GENEL - 21 Nisan 2012 Cumartesi 14:45

"SICAK HAVALARDA SPOR YAPMAK OLDUKÇA RİSKLİ"

A
A
A
"SICAK HAVALARDA SPOR YAPMAK OLDUKÇA RİSKLİ"

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan, sıcak havalarda spor yapılmasının oldukça riskli olduğunu belirterek, "Hava çok sıcaksa, egzersiz ciddiyse özellikle aşırı terlemeye bağlı vücuttaki sıvı kaybının da birlikte olmasıyla hipovolemi dediğimiz yani damarlarda dolaşan kan miktarının azalmasına ya da kan basıncının düşmesine bağlı olarak bayılmalar olabilir" dedi.
Spor yaralanmaları ve sıcak havalarda spor yapılmasının riskleri üzerine değerlendirmelerde bulunan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü ve Ortopedist Prof. Dr. Metin Doğan, sıcak havalarda spor yapmanın belli riskler taşıdığını ifade ederek, "Hava çok sıcaksa, egzersiz ciddiyse özellikle aşırı terlemeye bağlı vücuttaki sıvı kaybının da birlikte olmasıyla hipovolemi dediğimiz yani damarlarda dolaşan kan miktarının azalmasına bağlı olarak ya da kan basıncının düşmesine bağlı olarak bayılmalar olabilir.
Bir göz kararması, aşırı terlemeye bağlı bayılmalar gerçekleşebilir" şeklinde konuştu.
Hava sıcaklığı artıkça, vücuttaki kan-damar sisteminde damarlarda bir genişleme olduğunu kaydeden Doğan, bu genişlemenin kan basıncını düşürdüğünü ve bunun da kan dolaşımını yavaşlattığını dile getirdi. İleri yaşlarda ve aşırı sıcakta yapılan aşırı eforlu sporların kalp krizi ve beyin kanamalarına neden olabileceğini ifade eden Doğan, "Bazen beyin damarlarında doğuştan gelen baloncuklar olabiliyor. Atardamarlarla toplardamarlar arasında anormallikler olabilir. Bunlar o güne kadar hiçbir belirti vermese
bile aşırı efor gerektiren ağır işler, sıcak hava, damarların aşırı genişlemesi gibi ortamlarda bazen çok hayati beyin kanaması gibi sorunlara neden olabiliyor. O yüzden sıcak havalarda risk mutlaka daha fazla artmaktadır" dedi.
Prof. Dr. Doğan, sporun belli kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini ve uygun olmayan şekilde spor yapıldığı zaman insan sağlığını tehdit eden durumları ortaya çıkardığını ifade etti. Sporun zorlayıcı şekillerde yapıldığı zaman, profesyonel futbolcuların bile saha ortasında hayatını kaybettiğini hatırlatan Doğan, herkesin sağlıklı kalabilmek için kendine uygun olan sporu yapması gerektiğine dikkat çekti. Belli bir yaştan sonra zorlayıcı, elit düzeyde spor yapmak isteyen insanların mutlaka önce bir
sağlık araştırmasından geçmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, "Tabii bu taramalar her zaman spor sırasında meydana gelebilecek rahatsızlıkları önceden tespit eder veya önler diye bir kaide yok. Büyük oranda başımıza gelebilecek sporla ilgili sağlık sorunlarından bizim uzaklaşmamız konusunda çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çocukluk çağında veya gençliğe geçildiği dönemlerde spora başlama yaşları o yaşlardadır, her ülkede belirli kurallar vardır, sporcu lisansı çıkartabilmek için mutlaka bir sağlık taraması
gerekir" dedi.
Sağlık taramalarının ciddiyetle yapılmasının çok önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Doğan, "Sağlık taramaları bir formalite olarak mı yapılmakta yoksa gerçekten dört dörtlük bir tarama yapılmakta mı bunun sorgulanması gerekir. Özellikle bunların federasyonlar düzeyinde ele alınması gerekir. Her federasyonda aslında bir sağlık bir komitesi vardır. Bu iş aslında sadece bir birim olarak mı değerlendirilmekte yoksa gerçekten o spor dalıyla ilgili sporcuların sağlığının öncelikli olarak düşünüldüğü bir anlamda
mı ele alınmakta tartışılması gerekir" dedi.
