POLİTİKA - 29 Ağustos 2025 Cuma 16:21

Milli Eğitim Bakanı Tekin’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e şarkılı gönderme;

A
A
A
Milli Eğitim Bakanı Tekin’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e şarkılı gönderme;

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik müzikli göndermesini sürdürdü.


Daha önce CHP lideri Özel’i Aşık Mahsuni Şerif’in Abur Cubur Adam" türküsüyle benzeştirdiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Söylediği şeylerin hiçbir karşılığı yok. Yalandan ibaret. Başka bir ortamda da ideolojik anlamda bir siyasi karakter olarak tutarsızlıklarını ortaya koymak için Fikret Kızılok’un Alaturka Liberal diye bir şarkısı var. "Gözlerin keman çalardı, dudakların darbuka diye" Ne söylediği anlaşılmıyor" dedi.


Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, AK Parti Erzurum İl Başkanlığını ziyaret ederek partililerle bir araya geldi.


Parti il binası önünde İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ve partililerce karşılanan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Tekin’e, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, ilçe belediye ve ilçe başkanları ile parti yöneticileri eşlik etti.



AK Parti öncesi Türkiye


AK Parti öncesi Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu anlatan Bakan Tekin, "Türkiye’de 3 Kasım 2002’den önceki Türkiye nasıl bir Türkiye idi? Şöyle bir hayal etmenizi istiyorum. O Türkiye’de her gün ülkenin bir bölgesinden terör olayları hemen hemen her ay 1990 yılından itibaren özellikle toplumu infiale sevk eden bir siyasetçinin, bir bürokratın, bir askerin ya da bir entelektüelin öldürüldüğü şehit edildiği bir Türkiye’yi yaşıyorduk. Bazen topluca toplumun tamamının sayıca fazla gerek asker gerek sivilin şehit edildiği toplumsal olaylarla karşı karşıya kalıyorduk. Bu güvenlikle ilgili boyutu. Demokrasi açısından, demokratik siyaset açısından baktığınızda 1990’lı yılları hatırlayın. Milli Güvenlik Kurulu ne zaman toplanacak? Toplumun tamamı neredeyse takip ederdi, bilirdi. Yüksek Askeri Şura’yı hepimiz takip ederdik. Neden? Çünkü demokratik siyasetin üzerinde demokrasinin kılıcı gibi duran vesayetçi mekanizmaları vardı. Bu ülkede parlamentoda güvenoyu almış bir hükümetin güven oylaması anayasa mahkemesi tarafından iptal edildi. Sadece askerler değil, yargı bürokratlarının da demokratik siyasete müdahale ettiği bir Türkiye’yi yaşadık. 1995 seçimlerinden önce Anayasa Mahkemesi’nin aldığı gerek Türkiye Milletvekilliği gerek seçim çevresi barajıyla ilgili aldığı kararların seçim sonuçlarını doğrudan etkilediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu ülkede hükümetler bir yıl bile sürmüyordu neredeyse. Hükümet bunalımlarıyla karşı karşıyaydık. Hükümeti oluşturan koalisyon partilerinin birbirlerine yaptıkları restlerin faturasını toplum olarak millet olarak biz ödüyorduk. Bunun karşılığında toplum olarak biz hem ekonomik faturasını ödüyorduk hem de uluslararası arenada Türkiye ile ilgili imaj probleminin faturasını ödüyorduk" dedi.



