SPOR - 24 Nisan 2026 Cuma 10:02

Play-off yolunda örnek hareket: Dükkanı bordo-beyaza boyadı, müşterilere forma dağıttı

A
A
A
Play-off yolunda örnek hareket: Dükkanı bordo-beyaza boyadı, müşterilere forma dağıttı

TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta play-off etabına kalmayı garantileyen Elazığspor’da hedef şampiyonluk olarak belirlenirken, şehir esnafı da takıma desteğini artırdı. Bir kuaför salonunda tüm çalışanlar bordo-beyaz formalarla hizmet verirken, müşterilere de Elazığspor forması hediye ediyor.



TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta normal sezonun tamamlanmasına kısa bir süre kala play-off oynamayı garantileyen Elazığspor’da, tüm şehir şampiyonluk için kenetlendi. Teknik direktör Erkan Sözeri yönetiminde yakalanan başarılı grafiğin ardından 1. Lig hedefi doğrultusunda başlatılan destek kampanyaları da büyüyor. Kent merkezinde faaliyet gösteren bir kuaför işletmesi Mücahit Baysal, takımın bu başarısını kutlamak ve şampiyonluk yolunda farkındalık oluşturmak amacıyla dükkanını bordo-beyaz renklerle donattı. Çalışanların mesai saatlerinde Elazığspor formasıyla hizmet verdiği işletmede, müşterilere de kulübün lisanslı formaları hediye edildi.



Kuaförlük sektöründeki tecrübesine ve Elazığspor’un yakaladığı ivmeye dikkat çeken işletme sahibi Mücahit Baysal, "Yıllardır kuaförlük sektörünün içerisindeyim. Şehrimizin markası Elazığspor son dönemde güzel bir ivme yakaladı. Biz de yerel esnaf olarak bu başarıya destek vermek amacıyla kuaför salonumuzdaki tüm çalışanlarımıza bordo-beyaz formalarımızı giydirdik. Aynı zamanda bugüne özel olarak, şehrimizin marka değeri Elazığspor’umuzun lisanslı formalarından temin ederek salonumuza gelen müşterilerimize hediye ettik. Yerel esnaf olarak Elazığspor’umuzun her zaman, her nerede olursa olsun yanındayız ve destekliyoruz. Takımımızın başarısına başarı katmak için her daim destekçisi olmaya devam edeceğiz" dedi.



Elazığspor’un köklü mazisine ve takımdaki inanç ortamına vurgu yapan müşterilerden Mustafa Taha Ateş, "Şehrimizin köklü geçmişine sahip marka değeri, mücadele ruhu ve şanlı mazisiyle Elazığspor’umuz bugün play-off yolunda ilerliyor. Erkan Hoca’nın göreve gelmesiyle birlikte son 7-8 haftadır oyuncularımızdaki inanç ve azmi sahada net bir şekilde görüyoruz. Elazığ halkının birlik ve beraberlik içinde olduğunda neler başarabileceğini geçmişte defalarca kanıtladık. Bu vesileyle bugün Mücahit Bey’in kuaför salonundayız, burada her yer bordo-beyaz renklerle donatılmış durumda. Mücahit Bey’in başlattığı bu anlamlı farkındalığı, başta şehrimizdeki tüm esnaf kardeşlerimiz olmak üzere herkese tavsiye ediyoruz. İnşallah Mücahit Bey bu konuda kıvılcımı ateşleyerek güzel bir örnek oldu. Allah’ın izniyle play-off yolunda Elazığspor’umuza başarılar diliyoruz. İnanıyoruz ki Elazığspor şampiyon olacak" şeklinde konuştu.



Kendisine takdim edilen hediyeden duyduğu memnuniyeti dile getiren Elazığspor gönüllülerinden Fatih İlçim, "Bu nazik hediye için Elazığ halkına, kuaför işletmecisine gönülden teşekkür ederim, Allah razı olsun. Elazığspor’umuza her türlü desteği veriyorlar, bizler de aynı şekilde bu desteği sürdürüyoruz. Bugün buraya geldiğimde her yerin bordo-beyaz olduğunu görmek beni çok mutlu etti. Çalışanların bordo-beyaz formalarıyla hizmet vermesi ve her tarafın bu renklerle donatılmış olması gerçekten harika bir tablo oluşturmuş. Bu güzel ortamı hazırlayan Mücahit kardeşimizden ve Bay Salon Kuaförü çalışanlarından Allah razı olsun. Gösterdiğiniz bu ince düşünce ve destekleriniz için çok teşekkür ederim; beni gerçekten onurlandırdınız" diye konuştu.