Bir spor dalında ilk defa spora başlayacak kişiler için sağlık taramasının zorunlu olduğunu vurgulayan Doğan, yeni başlayacak kişilerin o sporla ilgili bedensel yapılarının uyumlu olup olmadığının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Doğan, insanların yaşam stillerinin ve beslenme alışkanlıklarının oluşmasında sporla iç içe bir yaşam tarzı edinmenin şart olduğuna dikkat çekerek, bu durumun milli eğitimin temel felsefelerinden biri olması gerektiğini vurguladı. Okullardaki beden eğitimi
derslerinin insanlarda hem fiziksel, hem psikolojik anlamda hem de hayat tarzlarını oluşturma açısından oluşturulmuş dersler olduğunu belirten Doğan, "Günümüzde mahalle aralarında, halı sahalarda insanlar spor yapma gayreti içerisinde. Özellikle kentleşmenin artması, spor yapacak alanların azalmasıyla birlikte bu tip alanlara ilgi artmakta. Bu alanlar sağlıklı bir şekilde spor yapabilmek için şartlara uygun mudur, çokça dile getirilmekte. Ben çok uygun olmadığını düşünmekteyim. Spor demek halı sahada
koşarak futbol oynamak anlamına gelmemeli" dedi.
Ortopedist olarak birçok halı saha yaralanmasıyla karşılaştığını ifade eden Prof. Dr. Doğan, "İnsanlar çocukluklarından edinmiş oldukları heyecan içerisinde haftanın 1 günü belki enerjilerini, streslerini atmak isterken çok ciddi yaralanmalarla karşı karşıya gelebilmekte. Halı sahada kalp krizi geçiren hekim arkadaşlarımız var. Sporda çok daha önemli olan bir şey sporda dozaj ve devamlılık. Belli bir düzen içerisinde, fizyolojik yapımıza uygun olarak sor yapmak çok önemli" şeklinde konuştu.
Spor sırasında kalp krizi geçiren kişilerle ilgili Doğan, şunları söyledi:
"Bu ağır sporu yapacakların insanların kardiyolojik durumu, kalple ilgili veya fizyolojik durumunun değerlendirilmesi gerekir. Büyük oranda ister doğuştan gelen olsun, ister sonradan kazanılmış olsun bu tip sporculara lisans verilirken çok iyi sorgulanması gerekir. Bazen ne kadar değerlendirme yaparsak yapalım bunları her zaman yakalamak mümkün olmayabiliyor. Profesyonel kulüplerde yapıldığı gibi belli aralıklarla sporcuların mutlaka sağlık kontrolünden geçirilmesi gerekir. Sporcu kendisiyle ilgili bir
rahatsızlık hissettiğinde ben sporcuyum ben de herhangi bir rahatsızlık olmaz diye düşünmemesi gerekir. Mutlaka en kısa süre içerisinde sağlık kuruluşlarının görüşünü alması gerekir."
Spor yaralanmaları sonucunda yapılacakları sıralayan Prof. Dr. Doğan, yaralanan kişinin ilk olarak şuur durumuna bakılması gerektiğini ifade ederek, "Şuuru açıksa yaralanan kişinin nefes alıp vermesinde bir problem olup olmadığına bakılmalıdır. Bazen spor yaparken ciddi kafa travmaları olabiliyor. Bunlar nadir gördüğümüz şeyler. Bizim sıklıkla gördüğümüz şeyler ekstremiteler dediğimiz kollar, bacaklar, eller, ayak bilekleri gibi bölgelerde olan yaralanmalardır. Öncelikle ilk yapılması gereken bir şekil
bozukluğu var mıdır? Normal şeklinden farklı, öbür taraftan farklı çok anormal bir şekil bozukluğu var mı? Eğer varsa bu genellikle kırık veya eklem bölgesindeyse çıkığa işaret eder. O yüzden bu tip hastaların hemen vakit kaybedilmeden bir sağlık kuruluşuna ulaştırılması gerekir" şeklinde konuştu.
