GÜNDEM - 01 Mart 2025 Cumartesi 16:57

14 asırlık mukabele geleneği genç hafızlara emanet

A
A
A
14 asırlık mukabele geleneği genç hafızlara emanet

Erzincan’da 14 asırlık mukabele geleneği, genç hafızlar tarafından yaşatılmaya devam ediyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda genç hafızlar Fatih Sultan Mehmet Han Camisinde sesli olarak mukabele geleneğini sürdürdüler.


Erzincan’daki camileri süsleyen ve İslam dünyasında 14 asırdır süren mukabele geleneğini, yaşları 11 ile 15 arasında değişen genç hafızlar sürdürüyor. "Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken bilenlerin gözleriyle Kur’an-ı Kerim’i takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi" anlamına gelen mukabele geleneği, Erzincan’daki tüm camilerde Ramazan ayında yaşatılıyor.


"Her gün bir cüz"


Camilerde sabah ve ikindi namazlarından önce ve sonra hafızlar tarafından ezbere okunan mukabeleye çok sayıda vatandaş katılıyor. Sabah ve ikindi namazlarından sonra yerlerini alan cemaat, hafızın ezbere okuduğu Kur’an-ı Kerim’den her gün 1 cüz takip ediyor. Erzincan Fatih Sultan Mehmet Han Camiinde ikindi namazından sonra mukabele okuyan genç hafız geleneğin kendileri tarafından yaşatılacağına dikkat çekiyor.


Mukabele sayesinde hafızlığını da tekrar ettiğini ve bu geleneği tüm hafız arkadaşlarıyla birlikte sürdüreceklerini belirten genç hafız Ebubekir Gül 2021 yılında hafızlığa başladığını ve 2023 yılında da tamamladığını söyledi. Geçmişten günümüze kadar hafızların okuyacağı mukabeleyi sürdürmeye çalıştıklarını belirten genç hafız Ebubekir Gül, "Bu sene de Allah’ın izniyle Fatih Sultan Mehmet Han Camisinde okuyorum. Hem hafızlığımı tekrar edip hem de Arapça mı yapıyorum. Haftanın her günü burada bir cüz mukabele okuyoruz" dedi.


Mukabele günümüze kadar devam etmiş güzel bir sünnettir


Fatih Sultan Mehmet Han cami İmam Hatibi Nurullah Kılıçtaş mukabele geleneğinin nasıl ortaya çıktığını ve günümüzde nasıl yapıldığını anlatarak, "Cenab-ı Allah idrak ettiğimiz Ramazan ayını İslam alemine ve ülkemize hayırlı eylesin. Camilerimizde mukabele geleneği Peygamberimiz (s.a.v) Cebrail Aleyhisselam ile karşılıklı Kuran-ı Kerim’i okumaları noktasında vuku bulan, Peygamberimizin (s.a.v) en güzel sünnetlerinde biridir. Günümüze kadar devam etmiş güzel bir sünnettir. Bunu camilerimizde hafızlığını tamamlamış genç kardeşlerimiz okumakta ve yine cami görevlilerimiz de bu sünneti güzel bir şekilde idrak etmektedirler, hemen hemen her camide yapılmakta. Hafızlığını tekrar etmek, unutmamak adına da yapılan bir uygulama. Bu geleneğin cemaatimiz nezdinde şöyle bir faydası var; Kuran okumayı geliştirme, tecvit hataları olanlar onları görüyorlar, kendilerini düzeltiyorlar. Biz de Peygamberimizin (s.a.v) bu güzel sünnetini her yıl Ramazan ayında camilerimizde devam ettirme gayreti içerisindeyiz" diye konuştu.


Sabah namazı öncesi ve ikindi namazının ardından Fatih Sultan Mehmet Han Camisinde okunan mukabeleyi Ramazan ayı boyunca sürdüreceğini belirten cami cemaatinden Fuat Afal, "Burada genç hafızlarımız ezber okuyorlar bizlerde sürüyoruz. Yanlışlarımızı görüyor tecvitte öğreniyoruz. Allah razı olsun" dedi.



14 asırlık mukabele geleneği genç hafızlara emanet

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Büyükincirli köyünde incirin yalnızca adı kaldı Yozgat merkeze bağlı Büyükincirli köyü, ismini asırlar önce topraklarında yetişen bereketli incir ağaçlarından almasına rağmen, günümüzde tek bir incir ağacı dahi yetişmiyor. Anadolu’nun kadim yerleşim yerlerinden biri olan Yozgat’ta yer alan Büyükincirli köyü, rivayete göre incir ağaçlarına sahip olduğu dönemlerde bu ismi aldı. Ancak değişen iklim şartları, zamanla kuruyan su kaynakları ve tarımsal dönüşüm, köyün simgesi olan incir ağaçlarını tarihin tozlu sayfalarına gömdü. "Büyük incir ağacından dolayı köyümüzün adı ‘Büyükincirli’ olmuş" Büyükincirli köyü muhtarı Sedat Zorlusoy, "1800’lü yıllarda Osmanlı Devleti zamanında köyümüz kayıt altına alınmaya başladı. Fakat köyümüzün kuruluşu 1500’lü yıllara dayanıyor. O dönemlerde iklim şartlarına uygun benim köyümde incir ağacı yetişiyordu. İncir ağacı varmış ve o incir ağacından dolayı köyümüzün ismi Büyükincirli. Yozgat’ta iki tane ‘İncirli’ köyü vardır. Birisi Büyükincirli diğeri Küçükincirli olarak kayıtlara geçer. Benim köyümdeki incir ağacının boyunun büyük olmasından dolayı Büyükincirli adını almıştır. Küçükincirli’deki ağacın boyunun kısalığından dolayı orası da Küçükincirli olarak kayıtlara geçmiştir. Belli zamanlardan sonra iklim değişikliklerinden veya bakımsızlıktan dolayı o incir ağacı kuruduktan sonra köyümüzde caminin bahçesine o zaman yaşamış atalarımız tarafından dut ağacı dikilmiştir. Tekrar incir yetiştirme çalışmalarına ben başladım, devam ediyorum. İnşallah tekrar bu köyde incir ağacı yetiştirebiliriz" dedi. "Köyümüzün kültürüne katkı sağlamak istiyorum" Köylerinde incir ağacı yetiştiğini göstermek istediğini söyleyen Zorlusoy, "Görkemli Hatıralar programında Yozgat’ın tanıtımı yapılırken incir uyutması tatlısının Yozgat’a ait bir tatlı olduğu gerçeği ortaya konuldu. Yozgat’ta incir yetişmezken incir tatlısının nasıl Yozgat’tan doğduğu sorgulaması geldi. Aydın bölgesi incir yatağıyken neden bu tatlı Yozgat’tan doğmuştur? 1500’lü, 1800’lü yıllarda burada bir incir ağacı yetişmiş. Anadolu’daki insanlarımızın geçimi tarım ve hayvancılıkla olduğundan incir ve sütü buluşturup bir tatlının üretilmesinin gayet normal olduğu ve bu tatlının da buradan çıkmış olma ihtimalini dile getirmek için bu röportajı yaptım. Köyümüzün kültürüne katkı sağlamak istiyorum. Köyümün görünürlüğünü tanınırlığını daha çok arttırmak istiyorum. Köyümüzde ve Yozgat’ımızda güzel şeyler olsun istiyorum" dedi. Bugün Büyükincirli köyünde meyve veren incir ağaçları bulunmasa da köyün ismi bu tarihi bağın kanıtı olarak görülüyor. Köy halkı bu tarihin araştırılmasını ve bölgenin geçmişteki bitki örtüsünün incelenmesini istiyor.