Terörsüz Türkiye süreci


"Bir akademisyen olarak bulunduğum bir ülkede eline tüp parasını alıp sıfırları sayan bir kişiyi görüp bu sıfırlardan dolayı kahkahalarla güldüğü bir Türkiye’yi biz yaşadık" diyen Bakan Tekin, "Bunları niye anlatıyorum? Bunları bu yaz Türkiye buluşmalarının ana konusu olan terörsüz Türkiye söylemine Türkiye nasıl geldi? Hangi ortamdan geldik? Bunu görebilmek adına bunları anlattım. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’de yolsuzluklarla, yoksullarla, yoksulluklarla ve yasaklarla mücadele etmek için siyaset sahnesinde bulundu. Ve bu döneminde hem yolsuzluklarla hem yoksullukla hem de yasaklarla. Bu yasaklar neydi? Bu yasaklar şunlardı. Siyasi otorite, kamu otoritesi, asker ya da sivil, insanların dini inançlarına yasaklar getiriyordu. İnsanların etlik kimliklerini tanımlamasına yasaklar getiriyordu. Bu ülkede insanlar Müslümanım demekten korkar hale gelmişlerdi. Bu ülkede insanlar Kürdüm demekten, Aleviyim demekten ya da Kürtçe konuşmaktan imtina eder hale gelmiştim. Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım 2002’de böyle bir Türkiye’de iktidar oldu. Ve öyle bir tablo vardı ki bunlar, bu bahsettiğim şeyler tabu halini almıştı. Onlara dokunmak, onlarla ilgili bir politika geliştirmek Türkiye’de hükümetleri alaşağı edecek mayınlı araziler idi. Bu alanlara girmekten herkes imtina ediyordu. Bu alanlar da söz söylemekten imtina ediyorlardı. Hatırlayın bu ülkenin herkes tarafından dinlenen bir sanatçısı Kürtçe bir şarkı söylediği için bir gece ansızın kamuoyu tarafından linç edilmişti. Böyle bir Türkiye yaşadık. Böyle bir Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım’da iktidara geldi. Ve bu Türkiye’de bu güvenlik risklerinin olduğu Türkiye’de olağanüstü hal diye bir rejim vardı. O hal rejimi, o rejimde insanların hiçbir güvencelerinin olmadığı bir Türkiye yaşadık. O Türkiye’de iki yüze yakın köyümüz boşaltılmıştı hatırlayın. Devlet ben sizin güvenliğinizi temin edemiyorum, güvenliğinizi temin edemediğim için buraları boşaltacaksınız. Dolayısıyla sizi yerinizden, yurdunuzdan ediyorum demek durumunda kalmıştı. Ve bu vatandaşlarımız da bizi uluslararası harekete ahime şikayet ediyordu ve biz ülke olarak tazminatlarla karşı karşıya kalıyorduk. Adalet ve Kalkınma Partisi böyle bir dönemde iktidara geldi. Bu ortamda köyleri boşaltılan köyleri tekrar köylülere yerleşimini açacağız demek mayınlı bir araziydi. Böyle güvenliksiz bir ortamda o hal rejimini kaldıracağız demek mayınlı bir söylemdi ve bunu söylemek cesaret isterdi" diye konuştu.



