ASAYİŞ - 05 Şubat 2026 Perşembe 16:59

Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomiser: "Ben öldürmesem o beni öldürecekti"

A
A
A
Evde eşi ile gördüğü adamı öldüren başkomiser: "Ben öldürmesem o beni öldürecekti"

Elazığ’da başkomiserin evinde eşiyle yakaladığı şahsı öldürdüğü olayda sır perdesi aralandı. Tutuklu olarak yargılanan başkomiser, ilk duruşmada maktulle eşinin ilişki yaşadığını belirterek, "Ben onu öldürmesem o beni öldürecekti" dedi.


5 Eylül 2025’de Çaydaçıra Mahallesi’nde bulunan bir sitede Başkomiser M.K., öğle vakti evine geldi. M.K., içeride Orhan Ö. (44) ile karşılaştı. Çıkan kavga sonucunda başkomiser, belindeki silahla defalarca ateş etti. Kurşunların hedefi olan Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, Başkomiser M.K. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanık M.K. ve taraf avukatları salonda hazır bulunurken, F.K. ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle katıldı.



"Üzerinde bulunan tişörtte de kan izi olduğunu gördüm"


İfadesinde yaşananları anlatan sanık M.K., sabah saatlerinde eşinin çocuklarını kreşe götürmek için evden ayrıldığını belirterek, "Ben o sırada evdeydim. Çocuğum geceden soğuk algınlığı almıştı, bundan dolayı eşime ’Okula götürme’ dedim. O da bana ’Kreşe alışsın, adaptasyon sürecini atlatsın’ dedi. Ben mesaiye gitmek için hazırlanırken eşim o sırada çocuğumla evden çıktı. Eşim evden çıkınca aradım, ’Öğretmene söyle çocuk rahatsızlanırsa haber etsin’ dedim. O sırada işe gitmek için evden çıktım. Saat 09.00 sıralarında tekrar eşimi aradım. Çünkü çocuğum daha öncesinde de kreş problemi yaşamıştı, bırakırken ağladı mı diye tekrar aradım. ’Çocuğu bıraktım ağladı ama yapacak bir şey yok. İkimiz de çalışan insanlarız’ dedi. Eşimin kreşten eve dönmesi 15 dakika falan sürüyor, ondan dolayı tekrar aradım ama eşim telefonu açmadı. Cevap vermeyince çocuk hakkında konuşmak için eve gitmeye karar verdim. Eve gidince site içerisinde eşimin aracını görünce evde olduğunu anladım. Saat 09.47 sıralarında eve çıktım, kapıyı çaldım ama açılmadı. Lavaboda olduğunu düşünerek ev kapısının önünde beklemeye başladım. Ara ara kapıyı çalmaya devam ediyordum. Lavaboda olmadığını, balkonda olduğunu, bundan dolayı da zili duymayacağını düşündüm. Aşağı inerek balkonlara baktım ama orada eşimi göremedim. Daha sonra tekrar daire kapısına geldim. Kapıyı çaldım, bu sefer kapıyı açtı. Yaklaşık 3 dakika geçmişti aşağıdan yukarı çıkmam. Kapıyı açınca baş kısmında bir şişlik olduğunu fark ettim. Üzerinde bulunan tişörtte de kan izi olduğunu gördüm. Kendisine ne olduğunu sordum, ’Kapıya çarptım, önemli bir şey yok’ dedi. Mutfağa geçtim, ’Kaç dakikadır kapıyı çalıyorum açmadın. Telefona neden cevap vermiyorsun’ dedim. ’Uyuyakalmışım kapıyı duymadım, telefon da sessizdeydi’ dedi. Kendisi ’Bir kahve yapayım balkona geç, içelim’ teklifinde bulundu. Ben de kendisine ’Kahveyi bırak, seninle konuşacaklarım var’ dedim. Mutfakta çocuğumuzun durumundan dolayı 20 dakika falan konuştuk" dedi.



