GÜNDEM - 15 Ocak 2025 Çarşamba 15:34

DAP bölgesinde, ‘buzağılar ölmesin’ projesi

A
A
A
DAP bölgesinde, ‘buzağılar ölmesin’ projesi

Buzağı kayıpları ve çözüm önerileri, "DAP Buzağı Ölümlerinin Engellenmesi Programı"yla Erzurum’da masaya yatırıldı.


DAP Konferans Salonu’nda yapılan toplantıya Ardahan, Erzurum, Kars ve Sivas illerinin Tarım ve Orman Müdürleri ve ilçe Tarım ve Orman Müdürleri ile veteriner hekimler katıldı.


2024-2028 yıllarını kapsayan DAP Eylem Planı’nda Hayvancılığın Geliştirilmesi Programı kapsamında düzenlenen toplantının açılış konuşmasını yapan, Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Prof. Dr. Osman Demirdöğen, programın öneminden bahsetti.


Buzağı kayıplarının önlenmesi amacıyla yapılacak çalışmaları doğum öncesi, doğum esnası ve doğum sonrası olarak sıralayan Demirdöğen, konuyla ilgili desteklenecek projelerin özelliklerinden bahsetti.


Ayrıca, büyükbaş yetiştiriciliğinde en önemli sorun olan infertilitenin (kısırlık) azaltılması, bölgeye özgü serum-aşı uygulamaları ve üretimi, barınma şartlarının iyileştirilmesi, çiftçi eğitimi ile kayıtlı takip ve müdahale çalışmalarının Tarım ve Orman il ve ilçe müdürlükleriyle birlikte yapılacak ortak çalışmayla buzağıların yaşamasının daha iyi seviyelere çıkarılacağını belirtti.


Başkan Demirdöğen, şunları söyledi:


“Bildiğiniz gibi, DAP Bölge Kalkınma İdaresi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı, bölgenin potansiyellerini belirleyip öne çıkarmak ve bu öne çıkan alanlarda projeleri destekleyip ve bu alanların gelişmesini sağlamaya çalışan bir kurum. 2013 yılından bu yana destek veriyoruz. Bu desteklerin sonuçlarını bir şekilde ölçmeye çalışıyoruz. En son geldiğimiz aşamada, 2024-2028 Eylem Planı hazırlıkları sırasında, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi’nin asıl odaklanacağı noktanın hayvancılık olduğunu belirledik. Hayvancılığın geliştirilmesini bir bütün olarak ele alıp destek vermeye çalışacağız. Tabii ki bu alandaki en büyük paydaşımız Tarım ve Orman Bakanlığı. Sizlerin de katkısıyla zaten bir rapor hazırladık ancak programın detaylarını görebilmek, ilave yapılacak işleri de tespit etmek amacıyla görüş ve önerilerinize ihtiyacımız oldu. Bugünkü toplantıda, görüş ve önerilerinizi alıp, yapacağımız çalışmalardaki öncelikleri belirleyeceğiz. Şu anda, 2024-2028 yılları arasında 2 milyar 600 milyon liralık bütçesi olan bir programdan bahsediyoruz. Yapacağımız iş bu miktarın çok üzerinde ve bunun için de önceliklendirmemiz lazım. Toplantının hayırlı olmasını diliyorum”


Daha sonra, DAP İdaresi Başkan Yardımcısı Mehmet Özdoğan’ın konuyla ilgili sunumu yer aldı. Özdoğan sunumunda, buzağı kayıplarının ülke ortalaması, başlıca nedenleri, DAP Bölgesindeki mevcut durumu ve ekonomik etkileri ile DAP Eylem Planıyla ortaya çıkan buzağı kayıplarının önlenmesi konularına değindi.


Sunumda ayrıca, 2025-2028 yılları arasında öngörülen program ile damızlık hayvan buzağılama oranının % 55- 60’tan % 85- 90’a yaklaştırılması, buzağı kayıp oranının % 20- %25’ten % 10- % 15 civarına düşürülmesi, et ve süt veriminin % 20 artırılması, özellikle genç ve kadın üreticilerin bilinçlendirilmesi için eğitim programlarının düzenlenmesi, bölgeye özgü aşı ve serumların üretilerek ülke ekonomisine katkı ile sürdürülebilirliğin sağlanması, DAP Bölgesinde hayvan sayısının artması ile ithal hayvan bazında dışa bağımlılığın azaltılması ve sonuçta alınacak tedbirlerle ülkemiz ekonomisine ve gıda arzı güvenliğine katkı sağlanması belirtilen hedefler arasında bulunuyor.


