EKONOMİ - 02 Mayıs 2012 Çarşamba 19:22

CÜNEYD ZAPSU, DENİZLİ`DE İŞADAMLARINA KONUŞTU

A
A
A
CÜNEYD ZAPSU, DENİZLİ`DE İŞADAMLARINA KONUŞTU

AK Parti Kurucular Kurulu Üyesi olan işadamı Cüneyd Zapsu, Denizli`de `Türkiye`de Yatırım Fırsatları` isimli söyleşide işadamlarına seslendi.
Denizli Genç İşadamları Derneği`nin (DEGİAD) konuğu olarak Dedeman Park Otel`de işadamlarıyla bir araya gelen işadamı Cüneyd Zapsu`nun söyleşisine, Denizli Valisi Abdülkadir Demir, Denizli Belediye Başkan Yardımcısı Sezai Günalp, Denizli Ticaret Odası Başkanı Necdet Özer, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve işadamları katıldı. DEGİAD Başkanı Sadık Emre Çaputçu`nun açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen Cüneyd Zapsu, ekonomi ve siyasetteki gelişmelerin yanı sıra, kendisi ile ilgili bugüne kadar
çıkan haberlerle de ilgili açıklamalarda bulundu.
28 Nisan 2007 tarihindeki gelişmelerden sonra geri dönüş olmayacak noktayı aştıklarını belirten Cüneyd Zapsu, "Artık Türkiye bir daha inşallah geri dönmeyecek. 10 sene, 30 sene 50 sene sonraki tarih kitaplarında 28 Nisan 2007`yi göreceksiniz. Bu önemli bir dönüm noktasıydı. Artık dünyada negatif kavgacı olarak demeyeyim ama kafa tutabilecek bir yere geldik. Değişim, dönüşüm oldu hatta ciddi bir devrim oldu" dedi. Herkesin kendisi ile ilgili değişik şeyler söylediğini, PKK, MOSSAD, CIA, İngiliz İstihbarat
Örgütü, en sonunda da El Kaide`ci olarak gösterildiğini belirten Zapsu, "Görüldüğü gibi her kötü şeyin altındayım. Bunlar neden çıktı? Bunların hiç doğruluğu yok mu? Yok. Bu PKK, şu bu işleri nereden geliyor? Türkiye benim gibi, böyle işini gücünü bırakmış oralara gitmiş, hem de bir yerlerde bir şey olmak istemeyen birini hiç görmemiş anlaşılan. En başta kendi partim olmak üzere, tüm muhalefet ve medya bu adam orada ne yapıyor demeye başladı. Anlayamadılar. Bu adam bakan, milletvekili, Büyükşehir belediye
başkanı olmadı, TOBB Başkanı olacak, o da olmadı. Bu kendi cebini doldurmaya geldi dediler. Bu konuyla ilgili 200`e yakın dava açtım. Bu davaların yüzde 80-90`ını kazandım. Ancak Yargıtay`da hepsini bir anda kaybettik" diye konuştu.
`BİZİM GELMEMİZDEN KORKANLAR ŞİMDİ GİDERİZ KORKUSU YAŞIYOR"
2001 yılında AK Parti`yi kurduklarında herkesin kendilerine bir damga vurmaya başladığını belirten Cüneyd Zapsu, şunları söyledi:
"Bize İslamcı, şucu bucu dediler. Avrupa bu yüzden korktu, bunlar Türkiye`nin başına gelirse ne olacak diye. Ben, Ali Babacan, Reha Denemeç ve bir grup, yurt dışına gidip kendimizi anlatma turuna çıkıyorduk. Merak etmeyin biz gelince şöyle olacak, böyle olacak diye. Şu anda aynı kişiler `Eyvah siz giderseniz` diyorlar. Demek ki, bir güven gelmiş. Herkes çok fazla vakit kaybetti. Bunlar İslamcı dediler. Belki bir şeyi unuttular. Bu hükümet öyle İslamcı falan değil. Bu hükümet bir iş hükümetiydi. Biz
buralara boşuna gelmedik. Biz Türkler olarak hakikaten çalışmaya başladık."
