YEREL HABERLER - 15 Mart 2012 Perşembe 16:45

EDREMİT’TE ‘SİVAS KATLİAMI VE 4+4+4 YASASINA HAYIR’ AÇIKLAMASI

A
A
A
EDREMİT’TE ‘SİVAS KATLİAMI VE 4+4+4 YASASINA HAYIR’ AÇIKLAMASI

Balıkesir’in Edremit ilçesinde, KESK Edremit Şube Temsilciliği tarafından ‘Sivas Katliamı ve 4+4+4 Yasasına Hayır’ konulu basın açıklaması yapıldı.
İlçenin Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan KESK Edremit Şube Teşsilciliği yöneticileri ve üyeleri, hazırladıkları basın açıklamasını okudu. Sloganlar atan KESK üyeleri, yaptıkları açıklamada, “Çocuklarımızın ve öğrencilerimizin geleceğine sahip çıkıyoruz! 1993 Temmuzunda 35 insanımı diri diri yakan gerici, faşist, katiller sürüsü zaman aşımı gerekçe gösterilerek AKP tarafından aklanmıştır. Egitim-Sen olarak bunu şiddetle kınıyoruz. Sivas’ı aklayan bir zihniyetin yapacağı yasanın nasıl olacağı açıktır. Başbakan’ın ‘Dindar nesil yetiştirmek istiyoruz’ söylemlerinden hemen sonra gündeme gelen zorunlu eğitimin kendi içinde kademelendirilerek 12 yıla çıkarılması girişimleri, bütün itirazlarımıza rağmen sürmektedir. AKP hükümeti, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarma bahanesiyle, temel eğitimi 4+4+4 şeklinde kademelendirerek, eğitim sistemini kendi siyasal ve ideolojik amaçlarına uygun bir şekilde biçimlendirmek istemektedir. 12 yıl kademeli zorunlu eğitim tartışmaları, milyonlarca öğrenci, veli ve insanımızı yakından ilgilendirmektedir. Eğitim ve bilim emekçileri olarak bizler; çocuklarımızın, öğrencilerimizin ve ülkemizin geleceği açısından son derece önemli olan bu teklifine karşı sessiz kalmayacağız. Kanun teklifi, Meclis Milli Eğitim Komisyonu’nda görüşülürken yaşanan kavga ve iktidar partisinin zorbaca tavırları, Hükümetin düzenlemeyi yasalaştırmak için ne kadar kararlı olduğunu göstermektedir. Ancak meydan boş değildir. Bu düzenlemenin doğrudan muhatabı olan eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler olarak eğitimin piyasalaştırılması ve dinselleştirilmesi uygulamalarına karşı kitlesel duruşumuzu göstermeye kararlıyız. Meclis Genel Kurulu’na gelecek olan düzenlemelere karşı neden bu kadar kaygılı ve öfkeli olduğumuzun kamuoyu tarafından anlaşılmasını istiyoruz. Kanun teklifinde yer alan, ilköğretim “devlet okullarında parasızdır” ifadesi komisyon görüşmelerinde metinden çıkarılarak, ilköğretimin tamamen paralı hale getirilmek istenmektedir. İlk 4 yıl ‘ilkokul’, ikinci 4 yıl ‘ortaokul’ olarak tanımlanması nedeniyle, 5. sınıf okutan bütün öğretmenlerin ‘norm fazlası’ haline gelmesi ve bakanlık tarafından başka görevlerde görevlendirilmesinin önü açılmıştır. Daha önce 4. sınıftan sonra getirilmek istenen ‘açık öğretim’ sistemi, tepkiler üzerinde 8. sınıf sonrası için öngörülmüştür. Çocuk gelinlerin ağırlıklı olarak 13, 14, 15 yaşında olduğu düşünüldüğünde mevcut düzenleme ile ‘çocuk gelinler’ uygulaması iktidar tarafından desteklenmektedir. Yıllardır okulöncesi eğitimi yaygınlaştırmak için çalışmalar yapılmasına rağmen, yasa teklifinde okulöncesi eğitim zorunlu eğitimin dışında bırakmıştır. Zorunlu din dersinin kaldırılması ve anadili eğitimi taleplerini karşılaması yönündeki toplumsal talepler göz ardı edilmiş, zorunlu din dersleri yanında seçmeli din dersleri getirilmesinin önü açılmıştır. Arapça, fıkıh ve Kur’an derslerinin ikinci 4 yılda seçmeli hale getirilmesi sağlanarak, bütün okullarda fiilen imam hatip modeline geçilmek istenmektedir. İlkokul ve ortaokulun, ‘bağımsız binalarda’ gerçekleşeceği iddia edilse de, okulların bu uygulama için yeterli altyapı ve donanıma sahip olmadığı gerçeği göz ardı edilmektedir. 