Toplantıda, katılımcılar tarafından, buzağı sağlığının izlenmesi, eğitimlerin verilmesi ve farkındalık oluşturulması konularında görüş belirtildi. Tarım ve hayvancılık sektörünün önemli bir sorunu olan buzağı ölümleriyle mücadele etmek için stratejiler ele alındı.


Tam uyum içerisinde ve ortak çalışma konusunda mutabık kalınan toplantıya, DAP İdaresi Başkan Yardımcıları Mehmet Özdoğan, Melih Kirişci, Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, Ardahan İl Tarım ve Orman Müdürü Muhammet Fatih Cineviz, Kars İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erdinç Koç, söz konusu illerin İlçe Tarım ve Orman Müdürleri ile DAP BKİ Tarım ve Kırsal Kalkınma Koordinatörlüğü çalışanları katıldı.



DAP bölgesinde, ‘buzağılar ölmesin’ projesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Türkiye Paintball Şampiyonası Osmaniye’de başladı Türkiye Paintball Şampiyonası’nın Osmaniye ayağı, Zorkun Yaylası Şenlik Tepesi Spor Tesisleri’nde düzenlenen törenle start aldı. Türkiye Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu tarafından, Osmaniye Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen Paintball Büyükler Kulüpler Türkiye Şampiyonası 1. Ayak Müsabakaları, Osmaniye Zorkun Yaylasında gerçekleşti.Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcuların katıldığı organizasyonda, 4’er kişilik takımlardan oluşan 5 grup şampiyonluk için mücadele edecek. Müsabakaların açılışı, Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet tarafından yapılan başlangıç atışıyla gerçekleştirildi. İki gün sürecek turnuvada sporcular, zorlu parkurlarda mücadele ederken, organizasyonun hem spora hem de Osmaniye’nin tanıtımına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Türkiye’nin dört bir yanından sporcuların Zorkun Yaylası’nda buluştuğunu aktaran Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, "Zorkun, Türkiye Paintball müsabakalarının şampiyonasına ev sahipliği yapıyor. Tabii Hakkari’den Tekirdağ’a kadar, Kayseri’den Antalya’ya, Rize’ye, Trabzon’a, Ankara’ya ve Kocaeli’ne kadar birçok ilden sporcu burada bulunuyor. Gelen sporcular, Osmaniye’mizin yaptığı bu ev sahipliğini ve hazırlıkları büyük övgüyle bizlere ilettiler. Biz de tüm sporcu kardeşlerimize başarılar diliyoruz" diye konuştu. "Paintball savaş değil, strateji oyunudur" Avrupa Paintball Asbaşkanı ve Türkiye Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Barkul, "Paintball sporuyla ilgili yanlış bilinen bazı gerçeklerden bahsetmekte fayda var. Her şeyden önce bunun bir savaş simülasyonu ya da şiddet oyunu olduğu düşüncesi yanlıştır. Bu spor, geometrik ve matematiksel zeka gerektiren, stratejiye dayalı bir oyundur. Tıpkı satranç gibi. Siperlerin her birinin ortalama 9 farklı açıdan görüş alanı bulunuyor ve oyuncular bu açılardan birbirlerini boya toplarıyla işaretlemeye çalışıyor. Bu sporda ’silah’ ifadesi yerine ’işaretleyici’ ya da ’marker’ dediğimiz ekipmanlar kullanılmaktadır. Oldukça yüksek adrenalin içeren bu oyun, aynı zamanda ciddi bir konsantrasyon gerektirir" ifadelerini kullandı. Bu sporun stratejik düşünmeyi geliştiren bir oyun olduğunu belirten Kayseri Pars Kulübü’nden Elif Kağan, "Biz Kayseri’den geldik. Kayseri’den dört takım olarak katıldık. 