EĞİTİM - 16 Eylül 2024 Pazartesi 11:53

Güleç, yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlerin mağduriyetini gündeme taşıdı

A
A
A
Güleç, yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlerin mağduriyetini gündeme taşıdı

Demokrat Eğitimciler Sendikası teşkilatlanma sekreteri Mehmet Güleç, yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlerin mağduriyetini gündeme taşıyarak çözüm bulunması için bakanlığa çağrıda bulundu.


Başkan Güleç, yaptığı açıklamada “Haftalık ders programları yapılırken yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlerimizin mağdur edildiğine dair şikayetler alıyoruz. Öğretmenlerimizi mağdur etmeye yönelik girişimlere mahal verilmemeli, gerekli düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır” dedi.


Güleç, açıklamanın devamında şu hususlara yer verdi;


“Milli Eğitim Bakanlığı İzin Yönergesi’nin “Öğrenim İzni” ile ilgili ifadelerinin açık uçlu olması lisansüstü kariyer yapan birçok öğretmenimize mağduriyet yaşatmaktadır. Daha fazla mağduriyetin yaşanmaması için acilen yeni bir düzenleme ile bu iznin tanzim edilmesi gerekmektedir. “Öğrenim Özrü” Anayasal bir hak olup bu konuda MEB’den gerekli adımların atılmasını bekliyoruz. Anayasamızın 42. Maddesinde belirtildiği üzere “Kimse, eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamaz” cümlesi çok net bir şekilde açık olmasına rağmen bazı idareciler tarafından ihlali devam etmekte ve bu sorun acil çözüm beklemektedir.


MEB İzin Yönergesi’nin 18. Maddesi’nin “e” bendinde “Memurlardan lisansüstü öğrenime devam edenlere, görevlerini aksatmamak şartıyla izin verilmesi hususunda gerekli kolaylık sağlanır. Öğretmenlerin ders programları, lisansüstü öğrenimlerine devam edebilmelerine imkân verecek şekilde düzenlenir.” ibaresi yer almaktadır. Ancak buna rağmen lisansüstü öğrenim yapan öğretmenlerimiz yüksek lisans ya da doktora derslerine gidebilmek için okul idaresinden izin alırken sorun yaşamakta ve keyfi uygulamalarla mağdur olabilmektedir. Yüksek lisans veya doktora dersleri üniversiteden üniversiteye değişmekle birlikte genelde bir-iki güne toplanmaktadır. Lisansüstü öğrenim gören öğretmende bu sebeple çalıştığı kurumdan bir-iki gün buna göre izin alması gerekmektedir. Eskiden yönetmelik gereği sadece iki yarım gün ya da bir gün izin verilebilmekteydi. Bu durum çalıştığı il dışında öğrenim gören öğretmenlerimizi mağdur etmiş lakin yeni düzenlemede de iznin idarenin inisiyatifine bırakılması büyük sorunlara yol açmıştır. Eğer idari amir üst öğrenimin önemine inanıyorsa ya da idarenin istediği bir sendikaya üye olmak gibi birtakım tavizler veriyorsanız ve idare ile iş ve işlemlerde yaşanabilecek birtakım aksiliklere rağmen iyi geçinirseniz ders programınız bir/iki gün boş kalacak şekilde ayarlanmaktadır fakat inanmıyorsa ya da diğer öğretmenlerden ders programlarının düzenlenmesi konusunda farklı talepler var ise bu durumda derin tartışmalar yaşanmakta ya da birtakım idari dayatmalar olabilmekte ve bu konularda birçok sorun yaşanmaya devam etmektedir. Kimi zaman anlayışlı idareciler sayesinde kimi zamanda derin tartışmalarla izin alarak yüksek lisansını doktorasını tamamlamak zorunda bırakılan öğretmenlerimizin bu mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir. Daha önce de birçok kez ifade ettiğimiz üzere sorunun tek çözümü “Öğrenim Özrü Tayinleri” olmakta lakin bu hak tanınmıyorsa da “Öğrenim İzni” hususunda gerekli düzenlemelerin yapılması elzemdir. Fakat burada bilhassa belirtmek istediğim husus şudur ki: izin konusunda öğretmen ve idareci karşı karşıya ge tirilmemeli, lisansüstü öğrenim gören öğretmen arkadaşımız diğer öğretmenlerle bu konuda sorun yaşamadan izin alabilmelidir. Bu konuda yönetmelik tekrar düzenlenerek lisansüstü öğrenim yapan öğretmen ve tam gün çalışan MEB personeli mağdur edilmemelidir.”


