GENEL - 27 Ağustos 2019 Salı 09:15

Doç. Dr. Subaşı: "2. Alaaddin Keykubat’ın Erzurum’da defnedilmiş olması ve annesi Gürcü Hatun’un da Erzurum’da olması kesin bilgidir"

A
A
A
Doç. Dr. Subaşı: "2. Alaaddin Keykubat’ın Erzurum’da defnedilmiş olması ve annesi Gürcü Hatun’un da Erzurum’da olması kesin bilgidir"

Erzurum’un Pasinler ilçesinde, Sultan Alaaddin Türbesi olarak değerlendirilen yerde yapılan kazıda mezar odalarında kemik ve diş örneklerine rastlandı.

Erzurum’un Pasinler ilçesinde, Sultan Alaaddin Türbesi olarak değerlendirilen yerde yapılan kazıda mezar odalarında kemik ve diş örneklerine rastlandı. Artvin Çoruh Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Subaşı, “2. Alaaddin Keykubat’ın Erzurum’da defnedilmiş olması ve annesi Gürcü Hatun’un da Erzurum’da olması kesin bilgidir” dedi.


Pasinler’e bağlı Ovaköy Mahallesi’nde tarihi kümbette, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İl Müze Müdürlüğü koordinesiyle Kafkas Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Öğretim üyesi Dr. Muhammet Arslan’ın bilimsel danışmanlığında yapılan kazı çalışmasında 6 sanduka bulunmasının ardından Gürcü Hatun ve 2. Alaaddin Keykubat hakkında bilgi veren Artvin Çoruh Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ömer Subaşı, “Gürcü Hatun Tamara 13. Yüzyıl Selçuklu tarihinde adından çokça söz ettiren hanımların başında gelmektedir. 1224 yılında Tiflis’te dünyaya geldiği bilinmektedir. Çocukluk yılları annesi Rusudan ile birlikte Svaneti’de geçmiştir. Yaşı 8-9 olduğunda 1. Alaaddin Keykubat, Erzurum ve çevresini ele geçirince Gürcülerle, Selçukluları sınır komşusu haline getirmiş. Bu da sınır çatışmasına sebebiyet vermiştir. Kraliçe Rusudan, Selçuklu askerleriyle baş edemeyeceğini anladığı zaman barış teklif etmiş, bu yolda da kızı Tamara (Gürcü Hatun) ile 1. Alaaddin Keykubat’ın oğlu 2. Gıyaseddin Keyhüsrev evlenmelerini 1. Alaaddin Keykubat’a iletmiş. Bu isteğe olumlu bakan 1. Keykubat, oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev ile Gürcü Hatun Tamara’nın nişan akdine olur vermiş. Tahminen 1232-1233 yıllarında yaşanan bu nişan akdinden sonra Alaaddin 1237 yılında ölünce yerine oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev geçmiş. Konya’da tahta geçtikten hemen sonra 1238 yılında Gıyaseddin Keyhüsrev, büyük bir düğün alayı ile Şehabettin Kirmani’yi Tiflis’e göndermiş ve nişanlısı Gürcü Hatun’u Konya’ya istemiştir. Düğün yapıldıktan sonra Tiflis’ten büyük bir tahterevalli ile Konya’ya getirilen Gürcü Hatun Tamara’nın hayatındaki ikinci dönem başlamış. Gürcü Hatun, Konya’ya geldikten kısa bir süre sonra kendini Sultan Gıyaseddin ve etraftakilere sevdirince 2. Gıyaseddin Keyhüsrev üzerinde büyük bir nüfuzu oluşmuş. Sultanın kendisine duymuş olduğu sevgiyi biraz kullanarak devlet kademelerine istediği adamları getirerek devletin gidişatında özellikle siyasal anlamda önemli etkiler oluşturmuştur. Bundan sonraki süreçte Sultan, Gürcü Hatun’a olan aşkını bir şekilde gösterebilmek için beklenmeyen bir hamleye girişmiş ve Selçuklu