GENEL - 07 Mart 2012 Çarşamba 19:21

GÜLDAL MUMCU, BARTINLI KADINLARLA BİR ARAYA GELDİ

A
A
A
GÜLDAL MUMCU, BARTINLI KADINLARLA BİR ARAYA GELDİ

TBMM Başkan Vekili Güldal Mumcu, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Bartın’da kadınlarla bir araya geldi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, Bartınlı kadınlara konferans verdi. Milli Eğitim Müdürlüğü Halk Eğitim Merkezi’ndeki konferansa CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya, CHP Bartın İl Başkanı Selim Karakaş, partililer ve çok sayıda davetli katıldı. "Kadın ve Siyaset" adlı söyleşisinde Mumcu, Bartınlıların çok güzel bir yerde yaşadığını ve Bartınlıların çevre bilincine ve doğal zenginliklere sahip çıktığını belirtti. Mumcu, "Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir aradayız. Kadınların sorunların ülke
sorunlarına bir ufuk turu yapalım. 1910 tarihinde Kopenhag’daki 2. enternasyonal kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin’in bir Dünya Kadınlar Günü benimsenmesi yönündeki önerisi oy birliği ile kabul edilmiştir. Dünya Emekçi Kadınlar Günü ülkemizde ilk kez 1921 yılında kutlandı. 1980 darbesi dönemindeki 3 yıllık ara hariç, kutlanmaya devam etmektedir. Görüldüğü üzere Birleşmiş Milletlerin ’Kadınlar Günü’ şeklindeki kararı ’Emekçi’ kavramının zamanla ihmal
edilmesine yol açmıştır. Kadınlar hem emekleri hem de cinsiyetleri ile iki kez sömürüldükleri için ’Kadın’ kavramı ortaya çıkıyor. Ama bu gerçek, emek kavramının ihmalini açıklamaz. Ben ’emekçi kadınlar’ demeyi tercih ediyorum. Eğitimi lisenin altında olan kadınlarda işgücüne katılım oranı yaklaşık yüzde 24 lise ve üstünde ise yaklaşık yüzde 34, işgücüne katılan kadınların yüzde 70’i yüksek öğrenimlidir. Yoksulluk çok çocuk, ev, okul mesafesinin fazla olması, okul, derslik öğretmen yetersizliği, çocuğa
işgücü olarak duyulan ihtiyaç, yoksul ailelerde zaten yetersiz olan gelirden eğitim için pay ayrılacaksa erkek çocuğun önemsenmesi, kız çocuklarının okutulmamasında ilk akla gelen nedenlerdir" dedi.
Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran 4+4+4 sistemiyle ilgili olarak da Mumcu, "Eğitimcilere göre bu teklif yasalaşırsa ilk 4 yılda okula gitmek zorunlu olacak. İkinci 4 yıldan itibaren ise bu zorunluluk kalkacak. Çocuklar ister eve gelecek öğretmenlerle, ister Kur’an kursuna giderek, eğitimlerini sürdürecektir. Öte yandan AK Parti bu teklifi zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılmasını öngören 28 Şubat kararlarına bir tepki olarak getirdiği söyleniyor. AK Parti ve onu destekleyenler 28 Şubat’ı ’post modern darbe’
olarak nitelemiş, tepeden inme kararların tartışılmadan topluma dayatılması olarak eleştirmişlerdi. Oysa 4+4+4 teklifi de kamuoyunun hiç haber, bilgisi yokken birden bire Meclis gündemine getirildi. Yani tepeden inmelik tartışılmadan topluma dayatma açısından da AK Parti’nin 4+4+4 tasarısı ile 28 Şubat kararları arasında fark yoktur. Kinle gelecek inşa edilemez. Hele o geleceğin kendisi demek olan gençliğin ruhuna kin tohumu ekilemez. Ayrımcılığın, ırkçılığın nefret suçu sayıldığı 21. yüzyıldayız.
Gençlerimizin eğitimi nefrete, kine yer verecek unsurlarla dolu olamaz. Geleceği emanet edeceğimiz gençleri nefret suçlarından uzak tutacak şekilde yetiştirmemiz gerekirken kin tohumları ekmek, bunu Başbakan ağzından tekrarlamak, son derece sakıncalı ve rahatsız edicidir. İnsanın insanı, doğayı, erkeğin kadını, büyüğün küçüğü sömürmesinin de bir gün sonu gelecektir. Kendimize inanmamız gerek, yılmamak, cesur olmak, hayattan korkmamak, ekmeğimizi emeğimizle kazanmaktan, ülke ve dünya sorunlarına kafa
yormaktan çözüm için kadın ve erkek birlikte, arkadaşça yürümekten çekinmemek gerekir" dedi.
