GENEL - 16 Mart 2012 Cuma 15:15

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI`NDAN `2B` AÇIKLAMASI

A
A
A
ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI`NDAN `2B` AÇIKLAMASI

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 2B düzenlemesi kapsamında satılan alanların iki katı orman tesis edileceğini açıkladı.
Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, yaptığı yazılı açıklamada orman vasfını yitirmiş ve kamuoyunda 2-B arazisi olarak bilinen Hazine arazilerinin satışını öngören kanun tasarısının 15 Mart’ta TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda kabul edildiğini hatırlatarak, bu kanunun 31 Aralık 1981 tarihinden önce orman vasfını kaybetmiş alanları kapsadığını belirtti. Elde edilecek gelirin yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen orman içi köyler halkının iskanı, orman köylülerinin
kalkınmalarının desteklenmesi, düzenli ve planlı kentleşmeye yönelik dönüşüm projelerinin hayata geçirilmesi maksadıyla kullanılacağını belirten Eroğlu, tasarının kabul edilmesi dolayısıyla bütün siyasi partilere, komisyon başkanı ve üyeleri ile katkısı olan herkese teşekkür etti.
Tasarının neler getirdiğine ilişkin bilgi de veren Eroğlu, komisyonda kabul edilen tasarıya göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ancak tarım alanına dönüştürülmesinde fayda görülen 2-A alanlarının, devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köylerdekilerin yerleştirilmesi için halka devri ve yararlandırılması maksadıyla Orman Genel Müdürlüğü’nün; 2-B alanları ise Maliye Bakanlığı’nın tasarrufuna geçeceğini bildirdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
"Bakanlar Kurulu, devlet ormanları içinde ve bitişiğinde bulunan, yerinde kalkındırılmaları mümkün olmayan köylülerin başvurusu üzerine veya bulundukları yerlerden orman rejimi bakımından kaldırılmaları zorunlu bulunan köylerin halkının resen Orman Kanunu’nun 2-A maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartılan alanlara, bunun olmaması halinde diğer yerlere nakline karar verecek. Deprem, heyelan, sel gibi doğal afete maruz kalan vatandaşlar ile baraj, gölet gibi devlet yatırımı sebebiyle başka yerlere
yerleştirilmeleri zorunlu olan orman içi veya bitişiğindeki köylerde yaşayanların mağduriyetini gideren tasarı, köylülerin alternatif alanlara naklini de öngörülüyor. Buralarda yaşayan köy ve mahalle halkının iskanı için ayrılan yerler, Bakanlar Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre Orman Genel Müdürlüğünce orman sınırları dışına çıkartılarak, tapuda Hazine adına tescil edilecek. Bu alanlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tasarrufuna geçecek."
2B arazilerinin satışından elde edilecek gelirle, satılan arazilerin 2 katı orman tesis edileceği belirtilen açıklamada, ayrıca elde edilecek gelirin, özellikle orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi maksadıyla kullanılacağı bildirildi. Açıklamada, "Tasarı yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listeleri veya kadastro tutanaklarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre, 31 Aralık 2011’den önce kullanıcısı veya üzerindeki muhdesatın sahibi kişiler ise
başvurularını 6 ay içinde yapabilecek. Hak sahiplerine doğrudan satılacak taşınmazların satış bedeli, rayiç bedelin yüzde 50’si olacak. Başvuru sahipleri, satış bedellerine mahsup edilmek üzere; belediye ve mücavir alan sınırları içinde olan yerler için 2 bin lira, dışında olan yerler için bin lira başvuru bedeli ödeyecek. Satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilecek. Peşin satışlarda, % 20 indirim uygulanacak, bu bedel idarece yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde ödenecek.
Tebliğ edilen satış bedeline itiraz edilemeyecek, dava açılamayacak. Taksitle satışlarda, satış bedelinin yüzde 10’u, yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde, kalanı ise en fazla 5 yılda 10 eşit taksitte faizsiz ödenecek" denildi.