Terörsüz Türkiye ile neyi murad ettiğimizi sizlerle paylaşmak için buradayız


Adalet ve Kalkınma Partisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde 3 Kasım 2002’de seçimleri kazandığını ve 18 Kasım’da hükümetin kurulduğunu hatırlatan Bakan Tekin, "İlk AK Parti hükümeti kuruldu. Ve 30 Kasım 2002’de OHAL uygulamasını kaldırdık. Bugün terörsüz Türkiye’yi konuştuğumuz sürecin aslında başlangıcı olarak oraya almamız lazım. Ondan sonra bu ülkede Kürtçe konuşmak artık suç olmaktan çıktı. Tam tersine Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda Kürtçe seçmeli dersler konuldu. İnsanlar çocuklarına Kürtçe öğretmek istiyorlarsa özel öğretim kursları açıldı. Yaygın eğitim kapsamında Kürtçe kursları açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kürtçe eserler basmaya başladı. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye’de yasak olarak tanımlanan bir tabuyu daha bir problemi daha çözmek için karşısına bütün vesayetçilik işleri alarak yola çıkmıştı. Bugün Terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak eğer 2002’den bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın attığı bizi bugün terörsüz Türkiye’ye taşıyan politikaların uygulamaların etkisini bu uygulamaların Türkiye’yi taşıdığı noktayı unutmamak gerekir. Tabii bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamayı apayrı bir yere oturtmak gerekiyor. Cumhur ittifakı perspektifiyle başlayan bu süreç Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bütün bu icraatlarıyla birleştiğinde biz bugün Türkiye’de terörsüz Türkiye diye bir söylemi hep beraber dile getiriyoruz. Peki biz niye sahadayız? Biz de şunun için sahadayız. En başta konuşmamı başlarken söylediğim biz siyasi öyle bir siyasi geleneğiyiz ki attığımız her adımı niçin yaptığımızı, ne yapmamız gerektiğini sahamda, vatandaşlarımızla, toplumla, milletimizle konuşarak istişare ederek hareket etmeyi kendimize bir gelenek olarak aldığımız için bugün buradayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla terörsüz Türkiye ile neyi murad ettiğimizi terörsüz Türkiye’den nasıl bir sonuç elde etmek istediğimizi ve bu süreçte kimlerin rahatsız olacağını sizlerle paylaşmak için buradayız. Ve bizler kimleri rahatsız etmeden bu işleri yapacağımızı, mesela şehitlerimizi, onların manevi miraslarını, ailelerini, gazilerimizi asla rahatsız etmeyeceğimizi, tam tersine onların uğruna şehit oldukları ya da gazi oldukları değerleri Yani bu ülkede terörün olmadığı hiçbir çocuğumuzun şehit olmak durumunda kalmayacağı bir Türkiye hep beraber inşa edeceğimizi deklare etmek için buradayız. Bunları paylaşıyoruz. Bu kapsamda ben de bugün il başkanımızın bize yaptığı programı hayata geçirmek için buradayız. İnşallah güzel şeyler yapacağız" şeklinde konuştu.



Gelin bu süreci beraber yürütelim


Bu süreçte bütün siyasi partilerin bütün siyasi aktörlerin verecekleri desteği, sivil toplumun bütün kesimlerinin verecekleri desteği önemsediklerini kaydeden Bakan Tekin, "Ve herkese kapımız açık. Gelin bu süreci beraber yürütelim. Bu anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyonu ben çok önemsiyorum. İnşallah hep beraber Türkiye’yi terörsüz bir Türkiye’ye taşıyacağız. Bu esnada siyasetin gündemini meşgul eden çok farklı tartışmalar var. Gönül arzu ederdi ki hep beraber bütün siyasi partiler Anadolu’da il il bunu konuşalım. Ama mesela ana muhalefet partisinin pek gündeminde yok bu. Sadece parlamentoda bunu konuşuyor ama toplumun huzurunda çıktığı zaman aklı hayale gelmedik yalanları zikretmeye devam ediyor. Bu kadar önemli bir mevzu varken Türkiye’yi bütün toplumu Herkes hatta bölgeyi bu kadar yakından ilgilendiren bir mevzu varken toplumun karşısına çıkıp halkın karşısına çıkıp akla ziyan yalanlarla farklı gündemlerle toplumun kamuoyunun gündemini meşgul etmek kuşkusuz çok doğru bir söylem değil. Onları da anlıyorum. Onların da içinden geçtikleri zor bir durum var. Şöyle bir hayal edin. kendi içinden birileri şunu diyor diyor ki bizden bir belediye başkanı İstanbul’un İstanbul halkının İstanbul için harcanması gereken paraları yolsuzlukla çarçur etti. Kendi şikayetleri. Ve yolsuzlukla elde ettiği bu gelirin bir kısmını da iki bin yirmi üç yılında partinin kurultayında delege satın almak için kullandı. Şimdi bunlar kendi ifadeleri, biz karışmıyoruz. Şimdi böyle bir gündemin içerisinde oldukları zaman kuşkusuz bu gündemi değiştirecek spekülatif manipülatif konulara ihtiyaç duyacaklar" dedi.



