YEREL HABERLER - 16 Nisan 2012 Pazartesi 14:14

SİVAS`TA MADEN ATAОI

A
A
A
SİVAS`TA MADEN ATAОI

Sivas Valisi Ali Kolat, yapmış olduğu basın toplantısında, yeraltı zenginlikleri bakımından en önemli iller arasında yer alan Sivas`ta madenciliğin ve jeotermal kaynakların geliştirilmesi amacıyla 5 yıl aradan sonra `Maden Kenti Sivas Zirvesi 2` adı altında geniş kapsamlı bir zirve düzenleneceğini söyledi.
Makamında basın toplantısı düzenleyen Vali Ali Kolat, yeraltı zenginlikleri bakımından en önemli iller arasında yer alan Sivas`ta madenciliğin ve jeotermal kaynakların geliştirilmesi amacıyla 5 yıl aradan sonra `Maden Kenti Sivas Zirvesi 2` adı altında geniş kapsamlı bir zirve düzenleneceğini söyledi. Madenciliğin kalkınmada öncelikli sektör olduğunu kaydeden Vali Kolat, ``Geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan madencilik sektörü, ülkelerin gelişmesinde önemli bir yapı taşıdır. Maden ürünleri, sanayi, enerji, tarım ve inşaat sektörlerinin temel girdilerini oluşturmaktadır. Bu nedenle madencilik sektörü kalkınmada öncelikli bir sektör olarak görülmektedir. Gelişmiş sanayiye sahip olmak isteyen ülkelerin üzerinde titizlikle durduğu madenler yönünden Anadolu son derece bereketli bir yapıya sahiptir. Bu cömertlikten nasibini alan Sivas`ta da çeşitli tenör ve rezervlere sahip metalik madenler endüstriyel hammaddeler ve enerji hammaddeleri önemli bir potansiyel oluşturmaktadır.`` ifadelerini kullandı. Ruhsat işlemleri bakımından Sivas`ın Türkiye`de ilk 5 arasında bulunduğunu kaydeden Kolat, ``Maden hammaddeleri ile ilgili olarak uzun yıllardan beri ülkemizin maden sanayisi sektörüne ve bununla alakalı olan inşaat, metalurji, elektrik, elektronik ve makine sektörlerine demir, krom, linyit, kurşun, çinko sölestit, Jips, traverten benzeri mermer, kaolen ve kil, tuz, talk ve zeolit madenleri üreterek arz eden Sivas, ülkemizin diğer bölgeleri ile mukayese edildiğinde önemli bir maden merkezi olma konumundadır. 2011 yılı itibariyle 752 adet arama, 62 adet ön arama, 3 adet genel arama, 316 adet işletme ruhsatlı olmak üzere toplam 1133 adet ruhsat sahası bulunmaktadır. Ruhsat işlemleri bakımından Türkiye`de ki iller arasında 5. sırada yer almaktayız. İlimiz, sadece mevcut maden üretimi ile değil aynı zamanda çok daha büyük maden yataklarının var olabileceğine ipuçları vererek bu konumunu daha da güçlendirmektedir.`` dedi. Düzenlenecek olan zirvede Sivas`ın sahip olduğu değerlerin tartışılacağını kaydeden Vali Kolat, ``Zirve ile madencilik sektörü tüm boyutlarıyla ele alınacak. İlimizin maden potansiyeli ve bu zenginliğin nasıl değerlendirileceği tartışılacak. Yatırımcılar, sektör çalışanları, yetkililer ve akademisyenler bir araya gelecek ve maden ilimize ekonomik bağlamda istihdam, katma değer ve ihracat getirisi sağlayacak. Önemli yeraltı zenginliklerimiz tartışılarak kamuoyunun bilgisine sunulacak ve Sivas`ın sahip olduğu değerler ülke gündemine taşınacaktır. Bu vesile ile toplam 3 gün sürecek olan bu zirve kapsamında ilk iki günde açılış konuşmalarını takiben toplam 7 oturumda 32 sunum yapılacak ve bunların sonuçları bir panel ile bir interaktif toplantıda değerlendirilecektir. Son günde ise Divriği-Kangal yörelerine bir teknik gezi yapılacaktır. Teknik gezi kapsamında Kangal Yellice yöresinde ülkemizin en büyük krom zenginleştirme tesisi, Divriği`de ülkemizin en büyük demir yatağı ve dünyanın en önemli kültür miraslarından biri olan Divriği Ulu Cami ziyaret edilecek ve daha sonra Kangal yöresinde doktor balıklarıyla ünlü dünyanın en önemli kaplıcasında incelemelerde bulunulacaktır.`` dedi. Vali Kolat, 18-19-20 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek olan zirveye işbirliği yapanlara teşekkürlerini ileterek, tüm kamu kuruluş ve vatandaşları yapılacak zirveye davet etti.