DAVALAR YAPILACAK İŞLEMLERİ DURDURMAYACAK
Açıklamaya göre 2-A alanları için orman sınırları dışına çıkartma ile orman sınırlandırması, tespit, tefrik ve tescil işlemlerine karşı yapılan itirazlar ve açılan davalar, bu tasarıya göre yapılacak işlemleri durdurmayacak, davalarda yürütmeyi durdurma ve tedbir kararı verilemeyecek. Bu yerlerde hak iddia edenlerin açtıkları davalar, davacılar lehine sonuçlandığında, bu taşınmazlar genel hükümlere göre kamulaştırılacak. Düzenlemeye göre yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar 2-B alanları hakkında
Hazine tarafından kişiler aleyhine açılması gereken davalar açılmayacak, açılan ve devam eden davalar durdurulacak.
HAZİNEYE AİT TARIM ARAZİLERİ
Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılarak, Hazine taşınmazlarının paydaşlarına, kiracılarına ve kullanıcılarına satış işlemleri de bu tasarı kapsamında değerlendirilecek. Hazineye ait tarım arazilerini; 31 Aralık 2011 tarih itibariyle en az 3 yıldan beri tarımsal maksatla kiralayan, kira sözleşmesi devam eden veya bu arazileri aynı süreyle tarımsal amaçla kullanan ya da paydaşlarından; bu arazileri bedeli karşılığında doğrudan satın almak için idareye başvuranlar, hak
sahibi sayılacak. Verilen bir önergenin kabul edilmesi üzerine, doğrudan hak sahiplerine satılacak Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedeli, rayiç bedelin yüzde 70’inden yüzde 50’ye indirildi.
DEVLET ÜNİVERSİTELERİNE ORMAN ALANLARINDA TESİS KURMA İMKANI
Tasarı üzerinde verilen bir başka önergeyle de vakıf üniversiteleri hariç, yükseköğretim kurumlarının, orman alanlarında eğitim ve araştırma maksatlı tesisleri, bedeli karşılığında yapmalarına imkan tanındı. Ayrıca izin verilen bu alan içinde, yurt da inşa edilebilecek.
YAYLALARA DÜZENLEME
Tasarı ile yaylacılara yönelik değişiklikler de yapıldı. Buna göre, devlet ormanlarında 31 Aralık 2011 tarihinden önce toplu yerleşimin bulunduğu yaylak ve otlak olarak kullanılan alanlar içindeki yerler ile yılın belirli dönemlerinde geleneksel yaylacılık amacıyla yerleşim yeri olarak kullanılan alanlar, Orman Genel Müdürlüğü’nce tespit edilecek. Bu alanlardan uygun görülenler, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla yayla alanı ilan edilecek. İlan edilen yayla
alanlarında 31 Aralık 2011 tarihinden önce yapılmış, hakkında müsadere kararı bulunanlar da dahil her türlü bina, tesis mevcut haliyle, vaziyet planında gösterilerek Orman Genel Müdürlüğü sabit kıymetine alınacak. Yayla alanlarında bulunan bina ve tesisler, orman idaresince işletilecek, işlettirilebilecek veya kiraya verilebilecek. Gelir, Orman Genel Müdürlüğü döner sermayesine kaydedilecek.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Çocuklar hayal gücünü sanatla buluşturdu Küçükçekmece’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlediği Görsel Kahramanlar Sergisi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi Galeri Küp’te kapılarını araladı. Küçükçekmece Belediyesi Güzel Sanatlar Akademisi’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlediği Görsel Kahramanlar Sergisi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi Galeri Küp’te kapılarını araladı. Sergi açılışı renkli görüntülere sahne olurken, Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim gören yaklaşık 110 öğrencinin 150’ye yakın eseri sergide izleyiciyle buluştu. Açılışa katılan Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, Küçükçekmece’de büyüyen her çocuğun sanatla, sporla, edebiyatla, kültürle büyümesini çok önemsediklerinin altını çizerek, " Ne yazık ki bu yıl 23 Nisan’ı bir yanımız buruk karşılıyoruz. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylarda hayatını kaybeden evlatlarımızı rahmetle anıyor, ailelerine sabır diliyoruz. Bir çocuk sanatla buluştuğunda kendine yeni bir yol çizer. En başta zararlı alışkanlıklardan uzak durur. Hayata daha güçlü, daha bilinçli ve özgüvenli adımlar atar. Sabretmeyi, odaklanmayı, düşünmeyi ve mutlu olmayı öğrenir. Bu farkındalıkla çocuklarımızı kültür merkezlerimiz, akademilerimiz, sergilerimiz ve eğitim programlarımızla sanatla buluşturmaya ve onların güvenle büyüdüğü bir kent için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. 31 Mayıs’a dek Sefaköy Galeri Küp’te Görsel Kahramanlar Sergisi’nde eseri yer alan çocuklar, hayal dünyalarında kendilerine yakın bulduğu kahramanları çizdi. Öğrencilerin akrilik, sulu boya, ebru, kuru boya, pastel boya ve tükenmez kalem kullanarak oluşturduğu, Pembe Panter’den Mulan’a uzanan karakterlerin yer aldığı rengarenk sergi, 31 Mayıs’a dek Sefaköy Galeri Küp’te ziyarete açık kalacak.
İstanbul L’Oréal Türkiye’den gezegene saygılı inovasyon yaklaşımı 22 Nisan Dünya Günü vesilesiyle sürdürülebilirlikte kararlılığını vurgulayan L’Oréal Türkiye; "Gelecek İçin L’Oréal" sürdürülebilirlik programıyla bilim ve teknolojiyi gezegenin sınırlarına saygı duyan bir güzellik anlayışı için buluşturuyor. "Gelecek için L’Oréal" sürdürülebilirlik programı ile sürdürülebilirliği tüm değer zincirine entegre eden L’Oréal, bu süreci bütüncül bir yaklaşımla ele aldığını bir kez daha gösteriyor. Yapılan araştırmaların, her 10 kişiden 6’sının sürdürülebilir bir yaşam sürmek istemesine rağmen bu konuda net bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu göstermesi; şirketlerin doğru bilgi ve yönlendirme konusundaki sorumluluğunu artırıyor. Bu içgörüyle tüketicilerin farkındalığını artırmaya çalışan L’Oréal Türkiye; su ve enerji tasarrufu sağlayan teknolojilerden yeniden doldurulabilir ürünlerine, eko-tasarımdan şeffaf çevresel etiketleme sistemlerine kadar uzanan uygulamaların rehberliğinde tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapabilmesine destek oluyor. Küresel inisiyatifleri yerel stratejiyle birleştirerek gezegenimizi koruma sorumluluğuyla hareket eden şirket, sürdürülebilir bir dönüşümün parçası olmayı sürdürüyor. L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu "Sürdürülebilirliği bir stratejinin ötesine taşıyarak tüm iş süreçlerimizin temel değeri haline getiriyoruz. ‘Gelecek İçin L’Oréal’ sürdürülebilirlik programımızla, gezegenimizin sınırlarına saygı duyan bir güzellik anlayışını bilim ve teknolojinin gücüyle somut bir etkiye dönüştürüyoruz. Sürdürülebilir yaşam konusundaki rehberlik ihtiyacına, sunduğumuz yenilikçi çözümler ve şeffaf bilgilendirme sistemlerimizle yanıt