ASAYİŞ - 15 Mayıs 2026 Cuma 12:26

Belediye Başkanına hakaret eden eski İYİ Partili’ye 7 ay hapis

A
A
A
Belediye Başkanına hakaret eden eski İYİ Partili’ye 7 ay hapis

Eskişehir’de Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün Güneş’e hakaret iddiasıyla yargılanan Mehmet Emin Korkmaz hakkında karar açıklandı. 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında sanık, "kamu görevlisine alenen hakaret" suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.


Dava, Eskişehir 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya müşteki Zeynep Akgün Güneş’in vekilleri Av. Pınar Turhanoğlu Gücüyener, Av. Halide Akay ve Av. Kübra Yıldırım katılırken; sanık Mehmet Emin Korkmaz ve müdafisi Av. Yakup Demir duruşmaya Erzurum’dan SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla bağlandı.



"Siyasi kimliğim üzerinden kumpas kuruldu"


Erzurum’dan bağlanarak son sözlerini söyleyen İYİ Parti’den ihraç edilen sanık Mehmet Emin Korkmaz, hakkındaki iddiaları reddederek beraatini talep etti. Korkmaz savunmasında şu ifadelere yer verdi:


"Beyanlarımı tekrar ediyorum. Şahsıma siyasi kimliğim üzerinden kurulmuş olan bir kumpastır. Bir hanımefendiyi kişisel görüşleri üzerinden hedef almak doğru değildir. Beraatimi talep ediyorum."


Sanık müdafii de SEGBİS üzerinden yaptığı savunmada, müvekkilinin sosyal medya hesabının çalındığı yönündeki iddialarını yineleyerek, "Müvekkilim hesabının çalındığına dair beyanda bulunmuştur. Tüm hususlar göz önünde bulundurularak beraatine karar verilmesini talep ediyoruz" dedi.



Müşteki vekillerinden "Şikayetimiz devam ediyor" vurgusu


Duruşma salonunda hazır bulunan müşteki Zeynep Akgün Güneş’in avukatları ise sanığın cezalandırılması yönündeki taleplerini yineledi. Müşteki vekilleri, "Şikayetlerimize devam ediyoruz. Meslektaşımın beyanlarını tekrar ediyorum" diyerek sanığın eyleminin toplumda infial oluşturduğunu ve üst hadden cezalandırılması gerektiğini savundu.



Mahkeme indirim uyguladı ancak HAGB vermedi


Mahkeme heyeti, yapılan yargılama sonucunda sanığı "kamu görevlisine alenen hakaret" suçundan önce 11 ay 7 gün hapis cezasına çarptırdı. Sanığın duruşmadaki tutumu göz önünde bulundurularak yapılan takdiri indirimle ceza 7 ay 15 güne düşürüldü.


Ancak sanık hakkında daha önce kesinleşmiş iki ayrı Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı bulunması sebebiyle, bu hüküm için erteleme veya HAGB uygulanmasına yer olmadığına karar verildi.



"Bu hakaret inancına göre giyinen tüm kadınlaradır"


Karar sonrası açıklamalarda bulunan müşteki vekili Av. Pınar Turhanoğlu Gücüyener, şunları söyledi:


"Belediye başkanımıza yapılan bu hakaretin, aynı zamanda inancına göre giyinen ve vazifesini bu şekilde yapan tüm kadınlara yönelik olduğunu düşünüyoruz. Mahkeme sanığın cezalandırılmasına ve önceki suçları nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verdi. Verilen 7 ay 15 günlük cezaya karşı hukuki itirazlarımızı sunacağız."