Basın toplantısına Vali Ali Kolat`ın yanı sıra Belediye Başkanı Doğan Ürgüp, Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlyas Dökmetaş da katıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Osmanlı’nın ‘zimem defteri’ geleneği Kozan’da yaşatılıyor Osmanlı’dan günümüze uzanan ‘zimem defteri’ geleneği Adana’nın Kozan ilçesinde yaşatmaya devam ediyor. Ramazan ayında gelenek çerçevesinde 3 bakkaldaki veresiye defterindeki borç kapatılırken, toplam 30 bin TL ödeme yapıldı. Kozan Bakkallar ve Bayiler Odası’nın öncülüğünde Osmanlı döneminde borçlu ile borcu ödeyenin birbirini görmediği ’zimem defteri’ geleneği yaşatılıyor. Geleneğin uygulanmasıyla Ramazan Bayramı öncesi ihtiyaç sahibi ailelerin bakkala olan borçları kapatıldı. "Borçları kapatmaya sürdürüyoruz" Kozan Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Kemal Yıldırım, Ramazan ayı başında hayırseverlere çağrı yaparak başlattığı geleneğin kısa sürede büyüdüğünü belirterek, "Ramazan Bayramı öncesinde 3 bakkalda borç kapama işlemi gerçekleştirdik ve kapatılmaya devam ediliyor. Bu geleneği yürüten, destek veren herkesten Allah razı olsun. Toplamda 30 bin TL ödeme yaptık ve çalışmalarımız sürüyor. Hayırseverlerimizin adına kırsal mahallelerdeki bakkallara giderek ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın sadaka ve zekat yoluyla borçlarını kapatmaya sürdürüyoruz" dedi. Esnaf Cumali Türksev bir ihtiyaç sahibi ailenin 2 bin TL’lik borcunun silindiğini, Osmanlı geleneğinin yeniden uygulanmasının esnaf ve vatandaşlar içinde güzel bir uygulama olduğunu kaydetti. Mahalle bakkalı Zekeriya Gök ise hayırseverlere teşekkür ederek, "İhtiyaç sahibi olup borcu olan bazı vatandaşlarımızın borcu ödendi. Hayırlı olsun" diye konuştu.
Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi yolsuzluk ve rüşvet davasında 2’nci gün: Tutuksuz sanıkların savunmaları alınmaya devam ediliyor Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davada ikinci duruşma başladı. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, ilk gün tutuklu sanıkların savunmalarının ardından ikinci günde tutuksuz yargılanan sanıkların ifade işlemleri sürüyor. Tutuksuz sanık T.S., Hurma Mahallesi’nde yapımı tamamlanan bir sitenin iskan ve ruhsat sürecine ilişkin savunmasında, dönemin Konyaaltı Belediyesi başkan yardımcısı ve imardan sorumlu ismi olduğunu belirterek, "Zorlamayla iskan verilmesi teknik olarak mümkün değil" dedi. Aynı dosya kapsamında savunma yapan T.S., Muhittin Böcek’in parasını ödeyerek kendisine ev aldığını bildiğini ileri sürerken, dairenin kendi üzerine geçirildiği iddiasıyla ilgili ifade veren tutuksuz sanık İ.E. ise kira gelirlerinin hesabına yattığını, bu parayı da Muhittin Böcek’e elden teslim ettiğini savundu. Bölge Adliye Mahkemesi toplantı salonunda görülen duruşmada, soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de aralarında bulunduğu 5’i tutuklu toplam 41 sanık yargılanıyor. Savunmalar ikinci günde tutuksuz sanıklarla devam etti Davanın ilk gününde tutuklu sanıkların savunmaları alınırken, ikinci günde tutuksuz yargılanan sanıkların ifade işlemlerine geçildi. Duruşmada, sanıkların haklarındaki