veriyoruz. Tekno-güzellik vizyonumuzla sadece ürünlerimizi değil, güzellik rutinlerinin tamamını gezegenimize değer katan bir deneyime dönüştürüyoruz" dedi. Tekno-güzellik inovasyonlarıyla gezegen için somut etki Yapılan açıklamaya göre şirket, dünya çapında sürdürülebilir çözümler geliştirmek için tekno-güzellik gücünden yararlanmaya devam ediyor. Bu vizyonun güncel örneklerinden ve CES 2024 İnovasyon Ödülü ile TIME dergisinin "Yılın En İyi İcatları" arasında yer alan L’Oréal Professionnel AirLight Pro, saç kurutma deneyimini yeniden tanımlıyor. Gelişmiş kızılötesi ışık teknolojisiyle saçı aşırı ısıya maruz bırakmadan hızla kurutan cihaz, geleneksel sistemlere kıyasla yüzde 14 daha az enerji tüketimi sağlayarak hem saçı hem de gezegeni koruyor. Su tasarrufunda önemli bir etki oluşturan bir diğer inovasyon ise İsviçreli start-up Gjosa iş birliğiyle geliştirilen L’Oréal Professionnel Water Saver duş başlığı teknolojisi. Patentli bu teknoloji, kuaför salonlarının yıkama alanlarında yüzde 69’a varan su tasarrufu sağlıyor. Bugüne kadar küresel ölçekte 488 milyon litreden fazla su (yaklaşık 195 olimpik yüzme havuzu) ve 31,5 milyon kWh enerji tasarrufu sağlayan bu çözüm, 172 bin kişinin 1 yıllık TV izleme süresine eşdeğer. Sürdürülebilir güzelliğin profesyonel salonlardaki standardı haline gelen L’Oréal Professionnel Water Saver, Türkiye’de de seçili salonlarda kullanılarak 549 bin 462 litre su ve 35 bin 550 kWh enerji tasarrufu sağlayıp Türkiye’nin sürdürülebilir geleceğine katkı sunarken, güzellik rutinlerini çevre dostu hale getiriyor. Döngüsel ekonomiye yeniden doldurulabilir (refill) ürünlerin etkisi Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre yeniden doldurulabilir şişeler ve geri alım sistemleri gibi "yeniden kullanım" seçeneklerinin teşvik edilmesi, 2040 yılına kadar plastik kirliliğini yüzde 30 oranında azaltabilir. Şirket ise geniş yeniden doldurulabilir (refill) ürün portföyüyle tüketici alışkanlıklarını sürdürülebilir bir gelecek için dönüştürüyor. Cilt bakımından parfüme kadar farklı kategorilerde sunulan bu seçenekler, ambalaj tipine göre plastik ve cam kullanımını yüzde 59 ile yüzde 75 arasında azaltırken, ortalama yüzde 70 daha az ambalaj atığı tüketilmesini sağlıyor. Üstelik bu sürdürülebilir tercih, tüketicilere aynı miktardaki ürüne yüzde 20 ile yüzde 25 arasında değişen bir maliyet avantajıyla ulaşma imkânı sunuyor. Bu kapsamda L’Oréal ayrıca; 2030 yılına kadar 2019’a kıyasla saf plastik kullanımını yüzde 50 azaltmayı, ambalaj yoğunluğunu yüzde 20 düşürmeyi ve ambalaj malzemelerinin yarısını geri dönüştürülmüş veya biyobazlı kaynaklardan sağlamayı amaçlıyor. Ambalajda döngüsel çözümler Şirket, bilim ve teknolojiyi odağına alarak sürdürülebilir bir yaşamı desteklemeyi hedeflerken, plastik tüketiminin azaltılmasını öncelikli odak alanlarından biri olarak konumlandırıyor. Bu doğrultuda geliştirilen döngüsel inovasyon yaklaşımı hem kaynak kullanımını azaltıyor hem de tüketicilere daha çevre dostu seçimler sunuyor. Plastik Geri Dönüştürücüler Derneği (APR) tarafından yapılan analizler; ambalajları sıfırdan üretilen yeni plastikler yerine geri dönüştürülmüş malzemelerden üretmenin, enerji