YEREL HABERLER - 03 Nisan 2012 Salı 11:38

ERZURUM, ERZİNCAN VE BAYBURT`TA GELENEKSELMODERN DEОERLER EKSENİNDE, HALKIN NEREDE OLDUОU BİLİMSEL YÖNTEMLE TESPİT EDİLDİ

A
A
A
ERZURUM, ERZİNCAN VE BAYBURT`TA GELENEKSELMODERN DEОERLER EKSENİNDE, HALKIN NEREDE OLDUОU BİLİMSEL YÖNTEMLE TESPİT EDİLDİ

Atatürk Üniversitesi Toplumsal Araştırmalar ve Uygulama Araştırma Merkezi tarafından Edebiyat Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Yıldız Akpolat ve Yrd. Doç. Dr. Nuray Karaca tarafından yürütülen ve birçok kuruluşun destek verdiği proje çalışmasının alan araştırması Erzurum, Erzincan ve Bayburt illeri kapsamında, toplam 32 ilçe ve bu ilçelere bağlı 61 köyde, 18 anketör tarafından yapıldı.
Akpolat ve Karaca, Kültür Merkezi`nde düzenledikleri toplantıda, elde edilen sonuçları kamuoyuyla paylaştılar. Araştırmada ortaya çıkan sonuçlardan bazıları şöyle:
"Erzurum, Erzincan, Bayburt sıralaması ile modern değer yönelimi olan kişisel başarıya odaklanma ve işin başarısını ön palana çıkarma oranı gittikçe düşmektedir. Bu da şehrin gelişmişliği ile modernliğe yönelme arasında ilişki olduğunu bize göstermektedir. Dünyanın geleceğine dair karamsarlık tutumu Erzincan, Erzurum, Bayburt sıralaması itibariyle azalmaktadır. Bayburt, Erzincan, Erzurum sıralaması itibariyle militer eğilimler azalmaktadır. Bilginin kötülükle mücadele aracı olması konusundaki pozitivist tutuma katılım oranı Bayburt, Erzincan, Erzurum sıralaması itibariyle azalmaktadır.
ETNİSİTE
Kürt nüfus: Hemşericilik, çocuklar sadece kendi eğitimleri ile meşgul olmalı konusundaki eğilim, yeniliklere karşı daha şüpheci olma, bilgi ile konforlu yaşam arasında kurulan bağ itibariyle katılım, daha fazla para kazanma arzusu, büyük şehre çocuklarının eğitimi için göç etme arzusu, dünyanın düzeninin değişmeyeceğine dair karamsarlık, parasız hiçbir şeyin olmayacağına dair inanış, efendiliğin mülk sahipliği ile mümkün olduğu, kendi kanından olana güvenme eğilimi. Türk nüfus: Pazar ekonomisine yatkınlık, din ve devleti ikiz görme oranı, insanın hamurunda kötülük olduğuna dair inanç daha fazladır. Zaza nüfus: Bireyin dahil olduğu yerel-biz grubunun çıkarını önemseme konusundaki eğilim, büyük şehre çocuklarının eğitimi için göç etme arzusu, devletin,toplumun direği olduğuna dair tutumu, hukuka verilen önem oranı daha fazladır.
MEZHEPLER
Aleviler: Toplumsal rollerde yaygınlık, evin geçiminden tüm bireyleri sorumlu görmek, anneyi evin direği olarak görmek, paranın helal olanını istemek, bireysel yeteneklere önem vermek, daha fazladır. Ülkenin geleceği konusunda daha iyimser,dünyanın geleceği konusunda daha karamsardırlar. Hanefiler: Toplum içinde dinsel kuruma, eğitime, devlet kurumuna daha fazla önem vermektedirler. Şafiler: Toplumsal rollerde uzmanlaşma konusunda daha ketumlar. Anneyi daha fazla aile üyelerinin hizmetlisi olarak görmektedirler. İsrafa daha fazla karşıdırlar. Kendi kanından olana daha fazla güvenmektedirler.
CİNSİYET
Erkekler: Demokrasiye daha fazla inanmakta, bilinmeyenden daha fazla endişe etmekte, daha fazla para kazanmak istemekte, daha fazla militer, kişisel çıkarı daha fazla ötelemektedirler. Kadınlar: Ailenin her üyesinin evde kendi işini görmesini daha fazla istemektedirler. Daha fazla kadercidirler. Kadınlar, yenilikler konusunda daha cesurken,erkekler yeniliklerden daha fazla çekinmektedir.
