YEREL HABERLER - 26 Nisan 2012 Perşembe 10:12

ÇUBUK ÇOCUK MECLİSİ BAŞKANINI SEÇTİ

A
A
A
ÇUBUK ÇOCUK MECLİSİ BAŞKANINI SEÇTİ

Çocuk Platformu tarafından oluşturulan Çocuk Meclisi ilk toplantısını yaparak meclis başkanını ve divan heyetini seçti. Minik meclis üyeleri mazbatalarını Çubuk Belediye Başkanı Lokman Özden`den aldı.
Çubuk Belediyesi Yazı İşleri Müdürlüğü`nün hayata geçirdiği proje kapsamında oluşturulan 60 kişilik Çocuk Platformu tarafından seçilen Çocuk Meclisi, 26 öğrenci ile temsil ediliyor. Çubuk Belediyesi Meclis Salonu`nda ilk toplantısını yapan Çocuk Meclisi toplantısı öncesi meclis üyelerine Başkan Özden tarafından mazbataları verildi.
Öğrencilerle tek tek tanışan Başkan Özden, minik meclis üyelerine hitaben yaptığı konuşmada, göreve başladığı günden bu yana katılımcı belediyecilik anlayışıyla hizmet vermeye çalıştıklarını söyledi. İlçe nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan çocukların da düşüncelerini yönetime katmak amacıyla Çocuk Meclisi oluşturduklarını vurgulayan Başkan Özden, ``Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin, bu meclis aracılığı ile Çubuk için çalışmasını istiyoruz. Biz ilçemizi sizlerle beraber yönetmek istiyoruz.
Sizlerin her türlü görüş ve önerileri bizim açımızdan çok önemlidir. Çünkü bu şehir hepimizin evidir. Sizlerin sayesinde alacağımız yeni kararlarla ilçemizde yeni uygulamaları hep beraber görmekten mutlu olacağız. Artık sizler de bu belediyenin bir organı durumundasınız. Çevrenizdeki belediye ile ilgili tüm olumsuzlukları ve yapılmasını istediğiniz faaliyetleri bizimle paylaşın `` dedi.
Öğrencilerin sorusu üzerine belediye meclisi, kurulları ve yürüttüğü çalışmalar hakkında da kısa bilgi veren Başkan Özden, ``Toplumun bütün kesimleri gibi geleceğimiz olan çocuklarımızın da Çubuk`a dair düşüncelerini önemsiyorum ve onlardan faydalanmayı düşünüyoruz`` diyerek, meclisi çocuklara emanet etti.
Daha sonra 12 adayın yarıştığı seçimde 6 oy alan Ali Can Yanık Meclis Başkanı seçilirken, Meclis Başkan Vekilliğine Gülseren Damar, Emre Aydoğan, meclis katipliğine ise Sema Nur Ünal ve Esra Dinç seçildi. Ayrıca toplantıda Barış Kardeşlik ve Yardım, Çocuk Hakları, Çevre ve Temizlik, Kültür ve Sanat ile Tüketici Hakları Komisyonları da oluşturuldu.
Çocuk Meclisi Başkanlığına seçilen Ali Can Yanık, Çubuk`ta yaşayan çocukların hayatlarının daha güzel olabilmesi için çeşitli çalışmalar yürüteceklerini söyledi. Çubuk Belediyesi`ne güzel ve yaşanır bir kent için projeler önereceklerini belirten Yanık, Çubuklu çocuklar adına, çocukları ilgilendiren her konuda düşüncelerini dile getireceklerini kaydetti. Çocuk Meclisi`nin açılmasının çocukların görüşlerine önem verildiğinin bir göstergesi olduğunu vurgulayan Yanık, ``Bize olan güveni boşa çıkarmayacak,
bize verilen emaneti koruyacak ve var gücümüzle ilçemizi daha güzel yarınlara taşımaya çalışacağımıza söz veriyoruz. Sayın Belediye Başkanımız Lokman Özden`e ve ekibine de hepiniz adına teşekkür ediyorum`` diye konuştu.
Meclis Başkanı Ali Can Yanık ve meclis üyeleri çalışmaların ardından Başkan Özden`i makamında ziyaret ederek, toplantı ve alınan kararlar hakkında bilgi verdi.