tüketimini yüzde 79, sera gazı emisyonlarını ise yüzde 67 oranında azalttığını kanıtlıyor. Ambalajlarında plastik tüketimini kaynağında azaltmayı hedefleyen L’Oréal de Garnier Micellar Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu ve Kérastase şampuan şişelerinde yüzde 100 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanımına ulaşırken; L’Oréal Paris Elseve ve L’Oréal Professionnel Serie Expert gibi ikonik serileriyle döngüsel ekonomiyi destekliyor. Kiehl’s portföyünün ise yüzde 80’den fazlası geri dönüştürülmüş materyallerden üretiliyor. 2025 yılında ambalajlarında kullanılan plastiğin yüzde 50’si biyobazlı veya geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlayan L’Oréal 2030 yılına kadar bu oranın yüzde 100’e çıkarılmasını hedefliyor. Tüketici beklentileri şeffaf ve sürdürülebilir bir güzellik anlayışını şekillendiriyor Günümüzde tüketicilerin satın alma kararlarında sürdürülebilirliğin ve ürünlerin çevresel etkilerini bilmenin önemi, küresel araştırmalarla her geçen gün daha net bir şekilde ortaya konuyor. Araştırma şirketi Mintel’in araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 41’i satın aldıkları ürünlerin çevresel etkileri hakkında bilgi sahibi olmak isterken, satın alma tercihlerinde sürdürülebilirliği temel bir kriter olarak gördüğünü gösteriyor. Tüketicilerin bu şeffaflık beklentisine yanıt veren şirket ise Garnier markasıyla hayata geçirdiği Çevresel Etiketleme Sistemi ile kişisel bakımda yeni bir dönem başlatıyor. 11 bağımsız uzman tarafından geliştirilen ve Bureau Veritas tarafından onaylanan bu sistem; bir ürünün çevresel etkisini karbon ayak izinden su tüketimine kadar 14 farklı çevresel faktöre göre değerlendirerek A’dan E’ye kadar derecelendiriyor. Avrupa Komisyonu kılavuzlarıyla uyumlu bu bilimsel metodoloji, tüketicilere satın aldıkları ürünlerin doğa üzerindeki etkisi hakkında şeffaf ve güvenilir bilgi sunarken; aynı zamanda markaların daha düşük çevresel etkili ürün inovasyonlarına yatırım yapmasını teşvik ederek sektör genelinde sürdürülebilir bir dönüşümün önünü açıyor. Bilinçli alışveriş anlayışıyla ürün içeriğinden teslimata kadar tüketiciye eşlik ediliyor Şirket, ürün ambalajlarının ötesinde, içeriklerin sürdürülebilirliğini de döngüsel ekonominin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. "Yeşil Bilim" (Green Sciences) yaklaşımıyla şekillenen bu vizyon; çevresel etkiyi minimize ederken ürün performansından ödün vermeyen formülasyonlar geliştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda şirket; 2030 yılına kadar formüllerinde kullandığı bileşenlerin yüzde 75’inden fazlasını doğadan (bitki ve mineraller) veya geri dönüştürülmüş malzemelerden temin etmeyi taahhüt ediyor. 2021’den beri sürdürülen "Plastiksiz E-Ticaret" uygulamasıyla ise direkt e-ticaret sitelerinden yapılan alışverişlerde teslimat süreçlerinden plastik tamamen çıkarılarak bugüne kadar 573 bin litre suya eşdeğer karbon tasarrufu sağlandı. Böylece şirket, "Yeşil Bilim" ile formüle edilen ürünlerini, çevre dostu ambalajlarda ve plastiksiz teslimat vizyonuyla sunarak tüketicisinin sürdürülebilir yaşam yolculuğunun her aşamasında yanında oluyor.