suçlamalara ilişkin savunmaları alınırken, dosyada yer alan mali hareketler, para transferleri ve çeşitli işlemlere ilişkin iddialar da değerlendirilmeye devam edildi. Sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap, haksız mal edinme, nüfuz ticareti, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması, nitelikli dolandırıcılık ve iftira suçlamaları yöneltiliyor. Dosyada, belediyedeki bazı işlemler ve mali ilişkiler kapsamında, iskan ve ruhsat süreçlerinden seçim dönemine uzanan çeşitli iddialar yer alıyor. Savcılık tarafından hazırlanan kapsamlı dosyada, soruşturma aşamasında tespit edilen 26 ayrı eylem hakkında hukuki değerlendirme yapıldığı belirtildi. İddialar arasında yerel seçim sürecindeki harcamalar, taşınmaz ve araç alımları, para ve döviz hareketleri ile bazı işlemler karşılığında menfaat sağlandığına yönelik değerlendirmeler bulunuyor. "Zorlamayla iskan verilmesi teknik olarak mümkün değil" Muhittin Böcek’in, Konyaaltı Belediye Başkanı olduğu dönemde Konyaaltı ilçesi Hurma Mahallesi’nde yapımı tamamlanan bir sitenin iskan ve ruhsat işlemlerinin tamamlanması amacıyla 1 adet daireyi İ.E. üzerine yaptırdığı, inşaat firması sahiplerinin daha fazla mağduriyete uğramamak adına taleplerini yerine getirdikleri, bu haliyle elde ettiği menfaat nedeniyle icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği ve dairenin İ.E. üzerine yapılmasını sağlayarak suçun kaynağını gizlemeye çalıştığı, ayrıca suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu işlediği yönündeki iddialara ilişkin savunma yapan T.S., şu ifadeleri kullandı: "2012 yılında Konyaaltı Belediyesi döneminde parsel müteahhitleri belediyeye gelerek plan değişikliği yapmak istediler. Burayı konuta dönüştürmek istediler. Teknik inceleme yaptık, Büyükşehir Belediye Meclisi’nden onaylanarak gelmesi gerektiğini söyledik. Meclislerde değerlendirilecek şeklinde bilgi verdik. Hem planlama hem ruhsat hem iskan aşamasında Koruma Kurulu’ndan onay alındı. Yeşil alanları bıraktılar, bu süreç uzun bir süreçti, gerekli onaylar alındı. Ben o dönemde Konyaaltı Belediyesi’nde başkan yardımcısıydım, imardan sorumluydum. Zorlamayla iskan verilmesi teknik olarak mümkün değil, iskan karşılığında evin nakdi olarak verilmesi de mümkün değil. Bu süreci tam olarak hatırlamıyorum ama böyle bir süreç mümkün değil. O dönemde Muhittin başkanın parasını ödeyerek kendisine ev aldığını biliyorum, parasıyla alacağı evi İ.E.’nin üzerine yapmayı düşündü." "52 bin doları elden ödedim" Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümleri kapsamında şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde, Güneş Mahallesi’ndeki bir siteden Muhittin Böcek’e üç adet, diğer belediye çalışanlarına ise maliyeti karşılığında iki adet dükkan alınmasına ilişkin de açıklamalarda bulunan T.S., "Belediyede görev değişikliği oldu. Büyükşehir Belediyesi’nde genel sekreter yardımcısıydım, başkan belediyede bulunmamamı istedi. ANTEPE’ye geçtim. 2024’ün 4’üncü ayıydı. İ.E. çok sevdiğim biriydi. Güneş Mahallesi’nde firmanın yaptığı inşaatlar bitmişti. İ.E., 50 bin dolarlık yatırım yaptığını, benim de parasını ödeyerek o evi alabileceğimi söyledi. Ben de kendisine 52 bin dolar elden ödedim, kafede parayı kendisine teslim ettim. H.A. yanıma gelip gidiyordu, tapu H.A.’nın üzerindeydi. H.A.’nın bu konuyla en ufak bilgisi yok, herhangi bir ödenek almadı" dedi. "Ruhsatla ilgisi tapu tarihlerine bakılınca anlaşılır" D.D. isimli müteahhidin, iskan karşılığında Büyükşehir Belediyesi görevlilerine Aksu Altıntaş bölgesinde dört adet daire verdiği iddiasına ilişkin de savunma yapan T.S., "Büyükşehir’de genel sekreter yardımcısıydım. D.D. daha önceden tanıdığım arkadaşımdı. Altıntaş bölgesinde yeni yeni çalışmalar yapılıyordu. Büyükşehir o dönemde geçmişte daha önce ruhsat vermemişti. D.D. benim arkadaşımdır, sosyal çevrede ailecek görüştüğümüz biri. Ruhsat konularında D.D.’nin parseliyle ilgili hızlandırma konusunda 2021 yılında yardımcı oldum. 2023-2024 yıllarında D., ‘Sen bana çok yardımcı oldun, ben sana iki daire vereceğim’ dedi. O dönemde ciddi derecede alkol alıyorduk. Eski eşimden kalan altınlar vardı. D. bana fırsat verince ona çeşitli miktarda ödemeler yaptım. Eski eşimin evleri nasıl aldığım hakkında bilgisi yoktur. Tapu tarihlerine bakılınca 2021 tarihli ruhsatla alakası olmadığı anlaşılır" diye konuştu. "Herhangi bir bedel ödemedim" Gerçekte Muhittin Böcek’e ait olduğunu iddia ettiği sitedeki lüks daire ile Kemer ilçesi Kuzdere mevkisinde bulunan tarla vasfındaki taşınmazı kendi üzerine aldığı iddiasına ilişkin savunma yapan İ.E. ise, "Muhittin Böcek’e 1 daire sattım, sattığım dairenin bedelini kendisinden aldım. Kendisiyle aramızda nezakete dayalı bir ilişki vardı. 2016 yılının sonuna doğruydu, kahve içmeye davet etti. Sitede bulunan daireyi üstüme almamı istedi, ‘Senin üstüne yapabilir miyiz’ dedi. Yaptığımız görüşmede sakınca görmedim, isteğini kabul ettim. T.S. belediye başkan yardımcısıydı, beni arayarak Hakan Işık’ın numarasını verdi, beni arayacağını söyledi. Bir müddet sonra beni arayarak tapu işlemlerini başlattığını söyledi. Birkaç gün sonra tapuda buluştuk, tapuyu aldım, herhangi bir bedel ödemedim. Tapu harcı da ödemedim. Bu işle ilgili sorun olduğunu hissetmedim. Tapu benim üstüme kaldı. Muhittin Böcek adına tapu verdiklerinin bilincindeydim. Zaman zaman kiracılar değişti, kiralar benim hesabıma geldi, ben kendisine elden teslim ettim" dedi. "Seçim yaklaşıyor, bize yardım etmen lazım" İ.E., Güneş Mahallesi’ndeki bir siteden Muhittin Böcek’e üç, diğer belediye çalışanlarına ise maliyeti karşılığında iki dükkan alınmasına ilişkin de şu savunmayı yaptı: "Yap-sat işlemlerini bitirmek istiyordum. 2019 yerel seçimlerinden sonra Muhittin Böcek işsiz olduğumu duyunca bana iş teklif etti, ANTEPE’de müdür olarak çalışmamı istedi, kabul ettim. Hiçbir harcamam olmamıştır, ciddi şekilde şevkle işime sarıldım. Güneş Mahallesi’ndeki proje bize verildi, biz bu işe normal prosedürlere göre başladık, enflasyon yüksek olmasına rağmen başarıyla bitirdik. 2023 yılı başlarıydı, EKPA şirketinin sahibi, S.T. ile ziyaretime geldi. Açılan konular üzerinden sohbet devam etti. Bu sohbet sırasında S.T., ‘Seçim yaklaşıyor, bize yardım etmen lazım’ dedi. 4 tane Muhittin Böcek adına, 1 tane de S.T. adına, bedelini ödemek kaydıyla dükkan talepleri oldu. Maliyetini duydum. 2 ay sonra Muhittin Böcek beni arayarak ‘Buralarda mısın’ dedi, belediyedeydim. Özel kalemde bulunan Çağrı beyi çağırarak ‘Güneş Mahallesi’nde daire almayı düşünüyor’ dedi. Telefonla Çağrı beyi irtibatlandırdım, başka dahilim olmadı. Çağrı bey birkaç gün sonra beni arayarak ‘Dükkan için para istiyorlar’ dedi. Tabii para karşılığı olacak şeklinde düşündüğüm için konuyu anlamadığımı anlayarak telefonu kapadı." "Benden 1 milyon istedi, 50 bin dolar verdim" S.T. ile arasındaki para alışverişine de değinen İ.E., "S.T. ile sürekli karşılaşıyorduk. Benden 1 milyon istedi. Durumumun iyi olduğunu bildiği için ‘Param yok’ diyemedim, kendisine 50 bin dolar verdim. Birkaç gün sonra ‘O parayla daire aldım’ dedi. T.S.’nin de adı geçti, ‘Sen de ortak olabilirsin’ dedi. Bir iki gün sonra ‘Bunu kimin üstüne yapabilirim’ dedi. Parayı geri alamayacağımı bildiğim için C. adlı arkadaşımı aradım. O da burada olmadığı için ‘Oğlumun üstüne yapabilirsiniz’ dedi. Bu şekilde ev, arkadaşımın oğlunun üzerine yapıldı" şeklinde konuştu. "Bu iddiayı kabul etmiyorum" 2024 yılı yerel seçim propaganda çalışmaları kapsamında bir reklam firmasının yaptığı işlere yönelik ödemeler için Muhittin Böcek’in oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve kendisi aracılığıyla Y.Y., A.Y. ve S.K.’den fatura ödeme talebinde bulunulduğu iddiasına ilişkin savunma yapan S.T. ise, "Bu iddiayı kabul etmiyorum, böyle bir şey olmadı" dedi. S.T., siteden dükkan alınmasına ilişkin savunmasının devamında ise, "ANTEPE’de ofiste İ.E., S.K. ve ben üçümüz bir araya geldik. Başkanımıza kaç tane dükkan verileceği ile ilgili bir pazarlık yaptığım söylenmiş ama öyle bir şey konuşmadık, benim oradan almak istediğim dükkan üzerine pazarlık yaptık. Değeri 2 milyon TL olan daireyi inşaat aşamasında 750 bin TL’ye anlaşarak, parasını ödeyerek aldım. S.K.’ya ve İ.E.’ye de parası ödendi. O dönemde Fen İşleri Daire Başkanıydım, inşaata giderek bir baskı oluşturmadım. Bir dükkan satın aldım. Satın aldığımız dükkanı, belediyede çalıştığım için kötü anlaşılacağını düşünerek tapusunu devralmadan 2 milyon TL’ye arkadaşıma sattım" ifadelerini kullandı. "20 bin doları başkana ilettim" Büyükşehir Belediyesi ile resmi iş ilişkisi bulunan iş adamlarından suça konu maddi menfaatlerin reklam ve organizasyon işi yapan Mehmet Okan Kaya’ya aktarıldığı iddiasına ilişkin konuşan S.T., "Yardımlarımız karşılığında belediyemize de bir katkısı olsun dedik, onun üzerine destekler yapıldı. Bizim onların işlerini geciktirmek gibi, ruhsat iptali gibi bir durumumuz söz konusu olamaz. Akarlar firması, yardımlarımız karşılığında seçim döneminde Okan Kaya’ya parça parça ödeme yaptı. Seçim zamanı kullanılması için 35 bin dolar ihtiyacımız olduğunu söyledim. 