YEREL HABERLER - 02 Mart 2012 Cuma 11:02

FB TELEVİZYONUNDA DÜZCE BELGESELİ

A
A
A
FB TELEVİZYONUNDA DÜZCE BELGESELİ

Düzce Belediye Başkanı İsmail Bayram FB televizyonunun ’Düzce Belgeseli’ programına katıldı. Başkan makamında program yapımcısı ve sunucusu Çağkan Neşeli’nin sorularını cevaplandırdı.
Fenerbahçe Televizyonu ’Düzce Belgeseli’ programı için Düzce’de çekimler yapıyor. Programın yapımcısı ve sunucusu Çağkan Neşeli program için Düzce Belediye Başkanı İsmail Bayram ile makamında görüştü ve röportaj yaptı. Başkan Bayram programda Düzce’nin Türkiye’nin en genç ili olmasına vurgu yaptı ve ’Düzce gelişmekte olan bir ildir’ dedi. Neşeli’nin sorularını cevaplandıran Başkan daha sonra şu görüşlere yer verdi; "Düzce coğrafi konumundan kaynaklanan durumu en iyi şekilde kullanmaktadır. Bir yandan sanayi alanında gelişmeler yaşanıyor bir yandan da sosyal, kültürel ve sportif alanlarda etkinlikler gerçekleştiriliyor. Düzcelinin mücadeleci ve dinamik bir yapısı vardır bu özelliği ile daha da gelişecektir. Düzce spor yatırımlarına açık bil ildir. Fenerbahçe tesislerinin yapıldığı topuk yaylası buna örnektir. Bu açıdan Fenerbahçe kulübüne teşekkür ediyoruz. Bunun gibi Düzce’de tesis yapılabilecek başka yaylalarımız da vardır.”
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gazi’nin ihmal iddiasına hastaneden cevap Mide kanaması geçiren Gazi Abdullah Çelik’in ihmal iddiasına Özel Düztepe Yaşam Hastanesi’nden açıklama geldi. İddiaya göre, 7 Ocak tarihinde kusma, mide bulantısı ve karın ağrısı şikayetleriyle Özel Düztepe Yaşam Hastanesi Acil Servisi’ne başvuran Abdullah Çelik’e, doktor tarafından "zehirlenme olabilir" denilmesine rağmen herhangi bir kan tahlili veya kapsamlı tetkik yapılmadı. Hastaya yalnızca kusmayı durdurmaya yönelik bir iğne yapıldığı ve şahsın mide bulantısını azaltacak ilaçlar yazılarak taburcu edildiği iddiası üzerine Özel Düztepe Yaşam Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ömer Faruk Kökoğlu, söz konusu iddialara yönelik açıklama yaptı. Hastaneden yapılan açıklamada, hastanın acil servise başvurduğu anda gerekli tıbbi değerlendirmelerin yapıldığını, hastaya şikayetlerinin devam etmesi halinde ertesi gün tekrar hastaneye başvurması gerektiğinin bildirildiği ancak hastanın bunun yerine Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvurduğu ve tedavisinin burada sürdürüldüğü ifade edildi. Hastane yönetimi, hastanın tedavi sürecine ilişkin herhangi bir ihmal ya da kusurlarının bulunmadığını da vurguladı. "Hastanemizin bu hastanın tedavisi ile ilgili bir ihmali ya da kusuru bulunmamaktadır" Gazi Abdullah Çelik’e yapılan muayenede hastanenin herhangi bir ihmalinin bulunmadığını belirten Özel Düztepe Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ömer Faruk Kökoğlu, "Mide kanaması geçiren gazinin iğne yapılarak evine gönderildiği iddia edildi, iddiayla ilgili bu açıklamanın yapılması zaruriyeti doğmuştur. Şöyle ki, söz konusu iddiada ismi geçen hasta Gazi Abdullah Çelik 07 Ocak 2026 saat 16:45 de hastanemiz acil servisine karın ağrısı bulantı kusma şikayeti ile başvurmuş, acil doktorumuz tarafından muayenesi yapılan hasta vital bulgularının muayene bulgularının normal bulunması üzerine tedavisi düzenlenerek reçetesi de yazılarak taburcu edilmiş, şikayetlerinin devam halinde tekrar hastanemize başvurması söylenmiştir. Ancak hasta şikayetleri geçmeyince ertesi gün hastanemize değil Gaziantep Şehir Hastanesine başvurmuş ve tedavisi orada devam etmiştir. Dolayısıyla hastanemizin bu hastanın tedavisi ile ilgili bir ihmali ya da kusuru bulunmamaktadır" dedi. "Hasta geçmişte tüm polikliniklerden yararlanmıştır" Hastanın geçmişte tüm polikliniklerden hizmet aldığını da aktaran Başhekim Prof. Dr. Kökoğlu, "Hastanın geçmişine bakıldığında hastanemizin neredeyse tüm polikliniklerinden hizmet aldığı defalarca geldiği hastanemizden gazi olması dolayısıyla hiçbir ücret ödemeden yararlandığı buna rağmen hastanemizin hiçbir kusuru ve ihmali olmadığı halde hastanın acil servise başvuru sırasında yanında dahi olmayan oğlu Celal Çelik’ in hasta hakları birimine başvurmadan, hastane müdürüyle görüşmeden başhekimden aldığı ertesi günkü randevuyu beklemeden alelacele hastanemizi suçlaması bizleri ziyadesiyle üzmüştür. Tüm Gazilerimize şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada hastanemiz en iyi hizmeti vermeye devam edecektir. Kanuni haklarımız saklı kalmak üzere kamuoyuna saygıyla duyurulur" diye konuştu.
