GENEL - 18 Nisan 2023 Salı 10:20

Türkiye nüfusunun yüzde 26,5’ini çocuk nüfus oluşturdu

A
A
A
Türkiye nüfusunun yüzde 26,5’ini çocuk nüfus oluşturdu

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2022 yıl sonu itibarıyla, Türkiye nüfusu 85 milyon 279 bin 553 kişi iken bunun 22 milyon 578 bin 378’ini çocuklar oluşturdu.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2022 yıl sonu itibarıyla, Türkiye nüfusu 85 milyon 279 bin 553 kişi iken bunun 22 milyon 578 bin 378’ini çocuklar oluşturdu. Çocuk nüfusun %51,3’ünü erkek çocuklar, %48,7’sini kız çocuklar oluşturdu. Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun %48,5’ini oluştururken bu oran 1990 yılında %41,8 ve 2022 yılında %26,5 oldu.


Nüfus projeksiyonlarına göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında %25,6, 2040 yılında %23,3, 2060 yılında %20,4 ve 2080 yılında %19,0 olacağı öngörüldü.


Türkiye’nin çocuk nüfus oranının Avrupa Birliği üye ülkelerinden yüksek olduğu görüldü


Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2022 yılında çocuk nüfus oranının AB ortalaması %18,1 oldu. AB üye ülkeleri içerisinde en fazla çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla, %23,6 ile İrlanda, %21,3 ile Fransa, %21,0 ile İsveç olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla, %15,6 ile İtalya, %15,8 ile Portekiz, %15,9 ile Malta oldu. Türkiye’nin çocuk nüfus oranının %26,5 ile AB üye ülkelerinden daha yüksek olduğu görüldü.


Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il Şanlıurfa oldu


ADNKS sonuçlarına göre illerin toplam nüfusları içindeki çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2022 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, %44,9 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini %41,4 ile Şırnak ve %39,3 ile Ağrı izledi.


Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu il, %16,9 ile Tunceli oldu. Tunceli ilini %17,7 ile Edirne ve %18,4 ile Kırklareli izledi.


Türkiye’de 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranı %44,3 oldu


ADNKS sonuçlarına göre 2022 yılında toplam hanehalkı sayısı 26 milyon 75 bin 365 oldu. Hanelerin %44,3’ünde 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu görüldü. Bu hanelerin illere göre dağılımı incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranının en yüksek olduğu ilin %70,3 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu ilin %29,0 ile Tunceli olduğu görüldü.


En az bir çocuk bulunan hanelerin %18,9’unda 0-17 yaş grubunda bir çocuk, %15,4’ünde iki çocuk, %6,5’inde üç çocuk, %2,2’sinde dört çocuk, %1,3’ünde ise beş ve daha fazla çocuk bulunduğu görüldü.


Çocuk nüfusun 2022 yılında %29,4’ünün 5-9 yaş grubunda yer aldığı görüldü


Çocuk nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2017 yılında çocuk nüfusun %28,3’ünün 0-4 yaş grubunda, %27,7’sinin 5-9 yaş grubunda, %27,1’inin 10-14 yaş grubunda ve %16,8’inin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görülürken, 2022 yılında %25,1’inin 0-4 yaş grubunda, %29,4’ünün 5-9 yaş grubunda, %28,5’inin 10-14 yaş grubunda ve %17,0’sinin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görüldü.


Canlı doğan bebek sayısı 2021 yılında 1 milyon 79 bin 842 oldu


Doğum istatistiklerine göre 2021 yılında canlı doğan bebek sayısı, 1 milyon 79 bin 842 oldu. Doğan bebeklerin 554 bin 41’i erkek, 525 bin 801’i ise kız oldu. Canlı doğan bebeklerin %96,9’unu tekil, %3,0’ünü ikiz, %0,1’ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu.


Sağlık Bakanlığı verilerine göre hastanede gerçekleşen doğumların oranı, 2010 yılında %91,6 iken 2021 yılında %97,5 oldu.


Bebeklere konulan en popüler erkek ismi Alparslan, kız ismi Zeynep oldu


ADNKS sonuçlarına göre 2022 yılında doğan bebeklere konulan en popüler erkek bebek isimleri, Alparslan, Yusuf ve Miraç; en popüler kız bebek isimleri ise Zeynep, Asel ve Defne oldu. Doğan erkek bebeklerin 8 bin 332’sine Alparslan, 6 bin 370’ine Yusuf, 5 bin 43’üne Miraç, kız bebeklerin 8 bin 876’sına Zeynep, 6 bin 845’ine Asel, 6 bin 830’una ise Defne ismi verildi.


Türkiye’de 2022 yılında 0-17 yaş grubundaki çocuklarda en çok kullanılan erkek çocuk isimlerinin Yusuf, Mustafa ve Mehmet; kız çocuk isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Yağmur olduğu görüldü.


Çocuk bağımlılık oranı 2022 yılında %32,3 oldu


Toplam yaş bağımlılık oranı, 15-64 yaş grubunda çalışma çağındaki her 100 kişi başına düşen, 0-14 ile 65 ve üzeri yaş grubundaki kişi sayısı olarak tanımlanır. ADNKS sonuçlarına göre, 2022 yılında toplam yaş bağımlılık oranı %46,8 oldu. Yaş grubu 15-64 olan her 100 kişi başına düşen, 0-14 yaş grubundaki çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı ise %32,3 olarak gerçekleşti.