CHP Genel Başkanına şarkılı gönderme


Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in bazı ifadelerini Aşık Mahsuni Şerif’in Abur Cubur Adam" türküsüyle benzeştirdiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Yani söylediği şeylerin hiçbir karşılığı yok. Yalandan ibaret. Başka bir ortamda da ideolojik anlamda bir siyasi karakter olarak tutarsızlıklarını ortaya koymak için Fikret Kızılok’un Alaturka Liberal diye bir şarkısı var. "Gözlerin keman çalardı, dudakların darbuka diye" Ne söylediği anlaşılmıyor. Bir başka dilden konuşuyor, sonra başka bir şey söylüyor. İkisini yan yana getirdiğimizde ortaya hiçbir şey çıkmıyor. Şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durumu görünce nakaratlarını söylemeyeceğim bir Tanju Okan şarkısı geliyor aklıma. Hatırlayın şarkı şöyle diyor, "Her şey bir rüya olsa, unutarak uyansam" Ben şöyle benzetiyorum. Gerçekten her şey bir rüya olsa da iki bin yirmi üç kurultayını unutsak, bir an seni unutsam, unutsam bugünleri, ben aynen oraya benzetiyorum. Öyle düşünüyor herhalde. Unutarak uyansam, seni gördüğüm günü sevdiğimi unutsam, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durum bu. Şunu hayal ediyorlar. Bütün Cumhuriyet Halk Partililer koskoca bir Cumhuriyet Halk Partisi geleneğine iki bin yirmi üçte yaşadığımız biraz önce söylediğim delege oylarının rüşvetle satın alındığı Bunu ben söylemiyorum. Kendi üyeleri söylüyorum. Bir siyasi partiye mensup olmak Cumhuriyet Halk Partililer tarafından bu kadar büyük bir geçmişe sahip bir Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni tarafından kuşkusuz çok daha tasvip edilmiyordur. Onlar muhtemelen bu söylediğim şekilde düşünüyorlar. Her şeyi unutacakları bir rüya olsa keşke bu. Ama öyle değil maalesef. Şimdi başka bir şey daha eleştiriyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’nden kaçan siyasetçiler var. Cumhuriyet Halk Partisi’nden kaçan belediye başkanlar var. Onu da eleştiriyorlar. Şarkının son mısrasında onunla ilgili bir şey var. Her şey bir rüya olsa diye devam ediyor. Bir başka dünya bulsam içinde sen olmasan Ben aynen buna benzetiyorum. O yüzden de hak veriyorum. Bu kadar kendileri açısından tartışmalı bir gündem varsa bu gündemi mutlaka kamuoyundan uzaklaştırmak için böyle spekülatif manipülatif bir dil kullanacaklar. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’ne Kurtuluş Savaşı’nı yürüten, cumhuriyetin kurucusu olan bir siyasi partiye yakışan ülke için, bölge için bu kadar önemli olan terörsüz Türkiye sürecini kamuoyunda toplumda sahiplenmek ve bunun için iktidarı hükümeti doğru adımlar atmaya sevk edecek politika önerilerini dile getirmelerini beklerdik. Ama maalesef Böyle bir durum söz konusu değil. Dediğim gibi onların da içinde bulunduğu durumda Allah yardımcıları olsun. Zor bir durum. Yani herkes acaba kimler rüşvetle satın alınmış diye etrafında birbirlerine bakıyorlar. Bir siyasi parti için gerçekten içinden çıkılması zor bir durum. Kendilerine kolaylıklar diliyorum ama biz Türkiye Cumhuriyeti’ni seven Türk milletini seven, Türk milletinin önündeki problemleri aşmak isteyen bir siyasi hareket olarak, bir siyasi kadro olarak sahadayız, toplumun içerisindeyiz. Yapmak istediğimiz şeyleri yapacaklarımızı sizlerle istişare ediyoruz. Toplumla istişare ediyoruz. Görüşlerini ve önerilerini alıyoruz. Sonrasında da bunları ilgili karar mercileriyle paylaşacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızla paylaşacağız. Ve süreci sağlıklı bir şekilde bölgemiz açısından ülkemiz açısından en faydalı nasıl sonuçlanacaksa o şekilde sonuçlanacak politikaları inşallah hep beraber hayata geçireceğiz."



