ÇEVRE - 17 Mayıs 2026 Pazar 10:19

Erzurum’da boz ayı Oltu Çayı’nda telef oldu

A
A
A
Erzurum’da boz ayı Oltu Çayı’nda telef oldu

Erzurum’un Oltu ilçesinde, Oltu Çayı’nı geçmeye çalıştığı tahmin edilen erkek boz ayı, Kesik Köprü mevkiindeki HES barajı sularında boğularak telef oldu.


Edinilen bilgilere göre, suya kapılan ayının cansız bedeni akıntıyla sürüklenerek Gökçedere Mahallesi’ndeki arazi sulama bendine kadar ulaştı. Burada takılı kalan ayının, uzun süre suyun içinde sürüklenmesine bağlı olarak tüylerinin büyük bölümünün sürtünme nedeniyle döküldüğü görüldü.


Gökçedere Mahallesi sakinlerinden Yusuf Altun, tarlasına su vermek için sulama bendine geldiğinde ayıyı fark ettiğini belirtti. Olayın ardından bölgede inceleme yapılması bekleniyor.



Erzurum’da boz ayı Oltu Çayı’nda telef oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya 25 yaş üstü gulet ve günübirlik teknelere hurda teşviği talebi Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı İzzet Ünlü Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda "Koster Teşviki" olarak bilinen uygulamanın gulet ve günübirlik gezi teknelerini de kapsayacak şekilde esnetilmesinin turizm kentlerine katma değer sağlayabileceğini söyledi. Günübirlik teknelerin aynı balıkçı ve armatörlere sunulan devlet teşviğinden yararlanması gerektiğini söyleyen Ünlü, hem deniz turizm , hem yat turizmi için , hemde can ve mal emniyeti için bu konunun önemli olduğuna işaret etti. Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı İzzet Ünlü ,devletin deniz turizmi ve ticaret filosunun gençleşmesi adına hayata geçirdiği mevcut destek mekanizmaları bulunduğunu belirterek ekonomik ömrünü tamamlamış Türk bayraklı gemilerin hurdaya ayrılıp yerlerine yenilerinin inşa edilmesinin desteklendiğini hatırlattı. Güncel düzenlemelere göre, hurdaya verilecek gemiler için tonaj sınırlarının genişletildiğini ve teşvik ödemelerinin hurda bedelinin 1.5 katına, hibrit veya çevreci enerji sistemleri kullanılması halinde 2.5 katına kadar çıkarıldığını belirten Ünlü," Bu yönetmelik, mevcut haliyle daha çok ticaret gemileri ve kosterleri kapsamaktadır. Sektör temsilcilerinin talepleri doğrultusunda bu yönetmeliğin veya benzeri bir ÖTV/vergi muafiyeti programının gulet ve günübirlik gezi teknelerini de kapsayacak şekilde esnetilmesi, doğrudan Antalya gibi turizm merkezlerine katma değer sağlayacaktır." ifadelerine yer verdi.
İstanbul TAV Havalimanları Kazakistan Hükümeti’yle Almatı Havalimanı işbirliği protokolü imzaladı TAV Havalimanları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan Cumhurbaşkanı Kassym-Jomart Tokayev’in daveti üzerine gerçekleştirdiği Astana ziyareti kapsamında, Almatı Havalimanı’nı geliştirmek üzere bir işbirliği protokolü imzaladı. TAV Havalimanları ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti arasında, Almatı Havalimanı’nın geliştirilmesine yönelik çalışmaları kapsayan işbirliği protokolü imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Tokayev’in huzurunda düzenlenen törende, protokolü TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kaptan’la Kazakistan Ulaştırma Bakanı Nurlan Sauranbayev imzaladı. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kaptan "Almatı, Asya’dan Avrupa ve Afrika’ya uzanan modern İpek Yolu’nun ve ülkemiz için de büyük öneme sahip olan Orta Koridor’un önemli duraklarından biri olarak gerek yolcu trafiğinde gerek kargoda büyümeye devam ediyor. Almatı Havalimanı’nda yolcu deneyimini ve operasyonel verimliliği geliştirmek için kapsamlı bir yatırım programı sürdürüyoruz. Bugün sekiz ülkede 15 havalimanından oluşan portföyümüzle, yer aldığımız her coğrafyada Türkiye’nin havalimanı işletmeciliği alanındaki birikimini ve uzmanlığını temsil etmekten gurur duyuyoruz. Bu kapsamda tarihî ve kültürel olarak güçlü bağlarımız bulunan Kazakistan’la ikili ilişkilere katkı sağlamaktan ayrıca mutluluk duyuyoruz" dedi. TAV Havalimanları, Almatı Havalimanı’nı 2021’de işletmeye başladı. Yeni dış hatlar ve VIP terminallerini kapsayan 257 milyon avroluk ilk yatırım programını 2024’te tamamladı. 