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul DAK/SAR’dan kurtarma tatbikatı Kalamış merkezli Denizde Gönüllü Arama ve Kurtarma (DAK/SAR) ekipleri, gerçekleştirdikleri kapsamlı gece eğitimi ve kurtarma tatbikatıyla olası acil durumlara karşı hazırlıklarını tazeledi. Gönüllülerin hep bir ağızdan okuduğu DAK/SAR Andı ile başlayan programda, senaryo gereği denize düşen kazazedeler ve batma tehlikesi geçiren tekneler başarılı operasyonlarla kurtarıldı. Denizciler Dayanışma Derneği (DDD) bünyesinde faaliyet gösteren DAK/SAR, İstanbul Kalamış açıklarında geniş katılımlı bir gece eğitimi ve kurtarma tatbikatı icra etti. Tüm gönüllülerin katılımıyla okunan DAK/SAR Andı’nın ardından başlayan tatbikatta, 6 kurtarma botu ve 45 gönüllü personel görev aldı. Tatbikat kapsamında ilk olarak Fenerbahçe ve Moda burunları açıklarında denize düşen kişilerin kurtarılmasına yönelik operasyonlar gerçekleştirildi. Termal kameraların kullanıldığı arama çalışmalarında kazazedeler denizden sağ çıkarılırken, senaryonun bir sonraki aşamasında su alarak batma tehlikesi yaşayan bir tekneye müdahale edildi. Telsizden yapılan çağrı ve işaret fişeklerinin ardından bölgeye intikal eden ekipler, personeli tahliye edilen ve batma tehlikesi geçiren tekneyi yedeğe alarak marinaya çekti. "25 yıldır bölgemizde denizde zorda kalan kişilere yardıma gidiyoruz " Tatbikatı değerlendiren DAK/SAR Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Aytaç, kurumun çeyrek asırlık tecrübesine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu gece DAK/SAR denizde bir tatbikat gerçekleştirdi. Bu tatbikata 6 kurtarma botu ve 45 gönüllü personelimiz katıldı. DAK/SAR, Sahil Güvenliğin kendisine vermiş olduğu yetki sahasında denizde zorda kalanlara yardıma giden bir sivil toplum kuruluşudur. 300’e yakın gönüllümüz var. 25 yıldır bölgemizde denizde zorda kalan kişilere yardıma gidiyoruz. 4 binin üzerinde olaya gittik. Bu olaylarda; mesela yangın tehlikesi geçiren bir tekneden, batan bir tekneden veya kayalara oturmuş bir tekneden 622 canı kurtardık. Rakamla tabii ki övünüyoruz, artmasını istemiyoruz. Yaklaşık 1500 üzerindeki kişiye amatör denizcilik eğitimi vermiş bulunuyoruz. Bugünkü tatbikatta ise bir tekneden denize düşen kişileri botlarımız ayrı ayrı kurtardı. Daha sonra bir teknenin su aldığı ihbarını aldık. O tekneye yardıma gittik. Su alma artınca o tekne can salını denize atarak personelini tahliye etti. Batma tehlikesi geçirdiği için o yardım isteyen tekneye gidip o tekneyi yedeğine aldı ve marinasına doğru götürdü. Ve tatbikat başarıyla sona erdi."
Karaman Ismarlama terzilik tarihe karışıyor Karaman’da yarım asrı aşkın süredir terzilik mesleğini sürdüren Ali Yavuz, çırak yetişmemesi nedeniyle ısmarlama elbise sektörünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Karaman’da Fenari Mahallesi 39. Sokak üzerindeki dükkanında 58 yıldır iğne tutan 71 yaşındaki Ali Yavuz, mesleğe başlama serüvenini ve sektörün mevcut durumunu anlattı. İlkokulu bitirdikten sonra Karaman’da çıraklığa başladığını belirten Yavuz, mesleğin inceliklerini İstanbul Beyoğlu’nda öğrendiğini ifade etti. 1980 yılında Karaman’a dönerek kendi dükkanını açtığını kaydeden Yavuz, "Bu meslek sayesinde çocuklarımı okuttum, ev ve araba sahibi oldum. Ancak şu an en büyük sorunumuz çırak bulamamak. Bu