"Bıçağı bana saplamak üzere hamlede bulundu"


Konuşmanın ardından eşine kahve yapmasını, kendisinin lavaboya gidip geleceğini söylediğini aktaran M.K., "F.K. o sırada mutfaktaydı. Lavabonun olduğu kısma giderken yerde kan damlalarını gördüm. Bulunduğum yerden seslenip, ’Kafanı çarparken çok kanaman olmuş. İyi misin?’ dedim. Kendisi mutfaktan çıkarak yanıma geldi. Giyinme olarak kullandığımız odanın içerisinde tıkırtı sesi ve kapının hafiften hareket ettiğini gördüm. Odanın kapısı neden kapalı diyerek odaya yöneldim. Normalde o odanın kapısını hiç kapalı tutmayız. Kapıyı ittim, içeri bir adım attım. Normalde kapının sonuna kadar açılması gerekirdi fakat açılmadı. Maktul içeride saklanıyordu. Kapının arkasında saklanan maktul kapının kenarından elinde bulundurduğu bıçağı bana saplamak üzere hamlede bulundu. Refleksle elimle bıçağı tuttum. Yüzünü görmeden bıçak saldırısına maruz kaldım. Elini tuttum, boşta kalan elimle maktulün boğazına yapıştım. Maktul de boşta olan eliyle benim boğazımı tuttu. Boğuşmaya başladık" diye konuştu.



"Hedef gözetmeksizin yerdeyken yere doğru 3 veya 4 el ateş ettim"


M.K., "Şahısla karşılaştığımızda bağırarak ’Sen kimsin, ne arıyorsun?’ dedim. O da bana ’Benim kim olduğumu eşine sor’ dedi. Eşim o esnada ’Durun yapmayın, biz arkadaşız. Konuşmak için çağırdım’ diye bağırıyordu. Maktul ’Seni geberteceğim’ diyordu. Kadınla maktul arasındaki gayri ahlaki boyutu boğuşurken idrak ettim. Kendi evimde böyle bir ahlaksız durumun yaşandığını ve bıçaktan kendimi kurtarmaya çalışıyordum. Ahlaksız boyut aklıma geliyor. O esnada kadından da bir hamle gelir mi diye düşünürken F.’ye ’Odaya girme’ diye bağırdım. Bağırmamın sebebi bunların arasındaki ilişkiden dolayı kadın odaya girerse bana saldırır mı diye düşünmemden dolayıdır. O anda korku, telaş ve panik var. Daha sonra boğuşarak yere düştük. Bıçağı almak için müdahale ettim ama alamadım. Kendimi geriye iterek şahıstan o esnada ayrıldım. Şahıstan uzaklaştıktan sonra beylik silahımı çekme fırsatı yakaladım. Maktul de yerdeyken elindeki bıçakla bana doğru hamle yaptığı esnada hedef gözetmeksizin yerdeyken yere doğru 3 veya 4 el ateş ettim. Mermilerin maktule isabet ettiğini anladım. Yaşanan vahim olayın telaşıyla silahımı güvenli hale almak istedim, şarjörü çıkarmayı unutmuşum, sürgüyü çekip bıraktım. O sırada silahta kalan 4-5 mermi yere düşmüş" şeklinde konuştu.



"Ben onu öldürmesem o beni öldürecekti"


