YEREL HABERLER - 23 Mart 2012 Cuma 13:32

TURGUTLUSPOR YÖNETİMİNDEN, YUSUF ŞİMŞEK`İN AÇIKLAMASINA TEPKİ

A
A
A
TURGUTLUSPOR YÖNETİMİNDEN, YUSUF ŞİMŞEK`İN AÇIKLAMASINA TEPKİ

Celal Bayar Üniversitesi Turgutlu Meslek Yüksek Okulu`nda bazı futbolcularla katıldığı söyleşide, öğrencilerden gelen bir soru üzerine "``Turgutluspor`da gelecek sezon kesinlikle çalışmayı düşünmüyorum`` açıklamasını yapan oyuncu-teknik direktör Yusuf Şimşek`e, yönetimden tepki geldi.
Şimşek`in açıklamasını "talihsiz" olarak nitelendiren Turgutluspor Basın sözcüsü Sait Aşık, ``Hafta sonu Bozüyükspor ile final gibi bir maçımız var. Yusuf Şimşek`in açıklamasını, böyle önemli bir hafta da yapılmış talihsiz bir açıklama olarak görüyorum. Gelecek sezon Turgutluspor`da çalışıp çalışmamak Yusuf Şimşek`in kendi düşüncesidir. Burada Turgutluspor`un başarısı söz konusu. Bence böyle kritik bir karşılaşma öncesinde bu açıklama yapılmamalıydı. Hiç kimseyi Turgutluspor`da zorla çalıştırma gibi bir niyetimiz yok. Böyle açıklamaları yapmak için sezon sonu beklemek ve yönetimle görüşmek gerekir. Bu açıklama bizi son derece üzmüştür`` şeklinde konuştu.
Öte yandan, Bozüyükspor ile oynanacak karşılaşma için bugün karayolu ile Eskişehir`e giden kırmızı siyahlılar, burada kampa girdi. Takımda sarı kart cezalısı Halil dışında eksik oyuncunun bulunmadığı bildirildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ASO’dan sanayicilere Fransa vizesinde kolaylık Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç ile Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont ‘Vize Alanında Ortaklık Anlaşması’ imzaladı. ASO ile Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği arasında iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla ‘Vize Alanında Ortaklık Anlaşması’ imzalandı. ASO Başkanı Seyit Ardıç ile Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont tarafından imzalanan protokol kapsamında ASO yönetim organlarında görev yapan temsilcilere, meslek komitesi üyelerine ve ASO üyesi firmaların üst düzey yöneticilerine ticari faaliyetleri için Fransa vize süreçlerinde özel bir kolaylaştırma mekanizması oluşturulacak. Bu çerçevede Fransa’nın yetkilendirdiği dış hizmet sağlayıcısı üzerinden belirli kontenjanlarda randevu tahsis edilmesi ve başvuruların daha etkin şekilde değerlendirilmesi sağlanacak. Protokol ile Fransa’ya iş seyahati gerçekleştiren Türk iş insanlarının Schengen vize süreçlerinde öngörülebilirlik ve hız kazanması, ticari temasların artırılması, yatırım ilişkilerinin güçlendirilmesi ve iki ülke sanayi çevreleri arasındaki iş birliklerinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca Ankara sanayisinin Avrupa pazarlarıyla entegrasyonuna ve Türkiye-Fransa ekonomik ilişkilerinin derinleşmesine katkı sağlanması hedefleniyor. Fransa’nın Ankara Büyükelçiliğinde düzenlenen imza töreninde konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerin Osmanlı dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, diplomatik, kültürel ve ekonomik bağların bugün güçlü bir iş birliği zemini oluşturduğunu ifade etti. Ardıç, Türkiye’nin en önemli ekonomik ortaklarından birinin Fransa olduğuna dikkati çekerek, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 24 milyar dolar seviyesine ulaştığını söyledi. Ardıç, "Son 10 yıllık döneme baktığımızda ticaret hacmimizin istikrarlı biçimde büyüdüğünü görüyoruz. 2016 yılında yaklaşık 14 milyar dolar seviyesinde olan ticaret hacminin bugün 24 milyar dolar bandını aşmış olması, ilişkilerimizin ekonomik açıdan ne kadar güçlü bir ivme kazandığını açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. Fransız yatırımcıların Türkiye ekonomisine olan güveninin doğrudan yatırımlarla da görüldüğünü ifade eden Ardıç, önemli Fransız şirketlerinin uzun yıllardır Türkiye’de yatırım, üretim ve finans alanlarında faaliyet gösterdiğini kaydetti. "Ankara’da sanayimizin güçlü üretim kapasitesi ile Fransa’nın sanayi altyapısı önemli iş birliği fırsatları sunuyor" Ardıç, Ankara ile Fransa arasındaki ekonomik ilişkilerin de güçlü bir ivme yakaladığını vurgulayarak, "Ankara’da sanayimizin güçlü üretim kapasitesi ile Fransa’nın ileri teknoloji ve yüksek katma değerli sanayi altyapısı önemli iş birliği fırsatları sunuyor. Bu potansiyelin daha verimli değerlendirilebilmesi için iş insanlarımızın Fransa ile daha hızlı ve etkin temas kurabilmesi büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "Vize kolaylığı karşılıklı yatırımlara katkı sağlayacak" İmzalanan vize kolaylaştırma protokolünü iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendirecek stratejik bir adım olarak değerlendirdiklerini belirten Ardıç, "Bu anlaşmanın Ankara Sanayi Odası üyelerimizin Fransa ile kuracağı ticari ilişkileri daha da güçlendireceğine, karşılıklı yatırımları artıracağına ve teknoloji odaklı iş birliklerine katkı sağlayacağına inanıyorum" diye konuştu. Büyükelçi Dumont ise protokolün önemli bir adım olduğunu belirterek, sürecin etkili şekilde yönetilmesinin her iki taraf için de faydalı olacağını söyledi. Protokol imza törenine ASO Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ahmet Dinçer, Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Müdürü Dr. Serkan Bürken ile Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği yetkilileri katıldı.
