- 15 Mayıs 2023 Pazartesi 10:55

Erzincan’da doğurganlık hızı 1,39 oldu

A
A
A
Erzincan’da doğurganlık hızı 1,39 oldu

Erzincan’da doğurganlık hızı 1,39 oldu.

Erzincan’da doğurganlık hızı 1,39 oldu.


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılına ilişkin doğum istatistiklerini açıkladı. Buna göre, 2022’de canlı doğan bebek sayısı 1 milyon 35 bin 795 olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl canlı doğan bebeklerin yüzde 51,4’ü erkek, yüzde 48,6’sı kız olarak dünyaya geldi.


Canlı doğan bebek sayısı 2022 yılında 1 milyon 35 bin 795 oldu. Canlı doğan bebeklerin %51,4’ü erkek, %48,6’sı kız oldu.


Toplam doğurganlık hızı 1,62 çocuk oldu


Toplam doğurganlık hızı, bir kadının doğurgan olduğu dönem olan 15-49 yaş grubunda doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade etmektedir.


Toplam doğurganlık hızı, 2001 yılında 2,38 çocuk iken 2022 yılında 1,62 çocuk olarak gerçekleşti. Yani, bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısı 2022 yılında 1,62 oldu. Bu durum, doğurganlığın nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,10’un altında kaldığını gösterdi.


Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 3,59 çocuk ile Şanlıurfa oldu


Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 2022 yılında 3,59 çocuk ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 2,94 çocuk ile Şırnak, 2,62 çocuk ile Mardin izledi.


Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise 1,18 çocuk ile Kütahya ve Zonguldak oldu. Bu illeri 1,21 çocuk ile Karabük, 1,26 çocuk ile Bartın izledi.


Toplam doğurganlık hızının Avrupa Birliği üye ülkeleri ortalaması, 2021 yılında 1,53 çocuk oldu


Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip olan ülkenin 1,84 çocuk ile Fransa olduğu, en düşük toplam doğurganlık hızına sahip olan ülkenin ise 1,13 çocuk ile Malta olduğu görüldü. Toplam doğurganlık hızı 2021 yılında binde 1,71 olan Türkiye, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında 6. sırada yer aldı.


Kaba doğum hızı binde 12,2 oldu


Kaba doğum hızı, bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını ifade etmektedir. Kaba doğum hızı, 2001 yılında binde 20,3 iken 2022 yılında binde 12,2 oldu. Diğer bir ifade ile 2001 yılında bin nüfus başına 20,3 doğum düşerken, 2022 yılında 12,2 doğum düştü.


Kaba doğum hızının en yüksek olduğu il binde 27,3 ile Şanlıurfa oldu


Kaba doğum hızı illere göre incelendiğinde, 2022 yılında kaba doğum hızının en yüksek olduğu il binde 27,3 ile Şanlıurfa oldu. Bu ili binde 23,7 ile Şırnak, binde 21,2 ile Mardin izledi.


Kaba doğum hızının en düşük olduğu il ise binde 7,4 ile Zonguldak oldu. Bu ili binde 8,2 ile Bartın ve Çanakkale, binde 8,3 ile Giresun izledi.


Kaba doğum hızının Avrupa Birliği üye ülkelerinden daha yüksek olduğu görüldü


Türkiye’nin kaba doğum hızının Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin kaba doğum hızlarından daha yüksek olduğu görüldü. Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin kaba doğum hızları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek kaba doğum hızına sahip olan ülkenin binde 12,0 ile İrlanda olduğu, en düşük kaba doğum hızına sahip olan ülkenin ise binde 6,8 ile İtalya olduğu görüldü.


Yaşa özel doğurganlık hızının en yüksek olduğu yaş grubu 25-29 oldu


Yaşa özel doğurganlık hızı, belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir.


Yaş grubuna göre doğurganlık hızı incelendiğinde, 2001 yılında en yüksek yaşa özel doğurganlık hızı binde 144 ile 20-24 yaş grubunda iken 2022 yılında binde 107 ile 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu durum, doğurganlığın kadının daha ileri yaşlarında gerçekleştiğini gösterdi.


Adölesan doğurganlık hızı düştü


Adölesan doğurganlık hızı, 15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir.


Adölesan doğurganlık hızı, 2001 yılında binde 49 iken 2022 yılında binde 12’ye düştü. Diğer bir ifadeyle, 2022 yılında 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 12 doğum düştü.


Adölesan doğurganlık hızının Avrupa Birliği üye ülkeleri ortalaması binde 7 oldu


Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin adölesan doğurganlık hızları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek adölesan doğurganlık hızının olduğu ülke binde 37 ile Bulgaristan, en düşük adölesan doğurganlık hızının olduğu ülke ise binde 1 ile Danimarka oldu. Adölesan doğurganlık hızı 2021 yılında binde 13 olan Türkiye, Avrupa Birliği üyesi 7 ülke ile beraber Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde yer aldı.


Doğum yapan annelerin ortalama yaşı 29,2 oldu


Doğumlarını 2001 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 26,7 iken 2022 yılında 29,2 oldu. İlk doğumunu 2022 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 26,8 oldu.


İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 28,4 ile İstanbul oldu


İlk doğumdaki ortalama anne yaşı illere göre incelendiğinde, 2022 yılında ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 28,4 ile İstanbul oldu. Bu ili 28,3 yaş ile Trabzon, 28,2 yaş ile Tunceli ve Rize izledi.


İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en düşük olduğu il ise 23,8 ile Ağrı oldu. Bu ili 24,2 yaş ile Muş ve Şanlıurfa, 24,6 yaş ile Kilis izledi.


Doğumların %3,2’si çoğul doğum olarak gerçekleşti


Doğumların 2022 yılında %3,2’si çoğul doğum olarak gerçekleşirken, bu doğumların %96,4’ü ikiz, %3,5’i üçüz ve %0,1’ü dördüz ve daha fazla bebek olarak gerçekleşti.


Doğumların %38,2’si annenin ilk doğumu olarak gerçekleşti


Doğum sırasına göre doğumlar incelendiğinde, 2022 yılında doğumların %38,2’sinin ilk, %30,7’sinin ikinci, %17,5’inin üçüncü, %12,7’sinin ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleştiği görüldü.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.