KÜLTÜR SANAT - 16 Mart 2026 Pazartesi 09:34

Bir diplomatik ricadan doğan teşebbüs: Erzurum’da İranlı çocuklar için mektep girişimi

A
A
A
Bir diplomatik ricadan doğan teşebbüs: Erzurum’da İranlı çocuklar için mektep girişimi

Osmanlı arşivlerinde yer alan dikkat çekici bir belge, Erzurum’un geç Osmanlı dönemindeki çok milletli ve çok kültürlü yapısına dair önemli bir ayrıntıyı gün yüzüne çıkardı. Belgeye göre, İranlı çocukların eğitimi amacıyla Erzurum’da bir mektep açılması yönünde resmî bir teşebbüste bulunulduğu ve bu mektebin eski kar-perdaz Mirza Ali Ekber’e ait bir hanede faaliyet göstermesinin planlandığı anlaşılıyor.


Araştırmacı Taner Özdemir, arşiv kaydına göre söz konusu girişimin yalnızca yerel bir talep değil; İran sefiri tarafından Osmanlı Devleti’ne iletilen resmî bir rica üzerine gündeme geldiğini vurgulayarak, "İranlı ailelerin çocuklarının eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik bu talep, diplomatik kanallar aracılığıyla Osmanlı makamlarına ulaştırıldı. Talebin ardından konu, Osmanlı bürokrasisi içerisinde değerlendirmeye alınarak karşılanmaya çalışıldı. Bu çerçevede mesele, Erzurum Vilayeti tarafından ele alındı. Vilayet makamlarınca hazırlanan yazıda, mektep olarak kullanılması düşünülen hanenin fiziki durumu, kullanım amacı ve eğitim faaliyetlerine uygunluğu ayrıntılı biçimde değerlendirildi. Hazırlanan dosya, gerekli tahsisat ve açıklamalarla birlikte Maarif Nezareti’ne sunuldu. Yapılan incelemeler neticesinde, Mirza Ali Ekber’e ait hanenin okul olarak kullanılmasının mümkün olabileceği; ancak eğitim faaliyetlerinin Osmanlı Devleti’nin belirlediği usul ve nizamlara uygun şekilde yürütülmesi şartıyla ruhsat verilmesinin uygun olacağı bildirildi" dedi.


Yabancı devletlerin diplomatik taleplerini dikkate alıyordu


Belgede özellikle mektebin İranlı çocuklara yönelik olması planlanan bir eğitim kurumu olduğu vurgulandığını ifade eden Özdemir, sözlerine şöyle devam etti," Bu durum, Osmanlı Devleti’nin yabancı devletlerin diplomatik taleplerini dikkate aldığını; ancak bu talepleri mutlaka resmî izin, denetim ve eğitim mevzuatı çerçevesinde ele aldığını göstermektedir. Okulun idaresi, öğretim düzeni ve genel işleyişinin Maarif Nezareti’nin gözetimine bağlı olacağı, nizama aykırı herhangi bir uygulamaya müsaade edilmeyeceği de özellikle ifade edilmiştir"


Bir Haneden Mektebe: Diplomatik Bir Talebin Şehir Hayatına Yansıması


Belgenin en dikkat çekici yönlerinden birinin, diplomatik bir ricayla başlayan sürecin şehir içindeki özel bir hanenin mektebe dönüştürülmesi yönünde bir teşebbüs ortaya koyması olduğunu söyleyen Taner Özdemir, " Mektebin eski kar-perdaz Mirza Ali Ekber’e ait bir hanede açılmasının planlanması; Erzurum’da özel mülkiyet, ticaret, diplomasi ve eğitim alanlarının nasıl iç içe geçtiğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Bu durum, şehirde yaşayan yabancı topluluklar ile Osmanlı idaresi arasındaki ilişkilerin yalnızca siyasî değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel boyutlar da taşıdığını ortaya koymaktadır" diye konuştu.


Ticaret, diplomasi ve eğitim ekseninde Erzurum


Araştırmacılara göre bu belge, Erzurum’un İran ile olan yoğun ticari ve diplomatik ilişkilerinin eğitim alanına da doğrudan yansıdığını gösteriyor. İran sefiri tarafından iletilen talebin değerlendirmeye alınması, Erzurum’un yalnızca bir sınır ve ticaret şehri değil; aynı zamanda uluslararası ilişkilerin yerel hayata yansıdığı bir merkez olduğunu ortaya koyuyor. İranlı ailelerin çocukları için bir mektep açma teşebbüsü, şehrin kozmopolit yapısının eğitim alanına da yansıdığını gösteriyor.