Olayın paniğiyle kendisinde yoğun bir ter boşalması olduğunu aktaran M.K., "Hem psikolojik olarak hem de fiziksel olarak kendimi toplamaya çalıştım. Sonra kadına döndüm, ’Bu yaşadığımız olaya bak. Polisi arayacağım, bundan sonraki süreçte eşlik görevini yapamadın, barı çocuğa iyi bak’ diyerek polisi aradım. Polislerin ardından ablamı aradım. Asayiş birimi müdürünü aramıştım, olayı anlattım. ’Silah kullanmak zorunda kaldım’ dedim. Daha sonra polis ekipleri geldi, ifade için emniyete gittik. Olay bu şekilde olmuştur. Yaşanan bu olayda öldürme kastım yoktur. Tamamen hayatıma yönelen tehditten kurtulmak, kendimi savunmak amacıyla son çare olarak üzerimde bulunan beylik silahını kullandım. Yaşanan bu olayda sanık pozisyonunda bulunuyorum ama benim konudan dahi haberim yoktu. Kimseyi öldürme kastım yoktur. Olayın böyle sonuçlanmasını istemedim. Geldiğimiz nokta itibarıyla işimden, çocuğumdan ayrı kalmışım. Böyle bir duruma kimse düşmek istemez. Eşimin kafasındaki şişlikle benim bir alakam yoktur. Eşimin beni aldattığına dair hiçbir zaman bir kuşkum olmadı. Olay günü de, önceki zamanlarda da ailevi huzursuzluğumuz vardı ama aldattığı yönünde hiçbir şüphem oluşmadı. Maktulü ilk defa gördüğüm yer olay yeridir. Daha önce hiçbir şekilde tanışmadık. Maktul eşime ’Eşin eve gelecek mi, gelirse de tanışırız’ demiş zaten mesajlarda. Olayda maktulle aramızda 70 santim mesafe vardır tahminen. Ben onu öldürmesem o beni öldürecekti" ifadelerini kullandı.



"’Giyinme odasına saklan, o sırada kapıdan çıkarsın’ dedim"


M.K.’nin eski eşi olduğunu aktaran F.K. ise, "Serdar isimli şahısla sosyal medya üzerinden tanıştım. Ben adını Serdar olarak biliyordum. 2025 Mayıs ayında tanıştık, bir ay kadar yazıştık. Daha sonra temmuz ayında yüz yüze bir defa parkta, bir defa da arabada görüştük. Ben bu şahısla görüşmek istemedim. Ağustos ayında olaydan bir gün önce maktul bana mesajlar atmış, ben mesajları görmedim. Elazığ’a gelerek konuşmak istediğini söylemiş. ’Eşinin karşısına çıkarım, gerekirse onunla konuşurum’ dedi. Bu süreçte maktul sanığa içten içe öfke duyuyordu. Ben mesajları olay günü saat 07.00-09.00 arasında gördüm. Dışarıda görüşmenin tehlikeli olacağını düşündüğüm için ’Evde görüşelim’ dedim. Maktul sosyal medyadan aradı, kendisine eve geçeceğimi söyledim. Eve geldikten kısa bir süre sonra Serdar olarak bildiğim Orhan eve geldi. Mutfak bölümünde oturduk. Konuşma devam ederken M. beni aramış, o sırada aramızdaki ilişkinin bitmesi gerektiğini anlatıyordum. 20 dakika falan konuştuk. Daha sonra kapı çalmaya başladı. Ben kapının dürbününden bakınca M.’yi gördüm. İçeri gidip Serdar’a ’M. geldi’ dedim. Serdar öfkelendi, ’Bana kumpas kurdurunuz. Nereden çıktı bu M. İkinizi de geberteceğim’ dedi. Seslerin dışarı gideceğinden dolayı kısık sesle maktule sessiz olmasını ve saçmalamamasını söyledim. Serdar mutfaktaki bulaşık sepetinden bıçak aldı. Bırakmasını söyledim ama bırakmayarak evin arka odasında bulunan giyinme odasına doğru yöneldi. Banyo kapısının önüne geldiğinde sakin olmasını, bıçağı bırakmasını söyledim. O da bana ’İçinde olduğum durumun farkında değil misin?’ diyerek tekme ve kafa attı. Kapı çalmaya devam ediyordu. ’M. içeri girdiğinde onu balkona alacağım. Sen giyinme odasına saklan, o sırada kapıdan çıkarsın’ dedim" ifadelerini kullandı.