paralarında Gürcü Hatun Tamara’nın portresinin çizilmesini istemiş. O günkü devlet adamları arasında hiçbir şekilde karşılık bulmamış. Çünkü o dönemde paraların üzerinde bir hatunun sultan varken resminin olmasının uygun olmayacağı söylenmiş. Gıyaseddin Keyhüsrev ile devlet adamları arasında tartışma yaşanmış. Selçuklu paralarında sultanı temsilen aslan, Gürcü Hatun’u temsilen ise güneşin bulunduğu bir para basılmış. Sonra bir oğulları oluyor 2. Alaaddin Keykubat, iki de kızı olduğu düşünülmekte birisi Aynur Hayat diğeri de Havanzade. 1247 yılında sultanın ölümüyle evlilikleri sonlanıyor. Daha sonra Gürcü Hatun’un hayatında yeni bir evre başlıyor. Bu evrede iki bilinmeyen nokta mevcut. Kesin olarak bildiğimiz nokta Konya’ya geldikten sonra Gürcü Hatun Tamara’nın Müslüman olduğu, bazı kaynaklarda Müslümanlığının Gıyaseddin Keyhüsrev ile evli oldukları dönemde gerçekleştiğini, bazılarında ise Mevlana ile yakın ilişkisi olan Pervane Muineddin ile evlendikten sonra Mevlana ile tanışması ve sonraki süreçte Mevlana’nın etkisinde kalarak veya Konya’nın mistik hayatından etkilenerek bir şekilde Müslüman olduğudur. Fakat kesin kanı şudur ki Gürcü Hatun Tamara, ilk eşi Gıyaseddin Keyhüsrev öldükten sonra Pervane Muineddin ile evlenir ve sonraki süreç tarihi kaynaklarda devletteki siyasi gücünün yanında ekonomik gücünün de olduğu zengin bir hatun olarak kaynaklara geçtiği ve Mevlana’nın Gürcü Hatun Tamara’ya büyük bir sohbet beslediği bilinir. Fakat Mevlana’nın ölümünden sonraki süreç biraz da siyasi karışıklıktan dolayı Pervane Muineddin ile Gürcü Hatun Tamara’nın hayatında değişikliklere sebep vermiş. Konya’yı terk edip Kayseri’ye giderek bir süre orada yaşamışlar. Muineddin Pervane, Gürcü Hatun ile Tokat’a kaçmış. Daha sonra Muineddin Pervane Ağrı Aladağ taraflarına getirilerek orada idam ediliyor. Gürcü Hatun’un ikinci evliliği de bu şekilde son bulmuş” diye konuştu.



“Gürcü Hatun Erzurum’da vefat edip oğlunun yanına defnedildi”


Gürcü Hatun Tamara’nın Tokat’tan Erzurum’a geliş hikayesinin muallakta kaldığını ifade eden Doç.Dr. Subaşı, “Çok büyük ihtimalle Tokat’tan Ağrı Aladağ’a giderken eşi Muineddin Pervane Gürcü Hatun’u Erzurum’a bıraktı. Erzurum’da kalması şu yönden güçlü Erzurum, Gürcü Hatun’un dedesi Mugiseddin Tuğrul Şah’ın yurdu olarak bilinir. Mugiseddin Tuğrul Şah, bir Selçuklu şehzadesidir. Babası Gıyaseddin de bir Selçuklu hanedanı olduğu için Erzurum’da kalması çok uygundur. Hatta Erzurum’da bir kızının da olma ihtimalinden dolayı hem babasının Erzurumlu olması hem de 1250’li yılların başında Moğolhanına giderken Erzurum ve çevresinde lalası tarafından zehirlenerek öldürüldüğü ve Erzurum’da bilinmeyen bir yere defnedildiği bilinen 2. Alaaddin Keykubat yani Gürcü Hatun Tamara’nın tek oğlunun kabrinin olduğu bilinen Erzurum’da kalmış olması ve hayatının belirli bir süre idam ettirmiş olması çok büyük ihtimal. Fakat Gürcü Hatun Tamara’nın ne zaman öldüğü bilinmemektedir. Bilinen kesin bir bilgi de Erzurum’da vefat ettiği ve oğlunun yanına defnedildiği” şeklinde konuştu.



