GÜNDEM - 06 Mart 2025 Perşembe 15:20

AFAD’dan Palandöken’de dev kış tatbikatı

A
A
A
AFAD’dan Palandöken’de dev kış  tatbikatı

Erzurum Palandöken Dağı Konaklı Bölgesi’nde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Ekonomik İş Birliği Teşkilatı (EİT) üye ülkeleri ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) katılımıyla düzenlenen Kış Saha Tatbikatı gerçeği aratmadı.


Yapılan tatbikat ile aşırı kar yağışları sonucunda karşılaşılabilecek mahsur kalma, yolların kapanması, enerji kesintisi, buzlanma ve benzeri durumlara karşı hazırlıkların kontrol edilmesi hedeflendi. Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında gerçekleştirilen Kış Saha Tatbikatı’nda; çığ/kar altında kalan kişilerin arama köpeği, tespit cihazları ve sonda kullanarak aranması, medikal kurtarma ve tıbbi yardım uygulamaları, iletişim hatlarının onarımı ve teknik alt yapının iyileştirilmesi, teleferikten kurtarma, hava araçları ile keşif ve kurtarma, tahliye ve yolların açılması senaryoları canlandırıldı.


"EİT üye ülkeleri arasında tecrübe ve deneyim paylaşımı"


Tatbikatta toplam 811 personel, 161 araç, 4 helikopter, 1 İHA ve 8 dron, 2 K9 timi görev aldı. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) delegasyonu ile üye ülkelerinden İran, Pakistan, Afganistan ve Kırgızistan temsilcileri tatbikata katıldı. Gözlemci olarak tatbikata katılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ayrıca saha operasyonlarında da görev aldı. Tatbikatı Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, AFAD Başkan Ali Hamza Pehlivan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Engin Avcı, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri izledi. Söz konusu tatbikatla, yaşanabilecek her tür ve ölçekte afet ve acil durumlara etkin müdahale için EİT üye ülkeleri arasında tecrübe ve deneyim paylaşımı yapıldı.


"Geniş katılımlı bir tatbikat oldu"


AFAD Başkan Ali Hamza Pehlivan, tatbikata katılan bütün ekiplere teşekkür ederken, başarılı bir tatbikat olduğunu dile getirerek, "Dünya ve ülkemiz çeşitli afetlere maruz kalıyor. Coğrafi şartlardaki değişkenlikler, meteorolojik şartlardaki değişkenlikler çeşitli afet türlerinin ortaya çıkmasını neden oluyor. Ülkemizde afetlerin yoğun yaşandığı ülkelerden birisi. Ve bölgeden bölgeye, illerden illere çeşitli değişik afet türlerini yaşıyoruz. Ve bu afet türlerine yönelik de hazırlıklar yapmamız gerekiyor. Bu hazırlıkları ülkemiz genelinde malumunuz İçişleri Bakanlığı, AFAD Başkanlığımız koordine ediyor, organize ediyor. TAMP planlarımız var. Türkiye Afet Müdahale planlarımız var. Yaşanan afetlerden elde edilen tecrübeler ve yapılan öngörüler, planlamalar çerçevesinde TAMP planları hem ülke düzeyinde hem de il düzeyinde gerçekleştiriliyor. TAMP planları içerisinde 25 afet çalışma grubu var. Ülke düzeyinde, ulusal düzeyde, iller düzeyinde de 23 afet çalışma grubu. Ayrıca ana destek ortaklarımız ve destek gruplarımız ve ana çalışma gruplarımız ve destek gruplarımız, çalışma gruplarımız var. Bu gruplar içerisinde başta bakanlıklarımız olmak üzere ilgili devletimizin kurum kuruluş ve AFAD Başkanlığı olarak bir görevimiz afetlere hazırlıklı olunmasını sağlamak. Risk azaltma planları çerçevesinde bu çalışmaları yapıyoruz. Ve zaman zaman da bugün olduğu gibi bütün bu planların tatbik edilmesini ve tatbik edilmek suretiyle de o plan dahilinde görevli sorumlu kurum kuruluş personel ve ekiplerin reflekslerinin ölçülmesini arzu ediyoruz. Bugün tam da yaptığımız bu ve çok geniş katılımlı bir tatbikat gerçekleştirdik" dedi.