Ankara Emine Erdoğan, "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu"nda konuştu: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Teknolojinin sunduğu imkanları, insani bir dokunuşla genişletecek her yaklaşım, hem tıbbın hem de insanlığın geleceği için vazgeçilmezdir" dedi. Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu"na katıldı. Program kapsamında hazırlanan "Kadın Eliyle Taşa İşlenen Şifa-Darüşşifaların Banileri ve Çiçeklerin Dili" sergisini gezen Emine Erdoğan, eserler hakkında bilgi aldı. Erdoğan, programdaki konuşmasına, ufuk açıcı sempozyumu tertip eden Sağlık Bakanlığına, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kuruluna ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederek başladı. Programda dile getirilecek her düşünce ve ele alınacak her başlığın insan merkezli bir sağlık anlayışına ve "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonuna önemli katkılar sunacağına inandığını belirten Emine Erdoğan, programın, bilimin güçlü ilerleyişiyle insanlığın asırlardır biriktirdiği hikmet mirası arasında yeni temas noktaları kurulmasının zemini olacağını dile getirdi. Bu vesileyle hekimlerden hemşirelere, ebelerden ambulans şoförlerine, sağlık camiasının her bir mensubuna şükranlarını sunan Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Onlar, büyük bir özveriyle çoğu zaman kendi hayatlarını geri plana alarak en zor zamanlarımızda yanımızda oluyorlar. Gösterdikleri fedakarlık her türlü takdirin üzerindedir. Bu toprakların hekimleri, tarih boyunca insanlığın tıbbi birikimine çok büyük katkılar yaptılar. Sadece hastalıklara reçete yazmakla kalmadılar, insana ve hayata değer veren bir şifa anlayışının reçetesini de insanlığa hediye ettiler. Tıp ilmini yalnızca teknik bir alan olarak değil bir sanat, irfan ve ahlak meselesi olarak gördüler. Yaralara merhem hazırladıkları kadar ortaya koydukları hekimlik anlayışıyla ruhun yaralarına da merhem oldular. Afiyette olma halini organların sıhhatiyle sınırlamadılar, onu insanın varoluşunun tamamında aradılar. Beden ve ruhun ahengini insanın terazisi saydılar. Hastalığa değil şifaya odaklandılar. Bu anlayış, darüşşifalarda ete kemiğe büründü, kurumsallaştı. Darüşşifalar, medeniyetimizin şefkat geleneğinin abideleri ve günümüz için çok önemli referans kaynaklarıdır." "Müzikle, kokuyla, suyla ve maneviyatla terapi gibi yöntemler, kişiye özel şifa terkiplerine dahil ediliyor" Anadolu coğrafyasında Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan bu büyük mirasta tedavinin sanatla, maneviyatla nasıl iç içe olduğunun açıkça görülebildiğine işaret eden Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "Estetikle insanın iç dünyasına kapılar açan mimarların, duvarları, sütunları motiflerle süsleyen zanaatkarların, yürek tellerini titreten müzisyenlerin, şifanın ayrılmaz bir parçası olduğunu idrak ederiz. Bu öyle bir dünya ki incelikle, zevkiselimle inşa edilmiş. Orada hastaya ilaç diye musiki reçete ediliyor. Hekimler, korku ve heyecan gibi duyguların, insan nabzına olan etkilerini gözlemliyor, nabız hareketlerine göre hastalara farklı makamlarda müzikler dinletiyor. Hastane bahçelerinde lale, sümbül, karanfil, nesrin gibi koku veren çiçekler yetiştiriliyor, hastalara çiçek manzaraları seyrettiriliyor. Ruhsal rahatsızlığı