Belediye Başkanına hakaret eden eski İYİ Partili’ye 7 ay hapis

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Alacak-verecek kavgasında öldürülen adamın oğlu konuştu: "Borç babamın değildi, suçsuz yere hunharca katledildi" Antalya’da çıkan bıçaklı kavgada hayatını kaybeden 64 yaşındaki şahsın oğlu, babasının olaydaki alacak-verecek meselesiyle ilgisinin bulunmadığını belirterek, "Babam iş yeri sahibi B.D.’nin teyze çocuğuydu. Sadece bu yüzden hedef oldu" dedi. Şahsın cenazesi, defnedilmek üzere İzmir’e götürüldü. Olay, saat 20.15 sıralarında Kepez ilçesi Menderes Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Sebahattin Küpeli (64) ile B.T. arasında çıkan tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Kavga sırasında B.T., yanındaki bıçakla Sebahattin Küpeli’yi boyun ve sırt kısmından yaraladı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan Küpeli, kaldırıldığı hastanede doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti. Kavga sırasında yaralanan şüpheli B.T. ise Antalya Şehir Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından polis ekiplerince gözaltına alındı. "Babamın olaydaki borç meselesiyle ilgisi yoktu" İzmir’de yaşadığını belirten Sebahattin Küpeli’nin oğlu, olayın iş yerindeki alacak-verecek meselesi nedeniyle yaşandığını ancak babasının bu konuyla ilgisinin bulunmadığını söyledi. Babasının iş yeri sahibi B.D.’nin teyze çocuğu olduğunu belirten Küpeli, "Babam yaklaşık 15 gün önce çalışmak için Antalya’ya geldi. Emekli bir insandı. Sadece kurbanlık işi için kısa süreli çalışıyordu. Şüpheli, iş yerindeki alacak-verecek meselesi nedeniyle babamdan para istemiş. Babamın bu olayla hiçbir ilgisi yoktu" dedi. "Babamı sırtından, boynundan ve karnından bıçaklamış" Babasıyla kimsenin husumeti olmadığını ifade eden Küpeli, "Babamı tanıyan herkes onun ne kadar temiz bir insan olduğunu bilir. Karakolluk olmuşluğu, herhangi bir davası yoktu. Babamı hunharca katletti. Sırtından, boynundan ve karnından bıçaklayıp bırakmış. Bu vahşi bir cinayet. Bunun peşini bırakmayacağım. Olayı gerçekleştiren kişinin en ağır cezayı almasını istiyorum" diye konuştu. Hayatını kaybeden Sebahattin Küpeli’nin cenazesinin işlemlerin ardından defnedilmek üzere İzmir’e götürüldüğü öğrenildi.
İstanbul Meydan İstanbul yeni nesil Zara’nın Türkiye’deki ilk tercihi Zara’nın Türkiye’deki ilk yeni nesil flagship (amiral) mağazası, Meydan İstanbul’da açıldı. Meydan İstanbul, Zara’nın Türkiye’deki ilk yeni nesil flagship (amiral) mağazasına ev sahipliği yapıyor. Ümraniye’de konumlanan alışveriş merkezinde 15 Mayıs tarihinde kapılarını açan mağaza, 5 bin metrekare alanıyla Türkiye’deki en büyük Zara mağazaları arasında yer alıyor. Zara’nın yeni mağaza konsepti Zara Woman, Zara Man ve Zara Kids koleksiyonlarını tek çatı altında buluşturan yeni mağaza, markanın dünyadaki en güncel mağaza konseptlerinden biri olarak öne çıkıyor. Yeni nesil mağaza yaklaşımı; daha akıcı dolaşım, deneyim odaklı alan kurgusu ve rafine mimari yapısıyla ziyaretçilere farklı bir alışveriş deneyimi sunuyor. Meydan İstanbul’daki Zara mağazası, markanın Türkiye’de bir alışveriş merkezi içerisinde konumlanan ilk bağımsız amiral binası olma özelliğini de taşıyor. Inditex Grubu’nun İstanbul’daki en güçlü merkezi WAM Asset Management İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet İlhan Gülay, Inditex Grubu markalarının Meydan İstanbul’da oluşturduğu güçlü yapıya dikkat çekerek, "128 dönüm büyüklüğüyle Türkiye’nin en önemli HUB noktalarından olan