4+4+4 şeklindeki kademeli eğitim sisteminin piyasa ile ilişkilendirilmesi, meslek okulu açacak firmalara öğrenci başına destek sunulması ile eğitim sisteminin sermayeye ucuz işgücü sağlar duruma getirilmesi amaçlanmaktadır. Bir taraftan seçme sınavlarının kaldırılacağı iddia edilirken, diğer taraftan kademeli eğitim uygulaması ile çocuklarımızın daha erken yaşlarda dershaneye gitmeleri teşvik ediliyor. Bu kesinlikle kabul edilmez. Eğitim sisteminin ve çocuklarımızın ihtiyaçlarından çok, tamamen siyasal ve ideolojik amaçlarla hazırlanan kanun teklifi ile eğitimde çok başlılığın önü açılarak, eğitim sistemi sonu görünmeyen derin bir karanlığın içine doğru itilmek istenmektedir. Başbakan Meclis’teki grup toplantısında tüm Türkiye’ye ‘hangi dilden anlıyorlarsa, o dilden konuşacağız’ diyerek, 4+4+4 düzenlemesine itirazı olanlara resmen meydan okumuştur. Biz de buradan kendisine meydan okuyoruz. Eğer itirazlarımız dikkate alınmaz ve geri adım atılmazsa sonuna kadar direneceğimizin bilinmesini istiyoruz. Eğitim ve bilim emekçileri olarak, toplumun büyük bir bölümünün kaygıyla takip ettiği 4+4+4 tartışmalarında çocuklarımız, öğrencilerimiz ve velilerimizle aynı taraftayız ve benzer kaygıları taşıyoruz. Yıllardır sorunlarla boğuşan eğitim sisteminin ve çocuklarımızın Başbakanın ‘dindar nesil’ sevdasına kurban edilmesine izin vermeyeceğiz. Buradan hükümeti son kez uyarıyoruz; Hangi siyasal ve ideolojik amaçlarla gündeme getirildiği açıkça belli olan düzenleme geri çekilmelidir. Bu konuda eğer gerçekten bir düzenleme yapılmak isteniyorsa bilimsel veriler ışığında, eğitim sisteminin ve toplumun gerçek ihtiyaçları doğrultusunda hareket edilmesi gerekmektedir. Eğitim emekçileri ve veliler olarak öğrencilerimizin, çocuklarımızın geleceği üzerinden ucuz hesaplar yapanlar, asla ve asla amaçlarına ulaşamayacaklardır. Düzenleme geri çekilmediği ve mevcut haliyle meclis gündemine geldiği takdirde, hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanarak tüm Türkiye’yi eylem alanına çevireceğimizin bilinmesini istiyoruz. Değerli Basın Emekçileri, Anayasada kamu emekçilerine sözde toplu sözleşme hakkı tanıyan 12 Eylül referandumunun üzerinden 16 ay, Üçlü Danışma Kurulu toplantılarının üzerinden 6 ay, Yasa Taslağının Bakanlar Kurulu’na gönderilmesinin üzerinden tam 100 gün geçti. Üzülerek ifade ediyoruz ki bunca zamandır sendikal hak ve özgürlükleri genişleten bir yasa bekleyen 2 milyon kamu emekçisi bir kez daha aldatılmıştır. Kısacası bugüne kadarki pratiğinde defalarca şahit olduğumuz gibi AKP iktidarı, kamu emekçilerinin toplusözleşme hakkı konusunda da takiyede sınır tanımadığını göstermiştir. Bizler, hak ve özgürlüklerimizi yok sayan bu yasa tasarısına karşı; Grev hakkımızın yasal teminat alındığı özgür bir Toplu Sözleşme düzeni için, Örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılması için, Her sendikanın üyeleri adına toplu sözleşme yapabilmesinin sağlanması için, Belediyelerle yıllardır yapılan Toplu Sözleşmelerin devam etmesi, bu konuda herhangi bir sınırlama getirilmemesi için, Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanması ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz. Komisyonlarda görüşüldükten sonra TBMM Genel Kurulu’na sevk edilecek olan yasa sürecinin her aşamasına, tüm olanaklarımızı ve enerjimizi kullanarak müdahil olmaya devam edecek, eylem ve etkinliklerimizi artırarak sürdüreceğiz. Uluslararası sözleşmelere, evrensel sendikal hak ve özgürlük normlarına aykırı, kazanılmış haklarımızı gasp etmeyi hedefleyen tüm düzenlemelere karşı geçmişten beri mücadele eden Konfederasyonumuz KESK bundan sonra da bu yasa tasarısına karşı, mücadelesinde yarattığı değerlere yakışır bir direnç ve kararlılık göstereceğinden kimsenin şüphesi olmasın” dedi.
