YEREL HABERLER - 01 Mart 2012 Perşembe 12:10

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NDE 18 YATIRIM TEŞVİK BELGESİ ALDI

A
A
A
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ’NDE 18 YATIRIM TEŞVİK BELGESİ ALDI

Ekonomi Bakanlığı 2012 Ocak ayı döneminde, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 18 yatırım teşvik belgesi aldığını açıkladı. Erzurum’un bölge toplamındaki teşvikli yatırım payı yüzde 18 olarak kaydedildi.
Doğu Anadolu Bölgesinde 137.2 milyon TL yatırım harcamasının gerçekleştirildiği teşvikli yatırımlarda 288 kişilik istihdam hacmi öngörüldü. Bölgede ocak ayı bazlı olmak üzere, 2008’de 19, 2009’da 13, 2010 yılında 30, 2011 yılında ise 42 yatırım teşvik belgesi almıştı.
TEŞVİKLİ YATIRIM BÖLGESEL DAĞILIM
Doğu Anadolu Bölgesinin ocak ayı teşvikli yatırım payı Türkiye toplamında yüzde 6.49’luk pay gösterdi. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre bu yılın ocak ayında Marmara Bölgesi’nde 77, İç Anadolu Bölgesi’nde 52, Ege Bölgesi’nde 43, Akdeniz Bölgesi’nde 32, Karadeniz Bölgesi’nde 27, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 18, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ise 28 yatırım teşvik kapsamına girdi.
DOĞU ANADOLU YILLIK DEĞİŞİM
2010 yılına göre Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki teşvikli yatırım sayısı yüzde 57, teşvikli yatırım harcaması miktarı yüzde 71, öngörülen istihdam hacmi ise yüzde 74 oranında geriledi. Bölgedeki teşvikli yatırım sayısı 42’den 18’e, yatırım harcaması 479.7 milyon TL’den 137.2 milyon TL’ye, istihdam edilecek personel sayısı ise bin 145’ten 288 kişiye indi.
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ İLLER DAĞILIMI
Erzurum teşvikli yatırım sayısı bakımından Doğu Anadolu Bölgesi’nde Hakkari, Kars ve Malatya ile birlikte 2’inci sırada yer aldı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde ocak 2012 döneminde Bitlis, Elazığ ve Van’da 3, Erzurum, Hakkari, Kars ve Malatya’da 2, Ardahan’da 1 yatırım teşvik belgesi aldı. Ağrı, Bingöl, Erzincan, Iğdır, Muş ve Tunceli’de ise teşvikli yatırım kaydedilmedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kerem Demirbay: "Bu takıma yakışanı yaptık ve Allah’ımıza şükürler olsun ligde kaldık" Kasımpaşalı futbolcu Kerem Demirbay, Galatasaray’ı yenerek kendilerine yakışanı yaptıklarını ve ligde kaldıklarını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında Kasımpaşa, konuk ettiği şampiyon Galatasaray’ı 1-0’lık skorla mağlup etti ve ligde kaldı. Maçın ardından Kasımpaşa’nın tecrübeli futbolcusu Kerem Demirbay, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çok zor ve ağır bir sezon geçirdiğini dile getirerek sözlerine başlayan Kerem, "Güzel hayallerle Eyüpspor’a gittim, 4 sene imzaladım. Çoluk çocuk, ailem, arkadaşlar, okulu değişmesin, düzen değişmesin diye... Güzel bir karar aldım. İyi de ayrıldım Galatasaray’dan. Biliyorsunuz, saygım sonsuzdur Galatasaray’a karşı. Ondan sonra futbolda bir dinamikler oldu ülkemizde. Başkanlar cezaevine girdi, neler olmadı yani, öyle diyeyim. Ondan sonra mecbur kaldım takımı değiştirmeye. Tabii ki Eyüpspor’a da saygım sonsuz, herkese selamlarımı iletiyorum. Tam bilmiyorum, onlar da başardı mı ligde kalmayı? Haydi şükürler olsun. Oradan Kasımpaşa’ya geldim. Burada biraz rahatladım gerçekten. Çok iyi bir kulüp, düzenli bir kulüp, büyük de bir kulüp yani. İnanılmaz bir tesise sahibiz, inanılmaz profesyonel bir kulüp. Açıkçası bu kadar olacağını ben zannetmezdim. Almanya’da da aynı böyle. Galatasaray’dan da aynı seviyede bir profesyonellik var gerçekten ve bununla da çok mutluyum" dedi. "Bu takıma yakışanı yaptık ve Allah’ımıza şükürler olsun ligde kaldık" Ligde kalmaları ile ilgili konuşan Kerem