“Gürcü Hatun ve Alaaddin Keykubat’ın mezarı Erzurum’da defnedilmiş”


2. Alaaddin Keykubat döneminde babası Sultan Gıyaseddin vefat ettikten sonra üç kardeşin tahta hükmettiği bilgisini veren Dr. Subaşı, “3 Sultanlar Dönemi de denmekte. Fakat Moğol Hanına giderken diğer kardeşlerinin buna çok razı olmamaları nedeniyle Erzurum’da zehirlenerek 17 yaşındayken öldürülür. Kesin olarak Alaaddin Keykubat’ın Erzurum’da defnedilmiş olması ve annesi Gürcü Hatun’un da Erzurum’da olması kesin bilgidir. Gürcü Hatun’un hem Türk tarihi hem de Gürcü tarihi açısından büyük bir önemi mevcuttur. Mevlana’nın türbesinin yapılması için Gürcü Hatun ve Muineddin Pervane’den yardım istenir. Bunun karşılığında 80 bin dirhem verirler ve Kayseri’nin gelirinden de 50 bin dirhem bağışlarlar. Şu anda 2. Alaaddin Keykubat ve annesi Gürcü Hatun’un mezarlarını araştırma ya da kazı mevzusu Pasinler ilçesinin Ovaköyü’nde, kazı Başkanı ve bilimsel danışman olarak Öğretim Görevlisi Dr. Muhammet Arslan’ın başkanlığında ve Erzurum Müze Müdürlüğü’müzün aracılığıyla devam etmektedir. Büyük bir heyecana sürükleyen bu haberlerin doğru olması ve inşallah Alaaddin Keykubat ile annesi Gürcü Hatun’un kabrinin Pasinler’in Ovaköy’de yapılan kazılarda çıkan kalıntıların arasında olması dileğiyle diyorum” açıklamalarında bulundu.


Mezarın Selçuklu Sultanı 2’nci Alaaddin Keykubat’a ait olduğunun kesinlik kazanmasının ardından kemikler, devlet töreniyle aynı yerde toprağa verilecek. Tarihi sanduka da yeniden üzerine konulacak.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Trendyol Süper Lig: Beşiktaş: 0 - Fatih Karagümrük: 0 (İlk yarı) Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Beşiktaş, Fatih Karagümrük’ü konuk ediyor. Mücadelenin ilk yarısı golsüz eşitlikle sonuçlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 12. dakikada sol taraftan Orkun Kökçü’nün kullandığı köşe vuruşunda, ön direkte El Bilal Toure’nin kafayla aşırdığı topa arka direkte Oh’un kafa vuruşunda kaleci Ivo Grbic meşin yuvarlağı kornere çeldi. 19. dakikada ceza sahası dışı sağ çaprazdan Bartuğ Elmaz’ın yaptığı vuruşta top uzak kale direğinden oyun alanına döndü. Devamında topu önünde bulan Serginho’nun ceza yayı sol tarafından yaptığı vuruşta ise kaleci Vazquez meşin yuvarlağı ayaklarıyla kurtardı. 26. ceza sahası dışı sol çaprazdan kazanılan serbest vuruşta topun başına geçen Orkun Kökçü’nün şutunda kaleci Grbic, yakın köşeye giden topu kornere gönderdi. 37. dakikada Oh’un pasında topla buluşan Olaitan’ın ceza yayı solundan yaptığı vuruşta meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 40. dakikada Agbadou’nun savunmanın arkasına attığı pasta topla buluşan El Bilal Toure’nin ceza alanı sağ çaprazından yaptığı aşırtma vuruşta kaleci Grbic meşin yuvarlağı kurtardı. 44. dakikada Fatih Karagümrük’ün önde yaptığı baskı sonucu kazandığı topta ceza yayı gerisinden Bartuğ Elmaz’ın şutunda kaleci Vasquez’in kurtarışı sonra meşin yuvarlak kornere gitti. Stat: Tüpraş Hakemler: Batuhan Kolak, Bilal Gölen, Mehmet Salih Mazlum Beşiktaş: Devis Vasquez, Taylan Antalyalı, Emmanuel Agbadou, Emirhan Topçu, Rıdvan Yılmaz, Wilfred Ndidi, Milot Rashica, Orkun Kökçü, Junior Olaitan, El Bilal Toure, Hyeon-Gyu Oh Yedekler: Emre Bilgin, Salih Uçan, Cengiz Ünder, Felix Uduokhai, Vaclav Cerny, Kristjan Asllani, Jota Silva, Devrim Şahin, Yasin Özcan, Mustafa Hekimoğlu Teknik Direktör: Sergen Yalçın Fatih Karagümrük: Ivo Grbic, Ricardo Esgaio, Davide Biraschi, Igor Lichnovsky, Filip Mladenovic, Ahmed Traore, Berkay Özcan, Bartuğ Elmaz, Barış Kalaycı, Serginho, Sam Larsson Yedekler: Furkan Bekleviç, Matias Kranevitter, Yaya Onogo, Tiago Çukur, Fatih Kurucuk, Burhan Ersoy, Muhammed Kadıoğlu, Çağtay Kurukalıp, Shavy Babicka, Anıl Yiğit Çınar Teknik Direktör: Aleksandar Stanojevic Sarı kartlar: Emirhan Topçu (Beşiktaş), Ahmed Traore (Fatih Karagümrük)