Beş yaşındaki çocukların net okullaşma oranı %81,6 oldu


Milli Eğitim Bakanlığı örgün eğitim istatistiklerine göre okul öncesi eğitim seviyesinde beş yaş net okullaşma oranının, 2020/’21 öğretim yılında %56,9 iken 2021/’22 öğretim yılında %81,6 olduğu görüldü. Beş yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için %81,9, kız çocuklar için %81,4 oldu.


İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2021/’22 öğretim yılında %93,2, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı %89,8 ve ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı %89,7 oldu.


Eğitim kademelerinde okul tamamlama oranları arttı


Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı sonuçlarına göre eğitim kademesi ve cinsiyete göre okul tamamlama oranları incelendiğinde, yıllara göre bir artış gözlendi. İlkokul tamamlama oranı 2016/’17 eğitim ve öğretim döneminde %98,3 iken bu oran 2021/’22 eğitim ve öğretim döneminde %98,4 oldu. Ortaokul tamamlama oranı 2016/’17 eğitim ve öğretim döneminde %88,9 iken bu oran 2021/’22 eğitim ve öğretim döneminde %96,4 oldu. Ortaöğretim tamamlama oranı ise %62,9’dan %77,9’a yükseldi.


Ortaöğretim okul tamamlama oranı cinsiyete göre incelendiğinde, 2021/’22 eğitim ve öğretim döneminde bu oranın erkek çocuklar için %76,2, kız çocuklar için %79,6 olduğu görüldü.


Günde en az bir defa diş fırçalayan 3-17 yaş grubundaki çocukların oranı %66,5 oldu


Türkiye çocuk araştırması sonuçlarına göre anneleri/temel bakım verenleri tarafından günde en az bir defa diş fırçaladığı belirtilen 3-17 yaş grubundaki çocukların oranı %66,5 oldu. Günde en az bir defa diş fırçaladığı belirtilen 3-17 yaş grubundaki kız çocukların oranı %73,4 iken aynı yaş grubundaki erkek çocukların oranı %60,0 oldu.


Diş fırçalama oranları yaş gruplarına göre incelendiğinde, yaş ilerledikçe diş fırçalayan çocukların oranının arttığı görüldü. Günde en az bir defa diş fırçaladığı belirtilen 3-5 yaş grubundaki çocukların oranı %52,1 iken 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı %75,9 oldu.


Konsantre olmada zorluk yaşayan 5-17 yaş grubundaki çocukların oranı %1,4 oldu


Türkiye çocuk araştırması sonuçlarına göre ilgili işlev alanında çok zorlanan veya hiç yapamayan çocuklar incelendiğinde, anneleri/temel bakım verenleri tarafından görmede zorluk yaşadığı belirtilen 5-17 yaş grubundaki çocukların oranının %1,0, duymada zorluk yaşadığı belirtilen aynı yaş grubundaki çocukların oranının %0,2, yürümede zorluk yaşadığı belirtilen çocukların oranının %1,1, kendi öz bakımını yapmada zorluk yaşadığı belirtilen çocukların oranının ise %0,9 olduğu görüldü.


Anneleri/temel bakım verenleri tarafından iletişim kurmada zorluk yaşadığı belirtilen 5-17 yaş grubundaki çocukların oranının %0,8, öğrenmede zorluk yaşadığı belirtilen aynı yaş grubundaki çocukların oranının %1,5, hatırlamada zorluk yaşadığı belirtilen çocukların oranının %1,1, konsantre olmada zorluk yaşadığı belirtilen çocukların oranının ise %1,4 olduğu görüldü.Değişikliği kabul etmede zorluk yaşadığı belirtilen çocukların oranı %2,1, davranış kontrolünü sağlamada zorluk yaşayan çocukların oranı %1,6, arkadaş edinmede zorluk yaşayan çocukların oranı ise %2,1 oldu.


Anneleri/temel bakım verenleri tarafından her gün kaygı yaşadığı belirtilen 5-17 yaş grubundaki çocukların oranı %7,3 iken her gün depresyonda hissettiği belirtilen aynı yaş grubundaki çocukların oranı ise %4,7 oldu.


Okul derslerinin baskısı altında hisseden 6-17 yaş grubundaki çocukların oranı %13,4 oldu


Türkiye çocuk araştırması sonuçlarına göre anneleri/temel bakım verenleri tarafından okul derslerinin baskısı altında hissettiği belirtilen 6-17 yaş grubundaki çocukların oranı %13,4 oldu. Okul derslerinin baskısı altında hissettiği belirtilen 6-17 yaş grubundaki erkek çocukların oranı %12,7 iken aynı yaş grubundaki kız çocukların oranı ise %14,1 oldu.


Çocukların okul derslerinin baskısı altında hissetme oranının %14,3 ile en yüksek 15-17 yaş grubunda olduğu görüldü. Okul derslerinin baskısı altında hissettiği belirtilen 6-9 yaş grubundaki çocukların oranının %12,1, 10-12 yaş grubundaki çocukların oranının %14,0, 13-14 yaş grubundaki çocukların oranının ise %13,8 olduğu görüldü.


