EKONOMİ - 29 Ocak 2024 Pazartesi 15:59

“Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var" projesi yeni dönem protokolü imzalandı

A
A
A
“Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var" projesi yeni dönem protokolü imzalandı

Erzincan’da küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla hayata geçirilen "Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var" projesi çerçevesinde yeni dönem protokolü imzalandı. 200 bin TL olan kredi limiti 2026 yılına kadar 400 bin TL’ye çıkarıldı.


Erzincan İl Halk Kütüphanesi Toplantı Salonunda gerçekleştirilen imza törenine Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Vali Yardımcısı Yusuf İzci, Ziraat Bankası Erzurum Bölge Müdürü Mehmet Ali Sarı, İl Tarım ve Orman Müdürü Murat Şahin, ilçe müdürleri, çeşitli STK’lar ve şube müdürleri katıldı. 2020 yılında hayata geçirilen proje kapsamında Erzincan ili ve ilçelerinde koyun varlığının artırılması ve bu konuda faaliyet gösteren üreticilerin sürülerinin ve ölçeklerinin büyütülmesi ile küçükbaş hayvan varlığının artırılması, istihdamın sağlanması amaçlanırken geçtiğimiz yıllarda 200 bin TL kredi limiti olan proje yeni dönem protokolü ile 2026 yılına kadar 400 bin TL olarak devam edecek. 1 yıl ödemesiz olarak çiftçileri destekleyecek olan projede 7 yıl vade ile geri ödeme yapılabilecek.


Protokol imzaları atılmadan önce konuşma yapan Ziraat Bankası Erzurum Bölge Müdürü Mehmet Ali Sarı, “Burada temel amaç küçükbaş hayvancılıkta, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde işletmelerin ölçeklerinin büyütülmesi ve toplamda ilimizde ki tarımsal üretime dayalı hayvan varlığının artırılmasıdır. Bu kapsamda devletimizin, bakanlığımızın öncülüğünde geliştirilmiş olan ‘Köyümde yaşamak içi bir sürü nedenim var’ projesi ile 400 bin liraya kadar belli sübvansiyon oranında ve diğer tarımsal kredi şartlarından çok daha kolay bir şekilde tarımsal kredi tahsisi yapacağız bu protokolü imzaladıktan sonra. 2026 yılına kadar geçerli bir protokol olacak. Bu protokolün ilimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.


“Erzincan, tarımda Türkiye’nin zirve şehirlerinden biri olabilir”


Ardından konuşma yapan Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ise, Erzincan’ın hayvancılıkta, seracılıkta, tarımda ve arıcılıkta istihdama ve üretime yönelik yapılan projeler ile Türkiye’nin zirve şehri olabileceğinin altını çizerek, “Erzincan tarımda Türkiye’nin zirve şehirlerinden biri olabilir “Bugün Erzincan için önemli bir gün. Şuanda bizim ilimizde 590 bin küçükbaş hayvanımız var. Yaklaşık 150 bine yakın büyükbaş hayvanımız var. Bu proje bence çok çok önemli bir proje. Bu proje 2020 yılında başladığında 200 bin lirayla başlamıştı. Genel müdürümüz ile yapılan görüşmeler sonucunda bir güncelleme geldi ve 400 bin liraya çıktı. Bizim de küçükbaş hayvancılıkta Erzincan doğası ve tabiatı itibariyle yetiştiricilikte çok önemli bir yer. Bizim şuanda merkez dahil 524 köyümüz var ve köylerimizde yaşamın devam edebilmesi için tarım alanında faaliyetlerin de devam etmesi gerekiyor. Burada tarım müdürümüz, ilçe tarım müdürleri ve muhtarlarımızla toplantılar yaparak bu projeyi muhtarlarımıza doğru bir şekilde anlatarak biz istihdamı, üretimi artırmak istiyoruz. Bizim bütün amacımız bu proje 100 milyona yakın, 100 milyon liralık çiftçilerimize destek sağlamak. Eğer çiftçilerimiz bu krediyi aldıktan sonra, bu desteği aldıktan sonra imkanları da çok çok iyi, 1 yıl ödemesiz 7 yıl vadeli bir para. Siz bunların bazı başarı hikayelerini de medya da gösterdiniz. Yani, bu desteği alıp koyunlarını alanlar bir yıl sonra kuzularla birlikte aldıkları paraları zaten denk getirmiş oldular. Demek ki, işi doğru yaparsak, doğru takip edersek mutlaka sonucunda güzellikler oluyor. Bizim bütün amacımız, köylerimizde bu anlamda çiftçilerimizin bu projeye katkılarını sunmasını sağlamak. Ben emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Bizim bütün amacımız şu arkadaşlar; bakın Erzincan tarımda Türkiye’nin zirve şehirlerinden biri olabilir. Yapmamız gereken herkesi kendi bulunduğu yerde huzurlu kılmak ve istihdama katkısını sağlamak. Bu tür projeler bizim şehrimiz açısından çok çok önemli. Biz eğer, bu projeyi tasarladığımız gibi yapabilirsek, arkadaşlarımız alanda bunun çalışmalarını istediğimiz gibi sağlayabilirlerse Türkiye’de bu projede ilk üçe girecek ilimiz Erzincan olur. Bunun takibini birlikte yapacağız. İnşallah böylece küçükbaş hayvan sayımızda yüzde 10 ile 15 arasında bir artırım sağlamayı hedefliyoruz. Ben huzurlarınızda emeği geçen herkese çok teşekkür ederek Erzincanlı bütün çiftçilerimize diyorum ki; bu imkanları elinizin tersiyle itmeyin, sahip çıkın. Erzincan sizin vatanınız. Bizim hızlı bir şekilde Erzincan’dan göçü durdurmamızın yolu, istihdamdan ve üretimden geçiyor. Başka bir yolu yok. Onun için hep beraber istihdamı, üretimi artırmak için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Size zaten söylemiştik; Erzincan’daki sera alanımız toplamda 600 dönüm ama biz bu sene Tarım Bakanlığından aldığımız izinlerle birlikte 600 dönümün üzerine 800 dönüm daha eklemek istiyoruz. Bunların bütün izinleri geldi. Tarım Bakanlığı bunlara izin verdi. Bir taraftan seracılık, bir taraftan hayvancılık, bir taraftan arıcılık her taraftan belli bir istihdam, üretim yaparak bu şehirde yaşayanların bu şehirde huzurlu bir şekilde kalmaları için elimizden geleni yapmamız gerekiyor” diye konuştu.