4 takım içinde belki de tek kadın sporcu olarak geldim. Kadınların da bu sporu yapabileceğini göstermek istiyorum. Bu spor zararlı değil, aksine stratejik düşünmeyi geliştiren, gençlerin bakış açısını değiştiren ve dünyaya farklı bir perspektiften bakmalarını sağlayan bir oyundur" diye konuştu. Osmaniye Tempo 80 Spor Kulübü Paintball Takımı oyuncusu Mehmet Ali Çamsarı, "Paintball, gelişmekte olan bir branştır. İlimizde ve ülkemizde il müdürlüğü, belediye ve federasyon tarafından desteklenmektedir. Bu branşın amacı savaşmak değil; keyif almak ve o heyecanı yaşamaktır. Amacımız hem bu branşı geliştirmek hem de ilimizin tanıtımına katkı sağlamaktır" dedi.
İzmir Çeşme Belediyesporlu Ali Arda Eracar’dan, Satranç Turnuvası’nda şampiyonluk Manisa’da bu yıl ikincisi düzenlenen ve yoğun katılımla gerçekleşen Mesir Uluslararası Açık Satranç Turnuvası, kıyasıya mücadelelere sahne oldu. Türkiye’nin farklı illerinden ve yurt dışından çok sayıda sporcunun yer aldığı turnuvada, Çeşme Belediyespor Kulübü sporcuları önemli bir başarıya imza attı. Turnuvada B Kategorisi’nde mücadele eden Çeşme Belediyesporlu Ali Arda Eracar, sergilediği üstün performansla rakiplerini geride bırakarak şampiyonluğa ulaştı. Turnuva boyunca oynadığı stratejik ve sabırlı hamleleriyle dikkat çeken Eracar, elde ettiği sonuçla hem kulübünü hem de Çeşme’yi gururlandırdı. Şampiyon sporcu için Çeşme Belediyespor Kulübü Başkanı Mehmet Sarısaç açıklama yaptı. Sarısaç, Eracar’ın başarısından duydukları memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Zeka, sabır ve disiplini bir araya getirerek elde ettiği bu başarıyla bizleri gururlandıran sporcumuz Ali Arda Eracar’ı tebrik ediyor; kendisine ve antrenörlerimize kulübümüze yaşattıkları bu mutluluk için teşekkür ediyoruz. Çeşme Belediye Spor Kulübü olarak spora ve sporcuya verdiğimiz desteğin bu tip başarılarla taçlanması en büyük motivasyon kaynağımız olmaya devam edecektir." Turnuvada elde edilen bu şampiyonluk, Çeşme Belediyespor’un satranç branşındaki yükselen başarısının da önemli bir göstergesi oldu.
İzmir Alaçatı Ot Festivali’nin doğuşu anlatıldı Uluslararası Alaçatı Ot Festivali kapsamında düzenlenen söyleşide, festivalin ortaya çıkış hikâyesi ve gelişim süreci konuşuldu. Moderatörlüğünü Tülin Onaner’in üstlendiği söyleşiye; Saime Şahin, Yaprak Uziş, Güler Köstem ve Aysun Yenice katılırken, programın son bölümünde Ayhan Sicimoğlu da deneyimlerini paylaştı. "Bir Günlük Festivalden Bugünlere" Söyleşinin açılışında konuşan Tülin Onaner, "Alaçatı", "Ot" ve "Festival" kelimelerinin bir araya gelmesiyle etkinliğin doğduğunu belirtti. İlk yıllarda festivalin yalnızca bir gün sürdüğünü ve Pazaryeri Camii önünde düzenlendiğini anlatan Onaner, hazırlanan sofraların adeta bir sanat eseri niteliğinde olduğunu vurguladı. Festivalin zamanla büyüdüğünü ifade eden Onaner, etkinliğin bugünlere gelmesinde gönüllülük ve dayanışmanın büyük rol oynadığını söyledi. Alaçatı’ya yerleşme sürecine de değinen Onaner, bölgenin kendine özgü ruhunun bu kararda etkili olduğunu dile getirdi. Festival fikri nasıl ortaya çıktı? Onaner, "Bir Konu Bir Konuşmacı" adıyla başlayan sohbet etkinliklerinin festival fikrine dönüştüğünü belirterek, özellikle Aysun Yenice’nin otlar konusundaki