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sırbistan ile ticaret hacmimizi 5 milyar dolara çıkarmaya emin adımlarla ilerlemekteyiz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Sırbistan ile 2025 yılında 3,4 milyar dolar seviyesine çıkan ticaret hacmimizi, Sayın Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği ortak hedefimiz olan 5 milyar dolara çıkarmaya emin adımlarla ilerlemekteyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Sırbistan’ın Ankara Büyükelçiliği tarafından Ankara’da bir otelde düzenlenen ‘Sırbistan Ulusal ve Silahlı Kuvvetler Günü Resepsiyonu’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Türkiye ile Sırbistan arasında inşa edilen ikili ilişkilerin karşılıklı güven ve saygı temelinde güçlenmeye devam ettiğini söyledi. Yılmaz, Sırbistan’ı Balkanların istikrarı açısından kilit önemde bir ülke olarak gördüklerini ve Türkiye-Sırbistan ilişkilerinin Balkanların tamamında olumlu sonuçlar doğuracağına inandıklarını da sözlerine ekledi. "Başbakan Matsut ile iki ülke uzmanlarını bir araya getirecek bir etkinlik düzenlenmesi hususunda mutabık kaldık" Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vui’in 12 Şubat’ta Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretin iki ülke arasındaki ilişkilere güç veren önemli bir adım olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bu minvalde Antalya Diplomasi Forumu kapsamında ağırlama imkânı bulduğum Başbakan Sayın Matsut’la gerçekleştirdiğim görüşmede, ikili ilişkilerimizin daha da güçlendirilmesi konusunda yapılabilecek müşterek çalışmaları ele aldık. Sayın Başbakan’la işbirliğimizin akademik ve bilimsel alanlara teşmili ve bu kapsamda iki ülke uzmanlarını bir araya getirecek bir etkinlik düzenlenmesi hususunda mutabık kaldık" ifadelerine yer verdi. Gelecek yık Sırbistan’ın ev sahipliği yapacağı Expo 2027 hazırlıklarını ilgiyle takip ettiklerine de değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ikili ticari ve kültürel ilişkilerin tahkimi için fırsatlar sunması beklenen fuara Türkiye’den de güçlü bir katılım olacağını sözlerine ekledi. "Sırbistan ile ticaret hacmimizi 5 milyar dolara çıkarmaya emin adımlarla ilerlemekteyiz" İkili iş birliğinin lokomotifini ekonomik ve ticari ilişkilerin oluşturduğuna dikkati çeken Yılmaz, "2025 yılında 3,4 milyar dolar seviyesine çıkan ticaret hacmimizi, Sayın Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği ortak hedefimiz olan 5 milyar dolara çıkarmaya emin adımlarla ilerlemekteyiz. Müteahhitlik firmalarımızın Sırbistan’da 2 milyar dolarlık iş hacmine ulaşmalarından memnuniyet duyuyor, bunu elbirliğiyle daha da arttıracağımıza olan inancımızı tekrarlıyoruz. Bu meyanda Sırp kanadının eşbaşkan atamasını müteakiben Türkiye-Sırbistan Karma Ekonomik Komisyonu’nun 4. Toplantısı’nın icra edilecek olmasının önemli olduğunu değerlendiriyoruz" dedi. "Son iki yılda Sırbistan’ı en çok ziyaret eden yabancı turistler Türk vatandaşları oldu" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma sanayii alanında da iş birliğini geliştirmekte fayda gördüklerini aktararak, sözlerine şöyle devam etti: "Sırbistan’la ilişkilerimizde ulaştığımız yüksek seviyenin bir diğer tezahürü de turizm alanında tesis ettiğimiz yakın işbirliğidir. Son iki yılda Sırbistan’ı en çok ziyaret eden yabancı turistler Türk vatandaşları oldu. Sırbistan vatandaşlarının tercihleri arasında ise ülkemiz ikinci sırada geliyor. Vatandaşlarımızın bu ziyaretlerinde edindikleri olumlu intiba ile ülkelerimiz arasında kurduğumuz dostluk bağları daha da güçlenmektedir." Sırbistan’ın Ankara Büyükelçisi Atsa Yovanoviç ise, bölgenin tarihi deneyiminin Sırbistan’a diyalog, iş birliği ve karşılıklı saygının kalıcı güvenliğe giden en iyi yol olduğunu gösterdiğini kaydederek, ortak ve daha geniş bölgede istikrarın etkili bir faktörü olan Türkiye ile ilişkilerin gelişmesine önem verdiklerini dile getirdi. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Sırbistan’ın Ankara Büyükelçisi Atsa Yovanoviç’in yanı sıra çok sayıda yabancı misyon temsilcisi de katıldı.