olanlara günde iki defa gül suyu serpiliyor, Kur’an okunuyor, kuş sesleri dinlettiriliyor. Huzur verdiği için avlulara su havuzları ve şadırvanlar yapılıyor. Kısacası, müzikle terapi, kokuyla terapi, suyla terapi ve maneviyatla terapi gibi yöntemler, kişiye özel şifa terkiplerine dahil ediliyor. Fiziksel mekan, başlı başına bir afiyet atmosferine dönüştürülüyor." Emine Erdoğan, kurulan bu büyük şifa medeniyetinin fikri zeminini İbn-i Sina’nın, "Tedavinin en iyi yollarından biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastanın çevresini sevimli, hoşa gider hale getirmek, ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir" sözleriyle özetlediğini aktardı. Bu sözlerin, medeniyetin şifayı yalnızca bedende değil akılda, ruhta ve yaşamda arayan hekimlik anlayışının özeti olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, şunları kaydetti: "Ancak bugün insanlık olarak yeni ve başka bir eşiğin önünde duruyoruz. Teknolojik ilerleme ve dijital dönüşüm hayatın her alanını kökten değiştiriyor. Öyle ki sosyal ilişkilerimizden çalışma biçimlerimize, düşünce geleneğimizden anlam dünyamıza kadar her katman yeniden şekilleniyor. Ve ne yazık ki modern dünyada insan hikayeleri, rakamların, kesirlerin, istatistiklerin içinde kayboluyor. Anlam dünyamız daralıyor. Tıp ilminin de küresel ölçekte mekanikleştiğine, standartlara hapsedildiğine, insanların ’tamir edilen’ bedenlerden ibaret kaldığına şahit oluyoruz. Semptomlar ve tahliller titizlikle değerlendiriliyor ama bunların ardındaki insan manzaraları gözden kaçıyor. Materyalist bir bakış açısı, tedaviyi performansa indirgerken umudu, teselliyi, kaderi, duayı, inancın iyileştiriciliğini dışlıyor." "Hekimlik, hikmet kozasından doğmuş bir bilgelik mesleğidir" Emine Erdoğan, bu tablodan en başta hekimlerin rahatsızlık duyduğunu vurgulayarak, hekimliğin, hikmet kozasından doğmuş bir bilgelik mesleği olduğuna işaret etti. Erdoğan, "O nedenle vakit çok geç olmadan hekim ve hastanın buluştuğu yerin, muayene odasından ibaret olmadığını hatırlamalıyız. Bilakis hekim ve hasta, mana ikliminde buluşur. Hastalar, hayatın en kırılgan anlarında hekimin rehberliği, sevgisi, şefkati ve empatisiyle hayata tutunur. Dolayısıyla teknolojinin sunduğu imkanları, insani bir dokunuşla genişletecek her yaklaşım, hem tıbbın hem de insanlığın geleceği için vazgeçilmezdir" diye konuştu. Alman bir matematikçinin "Bir matematikçi, şair ruhlu olmadıkça tam bir matematikçi olamaz" dediğini anımsatan Emine Erdoğan, bu sözün önemli bir hakikatin altını çizdiğini ifade etti. Emine Erdoğan, bilim ve sanatın, birbirine rakip değil aynı kalbin iki yarısı olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tarih boyunca insanlık, büyük sıçramalarını aklı estetikle, bilgiyi hikmetle, tekniği anlamla buluşturabildiği ölçüde gerçekleştirmiştir. Birçok bilim insanı, kainatın, hayatın ve yaratılışın hakikatine vakıf olabilmek için sanatla iç içe olmuş, farklı disiplinlerden beslenmiştir. Bir örnek vermek gerekirse İbn-i Sina’yı büyük hekim yapan, felsefe ve astronomi gibi alanlarda da derin izler bırakabilecek kadar çok yönlü olabilmesidir. Ne var ki modern dünyada bilginin, parçalara bölündüğünü ve bütünlüğün zayıfladığını görüyoruz. Mikro uzmanlıklar, büyük resmi tamamlanması adeta imkansız bir yapboza