SAĞLIK - 14 Nisan 2026 Salı 13:10

Elazığ’da sağlık hizmetleri değerlendirildi

A
A
A
Elazığ’da sağlık hizmetleri değerlendirildi

Elazığ’da düzenlenen toplantıda Elazığ’da yürütülen sağlık hizmetlerinin mevcut durumu masaya yatırıldı.



Elazığ İl Sağlık Müdürü Dr. Emrah Gecekuşu başkanlığında aylık il değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, il genelinde sunulan birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri kapsamlı şekilde ele alındı. Değerlendirme toplantısına hizmet başkanları, başkan yardımcıları, idareciler ve ilgili sağlık çalışanları katıldı. Toplantı boyunca Elazığ’da yürütülen sağlık hizmetlerinin mevcut durumu masaya yatırıldı.


Katılımcılar, hizmet sunumunda karşılaşılan sorunları detaylı şekilde değerlendirirken, çözüm önerileri ve geleceğe yönelik planlamalar üzerinde görüş alışverişinde bulundu. Ayrıca, sağlık hizmetlerinin daha etkin ve verimli sunulabilmesi adına yapılabilecek iyileştirmeler de gündeme geldi.



Elazığ’da sağlık hizmetleri değerlendirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şanlıurfa Şanlıurfa’daki saldırıda yaralananların kimlikleri belli oldu Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde liseye düzenlenen silahlı saldırıda yaralananların kimlikleri belli oldu. Yaralılardan bir öğretmenin durumunun ağır olduğu öğrenildi. Olay, sabah saatlerinde Siverek ilçesi Hasan Çelebi Mahallesi’nde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, 19 yaşındaki Ömer Ket isimli eski bir öğrenci, pompalı tüfekle girdiği okulda silahlı saldırı gerçekleştirdi. Silahlı saldırıda aralarında öğrenci, öğretmen, kantin görevlisi ve polisin bulunduğu toplam 16 kişi yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve özel harekat ekipleri sevk edildi. 16 kişiyi yaralayıp intihar etti, olay anları güvenlik kameralarına yansıdı Olay yerine ulaşan özel harekat ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi alırken olayı gerçekleştiren saldırgan ise 16 kişiyi yaraladıktan sonra aynı tüfekle intihar etti. Olayda yaralanan 16 kişi sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Olay anları ise okulun güvenlik kameralarına yansıdı. Yaralananların kimlikleri belli oldu Olayda yaralananların kimlikleri ise belli oldu. Silahlı saldırıda, C.E (35), U.D.G, Ö.G, M.T, E.D, A.G, S.E.U, M.K, A.A, M.Ç, M.H.U, U.A, M.K, C.A, Ö.F.S ve E.Ç olduğu belirlendi. Yaralılardan öğretmen olan C.E’nin durumunun ağır olduğu ve hayati tehlikesinin bulunduğu belirtildi. Diğer yaralıların ise hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturmanın sürdüğü belirtildi.
Ankara Bakan Kurum: "İstikrarsızlık süreci ve iklim değişikliği ekolojik beka meselesidir" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bölgede yaşanan savaşların enerji krizini tetiklediğini belirterek, "İstikrarsızlık süreci ve iklim değişikliği ekolojik beka meselesidir" dedi. Bakan Kurum, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından Ankara’daki bir otelde düzenlenen ’COP31’e Doğru Türkiye’de İklim Değişikliği Gündemi ve SETA İklim Değişikliği ve Çevre Programı Lansmanı Konferansı’na katıldı. Burada konuşan Kurum, Türkiye’nin yeni dünya doktrinini inşa edecek adımları konuşmak, COP31 yolculuğunda yüklenen sorumluluğa dair yapılacakları istişare etmek için bir araya gelindiğini söyledi. "Asıl meselemiz, insan ile doğanın o bitmeyen kavgasıdır" SETA’nın büyük bir vizyon sıçramasına daha imza atarak, Çevre ve İklim Programı’nı açtığını belirten Kurum, "Bu kritik adımın önce ülkemiz, ardından da tüm insanlık için ’düzen kurucu, oyun değiştirici’ adımlara vesile olmasını diliyorum. Elbette bugün burada, sadece teknik bir toplantı yapmak ya da soğuk istatistikleri tartışmak için toplanmadık. Bugün biz, ’Türkiye’nin Yeni Dünya Doktrini’ni inşa edecek adımları konuşmak; COP31 yolculuğumuzda, omzumuza yüklenen ağır