Özdemir: "Bu belge diplomasinin gündelik hayata nasıl sirayet ettiğini gösteriyor"


Belgeyi değerlendiren Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir, arşiv kaydının yalnızca bir eğitim meselesini değil, aynı zamanda Osmanlı-İran ilişkilerinin yerel düzeydeki yansımalarını da ortaya koyduğunu vurgulayarak, şu ifadelere yer verdi: "Bu belge, İran sefiri tarafından Osmanlı Devleti’ne iletilen bir ricayla başlayan sürecin, Erzurum’da bir eğitim kurumu açılması yönündeki teşebbüse dönüşmesini göstermesi bakımından son derece kıymetlidir. Osmanlı Devleti, diplomatik talepleri dikkate alırken, bu talepleri mutlaka kendi hukukî ve idarî çerçevesi içinde değerlendirmiştir. İranlı çocuklar için açılması planlanan bu mektebin, eski kar-perdaz Mirza Ali Ekber’e ait bir hanede faaliyet göstermesinin düşünülmesi; Erzurum’un sosyal, ekonomik ve kültürel katmanlarının ne kadar iç içe geçtiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu tür belgeler, Erzurum tarihinin yalnızca yerel değil, aynı zamanda uluslararası bağlantısıyla birlikte ele alınması gerektiğini bizlere göstermektedir."


Osmanlı arşivlerinden çıkan bu belge, Erzurum’un geçmişte çok milletli ve diplomatik boyutu olan bir eğitim hayatına zemin hazırlayan girişimlere sahne olduğunu ortaya koyarken; devletin yabancı topluluklara yönelik talepleri nasıl izin, denetim ve nizam çerçevesinde değerlendirdiğini de açık biçimde gözler önüne seriyor.