Konuşmaların ardından protokol imzalanarak toplantı sona erdi.



“Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var" projesi yeni dönem protokolü imzalandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta Bedesten Bölgesi’nde estetik tartışması Kars’ın en yoğun ve turistik noktalarından biri olan Bedesten Bölgesi’nde yer alan beton köprü, son yapılan Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nın en dikkat çeken konularından biri oldu. Her gün binlerce vatandaşın ve ziyaretçinin kullandığı köprü, estetik açıdan yetersiz bulunarak eleştirilerin odağına yerleşti. "Vali Ziya Polat: "Şehir dokusu ile uyumlu değil" Toplantıda konuşan Vali Ziya Polat, köprünün mevcut haliyle şehrin tarihi ve mimari dokusuna uyum sağlamadığını açık bir dille ifade etti. Bölgedeki diğer yapılarla kıyaslama yapan Polat, özellikle karşı tarafta bulunan tarihi köprünün estetik değerine dikkat çekti. Polat, "O köprüye bakıyoruz, fotoğraf çekiyoruz, keyif alıyoruz. Ama bizim yaptığımız köprü için aynı şeyleri söylemek mümkün değil" dedi. "Ya Kaldırılsın ya da yeniden düzenlensin" Vali Polat, köprünün tamamen kaldırılması ya da estetik açıdan yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Özellikle köprünün korkuluk sisteminin bölgedeki diğer yapılarla uyumlu hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Alternatif olarak, yan tarafta bulunan demir köprünün örnek alınabileceğini ifade ederek öneride bulundu. Polat, "Aynı tarzda yeniden inşa edilmesi veya en azından çelik korkuluklarla daha estetik bir görünüm kazandırılması gerekiyor" diye konuştu. "DSİ’den açıklama: "Proje revize edildi" Toplantıda söz alan DSİ Bölge Müdürü Serdar Kotan ise sürecin teknik boyutuna ilişkin bilgi verdi. Kotan, köprünün yeni bir proje olmadığını ve 2021 yılında ihale sürecinin başlatıldığını belirtti. Kotan, projeye ilişkin son durumu şu sözlerle açıkladı: "Projenin tamamen iptal edilmediği, ancak çeşitli nedenlerle revizyona gidildiği ve Koruma kurulundan onay çıkmaması üzerine tasfiye aşamasına getirildi" şeklinde konuştu. "Şehir estetiği yeniden gündemde" Bedesten Bölgesi’ndeki beton köprü tartışması, şehir estetiği ve kamu projelerinde mimari uyum konularını yeniden gündeme taşıdı. Tarihi dokunun korunması ve yeni yapıların bu dokuya uygun şekilde tasarlanması gerektiği yönündeki görüşler ağırlık kazandı. Vatandaşların yoğun olarak kullandığı bu alanda nasıl bir düzenleme yapılacağı merak konusu olurken, ilgili kurumların alacağı yeni kararlar yakından takip ediliyor. Köprünün geleceği, hem estetik hem de işlevsellik açısından şehir için önemli bir sınav olarak görülüyor.
Ankara Hisarcıklıoğlu, işçilerin bayramını kutladı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda emeğin, üretimin ve kalkınmanın en temel unsuru olduğunu belirtti. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Hisarcıklıoğlu yaptığı açıklamalarda alın teriyle çalışan, üreten ve değer katan tüm emekçilerin, güçlü Türkiye’nin inşasında büyük paya sahip olduğunu belirtti. İşçinin ve işverenin, birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki unsur olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, müreffeh Türkiye’ye ancak bu birlik ve beraberlikle ulaşabileceklerini sözlerine ekledi. "TOBB olarak iş dünyamızın her kademesinde emeğin hakkının korunmasını önemsiyoruz" Türkiye’nin büyümesi ve refahının artmasının işçi ve işverenin karşılıklı diyaloğundan geçtiğini belirten Hisarcıklıoğlu, "1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, emeğin kutsallığını, dayanışmanın gücünü ve birlikte üretmenin önemini bir kez daha hatırladığımız anlamlı bir gündür. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği camiası olarak, girişimciliği, yatırımı önemsediğimiz gibi iş dünyamızın her kademesinde emeğin hakkının korunmasını, çalışma hayatının daha adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını da samimiyetle önemsiyoruz. Ülkemizin büyümesi, refahın artması ve küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşması; işçi ve işverenin karşılıklı anlayış, diyalog ve iş birliği içinde hareket etmesiyle mümkündür. Ortak hedefimiz; daha fazla istihdam, daha güçlü üretim ve herkes için daha müreffeh bir Türkiye’dir. Bu duygu ve düşüncelerle, ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayan tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyor; sağlık, huzur ve başarı dolu bir gelecek diliyorum" ifadelerini kullandı.