SAĞLIK - 19 Mart 2025 Çarşamba 10:59

Bağırsak kanseri, Türkiye’de en sık görülen 3’üncü kanser türü

A
A
A
Bağırsak kanseri, Türkiye’de en sık görülen 3’üncü kanser türü

Tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olduğu belirtilen kolon kanserinin erken teşhis edilirse tedavi edilebileceğine dikkat çeken Gastroenterolog Dr. Fatma Seçil Kırdök, "Düzenli sağlık kontrolleri, kolonoskopi ve dışkıda gizli kan testleri hastalığın erken teşhisini sağlar ve tedavi şansını artırır" uyarısında bulundu.


Acıbadem Eskişehir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Fatma Seçil Kırdök, Türkiye’de yaygın olarak görülen kanser türleri arasında 3’üncü sırada gelen kolon kanseri hakkında bilgi verdi. Erken tanı konulduğunda hastalığın tedavi şansının oldukça yüksek olduğunu ve zamanında müdahale ile önlenebileceğini vurgulayan Dr. Kırdök, kolon kanserinin gelişiminde birçok risk faktörünün etkili olduğunu belirtti. Dr. Kırdök, ileri yaş, Crohn hastalığı, Ülseratif Kolit gibi kronik bağırsak hastalıkları, hareketsiz yaşam, kötü beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı ile obezitenin bu faktörler arasında yer aldığını belirtti.



"Kolonoskopi erken teşhiste kritik rol oynuyor"


Dr. Fatma Seçil Kırdök, kolon kanserinin erken teşhisinde en önemli aracın kolonoskopi olduğuna dikkat çekerek, "Kolon kanseri riski taşıyan bireylerin düzenli olarak kolonoskopi ile taranması gerekir. Uluslararası sağlık kılavuzlarına göre, 45 yaşını geçen ve herhangi bir şikayeti olmayan bireylerin kolonoskopi ile takip edilmesi önerilmektedir Kolonoskopinin sadece bir tarama aracı değil, aynı zamanda kanser riski taşıyan poliplerin tespiti ve tedavi edilmesi için de kritik bir işlemdir. Gaitada gizli kan testi gibi tarama yöntemleri kullanılsa da, bu testlerin negatif sonuç vermesi kanseri dışlamaz, pozitif sonuç vermesi ise kesinlikle kanser olduğunu göstermez. Bu nedenle, kolonoskopi ile yapılan tarama daha güvenilir bir yöntemdir" dedi.



"Polipler kolon kanseri riskini artırabilir"


Kolonoskopi sırasında tespit edilen poliplerin kolon kanseri açısından risk oluşturabileceğini belirten Uzm. Dr. Fatma Seçil Kırdök, "Polipler farklı büyüklüklerde olabilir ve çoğu standart kolonoskopi ile çıkarılabilir. Ancak bazı büyük polipler daha ileri tekniklerle ya da cerrahi müdahale ile alınabilir. Çıkarılan polipler patolojik incelemeye gönderilir ve sonuçlara göre hastalar kolonoskopik takibe alınır. Kolonoskopik takipte olan hastaların erken teşhis imkanı sayesinde kolon kanserine yakalanma ihtimali oldukça düşüktür" şeklinde konuştu.



"Aile öyküsü olanlar daha erken yaşta taranmalı"


Kolon kanseri açısından aile öyküsünün önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayan Dr. Kırdök, sözlerine şöyle devam etti:


"Birinci derece yakınlarında kolon kanseri öyküsü bulunan bireylerin, 45 yaşını beklemeden kolonoskopi ile takip edilmeleri büyük önem taşır. Deneyimli uzmanlar tarafından yapıldığında kolonoskopi işleminin komplikasyon riski çok düşüktür ve hasta açısından oldukça konforludur. Sedasyon adı verilen anestezi türü ile uygulandığı için hasta açısından oldukça konforludur. Bu işlem, hastaneye yatış gerektirmez ve yaklaşık bir saatlik bir takip sonrası hasta evine dönebilir."



