POLİTİKA - 20 Kasım 2025 Perşembe 16:04

MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi

A
A
A
MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi

MHP Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİT PA) 23. Sonbahar Genel Kurul Toplantısında çalışmalarına devam ediyor. Prof. Dr. Kamil Aydın, toplantı kapsamında düzenlenen Akdeniz Forumu’nda Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi


Akdeniz Forumu kapsamında düzenlenen "Ortadoğu’daki Durum (Gazze, Bugünü ve Geleceği)" başlıklı oturumda, Türkiye adına söz alan Erzurum milletvekili Kamil Aydın, İsrail’in Gazze’de insanlık dışı uygulamalarını ve yaşanan insani krizi uluslararası kamuoyuna bir kez daha taşıdı.


Konuşmasına, İsrail’in son iki yıldır Gazze’de sürdürdüğü saldırıların insanlık vicdanını ve uluslararası normları hiçe saydığını vurgulayarak başlayan Aydın, "İsrail’in eylemleri sonucunda yaklaşık 70 bin Filistinli hayatını kaybetti, 170 bine yakını ise yaralandı. Bu saldırılar, Gazze’nin sivil altyapısını yok etmiş ve insanları derin bir insani felaketin içine sürüklemiştir" ifadelerini kullandı.


Filistinli sivillerin barınak, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimden büyük oranda mahrum kaldığını belirten Aydın, "Nüfusun tamamı açlık, susuzluk ve bulaşıcı hastalık riskiyle karşı karşıya. Koşullar her geçen gün daha da kötüleşmektedir" uyarısında bulundu. Aydın, İsrail’in eylemlerinin soykırım boyutunun Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu tarafından da teyit edildiğini hatırlattı.


Sivil hayatın korunması ve insani yardımların ulaştırılabilmesi için ateşkes anlaşmasının gecikmeksizin, şartsız ve tam olarak uygulanmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Aydın, "Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu anlaşmanın sağlanabilmesi için her türlü diplomatik çabayı gösterdik. Ayrıca, Gazze’ye kapsamlı insani yardım ulaştırma taahhüdümüzü sürdürüyor ve bu yöndeki faaliyetlerimize aktif olarak devam ediyoruz" dedi.


Ortadoğu’da kalıcı ve adil bir barışın ancak Filistinlilerin ve İsraillilerin güvenliğini, varlığını ve onurunu güvence altına alan, adil ve eşitlikçi iki devletli çözümle mümkün olabileceğinin altını çizen Aydın, "Uluslararası toplum olarak, Filistin meselesi hakkaniyetli ve kalıcı bir şekilde çözülene kadar siyasi ve diplomatik çabalarımızı sürdürmeliyiz" çağrısında bulunarak sözlerini tamamladı.


Öte yandan AGİTPA’nın 3. Oturumu’nda AGİTPA Terörle Mücadele Özel Komisyonu başkanı olarak konuşan Aydın, temel değerlere vurgu yaparak "insanlık onuru tüm politik değerlerin üstünde olmalı" dedi.


"İnsan Onuru Öncelikli: Yaşamları Korumak, Hakları Gözetmek ve Aileleri Toplulukları Desteklemek" temalı oturumda konuşan Kamil Aydın, dünyanın içinden geçtiği zorlu dönemde insan onuru ilkesinin sadece siyasi tartışmalara değil, tüm günlük eylemlere rehberlik etmesi gerektiğini vurguladı.


Aydın, yaptığı konuşmada, insan onurunun AGİT’in en temel değeri olduğunu belirterek, "Her politikamızın, her yasamızın, her uluslararası çabamızın, her şeyden önce yaşamı koruması ve her bireyin milliyeti, etnik kökeni veya inancı ne olursa olsun sahip olduğu içsel değeri gözetmesi gerektiğini bize hatırlatır" ifadelerini kullandı.


Bölgenin birçok yerinde bu onurun ağır tehdit altında olduğuna dikkat çeken Aydın, "Milyonlarca insan, özellikle kadınlar ve çocuklar, çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilmiş; sömürü, insan ticareti ve sosyal dışlanma ile karşı karşıya kalmıştır. Gazze’deki trajik insani durum, sivilleri korumanın ve temel haklarını güvence altına almanın bir seçenek değil, uluslararası hukuk kapsamında bir zorunluluk olduğunun acı bir hatırlatıcısıdır" şeklinde konuştu.


