ASAYİŞ - 21 Ocak 2026 Çarşamba 22:01

Barınakta aç ve susuz bırakılan köpeklerin birbirini parçaladığı iddiası

A
A
A
Barınakta aç ve susuz bırakılan köpeklerin birbirini parçaladığı iddiası

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne ait barınakta aç ve susuz bırakılan köpeklerin birbirini parçaladığı iddiasıyla sosyal medyada paylaşılan görüntülerle ilgili soruşturma başlatıldı.


İddiaya göre olay, Akpınar Mahallesi’nde bulunan Doğal Yaşam Alanı’nda meydana geldi. Barınakta aç ve susuz bırakılan onlarca köpeğin birbirini parçaladığı öne sürüldü. Bahse konu iddialar, bugün sosyal medyada paylaşılan görüntülerle gündeme geldi. Olay büyük tepkiye sebep olurken, ölen onlarca köpeğin köydeki bir araziye gizlice gömüldüğü belirtildi.



"Görüntülerle ilgili soruşturma sürüyor"


Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Doğal Yaşam Alanımızda yaşandığı iddia edilen bir olayla ilgili servis edilen görüntüleri inceledik. Hepimizi derinden üzen görüntülerle ilgili olarak başlattığımız soruşturma sürüyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak hayvan hakları, yaşam hakkı ve etik sorumluluk anlayışımızla asla bağdaşmayan görüntüleri tüm yönleriyle araştırıp olayı aydınlatacağız. Hayvanların yaşam hakkını korumak, onlara güvenli ve sağlıklı bir ortam sunmak en temel sorumluluğumuz. Bu sorumluluk gereği, hem idari hem de hukuki tüm süreçleri şeffaflıkla yürütecek ve kamuoyunu sonuçla ilgili bilgilendireceğiz" denildi.



"Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız"


Bahse konu barınağın önüne gelerek olayla ilgili basın açıklaması yapan AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, "Biz bu alanı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis ederken, buranın yalnızca hayvanların toplandığı bir yer değil; merhametin, sorumluluğun ve birlikte yaşama kültürünün bir sembolü olmasını istedik. Hayvanlar burada sevgiyle yaşatılsın diye emanet edildi ancak bugün geldiğimiz noktada, açlıktan birbirine saldırmak zorunda kalan hayvanların görüntüleriyle karşı karşıyayız; bu tablo sadece içimizi acıtan bir görüntü değil, ağır bir ihmalin ve açık bir yönetim zafiyetinin belgesidir. ’2026 Eskişehir Yılı’ denilip projeler açıklandığında ve afişler asıldığında ilk kez şehir adına proje konuşuluyor diye umutlanmıştık fakat ne yazık ki bugün bu gidişle 2026’nın Eskişehir için projelerin değil skandalların yılı olacağını görüyoruz. 2026 Eskişehir Yılı olacak, hayvanlar unutulmayacak sandık ama yanıldık. Öte yandan, şehir genelindeki billboardlarda sürekli hayvanlar için bağış çağrısı yapan reklamlar yayınlanırken buradan açıkça; bugüne kadar ne kadar bağış toplandığını, bu bağışların hangi kalemlerde nerelere harcandığını ve toplanan onca bağışa rağmen hayvanlara mama dahi verilemeyecek bir noktaya nasıl gelindiğini soruyoruz. Bu mesele birkaç cümlelik ’soruşturma’ açıklamalarıyla geçiştirilemez; sorumlular ortaya çıkana, gerekli idari ve hukuki işlemler yapılana kadar bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı.



"Bu alanı bize tahsis etmelerini istiyoruz"


Başkan Albayrak’ın yanı sıra, hayvanseverler de barınağın önüne geldi. Barınaktan görüntü alan hayvanseverler, olayla ilgili tepkilerini ve düşüncelerini Başkan Albayrak’a anlattı. Albayrak’ın ardından kameralar karşısına geçen hayvan hakları savunucusu Nesrin Çiçek ise, şunları söyledi:


"Kırsal besleme yapmaktan noksan, kısırlaştırmayı bilmeyen insanlarla yola çıkıldı. Şurayı geldiğimiz zaman 150’ye yakın hayvan için yeterli sayıda kulübe bulunmadığını görürsünüz. En sert kışı yaşarken eğer biz şurada hayvanlara açıkta bırakıyorsak, Türkiye’de siyasi kimliği olan herkesin ayıbıdır. Bu alanı bize tahsis etmelerini istiyoruz. Bu hayvanların sahibi de biziz, emanetçisi de biziz."