Doğan, eklemlerde burkulmalar, adale yırtıkları şeklindeki yaralanmalarda durumun ciddiyetinin o bölgede aniden oluşan bir şişlikle anlaşılabileceğini belirterek, "Dakikalar içerisinde bir şişlik, morarma varsa yaralanma bölgesinde bize bir kanama olduğunu bize düşündürmelidir. Yaralanma bölgesinde kanama çok çabuk olmuşsa bu yaralanma ciddi bir yaralanmadır. Bunun dışında kısa süreli bir yaralanma yoksa ya da şişlik yoksa hemen kısa süre içerisinde oluşan yarım saat veya bir saat içerisinde bir şişlik
olmaya başlamışsa bu nispeten daha az ciddi bir yaralanmadır. Öncelikle bu şişliği önlemek için o bölgeye buz uygulaması yapılmalı. Bu ciddi yaralanmalarda da mümkündür. Sadece şişlik olan yaralanmalarda ise bazen sadece saat başı 15 dakikalık buz uygulaması ilk baştaki ağrıyı azaltmada yeterli olacaktır. Şikayetleri devam edecek olursa mutlaka bir ortopediste başvurması gerekecektir" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Germencik Kaymakamı Doğru’dan sağlık çalışanlarına teşekkür Aydın’ın Germencik ilçesinde 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Germencik Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Ferdi Güneş ve Germencik İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Hüseyin Zafer Alkaya, Germencik Kaymakamı Sultan Doğru ile bir araya geldi. Kaymakamlık makamında gerçekleşen ziyarette sağlık hizmetlerinin önemi ve sağlık çalışanlarının toplum için üstlendiği kritik rol ele alındı. İlçede yürütülen sağlık hizmetleri ve sağlık çalışanlarının özverili çalışmaları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Kaymakam Sultan Doğru, sağlık çalışanlarının her şartta fedakarca görev yaptığını belirterek toplum sağlığının korunmasında büyük bir sorumluluk üstlendiklerini ifade etti. Sağlık alanında görev yapan tüm personelin büyük bir özveriyle çalıştığını vurgulayan Doğru, özellikle zor şartlarda dahi görevlerini aksatmadan sürdüren sağlık çalışanlarının takdiri hak ettiğini dile getirdi. Toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesinde sağlık çalışanlarının büyük emek verdiğini belirten Kaymakam Doğru, vatandaşların sağlığı için gece gündüz demeden görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Doğru, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede tüm sağlık çalışanlarının bu özel gününü kutlayarak görevlerinde başarılar ve kolaylıklar diledi.
İstanbul 16 yaşındaki Max Dowman tarihe geçti, Arsenal puan farkı 9’a yükseltti İngiltere Premier Lig’de Arsenal forması giyen 16 yaşındaki Max Dowman, Everton filelerini havalandırarak ’Premier Lig’de gol atan en genç oyuncu’ ünvanını ele geçirdi. Londra temsilcisi, Manchester City’nin puan kaybettiği haftada puan farkını maç fazlasıyla 9’a yükseltti. İngiltere Premier Lig’de lider Arsenal, Emirates’te Everton ile karşı karşıya geldi. İlk yarıda etkili bir oyun ortaya koyan mavi-beyazlılar, birçok pozisyondan yararlanamadı. İkinci yarıda ise ev sahibi oyun üstünlüğünü ele alarak pozisyonlar üretti. Londra ekibi aradığı golü 89. dakikada Viktor Gyökeres ile buldu. Mücadelenin uzatma dakikalarında köşe vuruşunda konuk ekibin kalecisi Jordan Pickford da ileri çıktı. Savunmanın uzaklaştırdığı topu kontrol eden Max Dowman, kendi yarı alanında rakiplerini geçerek hızla kaleye ilerledi. Dowman, topu boş kaleye göndererek farkı 2’ye çıkardı. Mikel Arteta’nın öğrencileri bu galibiyetle ligde üst üste 4. galibiyetini elde etti ve puanını 70’e çıkardı. Maçın 74. dakikasında oyuna giren 16 yaşındaki Max Dowman, 90+7. dakikada kaydettiği golle tarihe geçti. İngiliz orta saha, 16 yaş 73 günlükken attığı bu golle Premier Lig tarihinde gol atan en genç oyuncu ünvanını elde etti. Bu ünvan bu sezon ikinci kez el değiştirdi. Liverpool’un 25 Ağustos 2025’te Newcastle United ile oynadığı mücadelenin 90. dakikasında Rio Ngumoha, (16 yaş 135 gün) takımına galibiyeti getiren golü kaydederken bu listede ilk sıraya yerleşmişti. City, 2 haftada 4 puan kaybetti İngiltere’de Arsenal ile birlikte şampiyonluk yarışı veren Manchester City ise West Ham United’a konuk oldu. Müsabakadan 1-1’lik beraberlikle ayrılan Pep Guardiola’nın öğrencileri zirve yarışında yara aldı. Geçtiğimiz haftada Nottingham Forest ile yenişemeyen City, son 2 haftada 4 puan kaybetti. Manchester City haftayı 61 puanda kapattı. Arsenal, 1 maçı eksik olan City’nin yaşadığı bu puan kaybında milli maç arasında 9 puan farkla girdi.
