YEREL HABERLER - 19 Nisan 2012 Perşembe 18:56

DOKTOR CİNAYETİ BASIN AÇIKLAMASI İLE PROTESTO EDİLDİ

A
A
A
DOKTOR CİNAYETİ BASIN AÇIKLAMASI İLE PROTESTO EDİLDİ

Gaziantep`te Doktor Ersin Arslan`ın öldürülmesi Burhaniye`de de meslektaşları tarafından protesto edildi.
Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi`nde çalışan Göğüs Cerrahi Uzmanı Dr. Ersin Arslan`ın, hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülmesi Burhaniye`deki meslektaşları tarafından protesto edildi.
Gaziantep`te hasta yakını 17 yaşındaki Murat G. tarafından Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Ersin Arslan`ın bıçaklanarak öldürülmesine tepki gösteren yaklaşık 50 sağlık çalışanı işbaşı yapmayıp Devlet Hastanesi Poliklinikler önünde bir basın açıklamasıyla cinayeti protesto etti. Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi Göğüs Cerrahi Uzmanı 30 yaşındaki Ersin Arslan`ın öldürülmesine tepkiler dün de devam etti.
Hastanın sağlığına kavuşmak istediğini, hekimlerin ise hastayı sağlığına kavuşturmayı amaçladığını belirten Tabip Odası Burhaniye Temsilcisi Dr. Birgi Tuna, Üzgün, kırgın ve kızgın olduklarını dile getirdi. Burhaniye Devlet Hastanesindeki basın açıklamasını okuyan Doktor Birgi Tuna şöyle devam etti; ``Dr. Ersin Arslan 30 yaşındaydı. Dün hasta bakıyordu. Bugün yok. Onu, memnun edemediği bir hasta yakını öldürdü. Bugün burada Dr. Ersin Arslan için toplandık. Meslektaşımız Gaziantep`te hastanede görevi başında iken, bir hasta yakını tarafından katledildi. Hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Orada, Gaziantep`te, bizler gibi yıllar önce kim bilir aklında ne hayallerle hekim olmayı seçmiş bir insan, sırf doktorluk yaptığı için, sırf "işini yaptığı için" öldürüldü. Hem de belki ameliyat ettiği hastaların nasıl olduğunu düşünürken, neler yapması gerektiğini düşünürken dinlenme odasında haince dedesinin doktorunun gözlerine bakma cesareti bile olmayan bir hasta yakını tarafından sırtından bıçaklanarak öldürüldü. Hiç tanımadığımız, ama bizim okuduğumuz kitapları okuduğunu, nöbetlerde bizim gibi sabahladığını, hastalan için bizim gibi çırpındığını, bir insana bizim gibi dokunduğunu bildiğimiz bir insan için. Hiç tanımadığımız, ama hayatını adımız gibi ezbere bildiğimiz bir insan için toplandık. Cinayetin neden işlendiğini bilmiyoruz. Söylenene göre, zanlının kanser hastası olan dedesi Dr. Arslan`ın da içinde bulunduğu ekibin hastasıymış ve bir süre önce hayatını kaybetmiş. Dr. Ersin Arslan bir kamu görevlisiydi. Soruyoruz: Dr. Ersin Arslan neden öldü? Dr. Ersin Arslan devletin hastanesinde, İl Sağlık Müdürlüğü emrinde çalışan bir hekimdi. Soruyoruz: Dr. Arslan neden öldü? Ersin Arslan bir hekimdi. Dün de hastanede görevi başındaydı. İşi hasta bakmaktı. Biri bize anlatsın, Dr. Ersin Arslan neden öldü? Bir meslektaşımız, işi insanların hastalıklarını iyileştirmek olan bir insan, eşi karnında 4 aylık bebeği, anası babası, evi barkı, bir geçmişi ve gelecek hayalleri olan, hepimiz gibi sıradan bir doktor doğal bir nedenle öldü. Neydi o doğal neden? Memnun etme becerisi noksanlığı! Belli ki sevgili arkadaşımız, hastasının yakınını memnun edememişti. Çünkü bugün ülkemizde görevi yurttaşların bedensel, ruhsal ve sosyal sağlığını korumak olanlar; verilen sağlık hizmetinin niteliğini iyileştirmek yerine, "müşteri" memnuniyetine bakıyorlar. Belki de Dr. Ersin Arslan hastayı tedavi etmeyi, ameliyat etmeyi, iyileştirmeyi biliyor; ama "memnun etmeyi" bilmiyordu. Bilemeyebilir de. Zira bize tıp fakültesinde hasta tedavi etmek öğretilir; memnun etmek değil. Çok enteresan! Türkiye`de hastaların sağlık hizmetinden memnuniyeti arttığı söyleniyor. Ama memnuniyet arttıkça hekimlere saldırılar da artıyor! 