2025-2027 dönemini kapsayan ve toplam 315 milyon avro tutarındaki ikinci faz yatırım programı ise halen devam ediyor. TAV Havalimanları’nın Almatı Havalimanı’nda bugüne kadar gerçekleştirdiği ve devam eden yatırımların toplamı 572 milyon avroya ulaşıyor. TAV Havalimanları devraldığında 6 milyon yolcusu bulunan havalimanı 2025’te 11,9 milyon yolcuya hizmet verdi. Almatı, aynı yıl yolcu değerlendirmeleriyle belirlenen Skytrax ödüllerinde "Dünyanın En İyi 100 Havalimanı" arasına girdi. Kazakistan’ın bayrak taşıyıcı havayolu Air Astana’nın merkezi olan Almatı Havalimanı’ndan 2025 sonu itibariyle 42 havayolu 30 ülkedeki 86 destinasyona uçuş düzenliyor. Air Astana İstanbul, Antalya ve Bodrum’a uçarken Türk Hava Yolları Almatı’ya kargo uçuşlarıyla birlikte haftada yaklaşık 50 sefer düzenliyor. Pegasus’un Almatı ile İstanbul ve Antalya arasında direkt uçuşları bulunuyor. Air Astana’nın düşük maliyetli havayolu FlyArystan da geçtiğimiz günlerde Almatı ve Gazipaşa-Alanya arasında direkt uçuşlara başladı.
İzmir Ruh sağlığı için sanat reçetesi Sanatın toplum ve birey üzerindeki iyileştirici gücüne dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, toplumun iyi hali için reçetenin sağlık olduğunu vurguladı. Özellikle şehirde yaşayanlar arasında yoğun olarak görülen depresyon, kaygı, stres gibi hastalıkların yaygınlaşmasını önlemek ve ruhsal açıdan daha sağlıklı toplumlar oluşturmak için sanatın çok büyük bir etkisi olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ailelerin ve okulların sanatsal aktiviteleri programlarına alması gerektiğini dile getirdi. Sanat; insan ruhunun doğayla, toplumla ve kendi iç dünyasıyla girdiği en derin diyalog... Kimine göre bir kaçış, kimine göre ise hayatın ta kendisiyle yüzleşme biçimi... Bu noktada sanatın insanın kendi iç dünyasında bir iyileştirici gücü olduğu da garipsenemez. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sanatın insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekerek, "Eğitim sistemimiz genellikle analitik düşünen sol beyni odaklar; ancak sağ beyin duygusal zekayı ve estetiği temsil eder. Okulların ve ebeveynlerin rutinlerine müze gezilerini ve sanatsal aktiviteleri dahil etmesi hayati önem taşır" mesajını verdi. Sanat, dopamini yüzde 15 artırıyor Sanatın nörobiyolojik etkileri hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sanatla uğraşmak, beyindeki dopamin oranını yüzde 15 oranında artırır. Bu artış, sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde hissettiğiniz hazla eş değerdir. Dopamin beynin ödül yolağı ve haz merkezidir. Bunun yanı sıra sanat, temel stres hormonu olan kortizonu düşürür. Normal şartlarda dinlenirken vücudun gevşeme sistemlerinin aktif olması gerekir; ancak zihniniz kaygı doluysa farkında olmadan adrenalin sistemi tetiklenir. Bu durum kortizolü artırarak bağışıklık sistemini baskılar. Araştırmalar, sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmenin kortizol seviyelerini net bir şekilde düşürdüğünü kanıtlamaktadır" diye konuştu. Öte yandan şehir estetiğinin de sanatsal bir etki oluşturduğunu dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Toplumda artan şiddet olaylarının temelinde, bireylerin hayata dair anlam arayışlarını kaybetmeleri yatar. Sokaklarda güzel eserlerin, estetik binaların ve sokak sanatının varlığı, kişideki ‘güzele dahil olma’ isteğini uyandırır. Suç oranlarının yüksek olduğu bölgelerde toplumsal aidiyet duygusunun azaldığı görülür. Sanat ise insanları ortak bir paydada toplayarak aidiyet hissi oluşturur. Örneğin İspanyol mimar Gaudi’nin eserleri, doğaya yakın ve yuvarlak hatlı formlarıyla insan doğasına çok uygundur. Estetikten yoksun, köşeli binalar ruhumuzda mikro travmalar oluştururken; Barselona gibi