"Afetler hem dünyanın hem ülkemizin gerçeği"


Ekonomik İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerinden ve gözlemci olarak bulunan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden de tatbikat etkin bir katılım gerçekleştirildiğini ifade eden Pehlivan, sözlerine şöyle devam etti. "Hem ekipleri itibariyle hem de diğer ekipler itibariyle gerekli katılımı sağladılar. En nihayetinde Erzurum ilimizde bu tatbikatı başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Şunu ifade ediyoruz; en büyük duamız, dileğimiz, temennimiz afetlerin yaşanmaması. Ama şunu da biliyoruz ki dünyanın gerçeği ülkemizin de gerçeği afetler yaşanıyor. Biz afetlere hazırlıklı olmak durumundayız. Hazırlıklı olmak zorundayız. Öncelikle sorumlu birimler ve kurumlar olarak toplumumuzun bütün kesimi sivil toplum teşkilatlarıyla, işbirliği ve koordinasyon içerisinde gerek afet öncesi süreçlerin en iyi şekilde yürütülmesi, risk azaltma çalışmalarının yapılması, hazırlık çalışmalarının yapılması, gerekse az önce ifade ettiğim afet müdahale planları çerçevesinde bir afet olduğunda bütün ilgili birimlerin, kurumların ekiplerin en etkin şekilde müdahale refleksinin geliştirilmesi ve vakti zamanı geldiğinde bu müdahaleleri yapması hem de afet sonrası iyileştirme çalışmaları dediğimiz çalışmaların yürütülmesidir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "Elim hadiselerin ardından haftanın ilk gününde okullarımızdayız" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Hepimizi üzüntüye boğan elim hadiselerin ardından haftanın ilk gününde okullarımızdayız" dedi. Bakan Tekin, resmi sosyal medya hesabından okullardaki saldırıların ardından haftanın ilk gününde okullarda olduklarını belirtti. Çocukların gözlerinde parıldayan ışığı korumanın Bakanlık olarak sorumluluklarında olduğunu ifade eden Tekin, çocukların insani değerlerini, devlet ve milletle olan güçlü bağlarını kaybetmelerine müsaade etmeyeceklerini bildirdi. Bakan Tekin, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Hepimizi üzüntüye boğan elim hadiselerin ardından haftanın ilk gününde okullarımızdayız. Eğitim ailesi olarak şimdi bize düşen, toprağa umudun tohumlarını yeniden ekmektir. Evlatlarımızın huzurunu sükunetle inşa etmek, çocuklarımızın gözlerinde parıldayan o ışığı korumak Bakanlık olarak sorumluluğumuzdur. Bilinmelidir ki evlatlarımızın güvenliği konusunda en küçük bir tavize izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın insani değerlerini, devletimizle ve bu aziz milletle olan güçlü bağlarını kaybetmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu inanç ve gayretle, Türkiye’nin milli birliğinin ve beraberliğinin her daim korunması için el birliğiyle, dayanışma içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eğitimin yükünü omuzlayan, şefkati ve özverisiyle yarınlarımız için yorulmak nedir bilmeden çalışan kıymetli öğretmenlerimizin emeği ülkemizin geleceğidir. Bu sabah ellerinde ay-yıldızlı bayraklarımızla okullarımızı bir kenetlenme alanına çeviren meslektaşlarımıza, velilerimize ve sendikalara şükranlarımı sunuyorum. Şanlı bayrağımızın gölgesi; birliğimizin, beraberliğimizin ve evlatlarımıza hep birlikte sahip çıkma kararlılığımızın en büyük nişanesidir. Hepimizi derinden üzen bu elim hadiselerde kaybettiğimiz canlarımıza yüce Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyor; hadiselerden etkilenen değerli vatandaşlarımıza, tüm ailelerimize, bilhassa sevgili yavrularımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Her şeyin en iyisine layık olan evlatlarımıza ve onlara rehberlik eden öğretmenlerimize hayırlı haftalar diliyorum."
