- 15 Ekim 2021 Cuma 09:24

Motosiklet tutkusuyla kanseri yenip dünya turuna çıkmayı planlıyor

A
A
A
Motosiklet tutkusuyla kanseri yenip dünya turuna çıkmayı planlıyor

Erzincan’da yaşayan ve yaklaşık 1 yıl önce over (yumurtalık) kanseri teşhisi konulan Zehra Gök, motosiklet tutkusu ve çeşitli spor alanlarına olan ilgisiyle moral depolayarak kanserle mücadele ediyor.

Erzincan’da yaşayan ve yaklaşık 1 yıl önce over (yumurtalık) kanseri teşhisi konulan Zehra Gök, motosiklet tutkusu ve çeşitli spor alanlarına olan ilgisiyle moral depolayarak kanserle mücadele ediyor.


Kansere yakalanmadan önce hemşirelik mesleğini icra eden Gök’ü yaşadığı ağrılar ve kemoterapinin verdiği yorgunluk yıldırmadı. Tedavi sürecinden arta kalan zamanlarda bateri çalan, yoga eğitmenliği yapan, bisiklet turu düzenleyen ve Erzincan’da gerçekleştirilen çeşitli sportif aktivitelere katılan Gök, sağlığına kavuştuktan sonra çocukluk hayali olan motosikletle dünya turuna çıkmayı planlıyor.


Birkaç yıl önce eşinin de desteğiyle motosiklet sürmeyi öğrendiğini söyleyen Gök, hastalığa yakalanmadan önce çevre illerde motosiklet turu gerçekleştirdiğini ifade ederek, en büyük hayalinin sağlığına kavuşmak ve daha sonra da motosikletle dünya turuna çıkmak olduğunu belirtti.



“Kendimi ya imha edecektim ya da inşa edecektim”


Yeğenini ziyaret etmek için gittiği hastanede kanser tanısı konulan Gök, benim bir hikâyem var diyerek hastalık sürecini anlattı. “42 yaşında eski bir hemşireyim” diyen Gök, “11 Kasım 2020 tarihinde bir takım şikâyetlerim üzerine ön tanım konuldu. Ardından kemoterapiler başladı. Bu süreçte insan kendini çok iyi hissetmiyor. Bir kere korkuyorsunuz daha önce prova etmediğiniz bir şey. Bunun size ne getireceğini bilmiyorsunuz. Her ne kadar sağlık personeli olsam da bunu yaşıyor olmak çok ayrı bir şey. Tabii ki bunları kaldırmak ve tolere etmek çok zordu benim için. Ama ameliyat olmadan önce havalar güzelleşirken evimin bahçesi, yeşil ve doğa bana çok iyi geldi. Bununla yaşamayı öğrenmem gerekiyordu. Bundan önce evet farklı bir hayatım vardı. Farklı hayallerim vardı. İşte motosikletle dünyayı gezmek, karavan almak gibi hep gezmekle ilgili idi hayallerim. Güzel hayallerim vardı ama hayat bu yöne çevirdi beni. Benim de artık bununla yaşamayı öğrenmem gerekiyordu ve zihnim bir savaş veriyordu. Ya kendimi imha edecektim ya da kendimi inşa edecektim. İmha etmek belki daha kolaya kaçmaktı. Çünkü bir yerde oturacaktım ve öylece bekleyecektim. Kaderime razı olacaktım. Ama bana verilen hayat neyse ben onunla her günüme başlamaya gayret gösterdim” ifadelerini kullandı.


Motosiklete binmek için hızla iyileşmeye çabalayan Gök, “Ben bana iyi gelen aktiviteleri yapmaya çalışıyorum. Motosikletime binemedim tabii bu süreçte. Motosikletime binmeyi dört gözle bekliyorum ve bunun için büyük bir hızla iyileşmeye gayret gösteriyorum. Düzenli olarak yoga yapıyorum. Yoga eğitmeniyim ayrıca. Bahçemde yaptığım küçük seanslarla kendimi toparlamaya başladım. Süslü kadınlar bisiklet turunu organize ediyorum 3 yıldır. Hep birlikte bir şeyler yapabiliyor olmak bana çok iyi geliyor. Yürüyüş yapıyorum. Köpeğimle ilgileniyorum. Kedilerime bakıyorum. Aslında bu süreçte insana en iyi gelen şey, yakınlarının o büyük destekleri. Hem doğuştan gelen ailenizin hem de sonradan ailem dediğiniz insanların size oluşturduğu ortam ve destek çok önemli çok kıymetli. Benim bu hastalığa yakalanmadan önce bu sene için motosikletle dünya turu yapmak gibi bir planım vardı. Bu sene için olmadı ama bundan sonra ki süreçte umarım çok hızlı bir şekilde iyileşir ve o hayallerimi gerçekleştiririm” şeklinde konuştu.


