YEREL HABERLER - 08 Mart 2012 Perşembe 17:42

AYVALIK EMEK PARTİSİ’NDEN ‘KADINLAR GÜNÜ’ AÇIKLAMASI

A
A
A
AYVALIK EMEK PARTİSİ’NDEN ‘KADINLAR GÜNÜ’ AÇIKLAMASI

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir basın açıklaması yapan Emek Partisi İlçe Başkanı Cemil Tosunoğlu ‘Son yıllarda kadına yönelik şiddetin çığ gibi artarak, Türkiye’yi kadın cinayetleri ülkesi haline getirdiğini’ söyledi.
Cemil Tosunoğlu yaptığı yazılı açıklamada, AK Parti Hükümetinin en ustalaştığı alanlardan birisi de emekçilerin ve halkın isteklerini yerine getirir gibi yaparken gerçekte isteklerin içini boşatarak eskisinden bile kötü hale getirme işi olduğunu belirterek, “İşçiler yıllardır, sendikalaşmada yüzde 10 barajının kaldırılmasını mı istiyor; hükümet, sendikalar yasa tasarısına ‘Bakın isteklerinizi dikkate alıp barajı yüzde 3’e indirdim’, diyor ama tasarıya eklediği bir maddeyle yüzde 3’ü yüzden 10’dan bile büyük bir baraja dönüştürüyor. Hastalar sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden, hekimler ve sağlıkçılar çok ağır koşullarda çalışmaktan şikâyet edip çalışma koşullarının düzeltilmesini mi talep ediyor. Hükümet, bu isteklere bir yasal düzenlemeyle yabancı uyruklu hekim ve hemşire çalıştırmayı serbest bırakan bir yasal düzenleme yaparak yanıt veriyor. Mahkemelerin uzun sürmesinden mi yakınıyorsunuz; kişisel davalarda mahkeme harçlarını 30–40 liradan 600–700 liraya çıkarıp, vatandaşın mahkemede hak aramasını önleyip; ‘Bakın dava sayısını azalttık artık mahkemeler daha hızlı olacak’ diye övünüyor. Halk 12 Eylül’le hesaplaşılmasını istiyor; AKP Hükümeti, bir Anayasa değişikliği ile cuntacı iki generalin hiçbir ciddi sonucu olmayacak biçimde mahkemeye çıkarılmasını sağlayan bir düzenlemeyle talebin içini boşaltıyor. Ya da 28 Şubat’la hesaplaşma isteyenlerin talebine cevap veriyormuş gibi 28 Şubat tartışması açıp, bu tartışmayı kendisine az çok muhalefet eden basını sindirme ve basına yönelik baskıları, tutuklamaları meşru ve haklı gösterecek bir kampanyaya dönüştürüyor” ifadelerini kullandı.
“HÜKÜMET YASA TASARISININ İÇİNİ BOŞALTIYOR”
Tosunoğlu açıklamasında; “Emekçi haklarından, eğitim, sağlık, kamu hizmetlerine yönelik taleplere, özgürlüklere, hangi alana bakarsanız aynı şeyi görüyorsunuz; taleplerin içinin boşaltıldığını ve talepleri yenilemeyi caydıracak biçimde kirletildiğini! Bu talebin içini boşaltma oyununun en son örneğini ‘kadına karşı şiddet’ uygulamalarını önlemek amaçlı tasarıda görüyoruz. Son yıllarda kadına yönelik şiddetin çığ gibi artarak, Türkiye’yi bir ‘kadın cinayetleri ülkesine’ dönüştürdüğü herkesin bildiği bir şeydir. Herkesin bildiği bir diğer şey de son yıllarda kadın örgütlerinin ve çevrelerinin ‘kadına yönelik şiddete’ karşı çok ciddi bir mücadele verdiği, hükümeti bu alanda mutlaka bir şeyler yapmaya zorladığı gerçeğidir. Nitekim şu günlerde 8 Mart vesilesiyle her gün binlerce, on binlerce kadın, çeşitli etkinliklerle, kadına yönelik şiddeti lanetlemek ve 8 Mart’ta simgelenen özgürlükler için alanlardadır. Yıllardır süren mücadeleyi haklı gördüğünü söyleyen hükümet, 8 Mart’ta kadınların bu talebine yanıt vereceğini iddia ederek bir yasal düzenlemeye girişmiştir. Çeşitli kadın çevrelerince hükümetin bu girişimi ciddiye alınmıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin çeşitli kadın çevreleriyle de görüşerek bir tasarı hazırlamıştır. Ne var ki, kadın örgütlerinin müdahalesiyle tasarıya konan ve kadına yönelik şiddeti önlemede az çok etkili olacak ne varsa, hükümet tarafından tasarıdan çıkarılmış, çıkarttırılmıştır. Değişikliğe tasarının adından başlanmış; tasarın adı ‘Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı’ iken ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi’ olarak değiştirilmiş, böylece ‘Kadınların hayatının korunması yerine ailenin korunması tercih edilmiştir’ Ki, zaten bugün kadına yönelik şiddetin altındaki en önemli dayanak kadının aileye eşitlenmesidir. Ve yasa bu haliyle kadına ‘Dayağını ye otur; çünkü ailenin devamı en önemli görevindir’ demektedir. Yine, yasanın uygulanabilmesi için tasarıda ‘şiddeti