Antalya Joao Pereira: "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim, bundan kaçmıyorum’’ Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, Samsunspor mağlubiyetiyle ilgili, "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim bundan kaçmıyorum. İlk 11’i ben seçiyorum, oyunu ben kuruyorum antrenmanları ben yaptırıyorum. O yüzden ilk sorumlu benim’’ dedi. Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Corendon Alanyaspor kendi sahasında karşılaştığı Samsunspor’a 3-2 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, "Maça iyi başladık. İlk dakikalarda 2-3 kez topu üçüncü bölgeye taşımayı başardık. 3-4 korner pozisyonlarına girmeye başardık. Ama karar anlarında çok iyi değildik ve kornerlerden de bir şey çıkaramadık. Oyun eşit gidiyordu. İki takımda oynamaya çalışıyordu. Büyük bir pozisyon yoktu. Samsunspor’un golüne kadar. Gol pozisyonunda da stoper kendi ceza sahasından bizim ceza sahamıza kadar top sürerek geldi. Pas verdi, asist yaptı. Bu imkansız, böyle bir gol yemek kabul edilemez. Bu seviyede böyle bir hata kabul edilemez. Çocuklarım da futbol oynuyor. Onların maçlarında bile kabul edilemeyecek bir durum. Rakip ceza sahasından diğer ceza sahasına kadar top sürmesi kabul edilemez. Daha fazla baskı yapılması gerekiyor en fazla faul ile durdurulması gerekiyor. Golden sonra da özgüvenimiz düştü. Zaten Beşiktaş maçında mağlup olmuştuk. Sonrasında ikinci gol kendi aramızdaki bir top kaybından geldi. Ve Samsunspor için kolay bir gol oldu. Basit hatalar yaptık ve cezası ağır oldu. Devrede bazı değişikliler yaptık, daha fazla risk aldık ve adam adama döndük. Sonrasında 2-1’i yakalayacak pozisyonlar bulduk. Mesela Steve Mounie’nin kafa pozisyonu var. Kendi oyuncuma çarptı kaleye giden top. Adam adam oyunda bazı zorluklar oluyor. Adam adama oynama kapasitesine sahip oyuncularımız yok. Tüm maç boyunca bunu sürdürecek karaktereristlik özelliğimiz yok. Özellikle Beşiktaş maçı gibi zorlu maçın ardından bunu yapamazdık. Bazı sıkıntılar yaşadık rakip de 3-4 gol şansı yakaladı. Risk alınca rakibimiz 3. golü buldu. Ama sonrasında oyuncularım inanmaya devam ettiler 2. ve 3. golü buldular. Son topu da uzun kullanabildik. Ama topu kaybettik. Bugün maçta iyi şey bizim adımıza oyuncularımızın son dakikaya kadar mücadele etmesiydi. "3 final maçımız var’’ Son kalan 3 maçlarının final niteliğinde olacağının altını çizen Pereira, "Şimdi odaklanmamız gerekiyor. Çünkü önümüzde 3 final maçımız var. Ve galibiyette uzlaşmak için de rakibe hiç birşey vermemiz gerekiyor. Son iki maçta rakibimize çok fazla şanlar verdik. Çok iyi organizasyonlarla gelen goller değildi bizim hatalarımızdan gelen gollerdi. Samsunspor hak etti demiyorum. Ama goller bizim hatalarımızdan geldi. Bunu kabul etmek çok zor. Bazen Rakip çok iyi oynar iyi organizasyon yapar bize zorluk çıkarırlar o zaman alkışlarım. Ama böyle basit goller yiyin kabul etmesi gerçekten zor oluyor. Bir sonraki adımımız hataları aza indirmek olmalı. Şimdi 3 final maçımız var 9 puan alabilir. Bizim için önemli’’ ifadelerini kullandı. Samsunspor maçı yenilgisinin ilk sorumlusunun kendisi olduğunu aktaran Pereira, "Bugünkü yenilginin ilk sorumlusu benim bundan kaçmıyorum. ilk 11’i ben seçiyorum, oyunu ben kuruyorum antrenmanları ben yaptırıyorum. O yüzden ilk sorumlu benim’’ şeklinde konuştu.
