POLİTİKA - 15 Nisan 2012 Pazar 14:57

SEZGİN TANRIKULU`NDAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

A
A
A
SEZGİN TANRIKULU`NDAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, depremzedelere gelen elektrik faturalarına baktıklarını belirterek, "Sanki herkes işinde gücünde, fabrikalar çalışıyor, herkesin cebine para giriyor. Arkasında ne geldi yurttaşlarımıza, evlere 1,500-2000 TL, iş yerlerine 600-700-1000 liralık faturalar gelmiş" dedi.
CHP Van İl Başkanlığı Kongresi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı`nın okunmasıyla başladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran`ın da katıldığı kongre, divan başkanlığına Sezgin Tanrıkulu`nun seçilmesiyle başladı. Kongrenin açılış konuşmasını yapan mevcut başkan Cemal Şen`in ardından bir konuşma yapan Sezgin Tanrıkulu, AK Parti hükümetini eleştirdi. AK Parti`nin hızla demokrasiden uzaklaştığını öne süren Tanrıkulu, "Adalet, Sağlık ve İçişleri bakanlıklarına soru sordum. Son 10 yılda Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi`ne yapılan başvurularda, Türkiye tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Güvenlik güçlerine mukavemetten dolayı açılan dava sayısı 110 bindir. İşkence ve kötü muameleyi de bu şekilde gizlemişler. 2002`den bu zamana kadar 116 faili meçhul cinayet var" dedi.
Önceden Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) olduğunu, ancak şimdi Özel Yetkili Mahkemelerin bulunduğunu ifade eden Tanrıkulu, "Aralarında hiçbir fark yok. Bugünkü Özel Yetkili Mahkemeler, o dönemde avukatlık yapmış biri olarak söylüyorum, DGM`lerden daha da geri. Önlerine gelen herkesi tırnak içerisinde söylüyorum düşman olarak görüyorlar" diye konuştu.
Geçtiğimiz günlerde açıklanan bir ankette yer alan `Gözaltına alınırsanız adil yargılanacağınızı düşünüyor musunuz?` Sorusuna yüzde 70`e yakınının Türkiye`de adil yargılanma olmayacağını düşündüğünü de sözlerine ekleyen Tanrıkulu, adaletin olmadığı bir yerde demokrasinin de olmayacağını belirtti. Kürt sorununa da değinen Sezgin Tanrıkulu, "Kürt sorunu konusunda
2005`ten buyana atılan tek bir adım yoktur. Başbakan 2005 yılında Diyarbakır`da bir laf söylemiştir. O tarihten bugüne kadar bu sorunun gerçekçi çözümü konusunda atılan tek bir adım yoktur. Sadece şunu söylüyorlar, `Demokratik açılım devam edecektir`. Biz söylüyoruz, bedeli ne olursa olsun bu sorunun demokratik çözümü konusunda bedel ödemeye hazırız. Yeter ki çözümü için gelin mecliste komisyon kuralım. Anayasal Uzlaşma Komisyonu`nun bir benzeri komisyon kuralım. Bu sorun konusunda kendi çözüm konularımızı
ortaklaştıralım. Bu sorunu Türkiye`nin gündelik sorunu olmaktan çıkaralım. Elimizi taşın altına koyalım. 90`lı yıllarda, geride gelen bir birikim, travma yoktu. Ama şimdi insanlarda 30 yılın birikimi var. Bu travma üzerinde eğer bir çözüm yakalayamazsak kutuplaşma ve ayrışma daha da hızlanacak. Adalet ve Kalkınma Partisi maalesef bunu da görmüyor. AK Parti bu konuda da sahte bir inanç oluşturdu. Bu sahte inançla bölgede oy aldı, almaya da devam ediyor. Ama onların sahte inançlarını yavaş yavaş teşhir etmeye
başladık" ifadelerini kullandı.