Onurun sadece güvenlik ve haklarla değil, aynı zamanda ailelerin ve toplulukların gücüyle de ayakta durduğunun altını çizerek, aileleri güçlendirmeye, eğitimi desteklemeye, zihinsel sağlığı teşvik etmeye ve insana yakışır yaşam koşullarına erişimi sağlamaya odaklanılması gerektiğini ifade etti.


Türkiye’nin inancını, "Kalıcı barış ve istikrara, ancak güvenliği şefkat, adalet ve sosyal sorumlulukla birleştiren, insanı merkeze alan bir yaklaşımla ulaşılabileceği" şeklinde dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: "Bugün, onurun birkaç kişi için ayrıcalık değil, herkes için birlikte yaşamanın temeli olduğu bir geleceğe olan ortak taahhüdümüzü bir kez daha teyit edelim."


Aydın’ın konuşması katılımcılar tarafından ilgiyle dinlendi.



MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan, Avusturya’yı ziyaret edecek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29-30 Nisan tarihleri arasında Avusturya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29-30 Nisan tarihleri arasında Avusturya’ya gerçekleştireceği ziyarette Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger ile görüşecek. Bakan Fidan’ın ziyaret kapsamında, Avusturya Şansölyesi Christian Stocker tarafından kabul edilmesi, Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’yla bir görüşme gerçekleştirmesi, Viyana Diplomasi Akademisi’nde düzenlenecek konferansta hitapta bulunması ve Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelmesi öngörülüyor. Fidan’ın ziyaret kapsamında Avusturyalı yetkililerle gerçekleştireceği görüşmelerde; Türkiye ile Avusturya arasındaki ikili ilişkileri siyasi, ekonomik, ticari, askeri, kültürel ve beşeri boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşımla ele alması ve mevcut iş birliği alanlarının daha da derinleştirilmesine yönelik imkanları değerlendirmesi öğrenilirken, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin çeşitlendirilmesi, ticaret hacminin artırılması ile karşılıklı yatırımların teşvik edilmesine yönelik mevcut potansiyele ve fırsatlara dikkat çekmesi ve Avusturya’yla enerji, dijitalleşme, bağlantısallık ve savunma sanayii başta olmak üzere, stratejik nitelik taşıyan alanlarda iş birliği potansiyelinin altını çizmesi ve bunu geliştirmeye yönelik imkanları kapsamlı şekilde ele alması planlanıyor. Türkiye’nin, Avusturya’daki Türk toplumunun huzur, refah ve toplumsal uyumuna verdiği önemi vurgulaması ve bu bağlamda Türk toplumunun hak ve menfaatlerinin korunmasının öncelikli bir husus olduğunun altını çizmesi beklenen Fidan’ın, öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan vizyon doğrultusunda, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik perspektifini koruduğunu ifade etmesi, Türkiye-AB ilişkilerine stratejik bir vizyonla yaklaşılması, ilişkilerin dar siyasi hesaplara alet edilmemesinin tüm tarafların çıkarına olduğunu vurgulaması ve Türkiye-AB ilişkilerindeki mevcut tıkanıklıkların aşılması için daha kapsamlı ve kurumsal bir iş birliği yaklaşımına ihtiyaç olduğunu dile bekleniyor. Ayrıca Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna savaşında tarafların tekrar müzakere masasına oturmasına ve savaşın adil ve sürdürülebilir bir barışla sona erdirilmesine yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceğini belirtmesi, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaşın kalıcı şekilde sona erdirilmesi amacıyla ortaya konulan çabalara Türkiye’nin destek vermeyi sürdüreceğini ifade etmesinin yanı sıra Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin bir an önce sağlanması ve anılan Boğaz’da savaş öncesi statükoya dönülmesine yönelik küresel ihtiyacın altını çizmesi hedefleniyor. Öte yandan, İsrail’in Gazze’de ateşkes ihlallerini ve