sorumluluğa dair yapacaklarımızı istişare etmek için birlikteyiz. Bu yeni dünya doktrinine ihtiyacımız var, çünkü şu anda insanlığın meselesi, sıradan bir karbon salınımı meselesi değildir; asıl meselemiz, insan ile doğanın o bitmeyen kavgasıdır. Evet, şu anda insanlık, yaratıldığı günden bu yana gelen en kritik eşiktedir. Nasıl eski dünyanın öldüğünü görüyorsak, yeni dünyanın da doğum sancıları çektiğini hissediyoruz. Bu doğum süreci; belirsizliği, adaletsizliği ve bitmeyen tüketim hırsını da beraberinde getiriyor" ifadelerini kullandı. "İklim krizi milyonlarca insanın göçüne, hastalığına, ölümüne neden oluyor" İnsanlığı tüketen hırsın doğanın ham madde deposu olarak görülmesine sebep olduğunu ifade eden Kurum, "Afrika’dan Asya’ya kadar her coğrafyayı vuran bir iklim krizine dönüşüyor. İklim krizi bize, her yıl milyarlarca dolarlık zararla geliyor; milyonlarca insanın göçüne, hastalığına veya ölümüne şahit tutuyor. Adem babamızdan beri sorulan o kadim soruyu tekrar sormamızın zamanı geldi de geçiyor Soru şu: ’Nedir insanın bu dünyadaki gayesi?’ ’İnsanın gayesi, dünyayı güzelleştirmektir.’ Bugün ülke olarak, ortak evimiz dünyamız güzelleşsin diye her türlü imkanımızla çabalıyoruz ve liderlik ediyoruz. Takdir edersiniz ki, bugünlere kolay gelmedik. Çok değil, bundan 30-35 yıl öncesine, 90’lı yıllardaki Türkiye’ye ayna tutalım. Evet, 90’lar çevre ve iklim yönetimi açısından bir ’tecrübesizlik ve plansızlık’ dönemiydi. O günkü yönetimler için çevre; sadece belediyelerin çöp toplama işine indirgenmişti. İklim meselesi, ulusal kararların yanından bile geçemeyen, dış politikanın konusu bile olamayan, hatta yer yer horlanan bir başlıktı. Bırakın Dünya’nın geleceğine dair bir şey söylemeyi, şehirlerimizi bile vahşi depolamadan, kimyasal atıktan, kirli havadan, kirli sudan kurtaramıyorduk. Türk diplomasisi, Rio Zirvesi gibi küresel iklim masalarında, son derece etkisizdi ve sadece bir izleyiciydi" şeklinde konuştu. "Milletimizi geleceğin COP’una ev sahibi yaptık" Türkiye olarak gelinen aşamaya iftiharla bakılması gerektiğini belirten Kurum, "Bugün Türkiye’nin iklim diplomasisindeki aksiyonları, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ülkemizin oyun kurucu rolünü pekiştiren bir güce dönüşmüştür. Geldiğimiz noktada ise şükürler olsun; doğayı bir ’atık deposu’ olarak, ’çevreyi yük olarak’ gören o zihniyetten bu ülkeyi kurtardık ve milletimizi uygulama ve geleceğin COP’una ev sahibi yaptık" dedi. "İstikrarsızlık süreci ve iklim değişikliği ekolojik beka meselesidir" Küresel sisteme bakıldığında suyun, stratejik bir ham maddeye, hatta bir savaş unsuruna dönüştüğünü belirten Kurum, "Orta Doğu’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan bu zorlu coğrafyada; suyuna hâkim olan, toprağını yeşil tutan ve doğayı ezmeden enerji üreten devletler, geleceğin oyun kurucuları olacaktır. Bugün bölgemizde yaşanan savaşlar enerji krizini tetikliyor; anlamsız ve hiçbir insani duygu taşımayan asimetrik çatışmalar petroldeki istikrarsızlığı arttırıyor. Bu da bize gösteriyor ki; bu istikrarsızlık süreci ve iklim değişikliği; doğrudan bir ekolojik beka meselesidir. Yine yaşananlar göstermektedir ki; her ülkenin kendi kendine yetebilmesi kaçınılmaz bir gerçekliktir" diye konuştu. "Suyun, petrolün yerini alacağı o zorlu yüzyılın şafağındayız" Türk devlet aklının, iklim kriziyle mücadeleyi, savunma yapılması gereken bir cephe, fırsatlar sunan bir kalkınma meselesi olarak gördüğünü belirten Kurum, "Dolayısıyla biz bu tespitlerimizi; şimdi somut, ölçülebilir ve tavizsiz bir eylem planına dönüştürmek zorundayız. Onun için bizim COP31’de de en çok dikkat çekeceğimiz konular su ve gıda olacak. Suyun, petrolün yerini alacağı o zorlu yüzyılın şafağındayız. Bölgesel istikrar ve milli güvenliğin anahtarının su olduğu bir sürece hızla gidiyoruz. Suyun bir damlasının bile israf