Barınakta aç ve susuz bırakılan köpeklerin birbirini parçaladığı iddiası

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Türk pamuğunun geleceği masaya yatırıldı Bu yıl 8.’si gerçekleştirilen Ulusal Pamuk Zirvesi’nde Türk pamuğunun geleceği ve küresel pazarda gücünün artırılması masaya yatırılırken, Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur; "Sınırlı ekim alanına rağmen ülkemiz dünya pamuk üretiminde önemli bir paya sahip" dedi. Ulusal Pamuk Konseyi tarafından bu yıl 8.’si düzenlenen Ulusal Pamuk Zirvesi, İzmir’in ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Ülke genelindeki sektör temsilcilerini ve sanayicileri bir araya getiren zirvede, Türk pamuğunun geleceği, küresel pazar gücünün artırılması ve ekim alanlarının sürüdürülebilir hale getirilmesi konuları masaya yatırıldı. Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur’un açılış konuşmasıyla başlayan zirve, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu ve İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban’ın konuşmalarıyla devam etti. Açılış konuşmalarını yapan Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, pamuk sektörünün mevcut durumunu değerlendirmek, karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm geliştirmek ve geleceğe yönelik stratejik konuları ele almak amacıyla bir araya geldiklerini belirtti. Türkiye’nin sınırlı ekim alanına rağmen dünya pamuk üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu vurgulayan Çondur, bu başarının sürdürülebilir ve izlenebilir üretim anlayışının önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu ise 2026 yılının ilk dört ayında son iki yıla kıyasla daha fazla yağış alındığını belirterek, tarımsal üretim açısından bereketli bir yıl beklentisinin arttığını dile getirdi. Pamuğun Bakanlık tarafından belirlenen 13 stratejik üründen biri olduğuna dikkat çeken Emiralioğlu, Türkiye’nin kaliteli ve GDO’suz üretimle dünya üreticilerinden ayrıştığını söyledi. Türkiye’nin birim alandan elde edilen pamuk veriminde dünyada ilk üçte yer aldığını ifade eden Emiralioğlu, 2002 yılında dekara 353 kilogram olan kütlü pamuk veriminin yüzde 36 artışla 480 kilogram seviyelerine ulaştığını, dünya ortalamasının ise yaklaşık 236 kilogram olduğunu belirtti. Ayrıca pamuk üretimini desteklemeye devam ettiklerini belirten Emiralioğlu, 2025 yılında dekara bin 98 TL olan destekleme bedelinin 2026 yılı için bin 395 TL’ye yükseltildiğini açıkladı. İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban da konuşmasında üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik çalışmaların önemine değinerek, özellikle sulama tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bilinçsiz kimyasal ve ilaç kullanımının maliyetleri artırdığına dikkat çeken Elban, bu durumun bazı bölgelerde tarımdan uzaklaşmaya neden olduğunu ifade etti. Çiftçilerin pamuk üretiminden kopuş hızının azaltılması gerektiğini belirten Elban, sektör temsilcilerinin hızlı ve somut çözüm önerilerine odaklanmasının önemine işaret etti. İki oturum şeklinde gerçekleştirilen zirvenin ilk oturumunda, "Yerli Pamuk Üretimindeki Sorunlar ve Çözüm Önerileri" başlığı ele alındı. İkinci oturumda ise "Türk Tekstilinin Dünya ile Rekabeti" konusu değerlendirildi. Zirve, Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur’un kapanış konuşmasının ardından, programa katkı sunan sponsor firmalara ve konuşmacılara plaket takdimi gerçekleştirilmesiyle sona erdi. Ayrıca program süresince sponsor firmalar açtıkları stantlarda ürünlerini katılımcılara tanıttı.