Erzurum Rektör Hacımüftüoğlu, Avrupa Üniversiteler Birliği Konferansında stratejik anlaşmalara imza attı Avrupa yükseköğretim alanının en prestijli organizasyonlarından biri olan Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA) 2026 Yıllık Konferansı, bu yıl ilk kez Türkiye’de, Yeditepe Üniversitesi ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirildi. 41 ülkeden 260 kurumun katılım sağladığı ve yaklaşık 500 rektör, üniversite yöneticisi, politika yapıcı ve uzmanın bir araya geldiği konferans, yükseköğretim alanında küresel iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir platform sundu. "Değişen Şartlarda Üniversiteler Arası İş Birliği" temasıyla düzenlenen konferansta; dijital dönüşüm, yapay zekâ, sürdürülebilirlik, araştırma ve inovasyon, üniversite-sanayi iş birlikleri ve gençlerin değişen beklentileri gibi kritik başlıklar kapsamlı şekilde ele alındı. Üniversitelerin küresel ölçekte nasıl daha etkin ve sürdürülebilir iş birlikleri kurabileceği, kamu ve özel sektörle geliştirilecek ortaklık modelleri ile birlikte değerlendirildi. Uluslararası Katılımla Güçlü Akademik Diyalog Avrupa’daki yaklaşık 900 üniversiteyi temsil eden EUA’nın yıllık konferansı, farklı coğrafyalardan gelen katılımcıların katkılarıyla çok yönlü bir akademik diyalog ortamı oluşturdu. Oturumlarda, eğitim programlarının geleceği, araştırma ekosisteminin dönüşümü ve inovasyon odaklı iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik stratejiler masaya yatırıldı. Konferansta ayrıca, Avrupa Yükseköğretim Alanının gelişimi çerçevesinde üniversitelerin rolü, Bologna Sürecinin etkileri ve uluslararası öğrenci hareketliliğinin geleceği de önemli başlıklar arasında yer aldı. Rektör Hacımüftüoğlu: "Küresel İş Birlikleri, Üniversitelerin Geleceğini Şekillendiriyor" Konferansa katılım sağlayan Atatürk Üniversitesi Rektörü Ahmet Hacımüftüoğlu, yükseköğretimde uluslararası iş birliklerinin stratejik önemine dikkat çekti. Türkiye’nin yükseköğretim alanındaki güçlü potansiyeline vurgu yapan Hacımüftüoğlu, bu tür organizasyonların üniversiteler arası etkileşimi artırarak bilimsel üretime önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Hacımüftüoğlu değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Günümüz dünyasında üniversiteler yalnızca bilgi üreten kurumlar değil; aynı zamanda küresel sorunlara çözüm geliştiren, toplumlara yön veren ve uluslararası iş birlikleriyle etki alanını genişleten yapılardır. Avrupa Üniversiteler Birliği’nin bu önemli organizasyonunun ülkemizde gerçekleştirilmesi, Türkiye’nin yükseköğretimdeki konumunu daha da güçlendirmektedir. Atatürk Üniversitesi olarak bizler de uluslararasılaşma vizyonumuz doğrultusunda, bilimsel iş birliklerini artırmaya ve küresel akademik ağlarda daha aktif rol almaya kararlılıkla devam ediyoruz." Romanya’nın Önde Gelen Üniversiteleriyle Stratejik İş Birliği Protokolü İmzalandı Konferans kapsamında Rektör Hacımüftüoğlu, Romanya’nın köklü yükseköğretim kurumlarından University of Agronomic Sciences and Veterinary Medicine of Bucharest ve National University of Science and Technology Politehnica Bucharest ile Atatürk Üniversitesi arasında kapsamlı bir iş birliği protokolüne imza attı. Eğitim, araştırma ve akademik değişim alanlarını kapsayan anlaşma; öğretim üyeleri ve öğrencilerin karşılıklı değişimini, ortak bilimsel projelerin yürütülmesini, seminer ve akademik toplantılara katılımı, ortak eğitim programlarını ve bilimsel yayın paylaşımını içeriyor. Beş yıl süreyle geçerli olacak anlaşma çerçevesinde; ortak araştırma faaliyetleri, kısa ve uzun dönemli akademik değişim programları, çift taraflı kredi tanınırlığı sağlayan eğitim modelleri ve akademik materyal paylaşımı gibi birçok alanda somut iş birliklerinin hayata geçirilmesi planlanıyor. Rektör Hacımüftüoğlu, söz konusu iş birliğinin özellikle Avrupa Birliği ile akademik ve bilimsel ilişkilerin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, Romanya’nın bu noktada stratejik bir köprü görevi üstlendiğini vurguladı. Hacımüftüoğlu, "Romanya ile kurduğumuz bu iş birliği, üniversitemizin Avrupa Birliği fonlarından daha etkin yararlanmasına ve uluslararası araştırma ağlarında daha güçlü şekilde yer almasına imkân sağlayacaktır. Aynı zamanda Atatürk Üniversitesinin Avrupa’daki akademik