edilmediği; gıda arz güvenliğinin tehdit edilmediği; her ülkenin kendi kendine yettiği; bunun için de gerekli tüm finansal ve teknik desteklerin adil bir şekilde verildiği bir dünyayı teklif ediyoruz" dedi. "Sivil toplum yoksa dönüşüm yoktur" Türkiye olarak, COP31’de, finansmanın doğrudan mağdur coğrafyalara ulaşması için mücadele edeceklerini ve dürüst bir aracı ve adaletli bir hakem olacaklarının taahhüdünü veren Kurum, "Sivil toplum kuruluşları olarak sizler sahadasınız. Sizler toplumla doğrudan temas halindesiniz. Sizler güven inşa ediyorsunuz. Amerika’dan Çin’e kadar nereye gitsek şunu söylüyorum. Sivil toplum yoksa dönüşüm yoktur. Biz sizinle beraber hızlı değil, kalıcı bir dönüşüme imza atmak istiyoruz. Bu yüzden sizleri sadece destekçi olarak değil, bu sürecin kurucu aktörleri olarak görüyoruz. Gelin; güveni birlikte inşa edelim, uzlaşıyı birlikte kuralım ve dünyaya şunu gösterelim: Harekete geçersek bu kriz yönetilebilir, bu gelecek kurtarılabilir" şeklinde konuştu.
Kayseri Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi’ne hayran kaldılar Akdeniz bölgesinden gelen ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde hayata geçirilen kültürel yatırımları inceleyen akademisyen ve ziyaretçi heyeti, Selçuklu Uygarlığı ve Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi’ne hayran kaldı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi Turizm ve Tanıtımı Daire Başkanlığı Turizm Şube Müdürü Fehmi Gündüz de heyete eşlik ederek, Kayseri tarihi hakkında bilgiler verdi. Ziyarete katılan heyet, Kayseri Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen kültürel yatırımları yerinde inceleyerek memnuniyetlerini dile getirdi. Akdeniz bölgesinden gelen Turist Rehberi Hasan Akan, gezi sırasında yaptığı açıklamada Kayseri’nin tarih ve kültür açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları söyledi; "Orta Anadolu’nun kalbi Kayseri’deyiz. Türkiye’nin gururu, sanayi şehri, aynı zamanda tarihin başkenti Kayseri’deyiz. Güneydoğulu olsam da bu coğrafyaları çok seviyoruz, özel gruplar getiriyoruz. Bugün de Isparta, Antalya’dan gelen çok müstesna bir grubumuz var. Tıpçı, hekim, profesör hocalarımız var, iş adamları, öğretmen, hemşire gibi entelektüel bir grubumuz var. Uzun zamandır buraları görmek için hasretini yaşıyorlardı. Kısmet oldu, turumuza Kayseri’den başladık." Akan, ziyaret edilen müze ve külliyenin kültür yolu rotasının önemli duraklarından biri olduğunu vurgulayarak, bu eserlerin gelecek nesillere aktarılmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Isparta’da görevli Prof. Dr. Abdullah Cem Şengül ise doğrudan gözlemlerini paylaşarak müzeden duyduğu etkilenimi; "Çalıştığım alanlardan biri psikiyatri tarihi. 25 yıldır bu alanla ilgileniyorum ve çeşitli bilimsel toplantılarda hep Gevher Nesibe Külliyesi’nden bahsediyordum ancak görmek nasip olmamıştı. İlk defa bu zamanda görmek nasip oldu ve gerçekten çok etkilendim. Orta Çağ’da Avrupa’da akıl hastaları yakılırken, kötü muamele görürken, Kayseri, Edirne ve İstanbul’daki merkezlerde çok ileri tedavi yöntemleri uygulanıyordu. Böyle bir merkezi görmekten çok mutlu olduğumu söyleyebilirim" şeklinde ifade etti. Heyet üyeleri, Kayseri’nin yalnızca sanayi alanında değil, tarih, kültür ve bilim mirasıyla da Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri olduğunu belirterek, yapılan hizmetlerden dolayı Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Selçuklu döneminin önemli şifa merkezlerinden biri olan Gevher Nesibe Hatun adına inşa edilen külliye, bugün modern müzecilik anlayışıyla ziyaretçilere kapılarını açarken, Kayseri’nin ’tarihin başkenti’ vizyonunu güçlendirmeye devam ediyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin kültür odaklı projeleri, şehrin kadim geçmişini günümüzle buluştururken, yerli ve yabancı ziyaretçiler için de benzersiz bir deneyim sunuyor.