Kayseri Kayseri’deki ‘ilaç yolsuzluğu’ davasında tutuklu sanık kalmadı Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastaların adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu 88 milyon 591 lira zarara uğrattıkları iddia edilen 2’si tutuklu 12 sanık hakim karşısına çıktı. Duruşma sonunda davada tutuklu sanık kalmadı. Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi gören hastalar adına sahte rapor ve reçete düzenleyerek kamuyu zarara uğrattıkları iddiasıyla aralarında eczacı ve eczacı kalfalarının da bulunduğu 2’si tutuklu 12 sanığın yargılanmasına 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Bir sanığın mazeret belirterek katılmadığı duruşmada, resmi evrakta sahtecilik yaparak kamu zararına neden olduğu suçlamasıyla hakim karşısına çıkan eczacı ve eczacı kalfalarının ifadelerinde ortak kanaat, hastaneden gelen e-reçete ve raporları kendilerinin düzenleme yetkilerinin olmadığı oldu. Eczacılar kalfaları işaret etti Eczane sahipleri ifadelerinde reçeteleri sisteme kalfalarının girdiğini söyleyerek eczacı kalfalarını işaret ederken, kalfalar ise eczacı onayı olmadan reçeteleri işleme koymadıklarını ifade etti. Eczacılık sisteminin işleyişinden bahseden sanıkların tamamı, "E-reçete veya raporu doktor düzenler. Bu raporların altında üç profesörün ve başhekimin onayı bulunur. Bize gelen rapor ve reçeteleri kontrol ettiğimizde SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) kurallarına uygun olduğunu gördükten sonra ilacı depodan isteriz. Süreçte bizim başka bir müdahalemiz olamaz" şeklinde beyanda bulundular. İlacı temin eden ile teslim alan belirlenemedi Sanık ifadelerinde ilacı eczanelerden kimin teslim aldığı noktasında da farklı iddiaların olması dikkat çekti. Tutuklu eczacı kalfaları E.Ö ve E.Ö’nin teslim aldığı, ilacı eczaneden istediği yönünde ifadelerde bulunuldu. Ayrıca Erciyes Üniversitesi’nde görevli M.Ç’ın doktorların elektronik imzalarını kullanarak bu reçete ve raporları hazırladığı yönünde de beyanlarda bulunuldu. "Benim adıma ilaç bir yıl süreyle alınmış" Şikayetiyle ‘ilaç yolsuzluğu’ davasının başlamasına neden olan C.B., iddialarını mahkemede tekrarlayarak, "Benim adıma bir yıla yakın süre bu ilaç temin edildi. Ben defalarca SGK’ya, CİMER’e şikâyetlerde bulundum. Ne zaman konu basında yer aldı, o zaman soruşturma açıldı. Bu ilaç bana hiç ulaşmadı, benim adıma birileri aldı ve sattı. Şikâyetçiyim, mağdur edildim" dedi. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturma Sanıkların tamamının dinlenmesinin ardından sanık avukatları dinlendi. Avukatlar soruşturma aşamasındaki eksikliklere de dikkat çekerek, ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçlamasının kabul edilemeyeceğini, evrakı düzenleyenin doktorlar olduğunu, eczacıların yalnızca kendilerine ulaşan reçeteleri işleme koyduklarını vurguladı. Erciyes Üniversitesi’nde yürütülen soruşturmanın da dava açısından önemli olduğunu dile getiren avukatlar, bu konuda bilirkişi raporlarının mahkemeye sunulmasını talep etti. Ayrıca sanık avukatları, HTS kayıtları ile söz konusu reçetelerin tarihleri arasında da uyuşmazlık olduğunu, savcılığın süreci gerekli titizlikte yürütmediğini belirtti. Tutuklu sanık kalmadı Savcılık, mütalaasında adli kontrol şartı bulunan sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasını, tutuklu bulunan 2 sanığın da tahliyesini talep etti. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme başkanı, savcılık mütalaası doğrultusunda 2 sanığın tahliyesine, diğer sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasına, mahkeme önünde ifade veren tüm sanıkların davadan vareste tutulmasına karar verdi. Mahkeme ileri bir tarihe ertelenirken, davada tutuklu sanık kalmadı.