çeviriyor. Pozitif bilimlerle sanat arasında derin uçurumlar açıldı. Bu uçurumu kapatmanın yegane yolu, disiplinler arası çalışmalara ağırlık vermektir." Konunun uzmanlarının da tıp eğitiminde insani bilimlerin yer almasının önemini vurguladığını aktaran Emine Erdoğan, "Çünkü insanın laboratuvar ortamında tahlil edilemeyecek yönlerini anlamak, ancak çok yönlü bir idrakle mümkün olabilir. İnanıyorum ki tıp ilmi, insani bilimlerden, sanattan, edebiyattan, felsefeden beslendikçe yalnızca hastalıkları değil, insanı bir bütün olarak iyileştiren özünü koruyacaktır" dedi. Salonda bulunan bilim insanları, akademisyenler ve sanatçıların, yeni bir yol haritası çizeceklerini belirten Emine Erdoğan, kendilerinin değerli fikirleriyle sempozyumun, tüm insanlığa şifa getirecek yeni bir yolculuğun başlangıcı olmasını temenni etti. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkanvekili İskender Pala ile medya kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı programda, Prof. Dr. Hanefi Özbek, Prof. Dr. Volkan Gidiş ve Öğretim Görevlisi Şaban Gölge tarafından müzik dinletisi gerçekleştirildi. Program, video gösterimi ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.
İstanbul Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır: "Yarısı Bizden Kampanyası’nda Türkiye birincisiyiz" Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, kentsel dönüşüm ve "Yarısı Bizden Kampanyasına ilişkin "Türkiye bir deprem ülkesi. Çaresi, tedavisi, ilacı, serumu kentsel dönüşümdür. Yarısı Bizden Kampanyası’nda Türkiye birincisiyiz. Bahçelievler’de 2000 yılı öncesi ölüm evleri, ölüm apartmanları, mezar apartmanlar inşallah kalmayacak. 5 yıl içerisinde bunu çözeceğiz. Biz insanı yaşatmak için çalışan bir belediyeyiz" dedi. Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, ilçede yapılan kentsel dönüşüm ve uygulanan Yarısı Bizden" kampanyası ilgili bilgilendirmek için basın toplantısı düzenledi. Bahadır toplantıda Bahçelievler Belediyesi’nin 2 yıldır kentsel dönüşüm de örnek bir belediye olduğunu vurguladı. "Yarısı Bizden Kampanyası’nda Türkiye birincisiyiz" Yarısı Bizden kampanyası ve kentsel dönüşümle ilgili konuşan Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, "Türkiye bir deprem ülkesi. Deprem ülkesi olduğu için depremin de çaresi, tedavisi, ilacı, serumu kentsel dönüşümdür. Biz geldiğimizden beri 6,5 yıldır bunun üzerinde çok kafa yorduk. Öncelikle ekibimizle birlikte altı tane plan notu çıkardık. Vatandaşımıza gittik, müteahhidimize gittik. Müteahhidimize dedik ki sürümden kazanın. Vatandaşımıza gittik, sen kendini, eşini, çoluğunu çocuğunu sevmiyor musun, neden ölüm evinde, deprem evinde, mezar evinde oturuyorsun, küçük de olsa sağlam eve geç. Param yok, param az dedi. Tamam dedik. Ne yapalım, plan notları çıkardık. Plan notlarımızla cebinden çıkacak parayı düşündük. Daha sonra Cumhurbaşkanımız ve Murat Kurum bakanımız Yarısı Bizden kampanyasını çıkardı. Zaten bizim başlayan kentsel dönüşümümüz daha da hızlandı. Şu anda Yarısı Bizden kampanyasında biz Türkiye birincisiyiz" dedi. "Yarısı Bizden Kampanyası’ndan faydalananların yüzde 25’i Bahçelievler’den" Yarısı Bizden kampanyasından faydalanma oranlarından bahseden Bahadır, "İstanbul’da kırk belediye var. Kırk belediye içerisinde şu anda Yarısı Bizden