Diğer çocuklar tarafından zorbalığa uğrayan 6-17 yaş grubundaki çocukların oranı %13,8 oldu


Türkiye çocuk araştırması sonuçlarına göre anneleri/temel bakım verenleri tarafından ayda en az birkaç kez diğer çocuklar tarafından zorbalığa maruz kaldığı belirtilen 6-17 yaş grubundaki çocukların oranı %13,8 oldu.


Anneleri/temel bakım verenleri tarafından ayda en az birkaç kez diğer çocuklar tarafından dalga geçildiği belirtilen 6-17 yaş grubundaki çocukların oranı %7,7 iken ayda en az birkaç kez diğer çocuklar tarafından kasıtlı olarak dışlandığı belirtilen aynı yaş grubundaki çocukların oranı %7,2 oldu.


Zorbalık türlerine göre diğer çocuklar tarafından zorbalığa uğrayan 6-17 yaş grubundaki çocukların oranı, 2022


Okulda kendini dışlanmış hissettiğini belirten 13-17 yaş grubu çocukların oranı %6,8 oldu


Türkiye çocuk araştırması sonuçlarına göre okulda kolayca arkadaş edinebildiğini belirten 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı %73,2 iken kendini okula ait hisseden aynı yaş grubundaki çocukların oranı %72,4 oldu. Diğer öğrencilerin kendini seviyor gibi göründüğünü belirten 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı %55,6, okulda kendini garip ve yabancı hissettiğini belirten 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı %8,8, okulda kendini dışlanmış hisseden çocukların oranı ve okulda kendini yalnız hissettiğini belirten çocukların oranı ve %6,8 oldu.


Sınava iyi hazırlanmış olsa bile kendini çok endişeli hissettiğini belirten 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı %50,5 oldu. Bu oran aynı yaş grubu erkek çocuklarda %43,9 iken kız çocuklarda %57,6 oldu.


Kendini mutlu veya orta seviyede mutlu hissettiğini belirten çocukların oranı %96,7 oldu


Türkiye çocuk araştırması sonuçlarına göre tüm yaşantılarında kendini mutlu hissettiğini belirten 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı %69,1 iken kendini orta seviyede mutlu hisseden aynı yaş grubundaki çocukların oranı %27,6, kendini mutsuz hissedenlerin oranı ise %3,4 oldu.


Kendini mutlu hissettiğini belirten 13-17 yaş grubundaki erkek çocukların oranı %71,4 iken kendini orta seviyede mutlu hisseden aynı yaş grubundaki erkek çocukların oranı %25,6, kendini mutsuz hissedenlerin oranı ise %2,9 oldu.


Kendini mutlu hissettiğini belirten 13-17 yaş grubundaki kız çocukların oranı %66,5 iken kendini orta seviyede mutlu hisseden aynı yaş grubundaki kız çocukların oranı %29,6, kendini mutsuz hissedenlerin oranı ise %3,9 oldu.


Çocuk Hakları Sözleşmesini duyduğunu belirten 13-17 yaş grubu çocukların oranı %45,1 oldu


Türkiye çocuk araştırması sonuçlarına göre Çocuk Hakları Sözleşmesini duyduğunu belirten 13-17 yaş grubundaki çocukların oranının %45,1 olduğu görüldü. Bu oran aynı yaş grubundaki erkek çocuklarda %39,1 iken kız çocuklarda %51,4 oldu.


Hangi haklara sahip olduğunu bilen 13-17 yaş grubundaki çocukların oranı %53,3 iken yetişkinlerin genellikle çocuk haklarına saygı duyduğunu düşünen çocukların oranı %52,7 oldu.


Resmi kız çocuk evlilikleri azaldı


Evlenme istatistiklerine göre 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarının resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002 yılında %7,3 iken bu oran 2022 yılında %2,0’ye düştü. Diğer taraftan, aynı yaş grubunda olan erkek çocukların resmi evlenmelerinin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2002 yılında %0,5 iken bu oran 2022 yılında %0,1 oldu.


Yaş grubu 15-17 olan çocuklarda işgücüne katılma oranı %18,7 oldu


Hanehalkı İşgücü Araştırması 2022 yılı sonuçlarına göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı %18,7 oldu. İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın erkek çocuklar için %27,0 kız çocuklar için %10,0 olduğu görüldü.


Babası vefat etmiş çocukların sayısı 266 bin 532 oldu


ADNKS sonuçlarına göre 2022 yılında 22 milyon 578 bin 378 çocuk nüfusun içerisinde babası vefat etmiş çocuk sayısının 266 bin 532, annesi vefat etmiş çocuk sayısının 81 bin 420, hem annesi hem babası vefat etmiş çocuk sayısının ise 4 bin 219 olduğu görüldü.


Koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı 9 bin 11 oldu


Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verilerine göre 2022 yılında Türkiye genelinde kuruluş bakımı altında bulunan çocuk sayısının 14 bin 141 olduğu görüldü. Mevcut koruyucu aile sayısı 7 bin 439, koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı ise 9 bin 11 oldu. Evlat edindirilen çocuk sayısı 2022 yılında 556 oldu.