Sendikacılar, polis ekiplerinin önlem aldığı basın açıklamasının ardından Cumhuriyet Meydanı’ndan ayrıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Çocuklar hayal gücünü sanatla buluşturdu Küçükçekmece’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlediği Görsel Kahramanlar Sergisi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi Galeri Küp’te kapılarını araladı. Küçükçekmece Belediyesi Güzel Sanatlar Akademisi’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlediği Görsel Kahramanlar Sergisi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi Galeri Küp’te kapılarını araladı. Sergi açılışı renkli görüntülere sahne olurken, Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim gören yaklaşık 110 öğrencinin 150’ye yakın eseri sergide izleyiciyle buluştu. Açılışa katılan Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, Küçükçekmece’de büyüyen her çocuğun sanatla, sporla, edebiyatla, kültürle büyümesini çok önemsediklerinin altını çizerek, " Ne yazık ki bu yıl 23 Nisan’ı bir yanımız buruk karşılıyoruz. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylarda hayatını kaybeden evlatlarımızı rahmetle anıyor, ailelerine sabır diliyoruz. Bir çocuk sanatla buluştuğunda kendine yeni bir yol çizer. En başta zararlı alışkanlıklardan uzak durur. Hayata daha güçlü, daha bilinçli ve özgüvenli adımlar atar. Sabretmeyi, odaklanmayı, düşünmeyi ve mutlu olmayı öğrenir. Bu farkındalıkla çocuklarımızı kültür merkezlerimiz, akademilerimiz, sergilerimiz ve eğitim programlarımızla sanatla buluşturmaya ve onların güvenle büyüdüğü bir kent için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. 31 Mayıs’a dek Sefaköy Galeri Küp’te Görsel Kahramanlar Sergisi’nde eseri yer alan çocuklar, hayal dünyalarında kendilerine yakın bulduğu kahramanları çizdi. Öğrencilerin akrilik, sulu boya, ebru, kuru boya, pastel boya ve tükenmez kalem kullanarak oluşturduğu, Pembe Panter’den Mulan’a uzanan karakterlerin yer aldığı rengarenk sergi, 31 Mayıs’a dek Sefaköy Galeri Küp’te ziyarete açık kalacak.