Başlatılan kampanyanın detaylarını ve tüm şehre yönelik destek çağrısını aktaran kuaförlerden Salim Karaca ise, "Elazığspor’umuza destek olmak amacıyla böyle bir kampanya başlattık. Şehrimizin en değerli markası olan Elazığspor’umuza bu yolda üstün başarılar dileriz. Play-off sürecindeki bu zorlu etapta başta tüm STK’larımız ve siyasilerimiz olmak üzere, taraftar gruplarımızı ve tüm şehri takıma destek olmaya davet ediyoruz. Şampiyonluk yolunda Elazığspor’umuzun her zaman yanındayız. Temennimiz odur ki, bu kutlu yolun sonu şampiyonluk olsun" dedi.



Play-off yolunda örnek hareket: Dükkanı bordo-beyaza boyadı, müşterilere forma dağıttı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Sessizliğini sanatla aştı: İşitme engelli Sinem’in başarı hikayesi Mersin’de Akdeniz Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Kültür ve Sanat Evleri, dezavantajlı kadınların hayatına dokunmaya devam ediyor. Adanalıoğlu Kültür ve Sanat Evinde eğitim alan doğuştan işitme engelli 40 yaşındaki Sinem Erserin, el sanatlarıyla hem kendini ifade ediyor hem de ürettiği eserleri satarak ekonomik kazanç elde ediyor. Sosyal hayata katılımı artırmak ve kadınların meslek edinmesini sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren merkezler, birçok başarı hikayesine ev sahipliği yapıyor. Bu hikayelerden biri olan Sinem Erserin, kurs sayesinde hem özgüven kazandı hem de yeteneklerini geliştirme fırsatı buldu. El sanatları kursuna katıldıktan sonra büyük bir değişim yaşayan Erserin, yapay çiçek tasarımı, ahşap ve seramik boyama gibi birçok alanda üretim yapıyor. Azmi ve çalışkanlığıyla dikkat çeken Erserin, ortaya koyduğu el emeği ürünleri satarak kendi gelirini de elde ediyor. "Kelimelerle değil, renklerle konuşuyor" Kurs öğretmeni Yasemen Özügüzel, Sinem’in kısa sürede büyük bir gelişim gösterdiğini belirterek, "Sinem ilk geldiğinde içine kapanıktı. Ancak fırçayı eline aldığında içindeki yeteneği hemen fark ettik. O, kendini kelimelerle değil renklerle ifade ediyor. Öğrettiğimiz teknikleri hızla kavrıyor ve büyük bir başarıyla uyguluyor. Azmi tüm kursiyerlere örnek oluyor" dedi. "Burası bizim ailemiz oldu" Sinem’in annesi Akgül Erserin ise kızındaki değişimin kendisini çok mutlu ettiğini ifade ederek, "Kızımı buraya gönül rahatlığıyla bırakıyorum. Burası artık bizim ailemiz oldu. Sinem burada çok mutlu. Kendi emeğiyle para kazanması ve özgüven kazanması beni gururlandırıyor" diye konuştu. Akdeniz Belediyesinin sunduğu bu imkanlar sayesinde birçok kadın hem meslek öğreniyor hem de sosyal hayata daha güçlü katılıyor. Sinem Erserin’in azim dolu hikayesi ise fırsat verildiğinde hiçbir engelin başarıya engel olamayacağını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Adana Bahar yorgunluğuna karşı 10 süper besin Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, ıspanağın magnezyum içeriğiyle kas fonksiyonlarını düzenleyerek yorgunluk ve stresin etkilerini hafiflettiğini söyleyerek, "Bahar aylarında düşen enerjiyi geri toparlamak için düzenli tüketilmesi önemlidir" dedi. Bahar yorgunluğuyla baş etmede sağlıklı ve dengeli bir beslenme planı uygulamak önem kazanıyor. Özellikle vitamin, mineral ve antioksidanlar yönünden zengin besinler ile bol su tüketiminin bağışıklık sistemini desteklerken aynı zamanda gün içindeki enerji dalgalanmalarını da dengelediğini söyleyen Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, bu süreci rahat geçirebilmek için beslenme önerilerinde bulundu. Demir ve magnezyum kaynağı ıspanak Ispanağın, içerdiği demir sayesinde vücutta oksijen taşınmasını desteklediğini ve halsizlik hissinin azalmasına yardımcı olduğunu belirten Diyetisyen Özbay, "Magnezyum içeriği ise kas fonksiyonlarını düzenleyerek yorgunluk ve stresin etkilerini hafifletir. Bahar