görünürlüğünü ve etkinliğini artıracak önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Güven, Tamamlayıcılık ve Etki" Vurgusu Yeditepe Üniversitesi Rektörü Mehmet Durman ise konuşmasında, üniversiteler arası iş birliklerinin geleceğinin üç temel ilke üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirterek "güven, tamamlayıcılık ve etki" kavramlarına dikkat çekti. Bu ilkelerin, yükseköğretimde yenilikçi ve kapsayıcı bir yapının oluşturulmasında kritik rol oynadığını ifade etti. EUA Başkanı Josep Maria Garrell de konferansın, farklı bakış açılarını bir araya getirerek yükseköğretim politikalarının geliştirilmesine katkı sunduğunu vurguladı. Kurumlar arası iş birliklerinin, eğitim, araştırma ve inovasyon alanlarının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten Garrell, bu sürecin sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin Yükseköğretimdeki Stratejik Konumu Konferansta yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin Avrupa Yükseköğretim Alanı içerisindeki önemli konumu da öne çıktı. Bologna Sürecinin erken üyelerinden biri olan Türkiye’nin, yükseköğretim reformlarına aktif katılımı ve geniş akademik kapasitesiyle Avrupa’daki en büyük sistemlerden birine sahip olduğu ifade edildi. Bu kapsamda, Türkiye’de düzenlenen ilk EUA Yıllık Konferansının, hem ulusal yükseköğretim sisteminin uluslararası görünürlüğünü artırdığı hem de yeni iş birliği fırsatlarının geliştirilmesine zemin hazırladığı değerlendirildi. EUA 2026 Yıllık Konferansı, üniversitelerin değişen küresel dinamiklere nasıl uyum sağlayabileceğine dair önemli fikirlerin ortaya konduğu, ortak vizyonun güçlendirildiği ve stratejik iş birliklerinin temellerinin atıldığı bir platform olarak dikkat çekti.
Bursa Motosikletler uçtu Türkiye Süper Enduro Şampiyonası’nda sezonun açılış yarışları İznik’te yapıldı. Türkiye Motosiklet Federasyonu’nun 2026 yarış takviminde yer alan şampiyona, İznik Belediyesi’nin destekleriyle İznik Motosiklet Spor Kulübü ev sahipliğinde düzenlendi. Elbeyli Er Meydanı Süper Enduro Parkurunda zorlu engellerle mücadele eden sporcular, Süper EnduroGP, prestij, usta, hobi, gençler ve veteran sınıflarında ödül törenine çıkmak için ter döktü. Hafta sonunun en hızlı 20 sporcunun yer aldığı Süper EnduroGP’de Mehmet Emin Musaoğlu (IZMOK) birinci, Kenan Kazan (IZMOK) ikinci ve Mehmet Taha Tomak da (IZMOK) üçüncülüğü elde etti. Dereceye giren sporcular kupalarını Belediye Başkan Yardımcısı Suat Okkalı, Jandarma Komutanı Ütğm. Erdal Aktaş, Emniyet Müdürü İbrahim Arslan, İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Hüseyin Coşkun, İznik Motosiklet Kulübü Başkanı Yüksel Musaoğlu ve Federasyon Yetkililerinin elinden aldılar. Yarışlar sonucunda ilk sıralar şu şekilde oluştu; "Enduro Prestij (EP): 1.Mehmet Emin Musaoğlu (IZMOK), 2.Kenan Kazan (IZMOK), 3.Mehmet Taha Tomak (IZMOK)", "Enduro Usta (EU): 1.Erdem Kocaman (ENDIST), 2.Ahmet Süreyya Canpolat (BAMOS), 3.Eren Talha Topuz (ENDIST)", "Enduro Gençler (EG): 1.Yusuf Acar (IZMOK), 2.Mert Sarıduman (SMYRNA), 3.Berkay Sarı (KARTEPE)", "Enduro Hobi (EH): 1.Yiğit Emre Ateş (IZMOK), 2.Emre Esen (FOSK), 3.Celil Adıberi (KARTEPE)", "Enduro Veteran (EV): 1.Murat Kökçü (FOSK), 2.İsmail Tüzemen (IZMOK), 3.Salih Serim (KARTEPE)."
İstanbul Güncel gelişmelere bağlı depresyon ruh sağlığını tehdit ediyor Son yıllarda artan küresel gerilimler, yaşam şrtlarındaki belirsizlikler ve toplumsal zorluklar, bireylerin ruh sağlığını etkileyerek "gündem kaynaklı depresyon" ve "gündem kaynaklı kaygı"ya neden olabiliyor. Klinik Psikolog Cansu Kaya, bu sürecin fark edilmeden derinleşebildiğini, bireylerde kronik stres, umutsuzluk ve duygusal tükenmişliğe yol açabildiğini belirtti. İnsan beyninin evrimsel olarak tehditleri algılamak üzere yapılandığını belirten Medicana Çamlıca Hastanesi’nden Klinik Psikolog Cansu Kaya, "Psikolojide ‘savaş ya da kaç’ tepkisi olarak bilinen bu mekanizma, modern dünyada yalnızca fiziksel tehditlerle