Zonguldak Muslu Belediyespor’dan hakem tepkisi: "Adalet duygusu zedelendi" Zonguldak’ta 1. Amatör Lig’de mücadele veren Muslu Belediyespor Kulübü Yönetim Kurulu, son dönemde hakem hataları ve takıma yönelik uygulandığını iddia ettikleri çifte standarda karşı sert bir açıklama yayımladı. Açıklamada, hakemlerin tutumu, verilen kırmızı kartlar ve kulübün hedef gösterilmesi eleştirildi. "Küfürlere göz yumuluyor, takımımıza kırmızı kart çıkıyor" Yönetim Kurulu adına basın sözcüsü Salih Reha Poyraz tarafından yapılan açıklamada, hakem yönetimlerinin standarttan uzak olduğu savunularak şu ifadelere yer verildi: "Son dönemde takımımızın karşı karşıya kaldığı hakem kararları, adalet duygusunu ciddi şekilde zedelemektedir. Sahada açıkça görülen hatalar, tecrübesiz yönetimler ve standarttan uzak uygulamalar artık kabul edilebilir sınırları aşmıştır. Rakip oyuncuların sportmenlik dışı davranışları ve küfürlerine göz yumulurken, aynı pozisyonlarda takımımıza karşı gösterilen aşırı sert tutum ve kolaylıkla çıkan kırmızı kartlar, çifte standardın en net göstergesidir." "Hakem oyuncumuza ’gel lan’ diye hitap etti" Poyraz, hakemin bir oyuncuya maç esnasında "Gel lan gel" şeklinde hitap ettiğini iddia ederek bu duruma tepki gösterdi. Ayrıca, aynı hakemin daha önce deplasmanda oynanan Gökçebeyspor maçında darbedilip hakarete maruz kalan üç Muslu Belediyesporlu oyuncuya kırmızı kart gösterdiği hatırlatılarak "Bu durumu spor kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz" ifadelerine yer verildi. "Ayırmaya giden hoca ve kaptana kırmızı kart" Son yaşanan olaylarda teknik direktör ve takım kaptanının iyi niyetli çabalarının cezalandırıldığı belirtilerek, "Hocamız ve kaptanımızın niyeti açıkça ortamı sakinleştirmek ve gerginliği sonlandırmak olmasına rağmen kırmızı kart ile cezalandırılmaları kabul edilemez. ’Ayırmaya gidiyorum’ diyerek tamamen iyi niyetli bir müdahalede bulunmalarına rağmen verilen bu karar, takımımızı mağdur etmiştir" denildi. Poyraz, açıklamada sadece Muslu Belediyespor’dan bir hoca ve 7 futbolcunun kırmızı kart gördüğünü, buna karşılık rakip takımın özellikle belirtilen bir oyuncusu ve diğer oyuncularının küfür ve hakaretlerine rağmen ceza almadığı öne sürüldü. "Gözümüz atamalarda olacak" Hakemlerle veya herhangi bir kesimle yaşanan münferit fiziksel temasların kulüple özdeşleştirilmesinin art niyetli olduğu vurgulanan açıklamada, "Bundan sonraki süreçte gözlerimizin Zonguldak İl Hakem Kurulu’nun kulübümüzün oynayacağı müsabakalarda atayacağı hakemlerin üzerinde olduğunu belirtmek istiyoruz" ifadeleri kullanıldı. "Tek kişi kalsak da en büyük favoriyiz" Poyraz, şampiyonluk iddiasının sürdüğünü vurgulayarak "Eğer ortada bir kupa, bir final var ise herkes bilsin ki tek kişi kalsak da en büyük favorisi daima Muslu Belediyespor’dur. Kulübümüzün ve sporcularımızın hakkını sonuna kadar savunacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz."