POLİTİKA - 19 Nisan 2012 Perşembe 09:20

2B KANUN TASARISI YASALAŞTI

A
A
A
2B KANUN TASARISI YASALAŞTI

Kamuoyunda 2-B olarak adlandırılan orman vasfını yitirmiş Hazine arazilerinin satışını öngören kanun tasarısı, TBMM Genel Kurulu`nda yapılan bazı değişikliklerle kabul edilerek yasalaştı.
Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazine`ye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanuna göre, Orman Kanunu`nun 2. maddesinin A fıkrasında tanımlanan, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ancak tarım alanına dönüştürülmesinde yarar görülen 2-A alanları, devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köylerdekilerin yerleştirilmesi için halka devri ve yararlandırılması amacıyla Orman Genel
Müdürlüğünün; 2-B alanları ise Maliye Bakanlığı`nın tasarrufuna geçecek.
Bakanlar Kurulu, devlet ormanları içinde ve bitişiğinde bulunan, yerinde kalkındırılmaları mümkün olmayan köylülerin başvurusu üzerine veya bulundukları yerlerden orman rejimi bakımından kaldırılmaları zorunlu bulunan köylerin halkının resen Orman Kanunu`nun 2-A maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartılan alanlara, bunun olmaması halinde ise diğer yerlere nakline karar verecek.
Deprem, heyelan, sel gibi doğal afete maruz kalan vatandaşlar ile baraj, gölet gibi devlet yatırımı nedeniyle başka yerlere yerleştirilmeleri zorunlu olan orman içi veya bitişiğindeki köylerde yaşayanların mağduriyetini gideren kanun, köylülerin alternatif alanlara naklini de öngörüyor. Buralarda yaşayan köy ve mahalle halkının iskanı için ayrılan yerler, Bakanlar Kurulu`nca belirlenecek usul ve esaslara göre, Orman Genel Müdürlüğü`nce orman sınırları dışına çıkartılarak, tapuda Hazine adına tescil
edilecek. Bu alanlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`nın tasarrufuna geçecek. Nakledilen orman köylülerine ait araziler, gerektiğinde kamulaştırılacak, uygun olması halinde devlet ormanı olarak ağaçlandırılacak.
YENİDEN ORMAN OLACAK
Maliye Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü`nce 2-B alanlarından tekrar orman olarak değerlendirilmesi teklif edilen yerleri Genel Müdürlüğe tahsis edecek. Boşaltılan orman içindeki arazi, yapı ve tesis yerleri, Orman Genel Müdürlüğü`nce devlet ormanı olarak ağaçlandırılacak.
Yerinde kalkındırılması mümkün olamayan devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köy ve mahalle halkının yerleşimi için Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan, ancak amacı doğrultusunda kullanılamayan 2-A alanları, verimsiz de olsa, başka amaçlarla kullanılmaması için orman vasfıyla Hazine adına tescil edilecek.
2-B alanlarında bulunan taşınmazlar için, taşınmazların 31 Aralık 2011`den önce kullanıcısı veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişiler, bu taşınmazları satın almak için 3 ay içinde idareye başvurabilecek, taşınmazların bedeli karşılığında kendilerine doğrudan satılmasını isteyebilecek.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listeleri veya kadastro tutanaklarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre, 31 Aralık 2011`den önce kullanıcısı veya üzerindeki muhdesatın sahibi kişiler ise başvurularını 6 ay içinde yapabilecek.
ÖDEME KOŞULLARI
Hak sahiplerine doğrudan satılacak taşınmazların satış bedeli, rayiç bedelin yüzde 70`i olacak. Peşinat alınmadan yapılan taksitli satışlarda ise satış bedelinin yüzde 10`u, yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde, kalanı ise belediye ve mücavir alan sınırları içinde en fazla 3 yılda 6 eşit taksitte, belediye ve mücavir alan sınırları dışında ise en fazla 4 yılda 8 eşit taksitte faizsiz olarak ödenecek.
Peşin ödemelerde yüzde 20, bedelin yarısının peşin ödenmesi halinde yüzde 10 indirim uygulanacak. Başvuru sahipleri, satış bedellerine mahsup edilmek üzere; belediye ve mücavir alan sınırları içinde olan yerler için 2000 lira, dışında olan yerler için 1000 lira başvuru bedeli ödeyecek.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listeleri veya kadastro tutanakları kapsamında kalan taşınmazların satış işlemleri, 1 Mayıs 2010`dan itibaren tespit edilen rayiç bedeller üzerinden yapılacak. Tebliğ edilen satış bedeline itiraz edilemeyecek, dava açılamayacak. Satış bedelini ödemeyenlerin, doğrudan satın alma hakları düşecek. Ancak taksitlerden ikisinin vadesinde ödenmemesi yükümlülüklerin ihlali anlamına gelmeyecek, gecikme zammı uygulanacak.
SATILAMAYACAK TAŞINMAZLAR
Hak sahiplerine doğrudan satılması gereken taşınmazlardan ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğü`ne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken, Maliye Bakanlığı`nca belirlenen, içme ve kullanma suyu havzalarındaki maksimum su seviyesinden itibaren 300 metrelik bant içerisinde kalan yerler, hak sahiplerine satılmayacak.
Hak sahipleri, bu taşınmazların yerine taşınmazın rayiç değerine eşdeğer, öncelikle aynı il sınırları içerisinde bulunan 2-B alanlarında taşınmaz alabilecek. İlgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğü`nce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan, bu nedenle dava açılması gereken veya ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğü`ne tahsis edilenler ile kamu hizmetlerine ayrılan, özel kanunlar
gereğince değerlendirilmesi gereken ya da Maliye Bakanlığı`nca belirlenen taşınmazlar, ilgililerine iade edilmeyecek. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen rayiç bedel ödenecek veya rayiç bedeline uygun taşınmaz verilecek.
PROJE ALANLARININ BELİRLENMESİ
2-B alanlarından, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ve sonra kadastro tutanakları kesinleşen veya güncelleme listeleri tescil edilen alanlarda, proje alanı belirlemek isteyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TOKİ ile belediyelerce bu alanın sınırları tespit edilecek. Proje alanı sınırı onaylanmak üzere belediyeler tarafından valilikler aracılığıyla, TOKİ tarafından doğrudan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`na gönderilecek.
DAVALAR
2-A alanları için orman sınırları dışına çıkartma ile orman sınırlandırması, tespit, tefrik ve tescil işlemlerine karşı yapılan itirazlar ve açılan davalar, bu kanuna göre yapılacak işlemleri durdurmayacak, davalarda yürütmeyi durdurma ve tedbir kararı verilemeyecek. Bu yerlerde hak iddia edenlerin açtıkları davalar, davacılar lehine sonuçlandığında, bu taşınmazlar genel hükümlere göre kamulaştırılacak.
Düzenlemeye göre yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar 2-B alanları hakkında Hazine tarafından kişiler aleyhine açılması gereken davalar açılmayacak, açılan ve devam eden davalar durdurulacak. Kanun uygulanmasından elde edilen gelirlerin yüzde 3`ünü geçmemek üzere, Bakanlar Kurulu`nca belirlenecek miktar, genel bütçe gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin tahsilini takip eden ay sonuna kadar yatırım amacıyla kullanılmak üzere Vakıflar Genel Müdürlüğü`ne verilecek. Kalan tutarın yüzde 90`ını
geçmemek üzere Bakanlar Kurulu`nca belirlenen orana karşılık gelen bölümü, genel bütçede özel gelir, diğer kalan kısmı ise gelir olarak kaydedilecek.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesinde afet riski altındaki alanların dönüştürülmesinde kullanılmak üzere özel ödenek öngörülecek. Nakledilecek orman köylülerine ait taşınmazların kamulaştırılması, 2-A alanlarının ıslah, imar ve ihyası, iskanı, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi, 2-A ve 2-B alanlarının en az 2 katı verimsiz orman alanlarının ıslahı ve yeni orman alanlarının tesisi için kullanılmak üzere Orman Genel Müdürlüğü bütçesinde gerekli ödenek aktarılacak. Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı`nca proje alanı olarak belirlenen alanların değerlendirilmesinden elde edilen gelir, genel bütçeye kaydedilecek.
ASKERİ YASAK BÖLGELERDEKİ KÖYLÜLER
Kanunla, askeri yasak bölgelerde kalan orman vasfını kaybeden arazi üzerinde, orman kadastrosunun en geç 6 ay içinde yapılmasına imkan tanındı. Bu yerlerin 31 Aralık 2011 tarihinden önceki kullanıcısı veya üzerindeki muhdesatın sahibi olan kişiler, hak sahibi sayılacak. Bu kişiler, rayiç bedeli ödemeleri halinde, kullandıkları taşınmazın rayiç değerine eşdeğer, öncelikle aynı il sınırları içindeki 2-B alanlarındaki taşınmazı, hesaplanacak satış bedeli karşılığı alabilecek.
HAZİNEYE AİT TARIM ARAZİLERİ
Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılarak, Hazine taşınmazlarının paydaşlarına, kiracılarına ve kullanıcılarına satış işlemleri de bu kanun kapsamında değerlendirilecek. Hazineye ait tarım arazilerini; 31 Aralık 2011 tarih itibariyle en az 3 yıldan beri tarımsal amaçla kiralayan, kira sözleşmesi devam eden veya bu arazileri aynı süreyle tarımsal amaçla kullanan ya da paydaşlarından; bu arazileri bedeli karşılığında doğrudan satın almak için idareye başvuranlar, hak
sahibi sayılacak. Doğrudan hak sahiplerine satılacak Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedeli, rayiç bedelin yüzde 70`i olacak.
Kamu hizmetine tahsis edilen, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan yerler, belediye ve mücavir alan sınırları dışında olmakla birlikte kamu kurum ve kuruluşlarının hazırladıkları planlarda tarım dışı kullanıma ayrılmış alanlar, hak sahiplerine satılamayacak. Denizlerde kıyı kenar çizgisine 5 bin metre, tabii ve suni göllerde kıyı kenar çizgisine 500 metreden az mesafede bulunan alanlar ile içme suyu amaçlı barajların koruma alanları içinde kalan yerler, satış tarihi itibariyle arazi
toplulaştırılması yapılacak yerler ile diğer sebeplerle satılamayacağı Maliye Bakanlığı`nca belirlenecek Hazineye ait tarım arazilerin satışı yapılamayacak.
Konya ve Adana`da, TİGEM`e ait bazı araziler, uzun yıllardır kullanan kişilere satılabilecek.
DEVLET ÜNİVERSİTELERİNE ORMAN ALANLARINDA TESİS KURMA İMKANI
Kanun, vakıf üniversiteleri hariç, yükseköğretim kurumlarının orman alanlarında, bedeli karşılığında, eğitim ve araştırma tesisi kurma imkanı da getiriyor. Ayrıca izin verilen bu alan içinde, yurt da inşa edilebilecek. Bu tesislerin özel ormanlarda yapılması halinde, Orman ve Su İşleri Bakanlığı`nca izin verilebilecek. Bu binaların taban alanlarının toplamı, özel orman alanının yüzde 15`ini geçemeyecek. Kulanım bedeli, süresi, yapılan bina ve tesislerin devri, genel hükümlere uygun olarak taraflarca
tespit edilecek.
YAYLALARA DÜZENLEME
Devlet ormanlarında 31 Aralık 2011 tarihinden önce toplu yerleşimin bulunduğu yaylak ve otlak olarak kullanılan alanlar içindeki yerler ile yılın belirli dönemlerinde geleneksel yaylacılık amacıyla yerleşim yeri olarak kullanılan alanlar, Orman Genel Müdürlüğü`nce tespit edilecek. Bu alanlardan uygun görülenler, Orman ve Su İşleri Bakanlığı`nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla yayla alanı ilan edilecek. İlan edilen yayla alanlarında 31 Aralık 2011 tarihinden önce yapılmış, hakkında müsadere
kararı bulunanlar da dahil her türlü bina, tesis mevcut haliyle, vaziyet planında gösterilerek Orman Genel Müdürlüğü sabit kıymetine alınacak. Yayla alanlarında bulunan bina ve tesisler, orman idaresince işletilecek, işlettirilebilecek veya kiraya verilebilecek. Gelir, Orman Genel Müdürlüğü döner sermayesine kaydedilecek.
Kullanıcısı tespit edilen bina ve tesisler, vaziyet planına göre kullanıcısına, tespit tarihinden itibaren 1 yıl içinde talebi halinde rayiç bedel üzerinden Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre kiraya verilebilecek. Kullanıcıları tarafından kiralanmayan bina ve tesisler, yıkılacak.
Tapuda kişiler adına kayıtlıyken, orman sınırları içerisinde kaldığı için tapuları iptal edilen yerler üzerinde bulunan ve 31 Aralık 2011 tarihinden önce müsaderelerine karar verilen, Orman Genel Müdürlüğü sabit kıymetlerine alınan tesislerden Türk Ticaret Kanunu kapsamında fabrika veya ticarethane niteliğindeki tesisler, öncelikle kullanıcılarına olmak üzere 29 yıla kadar kiraya verilebilecek.
Köylerini terk ederek 2-A alanlarına yerleşen ancak köylerde tapulu mülkü bulunan aileler de hak sahibi sayılacak.
Sehven hanedan arazisi olduğu zannedilerek Hazine adına kaydı yapılan, Denizli`de Beyağaç ilçesi Çamlık ve Cumhuriyet mahalleleri ile Pınarönü, Sazak ve Kızılağaç köyleri ile Kale ilçesine bağlı Köybaşı köyü sınırları içinde yer alan araziler, emlak vergi değeri üzerinden, kanunda belirtilen ödeme ve taksit koşularıyla hak sahiplerine doğrudan satılacak.
2-A alanlarına nakline ve yerleştirilmesine karar verilen ve halen işlemleri devam eden orman içi veya bitişiği köylülerin iskan işlemleri, Orman ve Su İşleri ile Çevre ve Şehircilik bakanlıkları tarafından yürütülecek. Bu köylülerin yeni iskan edileceği alanda hak sahiplerine verilecek bina, arsa ve arazilerin bedelleri, peşin veya 20 yıl içinde ve yıllık eşit taksitlerle faizsiz olarak tahsil edilecek.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Çiçek Desenleri Günleri için başvurular başladı Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl ikinci kez düzenleyeceği Çiçek Desenleri Günleri için başvurular başladı. Liseler arası çiçek deseni yarışmasının finali 8–9 Mayıs’ta Ziya Gökalp Parkı’nda gerçekleştirilecek. Başvurular 31 Mart’ta sona erecek. Yarışmaya devlet ve özel liselerden en az 10, en fazla 12 okul katılabilecek. Okullar, görsel sanatlar öğretmenlerinin rehberliğinde 10’ar kişilik takımlar oluşturacak. 31 Mart’a kadar devam edecek başvurularda kontenjanın aşılması durumunda yarışmaya katılacak takımlar kura yöntemiyle belirlenecek. Başvuralar belediyenin resmi web sitesi üzerinden yapılacak. Etkinlik, Fener Mahallesi Ziya Gökalp Parkı’nda düzenlenecek. Takımlar, önceden hazırladıkları desenleri görsel sanatlar öğretmenleri eşliğinde uygulayacak. Belediyenin temin edeceği kesme çiçekler, renkli ağaç kabukları ve renkli çakıl taşları gibi dekoratif malzemeler kullanılarak desenler belirlenen süre içinde etkinlik alanına işlenecek. Çalışmaların tamamlanmasının ardından 5 kişilik jüri tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda kazanan takımlar belirlenecek ve ödüllendirilecek. Yarışmaya katılan tüm öğrencilere ise katılım sertifikası verilecek. Etkinlik, müzik performansları ve çeşitli gösterilerle bahar şenliği atmosferinde gerçekleştirilecek. Geçen