şehirlerde sosyo-ekonomik düzey çok yüksek olmasa bile insanlar çevrelerindeki estetik doku sayesinde daha mutlu yaşarlar." Depresyon ihtimalini düşürüyor Sanatla iyileştirme yönteminin özellikle post-travmatik stres bozukluğu (PTSB) tedavilerinde sıkça görüldüğünü dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Travma ve yoğun kaygı yaşayan kişiler genellikle iç dünyalarına kapanır ve kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. Sanat, bu dışavurumu sağlayan güvenli bir yoldur. Kişi, zihni bir şeyle meşgul olmadığında negatif düşünceleri ‘geviş getirir gibi’ tekrarlamaya meyilli olabilir. Sanat, kişiyi bu sarmaldan çıkararak anda kalmasını sağlar" dedi. Özellikle 13-14 yaş grubunun kimlik bulma sürecinde sanatının kritik bir rol oynadığına değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Beyinde sinaptik bağlantıları hızlandıran BDNF adlı bir protein vardır. Depresyonda bu proteinin seviyesi düşerken, sanatla ilgilenen gençlerde arttığı kanıtlanmıştır. Çocukluk ve gençlik yıllarında sanatla ilgilenen bireylerin, 30’lu yaşlara geldiklerinde depresyona girme riskinin yüzde 45 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle bazı ülkelerde artık ‘müze reçeteleri’ yazılmaktadır" ifadelerini kullandı. Sokak sanatına ihtiyacımız var Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2019 verilerine göre, şehirde yaşayanlarda anksiyete bozukluğunun yüzde 39, duygu durum bozukluğunun ise yüzde 40 daha fazla görüldüğünü hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerini şöyle tamamladı: "Sanatın tedaviye dahil edildiği durumlarda ruhsal şikayetlerin yüzde 32 oranında gerilediği ispatlanmıştır. Eğitim sistemimiz genellikle analitik düşünen sol beyni odaklar; ancak sağ beyin duygusal zekayı ve estetiği temsil eder. Okulların ve ebeveynlerin rutinlerine müze gezilerini ve sanatsal aktiviteleri dahil etmesi bu noktada hayati önem taşır. Daha çok parka, daha fazla sokak sanatına ve doğayla bütünleşmiş bir estetiğe ihtiyacımız var. Hepimiz bu konuda daha talepkar olmalıyız."
Eskişehir Beylikova’da gençlik doğa için yürüdü Eskişehir’in Beylikova ilçesinde Gençlik Haftası etkinlikleri kapsamında geniş katılımlı bir doğa yürüyüşü ve çevre etkinliği düzenlendi. Beylikova’da Gençlik Haftası, anlamlı ve geniş kapsamlı bir çevre hareketiyle kutlandı. 250 gönüllü gencin katıldığı programda doğa yürüyüşünün yanı sıra ağaç dikimi ve çevre temizliği de yapıldı. "Gençlik Doğada, Gelecek Emin Ellerde" mottosuyla gerçekleştirilen doğa yürüyüşü ve kültürel etkinlik programı, ilçedeki gençleri ve mülki idareyi bir araya getirdi. Beylikova Kaymakamı Ali Kantilav öncülüğünde organize edilen etkinliğe; İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Mehmet Gülmez, İlçe Jandarma Komutanlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve İlçe Tarım Müdürlüğü temsilcileri ile 250 gönüllü genç katılım sağladı. Hem çevre bilinci hem kültür ziyareti Etkinlik kapsamında katılımcılar, doğayla iç içe bir rota üzerinde yürüyüş gerçekleştirdikten sonra bölgedeki seraları ziyaret ederek tarımsal faaliyetler hakkında yetkililerden bilgi aldı. Çevre bilincini artırmak amacıyla yürüyüş rotası boyunca çevre temizliği yapan gençler, daha yeşil bir Beylikova için fidanları toprakla buluşturarak ağaç dikimi gerçekleştirdi. Program, ilçenin kültürel değerlerini tanımaya yönelik birlik ve beraberlik ziyaretleriyle son buldu. "Doğayı koruyan gençlik, geleceği yeşertir" Etkinliğin amacına ve gençlerin katılımına dair yürüyüş sonunda değerlendirmelerde bulunan yetkililer, bu tür organizasyonların genç nesillerde çevre bilinci oluşturulması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve kültürel değerlere sahip çıkılması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. "Doğayı koruyan gençlik, geleceği yeşertir" mesajının öne çıktığı etkinlik, çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi.