Mersin Mersin’de Köy Enstitülerinin 85. yılına özel anlamlı etkinlik Mersin Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Tarsus’ta düzenlenen programda, Köy Enstitülerinin 85 yıllık mirası söyleşi ve belgesel gösterimiyle ele alındı, eğitim ve toplumsal kalkınmadaki önemi vurgulandı. ‘85. Yılında Köy Enstitüleri ve Düziçi Köy Enstitüsü’ söyleşi ve belgesel film gösterimi, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA) binasında gerçekleştirildi. Çukurova Üniversitesi Radyo-Televizyon Bölümü mezunu olan Umut Çınkır’ın mezuniyet projesi olarak hazırladığı ve Osmaniye Düziçi’ndeki Köy Enstitüsü’nde gerçekleştirilen düzenleme çalışmalarının konu alındığı belgesel ve film gösterimiyle başlayan programa, konuşmacı olarak Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Anadilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Sümbül katıldı. Köy Enstitüleri, cumhuriyet döneminin eğitim seferberliği kurumlarıydı TADEKA Edebiyat Kurulu Sözcüsü Remzi Karabulut’un açılış konuşmasıyla başlayan programda, ‘miras’ vurgusuyla Düziçi Köy Enstitüsünde yapılan düzenleme çalışmalarının yer aldığı belgesel ve film gösterimi sunuldu. Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Anadilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Sümbül ise konuşmasında; Köy Enstitülerinin, cumhuriyet döneminin eğitim seferberliği kurumları olduğuna dikkati çekti. Sunumunu slayt eşliğinde yapan Prof. Sümbül, Köy Enstitülerinin köy çocuklarını okur-yazar duruma getirmenin yanı sıra; sanatla, ziraatla ve hayatın farklı alanlarında da yetiştirdiğine ve kitap okuma alışkanlığı kazandırdığına vurgu yaptı. "Köy Enstitüleri, bu zamana kadar yapılmamış bir projedir" Danışmanlığını yaptığı belgesel filmin sunumunda yer almaktan dolayı mutlu olduğunu belirten Prof. Dr. Muzaffer Sümbül, "Birincisi Tarsus’ta olmaktan dolayı çok mutluyum. Tarsus’un Adana’ya kültürel ve tarihi yakınlığı, benzerliği, buradaki yapıyı, organizasyonların birbirleriyle iletişimde olması gerektiğini de gösteriyor. İki tane mutluluk kaynağım var. Birincisi Köy Enstitülerini konuştuk. İkincisi, öğrencimin mezuniyet projesi olan belgesel filmini, beraberce yaptığımız, danışmanlığını yaptığım projeyi, yıllar sonra tekrar izledik. Köy Enstitülerinin, bu zamana kadar yapılmamış bir yaklaşımla proje gerçekleştirildiği için, mimarlık öğrencilerinin üzerinden anlatıldığı için de ayrıca bir yapısal olarak kıymeti var" dedi. Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümünü bitiren ve mezuniyet projesi olarak ‘Düziçi Köy Enstitüsü’nü konu alan belgeseli çeken Umut Çınkır, çekimler esnasında Köy Enstitüleri ruhunu daha iyi anladığını dile getirerek, "Köy Enstitüleri kavramını daha önceden de biliyordum. Ama üniversite zamanında bu belgeseli çekerken, bu kurumların felsefesini daha iyi anladım. Köy Enstitülerinin hayatta olan mezunlarıyla tanışarak, Köy Enstitüleri yapılarını görerek, o ruhu daha iyi kavradım. Bu belgesel de hem o ruhu anlamamı, hem de nitelikli eğitimin neden önemli olduğunu anlamamı sağladı" ifadelerini kullandı.
İstanbul Dursun Özbek: "FIFA kokartı olmayan, tartışmalı bir hakemi bu maça atayarak sinir uçlarımızla oynuyorlar" Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Yasin Kol’un Fenerbahçe derbisine göre bir hakem olmadığını belirterek, "FIFA kokartı olmayan, sezon içinde gösterdiği performansı, saha içindeki duruşu tartışmalı bir hakemi bu maça atayarak bizim sinir uçlarımızla oynuyorlar. Dünya üzerindeki sayılı derbilerinden birine Türkiye’deki tüm kulüplerin tartıştığı bir hakemi atayarak neyi amaçladıklarını anlamak mümkün değil" dedi. Galatasaray Spor Kulübü Yıllık Olağan Bütçe Toplantısı, Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Toplantıda Galatasaray