yıl 11 kişi katıldı Geçen yıl ilk kez düzenlenen Çiçek Desenleri Günleri kapsamında Ziya Gökalp Parkı, belediyenin atölyelerinde üretilen kelebek desenli banklar, özel saksılar ve doğa dostu süslemelerle donatıldı. Ayrıca öğrencilerin desenlerini oluşturabilmesi için belediyenin üretim tesislerinde 115 bin dal çiçek yetiştirildi. Yarışmada 11 lise, iki gün boyunca kıyasıya mücadele etti. Öğrenciler, önceden hazırladıkları desen krokilerine uygun çiçek seçimleri yaparak çalışmalarını oluşturdu. Çiçekler kesilip ayıklandıktan sonra desen sınırları toprakla belirginleştirildi ve çiçekler zemine sabitlendi. Toprakla hacim verilen alanlar sayesinde desenlere üç boyutlu bir görünüm kazandırıldı. Liselerin seçtiği desenlerde Antalya’nın simgeleri olan portakal, deniz ve deniz feneri figürleri öne çıkarken Döşemealtı kilimi motifleri de çalışmalarda yer aldı.
Ankara Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne uygun diye satılan kitapların, yapılan incelemeler sonucu uygun olmadığı görüldü Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından özel yayınevlerinde "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne uygun" olduğu belirtilerek yayımlanan yardımcı kaynaklara, öğretim programlarıyla uyum düzeyini belirlemek amacıyla kapsamlı bir inceleme gerçekleştirildiği ve yapılan incelemeler sonucu söz konusu kitapların uygun olmadığı belirtildi. MEB, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) kapsamında özel yayınevlerinde yayımlanan içeriklerle ilgili inceleme başlattı. Yapılan çalışma kapsamında birinci, ikinci, beşinci ve altıncı sınıf düzeylerinde Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler ve Hayat Bilgisi derslerine ait yardımcı kaynaklar ile birinci sınıflar için hazırlanan hikaye kitapları kapsama alındı. İnceleme sürecinde söz konusu yayınların içerikleri; TYMM Öğretim Programları’nda yer alan öğrenme çıktıları, içerik çerçevesi, süreç bileşenleri ve ölçme-değerlendirme yaklaşımı açısından analiz edildiği ve yapılan analizler sonucunda incelenen yayınların tamamında TYMM Öğretim Programları ile farklı düzeylerde uyumsuzluklar bulunduğu tespit edildiği açıklandı. Edinilen bulgularda, birçok yayında yeni öğretim programının öngördüğü beceri örgüsü temelli yaklaşım yerine, önceki öğretim programlarının yapısının büyük ölçüde korunmaya devam ettiğini ortaya koyulduğu gözlemlendi. Bağlam temelli soru yapılarının da yeterli düzeyde kullanılmadığı tespit edildi MEB, yapılan incelemelerde özellikle ölçme ve değerlendirme yaklaşımı açısından önemli farklılıklar belirlendiğini, birçok yayında soruların büyük bölümünün çoktan seçmeli formatta hazırlandığı ve öğrenciden yalnızca "tek doğruyu işaretlemesi" beklendiği tespit etti. Bu durumun öğrenme sürecini değil yalnızca sonucu ölçmeye odaklandığı değerlendirildi. Ayrıca raporda TYMM’nin önerdiği biçimlendirici ve süreç odaklı ölçme araçlarının yayınlarda sınırlı düzeyde yer aldığı tespit edildi. Öz değerlendirme, akran değerlendirme, performans görevleri, gözlem formları ve dereceli puanlama anahtarları gibi öğrencinin öğrenme sürecine aktif katılımını sağlayan ölçme araçlarının birçok yayında bulunmadığı vurgulandı. İncelenen içeriklerde bağlam temelli soru yapılarının da yeterli düzeyde kullanılmadığı, soruların önemli bir bölümünde bağlamın bilgi düzeyinde kaldığı, öğrenciden problem çözme, sorgulama ve muhakeme gibi üst düzey düşünme becerilerini kullanmasının beklenmediği görüldü. TYMM, yardımcı kaynaklara yeteri düzeyde yansıtılmadı Raporda yer alan bulgularda, TYMM’nin öngördüğü beceri temelli ve süreç odaklı öğrenme yaklaşımının yardımcı kaynaklara yeterli düzeyde yansıtılamadığını belirtilirken, bu durumun özel yayınevleri tarafından hazırlanan eğitim materyallerinin programın beceri örgüsü temelli yaklaşımı daha güçlü biçimde yansıtacak şekilde geliştirilmesi gerektiği açıklandı.