"Kolon kanserinden korunmak mümkün"


Kansere karşı korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını belirten Dr. Kırdök, dikkat edilmesi gereken alışkanlıklarla ilgili, "Kolon kanserinden korunmak için sağlıklı yaşam alışkanlıkları oldukça önemlidir. Düzenli sağlık kontrolleri, kolonoskopi ve dışkıda kan testleri, hastalığın erken teşhis edilmesini sağlar ve tedavi şansını artırır. Bunun yanında düzenli uyku, sağlıklı beslenme, alkol ve sigaradan uzak durma, düzenli egzersiz yapma ve stresle başa çıkma gibi önlemler de bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu alışkanlıklar sadece kolon kanseri için değil, tüm sağlık sorunlarına karşı vücudu korur. Kolon kanserine karşı alınacak önlemler, yaşam kalitesini artıran ve sağlığı koruyan önemli faktörlerdir" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya "Duyulmayan çocuk, yorgun anne-baba, kaybolan iletişim" konferansına yoğun ilgi Yeşilyurt Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğünün ‘Aile Saadetleri’ Konferansları kapsamında düzenlediği "Duyulmayan Çocuk, Yorgun Anne-Baba ve Kaybolan İletişim" konulu konferansa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Konferansın konuşmacısı Klinik Psikolog Beyhan Budak, çocukların sadece fiziksel ihtiyaçlarının değil, duygusal ihtiyaçlarının da doğru anlaşılması gerektiğini söyledi. Aile yapısının güçlendirilmesi, ebeveyn ile çocuk arasındaki sağlıklı iletişimin artırılması ve son dönemlerde okullarda yaşanan talihsiz olayların neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde ele alınması amacıyla Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Sunal Salonu’nda düzenlenen konferans, büyük ilgi gördü. "Güçlü bir toplum inşa etmenin yolu sağlıklı ve huzurlu aile yapısından geçer" Konferansın açılış konuşmasını yapan Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, güçlü bir toplum inşa etmenin yolunun sağlıklı ve huzurlu aile yapısından geçtiğini söyledi. Aile yapısının güçlendirilmesine yönelik etkinliklere bir yenisini daha eklediklerini ifade eden Başkan Geçit, "Aile, bizim en güçlü dayanağımız, toplumumuzun temelidir. Ancak günümüzün hızlı yaşam temposu, yoğun iş hayatı ve dijital dünyanın etkisiyle aile içi iletişimde zaman zaman kopukluklar yaşanabiliyor. İşte bu noktada, çocuklarımızı daha iyi anlamak, onların sesini duymak ve sağlıklı iletişim köprüleri kurmak her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor. Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiseler hepimizi derinden üzdü, bizlerde bu tür olayların tekrar etmemesi, aile içi iletişimin güçlenmesi ve çocuklarımızın duyarlı ve bilinçli yetişmesi için başlattığımız bilinçlendirme etkinliklerimize bugün bir yenisini daha ekledik. Bugün burada ele aldığımız konu, aslında hepimizin hayatına doğrudan dokunan bir meseledir. Duyulmayan bir çocuğun zamanla içine kapanabileceğini, anlaşılmadığını düşünen bir gencin farklı arayışlara yönelebileceğini hepimiz biliyoruz. Aynı şekilde, hayatın yükünü omuzlarında taşıyan anne ve babalarımızın da zaman zaman yorulduğunu, tükenmişlik hissi yaşayabildiğini görüyoruz. İşte tam da bu yüzden, aile içinde sevgi, anlayış ve sağlıklı iletişim iklimini yeniden güçlendirmek zorundayız" dedi. "Çocuklarımıza güvenli bir hayat sunmak asli görevimiz" Başkan Geçit, "Son dönemlerde okullarda yaşanan bazı üzücü olaylar da bizlere gösteriyor ki; çocuklarımızın sadece akademik başarılarıyla değil, duygusal dünyalarıyla da yakından ilgilenmemiz gerekiyor. Onları dinlemek, anlamak ve kendilerini ifade edebilecekleri güvenli bir ortam sunmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Aile Yılı’ yılı ilan etmesiyle birlikte bizlerde aile kurumunu güçlendiren projelerimize aralıksız devam ediyoruz. Yeşilyurt Belediyesi olarak, sadece fiziki hizmetlerle değil, sosyal ve kültürel çalışmalarla da vatandaşlarımızın hayatına dokunmayı önemsiyoruz. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğümüz aracılığıyla aile yapısını güçlendiren, bilinçli ebeveynliği destekleyen ve toplumsal dayanışmayı artıran projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; güçlü aile, güçlü toplum demektir" şeklinde konuştu. Çocukların duygusal gelişimi, ebeveyn tutumları ve iletişim sorunları Konferansa konuşmacı olarak katılan Klinik Psikolog Beyhan Budak, aile içi iletişimin önemi, çocukların duygusal gelişimi, ebeveyn tutumları ve modern çağın getirdiği iletişim sorunlar hakkında önemli bilgiler paylaştı. Çocuklarla doğru iletişim kurma yöntemleri, empati geliştirme, aktif dinleme becerileri ve aile içi bağların güçlendirilmesine yönelik pratik öneriler sunan Psikolog Budak, günümüz aile yapısında karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin "duyulmayan çocuklar" olduğuna vurgu yaparak, çocukların kendilerini ifade edemedikleri ortamlarda içe kapanma, öfke ve davranış bozuklukları gibi problemlerin ortaya çıkabileceğini belirtti. Çocukların duygusal dünyasının doğru anlaşılması, ebeveynlerin yaşadığı tükenmişlik hissi ve iletişim kopukluklarının bireyler üzerindeki etkilerini ve çözüm yollarını anlatan Psikolog Budak, ebeveynlerin yoğun iş temposu ve günlük hayatın getirdiği stres nedeniyle çocuklarıyla yeterli ve kaliteli zaman geçirememesinin, iletişim kopukluğuna zemin hazırladığına dikkat çekti. Günümüz aile yapısında yoğun iş temposu ve teknolojik bağımlılığın iletişim kopukluklarına yol açtığını belirten Budak, "Çocuklar çoğu zaman anlaşılmadığını hissediyor. Bu durum, ilerleyen yaşlarda özgüven eksikliği ve iletişim problemleri olarak karşımıza çıkabiliyor. Ebeveynlerin çocuklarını gerçekten dinlemesi ve empati kurması büyük önem taşıyor. Ebeveynlerin çocuklarına karşı daha anlayışlı, sabırlı ve bilinçli yaklaşması gerekiyor" diye konuştu.
İstanbul Milletvekili Çalışkan: "Türkiye fizyoterapi için en çok rağbet gören ülke konumunda" İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde düzenlenen "Fizyoterapide Kariyer Yolculuğu" etkinliği ile fizyoterapinin geleceği ele alındı. Etkinlikte konuşma yapan TBMM Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, Türkiye’nin fizyoterapi alanında lider konumda yer aldığını vurguladı. İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü iş birliğiyle, Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlik, saygı duruşu ve İstiklal Marşıyla başladı. Fizyoterapinin bugününün ve geleceğinin değerlendirildiği etkinlikte Türkiye Fizyoterapistler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Uzman Fizyoterapist Zafer Aksungur ile TBMM Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan konuşma yaptı. Üniversite öğrencileri, mezuniyet öncesi deneyim kazanıyor Fizyoterapi öğrencilerini mezun olmadan meslek hayatına hazırlamayı planladıklarını belirten TBMM Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, şu ifadeleri kullandı: "TBMM’deki ilk ve tek fizyoterapist