Depremzedelere gelen elektrik faturalarını da değinen Tanrıkulu, "Şimdi sokaktayız, dolaşıyoruz. Gelen elektrik faturalarına baktık. Sanki herkes işinde gücünde, fabrikalar çalışıyor, herkesin cebine
para giriyor. Arkasında ne geldi yurttaşlarımıza, evlere 1,500-2000 TL, iş yerlerine 600-700-1000 liralık faturalar gelmiş. Hani söz vermişlerdi, `Elektrik faturası almayacağız` diye. İnsanlar ne ile
ısınacaklardı buralarda, görmüyorlar mı, bunu bilmiyorlar mı, bunu Başbakan bilmiyor mu? Yurttaşımız nerede getirecek 1,500-2000 TL`yi fatura ödeyecek. Şimdi bir yerde çay içtik. Esnaf, bana aylık 20-30 lira elektrik faturası geliyordu, şimdi gelmiş 800 lira diyor. Faturayı kullanan kullanmayan bütün yurttaşlarımıza göndermişler. 3-4 ay evine gitmemiş, gelmiş elektrik faturası 200 lira. Adam `Evimi açıp girmemişim` diyor. Araştırdık, nedir bu, kayıp kaçak bedeli. Başkasının kullandığı elektriği bütün
abonelere paylaşmışlar. Bunların afetten anladıkları bu. Bunu her yerde anlatmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
AK Parti`nin Türkiye`yi demokrasiden uzaklaştırdığını da söyleyen Tanrıkulu, "Bütün Türkiye, özellikle bölge cezaevine dönüştürülmüştür. Seçilmiş bütün insanlar cezaevlerinde, öğrenciler cezaevlerinde, insanlar yoksul. Hiç kimse cesaretle çıkıp görüşlerini ortaya koyamıyor" dedi.
Yapılan konuşmanın ardından gündemde yer alan maddelere geçildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Çiçek Desenleri Günleri için başvurular başladı Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl ikinci kez düzenleyeceği Çiçek Desenleri Günleri için başvurular başladı. Liseler arası çiçek deseni yarışmasının finali 8–9 Mayıs’ta Ziya Gökalp Parkı’nda gerçekleştirilecek. Başvurular 31 Mart’ta sona erecek. Yarışmaya devlet ve özel liselerden en az 10, en fazla 12 okul katılabilecek. Okullar, görsel sanatlar öğretmenlerinin rehberliğinde 10’ar kişilik takımlar oluşturacak. 31 Mart’a kadar devam edecek başvurularda kontenjanın aşılması durumunda yarışmaya katılacak takımlar kura yöntemiyle belirlenecek. Başvuralar belediyenin resmi web sitesi üzerinden yapılacak. Etkinlik, Fener Mahallesi Ziya Gökalp Parkı’nda düzenlenecek. Takımlar, önceden hazırladıkları desenleri görsel sanatlar öğretmenleri eşliğinde uygulayacak. Belediyenin temin edeceği kesme çiçekler, renkli ağaç kabukları ve renkli çakıl taşları gibi dekoratif malzemeler kullanılarak desenler belirlenen süre içinde etkinlik alanına işlenecek. Çalışmaların tamamlanmasının ardından 5 kişilik jüri tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda kazanan takımlar belirlenecek ve ödüllendirilecek. Yarışmaya katılan tüm öğrencilere ise katılım sertifikası verilecek. Etkinlik, müzik performansları ve çeşitli gösterilerle bahar şenliği atmosferinde gerçekleştirilecek. Geçen yıl 11 kişi katıldı Geçen yıl ilk kez düzenlenen Çiçek Desenleri Günleri kapsamında Ziya Gökalp Parkı, belediyenin atölyelerinde üretilen kelebek desenli banklar, özel saksılar ve doğa dostu süslemelerle donatıldı. Ayrıca öğrencilerin desenlerini oluşturabilmesi için belediyenin üretim tesislerinde 115 bin dal çiçek yetiştirildi. Yarışmada 11 lise, iki gün boyunca kıyasıya mücadele etti. Öğrenciler, önceden hazırladıkları desen krokilerine uygun çiçek seçimleri yaparak çalışmalarını oluşturdu. Çiçekler kesilip ayıklandıktan sonra desen sınırları toprakla belirginleştirildi ve çiçekler zemine sabitlendi. Toprakla hacim verilen alanlar sayesinde desenlere üç boyutlu bir görünüm kazandırıldı. Liselerin seçtiği desenlerde Antalya’nın simgeleri olan portakal, deniz ve deniz feneri figürleri öne çıkarken Döşemealtı kilimi motifleri de çalışmalarda yer aldı.