20 bin doları Muhittin başkana ilettim, belediye işlerinde kullanılması için 15 bin doları kendi ihtiyaçlarım için kullandım. Başkanın seçimlerde kullanılması için 20 bin dolar talimatı üzerine istedim" dedi. "Bağış yapmalarını isterdim" Aksu ilçesi Altıntaş bölgesinde müteahhitlik yapan firma ya da şahıslardan iskan ruhsatı alınması aşamasında Konyaaltı Turizm Kültür ve Eğitim Vakfı’na (KONTEV) bağış yaptırıldığı ve Büyükşehir Belediyesine ayni araç hibesi istendiği yönündeki iddialara ilişkin de açıklamalarda bulunan S.T., "Altıntaş’ta iş yapan müteahhitler benim yanıma gelirdi, ben de kız çocuklarını okutan KONTEV’e bağış yapmalarını isterdim. Soruşturma aşamasında öğrendim ki H.K. benim adıma kendi ihtiyacı için para istemiş. İlk ifadesinde kendi ihtiyaçları için olduğunu söylemiş ama daha sonra ifadesini değiştirmiş, bu yüzden 1 ay tutuklu kaldım. Kendisinden şikayetçiyim" diye konuştu. Diğer sanıklar da dinlendi Güneş Mahallesi’ndeki sitede S.T.’den dükkan satın alan F.A. da suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama eylemine ilişkin tutuksuz yargılandığı duruşmada, "S.T., kardeşimin çocukluk arkadaşıdır. Elinde bir adet dükkan olduğunu, istersem bunu araştırıp kendisinden satın alabileceğini söyledi. 2 milyon TL’ye dükkanı aldım, ödemeyi parça parça yaptım. Tapunun hemen hazırlanamayacağını söyledi. 1 yıl sonra tapunun hazır olduğunu, 2 milyon 400 bin TL daha ödeme yapmam gerektiğini söyledi, onu da iki parça halinde ödedim" dedi. K.K. adlı tutuksuz yargılanan sanık ise kendisine tapu devrine ilişkin savunmasında, "Babam İ.E. ile aralarındaki ilişkiye dayanarak kabul etmiş, ben de tapuya gittim, tapuyu devraldım, hiçbir ödeme yapmadım. 1 buçuk yıl aradan sonra H.A. adlı kişiye tapuyu devrettim" ifadelerine yer verdi. Tutuksuz yargılanan sanıkların ifade işlemlerinin sürdüğü duruşma devam ediyor.
Kahramanmaraş Hastanede film gibi tatbikat KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Kahramanmaraş’ta bir hastanede gerçekleştirilen bebek kaçırma tatbikatı gerçeği aratmadı. Pembe Kod verilen tatbikatta görev alan personelin sergilediği performans oyuncuları aratmadı. Kahramanmaraş’ta faaliyet gösteren HG Hospital’da gerçekleştirilen ‘Pembe Kod’ tatbikatı, gerçeği aratmadı. Senaryo gereği hastanede bir bebeğin kaçırılması kurgulandı. Alarm verilmesiyle birlikte hastane genelinde geniş çaplı bir kriz yönetim süreci başlatıldı. Güvenlik görevlileri ve sağlık personeli koordineli bir çalışma yürüttü. Tatbikatta görev alan personelin sergilediği performans, oyuncuları aratmazken, olay anındaki gerçekçi diyaloglar ve müdahaleler dikkat çekti. Tatbikat sırasında hastanede bulunan bazı hasta ve yakınlarının yaşananları gerçek sanarak kısa süreli panik yaşadığı görüldü. ‘Pembe Kod’ kapsamında gerçekleştirilen uygulamada, bebek güvenliği, hastane giriş-çıkış kontrolleri ve kriz anında izlenecek prosedürler detaylı şekilde test edildi. Herhangi bir kaçırma vakasında güvenlik birimlerinin nasıl hareket edeceği, personelin hangi adımları izleyeceği ve ilgili birimler arasındaki iletişim süreçleri uygulamalı olarak değerlendirildi. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, bu tür tatbikatların amacının muhtemel acil durumlara karşı hazırlıklı olmak ve personelin kriz anındaki reflekslerini güçlendirmek olduğu vurgulandı. Açıklamada ayrıca hasta ve çalışan güvenliğinin her zaman öncelikli olduğu belirtilerek, düzenli aralıklarla benzer tatbikatların sürdürüleceği ifade edildi.