aylarında düşen enerjiyi geri toparlamak için düzenli tüketilmesi önemlidir. Yumurta, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm temel amino asitleri içerir ve uzun süreli tokluk sağlar. Sabah kahvaltısında tüketildiğinde gün boyu enerjinin dengeli bir şekilde sürdürülmesine katkı sunar. Ayrıca B vitaminleri sayesinde zihinsel performansı da destekler. Muz, doğal şeker içeriğiyle enerji kaynağıdır ve yorgunluk hissini kısa sürede azaltır. Potasyum açısından zengin olması, kasların düzgün çalışmasına ve halsizlik hissinin önlenmesine yardımcı olur. Gün içinde pratik bir ara öğün olarak tercih edilebilir" dedi. Probiyotik desteği için yoğurt Özbay, yoğurtun bağırsak sağlığını destekleyen probiyotikler içerdiğini kaydederek, "Sağlıklı bir sindirim sistemi, bağışıklık ve enerji düzeyi üzerinde doğrudan etkilidir. Bahar yorgunluğu döneminde bağışıklığın güçlü tutulması için düzenli şekilde tüketilmelidir. Badem, içerdiği sağlıklı yağlar ve E vitamini sayesinde hücreleri oksidatif strese karşı korur. Aynı zamanda magnezyum içeriğiyle kas yorgunluğunu da azaltır. Gün içinde bir avuç badem tüketmek enerji seviyesini dengede tutmaya yardımcı olur. Yulaf, kompleks karbonhidrat yapısı sayesinde kan şekerini dengeli bir şekilde yükseltir ve uzun süre enerji sağlar. Lif içeriğiyle sindirimi desteklerken ani enerji düşüşlerini de önler. Özellikle kahvaltılarda tercih edilmesi günün daha dinç geçirilmesine katkı sağlar. Portakal, güçlü bir C vitamini kaynağı olarak bağışıklık sistemini destekler. Mevsim geçişlerinde sık görülen halsizlik ve hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır. Aynı zamanda ferahlatıcı yönüyle gün içinde canlılık hissini artırır" diye konuştu. Omega-3 deposu somon balığı Diyetisyen Özbay, somon balığının omega-3 yağ asitleri açısından zengin olduğunu ve beyin fonksiyonlarını desteklediğini belirterek şunları kaydetti: "Ruh halini dengeleyerek bahar yorgunluğuna eşlik eden isteksizlik hissini azaltmaya yardımcı olur. Haftada birkaç kez tüketilmesi genel enerji düzeyine olumlu katkı sunar. Avokado, içerdiği yağlar sayesinde uzun süreli enerji verir ve tokluk hissini artırır. Lifli yapısı ile sindirim sistemini desteklerken, içerdiği vitamin ve minerallerle genel vücut direncini yükseltir. Günlük beslenmeye eklenmesi enerji dalgalanmalarını azaltacaktır. Yeşil çay, güçlü antioksidan özelliği ile vücudu serbest radikallere karşı korur. Aynı zamanda hafif kafein içeriği sayesinde zihinsel uyanıklığı artırır ve yorgunluk hissini de azaltır. Gün içinde 1-2 fincan tüketilmesi zindelik hissini destekler. Ancak hamilelerin tüketmek için doktorlarına danışması önemlidir."
Kayseri Başkan Büyükkılıç, 11. Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi’nde hekimlerle buluştu Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, 11. Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi’nde akademisyenler ve sağlık profesyonelleriyle bir araya gelerek bilimsel dayanışmanın önemine dikkat çekti. Kayseri, sağlık alanında önemli bir bilimsel organizasyona ev sahipliği yaptı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi kapsamında düzenlenen programda hekimler, akademisyenler ve tıp öğrencileriyle buluştu. Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kongre, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa; Başkan Büyükkılıç’ın yanı sıra Kongre Başkanı ve Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Musa Karakürkçü, Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Poyrazoğlu, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Dursun, İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan da katılım sağladı. Açılışta tanıtım filmi ile Zenginlikler Şehri Kayseri filmi izletilirken, alanında uzman isimler bilimsel paylaşımlarda bulunmak üzere bir araya geldi. Başkan Büyükkılıç, kongrede olmaktan dolayı mutluluk duyduğunu dile getirerek, "Üniversitemizin araştırma üniversitesi olarak kendisinden söz ettirmesi hepimiz için önemli ve anlamlı. Büyükşehir Belediye Başkanı olarak sizlere hizmet etmenin onurunu taşıdığımı da paylaşmak istiyorum" dedi. Kayseri’nin TÜRKSOY 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti olduğunu hatırlatan Büyükkılıç, "İlk tıp fakültesi bunun mihenk taşı olmalı. Çünkü biz kadim medeniyetler şehriyiz. Onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehiriz. İşte bu güzelliklerin de taçlanması bir bakıma kültür başkenti olarak paylaşılması ve bu ünvanın verilmesi bunun en önemli kanıtlarından biri olsa gerek" diye konuştu. Erciyes Üniversitesi, Türkiye’ye ve Dünyaya Hitap Ediyor Başkan Büyükkılıç, Kayseri’nin bir hayırseverler şehri olduğuna da ayrı bir parantez açarak, hayırseverler tarafından yapılan yatırımların Kayseri için bir zenginlik olduğunu kaydetti. Büyükkılıç, Erciyes Üniversitesi ve Tıp Fakültesi’nin bölgeye, Türkiye’ye ve dünyaya hitap ettiğine işaret ederek, akademisyen ve öğrencilere başarılar diledi. Başkan Büyükkılıç, öte yandan Kayseri’nin bir spor şehri olduğunu da dikkat çekerek, 2029 Dünya Spor Başkenti Adaylığı sürecinin başarılı bir şekilde sürdüğünü söyledi. Büyükkılıç, kongrenin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, organizasyonun sağlık camiasına önemli katkılar sunmasını temenni etti. Ayrıca gün içerisinde düzenlenecek panellerde; anemi, dehidratasyon, öksürük, karın ağrısı, ateş, nöbet ve döküntü gibi sık karşılaşılan pediatrik hastalıklar kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Program, sertifika töreni ve kapanış oturumu ile sona erecek.
Sakarya Sakarya’nın çiçekleri şişelendi, kokusu dünyayı sardı Sakarya’da Murat Kılıç, kentte yetişen longoz menekşesi, gölge zambağı ve kestane kabağının çiçeklerinden elde ederek ürettiği "Sehr-i Sakarya" kolonyasını 4 ülkeye ihraç ediyor. Sakarya’da üç kuşaktır sürdürülen esans geleneğini devam ettiren Murat Kılıç, 10 yıl önce başladığı hikayesinde şehrin simge yerlerinden elde ettiği çiçeklerle Şehr-i Sakarya kokusunu oluşturdu. Acarlar Longozu’nun menekşesi, Keremali Yaylası eteklerinde yetişen gölge zambağı ve coğrafi işaretli kestane kabağı çiçeğinin harmanlanmasıyla 3 yıllık çalışma neticesinde ortaya çıkan koku, 4 ülkeye ihraç edilerek dünya ile buluştu. "Neden Adapazarı’na özel bir şey yok, biz yapalım dedik" Kokularla olan yolculuğundan bahseden Kılıç, "Dedem esansçıydı sonra babam hem esans hem kolonyaya döndürdü 22 yaşımda ben elime aldım. Dördüncü kuşak olarak oğlumu yetiştiriyorum. Şehr-i Sakarya kafamızda şöyle doğdu: 10 yıl önceydi Sakarya’dan bir yere gittiğimizde bir türlü götürecek bir şey bulamıyoruz şekerleme, lokum buluyoruz fakat şeker hastalarına denk geldik hep. Götürdüğümüz hediyeleri kimse kullanamıyordu. Neden Adapazarı’na özel bir şey yok derken kafamızda şöyle bir şey uyandı bizde imalatçıyız biz niye yapmıyoruz dedik. Acarlar Longozu’nun menekşesi var dünyada 3 tane yerde yetişen menekşeden bir tanesi. Akyazı’da Kerem Ali Dağı’nın eteklerinde gölge zambağı var, coğrafi işareti olan kestane kabağı çiçeği var bunların üçünü esans haline getirdik daha sonra birleştirdik. 3 yıllık çalışmayla da güzel bir kolonya elde ettik" dedi. "3 boyutlu bir kolonya" Klasik kolonyayı farklı bir boyuta taşıdığını ve üretim sürecini anlatan Kılıç, "Klasik bir kolonyadan çıktık biz. İçerisinde E vitamini var. Tıraştan sonra cildi ve elleri yumuşatıyor. 