barış planını akamete uğratmaya yönelik adımlarını sürdürdüğüne dikkat çekeceğini vurgulayan Fidan’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik ettiğine ve işgalini sistematik biçimde genişlettiğine işaret etmesi, İsrail’in işgal ve yıkım politikalarının tüm bölgede barış ve istikrarı tehdit ettiğini vurgulaması öngörülüyor. Türkiye-Avusturya ilişkileri Türkiye ve Avusturya arasındaki çok yönlü ve tarihi ilişkiler olumlu mecrada ilerliyor. İki ülkenin üst düzeyli yetkilileri arasında özellikle uluslararası konferanslar ve toplantılar marjında son dönemde görüşmeler gerçekleşti. Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Meinl-Reisinger son olarak 17 Nisan tarihinde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’na katılmış ve Bakan Fidan’la bir araya gelmişti. Avusturya’yla ikili ticaret hacmi 2025 yılında 4,3 milyar doları aştı ve bunun kısa vadede 5 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Avusturya’nın Türkiye’ye doğrudan yatırımları 2005-2025 döneminde 11,2 milyar doları aşarken, aynı dönemde Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımları 887 milyon dolar olarak gerçekleşti. İki ülkenin ortak zenginliği olarak görülen, Avusturya’da yaşayan yaklaşık 350 bin nüfuslu Türk toplumu, Türkiye- Avusturya ilişkilerinde önemli bir beşeri bağ oluşturuyor. 2025 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Avusturyalı turist sayısı 563 bini aştı. İkili ilişkileri ilgilendiren konuların yanı sıra, Avrupa güvenliği dahil güncel bölgesel ve küresel meseleler bağlamında da iki ülke arasında yakın eşgüdüm ve iş birliği bulunuyor.
Bursa Bursa’da 7 yıl önce kaybettiği oğluna nihayet kavuştu Bursa’da 2019 yılından bu yana kayıp olarak aranan ve kurulan özel ekibin gerçekleştirdiği operasyonla geçtiğimiz ay bulunan 8 yaşındaki N.S.’nin, biyolojik annesinin DNA testiyle yabancı uyruklu Rebecca S. olduğunun belirlenmesinin ardından görülen mahkemede, çocuğun annesi Rebecca S.’ye teslimine karar verildi. Olay, 2019 yılında Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana geldi. Eşinin ailesinin yanına gelen Rebecca S. iddiaya göre bir süre sonra Almanya’ya dönmesi yönünde baskı gördü. Bu süreçten sonra 1 yaşındaki N.S.’nin kaybolduğu ihbarı yapıldı. Ancak uzun süre yürütülen arama çalışmalarına rağmen herhangi bir sonuca ulaşılamadı. Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında geçtiğimiz şubat ayında Bursa İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde Gasp, Cinayet ve Kayıp Şahıslar Bürosu’nca özel bir ekip kuruldu. Yapılan titiz çalışmalar sonucunda ekip, 10 Mart’ta küçük çocuğu R.M. isimli şahsa ait evde buldu. Sağlık kontrollerinin ardından çocuk devlet korumasına alındı. Soruşturma kapsamında çocuğun babaannesi H.S. ile çocuğun bulunduğu evin sahibi R.M., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çocuğun babası Umut K.’nin ise yaklaşık 2 yıl önce geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Almanya’dan Türkiye’ye gelen yabancı uyruklu Rebecca S. ile devlet koruması altına alınan N.S.’den alınan örnekler, Bursa Adli Tıp Kurumu’nda karşılaştırıldı. Hazırlanan raporda, Rebecca S.’nin çocuğun biyolojik annesi olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu belirtildi. Mustafakemalpaşa Aile Mahkemesi’ndeki duruşmaya davacı Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığını temsilen cumhuriyet savcısı ve davalı avukatı katıldı. Cumhuriyet savcısı, çocuk N.S.’nin mutat meskeni olan Almanya Federal Cumhuriyeti’ne iadesine ilişkin taleplerinin kabulünü isterken, avukatların taleplerini dinleyen hakim, Almanya doğumlu N.S.’nin, mutat meskenin bulunduğu Almanya Federal Cumhuriyeti’ne iadesine ve annesi Rebecca S.’ye teslimine karar verdi.