Boşanma davaları sonucu velayeti anneye verilen çocukların oranı %75,7 oldu


Boşanma istatistiklerine göre 2022 yılında boşanan çiftlerin sayısı 180 bin 954 oldu. Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 180 bin 592 çocuk velayete verildi. Çocukların velayetinin %75,7’sinin anneye, %24,3’ünün ise babaya verildiği görüldü.


Çocuklar en fazla dışsal yaralanma ve zehirlenmeler sonucu hayatını kaybetti


Ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre 2021 yılında 1-17 yaş grubunda en fazla çocuk ölümleri, dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle gerçekleşti. Söz konusu nedenle hayatını kaybeden, 1-17 yaş grubundaki çocuk ölüm sayısı 2021 yılında bin 313 oldu. Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları nedeniyle 893 çocuk, iyi huylu ve kötü huylu tümörler nedeniyle 669 çocuk, dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle 429 çocuk hayatını kaybetti.


Bebek ölüm hızı binde 9,2 oldu


Ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre 2009 yılında bebek ölüm hızı binde 13,9 iken 2021 yılında binde 9,2’ye düştü. Bebek ölüm hızı cinsiyete göre incelendiğinde, 2009-2021 yılları arasında bebek ölüm hızının erkek bebekler için binde 14,6’dan binde 9,8’e, kız bebekler için binde 13,1’den binde 8,6’ya düştüğü görüldü.


Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2009 yılında binde 17,7 iken 2021 yılında binde 11,2’ye düştü. Beş yaş altı ölüm hızı cinsiyete göre incelendiğinde; 2009-2021 yılları arasında beş yaş altı ölüm hızının erkek çocuklar için binde 18,5’ten binde 11,9’a, kız çocuklar için binde 16,8’den binde 10,5’e düştüğü görüldü.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’da "Geleneksel Mayalı Ekmek Festivali" düzenlendi Diyarbakır Maya Okulları öğrencileri, ekmeğin yolculuğunu "Geleneksel Mayalı Ekmek Festivali"nde uygulamalı olarak gerçekleştirdi. Diyarbakır Maya Okulları’nda okulun geleneksel hale gelen ve her yıl kutlanan ’Mayalı Ekmek Şenliği’, bu sene de kapılarını rengarenk atölyeler ve Anadolu kokan etkinliklerle açtı. Festival kapsamında okul bahçesinin dört bir yanı birer yaşam alanına dönüştürüldü. Veliler ve çocuklarla beraber geleneksel oyunlarla burada el ele vererek unutulmaz anılar biriktirdi. Ata tohumunun ekmeğe dönüşme hikayesi kapsamında çocuklar ve veliler çeşit çeşit etkinlikler yaptılar. İngilizce ve kodlama atölyelerinde çocuklar geleceğin dünyasına hazırlanırken, ebru sanatı ve el baskısı atölyelerinde renklerin suyla dansını keşfedip, parmak boyalarıyla hayallerini tuvale döktürdü. Mayalı ekmeğin hikayesi standında ise çocuklara toprağın ve emeğin değeri aşılandı. Şenlikte öğrenciler, geleneksel oyunlarla keyifli vakit geçirdi. Maya Okulları Müdürü Erdi Akyıldız, bugün Mayalı Ekmek Günü’nü kutladıklarını ve Türkiye genelindeki Maya Okulları’nda kutlanan geleneksel bir gün olduğunu söyledi. Akyıldız, "Maya Okulları olarak Türkiye geneli 24 yıldır bugünü kutluyoruz. Diyarbakır olarak yöresel lezzetlerimizi, yöresel oyunlarımızı hem oynamak hem tattırmak ve daha da önemlisi çocuklarımızı ekrandan uzaklaştırarak aileleriyle beraber kaliteli zaman geçirmek için böyle bir etkinlik planladık. Yaklaşık bin 5 ile 2 bin arası katılım var. Velilerimiz de bunu merakla bekliyordu. Her yıl geleneksel olarak bunu sürdürmeyi planlıyoruz. Bu şekilde devam edeceğiz. Biliyorsunuz artık evlerimizde ekmek yapılmıyor, maya kullanılmıyor. Hem bunu özendirmek hem de burada tattırmak istiyoruz. Eski annelerimizin, ninelerimizin yapmış olduğu mayalı ekmekleri tattırmak istiyoruz. Yine reyhan şerbetimiz bölgemizin, ilimizin çok güzel bir içeceği. Bunun yanında ayran, limonata gibi içeceklerle gazlı içeceklerden uzaklaştırmayı, sağlıklı beslenmeyi teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Geleneksel olduğu için burada yedinci yıldır Mayalı Ekmek Günleri’ni kutluyoruz. Artık velilerimiz de işi biliyorlar. Herkes gelirken sandalyesini, masasını alıp burada güzel bir gün geçiriyor. Biz de hepsine teşekkür ediyoruz" dedi. Velilerden Sultan Aktaş, Maya Okulu’nun yapmış olduğu Mayalı Ekmek Etkinliği için çocuğuyla birlikte geldiğini ifade etti. Aktaş, "Burada çocuklarımıza aslında Maya Okulu’nun temel ana yapısı olan kültürel değerlerimizi hatırlatmak, geçmişten gelen ata tohumlarımızı ve ailesel kültürlerimizi yeniden yaşatmak amacıyla bulunuyoruz. Çocuklarımıza bu duygunun temelini tekrar hissettirmek istiyoruz. Okulun da burada çocuklarımız üzerinde büyük bir desteği var. Burada buğdayın, ekmeğin nereden oluştuğunu, nereden geldiğini, ana kaynağının buğday olduğunu ve nasıl öğütüldüğünü çocuklara anlatarak kültürümüzün başlangıç noktasına dair farkındalık oluşturmak amacıyla güzel bir etkinlik çerçevesinde çocuklarımızı toplamış bulunmaktalar. Bunun için kendilerine çok teşekkür ederiz. 2 yıldır bu atmosferin içerisindeyiz. Her şey çok güzel. Çocuklarımız gerçekten verimli bir şekilde tüm etkinliklere katılarak güzel vakit geçiriyor. Bu bizler için de, veliler için de büyük bir mutluluk. Her şey için okulumuza teşekkür ederiz. Biz tabii ki çocukluğumuzu hatırlıyoruz. Annelerimiz bize hamuru mayalayıp hamurdan ekmekler, çörekler yapardı. Açıkçası çocukluğumuza döndük diyebiliriz. Çocuklarımızın da burada bu duyguyu hissetmesi bizler adına güzel bir duygu oldu. O yüzden gerçekten güzel bir etkinlik altında toplanmış bulunmaktayız burada" ifadelerini kullandı. Bir diğer veli Rıdvan Çelik ise, 4 yıldır düzenlenen Mayalı Ekmek Günleri’ne katılım sağladıklarını aktardı. Çelik, "Özellikle ekmeğin hikâyesi kısmında, çocuklarımızın bizim eskiden yaşadığımız deneyimleri görememesi nedeniyle en azından geçmişe bir yolculuk yaparak o eski deneyimleri yaşamalarını istiyoruz. Bu şekilde okulun bütün velileri ve çocukları bir araya geliyor, herkes okulla bütünleşiyor. Yılda bir kez gerçekleştirilen bu etkinlikte çocuklarımız da bizler de gayet mutlu bir şekilde eğleniyoruz" şeklinde konuştu. Çok eğlendiğini söyleyen öğrencilerden Mina Sırımsı, "Mayalı ekmek yapmayı öğrendim. Mayanın nasıl yapıldığını ne işe yaradığını öğrendim. Çok hoşuma gitti etkinlik" dedi. Başka bir öğrenci Beril Akbulut da etkinlikte eğlendiklerini aktardı. Akbulut, "Oyunlar oynadık. Yiyecekler yedik çok keyifliydi. Buğdayı una, unu da ekmeğe çevirmeyi öğrendik" dedi. Öğrencilerden Jinda Deniz Alver ise çok güzel bir gün olduğunu özellikle bugünü sabırsızlıkla beklediğini ve Mayalı Ekmek Günleri’ni çok sevdiğini söyledi. Öğrencilerden Masal Ecrin Özsoy da, Mayalı Ekmek Günü etkinliğine katıldığı için çok mutlu olduğunu aktardı.