"M. bir ara geri çekilince silahı çekip yere doğru aralıksız ateş etmeye başladı"


Banyoya girip elini yüzünü yıkadığını ve kan lekelerini temizlediği aktaran F.K., "Vestiyerden Serdar’ın ayakkabılarını aldım ve giymesini söyledim. M. balkondayken çıkarsın dedim. Kapıyı açtım. O arada kapıyı kilitlediğim için M. içeri girememişti. M. ’Alnına ne oldu?’ dedi. ’Önemli bir şey yok kapıya çarptım’ diyerek onu geçiştirdim. Daha sonra kahve içmek için mutfağa aldım. M. ’Önce konuşalım sonra kahve içeriz’ dedi, kapıyı ve telefonu neden duymadığımı sordu. Ben de ’Uyuyorum’ diyerek geçiştirdim. 20 dakika falan konuştuktan sonra M. ’Kahve yap’ diyerek mutfaktan ayrıldı. Kahve makinesinin önündeyken koridora doğru yöneldi. Banyonun önündeki kan lekelerini görünce ’İyi misin?’ diye sordu. Ben de bunun üzerine mutfaktan çıkarak M.’nin yanına yöneldim. M. giyinme kapısı kapalı olduğu için açmaya çalıştı. O sırada ’Kapı niye kapalı?’ dedi. Kapıyı aralayınca içeri bıçakla giren Serdar, kapının aralığından bıçakla M.’ye saldırmaya başladı. Aralarında boğuşma başladı. Serdar bıçağı M.’nin omuz ve boyun bölgesine doğru saplamaya çalışıyordu. Eşime Serdar için ’Biz arkadaşız’ dememe rağmen Serdar halen saldırıyordu. Serdar bıçağı bırakmayınca boğuşma devam etti. M., Serdar’a ’Sen kimsin, ne işin var?’ diye soruyordu. Serdar da bıçağı savurarak ’Sen bunları karına sor’ diyerek saldırmaya devam ediyordu. Serdar ve M. yüzüstü pozisyonunda yere düştü. Serdar bıçakla saldırmaya devam ediyordu. M. bir ara geri çekilince silahı çekip yere doğru aralıksız ateş etmeye başladı. Silah seslerini 2 veya 3 defa duydum. Kurşunların Serdar’a gelip gelmediğini görmedim. M. bana ’Oğlumuza iyi bak. Karılık yapmadın, ona annelik yap’ diyerek isyanda bulundu. Ardından hemen telefonla birisini aradı ve polisler geldi. Olay bu şekilde oldu. Maktul yere düştüğünde ölüp ölmediğini anlamadım. Maktule hiç dokunmadık. Polislerin gelmesini bekledik" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır FK - Pendikspor maçının ardından Trendyol 1. Lig’in 36. haftasında oynanan Iğdır FK ile Pendikspor maçının ardından iki takımın teknik sorumluları açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 36. haftasında Iğdır FK, sahasında Pendikspor ile 1-1 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Iğdır Futbol Kulübü Teknik Direktörü Hikmet Karaman maç ile ilgili analiz çıkarmak istemediğini belirterek, "Oyuncular kulübümüze ait. 90 dakika ve uzatma bölümlerine baktığınızda, sağlıklı bir analiz sonrası çok daha dikkatli değerlendirmeler yapmak gerekiyor. Buradan oyuncularıma da sesleniyorum; kamuoyunda oyuncularımız hakkında negatif konuşmak doğru değil. Ancak bu maçın analiz edilecek yönü açıkçası çok sınırlı. Eleştirmem gerekiyorsa elbette eleştiririm. Biz buraya bir hedef doğrultusunda geldik. Özellikle önümüzdeki sezonun plan ve projesi var. Bununla birlikte az da olsa play-off şansımız bulunuyordu. Takım olmak; takım ruhunu sahaya yansıtmak, birlikte hareket etmek, birlikte kazanmak ve birlikte kaybetmekle mümkündür. Futbol hatalar oyunudur ancak istek ve