Demirbay, "Çok mutluyum. Sonuçta bu takıma, bu kulübe, kendimize, ailelerimiz için yakışanı yaptık ve Allah’ımıza şükürler olsun ligde kaldık. Böyle olması gerekiyordu. Birkaç hafta önce bitirmemiz gerekiyordu, olmadı. Ondan sonra son maça kalıyorsun; 4 kere arka arkaya şampiyon olan takıma karşı, Galatasaray’a karşı bir puan almak zorundasın. Bugün hak ettiğimize inanıyorum. Gerçekten inanılmaz bir mücadele verdi kardeşlerimiz ve çok mutluyuz" ifadelerini kullandı. "Dört kere şampiyon olmuş bir takım, tebrikler buradan Galatasaray camiasına" Galatasaray’a karşı çok önemli bir maç oynadıklarını söyleyen Kerem, "Dört kere şampiyon olmuş bir takım. Tebrikler buradan Galatasaray camiasına, Galatasaray’a, kardeşlerime de. Zor bir maç olacağını biliyordum. Böyle finallerde sistem, oyun, nereye pas atacak, nereye koşu atacak önemli değil. Önemli olan enerji, istek, o inanç; içten gelen, yürekten gelen bir inançtır. Bugün sahaya koyduk ve çok şükür yendik" diyerek sözlerini noktaladı.
Çanakkale RTÜK Başkanı Daniş: "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız" Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, 26 ilde 15-21 yaş arasındaki 7 bin 511 gençle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya göre ekranda geçirilen sürede sosyal medyanın yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada olduğunu, gençlerin yüzde 35,6’sının düşük dijital okuryazarlığa sahip, 37’sinin de ekran bağımlılığının yüksek olduğunu belirterek, "Hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız" dedi. RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) İl Temsilciliği ve ÇOMÜ işbirliğiyle üniversitenin Terzioğlu Yerleşkesi Troya Kültür Merkezi’nde düzenlenen İhtisas Akademi’nin "İletişim Çağında Medya Okur Yazarlığı ve Dezenformasyonla Mücadele" konulu programına katıldı. RTÜK’ün Türkiye’de radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini denetleyen ve düzenleyen kamu kurumu olduğunu ifade eden Daniş, kamu yararını, çocukların ve ailelerin korunmasını ve yayın ilkelerini gözetme gibi temel görevlerinin bulunduğunu anlattı. Daniş, RTÜK olarak yayıncılık alanına yalnızca yaptırım penceresinden bakmadıklarını belirterek, "Ekranın toplumsal etkisini, çocuğa, aileye, gençliğe ve ortak ahlaki zemine temas eden yönleriyle okumaya çalışıyoruz. Ekran sadece eğlendirmez, öğretir. Sadece göstermez, normalleştirir. Sadece haber vermez, duygu üretir. Sadece hikaye anlatmaz, değer taşır. O yüzden gençlerin medya okuryazarı olması çok önemlidir. Medya okuryazarlığı sadece ’haberin kaynağına bak’ demek değildir. Elbette kaynağa bakacağız ama yetmez" diye konuştu. Bu konuda çok hassas davranıldığına işaret eden Daniş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir içeriğe bakarken kendimize şunu sormalıyız; bu bana hangi insan modelini teklif ediyor? Aileyi, ahlakı, başarıyı, özgürlüğü nasıl gösteriyor? Bende hangi duyguyu büyütüyor? Merhameti mi, öfkeyi mi, kibri mi? En önemlisi, bu bana hakikati mi gösteriyor, yoksa Trend Topic’de Truva atı mı sunuyor. İletişim Başkanlığımız bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin çalışmaları da bu açıdan önemlidir. Çünkü devletin hakikat zeminini koruması gerekir. Yalanın hızlı, hakikatin yavaş kaldığı bir dünyada kurumların doğru bilgiyi zamanında, açık ve güvenilir şekilde paylaşması hayati hale gelmiştir ama şunu da unutmayalım, dezenformasyonla mücadeleyi sadece kurumlar yapamaz. Her vatandaş, her genç, her aile, her öğretmen bu mücadelenin bir parçasıdır." Daniş, ulusal, bölgesel ve yerel televizyon, radyo kanalları ve dijital platformların 24 saat esaslı izlendiğini vurgulayarak, "Bu kapsamda dünyada ilk ve tek yapay zeka tabanlı izleme sistemi VİA