2009 ve 2010 yıllarında yani iki yılda hekime saldın sayısı 65 iken, sadece 2011`de bu sayı 57. Neden acaba? Hizmetten memnun olan halkımız neden doktorlara saldırıyor acaba? Bu; yanıtı biz hekimler için kolay bir soru. Saldırıyorlar; çünkü televizyondan kendilerine reklamı yapılan "sağlık hizmetlerindeki iyileşmeyi" hastaneye gittiklerinde göremiyorlar. Saldırıyorlar; çünkü Sağlıkta Dönüşüm Programının uygulandığı yıllar boyunca, sistemin yerleşmesi uğruna hekimler sorumsuz demeçlerle itibarsızlaştırılmış, sağlıkta tüm sorunların çözüldüğü, eğer tanı ve tedavide bir sorun oluşursa bunun sorumlusunun halkın yararına olan politikalara direnen ve mesleğini tam anlamıyla ifa etmeyen hekimler olduğu algısı oluşturulmuş ve hekime yönelik kin ve nefret toplumda yaygınlaşmıştır. Hastalıkların tedavisinde doğal olarak oluşabilecek kötü sonuçlan bile hasta yakınlarına anlatmak ve anlayışla karşılamalarını beklemek her geçen gün zorlaşmıştır. Bir doktor günde 100 hasta bakmak zorunda bırakılabiliyor. İtiraz yok. Bakılacak. Yeter ki hasta memnun olsun. Bakılacak çünkü yaşamını sürdürebilmek için alacağın ücret bu performansa bağlı aksi halde geçinmek zorunda kalacağın ücret emekliliğine yansımamak kaydı ile 3000 TL. 100. hasta olarak muayene odasına giriyorsunuz. Doktor ne yapsın? Şikayetlerinizi sormak, sizi muayene etmek, bulgularını bilgisayara yazmak, bilgisayardan tetkiklerinizi istemek için sadece 3 dakikası var. Kapıda 101. hasta bekliyor çünkü homurdanarak işim var acele et doktor diyor. Doktorları "bakamayacakları kadar çok" hasta bakmaya zorluyorlar. Sevgili halkımıza sesleniyoruz: Hastaya yeterli zaman ayrılamamasının sorumlusu doktorlar değildir. Beğenmediğiniz hizmetin sorumlusu hekim değildir. Hastaların cebindeki el de hekimlerin eli değildir. Hekimler bugüne dek, dönüşüm programıyla kendilerine verilen görevi fedakarca yapmaya çalışmışlardır. Ama hayır. Olmuyor. Bu program yürümüyor. Hekimler bunun farkındadırlar ve yetkilileri uyarmaktadırlar. Bugün doktorlar hastaların nitelikli sağlık hizmeti almadıklarını ve yarın durumun daha kötü olacağını açıkça söylemektedirler. Sağlık hizmetini veren kişiler olan doktorlar "bu sistem yanlış, hastalarımıza iyi bakamıyoruz, buradan şifa çıkmıyor, çıkmayacak" diyorlarsa, buna herkes kulak vermelidir. "Verdiğimiz sağlık hizmetinden memnun değiliz. Hekime yönelik şiddeti önlemenin yolu; günde binlerce başvurunun olduğu acil servislere özendirici, acile her başvuran hastaya koşulsuz bakılacak gibi popülist yaklaşımlar değildir. Poliklinikte bir doktora 100- 150 hastaya bakma talimatı verip hali mecali tükenen, hastaya bakamayan doktora san zarf gönderip soruşturma açmak değildir. Doktorları 24 saat aralıksız çalıştırmak değildir. Hekimleri şikayet etmek için özel hatlar açmak, hekimleri itibarsızlaştırmak değildir. "Benim yapabileceğim bir şey yok performansı artırsın çok kazansın, gerekirse kazandıklarına saysın demek değildir. Dr.Ersin Arslan`a yapılan saldırının gerekçesi Cehalet diye nitelendirildi. Ancak cahile cesaret verenlerden hiç bahsedilmedi. Hekime, sağlık çalışanına yönelik şiddet, bu sağlık politikasının ve onun uygulayıcılarının eseridir. Halkın ve hekimlerin yararına olmayan bu sağlık politikalarından derhal vazgeçilmelidir. Şu anda Türkiye`nin doğru sağlık politikası için en acil ihtiyaç, hastaların sayı veya müşteri değil insan, hekimlerin de robot veya köle değil insan olduğunu kavramış sağlık yöneticileridir. Artık yetkililerin bizleri, Sağlık çalışanlarını anlaması, bizlere sahip çıkması ve destek olmasını bir defa daha ifade ediyoruz. Şiddetin Her türlüsüne karşı olduğumuzu, şiddetsiz ve hoşgörülü sağlık hizmeti sunmamızın en temel hakkımız olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz. Gaziantep de meydana gelen korkunç olay Ersin`i aramızdan aldı. Çok ama çok üzgünüz, bir o kadar da kırgın ve öfkeliyiz. Değerli meslektaşımıza Allahtan rahmet diliyorum. Kederli ailesine ve tüm sağlık çalışanlarının başı sağ olsun`` dedi.