İstanbul L’Oréal Türkiye’den gezegene saygılı inovasyon yaklaşımı 22 Nisan Dünya Günü vesilesiyle sürdürülebilirlikte kararlılığını vurgulayan L’Oréal Türkiye; "Gelecek İçin L’Oréal" sürdürülebilirlik programıyla bilim ve teknolojiyi gezegenin sınırlarına saygı duyan bir güzellik anlayışı için buluşturuyor. "Gelecek için L’Oréal" sürdürülebilirlik programı ile sürdürülebilirliği tüm değer zincirine entegre eden L’Oréal, bu süreci bütüncül bir yaklaşımla ele aldığını bir kez daha gösteriyor. Yapılan araştırmaların, her 10 kişiden 6’sının sürdürülebilir bir yaşam sürmek istemesine rağmen bu konuda net bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu göstermesi; şirketlerin doğru bilgi ve yönlendirme konusundaki sorumluluğunu artırıyor. Bu içgörüyle tüketicilerin farkındalığını artırmaya çalışan L’Oréal Türkiye; su ve enerji tasarrufu sağlayan teknolojilerden yeniden doldurulabilir ürünlerine, eko-tasarımdan şeffaf çevresel etiketleme sistemlerine kadar uzanan uygulamaların rehberliğinde tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapabilmesine destek oluyor. Küresel inisiyatifleri yerel stratejiyle birleştirerek gezegenimizi koruma sorumluluğuyla hareket eden şirket, sürdürülebilir bir dönüşümün parçası olmayı sürdürüyor. L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu "Sürdürülebilirliği bir stratejinin ötesine taşıyarak tüm iş süreçlerimizin temel değeri haline getiriyoruz. ‘Gelecek İçin L’Oréal’ sürdürülebilirlik programımızla, gezegenimizin sınırlarına saygı duyan bir güzellik anlayışını bilim ve teknolojinin gücüyle somut bir etkiye dönüştürüyoruz. Sürdürülebilir yaşam konusundaki rehberlik ihtiyacına, sunduğumuz yenilikçi çözümler ve şeffaf bilgilendirme sistemlerimizle yanıt veriyoruz. Tekno-güzellik vizyonumuzla sadece ürünlerimizi değil, güzellik rutinlerinin tamamını gezegenimize değer katan bir deneyime dönüştürüyoruz" dedi. Tekno-güzellik inovasyonlarıyla gezegen için somut etki Yapılan açıklamaya göre şirket, dünya çapında sürdürülebilir çözümler geliştirmek için tekno-güzellik gücünden yararlanmaya devam ediyor. Bu vizyonun güncel örneklerinden ve CES 2024 İnovasyon Ödülü ile TIME dergisinin "Yılın En İyi İcatları" arasında yer alan L’Oréal Professionnel AirLight Pro, saç kurutma deneyimini yeniden tanımlıyor. Gelişmiş kızılötesi ışık teknolojisiyle saçı aşırı ısıya maruz bırakmadan hızla kurutan cihaz, geleneksel sistemlere kıyasla yüzde 14 daha az enerji tüketimi sağlayarak hem saçı hem de gezegeni koruyor. Su tasarrufunda önemli bir etki oluşturan bir diğer inovasyon ise İsviçreli start-up Gjosa iş birliğiyle geliştirilen L’Oréal Professionnel Water Saver duş başlığı teknolojisi. Patentli bu teknoloji, kuaför salonlarının yıkama alanlarında yüzde 69’a varan su tasarrufu sağlıyor. Bugüne kadar küresel ölçekte 488 milyon litreden fazla su (yaklaşık 195 olimpik yüzme havuzu) ve 31,5 milyon kWh enerji tasarrufu sağlayan bu çözüm, 172 bin kişinin 1 yıllık TV izleme süresine eşdeğer. Sürdürülebilir güzelliğin profesyonel salonlardaki standardı haline gelen L’Oréal Professionnel Water Saver, Türkiye’de de seçili salonlarda kullanılarak 549 bin 462 litre su ve 35 bin 550 kWh enerji tasarrufu sağlayıp Türkiye’nin sürdürülebilir geleceğine katkı sunarken, güzellik rutinlerini çevre dostu hale getiriyor. Döngüsel ekonomiye yeniden doldurulabilir (refill) ürünlerin etkisi Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre yeniden doldurulabilir şişeler ve geri alım sistemleri gibi "yeniden kullanım" seçeneklerinin teşvik edilmesi, 2040 yılına kadar plastik kirliliğini yüzde 30 oranında azaltabilir. Şirket ise geniş yeniden doldurulabilir (refill) ürün portföyüyle tüketici alışkanlıklarını sürdürülebilir bir gelecek için dönüştürüyor. Cilt bakımından parfüme kadar farklı kategorilerde sunulan bu seçenekler, ambalaj tipine göre plastik ve cam kullanımını yüzde 59 ile yüzde 75 arasında azaltırken, ortalama yüzde 70 daha az ambalaj atığı tüketilmesini sağlıyor. Üstelik bu sürdürülebilir tercih, tüketicilere aynı miktardaki