Türkiye`nin kredi notunun sürekli yukarı çıkarken, derecelendirme kuruluşu Standard&Poor`s`un düşüş yaptığını belirten Cüneyd Zapsu, "Kredi derecelendirme şirketleri, çok uzun ve dikkatli bakıyor bu işlere. Ancak ciddi bir faz değişikliği ile geliyor neticeler. Bu, geçen ayın toplam neticesi değil. Geçen sene baktıkları şeyler 3-4 ay sonra devreye giriyor. Gelişme de, bozulma da geç çıkıyor. O yüzden bu kredilendirme notlarına çok çok fazla itibar etmek doğru değil" dedi.
Arap Baharı ve dünya krizinin Türkiye`nin işine geldiğini belirten Cüneyd Zapsu, "Arap Baharı`ndan kaçak çok büyük sıcak paralar vardır. Avrupa krizinden dolayı da oradan kaçıp yeni yatırımlar Türkiye`ye gelecektir. Hem sıcak, hem de kalıcı para bu ülkenin dış ticaret açığını 10-15 sene finanse ettirebilecektir" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan, Avusturya’yı ziyaret edecek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29-30 Nisan tarihleri arasında Avusturya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29-30 Nisan tarihleri arasında Avusturya’ya gerçekleştireceği ziyarette Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger ile görüşecek. Bakan Fidan’ın ziyaret kapsamında, Avusturya Şansölyesi Christian Stocker tarafından kabul edilmesi, Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’yla bir görüşme gerçekleştirmesi, Viyana Diplomasi Akademisi’nde düzenlenecek konferansta hitapta bulunması ve Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelmesi öngörülüyor. Fidan’ın ziyaret kapsamında Avusturyalı yetkililerle gerçekleştireceği görüşmelerde; Türkiye ile Avusturya arasındaki ikili ilişkileri siyasi, ekonomik, ticari, askeri, kültürel ve beşeri boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşımla ele alması ve mevcut iş birliği alanlarının daha da derinleştirilmesine yönelik imkanları değerlendirmesi öğrenilirken, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin çeşitlendirilmesi, ticaret hacminin artırılması ile karşılıklı yatırımların teşvik edilmesine yönelik mevcut potansiyele ve fırsatlara dikkat çekmesi ve Avusturya’yla enerji, dijitalleşme, bağlantısallık ve savunma sanayii başta olmak üzere, stratejik nitelik taşıyan alanlarda iş birliği potansiyelinin altını çizmesi ve bunu geliştirmeye yönelik imkanları kapsamlı şekilde ele alması planlanıyor. Türkiye’nin, Avusturya’daki Türk toplumunun huzur, refah ve toplumsal uyumuna verdiği önemi vurgulaması ve bu bağlamda Türk toplumunun hak ve menfaatlerinin korunmasının öncelikli bir husus olduğunun altını çizmesi beklenen Fidan’ın, öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan vizyon doğrultusunda, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik perspektifini koruduğunu ifade etmesi, Türkiye-AB ilişkilerine stratejik bir vizyonla yaklaşılması, ilişkilerin dar siyasi hesaplara alet edilmemesinin tüm tarafların çıkarına olduğunu vurgulaması ve Türkiye-AB ilişkilerindeki mevcut tıkanıklıkların aşılması için daha kapsamlı ve kurumsal bir iş birliği yaklaşımına ihtiyaç olduğunu dile bekleniyor. Ayrıca Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna savaşında tarafların tekrar müzakere masasına oturmasına ve savaşın adil ve sürdürülebilir bir barışla sona erdirilmesine yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceğini belirtmesi, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaşın kalıcı şekilde sona erdirilmesi amacıyla ortaya konulan çabalara Türkiye’nin destek vermeyi sürdüreceğini ifade etmesinin yanı sıra Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin bir an önce sağlanması ve anılan Boğaz’da savaş öncesi statükoya dönülmesine yönelik küresel ihtiyacın altını çizmesi hedefleniyor. Öte yandan, İsrail’in Gazze’de ateşkes