Bir diplomatik ricadan doğan teşebbüs: Erzurum’da İranlı çocuklar için mektep girişimi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Aydın’da bayram öncesi sanayiler hareketlendi Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala uzun süredir durgunluğun hakim olduğu Aydın sanayisinde bayram tatilinde yola çıkmaya hazırlanan vatandaşların araçlarını bakıma getirmesiyle yoğunluk yaşanıyor. Ramazan Bayramı’nda memleketlerine gitmek ya da sevdikleriyle bir araya gelmek için uzun yola çıkacak olan vatandaşlar, araçlarını kontrol ettirmek amacıyla sanayinin yolunu tutuyor. Motor yağı, fren sistemi, lastik, akü ve genel bakım kontrollerini yaptırarak muhtemel arızaların önüne geçmek isteyen vatandaşlar sanayi sitesinde yoğunluk oluşturuyor. Sanayide iş yetiştirmeye çalışan ustalar ise artan taleple birlikte yoğun mesai yaparken, özellikle uzun yol öncesi araç bakımının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Sanayide araç bakım servisi işletmeciliği yapan Davut Çapar bayram öncesinde vatandaşların araç bakımlarını aksatmaması gerektiğini belirterek sürücülere çeşitli uyarılarda bulundu. Çapar, "Bayram yaklaşınca sanayilerde her yıl olduğu gibi hareketlilik başlıyor. Uzun yola çıkacak vatandaşlarımız araçlarını kontrol ettirmek için geliyor. Biz de araçların yağını, frenini, lastiklerini ve genel durumunu kontrol ederek eksiklerini gidermeye çalışıyoruz. Daha farklı sorunu çıkan araçların durumlarını sahiplerine bildirerek talepleri doğrultusunda onarımlarını yapıyoruz. Ancak bazı sürücüler araçta oluşan küçük sorunları ‘bir şey olmaz’ diyerek erteleyebiliyor. Oysa bu küçük arızalar zamanla büyüyerek daha ciddi sorunlara yol açabiliyor. Uzun yola çıkmadan önce mutlaka araçların bakımının yapılması gerekiyor. Özellikle fren sistemi, lastikler ve motor yağı mutlaka ama mutlaka kontrol edilmeli. Yolda kalmamak, güvenli bir yolculuk yaparak sevdiklerimize kavuşmak için bakımın ihmal edilmemesi önemli. Çok şükür işlerimiz iyi. Vatandaşlarımızın da mağduriyet yaşamamak için son güne bırakmadan araçlarını sanayiye getirerek ilgili bakımlarını gerçekleştirmeleri onların yararına olacaktır" diye konuştu.
Tokat TOGÜ’de 11 bin metrekarelik diş hekimliği fakültesi inşaatı devam ediyor Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Taşlıçiftlik Kampüsü’nde yapımı süren 11 bin metrekarelik Diş Hekimliği Fakültesi binasında incelemelerde bulunarak kampüse bin 500 araç kapasiteli modern otopark kazandırılacağını ifade etti. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Taşlıçiftlik Kampüsü’nde yapımı devam eden Diş Hekimliği Fakültesi binası inşaat alanında incelemelerde bulunarak çalışmalar hakkında bilgi aldı. Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz’a incelemeleri sırasında rektör yardımcıları, rektör danışmanları ve Genel Sekreter de eşlik etti. İnşaat alanında yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi alan Yılmaz, projenin üniversitenin eğitim altyapısına önemli katkı sağlayacağını söyledi. 11 bin metrekarelik modern eğitim alanı Yeni Diş Hekimliği Fakültesi binasının 11 bin metrekarelik geniş bir alanda inşa edildiğini belirten Yılmaz, binanın modern mimari anlayışla tasarlandığını ifade etti. Fakültede dershaneler, laboratuvarlar ve klinik uygulama alanlarının yer alacağını dile getiren Yılmaz, bu sayede öğrenciler ve akademisyenler için daha konforlu ve donanımlı bir eğitim ortamı oluşturulacağını kaydetti. Kampüse bin 500 araçlık modern otopark Fakülte binasının hemen yanında yapılması planlanan bin 500 araç kapasiteli modern otoparkın kampüs yaşamını kolaylaştıracağını ifade eden Yılmaz, "Öğrencilerimiz, akademik personelimiz ve hastalarımız için önemli bir kolaylık sağlayacak bu yatırım sayesinde kampüsteki ulaşım ve park sorununun önemli ölçüde çözüme kavuşmasını hedefliyoruz. Aynı zamanda kampüsümüzün modern görünümünü tamamlayan önemli bir altyapı çalışması olacak" dedi. Yeni fakülte binası için toplam sözleşme bedelinin 1 milyon 662 bin TL olduğunu belirten Yılmaz, proje kapsamında zemin etüt çalışmaları ile mimari, statik, mekanik ve elektrik tesisat projelerinin tamamlandığını ifade etti. Yapılan hazırlıkların ardından inşaat çalışmalarının belirlenen takvim doğrultusunda sürdürüldüğü bildirildi. Eğitim kalitesine katkı sağlayacak İnşaat alanındaki çalışmaları değerlendiren Rektör Yılmaz, projenin sadece bir bina inşası olmadığını vurgulayarak, "Bu yatırım ile öğrencilerimiz ve akademisyenlerimiz için çağdaş, güvenli ve konforlu bir eğitim ortamı oluşturmayı hedefliyoruz. Fakültemizin eğitim ve klinik uygulama kapasitesini artıracak bu proje, üniversitemizin gelişimine önemli katkı sağlayacak" diye konuştu. Yeni Diş Hekimliği Fakültesi binasının tamamlanmasıyla birlikte öğrencilerin ders ve klinik uygulama süreçlerinin daha verimli hale gelmesi hedeflenirken, yapılacak modern otoparkla birlikte kampüs altyapısının da güçlendirilmesi planlanıyor.