ÖNERİLER
Bu çalışma Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde belirlenen örneklem üzerine sosyo-demografik, ekonomik ve kültürel eksende önemli bir veri kaynağı olarak, söz konusu bölgeye ve bölge insanına dair yapılacak yeni araştırma ve projelerde dikkate alınması son derece önemlidir. Bölge insanının geleneksel değerleri muhafaza etmekten yana tavır sergilemesi değişime kapalı oldukları anlamına gelmemelidir. Modern değerlerin günlük hayatta uygulanması, bu değerleri olumlu bir tutuma dönüştürmektedir.
Teknolojik gelişmeleri günlük yaşamda kullanma rahatlığı teknik değişime daha kolay bir uyum sürecini beraberinde getirmiştir. Bu nedenle teknolojik değişimlerin bölge insanının yaşamını kolaylaştırması geleceğe dair beslediği umutsuzluğu azaltacağı dikkate alınmalıdır. Teknik değişimin yanında kültürel değişim daha yavaştır. Sosyo-kültürel değişimde değişimi sağlayan en önemli araçlar iletişim kanallarıdır.
Bu kanalların doğru kullanılması bölge insanının yapılan çalışmalara yönelik olumsuz bir tutum takınmasını engelleyecektir. Bu nedenle yapılan çalışmalarda uygulanan insandan çok uygulayıcının yaklaşımı önemlidir. Eldeki veriler göstermektedir ki, bölge insanının düşünülenin aksine, muhafazakar, tutucu ve geleneksel bir insan modelinin karşısında değişimden yana rasyonel ve modern değerleri beraberinde taşımaktadır. Bu durum toplumumuza özgü modernleşmenin bir sonucudur.
Bu nedenle yapılacak yeni çalışmaların bölge insanını daha iyi tanıyan sivil toplum kuruluşları ile uygulayıcı akademisyenlerle işbirliği içerisinde gerçekleşmesi önceden var olan ön yargıları ortadan kaldırarak bizi daha fazla objektif sonuçlara ulaştıracaktır.
Demokrasi adına geçirdiğimiz tarihsel süreç ve günümüz demokratik uygulamaları, yerelliği, farklılığı yok sayma yerine bunun kültürel farklılık olarak yaşanmasını bir söylem haline getirmiştir.Bu söylemin örneklem kitlesinde yaşanılan bir olgu haline geldiği dikkat çekicidir. Bulundukları konumdan memnun olmayan bölge insanı bunu değiştirmekten yana bir tavır sergilemektedir. Etnik yapıya bağlı olarak bu Kürtlerde para ile Türklerde eğitim ile gerçekleşeceğine dair bir kanaati barındırmaktadır. Bu kanaat ekonomi ve eğitim ekseninde devlet merkezli bir kalkınma sürecini beraberinde getirmektedir.
Bölge insanının göç etmesini engellemek için daha fazla istihdam yaratılmalıdır. Coğrafi koşullar nedeni ile özel girişimciliğin gelişmediği bu nedenle bireyci bir teşebbüs ruhundan çok devlet merkezli bir yaklaşım hakimdir. Devletin, köylüyü kalkındırma programı içinde yaptığı yatırımların, köylü tarafından doğru işletilmesi ve bunun denetimi olmadığı takdirde hem devletin hem köylünün zarar göreceği aşikardır. Bu konuda insanımızın bilinçlendirilmesi son derece önemlidir.
Köylünün pazara yönelik mal üretmemesi ya da üretilen mal için pazar bulunamaması ciddi bir handikaptır. Böyle bir durumda yöre insanına geçimlik ekonominin hakim olması kaçınılmazdır. Bu sürecin aşılması birey-devlet, özel girişimci-devlet ilişki sürecinde güçlendirilmesini gerektirmektedir. Bölge insanında kimseye muhtaç olmadan kendi emeği ile,ayaklarının üstünde durmak insan onurunun korunması ile paraleldir.