ihlallerini ve barış planını akamete uğratmaya yönelik adımlarını sürdürdüğüne dikkat çekeceğini vurgulayan Fidan’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik ettiğine ve işgalini sistematik biçimde genişlettiğine işaret etmesi, İsrail’in işgal ve yıkım politikalarının tüm bölgede barış ve istikrarı tehdit ettiğini vurgulaması öngörülüyor. Türkiye-Avusturya ilişkileri Türkiye ve Avusturya arasındaki çok yönlü ve tarihi ilişkiler olumlu mecrada ilerliyor. İki ülkenin üst düzeyli yetkilileri arasında özellikle uluslararası konferanslar ve toplantılar marjında son dönemde görüşmeler gerçekleşti. Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Meinl-Reisinger son olarak 17 Nisan tarihinde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’na katılmış ve Bakan Fidan’la bir araya gelmişti. Avusturya’yla ikili ticaret hacmi 2025 yılında 4,3 milyar doları aştı ve bunun kısa vadede 5 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Avusturya’nın Türkiye’ye doğrudan yatırımları 2005-2025 döneminde 11,2 milyar doları aşarken, aynı dönemde Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımları 887 milyon dolar olarak gerçekleşti. İki ülkenin ortak zenginliği olarak görülen, Avusturya’da yaşayan yaklaşık 350 bin nüfuslu Türk toplumu, Türkiye- Avusturya ilişkilerinde önemli bir beşeri bağ oluşturuyor. 2025 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Avusturyalı turist sayısı 563 bini aştı. İkili ilişkileri ilgilendiren konuların yanı sıra, Avrupa güvenliği dahil güncel bölgesel ve küresel meseleler bağlamında da iki ülke arasında yakın eşgüdüm ve iş birliği bulunuyor.
Bursa Bursa’da 7 yıl önce kaybettiği oğluna nihayet kavuştu Bursa’da 2019 yılından bu yana kayıp olarak aranan ve kurulan özel ekibin gerçekleştirdiği operasyonla geçtiğimiz ay bulunan 8 yaşındaki N.S.’nin, biyolojik annesinin DNA testiyle yabancı uyruklu Rebecca S. olduğunun belirlenmesinin ardından görülen mahkemede, çocuğun annesi Rebecca S.’ye teslimine karar verildi. Olay, 2019 yılında Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana geldi. Eşinin ailesinin yanına gelen Rebecca S. iddiaya göre bir süre sonra Almanya’ya dönmesi yönünde baskı gördü. Bu süreçten sonra 1 yaşındaki N.S.’nin kaybolduğu ihbarı yapıldı. Ancak uzun süre yürütülen arama çalışmalarına rağmen herhangi bir sonuca ulaşılamadı. Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında geçtiğimiz şubat ayında Bursa İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde Gasp, Cinayet ve Kayıp Şahıslar Bürosu’nca özel bir ekip kuruldu. Yapılan titiz çalışmalar sonucunda ekip, 10 Mart’ta küçük çocuğu R.M. isimli şahsa ait evde buldu. Sağlık kontrollerinin ardından çocuk devlet korumasına alındı. Soruşturma kapsamında çocuğun babaannesi H.S. ile çocuğun bulunduğu evin sahibi R.M., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çocuğun babası Umut K.’nin ise yaklaşık 2 yıl önce geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Almanya’dan Türkiye’ye gelen yabancı uyruklu Rebecca S. ile devlet koruması altına alınan N.S.’den alınan örnekler, Bursa Adli Tıp Kurumu’nda karşılaştırıldı. Hazırlanan raporda, Rebecca S.’nin çocuğun biyolojik annesi olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu belirtildi. Mustafakemalpaşa Aile Mahkemesi’ndeki duruşmaya davacı Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığını temsilen cumhuriyet savcısı ve davalı avukatı katıldı. Cumhuriyet savcısı, çocuk N.S.’nin mutat meskeni olan Almanya Federal Cumhuriyeti’ne iadesine ilişkin taleplerinin kabulünü isterken, avukatların taleplerini dinleyen hakim, Almanya doğumlu N.S.’nin, mutat meskenin bulunduğu Almanya Federal Cumhuriyeti’ne iadesine ve annesi Rebecca S.’ye teslimine karar verdi.