sanat bitiyor, artık rağbet yok" dedi. "Beyoğlu’nda artistlere elbise dikerdik" Geçmiş yıllarda ısmarlama elbiseye olan ilginin çok yüksek olduğunu dile getiren Yavuz, "70-80’li yıllarda Beyoğlu’nda Salih Güney, Aytaç Arman ve Fikret Hakan gibi isimlere elbise dikerdik. Eskiden bayramlardan iki ay önce iş almayı bırakırdık, yedi sekiz kalfam vardı. Şimdilerde ise konfeksiyon ürünleri ısmarlamayı bitirme noktasına getirdi. Temiz bir meslek ama artık kazancı az. Yine dünyaya gelsem yine bu mesleği seçerdim ama bizden sonra usta yetişmiyor" diye konuştu. "Ismarlama diken sadece 4 kişi kaldık" Ali Yavuz’un kalfalarından olan ve 45 yıldır aynı mesleği icra eden 58 yaşındaki Atilla Hızal ise Karaman genelinde ısmarlama takım elbise diken usta sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini vurguladı. Hızal, "Karaman’da 120 terzi var ancak ısmarlama takım elbise yapan sadece 4 kişi kaldık. Bizler son kalfalarız. Bizden sonra bu işi devam ettirecek kimse gelmiyor. Kalfa da yetişmiyor, çırak da. Maalesef bizden sonra ısmarlama elbiseler tarihe karışacak" ifadelerini kullandı.
Hatay Canını hiçe sayan hayvanseverin ağır hasarlı binadan köpeği kurtardığı anlar kamerada Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde hayvansever İbrahim Göçer’in yıkımı yapılacak 5 katlı ağır hasarlı binada mahsur kalan köpeği canı pahasına kurtardığı anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasar alan Hatay’da mahkeme süreci tamamlanan binalarda yıkım işlemleri devam ediyor. Yıkım işlemlerinin devam ettiği kentte sokakta yaşayan hayvanlar ise dondurucu soğuklarda ağır hasarlı binalara sığınıyor. Kırıkhan ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’nde 5 katlı ağır hasarlı binanın 5. katında bir köpeğin mahsur kaldığı fark edildi. Çevredeki vatandaşların haber vermesi üzerine 34 yaşındaki hayvansever İbrahim Göçer, binaya girerek köpeği canı pahasına kurtardı. Ağır hasarlı binadan kurtardığı köpeği güvenli bölgeye götüren Göçer’in hayvanları kurtardığı anlarsa cep telefonu kamerasına yansıdı. Kurtarılan köpek tedavisinin ardından doğal yaşam alanına bırakıldı. "Ağır hasarlı binaya girdik, köpeği bir şekilde aldık, aşağıya indirdik ve doğal ortamına bıraktık" Canını hiçe sayarak 5 katlı ağır hasarlı binaya girerek mahsur kalan köpeği kurtaran hayvansever İbrahim Göçer, "Vatandaşlardan bize ihbar geldi, ağır hasarlı binanın 5. katında köpeğin kaldığını ihbar ettiler. 5 katlı bina çok ağır hasarlı yıkılmayı bekliyordu. Binaya çıktık, merdivenler de çok yıkılmıştı. Binaya girdik ve baktığımızda 5. katta köpek orada duruyordu. Ondan girip köpeği bir şekilde aldık, aşağıya indirdik ve doğal ortamına bıraktık. Şu an Hatay’ın her tarafında böyle ağır hasarlı binalarda olunca insanlar bizlere ulaşıyor. Bizler gelip bu canlıları burada kurtarıyoruz. Yağmurlu havalarda ve soğuklarda korunmak için giriyor. Binaya girip kaldığı sürece aşağı inemiyorlar. Aşağı inemedikleri için aç susuz kalıyorlar. Kırıkhan’da bunu çok yaşadık. Allah’a dua ederek girdim. İnsanlardan dua bekledik ve buradaki ablalarımız ve abilerimiz hepsi dua etti. Gönüllü bir abiyle birlikte yukarı çıktık. Köpeğimizi düzgün bir şekilde aldık ve aşağıya indirdik. Sağlığında bir sorun yoktu ve korkak olduğu için zaten direkt elimizden kaçtı gitti" ifadelerini kullandı.