Ankara Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne uygun diye satılan kitapların, yapılan incelemeler sonucu uygun olmadığı görüldü Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından özel yayınevlerinde "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne uygun" olduğu belirtilerek yayımlanan yardımcı kaynaklara, öğretim programlarıyla uyum düzeyini belirlemek amacıyla kapsamlı bir inceleme gerçekleştirildiği ve yapılan incelemeler sonucu söz konusu kitapların uygun olmadığı belirtildi. MEB, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) kapsamında özel yayınevlerinde yayımlanan içeriklerle ilgili inceleme başlattı. Yapılan çalışma kapsamında birinci, ikinci, beşinci ve altıncı sınıf düzeylerinde Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler ve Hayat Bilgisi derslerine ait yardımcı kaynaklar ile birinci sınıflar için hazırlanan hikaye kitapları kapsama alındı. İnceleme sürecinde söz konusu yayınların içerikleri; TYMM Öğretim Programları’nda yer alan öğrenme çıktıları, içerik çerçevesi, süreç bileşenleri ve ölçme-değerlendirme yaklaşımı açısından analiz edildiği ve yapılan analizler sonucunda incelenen yayınların tamamında TYMM Öğretim Programları ile farklı düzeylerde uyumsuzluklar bulunduğu tespit edildiği açıklandı. Edinilen bulgularda, birçok yayında yeni öğretim programının öngördüğü beceri örgüsü temelli yaklaşım yerine, önceki öğretim programlarının yapısının büyük ölçüde korunmaya devam ettiğini ortaya koyulduğu gözlemlendi. Bağlam temelli soru yapılarının da yeterli düzeyde kullanılmadığı tespit edildi MEB, yapılan incelemelerde özellikle ölçme ve değerlendirme yaklaşımı açısından önemli farklılıklar belirlendiğini, birçok yayında soruların büyük bölümünün çoktan seçmeli formatta hazırlandığı ve öğrenciden yalnızca "tek doğruyu işaretlemesi" beklendiği tespit etti. Bu durumun öğrenme sürecini değil yalnızca sonucu ölçmeye odaklandığı değerlendirildi. Ayrıca raporda TYMM’nin önerdiği biçimlendirici ve süreç odaklı ölçme araçlarının yayınlarda sınırlı düzeyde yer aldığı tespit edildi. Öz değerlendirme, akran değerlendirme, performans görevleri, gözlem formları ve dereceli puanlama anahtarları gibi öğrencinin öğrenme sürecine aktif katılımını sağlayan ölçme araçlarının birçok yayında bulunmadığı vurgulandı. İncelenen içeriklerde bağlam temelli soru yapılarının da yeterli düzeyde kullanılmadığı, soruların önemli bir bölümünde bağlamın bilgi düzeyinde kaldığı, öğrenciden problem çözme, sorgulama ve muhakeme gibi üst düzey düşünme becerilerini kullanmasının beklenmediği görüldü. TYMM, yardımcı kaynaklara yeteri düzeyde yansıtılmadı Raporda yer alan bulgularda, TYMM’nin öngördüğü beceri temelli ve süreç odaklı öğrenme yaklaşımının yardımcı kaynaklara yeterli düzeyde yansıtılamadığını belirtilirken, bu durumun özel yayınevleri tarafından hazırlanan eğitim materyallerinin programın beceri örgüsü temelli yaklaşımı daha güçlü biçimde yansıtacak şekilde geliştirilmesi gerektiği açıklandı.
Kocaeli D-100 Karayolu’nda hız limitleri yükseldi, EDS tabelaları güncellendi Kocaeli D-100 Karayolu’nda hız limitleri yükseltilen iki bölgede EDS tabelaları güncellendi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent içi ulaşımda güvenliği ve trafik akışını daha da iyileştirmek amacıyla yeni düzenlemeleri hayata geçiriyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) şubat ayında gerçekleştirdiği toplantıda alınan karar doğrultusunda D-100 Karayolu üzerindeki iki önemli bölgede hız limitleri yeniden belirlenmişti. Bu kapsamda ilgili bölgelerde bulunan "Ortalama Hız İhlal Tespit Sistemleri’ne ait EDS tabelaları güncellenerek montajı gerçekleştirildi. İki bölgede hız sınırı arttı Alınan karar doğrultusunda Derince Çenesuyu’ndan başlayıp İzmit Kuruçeşme’de sonlanan "Ortalama Hız İhlal Tespit Sistemi" güzergahında daha önce 70 km/sa olarak uygulanan hız limiti 82 km/sa’e çıkarıldı. Kirazlıyalı mevkiindeki Özyapı Beton ile Körfez Taşocakları yol ayrımı arasında bulunan Ortalama Hız İhlal Tespit Sistemleri’nde ise her iki yönde uygulanan hız limiti 