Basın açıklamasının ardından sağlık çalışanları meslektaşlarına yapılan saldırıyı bir kez de alkışlarla protesto ederek dağıldılar. Hastanede acil vakalar dışında hastalara bir gün boyunca bakılmadı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor. Asırlardır süre gelen tartışmaları imtihan günlerinden geçtiğimiz bu kritik süreçte, daha sonra çözüme bir kenara bırakmamız gerekiyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması’nın final bölümüne katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam eleminin zor dönemlerden geçtiğini belirterek dayanışma ve aklıselimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorunda olduklarını belirterek, "Uzak olmayan bir tarihte coğrafyamızda çiçeklerin açtığı, yüzlerin güldüğü kalplerin huzurla dolup taştığı o barış iklimini Müslümanlar olarak hep birlikte inşa edeceğiz" açıklamasında bulundu. "Dik duracağız, kimseden çekinmeden, korkmadan, eğilip, bükülmeden hakikati haykıracağız. Zalimin hasmı mazlumun dostu olacağız" Ramazan’ı ve Kadir gecesini zorlu şartlar altında ihya etmeye çalışan tüm Müslüman alenine dayanışma mesajlarını gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İmkanlar ne kadar kısıtlı, zalim ne kadar azgın, zulüm ne kadar şedid olursa olsun ümidini yitirmeyen dirayetle, metanetle, sabırla ve elbette izzet ve haysiyetle varoluş mücadelesi veren tüm kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ve daima yanlarında olacağımızı bir kez daha ifade ediyorum. Bakınız burada özellikle içinde bulunduğumuz kasvetli günlerde şunu da altını çizerek sizlerle paylaşmak istiyorum; Yeise düşmek bize haram kılınmıştır. Müstekbir ve müstevliye boyun eğmek, zulme rıza göstermek bize yasaklanmıştır. Alemlerin Rabbinden umudumuzu asla kesmeyeceğiz. Bizi sürüklemek istedikleri karamsarlık girdabına kesinlikle düşmeyeceğiz. Gücümüz yetiyorsa elimizle, yetmiyorsa dilimizle kötülüklere karşı koyacağız. Onu da yapamıyorsak hiç olmazsa kalbimizle buğz edeceğiz. Dik duracağız, kimseden çekinmeden, korkmadan, eğilip, bükülmeden hakikati haykıracağız. Zalimin hasmı mazlumun dostu olacağız. Filistin’de, Lübnan’da, Sudan’da, Somali’de, Yemen’de, Arakan’da kalbimizin attığı elimizin uzandığı her yerde mazlumların, masumların, gariplerin, yetim ve öksüzlerin yanında olmaya inşallah devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" diye konuştu. "Tilavetleriyle gönül bahçemizi yeşerten Kur’an bülbüllerini tebrik ediyorum" İ’lâ-yı Kelimetullah davasına gönül, veren kendisini bu yola vakfeden, ilmiyle ahlakıyla gayesiyle eserleriyle cehdi ve emeğiyle ümmete katkı sunan herkese saygı, sevgi ve şükranlarını ileten Erdoğan, "Rabbim hepsinden razı olsun onları cennetiyle, cemaliyle şereflendirsin. Bizleri de inşallah Efendimizin liva-ül hamd sancağı altında kendileriyle haşru cem eylesin. Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz, tilavetleriyle gönül bahçemizi yeşerten Kur’an bülbüllerini tebrik ediyorum. Aynı şekilde büyük finale katılan tüm karilerimizi, hafızlarımızı, hocalarımızı yürekten kutluyorum. 