Başkanı Dursun Özbek açıklamalarda bulundu. Üyelere desteklerinden dolayı teşekkür eden Özbek, "Konuşmamı 3 başlık altında sizlerle paylaşacağım. Birincisi bu dönemdeki sportif başarılarımız, ikincisi projelerimizin son durumları, üçüncüsü ise kulübümüzü ilgilendiren finansal konular" dedi. Başkan Özbek, futbol takımının üst üste 4, toplamda da 26. şampiyonluğa doğru emin adımlarla yürüdüğünü belirterek, "Sezon başında gerçekleştirdiğimiz çoğu kişinin hayal bile edemediği yüksek profilli transferlerle Avrupa’da uzun süredir uzak kaldığımız hedefleri yeniden yakalamış olduk. Amacımız bu seviyelerde kalıcı olmak, daha da ileriye taşıyacağımıza inanıyorum. Yarın Ali Sami Yen Stadı’nda çok önemli maça çıkacağız. Ben inanıyorum ki hocamız ve takımımız bu mücadeleden bizleri gururlandıracak bir sonuçla ayrılacak ve 26. şampiyonluğumuza bizi bir adım daha yaklaştıracaklar" diye konuştu. "FIFA kokartı olmayan, tartışmalı bir hakemi bu maça atayarak bizim sinir uçlarımızla oynuyorlar" Fenerbahçe derbisine atanan Yasin Kol’un hakkında konuşan sarı-kırmızılıların başkanı, "Her gün nelerle mücadele ettiğimizi çok iyi şekilde anlamınızı istiyorum. Maçımıza yapılan hakem atamasına bakar mısınız? FIFA kokartı olmayan, sezon içinde gösterdiği performansı, saha içindeki duruşu tartışmalı bir hakemi bu maça atayarak bizim sinir uçlarımızla oynuyorlar. Dünya üzerindeki sayılı derbilerinden birine Türkiye’deki tüm kulüplerin tartıştığı bir hakemi atayarak neyi amaçladıklarını anlamak mümkün değil. Türk futbol kamuoyunun birleştiği bir nokta var. Bu hakem, bu derbiye göre bir hakem değil. FIFA kokartı yok. Diğer FIFA kokartlı hakemler dururken, bu hakemin atmasını Türkiye sorguluyor, biz de sorguluyoruz. Amaç ne olursa olsun, hedefleri ne olursa olsun bizim hedefimize zerre kadar etkisi olmayacaktır. Zannetmeyin ki bu ilk defa olan bir şey. Son 3 senedeki şampiyonluk dönemini hatırlarsanız bunun gibi birçok olayla karşılaştık, hepsinin de üstesinden geldik. Bunu çok anormal karşılaşmayın. Galatasaray özellikle futbolda özellikle bir seviyeye çıktı ki birçok mihrak, Galatasaray’ın bu yükselişinden rahatsız. Biz bu tip davranış biçimlerinin, bu tip Galatasaray’a saldırılarının hepsinin üstesinden geldik. 3 seneden beri verdiğimiz mücadeleye bugün de devam ediyoruz. Hepsi birbirine benziyor. Bu senenin geçmiş senelerden hiçbir farkı yok. Kazandığımız başarılar kıskanılmaktadır. Bu kıskançlık, kulübümüzü de hedef haline getirmektedir. Ne yaparsak yapalım bu durum artarak devam edecektir. Önümüzdeki sene, bu seneden daha zor bir sene olacaktır" şeklinde konuştu. Basketbol ve voleybol branşlarındaki başarıları aktaran Dursun Özbek, "Basketbol takımımız ligde son 8’e kalarak play-off maçları oynayacak. NBA Europe projesiyle görüşmelerimiz çok verimli bir şekilde sürüyor. NBA yetkilileri, Galatasaray’ın taraftarı gücünden, Aslantepe Vadisi’ndeki basketbol salonu projemizden ne kadar etkilendiklerini ifade ediyorlar. Kadın basketbol takımımız, Euroleague ve Türkiye Ligi’nde final oynadı. İnanıyoruz ki önümüzdeki dönemde hem yurt içinde hem de Avrupa’da kupalara ulaşacağız. Tekerlekli basketbol takımımız, ligde lider durumda. Eurocup 1 finalinde mücadele ediyor, 2 maçlarını da kazandılar. Voleybol erkek takımımız ligde 32 yıl aradan sonra geçen yıl oynadığı finalin ardından bu yıl finale çıktı. CEV Cup’ta şampiyon olan Kadın voleybol takımımızı kutluyorum. Kadın takımımızın kazandığı bu kupayla Galatasarayımız, Avrupa’da futbol, basketbol ve voleybolda kupa kazanan tek Türk kulübü oldu. Mutluyuz, gururluyuz" ifadelerini kullandı. Özbek ayrıca Amatör şubelerde şu ana kadar 