82 km/sa’den 110 km/sa’e yükseltildi. Sürüş güvenliği güçlendirilecek Büyükşehirin yapım ve bakım sorumluluğunu üstlendiği D-100 Karayolu üzerindeki yeni hız limitlerini gösteren EDS tabelaları, Akıllı ve Sürdürülebilir Ulaşım Sistemleri Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından iki ayrı bölgeye monte edilerek sürücülerin bilgilendirilmesi sağlandı. Sahada gerçekleştirilen bu düzenlemeyle birlikte sürücüler için daha anlaşılır ve güncel bir yönlendirme sağlanırken, trafik akışının daha akıcı hale gelmesine de katkı sunuldu. Yeni hız limitleri sayesinde hem ulaşım konforunun artırılması hem de sürüş güvenliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Bursa BTÜ’den Bursa’ya "dirençli mahalle" modeli BTÜ’lü akademisyenler, Bursa’daki mahallelerin afetlere yalnızca binalar açısından değil, mekânsal yönden de hazırlıklı olması için çalışma başlattı. Pilot olarak belirlenen Dikkaldırım, Panayır ve Altınşehir mahallelerinde vatandaşlarla görüşmeler yapılarak; her mahalleye özgü deprem toplanma alanları, güçlü altyapı ve yeşil alan çözümlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) toplumla ve şehirle bütünleşen üniversite vizyonu doğrultusunda yürüttüğü bilimsel çalışmalarla kent yaşamına katkı sunmaya devam ediyor. BTÜ, bu kapsamda Bursa’nın daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlayacak bir projeyi daha hayata geçiriyor. Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümü Araştırma Görevlisi Merve Dilman Gökkaya’nın yürütücülüğünü yaptığı, Prof. Dr. Gül Sayan Atanur’un danışmanlığını üstlendiği "Mahalle Ölçeğinde Dirençlilik ve Kentsel Sağlık Değerlendirmesine Dayalı Peyzaj Tasarım Modeli" başlıklı proje, desteklenmeye hak kazandı. Proje; mahallelerde daha sağlıklı, yaşanabilir ve afetlere karşı dayanıklı yaşam alanları oluşturulmasına katkı sunmayı hedefliyor. Çalışma kapsamında Bursa’da sel, deprem, heyelan gibi afet riskinin yoğun olduğu ve farklı sosyo-ekonomik özelliklere sahip Dikkaldırım, Panayır ve Altınşehir mahalleleri pilot bölge olarak belirlendi. Vatandaşlarla görüşülerek beklentileri dinlendi Araştırmanın ilk aşamasında bu mahallelerde yaşayan vatandaşlarla yüz yüze görüşmeler yapılarak, yaşadıkları çevreye dair beklenti ve ihtiyaçları dinlendi. Çalışmanın ikinci aşamasında ise vatandaşlardan elde edilen veriler ile mahallelerin karşı karşıya olduğu afet riskleri birlikte değerlendirilerek, her bölgenin kendi şartlarına uygun çözümler geliştirilmesi hedefleniyor. Her mahalleye özgü tasarım yapılacak Proje tamamlandığında, mahallelerin afetlere karşı dayanıklılığının yalnızca betonarme yapılar gibi fiziksel önlemlerle değil; güvenli yaşam alanları, deprem toplanma alanları, sağlıklı altyapı, parklar, yeşil alanlar, ağaçlandırma ve yerel şartlara uygun doğa temelli uygulamalarla da güçlendirilmesi amaçlanıyor. Kentler için yol gösterici olacak Projenin, kentsel planlama ve tasarım süreçlerine önemli katkılar sunmasını beklediklerini ifade eden Proje Yürütücüsü Merve Dilman Gökkaya, "Çalışma ile mahalle ölçeğinde afetlere karşı daha dirençli ve sağlıklı yaşam çevreleri oluşturulmasına yönelik bütüncül bir yaklaşım ortaya koymayı hedefliyoruz. Proje sonunda elde edeceğimiz çıktılar sayesinde, kentlerde daha güvenli, yaşanabilir ve sürdürülebilir çevrelerin oluşturulmasına yönelik planlama ve tasarım kararlarına yol gösterici öneriler sunmayı da amaçlıyoruz" dedi. Rektör Çağlar: Amacımız bilimsel birikimimizi şehre aktarmak Proje ekibini tebrik eden BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversite olarak bilimsel çalışmaların toplumla doğrudan buluşmasına önem verdiklerini belirtti. Rektör Çağlar, "Üniversiteler yalnızca bilgi üreten kurumlar değil, aynı zamanda bulundukları şehirlerin gelişimine katkı sunan merkezlerdir. Bu proje ile mahalle ölçeğinde daha sağlıklı ve afetlere karşı dayanıklı yaşam alanlarının oluşturulmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Akademisyenlerimizin yürüttüğü bu tür çalışmaların hem Bursamız hem de diğer şehirler için yol gösterici olacağına inanıyorum" dedi.
