "Kendilerini şehrimizde ve üniversitemizde ağırlamaktan büyük onur ve mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Kırım’da yaşanan sürgünlerin ve gözyaşlarının halen bitmediğini görüyoruz. O yüzden büyüğümüz bu konuda en çok emek veren insanlardan birisidir. Kırım halkının özgürlüğü için, Kırım’ın bağımsızlığı için ciddi çaba sarf etmiş ve bu konuda hapis yatarak çileler çekmiştir. İnşallah bugün büyüğümüze üniversite senatomuzun aldığı karar gereği kendilerine fahri doktora unvanı vereceğiz" diye konuştu.



’’Kırım Tatarları tarih boyunca birçok zorlukla mücadele etmek zorunda kaldı’’


Savaşın ne zaman biteceğinin belli olmadığını aktaran Kırım Tatar Türk Halkı Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, "Kırım Tatarları tarihi boyunca birçok zorlukla mücadele etmek zorunda kaldı. Çok sürgün edildiler ve bu sürgünlerde halkın büyük bölümü öldü. 1991 yılında Sovyetler Birliği yıkıldı. Milletler özgürlüğüne kavuştu. Kırım Tatar halkı da vatanlarına dönme imkanı buldu. Büyük zorluklar ile vatanımıza dönmeye başladık. Yavaş yavaş hayatımızı kurmaya başladık. 2014 yılı Şubat ayında yine Ruslar geldi. Demokratik özgürüler yasak edildi. Çok insanlarımızı kaçırıp öldürdüler. İnsanlarımıza kırım yarım orasına giriş yasağı oldu. Şimdi de 3 yılı geçti Rusya Ukrayna’ya karşı büyük savaş başlatıldı. Çok insanlarımız, sivil insanlarımız öldürüldü. Yerlerimiz, kentlerimiz bombardıman altında. savaşın ne zaman biteceği belli değil. Ama biz çok umutluyuz. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve milletlerin serbest kalması hayal edilmiyordu. Ama Sovyetler Birliği dağıldı. Çok millet özgürlüğüne kavuştu. Bu zamanda beni Elazığ’a davet edip Fırat Üniversitesi’nin fahri doktora diplomasını verilmesi yalnız benim için değil de bütün halkımız için ve devletimiz için de büyük manevi destektir" şeklinde konuştu.


Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş ve Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu’nun konuşmalarının ardından, Kırım Tatar Türk Halkı Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na Rektör Göktaş tarafından fahri doktora unvanı verildi.



Elazığ’da Kırım Tatar Türk Halkı Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na fahri doktora verildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.