10. yaşını dolduran Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma yarışmasının daha nice seneler devam etmesini, bu müstesna organizasyonun hanelerimizi daha nice yıllar Kur’an sesleriyle tezyin etmesini diliyorum" ifadelerine yer verdi. "Rasul-i Kibriya Efendimizin tavsiyelerine harfiyen uyarak kalplerimize dokunan tüm kardeşlerimi ayrı ayrı tebrik ediyorum" Kuran-ı Kerim’in okunması konusunda dikkat edilmesi gerekenleri örnekler vererek hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Değerli dostlar hepimiz biliyoruz ki hafızayı beşer nisyan ile malüldür. Biz zaman zaman unutma gafletine düşsek bile hamdolsun gerçekten çok nasipli, şerefli, çok talihli bir milletiz. Rahmet elçisinin ‘kardeşlerim onlardır ki beni görmedikleri halde bana iman ederler’ lütfuna nail olmuş bir ümmetiz. Kim ne derse desin bu iltifatı kendimiz için en büyük şeref payesi olarak görüyor bu ümmetin, bu milletin, bu medeniyetin bir parçası olmakla daima iftihar ediyoruz. Öyle bir değerler manzumesini tevarüs ediyoruz ki bu kıymet havuzunda güzellik merkezi bir konumda yer alıyor. Zira insanın en güzel surette Ahsen-i Takvim üzere yaratıldığı kitabullah da zikrediliyor. Müslümanlar olarak canlı cansız her şeyin cümle kainatın Cenab-ı Allah tarafından en yüksek sanatla yaratıldığına biz iman ediyoruz. Nitekim Rabbimiz Zümer suresinde şöyle buyurmaktadır; ‘Allah sözün en güzelini, ayetleri güzellikte birbirine benzeyen ve hükümleri, öğütleri, kıssaları tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir.’ Evet şifa kaynağı rahmet vesilesi hidayet ve hayat rehberi Kur’an-ı Kerim şüphesiz sözlerin en güzelidir. Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifinde ‘şüphesiz ki Allah güzeldir ve güzelliği sever’ diyerek bu hakikati en yalın, en sade şekliyle ifade buyurmuştur. Şu hususta son derece dikkat çekicidir hadis kaynaklarımıza baktığımızda gönüller sultanının Kur’an-ı Kerim’in hızlı okunmaması konusunda ashabını ikaz ettiğini, Kelamullah’ın ahenkle, huşu ile tevşih ile hülasa güzel bir sesle tertil edilmesinden hoşnut olduklarını görüyoruz. Bu noktada Rasul-i Kibriya Efendimizin tavsiyelerine harfiyen uyarak kıraatleriyle tilavetleriyle o apaydınlık sesleriyle hem haşyetimizi artıran hem de kalplerimize dokunan tüm kardeşlerimi ayrı ayrı tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. "Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor" İslam dünyası olarak çok dik bir yokuşu tırmanmak zorunda olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu; "Yakın çevremizden başlayarak bölgemizin ve gönül coğrafyamızın pek çok noktası bugün maalesef savaşlarla, krizlerle, acılarla boğuşuyor. Masum çocuklar, savunmasız insanlar, on binlerce kardeşimiz ardı arkası kesilmeyen bombalarla, kurşunlarla, saldırılarla şehit ediliyor. Bu yangının daha da büyümeden söndürülmesi, daha fazla insanın hayatını kaybetmemesi için hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım; Müslümanlar olarak tefrikanın, rekabetin, görüş ayrılıklarının bize güç kaybettirmesine engel olmamız gerekiyor. Asırlardır süre gelen tartışmaları imtihan günlerinden geçtiğimiz bu kritik süreçte, daha sonra çözüme bir kenara bırakmamız gerekiyor. Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak birbirimize destek olmamız, birbirimizin yaralarına merhem olmamız gerekiyor. Dayanışma ve aklıselimi özellikle bu dönemde hakim kılmak zorundayız. Şunu hiçbirimiz unutmamak mecburiyetindeyiz; Bir asır önce yazılan kirli ve kanlı senaryoların bugün tekrar sahnelenmesine izin verirsek bunun vebalini ne biz ne de bu oyuna gönüllü ya da gönülsüz figüranlık edenler asla taşıyamaz. Şayet bölgemizde akan kanı durdurmak, annelerin, çocukların, masumların gözyaşlarını silebilmek, acının ve hüznün olmadığı müreffeh bir gelecek inşa etmek istiyorsak vahdet bilincimizi canlı