Kocaeli D-100 Karayolu’nda hız limitleri yükseldi, EDS tabelaları güncellendi Kocaeli D-100 Karayolu’nda hız limitleri yükseltilen iki bölgede EDS tabelaları güncellendi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent içi ulaşımda güvenliği ve trafik akışını daha da iyileştirmek amacıyla yeni düzenlemeleri hayata geçiriyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) şubat ayında gerçekleştirdiği toplantıda alınan karar doğrultusunda D-100 Karayolu üzerindeki iki önemli bölgede hız limitleri yeniden belirlenmişti. Bu kapsamda ilgili bölgelerde bulunan "Ortalama Hız İhlal Tespit Sistemleri’ne ait EDS tabelaları güncellenerek montajı gerçekleştirildi. İki bölgede hız sınırı arttı Alınan karar doğrultusunda Derince Çenesuyu’ndan başlayıp İzmit Kuruçeşme’de sonlanan "Ortalama Hız İhlal Tespit Sistemi" güzergahında daha önce 70 km/sa olarak uygulanan hız limiti 82 km/sa’e çıkarıldı. Kirazlıyalı mevkiindeki Özyapı Beton ile Körfez Taşocakları yol ayrımı arasında bulunan Ortalama Hız İhlal Tespit Sistemleri’nde ise her iki yönde uygulanan hız limiti 82 km/sa’den 110 km/sa’e yükseltildi. Sürüş güvenliği güçlendirilecek Büyükşehirin yapım ve bakım sorumluluğunu üstlendiği D-100 Karayolu üzerindeki yeni hız limitlerini gösteren EDS tabelaları, Akıllı ve Sürdürülebilir Ulaşım Sistemleri Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından iki ayrı bölgeye monte edilerek sürücülerin bilgilendirilmesi sağlandı. Sahada gerçekleştirilen bu düzenlemeyle birlikte sürücüler için daha anlaşılır ve güncel bir yönlendirme sağlanırken, trafik akışının daha akıcı hale gelmesine de katkı sunuldu. Yeni hız limitleri sayesinde hem ulaşım konforunun artırılması hem de sürüş güvenliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Bursa BTÜ’den Bursa’ya "dirençli mahalle" modeli BTÜ’lü akademisyenler, Bursa’daki mahallelerin afetlere yalnızca binalar açısından değil, mekânsal yönden de hazırlıklı olması için çalışma başlattı. Pilot olarak belirlenen Dikkaldırım, Panayır ve Altınşehir mahallelerinde vatandaşlarla görüşmeler yapılarak; her mahalleye özgü deprem toplanma alanları, güçlü altyapı ve yeşil alan çözümlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) toplumla ve şehirle bütünleşen üniversite vizyonu doğrultusunda yürüttüğü bilimsel çalışmalarla kent yaşamına katkı sunmaya devam ediyor. BTÜ, bu kapsamda Bursa’nın daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlayacak bir projeyi daha hayata geçiriyor. Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümü Araştırma Görevlisi Merve Dilman Gökkaya’nın yürütücülüğünü yaptığı, Prof. Dr. Gül Sayan Atanur’un danışmanlığını üstlendiği "Mahalle Ölçeğinde Dirençlilik ve Kentsel Sağlık Değerlendirmesine Dayalı Peyzaj Tasarım Modeli" başlıklı proje, desteklenmeye hak kazandı. Proje; mahallelerde daha sağlıklı, yaşanabilir ve afetlere karşı dayanıklı yaşam alanları oluşturulmasına katkı sunmayı hedefliyor. Çalışma kapsamında Bursa’da sel, deprem, heyelan gibi afet riskinin yoğun olduğu ve farklı sosyo-ekonomik özelliklere sahip Dikkaldırım, Panayır ve Altınşehir mahalleleri pilot bölge olarak belirlendi. Vatandaşlarla görüşülerek beklentileri dinlendi Araştırmanın ilk aşamasında bu mahallelerde yaşayan vatandaşlarla yüz yüze görüşmeler yapılarak, yaşadıkları çevreye dair beklenti ve ihtiyaçları dinlendi. Çalışmanın ikinci aşamasında ise vatandaşlardan elde edilen veriler ile mahallelerin karşı karşıya olduğu afet riskleri birlikte değerlendirilerek, her bölgenin kendi şartlarına uygun çözümler geliştirilmesi hedefleniyor. Her mahalleye özgü tasarım yapılacak Proje tamamlandığında, mahallelerin afetlere karşı dayanıklılığının yalnızca betonarme yapılar gibi fiziksel önlemlerle değil; güvenli yaşam alanları, deprem toplanma alanları, sağlıklı altyapı, parklar, yeşil alanlar, ağaçlandırma ve yerel şartlara uygun doğa temelli uygulamalarla da güçlendirilmesi amaçlanıyor. Kentler için yol gösterici olacak Projenin, kentsel planlama ve tasarım süreçlerine önemli katkılar sunmasını beklediklerini ifade eden Proje Yürütücüsü Merve Dilman Gökkaya, "Çalışma ile mahalle ölçeğinde afetlere karşı daha dirençli ve sağlıklı yaşam çevreleri oluşturulmasına yönelik bütüncül bir yaklaşım ortaya koymayı hedefliyoruz. Proje sonunda elde edeceğimiz çıktılar sayesinde, kentlerde daha güvenli, yaşanabilir ve sürdürülebilir çevrelerin oluşturulmasına yönelik planlama ve tasarım kararlarına yol gösterici öneriler sunmayı da amaçlıyoruz" dedi. Rektör Çağlar: Amacımız bilimsel birikimimizi şehre aktarmak Proje ekibini tebrik eden BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversite olarak bilimsel çalışmaların toplumla doğrudan buluşmasına önem verdiklerini belirtti. Rektör Çağlar, "Üniversiteler yalnızca bilgi üreten kurumlar değil, aynı zamanda bulundukları şehirlerin gelişimine katkı sunan merkezlerdir. Bu proje ile mahalle ölçeğinde daha sağlıklı ve afetlere karşı dayanıklı yaşam alanlarının oluşturulmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Akademisyenlerimizin yürüttüğü bu tür çalışmaların hem Bursamız hem de diğer şehirler için yol gösterici olacağına inanıyorum" dedi.