ürüne yüzde 20 ile yüzde 25 arasında değişen bir maliyet avantajıyla ulaşma imkânı sunuyor. Bu kapsamda L’Oréal ayrıca; 2030 yılına kadar 2019’a kıyasla saf plastik kullanımını yüzde 50 azaltmayı, ambalaj yoğunluğunu yüzde 20 düşürmeyi ve ambalaj malzemelerinin yarısını geri dönüştürülmüş veya biyobazlı kaynaklardan sağlamayı amaçlıyor. Ambalajda döngüsel çözümler Şirket, bilim ve teknolojiyi odağına alarak sürdürülebilir bir yaşamı desteklemeyi hedeflerken, plastik tüketiminin azaltılmasını öncelikli odak alanlarından biri olarak konumlandırıyor. Bu doğrultuda geliştirilen döngüsel inovasyon yaklaşımı hem kaynak kullanımını azaltıyor hem de tüketicilere daha çevre dostu seçimler sunuyor. Plastik Geri Dönüştürücüler Derneği (APR) tarafından yapılan analizler; ambalajları sıfırdan üretilen yeni plastikler yerine geri dönüştürülmüş malzemelerden üretmenin, enerji tüketimini yüzde 79, sera gazı emisyonlarını ise yüzde 67 oranında azalttığını kanıtlıyor. Ambalajlarında plastik tüketimini kaynağında azaltmayı hedefleyen L’Oréal de Garnier Micellar Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu ve Kérastase şampuan şişelerinde yüzde 100 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanımına ulaşırken; L’Oréal Paris Elseve ve L’Oréal Professionnel Serie Expert gibi ikonik serileriyle döngüsel ekonomiyi destekliyor. Kiehl’s portföyünün ise yüzde 80’den fazlası geri dönüştürülmüş materyallerden üretiliyor. 2025 yılında ambalajlarında kullanılan plastiğin yüzde 50’si biyobazlı veya geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlayan L’Oréal 2030 yılına kadar bu oranın yüzde 100’e çıkarılmasını hedefliyor. Tüketici beklentileri şeffaf ve sürdürülebilir bir güzellik anlayışını şekillendiriyor Günümüzde tüketicilerin satın alma kararlarında sürdürülebilirliğin ve ürünlerin çevresel etkilerini bilmenin önemi, küresel araştırmalarla her geçen gün daha net bir şekilde ortaya konuyor. Araştırma şirketi Mintel’in araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 41’i satın aldıkları ürünlerin çevresel etkileri hakkında bilgi sahibi olmak isterken, satın alma tercihlerinde sürdürülebilirliği temel bir kriter olarak gördüğünü gösteriyor. Tüketicilerin bu şeffaflık beklentisine yanıt veren şirket ise Garnier markasıyla hayata geçirdiği Çevresel Etiketleme Sistemi ile kişisel bakımda yeni bir dönem başlatıyor. 11 bağımsız uzman tarafından geliştirilen ve Bureau Veritas tarafından onaylanan bu sistem; bir ürünün çevresel etkisini karbon ayak izinden su tüketimine kadar 14 farklı çevresel faktöre göre değerlendirerek A’dan E’ye kadar derecelendiriyor. Avrupa Komisyonu kılavuzlarıyla uyumlu bu bilimsel metodoloji, tüketicilere satın aldıkları ürünlerin doğa üzerindeki etkisi hakkında şeffaf ve güvenilir bilgi sunarken; aynı zamanda markaların daha düşük çevresel etkili ürün inovasyonlarına yatırım yapmasını teşvik ederek sektör genelinde sürdürülebilir bir dönüşümün önünü açıyor. Bilinçli alışveriş anlayışıyla ürün içeriğinden teslimata kadar tüketiciye eşlik ediliyor Şirket, ürün ambalajlarının ötesinde, içeriklerin sürdürülebilirliğini de döngüsel ekonominin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. "Yeşil Bilim" (Green Sciences) yaklaşımıyla şekillenen bu vizyon; çevresel etkiyi minimize ederken ürün performansından ödün vermeyen formülasyonlar geliştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda şirket; 2030 yılına kadar formüllerinde kullandığı bileşenlerin yüzde 75’inden fazlasını doğadan (bitki ve mineraller) veya geri dönüştürülmüş malzemelerden temin etmeyi taahhüt ediyor. 2021’den beri sürdürülen "Plastiksiz E-Ticaret" uygulamasıyla ise direkt e-ticaret sitelerinden yapılan alışverişlerde teslimat süreçlerinden plastik tamamen çıkarılarak bugüne kadar 573 bin litre suya eşdeğer karbon tasarrufu sağlandı. Böylece şirket, "Yeşil Bilim" ile formüle edilen ürünlerini, çevre dostu ambalajlarda ve plastiksiz teslimat vizyonuyla sunarak tüketicisinin sürdürülebilir yaşam yolculuğunun her aşamasında yanında oluyor.