değil; yaşam şartlarını etkileyen krizler, savaşlar ve toplumsal ayrışmalar gibi soyut stres kaynaklarıyla da sürekli tetikleniyor" dedi. Sürekli değişen gündemin, beynin belirsizliği tehlike olarak yorumlama eğilimini güçlendirdiğini ifade eden Psk. Cansu Kaya, "Kişinin doğrudan etkileyemediği olaylara maruz kalması, kontrol kaybı hissini artırarak öğrenilmiş çaresizlik benzeri bir tabloya yol açabiliyor" açıklamasında bulundu. Sosyal medya, stresin ana taşıyıcısı haline geldi Sosyal medyanın stresin yayılmasında önemli bir rol oynadığını belirten Psk. Cansu Kaya, kesintisiz haber akışı ve kriz odaklı içeriklerin bireyin zihinsel yükünü artırdığını söyledi. Kaya, "Doomscrolling olarak adlandırılan sonsuz kaydırma alışkanlığı, bireyin sürekli olumsuz haberlere maruz kalmasına neden oluyor. Algoritmaların benzer içerikleri tekrar tekrar göstermesi ve duygusal bulaşma etkisi, dünyayı olduğundan daha tehlikeli ve umutsuz algılamamıza yol açabiliyor" dedi. Gündem kaynaklı depresyonun yalnızca bireysel değil, toplumsal sonuçlar da doğurabileceğine dikkat çeken Psk. Cansu Kaya, bu durumun zamanla duygusal uyuşma, toplumsal olaylardan geri çekilme, artan öfke ve toplumsal ayrışma gibi etkilere neden olabileceğini belirtti. Bazı bireylerde ise bu sürecin tükenmişlik ve klinik depresyonla kesişebileceğini ifade etti. "Duyarsızlaşmak değil, dayanıklı kalmak önemli" Gündem kaynaklı stresle başa çıkmanın mümkün olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Cansu Kaya, şu önerilerde bulundu: "Günlük haber tüketimini sınırlamak, Bireysel kontrol alanlarına odaklanmak, Uyku, beslenme ve fiziksel aktiviteye dikkat etmek, Sosyal bağları güçlendirmek, Sosyal medya kullanımında dijital hijyen sağlamak." Psikolog Cansu Kaya, "Amaç gündemden tamamen kopmak değil; bilgi sahibi olurken ruh sağlığını da koruyabilmek. Yani duyarsızlaşmak değil, dayanıklı kalabilmek" diyerek sözlerini tamamladı.
Aydın Ege rüzgarı bir kez daha Didim’de esecek Aydın’ın Didim ilçesinde TYF Yelken Ligi IQ Foil 3. Ayak Yıldızlar Kupası için geri sayım başlarken, genç sporcular rüzgarla kıyasıya mücadele edecek. Türkiye Yelken Federasyonu tarafından düzenlenen TYF Yelken Ligi IQ Foil 3. Ayak Yıldızlar Kupası, 29 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında Didim’de gerçekleştirilecek. Didim Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek organizasyonda genç sporcular rüzgarla yarışacak. Yüksek hız ve denge gerektiren IQ Foil kategorisinde mücadele edecek sporcular, dereceye girebilmek ve Türkiye’nin en iyileri arasında yer almak için kıyasıya yarışacak. Yarışlar boyunca Didim sahilleri ise spor şölenine sahne olacak. Organizasyonun, yalnızca sporcuları değil yelken tutkunlarını da ilçede buluşturması beklenirken, etkinlik sayesinde kentin tanıtımına da katkı sağlanması hedefleniyor. 2026 yılı itibarıyla bu organizasyona 4. kez ev sahipliği yapacak olan Didim, yelken sporundaki iddiasını her geçen yıl daha da güçlendiriyor. Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, organizasyona ilişkin yaptığı açıklamada "Didim olarak böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz. Yelken sporunun ülkemizde gelişmesine katkı sunan bu değerli yarışları kentimizde ağırlamak bizim için sadece bir organizasyon değil, aynı zamanda bir vizyon meselesidir. Didim’in rüzgarı, denizi ve doğasıyla yelken sporunun yeni adreslerinden biri haline geldiğine inanıyoruz. Bu yarışlar sayesinde genç sporcularımızın azmi ve mücadelesi bizlere umut verirken, kentimizin spor turizmindeki yükselişini de daha güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Sporun birleştirici gücüne inanıyor, Didim’i sporun ve sağlıklı yaşamın merkezi haline getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yelken yarışlarına ev sahipliği yapmaktan büyük bir mutluluk duyuyor, tüm sporcularımıza başarılar diliyor ve halkımızı bu heyecana ortak olmaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.