Tunceli Tunceli’de artan yağışlar heyelan riskini artırabilir Tunceli’de son yılların en yağışlı dönemlerinden biri yaşanırken uzmanlar, artan yağışların heyelan ve istinat yapılarında göçme riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Tunceli’de son yılların en yoğun yağışlarının yaşandığı kış mevsimi, beraberinde bazı jeolojik riskleri de gündeme getirdi. Özellikle kar yağışının ardından bahar aylarında gerçekleşecek erime ve muhtemel yağmur yağışlarının zemin yapısını etkileyebileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, artan yağışlarla birlikte yeraltı su seviyesinin yükselmesinin zemin dayanımını düşürebileceğini ve bunun da heyelan başta olmak üzere istinat yapılarında devrilme ve göçme gibi sorunlara yol açabileceğini vurguluyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Munzur Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Abdullah İçen, özellikle drenaj önlemleri ve doğru mühendislik hizmetinin önemine dikkat çekti. Yeraltı su seviyesindeki muhtemel artışın heyelan ve istinat duvarlarında göçmelere sebep olabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Abdullah İçen, "Artan yağışlar belirli bölgelerde yeraltı su seviyesinde artışlara sebep olacaktır. Özellikle tasarım yapılırken tahmin edilemeyen boyutlarda yeraltı su seviyesi artışları ciddi sorunlara sebep olacaktır. Zeminlerimizin dayanımını etkileyen en büyük parametre sürtünmedir. Zemin tanelerinin birbirine temas ettiği zaman, o tanelerin kayma üzerinde gösterdiği dirençle ayakta duruyor bizim zeminlerimiz. Dolayısıyla yağışların artması ve yeraltı su seviyesinin yükselmesi durumunda bu boşluk suyu dediğimiz su zemin tanelerinin arasına girecek. Tanelerin arasına giren boşluk suyu, taneleri birbirinden itip uzaklaştırmaya çalışacaktır. Bu sebeple meydana gelen bu aşırı yağışlar nedeniyle önümüzdeki günlerde, özellikle bu yağan karların baharda erimesi ve eğer olursa bu yağışlar yağmur şeklinde devam ederse ciddi heyelan problemlerine, aynı zamanda istinat yapılarının devrilmesi (drenaj önlemi alınmadıysa), biriken sıvıdan dolayı ciddi stabilite ve göçme problemlerine sebep olacaktır" diye konuştu. "İyi bir mühendislik hizmeti alınması gerekiyor" Heyelan ve göçme durumlarını önlemek için yapılması gerekenleri anlatan İçen, "Öncelikle zemini çok iyi tanımamız lazım. Söz konusu alanda bahsettiğimiz parametreleri çok iyi benimsememiz gerek. Dolayısıyla işin özünde, iyi yapılmış bir zemin etüdünün bulunması lazım. Daha sonra yapılan zemin etüdüne göre, zemin ve yeraltı suyu durumlarını değerlendirip tasarımını yapıyoruz. Tasarım kısmında da mühendislik hizmeti alınması gerekiyor. Son zamanlarda Elazığ’da istinat duvarlarında bazı sorunlar meydana geldi. Çoğu mühendislik hizmeti almamış ve yerinde yapılmış yapılardı. Dolayısıyla iyi bir mühendislik hizmeti alınması şart. Tahmin edilemeyen yeraltı su seviyesindeki yükselmelere ve yeraltı suyundan dolayı oluşabilecek göçmelere karşı iyi bir drenaj tedbirinin alınması lazım. Akış halinde olan suyun istinat yapılarının arkasında birikmemesi ve bir şekilde toplanıp tahliye edilmesi gerekiyor" diye konuştu.
Kahramanmaraş Görme engelli üç hafız Ramazan boyunca mukabele okuyor Kahramanmaraş’ta Ramazan ayının manevi atmosferi camilerde hissedilirken, görme engelli üç hafız her yıl Abdülhamid Han Camii’nde mukabele okuyor. Kahramanmaraş’ta yaklaşık 10 bin kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük camileri arasında yer alan Abdülhamid Han Camii’nde Ramazan ayı dolu dolu yaşanıyor. Vakit namazları ve teravihlerin yanı sıra camide mukabele geleneği de sürdürülüyor. 7 yıldır görme engelli hafızlar Mustafa Çamsarı, Celal Gök ve Muhammet Yiğit Karaokur, Ramazan ayında öğle namazı öncesi camiye gelerek Kur’an-ı Kerim tilavetinde bulunuyor. Hafızların ezbere okuduğu Kur’an-ı Kerim mukabelesini camide bulunan cemaat ise takip ediyor. "Bu geleneği en güzel biçimde devam ettiriyoruz" Hafız Mustafa Çamsarı, doğuştan görme engelli olduğunu ve 2 yılda hafızlığı tamamladığını belirterek, "Burada 7 yıldır mukabeleye katılıyorum. Arkadaşlarla birlikte bu geleneği elimizden geldiği kadar en güzel biçimde devam ettirmeye gayret ediyoruz. Mukabele bir sünnettir. Her yıl Ramazan ayında Hazreti Cebrail ile Hazreti Peygamber karşılıklı mukabele okumuşlar. Mukabele Kur’an-ı Kerim’i Fatiha suresinden başlayarak Nas suresine kadar okumaya deniyor. Sonunda da bir hatim duası yapılarak ölmüşlerimizin ruhlarına hediye ediliyor" dedi. "Ramazan-ı Şerifler Müslümanlar için fırsat" Ramazan’ı dolu dolu yaşamaya çalıştıklarını ifade eden Cami İmam Hatibi Ali Sarıkaya ise, "Camimizde görme engelli hafızlarımız ile beraber 13 hafızımız mukabele okudular. Kur’an ayı olduğu için en fazla hemhal olmamız gereken Kur’an ile meşgul oldular. Bu Ramazan’da camimiz okullardan gelen çocuklarla cıvıl cıvıl. Her yer çok neşelendi. Ramazan-ı Şerifler Müslümanlar için birer imkan ve fırsat. Bu fırsat aylarını, fırsat günlerini iyi değerlendirmeli Müslüman ki yarın bir gün huzur mahşerde kazançlı, manevi bir ticaretinde kazançlı olarak Cenab-ı Allah’ın huzuruna çıksın ve oruç tutanların gireceği sadece onların girebileceği Reyyan kapısından girebilsin" diye konuştu.