mücadele bambaşka bir konudur. Yetenek tek başına yeterli değildir; bazı oyuncuların kapasitesi sınırlı olabilir. Şampiyonluğa oynamak ise çok daha farklı bir seviyeyi gerektirir. Ligi genel anlamda değerlendirdiğimizde, bu konuda bir rapor hazırlayıp federasyona sunmayı düşünüyorum. Hakemlerle ilgili bu maça özel konuşmuyorum, genel bir değerlendirme yapıyorum. Bu ligin daha detaylı incelenmesi gerektiğine inanıyorum. Ligin temposu nedir, hangi yaş grubuna hitap ediyor, oyun ne kadar kesiliyor; bunların hepsi sorgulanmalı. Konuşulacak çok fazla konu var ancak burada kısa kesmek istiyorum. Bu maçın analizi yok denecek kadar zayıf. Açıkçası ortaya çıkan tablo oldukça kötü" dedi. Sinan Kaloğlu: "Tabii biz play-off’ları hedefliyoruz" Pendikspor Teknik Direktörü Sinan Kaloğlu ise hedeflerinin play-off’larda yer almak olduğunu söyleyerek, "Öncelikle biz maça nasıl hazırlandık, öyle başlayayım. Iğdır FK son haftalarda özellikle saha içinde dizilişte 4-4-2’yi, bazen 3-1-6’yı çok deniyordu. Çift forvetle oynuyorlardı; Koita ve Bruno’yla. Ama bu karşılaşmada biraz daha Hikmet Hoca orta sahayı güçlendirmek istedi, tahminimce. Bu yüzden üç tane orta sahayla oynadı, tek forvet çıktı karşılaşmaya. 4-1-4-1 gibi bir diziliş vardı ama zaman zaman saha içinde tekrar 3-1-6 gibi de oldular. Biz bu pas bağlantıları ve duruşları ilk yarıda özellikle çok iyi yaptık. Çalıştığımız şekilde durduk. Neticesinde de çok net pozisyonlar yakaladık. Bence karşılaşmanın ilk yarısı 3-4-0 olabilirdi. Pozisyonlar çok netti. Karşı karşıya kaçırdık, çizgideki topumuz çizgiden çıktı. Final paslarımız da vardı, final öncesi paslarımız da vardı. İlk yarıda aslında karşılaşmayı bitirebilirdik ama bitiremedik. İkinci yarı rakibin risk aldığını gördük. Zaten alacağını biliyorduk. Savunma duruşumuzdaki bir hatadan, duran top sonrası yanlış bir çıkıştan maalesef, bence şanssız bir gol yedik. Ama yine bırakmadık, yüklendik ve golü de bulduk. İyi oldu. Sonrasında yine pozisyonlarımız var. Yine kaleciyle karşı karşıya kaldığımız pozisyonlar oldu. İyi beceriyi gösteremedik, iyi dokunuşu yapamadık ve karşılaşma beraberlikle son buldu. Tabii biz play-off’ları hedefliyoruz, play-off’lara oynuyoruz. Rakibimiz iyi bir takım, kaliteli oyunculara sahip. Özellikle Iğdır FK gibi bir takıma karşı alan ve zaman bırakırsanız oyuncular bireysel yeteneklerini gösterebilirler. Oyuncularımız bunu büyük ölçüde iyi yaptı. Çok tehlike oluşturmadılar. Oyunun büyük bölümünde iyi oynayan, daha çok pas yapan biz olduk. Sadece ikinci yarının ortasından itibaren biraz yaslandık. Sonrasında tekrar topa sahip olduk. Deplasmanda alınan bir puan bizim için iyi. Biz play-off’lar için yürümeye devam edeceğiz. Oyuncularımız son dakikaya kadar çok iyi bir mücadele örneği gösterdiler. Bu yüzden onların mücadelelerinden, oyun anlayışlarından ve hırslarından memnunum. Artık önümüzde bir Boluspor karşılaşması var. İnşallah onu da kazanıp play-off’larda yer almayı iyice garantilemek istiyoruz" açıklamasında bulundu.