Gaziantep Gaziantep’te kadınların bayram için yuvalama mesaisi başladı Gastronomi şehri Gaziantep’te Ramazan Bayramı’nın ilk günü sabah kahvaltısında sofraların vazgeçilmezi olan yuvalama yemeği için hazırlıklar başladı. Gaziantep’te Ramazan Bayramı’na özel olarak yapılan yuvalama yemeği hazırlayan kadınlar, yoğun mesai harcıyor. UNESCO tarafından gastronomi dalında "Fark Oluşturan Şehirler Ağı"na dahil edilen Gaziantep’te kadınlar, Ramazan Bayramı’nın ilk kahvaltısında hemen her sofrayı süsleyen yuvalama yemeği için hazırlıklara başladı. Gaziantep mutfağının ünlü lezzetleri arasında yer alan birbirinden zahmetli olan yemekler, damakları Ramazan ayı süresince olduğu gibi bayramda da tatlandıracak. Birbirinden lezzetli yemekleriyle adını dünyaya duyuran Gaziantep, yemek ve tatlılarıyla damakları tatlandırıyor. Gaziantep kültüründe farklı bir önemi bulunan ve yapım aşaması oldukça meşakkatli olan yuvalama, Ramazan Bayramı’nın ilk kahvaltısında sofralardaki yerini alacak. Sadece Ramazan Bayramı’na has olarak yapılan yemeklerden biri olan ve bayramın ilk kahvaltısında sofrayı süsleyen yuvalama yemeği için kadınların da yoğun mesai dönemi başladı. Dünyaca ünlü Gaziantep mutfağının vazgeçilmezi ve en özel yemeklerinden biri olan yuvalama için bir araya gelen kadınlar, imece usulü çalışıyor. Pirinç unu, yumurta, çekilmiş kuzu eti, tuz ve karabiber ile yapılan ve yoğrulduktan sonra da tek tek nohut büyüklüğünde yuvarlanan yuvalama, bayram namazı sonrası kahvaltı yerine yeniliyor ve gelen misafirlere ikram ediliyor. Hazırladıkları yuvalamayı poşetleyip müşterilere teslim eden işletmeler, bayram yoğunluğu nedeniyle randevu usulüyle çalışıyor. Yuvalama taneleri bayram sabahı yoğurt, et ve nohutla pişirildikten sonra damakları şenlendiriyor. 6 yıldır açtığı işletmede yuvalama yapan Sema Sarraf, yuvalamanın bir bayram yemeği olduğunu dile getirdi. Yuvalamanın dünyaca ünlü Gaziantep mutfağının vazgeçilmez bayram yemeği olduğunu belirten Sarraf, "Ramazan yoğunluğumuz bir ay önceden başlar. Ramazan öncesi herkes Ramazan davetleri ve Ramazan Bayramı sabahı için yuvalamasını, içli köftesini ve ekşili köftesini bize yaptırırlar. Önceden herkes bu tür yemekleri evinde yapardı. Şu an işletmeler sayesinde kimse evinde yorulmadan getirip bize yaptırıyor. Evlerinde de afiyetle yiyorlar. Daha önce komşular ve akrabalar bir araya gelip herkes imece usulü birbirinin yuvalamasını yaparlar, yemeklerini hazırlarlardı. Fakat son yıllarda malzemeleri işletmemize getiriyorlar. Bizde yuvalama yaptıktan sonra paketleyip kendilerine teslim ediyoruz. Gece gündüz çalışıyoruz. Günlük 50-60 kiloya yakın yuvalama yuvarlanıyor. Taleplere yetişmeye çalışıyoruz. Arife gününe kadar yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bayram sabahına kadar çalıştığımız da oluyor" dedi. İşletmelerin kadınların işini kolaylaştırdığını belirten vatandaşlardan Neslihan Kaya, "Yuvalama Gaziantep’in yemeklerindendir, bayram sabahı olmazsa olmazlarımızdandır. Daha önceleri bayanlar bir araya gelip yuvalama yapıyorduk. Çok zorlanıyorduk, saatlerimizi alıyordu. şimdi o kadar kolaylaştı ki bayan arkadaşlarımız pratik çözümlerle bize yardımcı oluyorlar. Bizim saatlerce yaptığımız işi bir-iki saatte yapıp tertemiz ve hijyenik bir şekilde yuvalamayı yapıp bize veriyorlar. Biz de bayram sabahı vazgeçilmez yemeğimizi değerli misafirlerimize sunuyoruz" şeklinde konuştu. Recep Güneş ise Ramazan Bayramı’nın ilk kahvaltısında hemen her Gazianteplinin sofrasını süsleyen yuvalama yemeğinin zahmetli yapımı için kadınların yoğun şekilde çalıştığını belirtti.