Sosyal medya aracılığıyla kendisiyle aynı hastalığı yaşayan insanlarla iletişime geçen ve onlara moral olan Gök, “Beni gören bazı insanlar bana yazmaya başladı. Kiminin annesine, kiminin çocuklarına ya da kendilerine iyi geldim. Çok güzel bir etkileşim yakaladık. Bu pozitif enerji herkese çok iyi geldi” diyerek şu tavsiyelerde bulundu:


“Başımıza gelen şeyleri önce kabul edelim. Bununla birlikte yaşamayı öğrenelim. Hayata dört elle sarılalım ve hayatımızı sevelim. Bizim bir tane hayatımız var ve bunun kıymetini bilelim. Bu zor süreçler insanın hayatına girdiği zaman hayatınız alt üst olmuş gibi hissediyorsunuz. Her şey tepe taklak olmuş gibi. Hayatınızın ortasına bir bomba atılmış gibi hissediyorsunuz. Şu cümle benim motivasyon kaynağım, hayatım alt üst oldu, düzenim bozuldu diye sakın üzülme, nerden biliyorsun altının üstünden daha iyi olmayacağını.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Enkazdan sağ çıkan Hediye hayırseverlerin desteğiyle dünyaevine girdi Hatay’da yaşanan depremde enkazdan beş gün sonra sağ kurtulan 21 yaşındaki Hediye Demirkol, nişanlısı ile ertelediği düğününü hayırseverlerin de desteğiyle Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde gerçekleştirdi. Hatay’da yaşayan 21 yaşındaki Hediye Demirkol, nişanlısı Muhammet Yıldız ile birlikte düğün hazırlıkları yaparken 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerde annesi ve kardeşi ile enkaz altında kaldı. Deprem sonrası enkazın arasında nişanlısını arayan Muhammet Yıldız, günlerce umudunu kaybetmeden molozların arasında Hediye Demirkol’dan bir iz aradı. Ekiplerin çalışmaları sonucu beş gün sonra enkazdan sağ kurtulan Hediye Demirkol’un kolu ampute edildi. Enkazda annesini kaybeden ve kardeşinin de iki ayağı ampute edilen Hediye Demirkol, sevk edildiği Adana’da tedavisinin tamamlanmasının ardından kardeşiyle birlikte Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesine taşındı. Türk Kızılay Şubesi ve hayırseverlerin de desteğiyle bir eve yerleştirilen Hediye Demirkol, Şube Başkanı Kürşat Yağız’a deprem nedeniyle ertelenen düğün planından bahsetti. Çiftin hayalini gerçekleştirmek isteyen Kızılay, düğün için hazırlık başlattı. Davul zurna eşliğinde gelin alma adetinin yerine getirilmesiyle birlikte çeyizler de eve taşındı. Yapılan duaların ardından konvoy halinde Gülüç Belediyesi Düğün Salonu’na gelen çift, burada dünyaevine girdi. “Evlilik sürecimiz depremden sonra çok farklı boyuta geldi” Hayırseverler ve sevenleri genç çifti düğünde yalnız bırakmadı. Dört senelik nişanlılık süreci sonrası düğün hazırlığı yaptıkları sırada depremin olduğunu anlatan Hediye Demirkol, “Birbirimizi görüp tanıştık. Uzun bir hikayemiz var. Zamanla konuşa konuşa ileriye dönük sürecimiz başladı. Söz takıp nişanlandık. Yaklaşık dört senedir birlikteyiz. Deprem bizim dönüm noktamız oldu. Önceleri evlilik sürecini düşünüyorduk ama depremden sonra çok farklı boyuta geldi. Birbirimizden kopamadığımızı o zaman anladık. Düğünü erteledik. Deprem olmasaydı geçen yaz düğün olacaktı. Tedavi süreçleri oldu" dedi. Karadeniz Ereğli’ye geldiklerinde nikah yaparak dünyaevine girmeyi planladıklarını ve Kızılay’ın desteğiyle düğün yaptıklarını anlatan Demirkol, “Bu şekilde bize güzel bir düğün organize ettiler. Hatay’dan Karadeniz Ereğli’ye geldik. Orada hiçbir şeyimiz kalmadı. Buradaki güzel insanlarla tanışma sürecimiz oldu. Birçok insanla tanıştık. Sağ olsunlar hiçbir zaman desteklerini ayırmadılar” diye konuştu. “Küs öleceğimizi bilmek beni kahretti” Depremin kendileri için dönüm noktası olduğunu söyleyen Muhammet Yıldız ise, “İnsan sevdiğinden asla kopamaz. Depremin olduğu gün kendisiyle küstük. Öleceğine değil de küs öleceğimize çok üzüldüm. Sürekli bunu düşünüyordum, kahroldum. Neden kavga ettiğimizi düşündüm. Demek ki iki günlük dünyaymış, kavga etmeye hiç gerek yokmuş” dedi. İlk depremin yaşanmasında bir saat sonra nişanlısının evinin enkazının başına geldiğini anlatan Yıldız, “Enkazdan araçlar geçemiyordu. Yakınlarında bir tane park vardı. İnsanlar ateş yakmış duruyordu. Bir umut oradadır diye kendisini, annesini ve küçük kardeşini aradım. Kimseyi bulamadım. Enkaz başında gördüğüm tablo her şeyi anlamama yetti. Oradan birisinin çıkması imkansız gibi bir şeydi. Arkadaşlarım da bunu söylüyordu. İlk başta Hediye’nin ölmediğini söylüyordum. Boşuna ümitlenmememi ve durumu kabullenmemi söylediler. Sonuna kadar Hediye’nin yaşadığını düşünüyor ve inanıyordum. Sonra Hediye’nin sesini duyduk ve yaşadığını öğrendik” ifadelerini kullandı.