Meydan İstanbul’u yalnızca alışveriş merkezi olarak değil; yaşam, deneyim ve güçlü markaların buluştuğu uluslararası bir perakende destinasyonu olarak konumlandırıyoruz. Zara’nın dünyadaki en yeni mağaza konseptlerinden birini Türkiye’de ilk kez Meydan İstanbul’da hayata geçirmesi, bu vizyonun çok güçlü bir göstergesi" dedi. Inditex Grubu’nun Bershka, Pull&Bear, Stradivarius ve Oysho markalarının ardından Zara’nın da Meydan İstanbul’a katılmasıyla birlikte proje, uluslararası moda ve yaşam markaları açısından İstanbul’un en güçlü perakende merkezlerinden biri haline geldi. Yılda 32 milyon ziyaretçi Ümraniye’de 128 dönüm alan üzerinde konumlanan Meydan İstanbul, yılda 32 milyon ziyaretçi ağırlıyor ve Avrupa’nın en büyük green-roof/open-air çevreci projeleri arasında yer alıyor. Proje, Zara’nın dünyadaki sayılı mağazalarından birine ev sahipliği yaparak Türkiye perakende sektöründe yeni nesil mağazacılık anlayışının önemli örneklerinden biri oldu.
Kayseri Başkan Çolakbayrakdar: "Şampiyon çocuklarımızla gurur duyuyorum" Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar; Futsal Türkiye Şampiyonası’nda elde ettikleri büyük başarıyla Kayseri’ye gurur yaşatan Kocasinan’ın özel sporcularını makamında ağırladı. Şampiyon sporcularla yakından ilgilenen, tek tek tebrik eden Başkan Çolakbayrakdar, "Şampiyon altın çocuklarımızla gurur duyuyorum" dedi. Şampiyon sporcuların azmi, disiplini ve mücadele ruhuyla herkese örnek olduğunu vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar; "Bugün burada sadece bir sportif başarıyı değil; azmin, inancın ve emeğin zaferini kutluyoruz. Sizler, elde ettiğiniz bu şampiyonlukla sadece Kayseri’mizin değil, tüm Türkiye’nin gönlünde taht kurdunuz. Gösterdiğiniz mücadele, fedakârlık ve takım ruhu hepimize ilham verdi. Kocasinan Belediyesi olarak spora ve sporcuya her zaman destek olmaya devam ediyoruz. Özellikle özel sporcularımızın başarıları bizler için ayrı bir gurur vesilesidir. Çünkü sizler, engellerin sevgiyle, emekle ve kararlılıkla aşılabileceğini tüm Türkiye’ye gösterdiniz." ifadelerini kullandı. Sporun birleştirici gücüne dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar; "Gençlerimizin sporla iç içe olması, sağlıklı bireyler olarak yetişmesi ve uluslararası arenalarda ülkemizi temsil etmesi en büyük hedeflerimizden biridir. Kocasinan Belediyesi olarak tesisleşmeden altyapıya, amatör branşlardan özel sporcularımıza kadar her alanda sporun ve sporcunun yanında olmaya devam edeceğiz. Sizlerin başarıları, gelecekte yetişecek sporcularımıza da umut ve motivasyon olacaktır. Şampiyon altın evlatlarımızla gurur duyuyorum" diye konuştu. Türkiye Down Sendromlu Futsal Milli Takımı ve Kocasinan Spor Kulübü Antrenörü Uğur Arı ise Kocasinan Belediyesi’nin spora verdiği desteklerin başarıda büyük pay sahibi olduğunu belirterek, "Başkanımız Sayın Ahmet Çolakbayrakdar’a her zaman yanımızda olduğu için teşekkür ediyoruz. Sporcularımızın elde ettiği başarılar, verilen desteklerin ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Kocasinan Belediyesi Spor Kulübü, birçok branşta hem Kayseri’yi hem de Türkiye’yi başarıyla temsil etmektedir." dedi. Ziyaret sonunda şampiyon sporcular, kazandıkları kupayı Başkan Çolakbayrakdar ile birlikte havaya kaldırarak büyük sevinç yaşadı. Coşkulu anların yaşandığı programda günün anısına hatıra fotoğrafı çekilirken, Başkan Çolakbayrakdar sporculara çeşitli hediyeler verdi.