Gaziantep Gaziantep’te kadınların bayram için yuvalama mesaisi başladı Gastronomi şehri Gaziantep’te Ramazan Bayramı’nın ilk günü sabah kahvaltısında sofraların vazgeçilmezi olan yuvalama yemeği için hazırlıklar başladı. Gaziantep’te Ramazan Bayramı’na özel olarak yapılan yuvalama yemeği hazırlayan kadınlar, yoğun mesai harcıyor. UNESCO tarafından gastronomi dalında "Fark Oluşturan Şehirler Ağı"na dahil edilen Gaziantep’te kadınlar, Ramazan Bayramı’nın ilk kahvaltısında hemen her sofrayı süsleyen yuvalama yemeği için hazırlıklara başladı. Gaziantep mutfağının ünlü lezzetleri arasında yer alan birbirinden zahmetli olan yemekler, damakları Ramazan ayı süresince olduğu gibi bayramda da tatlandıracak. Birbirinden lezzetli yemekleriyle adını dünyaya duyuran Gaziantep, yemek ve tatlılarıyla damakları tatlandırıyor. Gaziantep kültüründe farklı bir önemi bulunan ve yapım aşaması oldukça meşakkatli olan yuvalama, Ramazan Bayramı’nın ilk kahvaltısında sofralardaki yerini alacak. Sadece Ramazan Bayramı’na has olarak yapılan yemeklerden biri olan ve bayramın ilk kahvaltısında sofrayı süsleyen yuvalama yemeği için kadınların da yoğun mesai dönemi başladı. Dünyaca ünlü Gaziantep mutfağının vazgeçilmezi ve en özel yemeklerinden biri olan yuvalama için bir araya gelen kadınlar, imece usulü çalışıyor. Pirinç unu, yumurta, çekilmiş kuzu eti, tuz ve karabiber ile yapılan ve yoğrulduktan sonra da tek tek nohut büyüklüğünde yuvarlanan yuvalama, bayram namazı sonrası kahvaltı yerine yeniliyor ve gelen misafirlere ikram ediliyor. Hazırladıkları yuvalamayı poşetleyip müşterilere teslim eden işletmeler, bayram yoğunluğu nedeniyle randevu usulüyle çalışıyor. Yuvalama taneleri bayram sabahı yoğurt, et ve nohutla pişirildikten sonra damakları şenlendiriyor. 6 yıldır açtığı işletmede yuvalama yapan Sema Sarraf, yuvalamanın bir bayram yemeği olduğunu dile getirdi. Yuvalamanın dünyaca ünlü Gaziantep mutfağının vazgeçilmez bayram yemeği olduğunu belirten Sarraf, "Ramazan yoğunluğumuz bir ay önceden başlar. Ramazan öncesi herkes Ramazan davetleri ve Ramazan Bayramı sabahı için yuvalamasını, içli köftesini ve ekşili köftesini bize yaptırırlar. Önceden herkes bu tür yemekleri evinde yapardı. Şu an işletmeler sayesinde kimse evinde yorulmadan getirip bize yaptırıyor. Evlerinde de afiyetle yiyorlar. Daha önce komşular ve akrabalar bir araya gelip herkes imece usulü birbirinin yuvalamasını yaparlar, yemeklerini hazırlarlardı. Fakat son yıllarda malzemeleri işletmemize getiriyorlar. Bizde yuvalama yaptıktan sonra paketleyip kendilerine teslim ediyoruz. Gece gündüz çalışıyoruz. Günlük 50-60 kiloya yakın yuvalama yuvarlanıyor. Taleplere yetişmeye çalışıyoruz. Arife gününe kadar yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bayram sabahına kadar çalıştığımız da oluyor" dedi. İşletmelerin kadınların işini kolaylaştırdığını belirten vatandaşlardan Neslihan Kaya, "Yuvalama Gaziantep’in yemeklerindendir, bayram sabahı olmazsa olmazlarımızdandır. Daha önceleri bayanlar bir araya gelip yuvalama yapıyorduk. Çok zorlanıyorduk, saatlerimizi alıyordu. şimdi o kadar kolaylaştı ki bayan arkadaşlarımız pratik çözümlerle bize yardımcı oluyorlar. Bizim saatlerce yaptığımız işi bir-iki saatte yapıp tertemiz ve hijyenik bir şekilde yuvalamayı yapıp bize veriyorlar. Biz de bayram sabahı vazgeçilmez yemeğimizi değerli misafirlerimize sunuyoruz" şeklinde konuştu. Recep Güneş ise Ramazan Bayramı’nın ilk kahvaltısında hemen her Gazianteplinin sofrasını süsleyen yuvalama yemeğinin zahmetli yapımı için kadınların yoğun şekilde çalıştığını belirtti.