tutacağız. Rehberimiz, kılavuzumuz, önderimiz, efendimiz, ‘mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir’ buyuruyor. İşte bu ruha, bu idrake, bu bilince, dört elle sarılmamız, bu binada en küçük bir hasarın oluşmaması, eksik ve gediğin açılmaması için ne gerekiyorsa yapmamız boynumuzun borcudur. Aksi takdirde ‘böl, parçala, yönet’ planlarının Allah muhafaza kurtulamayız. Mevlana hazretlerinin hikmet dolu şu sözlerini kendimize rehber edinmeli bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız. O büyük Gönül Sultanı şöyle diyordu; ‘Bu dünyaya ayırmaya, bölmeye gelmedik. Biz bölüneni birleştirmeye, kırılanı tamir etmeye geldik.’ Biz bir imtihan vesilesi olan dünyaya, Cenab-ı Allah’a kulluk yapma yanında aynı zamanda işte bunun için geldik. İslam aleminin bugün muhtaç olduğu bilinç kesrette vahdet olmaktır. Ezeli ve ebedi kardeşliğimizi her şart altında düzeltmektir. Bu noktada hem millet hem de İslam dünyası olarak hepimizin üzerine düşen mesuliyeti en güzel şekilde yerine getireceğine ben şahsen gönülden inanıyorum. Burada şunu tüm kalbimle ifade ve ilan etmek istiyorum; Zifiri karanlıkların inşallah kardan aydınlık günlere dönüşeceği dönemler yakındır. İnşallah uzak olmayan bir tarihte coğrafyamızda çiçeklerin açtığı, yüzlerin güldüğü kalplerin huzurla dolup taştığı o barış iklimini Müslümanlar olarak hep birlikte inşa edeceğiz. Burada bulunan siz değerli kardeşlerime baktıkça bu inancımın daha da pekiştiğini daha da güçlendiğini ayrıca ve özellikle ifade etmek istiyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum."
Kocaeli Başkan Büyükakın: "Kocaelispor çok daha iyi yerlerde olacak" Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Hodri Meydan Taraftarlar Derneği tarafından düzenlenen iftar programında Kocaelispor’a ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Kocaelispor çok daha iyi yerlerde olacak" dedi. Kocaelispor taraftar grubu Hodri Meydan Taraftarlar Derneği yönetimi tarafından düzenlenen iftar programı, Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaelispor Başkanı Recep Durul, Teknik Direktör Selçuk İnan ve kaleci Gökhan Değirmenci katıldı. "En umutsuz zamanda takıma inandınız" "Olumsuz düşünmeyelim. Olumsuzluklar üzerine yoğunlaşırsanız bir adım bile ilerleyemezsiniz. Her zaman pozitif ve iyi olana bakın. Gençlerimizin Kocaelispor için duyduğu heyecana bakın. Taraftarlar, futbolcular, teknik heyet, yöneticiler bu takıma inandı. Bu takım için herkes asansör olur, bu sene tekrar düşer diyordu. Bu takım ligde inanılmaz işler başardı. Bunu tabi ki 12. futbolcusu yani taraftarıyla birlikte başardı. Sizler en umutsuz zamanlarda bu takıma inandınız. Kocaelispor çok daha iyi yerlerde olacak" dedi. "Kocaelispor’umuzun çok güzel bir tesisi olacak" Tüm olumsuzluklara rağmen yukarı çıkacaklarını ifade eden Büyükakın, "Pozitif olun, moralinizi bozmayın. Tüm olumsuzlukları devire devire daha yukarı doğru gideceğiz. Özellikle Selçuk hocamı, kaptanımızın şahsında tüm futbolcularımızı tebrik ediyorum. Taraftar iyi günde de kötü günde de takıma ve hocasına sahip çıkar. Altyapıdan genç futbolcular çıkarmalıyız. Kulübün yeni tesis projesi üzerinde başkanımız ve hocamızla yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Temmuz ayına kadar Kocaelispor’umuzun çok güzel bir tesisi olacak. Hodri Meydan’a destek vermeye devam edeceğiz. Beşiktaş maçında yaptığınız koreografi muhteşemdi. Kocaelispor taraftarının ne kadar büyük olduğunu gösterdiniz" ifadelerini kullandı.