Daha sonra Başkan Özden ve Çocuk Meclisi üyeleri birlikte hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Dolandırıcıların pes dedirten yöntemi ‘Sanal dilencilik’ Ramazan ayında sosyal medya üzerinden sahte yardım çağrıları ve çevrim içi dilencilik vakalarının yaygınlaştığına dikkat çeken uzmanlar, "Allah rızası için" şeklinde karşımıza çıkan dilencilik yönteminin yerini siber dilenciliğe bıraktığını belirterek vatandaşları uyardı. Ramazan ayıyla birlikte artan yardımlaşma ve dayanışma duygusunun kötüye kullanılabildiğini ifade eden uzmanlar, sosyal medya platformları üzerinden gerçek dışı hikaye, sahte belgeler ya da çocuk mağduriyeti görüntüleri kullanılarak maddi menfaat temin edilmeye çalışıldığına dikkat çekiyor. Avukat Esra Betül Türkalp, sosyal medya kullanıcılarının normal şartlarda yüz yüze sergilemeyecekleri davranışları çevrim içi ortamda daha kolay gerçekleştirmelerine ‘disinhibisyon’ adı verildiğini söyledi. Ekran arkasındaki anonimlik hissinin, kişilerin sosyal ve hukuki sonuçları küçümsemesine yol açabileceğini belirten Türkalp, "Birleşik Arap Emirlikleri ve çevre ülkelerde Ramazan’da sosyal medyada artan sahte yardım çağrıları ve çevrim içi dilencilik vakaları rapor ediliyor. Ülkemizde de "Allah rızası için" şeklinde karşımıza çıkan dilencilik yöntemi yerini siber dilenciliğe bırakmış durumda. Sosyal medya kullanıcılar üzerinde normalde yüz yüze ortamda sergileyemeyecekleri davranışları daha kolay ve daha hızlı sergilemelerine yol açan bir etki bırakıyor. Bu etkiye disinhibisyon etkisi denilmekte. Kişiler ekran arkası anonimlik hissiyle olayın sosyal ve hukuki sonuçlarını küçümseyerek daha serbest ve daha yanıltıcı ifadelerle para istemeye yönelebiliyorlar. Bu etki kişilerde davranışların sorumluluk algısını zayıflattığı için hukuki risklerin fark edilmesini zorlaştırıyor" dedi. "Sosyal medya üzerinden gelen para taleplerinde kanıt ve doğruluk kontrolü yapmalı" Sosyal medya üzerinden gelen para taleplerinde kanıt ve doğruluk kontrolü yapılmasına değinen Esra Betül Türkalp, "Türkiye’de sosyal medya üzerinden açıkça para istenmesi esasında Kabahatler Kanunu kapsamında bir müeyyideye sahip. Ancak somut olayın niteliğine göre ceza kanunu bakımından da bir yaptırım söz konusu olabilir. Dolandırıcılık suçu bu kapsamda. Bir kişinin gerçek olmayan bir hikaye uydurarak sahte belgelerle ya da bir çocuk mağduriyetini kullanarak bu ajitasyonun etkisiyle maddi menfaat elde etmesi halinde Türk Ceza Kanunu kapsamında da bir yaptırım söz konusu olabilir. Burada dolandırıcılık suçu bir kişinin gerçek olmayan bir hikaye uydurarak sahte belgelerle çocuk veya bir mağduriyet görüntüsü kullanarak başkalarını yanıltıp menfaat elde etmesi halinde ortaya çıkabilir. Özellikle bilişim sistemleri kullanılıyorsa, Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi gereğince nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulabilir. Vatandaşlar sosyal medya üzerinden gelen para taleplerinde kanıt ve doğruluk kontrolü yapmalıdır. Resmi veya geçerli bağış platformları dışındaki çağrılara temkinli yaklaşmalı. Direkt para göndermeden önce doğrulama yapılmalıdır. Gerçek mağduriyet ihtimali varsa bu durum gecikmeksizin kolluk kuvvetlerine bildirilmelidir. Sosyal medya üzerinden para talep etme davranışı psikolojik olarak anonimliğin sunduğu rahatlıkla kolaylaşsa da bu hukuken ve vicdani olarak sorumluluktan muaf kılmaz. Keza ülkemizde de hukuki sonuçlar söz konusudur. Bu sebeple hem kullanıcılar hem de kurumlar bilinçli ve hukuka uygun davranmalıdır" şeklinde konuştu. "İlk olarak ‘sağlık yardım kampanyaları’ şeklinde karşımıza çıkmaktadır" Dolandırıcıların yeni yöntemini anlatan emekli polis memuru Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Kemal Ateş ise, "Ramazan ayı yardımlaşmanın, dayanışmanın ve merhametin en yoğun yaşandığı müstesna bir dönemdir. Ancak son yıllarda bu güzel duygular maalesef bazı kötü niyetli kişiler tarafından suistimal edilmekte. Özellikle sosyal medya ve dijital platformlarda sağlık yardım talepleriyle insanların duyguları göz ardı edilmekte ve siber dolandırıcılık vakaları artmakta. Karşı karşıya olduğumuz sorunlar ise ilk olarak ‘sağlık yardım kampanyaları’ şeklinde karşımıza çıkmakta. Sosyal