kampanyasından faydalananların yüzde 25’i Bahçelievler’den, yüzde 75’i de diğer 38 ilçe artı büyükşehirden faydalananlar. Ben komşularıma teşekkür ediyorum. Buradaki bakış açımız insancıl yaklaşım. Biz insanı yaşatmak için çalışan bir belediyeyiz. İnsanlarımızın maddi durumlarını da düşünerekten ekonomik açıdan da faydamız olmasıyla hem yarısı bizden de hem plan notlarıyla ekonomik durumlarına uygun hale getiriyoruz" diye konuştu. "2000 yılı öncesi ölüm evleri, ölüm apartmanları inşallah kalmayacak, 5 yıl içerisinde bunu çözmek istiyoruz" Önümüzdeki süreçteki projeler hakkında da konuşan Bahadır, "Parsel bazlı, ada bazlı, bitişik nizamda çalışmalar yapıyoruz. Bu çok önemli. Çünkü Bahçelievler’de gecekondu yok, boş arazi yok, bitişik evler var, dar sokaklar var. O evlerden dönüştürüyoruz. Apartmandan apartmana dönüştürüyoruz. Diye bilir ki komşularımız neden ada bazlı yapmıyorsun, onu da yapıyoruz. Ada bazlı da varız, parsel bazlı da varız. Ama komşularımız kendi arasında uyum sağlamazsa apartman bazlıya da razı oluruz. Hamdolsun şu anda iyi gidiyoruz. Böyle devam ederse Bahçelievler’de 2000 yılı öncesi ölüm evleri, ölüm apartmanları, mezar apartmanlar inşallah kalmayacak. Beş yıl içerisinde bunu çözeceğiz" ifadelerini kullandı.
İstanbul Ziraat Türkiye Kupası: Rams Başakşehir: 2 - Boluspor: 1 (Maç sonucu) Ziraat Türkiye Kupası A Grubu ikinci maçında Rams Başakşehir, konuk ettiği Boluspor’u 2-1 mağlup etti. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 52. dakikada Fayzullayev’in pasında ceza sahası içi sağ çaprazından Harit’in yaptığı vuruşta meşin yuvarlak yandan auta gitti. 61. dakikada savunmanın arkasına atılan uzun pasta topla buluşan Barış Alıcı’nın ceza sahasına girip sağ çaprazdan yaptığı vuruşta kaleci Doğan Alemdar meşin yuvarlağı ayaklarıyla çeldi. 84. dakikada ceza sahası içi sol tarafından Umut Güneş’in içeri çevirdiği topa arka direkte Nuno da Costa’nun yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-1 87. dakikada sağ kanattan Nuno da Costa’nın yerden ortasında, kale önünde Brnic’in yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelerle buluştu. Pozisyonun devamında VAR’ın uyarısıyla monitöre giden hakem Burak Olcar, orta sahada Umut Güneş’in Balbudia’ya yaptığı müdahalede faul olduğunu belirterek, golü iptal etti. Stat: Başakşehir Fatih Terim Hakemler: Burak Olcar, Abdullah Uğur Sarı, Mücahid Adem Çelebi Rams Başakşehir: Doğan Alemdar, Ebosele, Duarte, Opoku, Operi, Berat Özdemir (Kaluzinski dk. 46), Umut Güneş, Fayzullayev (Brnic dk. 60), Shomurodov, Harit (Kemen dk. 79), Bertuğ Yıldırım (Nuno da Costa dk. 72) Yedekler: Volkan Babacan, Onur Ergün, Crespo, Hamza Güreler, Ba, Ömer Ali Şahiner Teknik Direktör: Nuri Şahin Boluspor: Bartu Kulbilge, Can Arda Yılmaz, Harun Alpsoy (Doğancan Davas dk. 60), Kouagba, Lima (Abdulsamet Kırım dk. 46), Devran Şenyurt, Liço (Ömürcan Artan dk. 72), Alptekin Çaylı (Barış Alıcı dk. 60), Balbudia, Arda Usluoğlu (Kaan Arslan dk. 79), Akanbi Rasheed Yedekler: Türker Dırdıroğlu, Burak Topçu, Temel Çakmak, Arda Tuğra Saygı, Egemen Kazancı Teknik Sorumlu: Gökhan İpek Goller: Opoku (dk. 23), Nuno da Costa (dk. 82) (Rams Başakşehir), Arda Usluoğlu (dk. 44) (Boluspor) Sarı kartlar: Fayzullayev (Rams Başakşehir), Liço, Devran Şenyurt, Doğancan Davas (Boluspor)