Bilecik AK Parti Pazaryeri teşkilatı iftarda buluştu Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde AK Parti Pazaryeri İlçe Teşkilatı tarafından iftar programı düzenlendi. Adalet ve Kalkınma Partisi Pazaryeri İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen iftar programında, partinin kuruluşundan bugüne emek vermiş isimler aynı sofrada buluşarak güçlü bir vefa örneği sergiledi. Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhunu yansıtan programda, önceki dönem ilçe başkanları, teşkilat mensupları ve partiye gönül veren isimler bir araya geldi. Düzenlenen programa AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir, Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin, İnhisar Belediye Başkanı Nihal Arslan, AK Parti Bilecik İl Başkanı Serkan Yıldırım, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda parti üyesi katıldı. "Her gün sağlığıyla sahada çalışan teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum" AK Parti İl Başkanı Serkan Yıldırım, "Çok kıymetleri milletvekilim, belediye başkanlarım, kıymetli başkanlarım, muhtarlarımız. Pazaryeri teşkilatımız geleneksel Pazaryeri iftarımıza hoş geldiniz. Ramazan güzel ve bereketli geçti. Ben buradan teşkilat mensuplarımıza, sahada çalışan tüm başkanlarımıza tüm yönetim kurulu üyelerimize teşekkür ediyorum. Her gün sağlığıyla şurada kaldı beş gün Allah nasip ederse bayrama az bir süre kaldı ben şimdiden hepinizin bayramını kutluyorum. Ve bugün bizleri burada buluşturan Pazaryeri Belediye başkanımız Zekiye başkana da teşekkür ediyorum. Katılımlarınız için her birinize teşekkür ediyorum" dedi. "Ramazan ayının son günlerinde günahlarımızdan arındık" AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir, Ramazan ayında İsrail ile İran arasındaki savaşa dikkat çekerek Ramazan Bayramı’na kadar iki ülke arasındaki savaşın son bulmasını diledi. Konuşmasının başında parti üyelerine teşekkür eden Eldemir, "Ramazan ayının son günlerine geldik. Cenabı Allah şükürler olsun başı rahmet ortası mağfiret sonunun da günahlardan kurtulup cehennemden azad edildiğimiz bir ay olmasını diliyorum. Hazreti peygamber efendimiz, Ramazan ayının son on gününde cehennemden azad olarak değerlendirmiş. İnşallah bizlerde günahlarımızdan arındırıldığımız hep beraber nasıl bu sofrada beraber olduysak cennette de hep bir arda olmayı umut ettiğimiz bir gün. Cenabı Allah hepimize nasip etsin. Yarından sonraki günümüzde kadir gecesi cenabı Allah kadir gecemizi şimdiden hayırlı mübarek eylesin. Sevdiklerinizle birlikte de haftaya Cuma inşallah idrak edeceğimiz Ramazan bayramına kavuştursun. Tabi bayramlar sevinç günleri ama bu ramazan ayı gerçekten bizim için bölgemiz için Müslümanlar için tüm dünyada Müslümanların huzur içinde olduğu bir ay değil. Ülkemizde biz burada hep beraber huzur içinde aynı masa etrafında iftar yapabiliyoruz. Ama Müslüman kardeşlerimizin bir çoğu sıkıntılar içerisinde. Ayrıca ramazan ayının başından itibaren son iki haftadır biliyorsunuz etrafımızda adeta ateş çemberi. Cenabı Allah milletimizi korusun, devletimizi korusun, cenabı Allah Müslümanları korusun, inşallah bu çevremizdeki gelişmelerde en kısa süre içerisinde oradaki ateşte kesilir hep birlikte inşallah huzurlu günlere huzurlu bir bayrama erişiriz diye ümit ediyoruz" dedi. Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin, "Önceki dönemlerden partimiz kurulduğundan bu güne AK Parti davasına gönül vermiş, yönetim kurulu üyelerimiz, ilçe başkanlarımız, il genel meclis üyelerimiz, kadın kolu başkanlarımız, gençlik kolu başkanlarımız ve tüm yönetimleri, mahalle başkanları ve partimize gönül vermiş hemşehrilerimiz, vefa iftarımıza hoş geldiniz. İnşallah ramazana aynı şekilde ramazan bayramına birlik ve beraberlik içinde ulaşmak nasip olsun. Şimdiden kadir gecemiz mübarek olsun. Bayramımız mübarek olsun" diye konuştu.