medya platformunda açılan ve gerçeği yansıtmayan yardım çağrılarıyla vatandaşlarımızın iyi niyetleri suistimal edilmektedir. Özellikle savaş, deprem ve hasta çocuk temalı içeriklerle şahsi IBAN numaralarına para talep edilmekte. Bir diğer yöntem resmi kurum ve dernek takipleri. Bu yöntemle dolandırıcı kişiler gerçek kurumlara benzer isim ve logolar kullanarak sahte hesaplar oluşturmakta, zekat ve fitre adı altında para toplanmakta. Bir diğer yöntem de SMS ve link dolandırıcılığı. İnsanların cep telefonlarına ’Ramazan kolisi kazandınız’, ’Yardım başvurusunuz onaylandı’ gibi SMS’ler gelip şahıslar zararlı bağlantılara yönlendirilmekte ve kişisel banka bilgileri ele geçirilmekte. Bir diğer yöntem de duygu sömürüsünde dayalı dijital içerikler. Stok, görseller veya başka ülkelerden alınmış görüntüler kullanarak acele algısı oluşturmakta, hızlı para transferi baskısı yapılmaktadır. Bu yöntemler yalnızca maddi kayıplara değil, aynı zamanda toplumda güven duygusunun zedelenmesine de yol açmaktadır" ifadelerini kullandı. "En güçlü silahımız dikkat, bilgi ve doğrulamadır" Vatandaşların alması gereken önlemlere değinen Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Ateş, "Çözüm ve önlemler de, yardımlarınızı yalnızca resmi kurum ve güvenilir birimlere kuruluşlar aracılığıyla yapın. Şahsi IBAN numaranızı gönderim yapmadan önce mutlaka doğrulama yapın. Sosyal medyada karşılaştığınız yardım kampanyalarının resmi web sitelerini kontrol edin. Tanımadığınız kişilere gelen linklere kesinlikle tıklamayın. Şüpheli durumları 112 Acil Çağrı Merkezi’ne, en yakın kolluk birimine bildirebilirsiniz. Ramazan ayını istismar etmeye çalışanlara karşı en güçlü silahımız dikkat, bilinç ve doğrulamadır" diye konuştu.
Ankara AK Parti Ankara İl Başkanlığı’ndan 28 Şubat’ın yıl dönümünde açıklama AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Cemal Güngör, 28 Şubat’ta yaşananlara ilişkin, "27 Mayıs, 12 Eylül, 27 Nisan ve 15 Temmuz neyse, 28 Şubat’ta odur. 28 Şubat, sonuçları nesillere sirayet eden hesaplı bir şekilde kullanılmış bir darbeydi" dedi. 28 Şubat Darbesi’nin üzerinden 29 yıl geçti. AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Cemal Güngör, konuya ilişkin AK Parti Ankara İl Başkanlığı önünde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Güngör, 12 Eylül, 27 Nisan ve 15 Temmuz neyse 28 Şubat’ın da darbe girişimi olduğunu belirtti. O dönemde yaşanan olayların demokrasiye ağır bir darbe olduğunu ifade eden Güngör, milletin iradesine tanklarla yüründüğünü, seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne zorla görevden el çektirildiğini vurguladı. 28 Şubat’ta yaşananların ‘postmodern darbe’ olarak ifade eden Güngör, 28 Şubat ve benzeri darbelerin karşısında milletçe durduklarını söyledi. "15 Temmuz neyse, 28 Şubat’ta odur" 28 Şubat’ta yaşananların Türk milletine ve hükümetine darbe girişimi olduğunu ve AK Parti olarak bu zihniyetin karşısında durduklarını belirten AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Cemal Güngör, "28 Şubat postmodern darbesinin 29’uncu yılındayız. 27 Mayıs, 12 Eylül, 27 Nisan ve 15 Temmuz neyse, 28 Şubat’ta odur. 28 Şubat, sonuçları nesillere sirayet eden hesaplı bir şekilde kullanılmış bir darbeydi. 28 Şubat, bu ülkenin insanının milli ve manevi değerlerine hedef almış bir pusudur. Millet iradesine karşı tanklar seçilmiş; başta başörtülü bacılarımızın, kardeşlerimizin, kızlarımızın, halalarımızın, teyzelerimin yaşantısına yönelik büyük bir zulüm başlatılmıştır. Bu ülkenin vatandaşları, inançlarından dolayı iş yerlerine sokulmamıştır. AK Parti olarak 28 Şubat benzeri bütün darbeci girişimlerin karşısında olduğumuzu buradan bir kez daha ilan ediyoruz" diye konuştu. "Milletimizi, hak ettiği demokratik bir ortama kavuşturduk" 28 Şubat’tan sonrasında AK Parti iktidarı döneminde Türk milletinin hak ettiği demokratik hakları verdiklerini ifade eden Güngör, "İktidarımız döneminde attığımız adımlarla, milli iradeyi yeniden inşa ederek ülkemizi ve milletimizi hak ettiği demokratik bir ortama kavuşturduk. Maalesef iktidarımız döneminde atılan adımları görmezden gelerek hak ve özgürlükler noktasında kaydedilen ilerlemeye rağmen çürümüş zihniyete tanıklık ediyoruz" şeklinde konuştu.