önleme merkezleri’nin etkili bir hizmet verebilmeleri için 5 bin 557 kadro öngörülürken bu sayı da 362’ye indirilmiş, böylece merkezler sadece bürokratik işler yapacak birer ‘büroya’ dönüştürülmüştür. Ve şiddet gören kadının çevresindeki kişilerin de şikâyetçi olabilmesini içeren ‘ihbar hakkı’ metinden çıkarılarak, şiddet gören kadın yalnızlaştırılmak istenmiştir. Kadın çevreleri haklı olarak bu tasarının ‘kadınların taleplerini karşılamaktan uzak’, hükümetin ‘prestij malzemesi’ olarak kullanma amaçlı bir tasarıya dönüştürüldüğünü söylemekte; tasarının bu haliyle yasalaşmasını kabul etmeyeceklerini söylemektedirler. Kısacası kadına şiddeti önleme konusunda da tipik bir AKP Hükümeti manevrasıyla karşı karşıyayız. Bu tasarıyla kadınların onlarca yıllık mücadelesi yedeklenip AKP’nin hanesine yazılmak istendiği gibi, taleplerin içi de boşaltılmaktadır” denildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Kardeşini ahıra kilitleyip ateşe verdiği iddia edilen şahıs hakim karşısına çıktı Kastamonu’nun Cide ilçesinde kardeşini kilitlediği ahırı ateşe verdiği iddia edilen sanığın yargılanmasına başlandı. Duruşmada kendisini savunan sanık, suçsuz olduğunu iddia etti. Olay, 29 Temmuz 2025 tarihinde Cide ilçesi Başköy köyü Pire Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Mecit B.’ye ait iki katlı evde yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen yangın, evin bitişiğinde bulunan samanlığa da sıçradı. Yangını gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürüldü. Yangında iki katlı ev kullanılmaz hale gelirken, Mecit B. (65) ile kardeşi Mevlüt B. (78) yaralandı. Yaralanan iki kardeş, sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından Cide Devlet Hastanesine kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan kardeşlerden Mevlüt B. (78), yangını bilinçli çıkarttığı ve kendisini öldürmeye çalıştığı gerekçesiyle kardeşi Mecit B.’den şikayetçi oldu. Bunun üzerine Cide Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde Mecit B., gözaltına alınarak tutuklandı. Mecit B. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "canavarca hisle veya eziyet çektirerek, üstsoydan kardeşe karşı kasten öldürme" suçlamasıyla dava görülmeye başlandı. Duruşmada sanık, Mevlüt B., tanıklar ve taraf avukatları hazır bulundu. "Ben evi yakmadım, kapıları kilitlemedim" Duruşmada kendisini savunan Mecit B., "Yangında ahırda kimseyi görmedim. İtfaiyeyi aradım, sonra hortum alıp yangını söndürmeye çalıştım. O sırada kapıdan kardeşim çıktı. Bana vurup sonra kaçtı. Yangına müdahale ederken benimde bacaklarım yandı. Ben, yangını görünce elime hortum alıp söndürmeye çalıştım. Mevlüt ise yanıma gelip tahta ile benim kafama vurdu. Elinde bidon vardı, bana vurup kaçarken tutuştu. Kafama tahta ile vurunca kafamdan kan geldi. Ben de onun yüzünden yanmaya başladım. Mevlüt de ’yandım’ diyerek koşarak kaçtı. Elimde hortum ile Mevlüt’e de su tuttum ama o koşarak yanımdan gitti" dedi. Evi kendisinin yakmadığını iddia eden Mecit B. ise, "Benim evde motorum var, çalışıyorum. Kapak da düşmüş olabilir, farkında değilim. Ben evi yakmadım, kapıları kilitlemedim. Yangın önce ahırda çıkıyor, sonra kıvılcımlar nedeniyle samanlığa sıçrıyor ve samanlık da yanmaya başlıyor. Mevlüt bana husumet beslediği için şahit bulmak için komşunun çeşmesine gitti. Bizim evde de sular akıyordu, çeşme vardı. Elimde hortum da vardı, su tutuyordum ama bağıra bağıra komşunun çeşmesine gitti, sırf şahit bulmak için gittiğini düşünüyorum" diye konuştu. "Kardeşim, beni ahırdan çıkınca üzerime benzin döküp yaktı" Kardeşinden şikayetçi olduğunu söyleyen Mevlüt B. ise olay sırasında ahırda çalıştığını ifade ederek, "Pencerenin arasından gaz gibi bir şey geldi. Kapıyı da üzerime kilitledi. Ahırda yangın çıkınca ben kapıyı tekmeleyip dışarı çıktım. Elim, yüzüm yanıyordu. Bağıra bağıra söndürmek için çeşmeye koştum, ’yanıyorum’ diye. Komşular sesi duyunca yanıma geldi, ’ne oldu’ diye sordu. Ben de ’kardeşim beni de evi de yaktı’ dedim. Komşumuz Mustafa üzerimdeki ateşi söndürdü. Sonra ambulans geldi, beni hastaneye