Ankara ASO Başkanı Ardıç: "Yeni dönemde değişime ayak uydurmak bir gerekliliktir" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Yeni dönemde değişime ayak uydurmak bir gerekliliktir; fakat kalıcı başarı, değişimi öngörüp, yön verenlerin olacaktır" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO), Avrupa Birliği ile Hindistan arasında siyasi mutabakata varılan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) Türkiye ve özelde Ankara sanayisine muhtemel etkilerini bütün boyutlarıyla ortaya koyan kapsamlı araştırma raporunu yayımladı. ’AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması: Türkiye Sanayisi İçin Riskler ve Stratejik Fırsatlar’ başlıklı rapor; küresel ticaret dengelerinde yaşanan değişimi, risk alanlarını, sektör bazlı rekabet dinamiklerini, Ankara sanayisine muhtemel yansımalarını ve yeni dönemde nasıl bir strateji izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ASO Başkanı Seyit Ardıç, küresel ticaret düzeninin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, Avrupa Birliği ile Hindistan STA’sının da yeni düzenin en somut işaretlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık 2 milyar insanı kapsayan bu ekonomik entegrasyonun, yalnızca iki ekonomi arasındaki ticaret hacmini artırmakla kalmayacağını belirten Ardıç, AB-Hindistan STA’sının Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortağı Avrupa Birliği’nin tedarik zinciri mimarisini ve rekabet dinamiklerini önemli ölçüde değiştirme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. "Amacımız, sanayicimizi bu yeni dönemin seyircisi değil, aktif oyuncusu haline getirmektir" Ardıç, ASO’nun araştırma raporunun yalnızca bir analiz değil aynı zamanda Türkiye sanayisi için stratejik bir yol haritası niteliği taşıdığını vurgulayarak, "Raporumuz; güncel veriler, sektörel analizler, uluslararası karşılaştırmalar ve saha görüşmeleri ışığında ülkemiz sanayisi için risk ve fırsatları ortaya koyuyor ve somut bir eylem planı sunmayı hedefliyor. Amacımız, sanayicimizi bu yeni dönemin seyircisi değil, aktif oyuncusu haline getirmektir" diye konuştu. Etki ani değil, kademeli rekabet baskısı şeklinde hissedilecek ASO’nun raporunda, AB pazarının Türk sanayisi açısından taşıdığı stratejik önem vurgulandı. Verilere göre AB’nin Türkiye’den ithalatı 115 milyar dolar, Hindistan’dan ithalatı ise 81,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, Hindistan’ın STA ile bazı sektörlerde ihracat performansını artırabileceğine, bunun da Türkiye’nin güçlü bir tedarikçi olduğu AB pazarındaki konumunun zayıflayabileceğine işaret ediyor. Raporda, AB-Hindistan STA’sının Türkiye açısından oluşturacağı etkinin ani ve yıkıcı bir pazar kaybı şeklinde değil, daha çok kademeli bir rekabet baskısı olarak hissedileceği vurgulandı. Özellikle standart, fiyat duyarlılığı yüksek ve seri üretime konu olan ürün segmentlerinde, Türk firmalarının tercih avantajında aşınma yaşanabileceği; bunun da pazarlık gücünde zayıflama ve kar marjlarında daralma olarak ortaya çıkabileceği ifade edildi. Bu baskının her sektör için aynı olmayacağı, ürün grubuna ve katma değer düzeyine göre farklılaşacağı belirtildi. Hangi sektörler risk alanında? Raporda en önemli risk alanlarından birinin elektrikli makine