Samsun Su profesörü uyardı: "2026 kış mevsimi yağışları son 66 yılın zirvesine çıktı" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, 2025 sonbaharı ile 2026 ilkbaharı arasındaki dönemde yağışların uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleştiğini, 2026 kış mevsimi yağışlarının ise bazı ölçümlerde son 66 yılın zirvesine çıktığını belirtti. Türkiye’de özellikle 2025 sonbaharı ile 2026 ilkbaharı arasındaki dönemde yağışlar uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Ekim 2025–31 Mart 2026 arasındaki "su yılı" yağışları normalin yüzde 25, geçen yılın aynı döneminin ise yüzde 87 üzerinde gerçekleşti ve son 38 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 2026 kış mevsimi yağışlarının ise bazı ölçümlerde son 66 yılın zirvesine çıktığı ifade edildi. Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye’nin birçok bölgesinde su baskını ve sele neden olan yağışlar ile yaz dönemindeki beklentiler hakkında açıklamalarda bulundu. Son dönemde artan yağışları değerlendiren Prof. Dr. Demir, "Son 6 ay içerisinde hem dünyanın genelinde belli yerlerde hem de ülkemizde yoğun bir yağış rejimi ve yağış geçişleri yaşıyoruz. MGM verilerine baktığımızda bu yağışlar hem 2025 yılı su yılına göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla, geçen seneki aynı dönemdeki yağışlara göre yaklaşık yüzde 80’in üzerinde daha fazla. Son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz. Bu yağışlar önümüzdeki süreçte de belli ölçüde devam edecek" dedi. "Ekstrem iklim olayları bekliyoruz" İklim değişikliği ile birlikte ekstrem olaylar beklediklerinin altını çizen Prof. Dr. Yusuf Demir, "Yağışlar veya kuraklık tek başına bize küresel iklimi tanımlamada yetmiyor. Kuraklığı tanımlarken de sadece küresel iklimin sonucunun kuraklık olmadığını, yağış rejiminin değişken olması ve düzensiz yağışların düşmesinin de ciddi anlamda küresel iklim değişimi sonuçlarını ifade ettiğinin altını çiziyorum. Dünyada yaşanan küresel iklim değişimi sürecinde gördüğümüz bu sonuçlar aynı zamanda bu seneki yağış rejiminde yaşadığımız süreci de ifade ediyor. Özellikle Akdeniz üzerinde meydana gelen sıcak hava dalgaları ve Akdeniz’deki yüksek sıcaklıklar bu mevcut yağışların oluşmasında ana etkenlerden bir tanesi. Bir diğer önemli etken ise özellikle yaşadığımız süreçte Jetstream dediğimiz atmosferdeki hava akımlarının, konveksiyonel akımların çok değişken gerçekleşmesi. Küresel iklim etkisiyle beraber bu durum yağışların oluşmasında ülkemiz üzerinde ve çevresinde yine ana etkenlerden biri. Bir diğer önemli etken ise ENSO dediğimiz El Nino ve La Nina etkisi arasındaki geçiş süreci. El Nino ile La Nina’nın geçiş sürecini yaşıyoruz. Bu geçiş süreci de yüksek yağışların oluşmasında, düzensiz ve ani yağışların meydana gelmesinde önemli bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Küresel iklim etkisiyle beraber ekstrem iklim olaylarını bekliyoruz. Havza’daki sel felaketinde Karadeniz Bölgesi’nde belli yerlere düşen ani selleri zaman zaman uyarıyoruz. Çorum’da yaşanan hortum olayı veya ülkemizin çok değişik yerlerinde yaşanan bu tür iklim olayları da küresel iklim sonucunda meydana gelen yağış rejimindeki değişiklikler, düzensizlikler ve ani yağışların oluşmasının sonucudur" diye konuştu. "Savaşlar ve başka ülkelerin yağışlardaki etkisi komplo teorisi" Artan yağışların dış güçler ve savaşlarla alakalı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Demir, "Yüksek yağış dediğimiz ya da küresel iklim etkisi dediğimizde sadece kuraklık, susuzluk ve su eksikliği değil, aynı zamanda düzensiz yağışlar, yüksek şiddetli yağışlar