Bursa Arkeolojinin duayenleri Nilüfer’de buluştu Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Arkeoloji Gündemi" buluşmalarının son etkinliğinde kapsamlı bir panel düzenlendi. Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve Nezih Başgelen’in konuk olduğu "Türkiye’de Arkeoloji" panelinde; kent arkeolojisinden koruma politikalarına, sahadaki tahribattan yapısal eksikliklere kadar pek çok başlık masaya yatırıldı. Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen "Arkeoloji Gündemi", Türkiye’de arkeoloji bilimine yön veren üç önemli ismi Pancar Deposu’nda bir araya getirdi. Prof. Dr. Mustafa Şahin’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde, kent arkeolojisi ile kültürel mirasın korunması başlıkları konuşuldu. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Özlem Akbaş Önsoy da katıldı. Panelde salonu dolduran katılımcılar, alanın duayen isimlerini ilgiyle dinledi. Panelde konuşan Side Kazı Başkanı Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, Side’nin kentsel ve üçüncü derece arkeolojik sit alanında yürütülen çalışmaları aktardı. 2014’te alınan sit kararının ardından 140 parselde gerçekleştirilen akademik kazılarla kentin yerleşim tarihinin milattan önce 9. yüzyıla kadar uzandığının ortaya konduğunu söyleyen Alanyalı, tiyatro ile antik liman arasındaki bölgenin ilk kez bütüncül biçimde değerlendirebildiğini belirtti. Kazı sürecinin parsel sahipleriyle imzalanan protokoller üzerinden yürüdüğünü hatırlatan Alanyalı, "Side gibi bazı antik kentlerde bu uygulama örnek olabilir; ancak her kent için aynı modelin geçerli olduğunu söylemek doğru değil" dedi. Arkeoloji ve Sanat Yayınları’nın sahibi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu üyesi Nezih Başgelen ise kültürel varlıklardaki tahribatı belgeleyen sunumuyla katılımcıların dikkatini sahadaki kayıplara çevirdi. Karabel Kaya Anıtı’nın yüzyıllık tahribat sürecini fotoğraflarla aktaran Başgelen; Latmos kaya resimleri, Kibele anıtları, Termessos lahitleri ve Edirne Muradiye Camii çinileri gibi örnekler üzerinden kayıpları anlattı. Tahribatların son yıllarda iş makineleriyle endüstriyel bir hal aldığını söyleyen Başgelen, "Yunanistan ve İtalya’da arazi teşkilatları, ağır cezalar ve etkin yaptırımlar var. Bizim de bir an önce bu yapıya kavuşmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Mehmet Özdoğan da Türkiye arkeolojisinin kurumsal yapısını ve teorik zeminini ele aldı. Türkiye’nin yetişmiş arkeolog kadrosunun uluslararası düzeyde çok güçlü bir konumda olduğunu vurgulayan Özdoğan, asıl sorunun bu potansiyeli sahaya yansıtacak yapının kurulamamış olması olduğunu söyledi. Arazi teşkilatı bulunmamasını, kültür envanterinin tamamlanmamış olmasını ve bilim ile bürokrasi arasındaki bağın zayıflamasını başlıca eksiklikler olarak sıralayan Özdoğan; kazı tekniği okullarının kurulması, kurtarma kazılarında profesyonel ekiplerin oluşturulması ve uluslararası koruma kuruluşlarındaki temsilin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Özdoğan, kültürel mirasın "gelecek kuşaklara aktarılmak üzere bize bırakılmış bir değer" olduğunun da altını çizdi. Katılımcıların sorularını da yanıtlayan konuşmacılara, panelin sonunda günün anısına hediye takdim edildi.