götürdüler. Ahırdan çıkınca kardeşim benim üzerime benzin döküp yaktı, alev aldım" şeklinde konuştu. "Üzerime benzin döküp çakmakla beni yaktı" Aralarındaki miras anlaşmazlığının 2011 yılından beri devam ettiğini söyleyen Mevlüt B., "Kardeşimin nasıl yaralandığını bilmiyorum, ben o sırada kendi canımı kurtarma telaşı içerisindeydim" diye konuştu. Tutuklu sanık Mecit B.’nin eşi Şengül B. de, "Mevlüt benim kayın biraderim oluyor. Yangın olduğu gün İstanbul’daydım. Mecit köyde tekti. Biz ev yaptık iki tane, miras meselesi oldu, kardeşiyle aralarında sorunlar vardı. Mevlüt sürekli bizleri tehdit ediyordu, 7-8 sene önce de bir olay yaşandı. Kaynım Mevlüt, eşim Mecit’i bıçaklamıştı. Ondan sonra yangına kadar aramızda bir olay olmamıştı" dedi. Sanık Mecit B.’nin avukatı da, "Mecit, 65 yaşına kadar bir suça karışmamış kişidir. Köyde sessiz sakin biri olarak bilinmektedir. 2011 yılından itibaren Mevlüt, kardeşine kin beslemeye başlamıştır. 2017 yılında kardeşini bıçaklamaktan hapis yatmasından ötürü Mevlüt, kardeşi Mecit’e kin beslemiştir. Bu yüzden Mevlüt, yangın olayı yaşanınca hastaneden video çekerek haber kanallarına göndermiştir. 3 ay boyunca Cide İlçe Jandarma Komutanlığına giderek ifade vermemiştir. 65 yaşına kadar hiç suç işlemediği bellidir. Bu sebeple sanığın tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz. Tüm köylüler Mevlüt ve eşinin hareketlerinden dolayı sıkıntı yaşamışlardır. Bu yüzden onlardan korkuyorlar. Mevlüt gerçekleri söylemiyor, suçu müvekkilimin üzerine atıyor. Müvekkilim 7 aydır tutukludur, tutuklu kaldığı süre de göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verilmesini istiyoruz" diye konuştu. "İki kardeş arasında 10 yıldır miras nedeniyle anlaşmazlık var" Tanık olarak dinlenen F.K. de, "Olay günü bir bağırma sesi duydum ve dışarıya çıktığımda Mevlüt’ün bağırdığını, üzerindeki kıyafetlerin yanmış olduğunu gördüm. ‘Yardım edin, yanıyorum, su tutun bana’ diyerek bağırıyordu. Ben de dışarıya çıkıp Mevlüt’e yardım ettim. Sonra okuma yazma bilmediğim için kızımı aradım, olayı anlattım ve ambulans, itfaiye çağırmasını söyledim. Köyümüz uzak olduğu için bir süre geçtikten sonra ambulans, itfaiye ve jandarma ekipleri geldi. Ben olay yerinde Mecit’i hiç görmedim. Evden çıktığımda da ev zaten yanıyordu. Yangının nasıl başladığını da görmedim" şeklinde konuştu. Öte yandan, 2017 yılında miras kavgası sebebiyle çıkan kavgada kardeşi Mecit B.’yi 6 yerinden bıçaklayarak yaralayan Mevlüt B., 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Hakkari Hakkari’de suç oranları düşüşte HAKKARİ (İHA) – Hakkari Valisi Ali Çelik başkanlığında asayiş toplantısı düzenlendi. Hakkari Valisi Ali Çelik başkanlığında, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Cafer Öz, İl Emniyet Müdürü Attila Ayata ve ilgili birim amirlerinin katılımıyla asayiş toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, 11-24 Ocak tarihleri arasında il genelinde meydana gelen asayiş olayları, bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırılarak değerlendirildi. Sunulan brifinglerde, Hakkari genelinde suç oranlarında önemli düşüşler yaşandığı belirtildi. Yapılan değerlendirmelere göre; il genelinde asayiş olaylarında yüzde 12 azalma sağlandı. Kişilere karşı işlenen suçlar yüzde 21, mal varlığına karşı işlenen suçlar yüzde 41 oranında azaldı. Kasten yaralama olaylarında yüzde 21 düşüş yaşandı. Hırsızlık olayları yüzde 83, dolandırıcılık olayları ise yüzde 50 oranında azaldı. Aile içi ve kadına karşı şiddet olaylarında yüzde 19 oranında düşüş kaydedildi. Öte yandan, kaçakçılık suçlarının ortaya çıkarılmasına yönelik gerçekleştirilen başarılı operasyonların yüzde 6 oranında arttığı, ayrıca söz konusu dönemde çeşitli suçlardan aranması bulunan 172 şahsın yakalandığı bildirildi. Toplantı sonrası değerlendirmelerde bulunan Vali Ali Çelik, il genelinde suç oranlarının azaltılması, suça yönelimin önlenmesi ve vatandaşların mağduriyetlerinin en aza indirilmesi konusunda özveriyle görev yapan tüm kolluk kuvvetlerine teşekkür ederek, yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.