Burdur Burdur’un 50 yıllık şifalı mirası: Çörekotu kahvesi Burdur’un Gölhisar ilçesinde 1975 yılından itibaren kahvehanede babasının başlattığı çörekotu kahvesini ilerleyen yıllarda devralarak devam eden Memiş Bilgin, hem otantik sunumu hem de sağlığa faydalarıyla yerli ve yabancı turistlere kültürel mirası aktarıyor. Gölhisar ilçesi Konak Mahallesi’nde 1975 yılında babasının kurduğu kahvehaneyi ilerleyen yıllarda devralan Memiş Bilgin (56), şimdilerde ilçenin ilk tescilli markası olan çörekotu kahvesini yerli ve yabancı turistlere aktarıyor. İşletmesinin dizaynı ile aynı zamanda gelen misafirlerine bir nostalji de yaşatılan bu kahvehanede yapılan ’çörekotu kahvesi’ idrar söktürücü, hazmı kolaylaştırıcı, iltihaplı hastalıklara karşı iyileştirici, bağırsak ve midede meydana gelen şişkinlik ve gaz problemine karşı, öksürük, astım ve nefes darlığına karşı iyileştirici özellikleri bulunuyor. "Türk kahvesi pişirme tekniğiyle hazırlanıyor" İşletmeci Memiş Bilgin, babasından devraldığı mirası gelecek nesillere ve ilçeye gelen turistlere hizmet verdiğini belirterek, "1975 yılından beri bu kahveyi yapıyoruz. İlçemizin kültürel zenginliğinin bir kenarda kalmasına gönlümüz el vermedi. 10 yıl önce marka tescilini alarak bu değere resmiyet kazandırdık. Amacımız sadece kahve satmak değil, Gölhisar’ın Kibyra Antik Kenti ve meşhur kavurması gibi değerlerinin yanına bu eşsiz lezzeti de eklemek. Hasat edildikten sonra kurutulan çörek otu tohumları, özel bir kavurma işleminden geçirilerek değirmenlerde toz haline getiriliyor. İçerisine yine kavrulmuş nohut tozu ilave edilerek hazırlanan karışım, Türk kahvesi pişirme tekniğiyle hazırlanıyor" şeklinde konuştu. "Misafirlerini zaman yolculuğuna çıkarıyor" İşletme hakkında da bilgi veren Bilgin, "İşletme sadece lezzetiyle değil, sunduğu atmosferle de misafirlerini zaman yolculuğuna çıkarıyor. Nostaljik objelerle dekore edilen mekanda kahve; ahşap senit üzerinde, toprak testideki su ve geleneksel lokum eşliğinde servis ediliyor. Kahvenin içine ilave edilen bir tutam çörek otu ya da susam, içimi çok daha keyifli hale getiriyor" dedi.
Karabük Karabük’te uyuşturucu operasyonları Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve ilgili birimlerce, uyuşturucu veya uyarıcı madde temin ve ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında il genelinde 27 Mart-16 Nisan 2026 tarihleri arasında 8 ayrı operasyon gerçekleştirildi. Düzenlenen operasyonlarda toplam 20 şahıs hakkında adli işlem yapılırken, 1 şahıs tutuklandı, 8 şahıs ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Operasyonlar kapsamında yapılan aramalarda çeşitli tür ve miktarlarda uyuşturucu madde ele geçirildi. Ele geçirilen maddeler arasında 0,81 gram esrar, 2,07 gram AM-2201 (sentetik kannabinoid hammaddesi), 0,17 gram net metamfetamin, 6,09 gram net sentetik kannabinoid (bonzai), 68 adet sentetik ecza ile 3,63 gram (374 içimlik) peçeteye emdirilmiş sentetik kannabinoid bulundu. Ayrıca 4,64 gram net ağırlığında ve çoğaltıldığında yüksek miktarlara ulaşabildiği değerlendirilen AM-2201 hammaddesi de ele geçirildi. Karabük İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, toplum sağlığını tehdit eden uyuşturucu madde kullanımı ve ticaretine karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğü vurgulandı. Açıklamada, özellikle gençlerin korunmasına yönelik çalışmaların aralıksız devam edeceği belirtilerek, vatandaşların da desteğiyle suç ve suçlularla mücadelenin etkin şekilde sürdürüleceği ifade edildi.