Gaziantep Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Bayraktar’dan zarar gören çiftçilere ziyaret Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gaziantep’te yaşanan dolu ve fırtınadan etkilenen bölgeleri ziyaret ederek çiftçilere geçmiş olsun temennisinde bulundu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Gaziantep’te iki hafta önce meydana gelen sağanak, dolu ve şiddetli rüzgarın aynı anda etkili olduğu "süper hücre" fırtınasının çiftçilere verdiği zararı yerinde incelemek üzere kente geldi. Bayraktar, bölgedeki ziraat odası başkanları ve ilgililerle Çaybeyi Mahallesi’ndeki fıstık bahçelerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar, Gaziantep’te etkili olan olumsuz hava şartları nedeniyle 380 bin dekar alanın zarar gördüğünü, hububat, baklagil, zeytin, üzüm ve Antep fıstığı gibi ürünlerin etkilendiğini ifade etti. Bayraktar, "Türkiye’de etkili olan yağışlar neticesinde yer altı sularımız beslendi. Bunun sonucunda Türkiye’de kuraklık tehdidi kalkmış durumda. Hububat başta olmak üzere olumlu etkileyecek. Bu sene buğdayda üretimin 22-23 milyon tona çıkmasını bekliyoruz" dedi. Olumsuz hava şartlarının tarımsal alanlara zarar verdiğini ifade eden Bayraktar, "Sadece Gaziantep’te değil, 65 ilimizde don etkili oldu. Bu durum tarımsal üretime büyük zarar verdi. Kuraklık afetiyle karşı karşıya kaldık ve birçok ilimizde üretim olumsuz etkilendi. Sel ve su baskınları sonucu birçok ürünümüz zarar gördü. Binlerce dekar arazi sular altında kaldı. Sadece sel değil, don felaketinden etkilenen illerimizi de gezdim. Son günlerde dolu afeti de üretime zarar vermeye başladı. Dolu dışında hortumla da karşı karşıya kaldık. Gaziantep’te hem dolu hem hortum yaşandı" şeklinde konuştu. "9 ilçesinde yaklaşık 8 bin 310 çiftçi etkilendi" Gaziantep’in 9 ilçesinde yaklaşık 8 bin 310 çiftçinin yaşanan afetlerden etkilendiğini belirten Bayraktar, "380 bin dekar alan zarar görmüş durumda. Hububat, baklagil, zeytin, üzüm ve Antep fıstığı gibi ürünlerimiz etkilendi. Kesin hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor. Gaziantep’te tarım sigortası oranının düşük olduğunu görüyoruz, şu an yaklaşık yüzde 18 seviyesinde. Ürünlerin zarar görmesi nedeniyle önümüzdeki 2-3 yıl verim kaybı yaşanabilir. Bu kayıpların karşılanmasını talep ediyoruz. Üreticimize sahip çıkma ve sahada kalmasını sağlama zamanıdır" ifadelerini kullandı. Araban Ziraat Odası Başkanı Hasan Altun ise, Bayraktar’a teşekkür ederek çiftçilerin zarar gördüğünü ve yetkililerin çiftçilere destek vermesini istedi.
Bolu Bu çayın fiyatını içen belirliyor Bolu’nun Yeniçağa ilçesinde 85 yıldır hizmet veren tarihi kahvehanede tüp, elektrikli ısıtıcı ve deterjan kullanılmıyor. Çayın sadece odun ateşinde demlenip, bardakların elenmiş odun külüyle yıkandığı işletmede müşteriler içtikleri çayın ücretini kendileri belirliyor. Yeniçağa ilçesine bağlı Eskiçağa köyünde, Zonguldak-Ankara kara yolu üzerinde bulunan çay ocağı, yarım asrı aşan süredir aynı geleneksel yöntemlerle hizmet veriyor. Emekli şoför İsmail Demir, 1980 yılında babasından devraldığı mesleği yaşatmaya devam ediyor. Ormandan topladığı çam, meşe ve köknar odunlarıyla sabahın erken saatlerinde ocağı yakan Demir, köy halkının yanı sıra güzergahı kullanan sürücülere de hizmet sunuyor. 85 yıllık işletmede kurulduğu günden bu yana tüp veya elektrikli ısıtıcı kullanılmıyor. "Çay parası sorulmaz" Kurulduğu günden bu yana kimyasal deterjanın girmediği dükkanda çay bardakları, ocaktan alınan ve ince elenen kül ile yıkanıyor. Mesleği babasından devraldığını belirten İsmail Demir, "Burası babamın yeri. 85 yıldır bu işi yapıyoruz. Sabahleyin ateş yanar, akşama kadar odun ateşinde çay ayarlanır. Zonguldak, Bartın, Kurucaşile, Cide, Ankara illerine gitmek isteyen müşterimiz hiç eksik olmaz. Bizde çay fiyatı aranmaz. İster alırız, ister almayız; isteyen verir, isteyen vermez. Burada kimseye çay parası sorulmaz. 5 lira veren de olur, 10 lira, 15 lira, hatta 50 lira veren de olur; biz onu geri çevirmeyiz. Temizlikte de deterjan kullanmayız. Ocak külü çok temizdir; elediğimiz o toz külle bardakları ovaladığımızda pırıl pırıl parlar" dedi. "Bu tadı ve samimiyeti başka yerde bulamazsınız" Mekanın 67 yaşındaki daimi müşterilerinden köyün eski muhtarı Ramazan Karaduman, "Burası önemli bir yol üstü. Zonguldak, Bartın, Amasra gibi turistik beldelere gidenlerin uğrak noktası. Ben annemden doğdum doğalı bu kahvehanede odun ateşinde çay yapılır. Başka yerlerde, Karadeniz sahillerinde de odun ateşinde çay içtim ama buradaki tadı alamazsınız. Bu nostaljik havayı, kahveci arkadaşımızın insanları sıcak karşılamasını, candan ve samimi davranmasını başka hiçbir kahvehanede görmedim" ifadelerini kullandı.