Elazığ Genel Cerrahi Uzmanı Baysal: "Makatta ağrılar ve apseler crohn hastalığının belirtisi olabilir" Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, "Makatta ağrılar, akıntılar ve apseler crohn hastalığının belirtisi olabilir. Bunun haricinde makattan balgamsı ve sümüksü akıntıların olması, kanamaların gelmesi, şişkinlikler ve karın ağrıları iltihaplı bağırsak hastalığını düşündüren bulgulardır. Bu tür durumlarda derhal kolonoskopi yapılmalıdır" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, bağırsak hastalıkları hakkında değerlendirmelerde bulunarak makattan gelen sıvıların dikkate alınarak hemen doktora başvurulması gerektiğini belirtti. İltihaplı bağırsak hastalıkları olarak temelde iki türlü hastalığın olduğunu aktaran Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, "Bir tanesi crohn yani regional iletis, diğeri de kolitis ülseroza diğer bir adıyla ülseratif kolit hastalığıdır. Bu iki hastalık birbiriyle çok karşılaşabildiği gibi, bu iki hastalığın arasında yer alan indetermine kolit dediğimiz bir başka grup daha vardır. Bu iki hastalığın da genel cerrahide yeri vardır. Özellikle kalın bağırsak kanseri gelişimi açısından ülseratif kolit oldukça önemlidir. Özellikle 8 yıldan uzun süredir tanı konulmuş olan ülseratif kolit vakalarında kalın bağırsak kanseri gelişimi riskinde çok ciddi bir artış olmaktadır. O nedenle 8 yıldan uzun süredir tanısı olan tüm hastaların yılda bir kere kolonoskopi olmalarını öneriyoruz. Hatta bu hastaların uygun bir anda hastalıkları aktif olmadığı bir süreçte ileal J-Poş ve total kolektomi dediğimiz bir ameliyat geçirmeleri, ülseratif kolitten ömür boyu kurtulmalarını sağlayacaktır. Bu nedenle ülseratif kolitte 8 yıldan uzun süredir tanınız varsa, çok dikkatli olmanızda büyük bir fayda var" diye konuştu. Baysal, "Crohn hastalığını ise ince bağırsakların son kısmına özellikle yerleşen bazen kalın bağırsakta da aralıklı olarak seyreden, ağızdan makata kadar olan tüm sindirim sistemine tutabilen bir hastalıktır. Bu hastalıkta kanser gelişim riski düşüktür ama bu hastalıkta makatta apseleri, fissürleri, fistülleri olan hastaların mutlaka kolonoskopi yaptırmaları gerekiyor. Kolonoskopide ince bağırsakların son kısmına baktırmaları ve orada gelişen bir crohn hastalığı varsa tekrarlayan apseler ve fistüller oluşur. Bundan dolayı da uyanık olmaları gerekmektedir. Crohn hastalığında bağırsaklar birbirine yapışarak fistüller ve bazı başka cerrahi problemler ortaya çıkartabilirler. Bu yönden crohn hastalarının uyanık olmaları gerekiyor. Düzenli tedavi kullanmaları gerekiyor. Bu iki hastalık genel cerrahide bizim en çok önem verdiğimiz bağırsak hastalığıdır. Ülseratif kolit kalın bağırsak gelişimi riskini arttırdığı için, kron hastalığı ise genellikle makat üzerinde apseler ve fistüller, fissürler geliştirdiği için bizim için çok önemlidir" ifadelerini kullandı. İltihaplı bağırsak hastalıkları hakkında bilgi veren Baysal, "İltihaplı bağırsak hastalığından şüphelenmek için makatta ağrılar fistüller ve apseler olması crohn hastalığını şüphelendirir. Bunun haricinde makattan balgamsı ve sümüksü akıntıların olması, kanamaların gelmesi, şişkinlikler ve karın ağrıları iltihaplı bağırsak hastalığını düşündüren bulgulardır. Bu tür durumlarda derhal kolonoskopi yapılmalıdır. Bunların ilaç tedavileri de vardır. Bu ilaç tedavileriyle hastalar tedavi olabilirler ama en önemli şey, bunların oluşturduğu komplikasyonlardır. Bu hastalıklar sebebiyle oluşan rahatsızlıklardır. Bu hastalıkların karaciğer, safra, göz, eklemler ve cilt üzerine de bazı komplikasyonları ve bulguları vardır. Bunlar açısından da hastaların kontrol edilmeleri gereklidir. Makattan gelen balgamsı, sümüksü ve kanlı akıntılar, çok önemli akıntılardır. Karın ağrısı, kramp tarzında ağrılar çok önemlidir. Böyle durumlarda derhal bir doktora başvurmalarında fayda var" ifadelerini kullandı.