Burdur Burdur’un 50 yıllık şifalı mirası: Çörekotu kahvesi Burdur’un Gölhisar ilçesinde 1975 yılından itibaren kahvehanede babasının başlattığı çörekotu kahvesini ilerleyen yıllarda devralarak devam eden Memiş Bilgin, hem otantik sunumu hem de sağlığa faydalarıyla yerli ve yabancı turistlere kültürel mirası aktarıyor. Gölhisar ilçesi Konak Mahallesi’nde 1975 yılında babasının kurduğu kahvehaneyi ilerleyen yıllarda devralan Memiş Bilgin (56), şimdilerde ilçenin ilk tescilli markası olan çörekotu kahvesini yerli ve yabancı turistlere aktarıyor. İşletmesinin dizaynı ile aynı zamanda gelen misafirlerine bir nostalji de yaşatılan bu kahvehanede yapılan ’çörekotu kahvesi’ idrar söktürücü, hazmı kolaylaştırıcı, iltihaplı hastalıklara karşı iyileştirici, bağırsak ve midede meydana gelen şişkinlik ve gaz problemine karşı, öksürük, astım ve nefes darlığına karşı iyileştirici özellikleri bulunuyor. "Türk kahvesi pişirme tekniğiyle hazırlanıyor" İşletmeci Memiş Bilgin, babasından devraldığı mirası gelecek nesillere ve ilçeye gelen turistlere hizmet verdiğini belirterek, "1975 yılından beri bu kahveyi yapıyoruz. İlçemizin kültürel zenginliğinin bir kenarda kalmasına gönlümüz el vermedi. 10 yıl önce marka tescilini alarak bu değere resmiyet kazandırdık. Amacımız sadece kahve satmak değil, Gölhisar’ın Kibyra Antik Kenti ve meşhur kavurması gibi değerlerinin yanına bu eşsiz lezzeti de eklemek. Hasat edildikten sonra kurutulan çörek otu tohumları, özel bir kavurma işleminden geçirilerek değirmenlerde toz haline getiriliyor. İçerisine yine kavrulmuş nohut tozu ilave edilerek hazırlanan karışım, Türk kahvesi pişirme tekniğiyle hazırlanıyor" şeklinde konuştu. "Misafirlerini zaman yolculuğuna çıkarıyor" İşletme hakkında da bilgi veren Bilgin, "İşletme sadece lezzetiyle değil, sunduğu atmosferle de misafirlerini zaman yolculuğuna çıkarıyor. Nostaljik objelerle dekore edilen mekanda kahve; ahşap senit üzerinde, toprak testideki su ve geleneksel lokum eşliğinde servis ediliyor. Kahvenin içine ilave edilen bir tutam çörek otu ya da susam, içimi çok daha keyifli hale getiriyor" dedi.
Karabük Karabük’te uyuşturucu operasyonları Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve ilgili birimlerce, uyuşturucu veya uyarıcı madde temin ve ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında il genelinde 27 Mart-16 Nisan 2026 tarihleri arasında 8 ayrı operasyon gerçekleştirildi. Düzenlenen operasyonlarda toplam 20 şahıs hakkında adli işlem yapılırken, 1 şahıs tutuklandı, 8 şahıs ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Operasyonlar kapsamında yapılan aramalarda çeşitli tür ve miktarlarda uyuşturucu madde ele geçirildi. Ele geçirilen maddeler arasında 0,81 gram esrar, 2,07 gram AM-2201 (sentetik kannabinoid hammaddesi), 0,17 gram net metamfetamin, 6,09 gram net sentetik kannabinoid (bonzai), 68 adet sentetik ecza ile 3,63 gram (374 içimlik) peçeteye emdirilmiş sentetik kannabinoid bulundu. Ayrıca 4,64 gram net ağırlığında ve çoğaltıldığında yüksek miktarlara ulaşabildiği değerlendirilen AM-2201 hammaddesi de ele geçirildi. Karabük İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, toplum sağlığını tehdit eden uyuşturucu madde kullanımı ve ticaretine karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğü vurgulandı. Açıklamada, özellikle gençlerin korunmasına yönelik çalışmaların aralıksız devam edeceği belirtilerek, vatandaşların da desteğiyle suç ve suçlularla mücadelenin etkin şekilde sürdürüleceği ifade edildi.