ve cihazlar sektörü olduğuna dikkat çekildi. AB’nin Türkiye’den bu alandaki ithalatı 7,1 milyar dolar, Hindistan’dan ithalatı ise 11,6 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Hindistan’ın AB pazarındaki yıllık ihracat artış hızının yüzde 41,5, Türkiye’nin ise yüzde 8,2 seviyesinde kalmasının; bu sektörde Hindistan’ın çok daha yüksek bir ivme yakaladığını ortaya koyduğuna dikkat çekilerek, bu alanın acil müdahale gerektiren birinci öncelikli sektörlerden olduğu vurgulandı. Makine ve mekanik aksamlar ile belirli otomotiv aksamlarının da benzer şekilde rekabet baskısının artabileceği alanlar arasında olduğu ifade edildi. Rekabet artık sadece fiyatla belirlenmiyor ASO raporunda, yeni dönemde rekabetin yalnızca fiyat üzerinden okunamayacağına dikkat çekildi. Menşe kuralları, teknik standartlara uyum, sertifikasyon hızı, tedarik zinciri şeffaflığı ve teslim süresi gibi tarife dışı unsurların belirleyici rol oynadığı ve Türkiye’nin bu alanlarda önemli avantajlara sahip olduğu ifade edildi. AB müktesebatına uyum konusundaki tecrübesi, coğrafi yakınlığı ve hızlı teslimat kabiliyetinin, Türkiye sanayisinin elindeki stratejik kozlar arasında gösterildi. Türkiye’den Avrupa’ya kara yolu ile 48-72 saat içinde teslimat yapılabilmesi, Avrupalı üreticiler için kritik bir tedarik avantajı olarak değerlendirildi. Raporda, doğru destek mekanizmaları ve güçlü bir dönüşüm programıyla bu avantajların daha da güçlendirilebileceği vurgulandı. "Yeşil dönüşüm hızı, Hindistan’a karşı stratejik savunma hattı olarak kurgulanabilir" Raporda dikkat çekilen bir diğer önemli konu da Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) oldu. 2026 yılı itibarıyla yeni ticaret denkleminin en kritik belirleyicilerinden biri haline gelen SKDM’nin, Türkiye açısından aynı zamanda önemli bir rekabet avantajı oluşturabileceği ifade edildi. Türkiye’nin özellikle demir-çelik sektöründe elektrik ark ocaklarına dayalı üretim altyapısının, Hindistan’ın kömüre daha bağımlı yapısına kıyasla önemli bir karbon avantajı sunduğu belirtildi. Raporda, Türkiye’nin bu avantajını koruması ve yeşil dönüşümünü hızlandırması halinde, Hindistan’ın tarife avantajının SKDM maliyetleriyle kısmen hatta tamamen dengelenebileceğine dikkat çekildi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, bu noktada yeşil dönüşümün artık yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik ve ticari bir zorunluluk olduğuna işaret ederek, "Yeşil dönüşüm hızı, Hindistan’a karşı stratejik savunma hattı olarak kurgulanabilir. Rekabet gücümüzü korumanın yolu, katma değerli ve düşük karbonlu üretimi hızlandırmaktan geçmektedir" şeklinde konuştu. Hindistan yalnızca rakip değil, aynı zamanda büyük bir fırsat alanı Raporda, AB-Hindistan STA’sının yalnızca riskler doğurmadığı, aynı zamanda Türkiye sanayisi için yeni fırsat kapıları da araladığı vurgulandı. Hindistan’ın 1,4 trilyon dolarlık ulusal altyapı yatırım programının, 500 GW’lık yenilenebilir enerji hedefinin ve ’China+1’ stratejisi kapsamında yeni tedarik ortakları arayışının; Türkiye ve Ankara sanayisi için önemli bir iş birliği zemini oluşturduğu ifade edildi. İnşaat makineleri, tarım teknolojileri, enerji ekipmanları ve müteahhitlik hizmetleri başta olmak üzere pek çok