CHP Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ise, Güldal Mumcu’ya teşekkür ederek, kadınların ’Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.
Konuşmaların ardından İzmir Milletvekili Güldal Mumcu’ya Bartın yöresel aletlerinden olan tel kırma başörtüsü, eşi Uğur Mumcu’nun ağaç üzerine çizilmiş fotoğrafı hediye edildi. Eşinin resmini gören ve eşinin fotoğrafının yer aldığı ağaca sarılan Mumcu’ya, tepsi içine çizimi yapılan Bartın tarihi mekanlarından olan Şadırvan’ın fotoğrafı olan hediye armağan edildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İletişim Başkanlığı’ndan dezenformasyona geçit yok: İngiliz gazetesi asılsız içerikleri tüm platformlarından kaldırdı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), The Telegraph gazetesinin Türkiye’nin bölgesel politikalarına dair ortaya attığı asılsız iddialarına müdahale ederek çürüttü. Türkiye’nin stratejik iletişim kanalları, uluslararası medyada yayılan geniş çaplı bir dezenformasyon operasyonunu daha başarıyla çürüttü. The Telegraph gazetesi, Türkiye’nin bölgesel politikalarına dair ortaya attığı asılsız iddiaları İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) müdahalesi sonrası geri çekmek zorunda kaldı. Söz konusu iddialarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran veya Lübnan’a yönelik muhtemel bir saldırıyı "Türkiye’ye yapılmış sayacağı" ve "İsrail’in Türkiye tarafından işgal edileceğine" dair açıklamalarda bulunduğu öne sürülmüştü. İsrail destekli sosyal medya hesapları ve çeşitli mecralar tarafından dolaşıma sokulan bu dezenformasyon, kısa sürede İngiliz The Telegraph gazetesi tarafından da haberleştirilerek uluslararası boyuta taşındı. Gazete özür diledi İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, iddiaların ardından hızla harekete geçerek söz konusu söylemleri çürüttü ve Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bölgedeki barış, istikrar, huzur ve güvenlik odaklı duruşunu net şekilde ortaya koydu. İletişim Başkanlığı’nın kararlı ve etkin duruşu neticesinde gazete, asılsız içerikleri tüm platformlarından kaldırdı. İçeriği giren editör, sosyal medya üzerinden bir açıklama yaparak özür diledi. İsrail medyası gerçeğe daha fazla kayıtsız kalamadı İsrail’in en etkili medya organlarından biri olan Maariv, İletişim Başkanlığı’nın yalanlama metnini ve gerçek bilgileri yayınlamak zorunda kaldı. Bu gelişme, Türkiye’nin uluslararası dezenformasyon operasyonlarına karşı yürüttüğü ‘hakikat mücadelesinin’ başarısını bir kez daha gözler önüne serdi. İletişim Başkanlığı’nın sonuç odaklı müdahalesi, sadece haberi sildirmekle kalmadı, aynı zamanda uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye hakkındaki haberlerinde daha ihtiyatlı bir dil kullanması gerektiğini tescilledi.