Milli Eğitim Bakanı Tekin’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e şarkılı gönderme;

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum KURSDER çalıştayının ardından özel kurslarda yeni dönem: Kamera zorunluluğu ve sıkı ruhsat denetimi geliyor Özel Eğitim Kursları ve Muhtelif Kurslar Geliştirme Derneği (KURSDER) tarafından Ankara’da düzenlenen geniş katılımlı çalıştayın ardından, özel öğretim sektöründe köklü değişiklikler barındıran yeni düzenlemeler kamuoyuna duyuruldu. KURSDER Erzurum İl Başkanı Ayşe Kavaz, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ile yürütülen görüşmelerin olumlu sonuçlandığını belirten bir açıklama yayımladı. İşte sektör temsilcilerini ve yatırımcıları yakından ilgilendiren öne çıkan başlıklar: "Türkiye yüzyılı maarif modeli vizyon zirvesi" ankara’da düzenlenecek Çalıştay kapsamında MEB’den talep edilen destek başvurusunun olumlu yanıt bulduğunu belirten Kavaz; Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü iş birliğinde Haziran ayının ilk haftasında Ankara’da "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Vizyon Zirvesi (Kurslar Perspektifi)" programının düzenleneceğini açıkladı. Zirvede, yeni modele yönelik güncel gelişmeler sektör temsilcileriyle paylaşılacak. Kurs girişlerine 90 günlük kamera şartı Sektörde haksız rekabetin ve mevzuat ihlallerinin önüne geçilmesi amacıyla yeni bir denetim mekanizması devreye giriyor. Yakın zamanda tebliğ edilmesi beklenen düzenlemeyle, tüm kurs merkezlerinin ana girişlerine en az 90 gün geriye dönük kayıt tutabilen kamera sistemleri kurulması zorunlu olacak. Bu kamera kayıtları, özellikle MEB kadrosundaki öğretmenlerin kurslarda yasa dışı çalıştırılması ve okullardan usulsüz öğrenci transferi yapılmasına yönelik şikayetlerin denetiminde esas alınacak. Ruhsat işlemlerinde "mesken" ve "iskan" bariyeri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı mevzuatı kapsamında, işyeri açma ve çalışma ruhsatı alanında kritik değişikliklere gidiliyor. Tapuda "mesken" olarak görünen alanlarda yeni kurs açılması, itfaiye raporuna bağlı kılınacak. İtfaiyenin olumsuz görüş bildirmesi durumunda ruhsat verilmeyecek. Yeni kurum açılışlarında bina iskan belgesi talebi zorunlu hale getirilecek. Resmi tebliğ henüz yayımlanmadığı için yeni yatırım yapacakların işlemlerini geciktirmeden tamamlamaları tavsiye ediliyor. E-Özel sistemi raporlaştırıldı Sahada yaşanan teknik aksaklıklar ve sistem talepleri KURSDER tarafından bir rapor haline getirildi. Hazırlanan raporun, doğrudan Özel Öğretim Genel Müdürlüğü’ne teslim edileceği belirtildi. Teşekkür ve bayram mesajı Kursder Erzurum İl Başkanı Ayşe Kavaz, Türkiye genelindeki sektör temsilcilerini bir araya getiren KURSDER Genel Başkanı Aydın Ergenç’e ve sorunların çözümünde yapıcı yaklaşım sergileyen MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner ile bakanlık yetkililerine teşekkürlerini sundu. Kavaz ayrıca, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle yayımladığı mesajda tüm aziz şehitleri ve gazileri anarak vatandaşların bayramını kutladı.