veya belli dönemlerde meydana gelen fırtınalı iklim olaylarını da tanımlayabiliriz. Son zamanlarda sosyal medyada çok fazla konuşuluyor. ’Acaba bu yağışların farklı sebepleri mi var? Bölgemizde meydana gelen savaşlar ya da farklı ülkelerin bu noktadaki iddiaları etken mi?’ diye soruluyor. Bilimsel verilerin hiçbirinde böyle bir sürecin gerçekleşme ihtimali ortaya konulmuyor. Bunlar tamamen komplo teorisi ve sosyal medyada okuyucu kitlesi oluşturma gayretinden başka bir şey değil. Dolayısıyla ülkemizde veya dünyada yağış rejimini düzenlemek ya da yağışları artırmak için bulut tohumlama dediğimiz farklı uygulamalar var. Bu uygulamalarda atmosfere gümüş iyodür, kuru buz gibi farklı maddeler katılarak o bölgedeki yağışlardan biraz daha fazla yararlanılmaya çalışılıyor. Ancak bu çalışmaların etkili olabilmesi için havada belli bir nem ve bulut olması gerekiyor. Bu yöntemlerin yağışları yüzde 5 ile yüzde 20 arasında artırma gücü var. Bir yağışın veya bir bölgedeki nemin başka bir bölgeye taşınmasıyla ilgili şu ana kadar bilimsel olarak ortaya konulmuş bir gerçeklik yok. Bu çok yüksek enerji ve büyük güç isteyen bir durum. Bu konuda yapılan çalışmalar olabilir ama şu anda söylenen iddialar ve sosyal medyada dolaşan komplo teorilerine halkımızın çok fazla itibar etmemesi gerekiyor. Yaşadığımız bu sürecin; küresel iklim etkisi, El Nino-La Nina geçişi ve Akdeniz’deki sıcak hava etkisi gibi nedenlerle meydana geldiğini ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "Temmuz, ağustos ve eylülde aşırı sıcaklık ve kuraklık bizi bekliyor" Yağışların artması ve barajların tam doluluğa ulaşmasına rağmen yaz aylarında kuraklık ve aşırı sıcaklıkların yaşanabileceğini ifade eden Demir, şunları söyledi: "Yaz aylarında bizi nelerin beklediğine bakmak lazım. Şu anda gördüğünüz gibi şiddetli yağışların yaşanmaya devam ettiği bir dönemdeyiz. Bir bakıyorsunuz bir ayda düşecek yağış bir saatte düşüyor. Ani seller meydana geliyor. Ben yaz ayları için bu noktada halkımızı, ilgilileri ve yetkilileri özellikle uyarmak istiyorum. Çünkü yaz döneminde böyle yağışlı ve serin bir iklim beklemiyoruz. Tam tersine yaz döneminde yine belli yerlerde ve bölgelerde şiddetli yağışlar görülebilir ancak aşırı sıcakların ve kuraklık riskinin özellikle temmuz, ağustos ve eylül aylarında bizi beklediğini veriler gösteriyor. Onun için şimdiden bunlara hazır olmak lazım. Yaz döneminde beklediğimiz en önemli olaylardan biri bunaltıcı sıcaklıklar. Karadeniz Bölgesi gibi bölgelerde de şu anda yaşadığımız süreçte olduğu gibi temmuz ve ağustos aylarında zaman zaman ani şiddetli yağışlarla beraber sel felaketleri olabilir. Bunlara karşı dikkatli ve hazırlıklı olmamız gerekiyor. Yaz döneminde yaşayacağımız kuraklık süreci ile birlikte mutlaka su kaynaklarımızı doğru kullanmalı, geleceğe taşımalı ve ihtiyaç duyduğumuz anda ihtiyacımızı karşılayacak şekilde yönlendirmeliyiz. Şu anda aldığımız yağışlar barajlardaki doluluk oranlarını çok yüksek seviyeye çıkardı. Dün özellikle Amasya civarındaki barajlardaki doluluk oranları yükseldiği için resmi kurumlardan yapılan açıklamalarda halkın dikkatli olması, barajlardaki suyun salınacağı ve sel felaketi yaşanabileceği yönünde uyarılar yapıldı. Bunlar mevcut yağış süreciyle ilgili doğal gelişmeler. Ancak ben her zaman şunu ifade ediyorum; hazıra dağlar dayanmaz. Bu günleri atlattığımızda mevcut kaynaklar çok hızlı bir şekilde tükenebilir. Onun için kaynaklarımızı doğru kullanmayı şimdiden planlamak ve geleceğe hazırlanmak durumundayız."