Ankara Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Genç: "Türkiye’nin Afrika’da tercih edilmesinin nedeni yaklaşımının ortak çıkara dayanması" Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Osman Genç, "Türkiye’nin Afrika’da giderek daha fazla tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri, Türkiye’nin karşılıklı saygıya, ortak çıkara ve uzun vadeli işbirliğine dayanan yaklaşımı" dedi. Afrika Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Osman Genç, Türkiye Afrika küresel ekonomik iş birliğini değerlendirdi. Türkiye’nin, Afrika Boynuzu’nda sadece bir yardım koridoru değil, küresel sistemin kurallarını belirleyen bir güç haline geldiğini aktaran Genç, Türkiye’nin, Afrika’ya sadece yatırım yapan bir ülke değil; aynı zamanda üretim tecrübesini paylaşan bir ülke olduğuna dikkati çekti. Afrika ile Türkiye arasındaki ilişkilerin artık klasik ticaret ilişkilerinin çok ötesine geçtiğinin altını çizen Genç, "Bugün Afrika ülkeleri yalnızca ürün satın alan ya da ham madde ihraç eden ekonomiler olmak istemiyor. Sanayileşmek, üretmek, teknoloji geliştirmek ve küresel tedarik zincirlerinde daha güçlü bir yer edinmek istiyorlar. Türkiye’nin yaklaşımı da tam olarak bu noktada Afrika’da karşılık buluyor. Çünkü Türkiye, Afrika’ya sadece yatırım yapan bir ülke değil; aynı zamanda üretim tecrübesini paylaşan, ortak kalkınma vizyonu sunan güvenilir bir ortak olarak görülüyor" diye konuştu. "Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ilişkiler sadece ithalat ve ihracattan ibaret değil" Cezayir ile Türkiye arasında gelişen ilişkilerin bu yeni dönemin en önemli örneklerinden biri olduğunu savunan Genç, "Cezayir sadece enerji kaynakları açısından değil, Avrupa ile Afrika arasında stratejik bir geçiş noktası olması nedeniyle de çok kritik bir ülke. Bugün Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ilişkiler sadece ithalat ve ihracattan ibaret değil. Ortak sanayi bölgeleri, enerji yatırımları, altyapı projeleri ve üretim işbirlikleri üzerinden daha derin ve uzun vadeli bir ortaklık modeli inşa ediliyor" değerlendirmesine bulundu. "Türkiye enerji koridorlarının merkezinde bulunan bir ülke" Genç, enerji alanındaki iş birliğinin gelecek dönemin en stratejik başlıklarından biri olacağını belirterek, "Dünya artık enerji güvenliğini yeniden tanımlıyor. Cezayir doğal gaz ve LNG kapasitesiyle önemli bir enerji üreticisi konumunda. Türkiye ise enerji koridorlarının merkezinde bulunan bir ülke. Bu nedenle iki taraf arasındaki iş birliği sadece enerji ticareti değil; petrokimya, yenilenebilir enerji ve hatta yeşil hidrojen gibi alanlara doğru genişliyor" ifadelerine yer verdi. Afrika ülkelerinin güvenlik alanında da yeni ortaklık modelleri aradığı sözlerine ekleyen Genç, "Türkiye burada sadece savunma ürünü satan bir aktör olarak değil; eğitim veren, teknoloji paylaşan ve kapasite geliştiren bir ortak olarak öne çıkıyor. Özellikle sınır güvenliği, terörle mücadele, deniz güvenliği ve savunma sanayi alanındaki iş birlikleri önümüzdeki dönemde daha da derinleşecektir" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin üretim kapasitesi ile Afrika’nın genç iş gücü birleştiğinde ortaya çok güçlü bir ekonomik sinerji çıkabilir" Genç, Afrika dünyanın en genç nüfusuna sahip kıtası olduğuna vurgu yaparak, "Bu çok büyük bir potansiyel anlamına geliyor. Türkiye’nin üretim kapasitesi ve sanayi deneyimi ile Afrika’nın genç iş gücü birleştiğinde ortaya çok güçlü bir ekonomik sinerji çıkabilir. Tekstil, tarım teknolojileri, gıda işleme, sağlık sanayisi ve lojistik gibi alanlarda ortak üretim modellerinin yaygınlaşacağını düşünüyoruz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde Türkiye-Afrika ilişkileri yalnızca ticaret hacimleriyle konuşulmayacak" Afrika ülkelerinin küresel sistemde tek bir merkeze bağımlı olmak istemediğinin altını çizen Genç, sözlerine şu şekilde devam etti: "Daha dengeli, daha eşitlikçi ve karşılıklı kazanca dayalı ortaklıklar arıyorlar. Türkiye’nin Afrika’da giderek daha fazla tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri de budur. Türkiye’nin yaklaşımı karşılıklı saygıya, ortak çıkara ve uzun vadeli iş birliğine dayanıyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye-Afrika ilişkileri yalnızca ticaret hacimleriyle konuşulmayacak. Enerji güvenliği, teknoloji transferi, ortak üretim, lojistik koridorları ve bölgesel istikrar gibi çok daha stratejik alanlarda yeni bir döneme giriyoruz. Bu ilişki artık sadece ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik bir ortaklık niteliği taşımaya başlamıştır."