projemizi yakında hizmete alacağız. Bu sistemle algoritmik içeriklerin takip, analiz, raporlamasını yine bir algoritmayla yaparak daha da güçlü hale geleceğiz. Çocuk ve aileyi korumaya yönelik projeleri hayata geçiriyor ve takip ediyoruz. Akıllı İşaretler Sistemi, Medya Okuryazarlığı Projesi, Güvenli İnternet ve Dijital Yayın Denetimi, Kamu Spotları ve Bilinçlendirme kampanyaları ve ikame yayınlar yapıyoruz. Bütün bu çalışmaları yaparken sahayı da yakından izliyoruz. Üst Kurulumuz, 15-21 yaş arasındaki gençlerimizin medya kullanımı ve dijital okuryazarlığı üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. 26 ilde 7 bin 511 gencimizle yüz yüze görüşüldü. Çıkan tablo, bugün burada konuştuğumuz meselenin büyüklüğünü çıplak gözle gösteriyor" dedi. "Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır" Ekran başında geçirilen ortalama sürelere de değinen Daniş, şunları kaydetti: "Sosyal medya, yaklaşık 3,5 saat ile birinci sırada. İsteğe bağlı yayın hizmetlerinde her 10 gençten 6’sının dijital platformlara üyeliği var. Günlük ortalama ekran süresi 1 saat. Televizyon 40 dakika. Radyo dinleme süresi ise 38 dakika. Gençlerin yüzde 90’ının sosyal medya hesabı bulunuyor ve yaklaşık yüzde 25’inin bütün bilgileri kamuya açık. Dikkat çekici sonuçlardan biri de gençlerin yüzde 82’sinin ikinci bir sosyal medya hesabının olduğundan ailesinin haberi olmamasıdır. Aynı araştırmada gençlerin habere ulaşmak için en çok başvurduğu kaynak ise gazete değil, televizyon değil, sosyal medyadır. Oran yüzde 71 ancak bu tabloyu daha da çarpıcı kılan başka bir veri var. Araştırmaya göre gençlerimizin yüzde 35,6’sı düşük dijital okuryazarlık seviyesinde. Yani 100 gencimizin 35’i, önüne düşen bilginin kaynağını sorgulama, doğruluğunu sınama, bağlamını çözümleme melekesini henüz yeterince kazanamamış durumda. Aynı zamanda her 100 gencimizden 37’sinin ekran bağımlılığı yüksek seviyede. Bu iki rakamı yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan şudur; hem çok izleyen hem az süzen bir nesil tehdidiyle karşı karşıyayız. Bu, sizin değil, bizim, yetişkinlerin, ailelerin, kurumların, devletin bir ödevidir. Çünkü bu sayılar bir kuşağın değil, bir geleceğin sayılarıdır." Dezenformasyonun bilerek, kasıtla, bir strateji dahilinde planlanarak üretilen yalan olduğunu ifade eden Daniş, "Birisi bilir ki bu söylediği doğru değildir ama bir amaca, bir hedefe, bir çıkara hizmet etmek için onu üretir, yayar, çoğaltır. Dezenformasyon bir niyet meselesidir. Burada karşımızda bir mimar vardır, yalanın mimarı. Mezenformasyon, kasıtsızca, niyetten bağımsız, bilmeden yayılan yanlıştır. Bir haberi gerçek sanan iyi niyetli bir vatandaş onu paylaşır; paylaştığında o yalanın daha geniş bir alana yayılmasına aracılık eder. Mezenformasyon bir gaflet, bir dikkatsizlik halidir. Burada da bir mimar vardır belki, ama mimarın bilmediği ücretsiz işçiler vardır. O işçiler de biziz aslında; paylaş düğmesine düşünmeden basan bizleriz. Malenformasyon ise belki en kurnazıdır. Bu kavramı son yıllarda daha sık duyuyoruz. Malenformasyonda söylenen şey kağıt üstünde doğrudur, veri doğrudur ama bağlamından koparılmıştır, eksik gösterilmiştir, başka bir hikayenin içine yerleştirilmiştir, zararlı bir amaca alet edilmiştir. Yani size yalan söylenmez, size doğrunun sadece bir parçası, en zehirli parçası gösterilir. Geri kalanı saklanır. Sonuçta sizde oluşan kanaat, size verilen doğruların toplamından farklı bir yere düşer." Programa ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkan Yardımcısı Zülküf Memiş, Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Recep Ragıp Barış, TÜGVA Çanakkale İl Başkanı Yunus Emre Kılıç, TÜGVA ÇOMÜ Koordinatörü Hayrullah Ördek ile öğrenciler katıldı.