Kayseri AKİB’den Hulusi Akar’a destek: "Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur" Avrupa Kayserili İşverenler Birliği (AKİB) Kurucu Genel Başkanı Ali Hızar, son günlerde yaşanan provokatif gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı, AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar’a yönelik gerçekleştirilen saldırıları sert bir dille kınadı. Hızar, özellikle Paskalya Bayramı vesilesiyle yapılan provokatif eylemlerin tesadüf olmadığını vurgulayarak, bu girişimlerin Türkiye’nin birlik ve beraberliğini hedef aldığını ifade etti. Ali Hızar açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Şanlı Türk Bayrağımıza uzanan hain elleri daha önce nasıl kırdığımızı en iyi bilen odakların, bugün yeniden benzer provokasyonlarla karşımıza çıkması asla kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti’mize, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve Sayın Hulusi Akar Paşamıza yönelik gerçekleştirilen bu çirkin eylemleri şiddetle kınıyoruz." "Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur" Hızar, Hulusi Akar’ın hem Türkiye hem de Kayseri için büyük bir değer olduğunu vurgulayarak, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Hulusi Akar, Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur. Devletimize ve milletimize yıllarca büyük bir sadakatle hizmet etmiş bir komutanımıza ve devlet adamımıza yönelik yapılan her saldırı, aslında doğrudan milletimizin iradesine yapılmış bir saldırıdır. Paşamıza sonuna kadar destek olacağız." "Türkiye’nin gücünü kimse sınamaya kalkışmasın" AKİB olarak her zaman devletin ve milletin yanında olduklarını belirten Hızar, Avrupa’da yaşayan yüz binlerce Kayserili adına da güçlü bir mesaj vererek, "Hiç kimse ülkemizin birliğini, beraberliğini ve milli değerlerini hedef alarak bir sonuç elde edebileceğini düşünmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti, köklü geçmişi, güçlü iradesi ve kararlı duruşuyla bu tür girişimlere asla boyun eğmez. Bizler de Avrupa’daki Kayserili iş insanları olarak; bayrağımıza, devletimize ve milli iradeye yönelen her türlü saldırı karşısında duruşumuzu açık ve net bir şekilde ortaya koymaya devam edeceğiz. Kimse Türkiye’nin gücünü sınamaya kalkışmasın" ifadelerini kullandı. AKİB’in bu açıklaması, Avrupa’daki Türk toplumunun milli konulardaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyarken, birlik ve beraberlik vurgusunun altı güçlü şekilde çizildi.
İstanbul "Direniş ve Adalet" temalı Kısa Film Senaryo Yarışması’na başvurular 15 Mayıs’ta sona eriyor Zeytinburnu Belediyesi’nin düzenlediği Kısa Film Senaryo Yarışması’na başvurular 15 Mayıs’ta sona eriyor. Yarışmada dereceye giren projelere 725 bin TL ödül ve 500 bin TL yapım desteği verilecek. Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen "Direniş ve Adalet" temalı Kısa Film Senaryo Yarışması için geri sayım başladı. Genç senaristlere önemli fırsatlar sunan yarışmada son başvuru tarihi 15 Mayıs olarak açıklandı. 15 Temmuz’un 10’uncu yılına doğru ilerlenirken hayata geçirilen yarışma, toplumsal hafızayı sanatın estetik diliyle geleceğe taşımayı amaçlıyor. Katılımcılardan direniş ve adalet kavramlarını yalnızca tarihsel bir çerçevede değil, evrensel, insani ve vicdani boyutlarıyla ele alan özgün hikayeler geliştirmeleri bekleniyor. Dereceye giren projelere toplam 725 bin lira ödül Yarışmada dereceye giren projelere toplam 725 bin lira ödül verilecek. Ayrıca birinci seçilen senaryo, 500 bin liralık yapım desteğiyle profesyonel bir kısa filme dönüştürülecek. Ortaya çıkacak film, 15 Temmuz 2027’de düzenlenecek anma etkinliklerinde izleyiciyle buluşturulacak. Yarışmanın seçici kurulunda yönetmen ve senarist Faysal Soysal ile birlikte Gülin Tokat ve Yıldız Ramazanoğlu yer alıyor. Kurul, temanın özgün işlenişi, dramatik yapı, karakter derinliği ve sinematografik potansiyel gibi kriterler üzerinden değerlendirme yapacak. 18 yaşını doldurmuş tüm katılımcılar başvurabiliyor Yarışmaya 18 yaşını doldurmuş tüm katılımcılar başvurabiliyor. Senaryoların özgün ve daha önce yayımlanmamış olması gerekirken, metinlerin en fazla 15 sayfa uzunluğunda olması şartı aranıyor. Başvurular dijital ortamda gerçekleştiriliyor. Yarışmaya son başvuru tarihi 15 Mayıs olurken, ön eleme sonuçlarının 15 Haziran tarihinde, ödül töreni ise 15 Temmuz tarihinde yapılacak. Katılımcılar yarisma@zeytinburnu.ist adresi üzerinden başvuru yapabilecek. Yarışmaya ilişkin detaylı bilgilere Zeytinburnu Belediyesi’nin resmi internet sitesinden ulaşılabiliyor. "Direniş ve Adalet" temalı yarışma, genç senaristlere yalnızca ödül değil, fikir aşamasındaki projelerini profesyonel bir prodüksiyonla hayata geçirme imkanı da sunuyor. Yarışma, kültür-sanat alanında kalıcı eserler üretmeyi ve toplumsal hafızayı sanat yoluyla canlı tutmayı hedefliyor.