Diyarbakır Diyarbakır’da "Geleneksel Mayalı Ekmek Festivali" düzenlendi Diyarbakır Maya Okulları öğrencileri, ekmeğin yolculuğunu "Geleneksel Mayalı Ekmek Festivali"nde uygulamalı olarak gerçekleştirdi. Diyarbakır Maya Okulları’nda okulun geleneksel hale gelen ve her yıl kutlanan ’Mayalı Ekmek Şenliği’, bu sene de kapılarını rengarenk atölyeler ve Anadolu kokan etkinliklerle açtı. Festival kapsamında okul bahçesinin dört bir yanı birer yaşam alanına dönüştürüldü. Veliler ve çocuklarla beraber geleneksel oyunlarla burada el ele vererek unutulmaz anılar biriktirdi. Ata tohumunun ekmeğe dönüşme hikayesi kapsamında çocuklar ve veliler çeşit çeşit etkinlikler yaptılar. İngilizce ve kodlama atölyelerinde çocuklar geleceğin dünyasına hazırlanırken, ebru sanatı ve el baskısı atölyelerinde renklerin suyla dansını keşfedip, parmak boyalarıyla hayallerini tuvale döktürdü. Mayalı ekmeğin hikayesi standında ise çocuklara toprağın ve emeğin değeri aşılandı. Şenlikte öğrenciler, geleneksel oyunlarla keyifli vakit geçirdi. Maya Okulları Müdürü Erdi Akyıldız, bugün Mayalı Ekmek Günü’nü kutladıklarını ve Türkiye genelindeki Maya Okullarında kutlanan geleneksel bir gün olduğunu söyledi. Akyıldız, "Maya Okulları olarak Türkiye geneli 24 yıldır bu günü kutluyoruz. Diyarbakır olarak yöresel lezzetlerimizi, yöresel oyunlarımızı hem oynamak hem tattırmak ve daha da önemlisi çocuklarımızı ekrandan uzaklaştırarak aileleriyle beraber kaliteli zaman geçirmek için böyle bir etkinlik planladık. Yaklaşık bin 5 ile 2 bin arası katılım var. Velilerimiz de bunu merakla bekliyordu. Her yıl geleneksel olarak bunu sürdürmeyi planlıyoruz. Bu şekilde devam edeceğiz. Biliyorsunuz artık evlerimizde ekmek yapılmıyor, maya kullanılmıyor. Hem bunu özendirmek hem de burada tattırmak istiyoruz. Eski annelerimizin, ninelerimizin yapmış olduğu mayalı ekmekleri tattırmak istiyoruz. Yine reyhan şerbetimiz bölgemizin, ilimizin çok güzel bir içeceği. Bunun yanında ayran, limonata gibi içeceklerle gazlı içeceklerden uzaklaştırmayı, sağlıklı beslenmeyi teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Geleneksel olduğu için burada yedinci yıldır Mayalı Ekmek Günleri’ni kutluyoruz. Artık velilerimiz de işi biliyorlar. Herkes gelirken sandalyesini, masasını alıp burada güzel bir gün geçiriyor. Biz de hepsine teşekkür ediyoruz" dedi. Velilerden Sultan Aktaş, Maya Okulu’nun yapmış olduğu Mayalı Ekmek Etkinliği için çocuğuyla birlikte geldiğini ifade etti. Aktaş, "Burada çocuklarımıza aslında Maya Okulu’nun temel ana yapısı olan kültürel değerlerimizi hatırlatmak, geçmişten gelen ata tohumlarımızı ve ailesel kültürlerimizi yeniden yaşatmak amacıyla bulunuyoruz. Çocuklarımıza bu duygunun temelini tekrar hissettirmek istiyoruz. Okulun da burada çocuklarımız üzerinde büyük bir desteği var. Burada buğdayın, ekmeğin nereden oluştuğunu, nereden geldiğini, ana kaynağının buğday olduğunu ve nasıl öğütüldüğünü çocuklara anlatarak kültürümüzün başlangıç noktasına dair farkındalık oluşturmak amacıyla güzel bir etkinlik çerçevesinde çocuklarımızı toplamış bulunmaktalar. Bunun için kendilerine çok teşekkür ederiz. 2 yıldır bu atmosferin içerisindeyiz. Her şey çok güzel. Çocuklarımız gerçekten verimli bir şekilde tüm etkinliklere katılarak güzel vakit geçiriyor. Bu bizler için de, veliler için de büyük bir mutluluk. Her şey için okulumuza teşekkür ederiz. Biz tabii ki çocukluğumuzu hatırlıyoruz. Annelerimiz bize hamuru mayalayıp hamurdan ekmekler, çörekler yapardı. Açıkçası çocukluğumuza döndük diyebiliriz. Çocuklarımızın da burada bu duyguyu hissetmesi bizler adına güzel bir duygu oldu. O yüzden gerçekten güzel bir etkinlik altında toplanmış bulunmaktayız burada" ifadelerini kullandı. Bir diğer veli Rıdvan Çelik ise, 4 yıldır düzenlenen Mayalı Ekmek Günleri’ne katılım sağladıklarını aktardı. Çelik, "Özellikle ekmeğin hikâyesi kısmında, çocuklarımızın bizim eskiden yaşadığımız deneyimleri görememesi nedeniyle en azından geçmişe bir yolculuk yaparak o eski deneyimleri yaşamalarını istiyoruz. Bu şekilde okulun bütün velileri ve çocukları bir araya geliyor, herkes okulla bütünleşiyor. Yılda bir kez gerçekleştirilen bu etkinlikte çocuklarımız da bizler de gayet mutlu bir şekilde eğleniyoruz" şeklinde konuştu. Öğrencilerden Mina Sırımsı, çok eğlendiğini söyledi. Sırımsı, "Mayalı ekmek yapmayı öğrendim. Mayanın nasıl yapıldığını ne işe yaradığını öğrendim. Çok hoşuma gitti etkinlik" dedi. Başka bir öğrenci Beril Akbulut ise, etkinlikte eğlendiklerini aktardı. Akbulut, "Oyunlar oynadık. Yiyecekler yedik çok keyifliydi. Buğdayı una, unu da ekmeğe çevirmeyi öğrendik" dedi. Öğrencilerden Jinda Deniz Alver de, çok güzel bir gün olduğunu özellikle bugünü sabırsızlıkla beklediğini ve Mayalı Ekmek Günlerini çok sevdiğini söyledi. Öğrencilerden Masal Ecrin Özsoy da, bugün Mayalı Ekmek Günü etkinliğine katıldığını için çok mutlu olduğunu aktardı.