3 boyutlu bir kolonya, ilk sürdüğünüzdeki koku 10 dakika sonra farklı bir koku oluyor, en son da ellerinizde parfüm minvali bir koku bırakıyor. Kestane kabağı çiçeği yemeklerde kullanılan bir şey ama kokusunu bilen yok. Tabii saf olarak aldığınızda onu işlemediğinizde kokusu çok harika değil ama biz bunları modernize ediyoruz yani oynuyoruz kokularla biraz. Üçünü bir araya getirmeye, oranlarını ayarlamaya çalışıyoruz. Bunlar Sakarya’nın bilinmeyenleri yani dünyada da bilinmiyordu. Artık Acarlar Longozu dünyaca ünlü bir yer oldu" diye konuştu. "Hayatlarında hiç kolonya kullanmayanlar Sakarya’nın kokusunu kullanıyor" Yurt dışına kadar uzanan üretim hikayesiyle yerel değerleri dünyaya tanıtan Murat Kılıç, "Yurt dışından gelip gölge zambağını toplayıp götürüyorlardı, Fransa’da esans yapıp bize tekrar satıyorlardı. Bunu bilen yoktu bunları öne çıkarmamız gerektiğine inandık Allah nasip etti şu an 4 ülkede ihracat yapıyoruz. Hayatlarında hiç kolonya kullanmayan insanlar Sakarya kokusunu kullanıyor artık. Avusturya’da Şehri Sakarya kokusunu görüyorum insanların masasında. Tabii ki bu Sakarya’nın tanıtımı için büyük bir şey. Ben totalde 3 milyona yakın ürün sattım, 3 milyon insanın hanesine girmişiz öyle düşünün. Biz henüz Şehri Sakarya kokusunu beğenmeyene rastlamadık" şeklinde konuştu. "60 yıllık birikimi ‘Retro’ koku ile yeniden yorumluyoruz" Firmalarının 60. yılına özel yeni bir koku üzerinde çalıştıklarını belirten Kılıç, "Yeni hikayemiz aslında daha güzel. Yaklaşık 6 aydır firmamızın 60. yılı olması sebebiyle yeni bir koku üzerinde çalışıyoruz. 60 yılda en çok satan kokuları modernize ederek bir araya getireceğiz. Biz buna "Retro" diyoruz. İlk bu işe başladığımızda insanlar garip bakıyorlardı, bu kokulardan ne çıkabilir ki diyorlardı. Biz beğenmeyeceğimiz bir şeyi Sakarya’nın tanıtımında kullanmak istemedik bunun için 3 yıl mücadele verdim, mücadelemin de karşılığını alıyorum insanların çok hoşuna gidiyor, beğeniyorlar" ifadelerini kullandı.
Muğla Muğla’da ‘Anne Dostu Hastane’ sayısı artıyor Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Anne Dostu Hastane’ programı ile annelerin gebelik, doğum süreci ve lohusalık dönemlerinde, hasta hakları, güvenliği ve mahremiyeti dikkate alınarak takipleri ve doğumlarının gerçekleştirileceği ortamların hazırlanmasıyla kaliteli doğum hizmetlerine ulaşmalarını sağlamak amaçlanıyor. Bu kapsamda; Muğla İl Sağlık Müdürlüğünce doğum hizmetlerinin kalitesinin yükseltilerek normal doğumun teşvik edilmesi ve sezaryen oranlarının düşürülmesini de içine alan ‘Anne Dostu Hastane’ çalışmaları kapsamında Ortaca Devlet Hastanesi ve Seydikemer Devlet Hastanesi ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı aldı. Anne Dostu Hastane çalışmalarının yaygınlaştırılması ve sayısının artırılması amacıyla doğum hizmeti sunan ve doğum sayısı yüksek olan; Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Milas Devlet Hastanesi, Bodrum Devlet Hastanesi ve Marmaris Devlet Hastanesi’nde Bakanlığık Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Koruyucu Sağlık Hizmetleri Birimi koordinasyonunda oluşturulan heyet tarafından değerlendirme ziyaretleri gerçekleştirilmiş, doğum öncesi ve sonrası hizmet süreçleri, anne mahremiyetinin sağlanması, hasta güvenliği uygulamaları ve doğum alanlarının fiziki uygunluğu gibi birçok başlıkta detaylı incelemeler yapılmıştı. Değerlendirme sonucunda; Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yanında Milas Devlet Hastanesi, Bodrum Devlet Hastanesi ve Marmaris Devlet Hastanesi değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayarak ‘Anne Dostu Hastane’ unvanı almaya hak kazandı. Muğla’daki kamu hastanelerinde gerçekleşen doğumların yüzde 74’ü Anne Dostu Hastanelerde yapılırken, gebelik sürecinden doğuma, doğumdan emzirme ve bebek bakımına kadar güvenli doğum ortamı ve anne-bebek uyumunu destekleyen uygulamalarla her adımda ailelerin yanında olunduğu açıklandı.