76 kupa ve 691 madalya kazandıklarını açıkladı. "Dünya çapında bir tesise sahip olduğumuz için hepimiz gurur duymalıyız" Dursun Özbek Galatasaray Adası, Kalamış Tesisleri, Florya Konut Projesi, Riva Konut Projesi, Mecidiyeköy Binası, Büyükçekmece, Hasnun Galip Binası, Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park’taki yenilemelerle ilgili üyeleri bilgilendirdi. Kemerburgaz Metin Oktay Tesisleri’ne geçtiklerinden beri futbolcuların performanslarında önemli bir artış gözlemlendiğini ifade eden sarı-kırmızılıların başkanı, "Dünya çapında bir tesise sahip olduğumuz için hepimiz gurur duymalıyız. Bu tesisimiz sayesinde yurt dışında kamplarından büyük bir kısmını Kemerburgaz’da yapıyoruz. İkinci faz çalışmalarımız da devam ediyor. Kadın futbol ve akademi maçları için 1600 kişilik bir stat ekledik. Bundan dolayı bir miktar gecikme yaşandı. Saha düzenlemesi yapıldı, şantiye kuruldu, bu tesislerin inşaatını aralık 2026’ya kadar bitirmeyi planlıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Aslantepe Vadisi, yarınlara daha güçlü Galatasaray bırakmamızı sağlayacak önemli bir adım" Aslantepe Vadisi projesinin sadece proje olmadığını, Galatasaray’ın geleceğini güvence altına alan çalışma olduğunu belirten Başkan Özbek, "Kulübümüzün rekabet ettiği her branşta sürdürülebilir bir sportif başarıya ulaşması için zemin hazırlayacak ve yarınlara daha güçlü Galatasaray bırakmamızı sağlayacak çok önemli bir adımdır. 165 bin metrekare bir inşaat alanında gerçekleşecek. Basketbol, voleybol ve amatör branşlarımızı tek bir çatı altında toplayacağız" açıklamasında bulundu. "9 aylık hasılatımız diğer iki rakibimizin toplamından fazla" Galatasaray Başkanı Dursun Özbek son bölümde finansal konularla ilgili konuştu. Mart 2025 - Şubat 2026 tarihleri arasında 18.3 milyar TL hasılatla Sportif AŞ’nin rekor kırdığını söyleyen Özbek, "9 aylık hasılatımız diğer iki rakibimizin toplamından fazla. Bu da hepimizi gururlandırıyor. Stadyum gelirleri 12 ayda 93 milyon Euro hasılat elde ettik. Bu tablo Galatasaray taraftarının gücünü ortaya koymaktadır" dedi. "Cafe il Gala markası kurmayı planlıyoruz" Mağazacılıkta son 12 ayda 120 milyon Euro net ciroya ulaştıklarını aktaran Başkan Özbek, "Forma satışlarımız büyümeye devam ediyor. Bu sezon nisan ayı itibarıyla 945 bin sayısına ulaştık. 1 milyon hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Mağazacılık çatısı altında Cafe il Gala markasıyla kafe zinciri kurmayı planlıyoruz. Hedefimiz 5 yıl içinde yurt dışı daha dahil olmak üzere 500 lokasyona ulaşmak. İlk 10 mağazayı da bu yıl sonuna kadar açmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "UEFA’dan 60 milyon Euro gelir elde ettik" Sponsorluk, reklam ve isim hakkı gelirlerinden son 12 sayda 89 milyon Euro kazandıklarını söyleyen Dursun Özbek, sözlerine şöyle devam etti: "Futbol takımımızın başarısı sponsor gelir miktarını da ciddi şekilde arttırdı. Forma sponsorluk gelirlerimiz 38 milyon Euro seviyesine çıktı. Şampiyonlar Ligi’ndeki performansımızla birlikte UEFA’dan 60 milyon Euro gelir elde ettik. Tüm gelir kalemlerindeki artış sayesinde son 9 ayda 30 milyon Euro - 1.5 milyon TL brüt karlılık elde edilmiştir. Son 9 ayda Galatasaray, brüt kar elde eden Süper Lig’de tek takım. 9 ayda 15 milyon Euro-734 milyon TL kar ettik. Karlılığı etkileyen faktörlerden biri futbolcu satışlarıdır. Güncel piyasa değeri 20 milyon Euro’nun üzerinde 6-7 futbolumuz bulunmaktadır. Bu yatırım döneminde uygun şartlar oluşmadıkça bu değerli kadrodan oyuncu satmayı da planlamıyoruz. Bu kadronun daha büyük başarılara ve daha büyük gelirlere vesile olacağına inanıyoruz. 28 Şubat 2026 itibarıyla Sportif AŞ’nin yükümlülüğü 25.7 milyar TL, varlıklarımız 41.6 milyar TL." Dursun Özbek; Victor Osimhen, Uğurcan Çakır ve Wilfried Singo transferleri için verilecek toplam 135 milyon Euro bonservis bedelinin 80 milyon Euro’sunu ödediklerini belirterek, "Yaptığımız bu yatırımlar Galatasaray’ın marka değerini arttırdı, rakiplerimize örnek oldu" dedi.