milletvekili olarak, aynı zamanda mesleğimizin kuruluşunda uzun yıllar yöneticilik yapmış biri olarak fizyoterapi öğrencileriyle üniversitelerde buluşuyoruz. Hem deneyimlerimizden bahsediyoruz hem fizyoterapinin dünü, bugünü ve yarınıyla alakalı söyleşiler yapıp öğrencilerin sorularını yanıtlıyoruz. Öğrenci arkadaşlarımızın mezuniyetinden sonrasıyla alakalı şimdiden plan yapmaları için bu toplantıları tertip ediyoruz. Bütün illerde de inşallah yapacağız. Türkiye Fizyoterapistler Derneği’nin organizasyonuyla üniversitelerimizde bunu yapmaya devam edeceğiz. Birçok üniversitedeki arkadaşlarımızı mezuniyetten önce hem bilgilendirmek hem de meslek hayatlarına daha hazırlıklı olmalarını sağlamak için bu söyleşileri planladık." Sağlık turizmine katkı sağlıyor Türkiye’de fizyoterapinin iyi bir noktada olduğunu ve sağlık turizmine katkı sağladığını belirten Milletvekili Çalışkan, "Türkiye özellikle Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı hastanelerle, üniversite hastaneleriyle fizyoterapi alanında Türkiye’de ve dünyada çok iyi bir noktada. Birçok teknoloji artık ülkemizde mevcut. Daha önce hastalarımız yabancı ülkelere gitmek zorunda kalırken, artık sağlık turizmiyle beraber fizyoterapi için ülkemize çok ciddi bir rağbet var. Özellikle hemipleji ve tetrapleji hastalarımızın SGK sisteminde karşılanması sebebiyle de çok ciddi rağbet görüyor. Fizyoterapi alanında şu an hem Orta Doğu’da hem Avrupa’da hem de kıtalararası birçok ülkede en çok rağbet gören ülkelerden biriyiz ve hatta en çok rağbet gören ülkeyiz diyebilirim" diye konuştu. Kalitenin her geçen gün arttığını belirten Çalışkan, Türkiye’de mezun olup fizyoterapist unvanı alan kişilerin birçok ülkede çalışabilme imkanı bulduğunun da altını çizdi.
İstanbul Anneler Günü için teknolojik hediye seçenekleri Casper, hem günlük hayatı kolaylaştıran hem de üretkenliği artıran PAD H10 tablet serisi ve Nirvana S100 modelleri ile zamanı verimli kullanmak isteyen anneler için teknolojik hediye alternatifi sunuyor. Günlük temponun içinde üretkenliğini koruyan ve çoklu rolleri yöneten anneler için teknoloji, en güçlü destekçiye dönüşüyor. Casper, Casper PAD H10 serisi ve Nirvana S100 modelleriyle mobiliteyi, şıklığı ve yüksek performansı buluşturarak annelerin yaşamını kolaylaştıran çözümler sunuyor. Günün her anında yanında: Casper PAD H10 Pro Gün boyu farklı sorumluluklar arasında geçiş yapan anneler için taşınabilir cihazlar büyük avantaj sunuyor. Casper PAD H10 Pro, 12.6 inç OLED ekranı, ince ve hafif tasarımıyla konfor sağlarken, kalem ve klavye desteğiyle not almaktan içerik üretmeye kadar tüm ihtiyaçları tek cihazda karşılamayı hedefliyor. Yüksek çözünürlüğü ve canlı renkleriyle iş ve eğlence deneyimini yukarı taşıyan Casper PAD H10 Pro, pratik yapısıyla annelerin hayatını kolaylaştıran güçlü bir yardımcıya dönüşüyor. Şıklık ve performans bir arada: Nirvana S100 Yoğun temposunu güçlü bir cihazla yönetmek isteyen anneler için Nirvana S100, performansı zarafetle buluşturuyor. 16’’ geniş ekranı ve yüksek parlaklık seviyesiyle konforlu bir kullanım sağlarken, güçlü donanımıyla çoklu görevlerde akıcı bir deneyim sunuyor. Microsoft Copilot tuşuyla yapay zekayı tek dokunuşla erişilebilir kılan Nirvana S100, iş süreçlerini hızlandırıyor. Parmak izi okuyucu ve aydınlatmalı klavye gibi özellikleriyle güvenliği ve konforu birleştiriyor. Alüminyum tasarımı ise estetik ve dayanıklılığı bir araya getiriyor.