POLİTİKA - 15 Aralık 2011 Perşembe 13:53

MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ`NİN BASIN TOPLANTISI

A
A
A
MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ`NİN BASIN TOPLANTISI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Şike Yasası ile ilgili olarak, "100 yılı aşmış spor kulüplerimizin bulunduğu bir ortamda, şikeyi kim yapmışsa, hesabı ondan sormak gerekirken; o 100 yıllık çınarlardan hesap sormak Türk sporunu geriye götürmek olur. Bu, bir anlamda siyasi partilerin kapatılmasıyla da benzer bir durumdur; partilerin kapatılmasına vesile olanlar siyasete her türlü yolla devam ederken, o partilerin siyasi tarihe gömülmüş olmasının hala sıkıntıları çekilmektedir" dedi.
Bahçeli, geleneksel olarak düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında medya temsilcileri ile bir araya geldi. Burada gazetecilerin sorularını cevaplandıran Bahçeli, Şike Yasası ile ilgili fikrinin sorulması üzerine, MHP’nin yasayla ilgili imzasının arkasında durduğunu ve yasanın geçmesi ile gündemden de düştüğünü anlattı. Bahçeli, "Şimdi bütün sorun, artık futbolcularla futbolu yönetenler ve onlara gönül veren taraftarlar arasındaki üçlü dengeye bağlıdır. Siyasiler üzerine düşeni yapmıştır. Bundan sonra
görev ve sorumluluk zannediyorum sporcularda olması lazımdır. Bir de çok acımasız hareket etmek doğru değildir. 100 yılı aşmış spor kulüplerimizin bulunduğu bir ortamda, şikeyi kim yapmışsa, hesabı ondan sormak gerekirken; o 100 yıllık çınarlardan hesap sormak Türk sporunu geriye götürmek olur. Bu bir anlamda siyasi partilerin kapatılmasıyla da benzer bir durumdur. Partilerin kapatılmasına vesile olanlar siyasete her türlü yolla devam ederken, o partilerin siyasi tarihe gömülmüş olmasının hala sıkıntıları
çekilmektedir" dedi.
"TUTUKLU VEKİLLER AK PARTİ’Lİ OLSA TAVIRLARI NE OLURDU?"
MHP’den milletvekili seçilen Engin Alan’ın tutukluluk halinin halen devam ettiğinin hatırlatılması ve uzun tutukluluk süreleri ile ilgili Meclis’te bir adım atıp atmayacaklarının sorulması üzerine Bahçeli, bunun Türkiye’de bir siyaset ve demokrasi ayıbı olduğunu kaydetti. Bir yandan millet iradesinin arkasında koşarken, ileri demokrasi için her türlü reforma hazır olduğun ifade ederken, diğer yandan milletin iradesiyle seçilmiş vekillerin tutukluluk halinde kıskaç altında bulundurulmasını eleştiren
Bahçeli, bunun bir çelişki olduğunu söyledi. Bu çelişkinin de aşılması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Aşılması için iki yol bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi, bu süreçteki yargının hızlanarak olayları sonuca götürmesi ve bir tutukluluğun ortadan kalkması noktasında yargı iradesini ortaya koyarak olayı çözmesidir. Eğer bu çözülmüyorsa, hala bunun Türkiye’nin gündeminde tutarak, buradan siyasal sonuçlar elde etmeye çalışan siyasi iktidar ise, 329 milletvekilinin çoğunluğu ile Türkiye’nin iktidarıdır.
Siyasi partilerini Meclis’te iktidar olarak karşılamakta, öbürlerini de muhalefet olarak görmektedir. Acaba aynı durum iktidar partisinin milletvekillerinde olsaydı tavrı ne olurdu, onu da sormak lazımdır. Bize göre bu konuyu siyasetin malzemesi yapmadan çözmenin bir yolunu bulmalıyız. Bizim değerli milletvekilimiz bugün Silivri’de bulunmaktadır. Halen gönlümüzde milletvekilidir. Faaliyetlerimize katılmak arzusunu taşıdığını bilmekteyiz. Ama çok sabırlı bir şahsiyettir. Türkiye için her riske göğüs germiş
bir kişinin bu kısıtlamayı da sabırla aşacağını ve bir gün mutlaka aramıza geleceğini de, diğer vekiller gibi umut etmekteyiz. Bunu bir partinin önerisini saptırarak ve bunu da medya ile bu manada değerlendirerek tutukluluk meselesini kilitlemeye de Sayın Adalet Bakanı çok heves etmesin. Gün gelir devir değişir, ne olacağı belli olmaz. Her şartı siyasetçi düşünmeli ve görmelidir. Türkiye bu manada siyaset laboratuarıdır, bunu iyi anlamak gerekir."
"YARGI MENSUBU DA MİLİTAN OLURSA"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ’yargıda militan’ tartışması ile ilgili olarak da Bahçeli, "Türkiye’de herkes militan olabilir de yargı mensubunun olmaması lazım. Yargı mensubu da militan olursa, militanları kim, nasıl ayıklayacak" dedi.
