GÜNDEM - 14 Mart 2026 Cumartesi 13:41

ETÜ’de 14 Mart Tıp Bayramında "Sağlıkta vefa ve etik" paneli

A
A
A
ETÜ’de 14 Mart Tıp Bayramında "Sağlıkta vefa ve etik" paneli

Erzurum Teknik Üniversitesi’nde (ETÜ), 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla "Sağlıkta Vefa ve Etik" adlı panel gerçekleştirildi.


Sağlık Bilimleri Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen program, Sağlık Bilimleri Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı ve Prof. Dr. Naim Ürkmez, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.


Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak, 14 Mart tarihinin yalnızca bir meslek bayramı olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek bu özel günün insan hayatını merkeze alan sağlık hizmetlerinin önemini hatırlatan anlamlı bir gün olduğunu vurguladı. Sağlık çalışanlarının toplumun en zor anlarında umut olan, bilgi ve vicdanlarıyla insanlığa hizmet eden son derece kıymetli meslek mensupları olduğunu belirten Çakmak, sağlık hizmetlerinin fedakârlık, bilgi ve sorumluluk gerektiren bir alan olduğunu dile getirdi.


Panelde ele alınan "vefa" ve "etik" kavramlarının sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan iki önemli değer olduğunu belirten Çakmak, vefanın geçmişte sağlık alanına emek vermiş öncü isimlere duyulan saygıyı ve bugün görev yapan sağlık çalışanlarına gösterilen minnettarlığı ifade ettiğini söyledi. Etik kavramının ise sağlık hizmetinin her aşamasında insan onurunu, adaleti ve sorumluluğu esas alan bir anlayışı temsil ettiğini kaydetti.


Üniversitelerin yalnızca bilgi üreten kurumlar olmadığını, aynı zamanda topluma yön veren değerleri güçlendirme sorumluluğu taşıdığını vurgulayan Çakmak, bu tür bilimsel ve düşünsel buluşmaların sağlık alanında etik bilincinin gelişmesine ve mesleki değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasına önemli katkılar sağladığını ifade etti.


Rektör Çakmak’ın konuşmasının ardından başlayan panelin moderatörlüğünü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Naim Ürkmez üstlendi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Gürol "Sağlık Çalışanlarına Vefa" başlıklı sunumunda sağlık çalışanlarının toplum sağlığı için üstlendikleri önemli sorumluluklara dikkat çekerek, özellikle zor dönemlerde gösterdikleri özverili çalışmaların ve insan hayatına dokunan emeklerinin toplum tarafından takdir edilmesi gerektiğini vurguladı.


İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurşen Aydın "Zaman İçerisinde Sağlıkta Etik Değerlerin İnşası" başlıklı sunumunda sağlık alanında etik anlayışının tarihsel süreç içerisindeki gelişimine değinerek, etik ilkelerin sağlık hizmetlerinin niteliğini belirleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu ifade etti.


Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmed Gökhan Polatoğlu ise "Cumhuriyet Döneminde Sağlık Alanında Öncü Yüzler" başlıklı sunumunda Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren sağlık alanında önemli çalışmalar gerçekleştiren hekimler ve bilim insanlarının katkılarını ele alarak, Türkiye’de modern sağlık sisteminin gelişim sürecine öncülük eden isimleri ve bu isimlerin sağlık politikalarına olan etkilerini değerlendirdi.


Program katılımcıların sorularının yanıtlanması ve panelistlere teşekkür belgesi takdim edilmesi ile sona erdi.