Ankara Şifa dağıtırken kendi yaralarını sardı Ankara’da 30 yılı aşkın süredir hemşirelik yapan Gülden Temel, kanser tanısı aldıktan sonra çalışmaya devam ederek hastalarının ve iş arkadaşlarının yanında iyileşti. Ankara’da 30 yılı aşkın süredir hemşirelik yapan Gülden Temel, aldığı kanser tanısı sonrasında mesleğine tutunarak iyileşti. Temel, geçirdiği zorlu ameliyatlara ve kemoterapi sürecine rağmen çalışmaya devam etti. Pandemi döneminde idari izin hakkını da kullanmadığını söyleyen Temel, iş arkadaşlarının desteğiyle ve hastalarıyla bir arada olmanın iyileşme sürecine büyük etkisi olduğunu anlattı. Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan Gülden Temel, 7 sene önce rahim kanseri tanısı aldığını anlattı. Temel, tedavi sürecinde 3 kez ameliyat olduğunu ve kemoterapi gibi süreçlerde bile çalışmayı bırakmadığını belirterek "Hastalık sürecimin bitiş dönemi tam pandemi dönemine denk geldi. O dönemde idari izin kullanabiliyor olmama rağmen idari izin kullanmadım. Pandemi döneminde aktif hastanemizde, hastanemin süpervizörü olarak çalıştım" diye konuştu. "Bu hastalık dönemi bana daha çok bilgi birikimi kattı" Kanser tanısı aldıktan sonra hastalara bakış açısının değiştiğini anlatan Temel, "Hastayla daha iyi empati kurabiliyorsunuz. Sizin bakımınızı sağlayan, sizin tedavinizi sağlayan hemşirelerin nasıl özveriyle çalıştığını daha iyi görüyorsunuz hastalık döneminde. Bu hastalık dönemi bana daha çok bilgi birikimi kattı" ifadelerini kullandı. "Çalışmak benim iyileşme sürecimi hızlandırdı" Temel, hastayken çalışmasının iyileşmesinde büyük rol oynadığını dile getirerek "Kendini işe yaramaz, artık sen hastasın bir kenarda otur psikolojisinden çıkardı beni. Güzeldi, çalışmak iyi geldi. Benim iyileşme sürecimi de hızlandırdı. Empati yeteneğimi de arttırdı. Şimdi mesela hastalarım artık neler hissettiğini belki ben daha iyi anlıyorum" şeklinde konuştu. Bu süreçten sonra kendini hastalara daha yakın hissettiğini söyleyen Temel, "Onkoloji hastalarında biraz daha kendimi onlara daha yakın hissediyorum. Onlarla daha çok vakit geçirmeye çalışıyorum. Çünkü onların ihtiyaçlarını, bakım ihtiyaçlarını, eğitim ihtiyaçlarını, kafa karışıklıklarını daha iyi aydınlatabildiğimi düşünüyorum. Onlara kendimi örneklendirebiliyorum. ’Bak’ diyorum, ’ben de senin gibiydim ama şu an buradayım, sağlıklıyım, işimin başındayım’" ifadelerine yer verdi. "Hastalık döneminde evde oturup kendimi sorgulamaktansa mesleğime dönmek çok daha iyi geldi" Temel, mesleğini tutkuyla sürdürdüğünü ve yeni başlayan hemşirelere de kazandığı değerleri aktarmayı istediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Mesleğim benim için tabii ki çok önemli. Aslında hemşirelik şeydir, yani bir meslek de değildir aslında, yaşam biçimidir. Bu biraz daha bizim hayatımızda yıllar geçtikçe yaşam biçimi halini almakta. Hastalık döneminde evde oturup kendimi sorgulamaktansa mesleğime dönmek çok daha iyi geldi. İyileşme sürecim hızlandı, arkadaşlarımla daha iyi vakit geçirmek veya arkadaşlarımın gözünde benim iyi olduğumu gördüklerindeki mutluluk bana çok güzel geldi." 2025 yılında ödül aldığına da değinen Temel, "2025 yılı Ankara Yılın Hemşiresi Ödülü aldım ve Sincan Kaymakamlığı’nın 2025 yılı İyilik Ödülleri’ni de aldım. 2025 yılı benim aslında ödül yılım oldu. Bir şeyler için çabaladığınızı, sizdeki o farklılığının görülmesi, bunun bir ödülle taçlandırılması tabii ki bizi çok mutlu etti" dedi.