’Şu andaki yargı mensuplarını militan olarak görüyor musunuz?’ sorusuna ise Bahçeli, "Çoğunu tanımıyorum, tanımadığım insanlar hakkında ’bunlar militandır’ demek de siyasi edeple bağdaşmaz" dedi.
MHP’DEKİ KASET OLAYI
Bahçeli, seçim öncesi ortaya çıkan kaset olayı ile ilgili olarak da, sahip oldukları bütün bilgileri savcılığa verdiklerini söyledi. "Fakat 12 Haziran’dan bugüne kadar geçen sürede savcıların faaliyetlerine bir ilerleme olmadığı görülmektedir" diyen Bahçeli, savcıların nasıl bir çalışma ortamında olduklarını kestirmenin de zor olduğunu kaydetti. Bahçeli, "Bizim arzumuz kendilerine verdiğimiz bilgiler doğrultusunda bir an evvel bunun sonuçlandırılmasını ve sonuçların da kamuoyuyla paylaşılması ve bu tür
davranışları her zaman kullanmayı yöntem haline getirmiş olan insanların içerde ve dışarıda kimler olduğu tespit edilerek gerekli tedbirlerin alınmasında yarar vardır. İftiranın veya bazı olayların sonu gelmez. Bunlar çığ gibi yuvarlanarak büyür ve belki bir gün bütün siyasi hayatı kaplar, dikkat etmek lazımdır" dedi.
"GEZGİNCİ TARİHÇİLER ÇIKTI"
Faili Meçhulleri Araştırma Komisyonu kurulmasının yeniden tartışıldığının hatırlatılması ve böyle bir komisyona destek verip vermeyeceklerinin sorulması üzerine Bahçeli, Türkiye’nin iyiye gitmesi için herkesin iyi niyet gösterdiğini belirterek, "Ancak Türkiye’nin tarihini kaşnlmiş vekillerin tutukluluk halindıyarak, yanlış bilgilendirmelerle her gün yeni tartışmalar meydana getirerek, Türkiye’yi bir krize, iç barışı tehdit eden bir konuma getirmenin de bir faydası yoktur. MHP olarak bazı tartışmaları
Türkiye’nin gündemine getiriyorlar. Buradan Sayın Başbakana sesleniyorum; Devletin tüm arşivlerini, Genelkurmay arşivleri, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün elinde ne belgeler varsa bunları bir tarih şurasındaki değerli uzmanların önüne koyarak, Türkiye’de ne olup bitmişse, her şeyi niceleyip kamuoyu ve dünyayla paylaşmasında falda vardır. Böyle olmazsa, bundan en fazla yarar sağlayacaklar gelecekte Türkiye üzerindeki hesaplarını sürdürmek isteyen eskinin emperyalist, şimdinin küresel güçleri
olacaktır. Türkiye daha akıllı hareket etmek zorundadır.
Yeni bir devlet kurulmuştur. Bu devletin kendini koruma ve yaşatma faaliyetlerini başka yere çekmeyi doğru bulmuyoruz. Bir de gezginci tarihçiler çıktı. Bilimden uzak, işi gücü sırakmış, birilerinden maaş alıyor, Türkiye’nin bir bölgesine gidiyor, orada bazı nisanlarla konuşuyor, kimin ne dediği meçhul Sonra da televizyonlara çıkıyor, Allah selamet versin sabaha kadar da MHP’nin nokta kadar haberini vermeyen televizyonlar bu saçmalıkları sabaha kadar dinletmeye toplumu mecbur bırakıyor. Ama bütün bunlar
Türkiye’nin geleceğini aydınlatacak bir süreç olacaktır. Türkiye artık bu toz duandan dan da kendisini kurtararak, birliğin, dirliğin olduğu güçlü bir Türkiye yolunda ilerleyecektir diye düşünüyorum" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "Çocuklarımızın ve gençlerimizin birbirine daha dikkatle baktığı iklimi kuvvetlendirmek zorundayız" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Çocuklarımızın ve gençlerimizin birbirine daha dikkatle baktığı, dinlerken hakkaniyeti elden bırakmadığı, konuşurken hatırı gözettiği, ortak hayatın hukukunu daha derinden hissettiği bir iklimi kuvvetlendirmek zorundayız" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Mogan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli/Gölbaşı’nda gerçekleştirilen programda konuşan Tekin; Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendirdiğini belirtti. Toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren bu tür buluşmaların toplumsal uzlaşıya katkı sağladığını ifade eden Tekin, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Eğitimin toplumsal kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Tekin, Türkiye’yi asırlardır bir arada tutan şeyin farklı milletlerin birbirini yok saymadan aynı hayatın içinde kalabilmiş olmasından kaynaklandığını ifade etti. Ayrıca Tekin, son zamanlarda ABD/İsrail ve İran arasında gerçekleşen savaşta, Türkiye olarak birlik ve beraberlik içerisinde olmaları halinde bu çatışmadan etkilenmeyeceklerini sözlerine ekledi. "Bizi asırlardır bir arada tutan şey, birbirimizi yok saymadan aynı hayatın