Kayseri Kayseri Büyükşehir, Drone Soccer Türkiye Şampiyonası’na ev sahipliği yaptı Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş. ev sahipliğinde Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi’nde gerçekleştirilen Drone Soccer Türkiye Şampiyonası 1. Etap Yarışları nefes kesti. Teknoloji ile sporu buluşturan organizasyon, genç sporcuların kıyasıya mücadelesine sahne olurken, Kayseri’nin 2029 Dünya Spor Başkenti vizyonuna da güç kattı. 2029 Dünya Spor Başkenti doğrultusunda ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapmayı sürdüren Kayseri Büyükşehir Belediyesi, bu kez teknoloji tabanlı yeni nesil spor branşlarından Drone Soccer Türkiye Şampiyonası’na ev sahipliği yaptı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş. organizasyonunda, Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi’nde düzenlenen Drone Soccer 1. Etap Yarışları başarıyla tamamlandı. Teknoloji, hız, strateji ve rekabeti aynı çatı altında buluşturan organizasyon, sporseverlerden yoğun ilgi gördü. Koruma kafesli özel dronelar ile gerçekleştirilen müsabakalarda sporcular, saniyeler içerisinde değişen oyun dinamikleriyle izleyenlere heyecan dolu anlar yaşattı. Havada kıyasıya mücadele eden takımlar, hem teknik becerileri hem de stratejik hamleleriyle dikkat çekti. Gençlerin teknolojiye dayalı spor branşlarına yönelimini destekleyen etkinlik, aynı zamanda Kayseri’nin spor ve teknoloji alanındaki vizyonunu da ortaya koydu. Organizasyon boyunca farklı yaş gruplarından sporcular mücadele ederken, vatandaşlar da yeni nesil spor deneyimini yakından takip etme fırsatı buldu. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın öncülüğünde spor yatırımlarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, geleneksel spor branşlarının yanı sıra çağın gerekliliklerine uygun yenilikçi organizasyonlarla gençleri sporun farklı alanlarıyla buluşturmaya devam ediyor. Drone Soccer Türkiye Şampiyonası 1. Etap Yarışları’nın başarıyla tamamlanmasıyla birlikte Kayseri, 2029 Dünya Spor Başkenti doğrultusunda sporun geleceğine yön veren şehirlerden biri olma iddiasını bir kez daha ortaya koydu.
Aydın Nazilli’de sağlık çalışanlarına "Kronik Hastalıklar" eğitimi verildi Aydın’ın Nazilli ilçesinde düzenlenen eğitimde, farklı ilçelerde görev yapan aile sağlığı çalışanlarına kronik hastalıkların tanı ve tedavisine yönelik güncel bilgiler aktarıldı. Aydın’ın Nazilli ilçesinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla aile sağlığı çalışanlarına yönelik "Kronik Hastalıklar Eğitim Programı (HYP)" düzenlendi. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından, Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi eğitim salonunda gerçekleştirilen eğitimler, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Aile Hekimliği Eğitim ve İzleme Daire Başkanlığı koordinesinde yapıldı. 11-18 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenen program kapsamında, Nazilli, Bozdoğan, Yenipazar, Kuyucak, Karacasu ve Buharkent ilçelerinde görev yapan aile sağlığı çalışanlarına eğitim verildi. Eğitimler, Aile Hekimi Uzmanı Dr. Maide Akay Çiftçi tarafından "Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar" başlığı altında gerçekleştirilirken, kronik hastalıkların tanı, takip ve tedavi süreçlerine ilişkin güncel bilgiler paylaşıldı. Programla, ebe ve hemşirelerin bilgi düzeylerinin artırılması ve uygulamaya yönelik becerilerinin geliştirilmesi hedeflendi. Öte yandan, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Şule Akbaş da eğitimlere katılarak Sağlıklı Hayat Merkezleri hakkında sahadan gelen soruları yanıtladı. Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görev yapan fizyoterapist, sosyal çalışmacı ve çocuk gelişimcisi personeller de katılımcılara çeşitli konularda bilgilendirme yaptı.