Bursa Bursaspor’da şampiyonluk coşkusu: "Bu başarı Bursa’ya çok yakıştı" Bursaspor’un elde ettiği önemli galibiyetin ardından açıklamalarda bulunan isimler, hem takımı hem de taraftarı tebrik ederek şampiyonluk coşkusunu paylaştı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, maç sonrası yaptığı açıklamada karşılaşmanın yüksek tempoda geçtiğini belirterek, futbolcuların sahada büyük bir mücadele ortaya koyduğunu ifade etti. Her iki takımı da tebrik eden Biba, özellikle taraftarın performansına dikkat çekerek, "90 dakika boyunca hiç durmadan tezahürat yapan taraftarlarımız, hem futbolcularımızı hem de bizleri coşturdu" dedi. Yaşanan üzücü olaylar nedeniyle planlanan kutlamaların ertelendiğini hatırlatan Şahin Biba, "İki hafta sonra son maçın ardından şampiyonluğumuzu taraftarlarımızla birlikte coşkuyla kutlayacağız" ifadelerini kullandı. Duygularını dile getirirken zorlandığını belirten Biba, destek veren herkese teşekkür etti. AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ise sezon boyunca verilen emeğe dikkat çekti. Gürkan, "Bu azmin nasıl bir başarı getirdiğini hep birlikte gördük. Taraftarımızın coşkusu ve takıma sahip çıkması, bu başarıda en büyük paylardan biri oldu" diye konuştu. Bursaspor taraftarının oluşturduğu atmosferin Türkiye genelinde yankı uyandırdığını ifade eden Davut Gürkan, kulüp yönetimine de teşekkür ederek, "Bursa’nın kenetlendiğinde neler başarabileceğini gördük. Bu şampiyonluk hem Bursa’ya hem de Türkiye’ye yakıştı" şeklinde konuştu.
Muğla Sefer Yılmaz: "Erzurumspor FK şampiyonluğu sonuna kadar hak etti" Bodrum Futbol Kulübü Teknik Sorumlusu Sefer Yılmaz, Erzurumspor FK’nın şampiyonluğu sonuna kadar hak ettiğini söyledi. Trendyol 1. Lig’in 36. haftasında Bodrum FK, sahasında Erzurumspor FK 1-1 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Bodrum Futbol Kulübü Teknik Sorumlusu Sefer Yılmaz, Süper Lig’e yükselen Erzurumspor FK’yı tebrik ederek, "Futbolcu arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz. Bu hafta içi ne çalıştıysak hepsini sahaya yansıttılar. Belki bir maçın 5-10 dakikası, işte golü yediğimiz dönem haricinde; diğer kalan 80 dakika, 85 dakika tamamen sahanın hakimiydik. Birçok gol pozisyonuna girdik. Rakibimiz korner dahi kullanamadı. Bizim duran toplar, sağdan soldan ortalarla, karambollerde girdiğimiz pozisyonlar var. Maçın hakkı normalde bizim lehimize olması lazımdı ama sonuçta 1-1 berabere bitti. Maçtan önce konuştuğumuz gibi bizim tek hedefimiz play-off’a güzel bir sıralamada, ev sahibi avantajını yakalamaktı. Bugün play-off garantilendi ama dördüncülük ve beşincilikteki sırayı korumak için önümüzdeki iki maçı da yine aynı şekilde ciddiyetle hazırlanıp kazanmak için oynayacağız. Play-off’a en moralli, en formda bir şekilde girmek için elimizden geleni yapacağız. Diğer taraftan Erzurumspor bugün aldığı 1 puanla şampiyonluğu garantiledi. Onları da özellikle tebrik etmek istiyorum, yöneticilerini, başkanlarını, teknik heyetini, futbolcularını, bütün çalışanlarını. Benim fikrim, Erzurumspor bu şampiyonluğu sonuna kadar hak etti. Onlara artık Süper Lig’de başarılar diliyorum. İnşallah darısı bizim başımıza. Bizim de tek hedefimiz Süper Lig" diye konuştu