içinde kalabilmiş olmamızdır" Programda açıklamalarda bulunan Bakan Tekin, Ramazan ayının farklılıkları bir araya getirdiğini belirterek, "Bizi asırlardır bir arada tutan şey, birbirimizi yok saymadan aynı hayatın içinde kalabilmiş olmamızdır. Bir komşunun sevincine gönülden ortak olmak, konuşurken hatırı elden bırakmamak, ayrılığı husumetin ateşine çevirmeden yol yürümektir. Bu millet, ayakta kalma gücünü buralarda buldu, bugün de aynı kudretle yolunu tayin ediyor. Farklılıkları çatışmanın malzemesi haline getiren bir mizaç, bu millete hiçbir zaman istikamet vermedi. Anadolu’nun irfanı da buradan süzüldü, gönüller arasına duvar örmek yerine araya bir hukuk, bir hatır, bir muhabbet yerleştirdi. Bu milletin hafızası, bu inceliği hayatın akışı içinde yoğurdu. Aynı pazarda alışveriş eden, aynı mahallede yaşayan, aynı şehrin sevincine de kederine de ortak olan insanlar; gündelik hayatın sayısız temas noktasında birbirinin hukukunu gözeterek olgunlaştı. Dergahlar, ahi meclisleri, ocaklar, cem meclisleri ve haneler, insanların bir araya geldiği yerler olmanın ötesine geçip konuşma adabının, görüş ayrılığını edep içinde taşıyabilmenin, emanete riayet etmenin ve komşuluk hukukunun terbiye edildiği menziller haline getirdi. Bu coğrafyanın toplumsal nizamı da bu şekilde kuruldu. Kalp kırmayı ziyan sayan, kul hakkını vebal bilen, muhatabını incitmeden hakikate yaklaşmayı edep kabul eden bir hayat anlayışıyla derinleşti" ifadelerine yer verdi. "Bugün bize düşen, asırlardan süzülüp gelen bu inceliğin hayattan çekilmesine izin vermemektir" Son günlerde ABD/İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmanın bölgeyi istikrarsızlaştırdığını ve Türk toplumu olarak bu sıcak çatışmadan milli beraberlik ve kardeşlik duygularıyla çıkmanın mümkün olacağını vurgulayan Tekin, "Bugün bize düşen, asırlardan süzülüp gelen bu inceliğin hayattan çekilmesine izin vermemektir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin birbirine daha dikkatle baktığı, dinlerken hakkaniyeti elden bırakmadığı, konuşurken hatırı gözettiği, ortak hayatın hukukunu daha derinden hissettiği bir iklimi kuvvetlendirmek zorundayız. Hatır bilen, emanet taşıyan, ölçü gözeten, muhatabının haysiyetini incitmeden yol yürüyen bir nesil yetiştirmediğimiz sürece; elinizde imkan da olsa, bilgi de olsa, başarı da olsa eksik bir nokta kalacaktır. Bu millet nice badireyi, tam da böyle zamanlarda içinden çıkardığı vakar, basiret ve irfanla aştı. Kırılan yeri onaran, mesafeyi azaltan, gönüller arasında yeniden yol açan kuvveti kendi içinde bu dinamiklerle buldu. Bugün de ihtiyaç duyduğumuz şey, işte bu irfanı yeniden hayatımızın merkezine alabilmektir. Birbirimizi daha hakkaniyetli bir biçimde dinleyebildiğimiz, hatırı ve hukuku zedelemeden konuşabildiğimiz, ortak hayatı daha derin bir şuurla taşıyabildiğimiz ölçüde istikametimiz de güç kazanacaktır" diye konuştu. "Ağır sarsıntıların yaşandığı bölgemizde, milli birliğimiz ve iç cephemiz daha da güçlü olmak durumundadır" Türkiye’deki iç cepheyi takip etme yolunda kararlı irade sergileyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye şükranlarını sunan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ağır sarsıntıların yaşandığı bölgemizde, milli birliğimiz, kardeşlik zeminimiz ve iç cephemiz daha da güçlü olmak durumundadır. Bu vesileyle iç cepheyi takip etme yönünde kararlı bir irade sergileyen sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve sayın Devlet Bahçeli’ye huzurlarınızda bir kez daha şükranlarımı arz ederim. Milli Eğitim Bakanlığı olarak biz de bu iradeyi gelecek kuşaklara yöneltecek bir kararlılık içerisinde hareket ediyoruz. Bütün derdimiz Anadolu’nun mayasında var olan, Anadolu’nun mayasını oluşturan, Anadolu’da birliği ve beraberliği temsil eden bu kültürü, gelecek kuşaklara aksettirmek. Bu vesileyle milli birliğimizi ve beraberliğimizi en güçlü temsil ettiğimiz dönemlerden olan Ramazan ayını da okullarımızda öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve velilerimizle ve coşkulu bir biçimde karşıladık." Programa vakıf yöneticileri, akademisyenler ve davetliler de katıldı. İftar programı, ramazan ayının manevi atmosferi içinde yapılan müzik dinletisi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.