Yalova Dünya Gümrük Günü Yalova’da törenle kutlandı Yalova Gümrük Müdürü tarafından 26 Ocak Dünya Gümrük Günü düzenlenen etkinlikle kutlandı. 26 Ocak Dünya Gümrük Günü nedeniyle 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda tören düzenlendi. Atatürk Anıtı’na çelenk sunumunun ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yapan Yalova Gümrük Müdürü Ali İhsan Bilgetürk, "Ülkemizin de kurucu üyelerinden biri olduğu ve 184 üyesi bulunan Dünya Gümrük Örgütü’nün ilk toplantısını yaptığı 26 Ocak günü, üye ülkelerde ve Dünya Gümrük Örgütü merkezinde Dünya Gümrük Günü olarak kutlanmaktadır. Bizler güçlü ve refah seviyesi yüksek bir Türkiye için; ortak akla ve paydaşlarla etkin iş birliklerine dayalı sürdürülebilir politika ve uygulamalar ile ulusal ticareti ve uluslararası ticaret ilişkilerini yönetmek; sürdürülebilir ihracat artışı sağlayarak küresel mal ve hizmet ihracatındaki payımızı artırmak, gümrük süreçlerini daha hızlı, kolay, etkin ve izlenir hale getirmek Vizyon’u ile çalışan Ticaret Bakanlığıyız. Gümrük idareleri; ülkeler arasındaki ticareti düzenlerken aynı zamanda Milli Güvenlik, vergi gelirlerinin sağlanması ve Kaçakçılıkla mücadele ederek yasadışı ticaretin önlenmesi gibi önemli görevler üstlenmektedir" dedi. Yalova Gümrük Müdürlüğü hakkında bilgi veren Bilgetürk, şöyle konuştu: "Bakanlığımız 1994/568 onayı ile kurulmuş A sınıfı bir gümrük idaresi olarak denetiminde; 4 adet A tipi Genel Antrepo, 5 Adet C tipi Özel Antrepo, 3 Adet geçici depolama yeri bulunmaktadır. İlimizdeki Aksa - Akkim - LCW - Setur gibi büyük işletmeler ve içinde faal 33 adet tersanenin bulunduğu Altınova Tersaneler Bölgesi, çiçek ihracat ve ithalatı yapan firmalarımız, gümrük işlemleri olarak hep Müdürlüğümüz sorumluluk alanı içindedir. Müdürlüğümüz gözetim ve denetiminde Fransa’nın Sete limanına Yalova Ro-Ro Limanından haftanın 6 günü 7 sefer düzenlenmektedir. Yalova İthalatımız 2025 yılında yüzde 10,4 artışla 2 milyar 250 milyon 697 bin dolardan 2 milyar 486 milyon 248 bin dolar olmuş. 2025 yılında İhracatımız ise yüzde 24,4 artış ile 2 milyar 96 milyon 334 bin dolardan, 2 milyar 608 milyon 396 bin dolar olmuş ve toplam dış ticaret hacmimiz yüzde 17,2 artışla 4 milyar 347 milyon 31 bin dolardan 5 milyar 94 milyon 644 bin dolara çıkmış ve Yalova dış ticarette fazla veren iller arasında yer almış, dış ticaret açığının azalmasına doğrudan katkı sağlamıştır. Ayrıca, 2025 yılında gelen - giden gemi sayısı 2 bin 425’e, gelen - giden TIR sayısı 108 bin 488’e; gelen - giden yolcu sayısı 2 bin 267’ye çıkmıştır. 24 Eylül.2024 tarihinden itibaren Müdürlüğümüzde Otomobil ithalatı da başlamış ve sahamıza 2025’te 49884 Binek Otomobil gelmiştir."