ETÜ’de 14 Mart Tıp Bayramında "Sağlıkta vefa ve etik" paneli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Almanya’da eğitim aldı, Türkiye’de "topraksız" başarıyı yakaladı: Hedef 100 ton çilek Almanya’da aldığı topraksız çilek üretimi eğitiminin ardından memleketi Antalya’nın Serik ilçesine dönen Yüksek Ziraat Mühendisi Harun Raşit Manav, kurduğu modern tesiste ürettiği çilekleri Avrupa ve Asya ülkelerine ihraç ediyor. Antalya’nın Serik ilçesinde kurulan modern tesiste topraksız tarım yöntemiyle çilek üretimi yapan Yüksek Ziraat Mühendisi Harun Raşit Manav, 10 dönümlük alanda 175 bin kök çilekle üretim gerçekleştirerek dünya pazarına açıldı. Pestisitsiz ve yüksek kaliteli üretim yapan tesis, Avrupa ve Asya ülkelerinden yoğun talep görüyor. "Topraksız tarım ile birim alanda daha fazla üretim yapıyoruz" Yüksek Ziraat Mühendisi Harun Raşit Manav, topraksız üretime geçiş nedenlerini anlatarak, "Topraksız tarımı seçmemizin nedeni birim alanda daha fazla üretim yapabilmek, aynı zamanda ihracata dönük ürünler üretebilmek" dedi. "Pestisit kalıntısı neredeyse sıfıra yakın" Üretim sürecine ilişkin bilgi veren Manav, "Burada topraksız tarım çilek üretim tesisinin inşaatına başladık. 2024 yılında başladık, üç senedir de bu üretimi gerçekleştirmekteyiz. En büyük sebeplerinden bir tanesi birim alanda daha fazla üretim yapabilmek, aynı zamanda ihracata dönük ürünler üretebilmek. Topraklı üretim ile aramızdaki fark; topraktan gelen zararlılarımız yok, kontrolümüz daha iyi oluyor, pestisit kalıntılarımız neredeyse sıfıra yakın ve daha kontrollü bir üretim gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Rusya, Ermenistan ve Gürcistan’a ihracat yapıyoruz" Manav, "Çileklerimizi genelde yurt dışına gönderiyoruz. Topraksız tarımın avantajlarından biz de faydalandık. İşletmemizde şu an itibarıyla Rusya, Ermenistan ve Gürcistan başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat yapıyoruz. Talep durumlarımız iyi ancak ülkemizin maalesef içinde bulunduğu durumdan dolayı girdi maliyetlerimiz inanılmaz derecede arttı. Gübre fiyatlarımız üç kata yakın arttı. Bu girdi maliyetlerinin artmasına rağmen bizim satış rakamlarımız maalesef günden güne düşmekte. Bu bizleri biraz zorluyor. Genç üreticiler olarak şu dönemler zor dönemler. İnşallah daha güzel günlerde, daha güzel verimlerde görüşeceğiz" diye konuştu. 10 dönümde 100 ton üretim, 15 milyon TL ciro hedefi Üretim kapasitesine ilişkin bilgi veren Manav, "Şu anda bulunmuş olduğumuz arazi 10 bin metrekarelik bir alan, içerisinde 175 bin adet kökümüz var. Ortalama yıllık hedefimiz 100 ton. Ortalama bir fiyat beklentimiz de var; 15 milyon civarında bir ciro beklentimiz var. Burada günlük en az 20 kişiye istihdam sağlayan bir işletmeyiz" dedi.
Antalya Alanya’da sahildeki siyah tabaka önce tedirgin etti, gerçek sonradan ortaya çıktı Antalya’nın Alanya ilçesine bağlı Türkler Mahallesi sahilinde kıyı şeridinde deniz üzerinde oluşan siyah tabaka vatandaşları tedirgin etti. İlk bakışta petrol sızıntısı ya da deniz kirliliği görüntüsü veren olayın yapılan incelemeler sonrası deniz çayırı yaprakları olduğu anlaşıldı. Alanya’da yaşayan 79 yaşındaki Hacıümmet Koçak, "İlk gördüğümüzde bu siyah tabakanın ne olduğunu anlayamadık. Sahile indik, yakından inceledik. Elimize aldığımızda bunun yosunsu bir cisim olduğunu fark ettik" dedi. Prof.Dr. Gökoğlu: "Posidonia varsa orada suyun temiz ve yaşanabilecek bir hayatın olduğunu gösterir’ Sahilde oluşan siyah kirliliğin deniz çayırı olduğunu belirten ve aynı zamanda bu görüntünün denize girenler açısından sıkıntı oluşturmayacağının altını çizen Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ‘’Videodaki gördüğümüz siyahlıklar deniz çayırlarının yaprakları. Bu bir petrol veya kir değil Posidonia deniz çayırları içerisinde Akdeniz endemik bitkiler yüksek bitkiler olarak geçiyor. Bunlar sonbaharla birlikte vejetasyonunu tamamlar. Kışın da Posidonia üzerindeki eski yapraklar koparak deniz ekosistemine giriyor. Akıntının durgun olduğu yerlerde bu yapraklar parçalanıyor ve adeta denizin içerisinde siyahlık, petrole benzer bir yapı oluşturuyor. Gördüğümüz görüntüler Posidonia yapraklarının parçalanmış hali. Akıntının olmadığı kuytu yerlerde dikkat edilirse o bölgede köşede biriktiği gözükür. Dalgalar ve akıntılar ile sürüklenecektir. Yaz sezonunda bu dönemde de kıyıda zaten oteller suyu filtre edip o bölgedekileri topluyorlar kıyıdakileri. Ve kumsal kendi haline kalacak. Denize girenler için bir sıkıntı oluşturmaz. Ayrıca bir yerde Posidonia varsa orada yaşanabilecek bir hayatın olduğunu gösterir. Posidonia bildiği gibi denizlerin amazon ormanlarıdır yani kirlenmemiş yerlerde kalır. Tam tersi suyun kirliliğini değil temizliğini gösterir. Faydaları şunlar biyolojik olarak denizi evsel atıkları azotlu, ifosfatlı bileşikleri kendine nitratlı bileşikleri gübre olarak kullanır. Deniz suyuna oksijen sağlar. Deniz içerisindeki bazı canlıların besinini oluşturur’’ şeklinde konuştu. Dalga etkisiyle kıyıya vurdu Bölgede otel müdürü olarak görev yapan Deniz Yerlikaya ise sahil kısmının ilerisinde adeta tarla şeklinde yosun alanları olduğunu belirterek " Deniz dalgalı olduğu zaman bu yosunlar kıyıya vuruyor. Bu yıl dalgaların fazla olması nedeniyle yosunlar yoğun şekilde sahile geldi. Bu her zaman olan bir durum değil. Biz ekipler olarak bu yosunları temizliyoruz, şu anda büyük ölçüde temizlenmiş durumda. Bu olay deniz kirliliğiyle ilgili değil, tamamen doğal bir oluşum." Drone ile görüntülendi Öte yandan sahil şeridinde oluşan siyah görüntü havadan drone ile de görüntülendi. Görüntülerde, kıyı boyunca yer yer yoğunlaşan siyah yosun birikintileri dikkat çekti.