Düzce İç mekan tasarımı öğrenci projeleri yıl sonu sergisi kapılarını açtı Düzce Meslek Yüksekokulu iç mekan tasarımı programı öğrencilerinin bir yıllık eğitim-öğretim süreci boyunca büyük bir özveriyle ürettikleri eserlerden oluşan "İç Mekan Tasarımı Öğrenci Projeleri Yıl Sonu Sergisi" kapılarını açtı. Düzce Üniversitesi’nin 20. yıl etkinlikleri kapsamında, Düzce Meslek Yüksekokulu ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi koordinasyonunda düzenlenen serginin açılış kurdelesi, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir tarafından kesildi. Rektör Nedim Sözbir, açılışın ardından sergi alanında öğrencilerin el emeği ve tasarım becerilerinin birleştiği projeleri yakından inceledi; akademisyenlerden ve genç tasarımcılardan eserlerin üretim süreçleri hakkında detaylı bilgi aldı. Geleneksel el işçiliği ve modern tasarım bir arada Düzce Üniversitesi iç mekan tasarımı öğrencilerinin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürdükleri ve yıl boyu süren yoğun emeklerinin bir meyvesi olan sergide, birbirinden değerli çalışmalar yer alıyor. Katılımcıların ve sanatseverlerin büyük beğenisini toplayan sergi seçkisinde; ince bir işçilikle hazırlanan ahşap oyma sehpalar ve dekoratif objeler, farklı ahşap kaplamaların bir araya getirilmesiyle oluşturulan marküteri tablolar, öğrencilerin tasarım vizyonunu yansıtan ölçekli iç mekan mobilya maketleri, detaylı teknik proje çizimleri ve konsept sunumları öne çıkıyor. Öğrencilerin mesleki gelişimlerine katkı sağlamak ve onları sektöre hazırlamak amacıyla düzenlenen bu anlamlı etkinlik, genç yeteneklerin sektörel özgüven kazanmasında önemli bir basamak oluşturuyor. Eğitim, sanat ve tasarımın buluşma noktası olan sergi, 22 Mayıs 2026 tarihine kadar Düzce Meslek Yüksekokulu Sergi Salonu ve Kütüphanesi’nde Düzce Üniversitesi mensuplarının, sektör temsilcilerinin ve sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
İstanbul Ümraniye’de okullar arası satranç turnuvasında şampiyonlar belli oldu Ümraniye Belediyesi ve Ümraniye Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen Okullar Arası Satranç Turnuvası’nda dereceye giren 40 öğrenci ödüllerine kavuştu. Ümraniye Belediyesi ile Ümraniye Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü koordinasyonunda, İstanbul Satranç İl Temsilciliği iş birliğiyle düzenlenen ’Okullar Arası Satranç Turnuvası’, Prof. Dr. Nabi Avcı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Öğrencilerin stratejik düşünme, dikkat, planlama ve analitik değerlendirme becerilerine katkı sağlamak amacıyla yapılan turnuvada dereceye giren 40 öğrenci ödüllendirildi. 80 okuldan 400’ün üzerinde sporcu katıldı Yaklaşık 80 okul takımının ve 400’ün üzerinde öğrencinin katılım sağladığı dev organizasyonda; ’Minikler’, ’Küçükler’, ’Yıldızlar’ ve ’Gençler’ kategorilerinde toplam 10 farklı kulvarda müsabakalar oynandı. Türkiye Satranç Federasyonu ve FIDE kurallarına göre düzenlenen turnuvada öğrenciler şampiyonluk için kıyasıya mücadele etti. Gün boyu süren karşılaşmalarda centilmenlik ve heyecan dolu anlar yaşandı. "Satranç oynayanlara her türlü desteğe devam diyoruz" Programın açılış konuşmasını yapan Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, "Satranç çok güzel bir oyun, zekanızı geliştiriyor, aklınızı kullanıyorsunuz, kendinizi geliştiriyorsunuz. Böylece kötü alışkanlıklardan da kendinizi bertaraf etmiş oluyorsunuz. Devam diyorum çocuklar. Sizin arkanızdayız. Satranç oynayanlara her türlü desteğe devam diyoruz" dedi. Zorlu hamlelerin ardından kategorilerinde dereceye giren sporculara ödülleri; Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özen, Ümraniye İlçe Gençlik Spor Müdürü Mustafa Çamdereli ve Türkiye Satranç Federasyonu İstanbul İl Temsilcisi Hakan Polat tarafından takdim edildi.