alanda Hindistan pazarının Türkiye açısından önemli fırsatlar taşıdığı belirtildi. Ankara’nın mühendislik gücü, esnek üretim kapasitesi ve AB standartlarında üretim yapabilme kabiliyetinin bu pazarda önemli avantaj sağlayabileceği kaydedildi. Bu fırsatların değerlendirilebilmesi için Hindistan pazarına yönelik daha hazırlıklı, seçici ve stratejik bir yaklaşım gerektiği; yerel içerik şartları, eyalet bazlı düzenleme farklılıkları ve ortaklık modellerinin dikkatle ele alınmasının şart olduğu vurgulandı. ASO Teknoloji Üssü raporda öne çıktı ASO tarafından hazırlanan raporda, sanayinin rekabet gücünü artıracak en önemli unsurlardan birinin katma değerli üretime geçiş olduğu vurgulandı. Bu kapsamda Ankara sanayisinin teknoloji kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen ASO Teknoloji Üssü projesi de raporda önemli başlıklar arasında yer aldı. Raporda, firmaların test, sertifikasyon, prototipleme ve modüler alt sistem geliştirme kabiliyetlerini artıracak bir teknoloji ekosisteminin kurulmasının, küresel rekabette Türkiye’nin konumunu güçlendireceği ifade edildi. "Rekabet yalnızca maliyet üzerinden yürümüyor" Ardıç, teknoloji ve inovasyonun sanayinin geleceği açısından kritik önem taşıdığını belirterek, "Bugün rekabet yalnızca maliyet üzerinden yürümüyor. Teknoloji geliştirme kapasitesi, sertifikasyon altyapısı ve Ar-Ge yetkinliği artık belirleyici hale geldi. ASO Teknoloji Üssü projemizle Ankara sanayisinin katma değerli ve yüksek teknolojili üretim kapasitesini güçlendirmeyi ve firmalarımızın küresel rekabette daha güçlü bir konuma gelmesini hedefliyoruz" ifadelerine yer verdi. ASO’dan 6 başlıkta stratejik yol haritası Ankara Sanayi Odası’nın hazırladığı raporda, risk tespitlerinin yanı sıra somut ve uygulanabilir bir yol haritası da sunuldu. Raporda yer alan politika önerileri altı ana başlık altında toplandı; Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, Türkiye’nin maruz kaldığı yapısal asimetrinin azaltılması, AB-Hindistan STA sürecinin yakından izlenmesi ve sektörel etki analizlerine dayalı stratejik politika çerçevesinin oluşturulması, risk altındaki sektörlere yönelik geçiş destek paketi hazırlanması, Yeşil Dönüşüm ve SKDM Uyum Fonu kurulması, katma değerli üretimi hızlandıracak test, sertifikasyon, prototipleme ve modüler alt sistem ekosisteminin geliştirilmesi, aylık veri takibine dayalı bir Erken Uyarı Mekanizması’nın kurulması. "Hedefimiz, Ankara sanayisini ve ülkemiz ekonomisini bu dönüşüm sürecinden güçlü şekilde çıkarmaktır" ASO Başkanı Ardıç, raporun ortaya koyduğu yaklaşımın yalnızca bir alarm çalışması olmadığını vurgulayarak, "Bu rapor, üyelerimiz, politika yapıcılar ve ülkemiz sanayisi için detaylı bir durum analizi ve somut bir yol haritasıdır. Hedefimiz, Ankara sanayisini ve ülkemiz ekonomisini bu dönüşüm sürecinden güçlü şekilde çıkarmaktır. Bu kapsamlı çalışmanın; başta politika yapıcılar, sanayicilerimiz, akademi dünyası ve uluslararası muhataplarımız olmak üzere tüm paydaşlar için ortak bir akıl zemini oluşturacağına, stratejik bir rehber niteliği taşıyacağına inanıyorum. Unutmayalım ki yeni dönemde değişime ayak uydurmak bir gerekliliktir; fakat kalıcı başarı, değişimi öngörüp, yön verenlerin olacaktır" şeklinde konuştu.