bilgi birikimiyle önemli katkı sunduğunu ifade etti. İlk kortejden yemek tariflerinin hazırlanmasına kadar birçok aşamada gönüllülerin yoğun emek verdiğini vurgulayan Onaner, festivalin her aşamasının sevgiyle hayata geçirildiğini söyledi. "Amatör ruhla başladık" Yaprak Uziş ise festivalin çıkış noktasının bölgeye katkı sağlamak olduğunu belirtti. Bahar aylarında Alaçatı’yı canlandırmak, endemik bitkileri tanıtmak ve yerel mutfağı öne çıkarmak istediklerini ifade eden Uziş, organizasyonun ilk yıllarında tamamen amatör bir ruhla hareket ettiklerini dile getirdi. Uziş, ilk zamanlarda gelen gazetecileri ağırlamakta bile zorlandıklarını, ancak bugün gelinen noktanın bu çabanın bir sonucu olduğunu söyledi. Fotoğraflarla tanıtım güçlendi Fotoğraf sanatçısı Saime Şahin de festivalin tanıtım sürecine fotoğraf sergileriyle katkı sunduğunu anlattı. 2011 yılında açtığı ilk sergiyle başlayan sürecin, zamanla geniş kitlelere ulaştığını belirten Şahin, çektiği fotoğrafların ulusal basında yer almasının festivalin bilinirliğini artırdığını ifade etti. Şahin, festival kapsamında toplam beş sergi açtığını ve artık bu görevi gençlere devretmeye başladığını söyledi. "Alaçatı ruhu" vurgusu Güler Köstem ise Alaçatı’nın korunmuş dokusunun kendisini etkilediğini belirterek, bu durumu "Alaçatı ruhu" olarak tanımladı. Festival sürecinde sanat ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yaptıklarını ifade eden Köstem, organizasyonun sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekti. Köstem ayrıca, festivalin gelişiminde Tülin Onaner’in liderliğinin belirleyici olduğunu vurguladı. Ot bilgisi nesilden nesle aktarıldı Aysun Yenice ise hem sanatçı hem de doğayla iç içe büyümüş biri olarak festivale dahil olma sürecini anlattı. Ot yarışmasına katılmasıyla başlayan yolculuğunun, çocuklara yönelik eğitimlerle devam ettiğini belirten Yenice, gençlere doğada ot tanıma ve kullanma bilgisi aktardıklarını söyledi. Yıllar içinde toplanan ot çeşitlerinin sayısının arttığını ifade eden Yenice, festivalin bilgi paylaşımı açısından da önemli bir platform haline geldiğini dile getirdi. Girit’te ilham, Alaçatı’da festival Ayhan Sicimoğlu ise festival fikrinin ortaya çıkışında Girit’te yaptığı çekimlerin etkili olduğunu belirtti. Girit’teki ot yemeklerinden ilham aldığını söyleyen Sicimoğlu, Alaçatı’da yapılan ilk etkinliklerin ardından yarışma fikrinin doğduğunu ifade etti. İlk festivale yaklaşık bin 200 kişinin katıldığını belirten Sicimoğlu, bugün bu sayının milyonlara ulaştığını dile getirdi. Kültürel dayanışmanın gücü Festivalin en önemli yönlerinden birinin toplumsal birliktelik olduğunu vurgulayan Sicimoğlu, bu tür organizasyonların gönüllülük ve dayanışma ile büyüdüğünü söyledi. Festivalin sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel bir paylaşım alanı olduğunu ifade etti. Yeni hedef: Tarım Koleji Söyleşide geleceğe yönelik projeler de gündeme geldi. Tülin Onaner ve Ayhan Sicimoğlu’nun birlikte üzerinde çalıştığı "Tarım Koleji" projesi dikkat çekti. Çeşme’de kurulması planlanan kolejin, uluslararası standartlarda eğitim vermesi hedefleniyor. Katılımcılar, bu projenin hayata geçmesiyle hem tarım hem de eğitim alanında önemli bir adım atılacağını belirtti.