Bu düşüncenin izdüşümü olarak insanımız, iyi bir gelecek ancak iyi bir ülke ile mümkündür inancına sahiptir. Yakın gelecek içinde ülke adına iyimser düşüncelere haiz olan bu insanların olumsuz koşullarını kısmen de olsa değiştirmek onlara yarınları vermek olduğu unutulmamalıdır."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mardin Mardin’de Daşi aşiretinden iftar Mardin’de Daşi aşireti, Kadir Gecesi dolayısıyla Artuklu ilçesinde düzenlenen iftar programında ihtiyaç sahibi aileler ve aşiret mensuplarını bir araya getirdi. İlçedeki bir düğün salonunda gerçekleştirilen programda 2 bin kişi aynı sofrada buluşurken, birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları verildi. İftar programına katılan kanaat önderi avukat Mahmut Can, her yıl geleneksel olarak düzenlenen iftar programıyla hem aşiret mensuplarını hem de ihtiyaç sahibi vatandaşları bir araya getirdiklerini söyledi. Can, "Her yıl bu iftar programını düzenliyoruz. Aşiret mensuplarımızın yanı sıra dostlarımız ve ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızla aynı sofrada buluşuyoruz. Ayrıca ihtiyaç sahibi ailelere nakdi ve ayni yardımlar da ulaştırıyoruz. Amacımız birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek" dedi. Aşiretin ileri gelenlerinden kanaat önderi Süleyman Çelik de, Daşi aşiretinin uzun yıllardır Kadir Gecesi’nde geleneksel olarak iftar programı düzenlediğini belirtti. Çelik, "Bu iftar programı aşiretimizin geleneksel hale getirdiği bir buluşma. Her yıl ailemiz, aşiret mensuplarımız ve dostlarımız bir araya geliyor. Bu program hem aşiret bağlarını güçlendiriyor hem de insanların birbirleriyle buluşmasına vesile oluyor’’ diye konuştu. Programın sadece bir iftar yemeği olmadığını vurgulayan Çelik, ihtiyaç sahibi ailelere yardımların da ulaştırıldığını belirterek, "Sofralarımız da, gönüllerimiz de geniş. İhtiyaç sahibi ailelere her zaman destek olmaya çalışıyoruz. Burada 7’den 70’e herkes bir arada, fakiri zengini herkes aynı sofrada buluşuyor’’ şeklinde konuştu. İftar programı yapılan duaların ardından sona erdi.
Ankara AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kaya: "15 yaşından küçük evlatlarımızın sosyal medya platformlarında beyinlerini heba etmelerinin önüne geçmeyi amaçlıyoruz" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Başkanı Fatma Betül Sayan Kaya, "15 yaşından küçük evlatlarımızın sosyal medya platformlarında beyinlerini heba etmelerinin önüne geçmeyi amaçlıyoruz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Başkanı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen ‘Çocuk Gülerse Dünya Güler’ iftar programına katıldı. Genel Başkan Yardımcısı Kaya, programa katılan yaklaşık 500 çocukla birlikte iftarını yaptıktan sonra açıklamalarda bulundu. Çocuk denilince tüm dünyada akan suların durması gerektiğini ve bütün dünyanın bir çocuk için her şeyin en güzelini düşünmesi gerektiğini belirten Kaya, "Ancak bugün görüyoruz ki dünyanın hiçbir yerinde çocukların hakları eşit değil. Küresel siyasetin çocukları da ayrıştırdığını görüyoruz. Sarı saçlı, mavi gözlü çocuklar diğerlerinden maalesef ayrıştırılıyor. Kendi çocuklarının saçının teline zarar gelse kıyameti koparanlar, katlettikleri evlatların hesabını asla ve asla vermiyorlar. Türkiye, din, dil, ırk ayrımı olmaksızın dünyanın bütün çocukları için mücadele veriyor. Türkiye, dünyanın bütün çocuklarının gülmesi için onların hepsinin huzurla ve refahla geleceğe ulaşması için mücadele veriyor. Bugün dünyanın bütün çocuklarının yüzünü güldürmek için dünyada mücadele eden bir adam var, o da Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan" dedi. AK Parti olarak yaptıkları her projede ya da çalışmada çocukların ana eksende tutulduğunu ifade eden Kaya, deprem bölgesinin inşasında çocuklar için sosyalleşebilecek alanları da hiçbir zaman göz ardı etmediklerini kaydetti. "15 yaşından küçük evlatlarımızın sosyal medya platformlarında beyinlerini heba etmelerinin önüne geçmeyi amaçlıyoruz" Küreselleşen dünyada dijitalleşmenin çocuklar için büyük imkanlar sağlamasının yanı sıra büyük tehditleri de içerisinde barındırdığını vurgulayan Kaya, sözlerine şöyle devam etti: "Çocuklarımızın aklı ve kalbi, muhakeme yeteneğini yerine getirmekten ziyade zaman zaman o dijital dünyada mahrum bırakılıyor. Okuyan, araştıran ve sorgulayan çocuklarımız yerine dijital dünyanın adeta beynini uyuşturduğu çocuklar bu dünyanın en büyük tehdidi ama biz dijitalleşen dünyada da çocuklarımızı korumak için yeni bir yasal düzenlemeyi icra edeceğiz. 15 yaşından küçük evlatlarımızın sosyal medya platformlarında uzun sürelerle beyinlerini heba etmelerinin önüne geçmeyi amaçlıyoruz. Burada da ana hedefimiz çocuklarımızın aklını, kalbini ve muhakeme yeteneğini en iyi düzeyde muhafaza etmek ve onların gelişimlerini en iyi şekilde tamamlamaları için tehditlerden uzak kalmalarını sağlamaktır."