Osmaniye Saldırıda hayatını kaybeden Adnan’ın mezarlarına bırakılan notlar duygulandırdı Kahramanmaraş’ta meydana gelen elim olayda hayatını kaybeden Adnan Göktürk Yeşil’in mezarı, bayraklar, çiçekler ve duygu dolu notlarla donatıldı. Kabir başına bırakılan mektup ve şiirler, ziyaret edenlerin yüreğini dağladı. Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen saldırıda hayatını kaybeden 5. sınıf öğrencisi Adnan Göktürk Yeşil’in, Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde bulunan mezarını ziyaret edenlerin bıraktığı şiir ve mektuplar yürek burkuyor. Adnan’ın kabrini ziyaret eden dayısı Kemal Yeşil ile kuzeni Derin Yeşil de mezarlığa gelerek dua etti. Vatandaşlar tarafından bırakılan onlarca mektup ve şiiri tek tek okuyan aile üyeleri, gösterilen vefa karşısında duygu dolu anlar yaşadı. Kabir başında en dokunaklı anlardan biri ise mezara bırakılan bir mektubun, kuzeni Derin Yeşil tarafından okunması oldu. Bizler çok isterdik Adnan’ın 23 Nisan bayramını kutlamasını ama olmadı diyen dayı Kemal Yeşil, "Adnan Göktürk bizim yeğenimiz. Bugün benim de küçük bir kızım var. O da, "Adnan Göktürk’ün mezarına gidebilir miyiz baba?" dedi. Onu getirdim. Geldiğimde burada Haruniye Okulu öğrencileri ile başka okullardan öğrencilerin yazmış oldukları mektupları gördük. Bu durum bizi çok duygulandırdı ve gururlandırdı. Hepsine çok teşekkür ediyorum. 23 Nisan’da mezara bırakılan mektuplar da ayrı bir anlam taşıyor. Biz, Adnan Göktürk’ün de bu 23 Nisanları kutlamasını isterdik ama olmadı, Rabbim kısmet etmedi. Bu nedenle 23 Nisan’da bayramı kutlamak için mezarına gelen çocuklara da çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Kırklareli Kırklareli’nde çevreci öğrenciler sahilde temizlik yaptı Kırklareli İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde yürütülen "Erdemli Nesiller" projesi kapsamında, Lüleburgaz Atatürk Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından "Su ve Okyanus Okuryazarlığı" konusunda detaylı bir çalışma gerçekleştirildi. Proje çerçevesinde öğrenciler, bölgedeki su kaynakları, yeraltı suları ve deniz biyoçeşitliliği üzerine incelemelerde bulunarak, elde edilen verilerin yıllar içerisindeki değişimini raporlamayı hedefliyor. Bilimsel çalışmaların yanı sıra farkındalık oluşturmayı amaçlayan projede, öğrencilerin çevre bilinci kazanmaları da ön planda tutuluyor. Öğrenciler, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’na teknik gezi düzenledi. Milli parkta görevli orman mühendisleri tarafından öğrencilere, bölgenin ekosistemi, biyolojik çeşitliliği ve sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında detaylı bilgiler verildi. Gerçekleştirilen bilgilendirmenin ardından öğrenciler, Mert Gölü Kuş Gözlem Kulesi’nde yetkililer eşliğinde doğa gözlemi yaptı. Etkinlik sonrası toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden öğrenciler, İğneada sahilinde çevre temizliği gerçekleştirdi. Toplanan atıklarla denizlerin ve kıyıların korunmasının önemine dikkat çeken öğrenciler, hem kendilerine hem de çevrelerine örnek olmayı amaçladı.Gerçekleştirilen etkinliklerle öğrencilerin, doğaya karşı duyarlılıklarının artırılması ve sürdürülebilir çevre bilincinin yaygınlaştırılması hedeflenirken, program gün boyu süren faaliyetlerin ardından sona erdi.